İrşâdü'l-Fuhûl ilâ Tahkîki'l-Hak min İlmi'l-Usûl (eş-Şevkânî)
Kısım: Usûl-i Fıkıh
Kitap: İrşâdü'l-Fuhûl ilâ Tahkîki'l-Hak min İlmi'l-Usûl
Müellif: Muhammed b. Ali b. Muhammed b. Abdullah eş-Şevkânî el-Yemânî (v. 1250 h.)
Muhakkik: Şeyh Ahmed İzzo İnâye, Dımaşk – Kefr Batnâ
Takdim edenler: Şeyh Halîl el-Meys ve Doktor Veliyyüddîn Sâlih Fervûr
Yayınevi: Dâru'l-Kitâbi'l-Arabî
Baskı: Birinci basım, 1419 h. / 1999 m.
Cilt sayısı: 2
[Kitap numaralandırması matbu nüshaya uygundur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
إرشاد الفحول إلى تحقيق الحق من علم الأصول (الشوكاني)القسم: أصول الفقهالكتاب: إرشاد الفحول إلي تحقيق الحق من علم الأصولالمؤلف: محمد بن علي بن محمد بن عبد الله الشوكاني اليمني (ت ١٢٥٠هـ)المحقق: الشيخ أحمد عزو عناية، دمشق - كفر بطناقدم له: الشيخ خليل الميس والدكتور ولي الدين صالح فرفورالناشر: دار الكتاب العربيالطبعة: الطبعة الأولى ١٤١٩هـ - ١٩٩٩معدد الأجزاء: ٢[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Birinci Cilt - Mukaddime - Zahle, Bekaa ve Garbî Müftüsü, Şeyh Halîl el-Meyyis'in Takdimi… Zahle ve Garbî Bekaa Müftüsü, Şeyh Halîl el-Meyyis'in Takdimi:
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Hamd, yalnızca Allah'adır. Salât ve selâm, kendisinden sonra nebî bulunmayan Muhammed'e; onun âline, ashâbına ve kıyamet gününe dek onlara ihsan ile tâbi olanlara olsun.
Emmâ ba‘d:
Hicrî on beşinci asır, şer‘î ilimlerin – bununla birlikte fıkıh usûlü ilminin de – rönesans dönemlerinden sayılmaktadır. Zira ulemânın bu ilme yönelik ihtimamı iki metot üzerinde tezâhür etmiştir.
Birincisi: Bu fende telif – buna araştırmacılar tarafından İslâm şerîatında yüksek lisans ve doktora dereceleri elde etmek için takdim edilen ilmî tezler de dâhildir. İşte bu noktada nefisler ondan daha fazla istifadeye iştiyak duymuş ve “Usûlün Aslına İnme” (ta‘sîlü’l-usûl) başlığı altında onun tecdidine yönelik çağrılar yükselmiştir.
İkincisi: Araştırmacıların ellerine ilmî malzemeyi sunmak üzere mîrâs kitaplarının tahkîkine yönelinmesi ve asırlar boyu kamu ve özel kütüphanelerin hazinelerinde gömülü kalmış olan o kıymetlere ulaşımın kolaylaştırılmasıdır. İşte bu noktada nefisler – matbu olanlar da dâhil olmak üzere – bu ilmî hazînelerin muhtevasını idrâke iştiyak duymuştur. Zira matbu nüshalar, tahkîke yazma nüshalardan daha çok muhtaçtır. İşte bu değerli ilmî eserler arasında İmâm Şevkânî’nin “İrşâdü’l-Fuhûl”ü bulunmaktadır.
Bu ilim, ancak ulemânın fuhûl (ilim otoriteleri) olanlarının eliyle ele geçirilebileceğinden – çünkü İmâm Gazzâlî’nin dediği gibi, o, akıl ve naklin birleştiği bir ilimdir – fazladan söze hacet yoktur ki bu kitaplara ihtimam göstermeye ancak ulemânın seçkinleri ve ehl-i tahkîk güç yetirebilir. Zira sözü kaynağına nispet etmekle yetinmek kâfi gelmez, bilakis müellifi takip etmek, güzel sözleri ve değerli kaideleri devşirmek ve gerektikçe bunlara ta‘likte bulunmak zarurîdir.
İşte bu noktada ricâlin himmetleri, metnin ve kaynaklarının muhtevasındaki gizliyi açığa çıkarmada tezâhür eder. Tâ ki bir tek kitap vesilesiyle bile olsa mîrâsa vakıf olalım.
Nasıl olmasın? Zira Şevkânî bu sahada temâyüz etmiş, nakilde emîn, râcih görüşü seçmede usûlcü bir fakîh ve mezhepleri serdetmede mütebahhir bir âlimdir. Gerçekten de biz onun bu İrşâd’ı vasıtasıyla, farklı metot ve ekolleriyle birlikte usûl ilmini okumuş oluruz.
المجلد الأولالمقدمةمقدمة سماحة مفتي زحلة والبقاع والغربي الشيخ خليل الميس…مقدمة سماحة مفتي زحلة والبقاع الغربي الشيخ خليل الميس:بسم الله الرحمن الرحيمالحمد لله وحده والصلاة والسلام على من لا نبي بعده محمد، وعلى آله وصحبه والتابعين لهم بإحسان إلى يوم الدين.وبعد:فيعتبر القرن الخامس عشر الهجري من عصور نهضة العلوم الشرعية، بما في ذلك علم أصول الفقه. حيث توجهت عناية العلماء به في منهجين.الأول: التصنيف في هذا الفن، بما في ذلك الأطروحات العلمية المقدمة من الباحثين لنيل درجات الماجستير والدكتوراه في الشريعة الإسلامية، وهنا تشوقت النفوس إلى الاستزادة منه، وتعالت النداءات إلى تجديده تحت عنوان "تأصيل الأصول".الثاني: التوجه نحو تحقيق كتب التراث لتوفير المادة العلمية بين يدي الباحثين، وتسهيل الحصول على تلك الكنوز التي كانت دفينة في خزائن المكتبات العامة والخاصة قرونا طويلة.وهنا تشوقت النفوس للوقوف على محتويات تلك الذخائر العلمية، بما في ذلك المطبوع منها، وهو أحوج إلى التحقيق العلمي من المخطوط، ومن بين تلك الأسفار العلمية النفيسة كتاب "إرشاد الفحول للإمام الشوكاني".ولما كان هذا العلم لا تناله إلا أيدي الفحول من العلماء؛ لأنه كما قال الإمام الغزالي: علم ازدوج فيه العقل والنقل، كان من نافلة القول إن الاعتناء بتلك الكتب لا يقوى عليها إلا النخبة من العلماء وأهل التحقيق. حيث لا يكفي أن يعزى القول إلى مصدره، بل لا بد من تعقب المصنف، واقتناص غرر الكلام، ودرر القواعد، والتعليق عليها كلما اقتضى الأمر.وهنا تبرز غزائم الرجال في إماطة اللثام عن مكنون النص، ومصادره؛ لنشرف على التراث، ولو من خلال كتاب واحد.كيف لا، والشوكاني هو المبرز في هذا الميدان، وهو الأمين في النقل، والفقيه الأصولي في اختيار الراجح من القول، والمتبحر في تحرير المذاهب، وإنه بحق لنقرأ من خلال إرشاده
İşte bu noktada, araştırmacı muhakkik Şeyh Ahmed Azzu'nun bu muhterem eseri tahkik etme hususundaki faziletli ihtimamı tecelli etmektedir. Zira o, gayretini isminden iştikak etmiş; böylece isim ile müsemma örtüşmüştür. Bu kitabın yeni bir kisve ile ve mümtaz bir ihtimamla neşredilmesi sağlanmıştır. Sanki bu kitap, muhakkikin tahkikleri, istidrakları ve ta'likleri sayesinde okuyucuyu ikinci kez bu eserin kaynaklarına yönlendirmekte; böylece İrşadü'l-Fuhul'a yeni bir kisve giydirmektedir. Bu yeni baskı, Allah teâlânın izniyle faziletli muhakkikin âsârından biri, büyük müellif için bir ikram ve bu ilme tutkun her okuyucunun arzulayacağı gözde bir eser (kıymetli bir kazanç) olacaktır. Allah, muvaffak kılanın ta kendisidir. Bunu kaleme alan: Zâhle ve el-Bekâ' el-Garbî Müftüsü Şeyh Halîl el-Meyyis. 9 Şevval 1417 / 16 Şubat 1997.
علم الأصول على اختلاف مناهجه، ومدارسه.وهنا تتجلى عناية فضلية الباحث المحقق الشيخ أحمد عزو عناية لتحقيق هذا السفر الجليل، وقد اشتق جهده من اسمه، فتوافق الاسم والمسمى، وكان إخراج هذا الكتاب بحلة جديدة، وباهتمام مميز وكأني به يرشد مرة ثانية القارئ إلى مصادر هذا الكتاب من خلال تحقيقاته، واستدراكاته وتعليقاته فيلبس "إرشاد الفحول" حلة جديدة ستكون بإذن الله تعالى واحدة من مآثر المحقق الفاضل وتكرمة للمصنف الكبير، وقنية المنية لكل قارئ شغوف بهذا العلم من خلال الكتاب المحقق.والله ولي التوفيقوكتبهمفتي زحلة والبقاع الغربي الشيخ خليل الميس٩/ شوال ١٤١٧هـ١٦/ شباط ١٩٩٧م
Dr. Veliyyüddin Sâlih Fârfûr ed-Dimeşkî'nin Takdimi:
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Hamd, usûl ilmine ulaştıran Allah'a mahsustur. Salât ve selâm, uçsuz bucaksız deniz, nurların nuru, sırların madeni, seçilmiş nebî olan efendimiz Muhammed'e; onun tertemiz ve ebrâr olan âl ve ashâbına olsun.
Bil ki İslâm şeriatı, semavî şeriatların sonuncusudur; nebîmiz Muhammed (s.a.v.) üzerine indirilmiş olup, akla ve nakle dayananı birleştirir, usûl ve fürûu ihtiva eder.
Usûl ilmi, şeref bakımından en yüce, kıymet bakımından en büyük ilimlerdendir. Zira o, şeriatın ahkâmının kendisi etrafında döndüğü kutuptur. İnsanı taklid yeryüzünden ictihad semasına, istinbât melekesiyle yükseltir.
Hilâf ilmi de en önemli ilimlerdendir. Onda âlimlerin zihniyeti ve fukahânın fakâhati, İslâm ümmetinin menfaatlerine asırlar boyunca hizmet edecek şekilde tecessüm eder; ümmetin diğer milletler arasında saadet ve yükselişini temin eder. Onda bu Muhammed ümmeti için ilâhî rahmetin sırları tecelli eder. Âlimlerin ihtilafı kuşatıcı bir rahmet, ittifakları ise kesin bir hüccettir. Şeriat âlimleri daima bu ilim ve melekelerinde genişlemişler, kaidelerini tespit etmişler, meselelerini bina etmişler, delillerini açıklamışlar, fürûunu sahîh usüller ve Kitap ile mütevâtir sünnetten gelen açık küllî kaideler üzerine çıkarmışlardır.
Zâhir vahyin nüzûlü kesilmiş olsa da, bâtın vahiy müctehidler nezdinde Allah'ın dilediği zamana kadar canlılığını korumaktadır. Onun vâkıalarla ilgili muhâkemeleri, infiâlâttan gelen tesirleri vardır; âlemi emirdir, mizânı fihimdir, akarı/oluğu fazilettir (lütuftur); ilimler ve marifetler onda gizlidir. Allah, diğer şeriatlar arasından yalnız İslâm şeriatını bununla tahsis etmiştir. Onunla müctehid, sahîhi sakîmden ayırt eder; kat‘î ve zannî delilleri, râcih ve mercûhu bilir. Ve meseleleri benzerleri ve emsalleri üzerine, ilmî ictihâdî zavâbıta göre sahîh bir şer‘î kıyas ile kıyas eder. Ta ki bu şeriatı, zamanlar boyunca vusûl güneşinden usûlün batılarına doğru yükselterek irade semasına yükseltsin.
Amma ba‘d: İmam Muhammed b. Ali b. Muhammed b. Abdullah eş-Şevkânî es-San‘ânî el-Yemânî'nin eseri olan İrşâdü'l-Fuhûl kitabı, bu alanda faydalı kitaplardandır. Zira içinde çok sayıda nakil ve sözlerin bu ilmin imamlarına nispet edilmesi bulunmaktadır.
Müellifi, mütekellimîn ve fukahâ yolunu takip etmiş, usûl kaidelerini ve meselelerini zikretmeye özen göstermiştir.
مقدمة الدكتور ولي الدين صالح فرفور الدمشقي:بسم الله الرحمن الرحيمالحمد لله ملهم الوصول إلى علم الأصول، والصلاة والسلام على سيدنا محمد البحر الزخار ونور الأنوار ومعدن الأسرار النبي المختار وعلى آله وصحبه الطيبين الأبرار.اعلم أن الشريعة الإسلامية خاتمة الشرائع السماوية، المنزلة على نبينا محمد صلى الله عليه وسلم جامعة بين المعقول والمنقول، مشتملة على أصول وفروع.وعلم الأصول: من أجل العلوم شرفًا وأعظمها قدرًا، إذ إنه القطب الذي تدور عليه أحكام الشريعة، يرتقي بالإنسان من أرض التقليد، إلى سماء الاجتهاد، مع ملكة الاستنباط.وعلم الخلاف: من أهم العلوم، تتجسد فيه عقلية العلماء وفقاهة الفقهاء بما يخدم مصالح الأمة الإسلامية على مر الأزمان، ويكفل سعادتها ورقيها من بين سائر الأمم، تتجلى فيه أسرار الرحمة الإلهية لهذه الأمة المحمدية. فاختلافهم رحمة جامعة، واتفاقهم حجة قاطعة، وإن علماء الشريعة ما زالوا يتوسعون في هذا العلم ومداركه، ويقعدون قواعده، ويبنون مسائله، ويوضحون دلائله، ويخرجون فروعه على أصول صحيحه وكليات صريحة من كتاب وسنة متواترة.وإذا كان الوحي الظاهر قد انقطع نزوله، فإن الوحي الباطن ما زال نابضا لدى المجتهدين إلى ما شاء الله، له محاكمات في واقعات، وتأثيرات عن انفعالات، عالمه الأمر، ميزانه الفهم، ميزابه الفضل، تكمن فيه العلوم والمعارف، خص الله الشريعة الإسلامية به من بين سائر الشرائع، به يميز المجتهد الصحيح من السقيم، ويعرف الأدلة القطعية والظنية والراجح والمرجوح، وتقيس الأمور بأشباهها ونظائرها قياسا شرعيًّا صحيحًا على ضوابط علمية اجتهادية، حتى يسمو بهذه الشريعة إلى سماء الإرادة معرجا من شمس الوصول إلى مغارب الأصول على مر الدهور.وبعد: فإن كتاب إرشاد الفحول لمؤلفه الإمام محمد بن علي بن محمد بن عبد الله الشوكاني، الصنعاني، اليماني، من الكتب المفيدة في هذا المجال، لما احتوى عليه من كثرة النقول وعزو الأقوال إلى قائليها من أئمة هذا العلم.ولقد سلك مؤلفه مسلك المتكلمين والفقهاء، واعتنى بإيراد القواعد والمسائل الأصولية
Ve âlimlerin bu konudaki ihtilafı, her birinin delilini belirli bir mezhebin usûlüne bağlanmaksızın açıklayan bir tarzdadır. Bu ise mukayeseli fıkıh usûlüne en çok benzemektedir. Nihayet: Bu çalışmayı yürütenlere –muhakkik, naşir ve onu zamana uygun yeni bir kılıfla neşre katkıda bulunan herkese– şükranlarımı sunarım. Allah'tan bize merhamet etmesini, amellerimizi kabul buyurmasını, söz ve fiilde ihlâs ilham etmesini niyaz ederim. Şüphesiz O, en hayırlı niyaz olunandır ve O her şeye kadirdir. Duamızın sonu ise hamdin âlemlerin Rabbi Allah'a mahsus olduğudur. Bunu kaleme alan: Dr. Veliyyüddin Ferfur ed-Dımaşkî. Tahrîren: 27 Ramazan 1417 H. / 4 Şubat 1997 M.
واختلاف العلماء فيها مبينا دليل كل من غير تقيد بأصول مذهب معين، فهو أشبه ما يكون بأصول الفقه المقارن.وأخيرا: أشكر القائمين على هذا العمل من محقق وناشر وكل من ساهم في إخراجه بثوب جديد يتماشى مع الزمان.والله أسأل أن يرحمنا، وأن يتقبل منا أعمالنا، وأن يلهمنا الإخلاص في القول والعمل، إنه خير مسئول، وهو على كل شيء قدير، وآخر دعوانا أن الحمد لله رب العالمين.كتبهد. ولي الدين فرفور الدمشقيحرر في ٢٧/ رمضان /١٤١٧هـ٤/ شباط /١٩٩٧م
Tahkîk Mukaddimesi: Hamd, rahimlerin karanlıklarında nefisleri şekillendiren, mahlûkatın kısmetlerini takdir eden, hükümleri koyan, helal ve haramı açıklayan, sağlam şeriatın usûllerini tam olarak muhkem kılan ve onun furûunun meyvelerini Kitabı'na en güzel hükümlerle bağlı olarak Nebîsinin sünneti ile (ki İslâm şeriatı ile geçmiş her şeriatı neshetmiştir) olgunlaştıran Allah'a mahsustur. O Nebî'ye, âline ve ashabına en üstün salât ve selâm olsun. Ve şehadet ederiz ki Allah'tan başka ilah yoktur; kalbin özünde kökleşmiş bir şehadet ki sahibini Rabbin rızasıyla ümitlendirir. Ve şehadet ederiz ki Muhammed O'nun kulu ve resûlüdür; ümmetten kolaylıkla her türlü zor ve güç işi kaldırmıştır. Ona, âline ve ashabına öyle bir salât ve selâm olsun ki bizden her sıkıntıyı defetsin. Emme ba'd: İnsanın varlığının gayesi, Allah Azze ve Celle'ye kulluğu gerçekleştirmek olduğuna ve O Subhanehu ve Teâlâ bizi bu hususta kendi başımıza bırakmayıp aksine bize resuller gönderdiğine ve onları emin vahiyle desteklediğine göre, onların maksat ve hedeflerini, içerdikleri dünya ve ahiretimizi ıslah edecek öğretileri bilmemiz ve anlamamız zorunludur. Zira Allah'ın kitabı ve Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in sünneti, bunlara sımsıkı sarılan kimseye dünya saadeti ve ahiret nimetini garanti eden iki saf kaynaktır. Lâkin selika bozulunca, acemlik girince ve lisana lahn âfeti isabet edince, bu ümmetin her bir ferdinin bu anlayışa ulaşması mümkün olmadı; bilakis bu anlayış, kendilerinde bu iş için gerekli şartlar ve nitelikler bulunan kimselere tahsis edildi. Onlar da "Usûl-i Fıkıh" adını verdikleri özel bir ilmin inceliklerini kuşattılar. İşte bu sebeple âlimler, bu ilmi öğrenmenin hükmünün farz-ı kifâye olduğunu belirtmişlerdir; zira ümmetin, sürekli ortaya çıkan yeni hadiselerin şer‘î hükümlerini istinbât etmeye ihtiyacı vardır. Âlimlerin kalemleri, usûl-i fıkıh ilmini tavsifte dâhiyâne eserler vermiştir. Nitekim İmâm el-İsnevî şöyle demiştir: "O (usûl-i fıkıh), müctehid-i mübdi‘ ile semereli fakîhi yetiştiren, içtihad kapısının kapandığı yalanını ortadan kaldıran, istinbat yolunun tıkandığı efsanesini gideren bir öğretmendir. Nazar ve içtihada ehil olmak isteyen veya fıkıh ve ihtilaf ilmiyle ilgilenen kimse, ondan asla müstağni kalamaz." İmâm el-Gazzâlî ise şöyle demiştir: "O, akıl ile naklin birleştiği, rey ile şer‘in birlikte bulunduğu ilimdir. En saf olandan almıştır."
مقدمة التحقيق:الحمد لله مصور النسم في ظلمات الأرحام، مقدر القسم للأنام، مشرع الأحكام، مبين الحلال والحرام، محكم أصول الشريعة المنيعة بالتمام، ومنضج ثمار فروعها المتصلة بكتابه أفضل الإحكام، بسنة نبيه الناسخ كل شريعة ماضية بشريعة الإسلام، عليه وعلى آله وصحبه أفضل الصلاة والسلام.ونشهد ألا إله إلا الله شهادة راسخة في صميم القلب، تؤمل صاحبها برضى الرب، ونشهد أن محمدا عبده ورسوله، الذي رفع عن الأمة باليسر كل عسير وصعب، عليه وعلى آله وصحبه صلاة وسلاما يدفعان عنا كل كرب.وبعد:فلما كان الهدف من وجود الإنسان هو تحقيق العبودية لله عز وجل، وبما أنه سبحانه وتعالى لم يكلنا إلى أنفسنا في تحقيق ذلك، بل أرسل إلينا الرسل، وأيدهم بالوحي الأمين، فلا بد لنا من معرفة وفهم مرامية وأهدافه، وما فيها من التعاليم التي تصلح لنا المعاش والمعاد، فكتاب الله وسنة رسوله صلى الله عليه وسلم هما النبعان الصافيان اللذان تكفلا بسعادة الدنيا ونعيم الآخرة لمن تمسك بهما.ولكن لما فسدت السليقة، ودخلت العجمة، وأصابت اللسان آفة اللحن، لم يتسن لكل فرد من أفراد هذه الأمة هذا الفهم، بل اختص بأناس توفرت فيهم شروط وميزات تؤهلم لذلك، فأحاطوا بدقائق علم خاص سموه علم "أصول الفقه"، فلذلك نص العلماء على أن حكم تعلمه فرض كفاية لحاجة الأمة إلى استنباط الأحكام الشرعية للحادثات المتجددة.وبرعت أقلام العلماء في وصف علم أصول الفقه، فقال الإمام الإسنوي:هو المعلم الذي يكون المجتهد المبدع، والفقيه المثمر، ويقضي على أكذوبة غلق باب الاجتهاد، ويذهب أسطورة سد طريق الاستنباط، وأنه لا يمكن أن يستغني عنه من أراد أن يتأهل للنظر والاجتهاد أو من يهتم بعلم الفقه والخلاف.وقال الإمام الغزالي:هو العلم الذي ازدوج فيه العقل والسمع، واصطحب فيه الرأي والشرع، فأخذ من صفوة
Şer‘ ve akıl aynı yoldur; ne akılların salt tasarrufu olup şer‘in onu kabul etmediği bir şey, ne de aklın teyid ve tesdid ile şahitlik etmediği salt taklide dayanır.
Bu fende ilk telif eden: Usûl-i fıkıh ilminin kaidelerini ilk koyan ve usûlünü aslında ortaya koyan, imam, müctehid, mezhep sahibi Muhammed b. İdrîs eş-Şâfi‘î'dir; Abdurrahman b. Mehdî'ye yazdığı er-Risâle'sinde.
İmam Şâfi‘î (r.a.) mezhebine göre bu alanda telif edilen eserler: Bu ilimde yazılan kitap ve eserler çoğalmıştır. Bunlardan bazıları:
1. İmam Ebü'l-Me‘âlî Abdülmelik b. Abdullah el-Cüveynî'nin "el-Burhân"ı.
2. İmam Bedrüddîn Muhammed b. Abdullah ez-Zerkeşî'nin "el-Bahru'l-Muhît"i.
3. İmam Ebû Hâmid Muhammed b. Muhammed el-Gazzâlî'nin "el-Mustasfâ min İlmi'l-Usûl"ü.
4. İmam Fahrüddîn Muhammed b. Ömer er-Râzî'nin "el-Mahsûl"ü.
Müellifin hal tercümesi:
İsmi ve nesebi: İmam Muhammed b. Ali b. Muhammed b. Abdullah b. el-Hasan b. Muhammed b. Salah'tır. Kendisi ve babası San‘a'da eş-Şevkânî diye tanınmıştır. Bu nisbet, es-Suhâmiyye köylerinden Şevkân denilen bir köye dayanmaktadır. O köy ile San‘a arasında bir günlük mesafeden azdır. Mu‘cemü'l-Büldân'da denildiğine göre: Şevkân, Yemen'de, Zimâr taraflarında bir köydür.
Doğumu ve yetişmesi: Pazartesi günü, Zilkade ayının yirmi sekizinde, bin yüz yetmiş üç (1173) hicrî senesinde, Yemen'de Havlân beldesine bağlı Şevkân hicretinde doğmuş ve San‘a'da yetişmiştir.
İlme olan ilgisi:
- İmam Şevkânî, Kur'ân-ı Kerîm ile ilgilenmiş; onu bir grup hocadan okumuş, fakih Hasan b. Abdullah el-Hebel'in yanında hatmetmiş, San‘a'daki Kur'ân hocalarına karşı tecvidini güzelleştirmiştir.
- Hadis ilimleriyle ilgilenmiş; Buhârî'yi başından sonuna kadar dinlemiş, Sahîh-i Müslim ve Tirmizî'yi, İmam Mâlik'in Muvatta'ının bir kısmını, Kâdı Iyâz'ın eş-Şifâ'sının bir kısmını, Sünen-i Nesâî'nin bir kısmını, Sünen-i İbn Mâce'nin bir kısmını dinlemiş, Sünen-i Ebû Dâvûd'un tamamını ve onun el-Münzirî tarafından yapılan tahricini dinlemiş, ayrıca Feth'in bir kısmını da dinlemiştir.
الشرع والعقل سواء السبيل، فلا هو تصرف بمحض العقول بحيث لا يتلقاه الشرع بالقبول، ولا مبني على محض التقليد الذي لا يشهد له العقل بالتأييد والتسديد.أول من صنف في هذا الفن:أول من قعد قواعد علم أصول الفقه، وأصل أصوله هو الإمام محمد بن إدريس الشافعي، المجتهد صاحب المذهب في رسالته التي كتبها لعبد الرحمن بن مهدي.المصنفات المؤلفة فيه على مذهب الإمام الشافعي رضي الله عنه:كثرت الكتب والتآليف المدونة في هذا العلم فمنها:١- "البرهان": للإمام أبي المعالي عبد الملك بن عبد الله الجويني.٢- "البحر المحيط": للإمام بدر الدين محمد بن عبد الله الزركشي.٣- "المستصفى من علم الأصول": للإمام أبي حامد محمد بن محمد الغزالي.٤- "المحصول": للإمام فخر الدين محمد بن عمر الرازي.ترجمة المؤلف:اسمه ونسبه:هو الإمام محمد بن علي بن محمد بن عبد الله بن الحسن بن محمد بن صلاح.عرف هو ووالده في صنعاء بالشوكاني، وهي نسبة إلى قرية من قرى السحامية تسمى شوكان، بينها وبين صنعاء دون مسافة يوم.قال في معجم البلدان: شوكان قرية باليمن من ناحية ذمار.مولده ونشأته:ولد في يوم الاثنين، الثامن والعشرين من شهر ذي القعدة، سنة ثلاث وسبعين ومائة وألف هجرية، بهجرة شوكان من بلاد خولان باليمن، ونشأ بصنعاء اليمن.اهتمامه بالعلم:- اهتم الإمام الشوكاني بالقرآن الكريم: فقرأه على جماعة من المعلمين، وختمه على الفقيه حسن بن عبد الله الهبل، وجوده على مشايخ القرآن بصنعاء.- واهتم بعلوم الحديث، فسمع البخاري من أوله إلى آخره، وسمع صحيح مسلم والترمذي، وبعض موطأ الإمام مالك، وبعض شفاء القاضي عياض، وبعض سنن النسائي، وبعض سنن ابن ماجة، وسمع جميع سنن أبي داود وتخريجها للمنذري، وكذلك سمع بعض فتح
el-Bârî'yi, Nevevî'nin Şerh-i Müslim'inin bir kısmını okudu; Bulûğu'l-Merâm Şerhi'ni ve hadis ilimlerinden diğer eserleri dinledi. - Arapça ilimlerine yöneldi; İbnü'l-Hâcib'in el-Kâfiye ve eş-Şâfiye'sini ezberledi; er-Radî Şerhi ve el-Hubaysî Şerhi gibi el-Kâfiye şerhlerinden bir kısmını ve eş-Şâfiye şerhlerinden de bir kısmını okudu. - Usûl ilmiyle ilgilendi, bu alanda maharet kazandı ve eser telif etti. Telif ettiği eserlerden biri de elimizdeki kitaptır. - Fıkıh ilmi başta olmak üzere pek çok başka ilimle de ilgilendi. Hatta taklidi terk edip otuz yaşından önce mutlak ve kayıtsız bir içtihatla re'yini kullandı; Yemen'in San‘a şehrinde kazâ ve iftâ görevini üstlendi. - Hocaları: 1- Babası Ali b. Muhammed eş-Şevkânî. 2- Fakîh Hasan b. Abdullah el-Hevel. 3- Allâme Abdurrahmân b. Kâsım el-Medenî. 4- Allâme Ahmed b. Âmir el-Huddâî. 5- Allâme Ahmed b. Muhammed el-Harrâzî; ondan Şerhu'l-Ezhâr'ı okudu. 6- Allâme İsmâil b. el-Hasan b. Ahmed b. el-Hasan b. el-İmâm el-Kâsım b. Muhammed; ondan el-Mulhatu fi'n-Nahv ve şerhini okudu. 7- Allâme el-Kâsım b. Yahyâ el-Havlânî; ondan Şerhu'l-Gāye'yi okudu. 8- Allâme el-Hasan b. İsmâil el-Mağribî; ondan et-Tenkīh fî Ulûmi'l-Hadîs'i okudu. 9- Allâme Abdullah b. İsmâil en-Nehmî; ondan Kādî Zekeriyyâ'nın Îsâgūcî'sini okudu. 10- Allâme Hâdî b. Hüseyin el-Kârinî; ondan Şerhu'l-Cezeriyye'yi okudu. - İlmi Neşri: İmam eş-Şevkânî vaktinin tamamını ilim tahsil etmek, neşretmek ve insanlara öğretmekle geçirdi. Öyle ki bir gün ve gecede ders sayısı on üçe ulaştı. Bunların bir kısmını hocalarından alıyor, bir kısmını da talebeleri ondan alıyordu. Bu durum bir süre devam etti, öyle ki hocalarından hiçbirinde İmam'ın okumadığı bir eser kalmadı. Daha sonra kendini tamamen talebe yetiştirmeye verdi; talebeleri her gün ondan ondan fazla dersi tefsir, hadis, usûl, nahiv, sarf, meânî, beyân, mantık, fıkıh, cedel ve arûz gibi çeşitli ilim dallarında alıyorlardı.
الباري، وبعض شرح مسلم للنووي، وسمع شرح بلوغ المرام وغيرها من علوم الحديث.- واهتم بعلوم العربية، فحفظ الكافية والشافية لابن الحاجب، وقرأ بعض شروح الكافية كشرح الرضي، وشرح الخبيصي، وقرأ بعض شروح الشافية أيضًا.- واهتم بعلم الأصول فبرع فيه وألف وصنف، فمن مصنفاته الكتاب الذي بين أيدينا.- واهتم بعلوم أخرى كثيرة، منها علم الفقه، حتى إنه ترك التقليد واجتهد رأيه اجتهادًا مطلقًا غير مقيد، وهو قبل الثلاثين من عمره، وولي القضاء والإفتاء في صنعاء اليمن.- شيوخه:من شيوخه:١- والده علي بن محمد الشوكاني.٢- الفقيه حسن بن عبد الله الهبل.٣- العلامة عبد الرحمن بن قاسم المداني.٤- العلامة أحمد بن عامر الحدائي.٥- العلامة أحمد بن محمد الحرازي، وقرأ عليه شرح الأزهار.٦- العلامة إسماعيل بن الحسن بن أحمد بن الحسن بن الإمام القاسم بن محمد، وقرأ عليه الملحة في النحو وشرحها.٧- العلامة القاسم بن يحيى الخولاني، وقرأ عليه شرح الغاية.٨- العلامة الحسن بن إسماعيل المغربي، وقرأ عليه التنقيح في علوم الحديث.٩- العلامة عبد الله بن إسماعيل النهمي، وقرأ عليه إيساغوجي للقاضي زكريا.١٠- العلامة هادي بن حسين القارني، وقرأ عليه شرح الجزرية.نشره للعلم:استغرق الإمام الشوكاني جميع وقته في درس العلم وتحصيله، ونشره وتعليمه للناس، حتى بلغت دروسه في اليوم والليلة ثلاثة عشر درسًا، منها ما يأخذه عن مشايخه، ومنها ما يأخذه عنه تلامذته، واستمر على ذلك مدة، حتى لم يبق عند أحد من شيوخه ما لم يكن من جملة ما قرأه الإمام، ثم إنه بعد ذلك فرغ نفسه لإفادة الطلبة، فكانوا يأخذون عنه في كل يوم زيادة على عشرة دورس في فنون متعددة، منها التفسير والحديث والأصول، والنحو، والصرف، والمعاني، والبيان، والمنطق، والفقه، والجدل، والعروض.
Eserleri: ez-Ziriklî el-A‘lâm'da, İmâm eş-Şevkânî'nin telifatının yüz on dört (114) esere ulaştığını aktarır. Bunlardan: 1- Neylü'l-Evtâr fî Şerhi'l-Müntekâ mine'l-Ahbâr. Sekiz cilt halinde basılmıştır. 2- Hâşiye Şifâü'l-Evâm ve adı "Veblü'l-Gamâm alâ Şifâi'l-Evâm". 3- ed-Dürerü'l-Behiyye fi'l-Mesâili'l-Fıkhiyye. 4- el-Bedru't-Tâli‘ bi-Mehâsini men ba‘de'l-karni's-sâbi‘. Basılıdır. 5- Fethu'l-Kadîr fî İlmi't-Tefsîr. Basılıdır. 6- es-Seyru'l-Cerrâr alâ Hadâiki'l-Ezhâr. Basılıdır. 7- el-Fevâidü'l-Mecmû‘a fi'l-Ehâdîsi'l-Mevdû‘a. Basılıdır.
Vefatı: 1250 hicrî yılında, Allah Teâlâ rahmet eylesin, yetmiş yedi yaşında vefat etmiştir1.
Tahkik Usûlü: Bu kitabın tahkikinde şu yolu izledim: 1- Şunları ihtiva eden bir giriş yazdım: a) Tahkik mukaddimesi, b) Müellifin biyografisi. 2- Kitabı eski bir baskı nüshasıyla karşılaştırdım ve onu 'elif' (A) rumuzuyla işaretledim. Metnin tashihinde ise Doktor Şaban Muhammed İsmail'in neşrine dayandım ve bunu 'be' (B) harfiyle rumuzladım. Bu, kitabın bir yazmasını temin edemememden sonra oldu; zira San'a'daki el-Câmiu'l-Kebîr Kütüphanesine müracaat etmiştim1.
Biyografi Kaynakları: el-Bedru't-Tâli‘ bi-Mehâsini men ba‘de'l-karni's-sâbi‘ (7. hicri asırdan sonrakiler; eş-Şevkânî'ye ait) 2/214-215; Mu‘cemü'l-Matbû‘ât (Serkîs) 1160-1161; el-A‘lâm (ez-Ziriklî) 6/298; Mu‘cemü'l-Müellifîn (Kehhâle) 11/53; Îzâhu'l-Meknûn (el-Bağdâdî) 1/11; Hediyyetü'l-Ârifîn (el-Bağdâdî) 2/365; et-Tâcü'l-Mükellel (Sıddîk Han) 305-317.
مؤلفاته:حكى الزركلي في الأعلام، أن مؤلفات الإمام الشوكاني بلغت أربعة عشر ومائة مؤلف، منها:١- نيل الأوطار في شرح المنتقى من الأخبار. وهو مطبوع في ثمانية مجلدات.٢- حاشية شفاء الأوام واسمها "وبل الغمام على شفاء الأوام".٣- الدرر البهية في المسائل الفقهية.٤- البدر الطالع بمحاسن من بعد القرن السابع، وهو مطبوع.٥- فتح القدير في علم التفسير، وهو مطبوع.٦- السير الجرار على حدائق الأزهار. وهو مطبوع.٧- الفوائد المجموعة في الأحاديث الموضوعة، وهو مطبوع.وفاته:توفي سنة ألف ومائتين وخمسين هـ رحمه الله تعالى عن سبعة وسبعين عامًا١.منهج التحقيق:سرت في تحقيق هذا الكتاب على النحو التالي:١- وضعت مقدمة تشتمل على:أ- مقدمة التحقيق، ب- ترجمة للمؤلف.٢- قمت بمقابلة الكتاب على نسخة قديمة الطباعة ورمزت له بـ "أ"، حيث اعتمدت في ضبط النص على نشرة الدكتور شعبان محمد إسماعيل، ورمزت لها بالحرف "ب" وذلك بعد أن عجزت عن الحصول على مخطوط للكتاب، إذ إنني أرسلت إلى مكتبة الجامع الكبير في صنعاء١ مصادر الترجمة البدر الطالع بمحاسن مَنْ بعد القرن السابع عشر "للشوكاني" ٢/ ٢١٤-٢١٥معجم المطبوعات "لسركيس" "١١٦٠-١١٦١".الأعلام "للزركلي" "٦/ ٢٩٨".معجم المؤلفين "لكحالة" "١١/ ٥٣".إيضاح المكنون "للبغدادي" "١/ ١١".هدية العارفين "للبغدادي" "٢/ ٣٦٥".التاج المكلل "لصديق خان" "٣٠٥-٣١٧".
Yemen'de bulunduğunu öğrendikten sonra mezkûr kitabın orijinal bir nüshasını elde etmek istedim; ancak ona nail olmak bize müyesser olmadı.3- Âyât-ı Kur'âniyye'yi sürelerine râci olarak tahrîc ettim, numaralarını verdim ve süslü parantezler {} arasına aldım.4- Hadîs-i şerîfler ile âsârı tahrîc ettim; bunları küçük tırnak işareti " " arasına aldım ve ta‘likte köşeli parantezler [] içinde müteselsil numaralarla numaraladım.5- Sahâbeden ma‘dûd olmayan (meşhur sahâbîler hâriç) zikredilen a‘lâmın biyografilerini (hal tercümelerini) yazdım.6- Zikredilen kitapları tanıttım ve onları müelliflerine nisbet ettim.7- Garîb lafızları şerh ve zabt ettim.8- Kitaba noktalama işaretlerini koydum.9- Bazı müphem noktaları, onları izah edip giderici ta‘liklerde bulundum.10- Kitabın bâzı fasıllarına başlıklar koydum ve bunları büyük tırnak işareti " " arasına aldım.11- Şiir beyitlerini, bahirlerini (vezinlerini) beyan ederek tahrîc ettim ve nâzımlarına nisbet ettim.12- Kitapta zikredilen fırak için tercüme-i hâl (biyografi) yazdım.13- Kitap için şu şekilde fihristler hazırladım:أ- فهرس الآيات القرآنية.ب- فهرس الأحاديث النبوية.جـ- فهرس الأعلام.د- فهرس الفرق والمذاهب.هـ- فهرس الأماكن والبلدان.و فهرس الأبيات الشعرية.ز- فهرس الكتب الوارد ذكرها في المتن.ح- فهرس مراجع التحقيق.ط- فهرس الموضوعات.
اليمن، وطلبت الحصول على مخطوطة أصلية للكتاب، بعد أن علمت بوجودها هناك، ولم يكن لنا نصيب بالحصول عليها.٣- قمت بتخريج الآيات القرآنية بردها إلى سورها، ووضع أرقامها، وجعلتها بين قوسين مزهرين. {} .٤- قمت بتخريج الأحاديث النبوية والآثار، وجعلتها بين قوسين صغيرين " " ورقمتها بأرقام مسلسلة موضوعة بين معكوفتين [] وذلك في التعليق.٥- ترجمة الأعلام الواردة أسماؤهم من غير الصحابة المعروفين.٦- عرفت بالكتب الواردة أسماؤها، ونسبتها إلى مؤلفيها.٧- شرحت غريب الألفاظ، وضبطتها.٨- وضعت علامات الترقيم في الكتاب.٩- علقت على بعض النقاط الغامضة بما يوضحها ويزيل غموضها.١٠- وضعت عناوين لبعض فصول الكتاب، وجعلتها بين قوسين كبيرين " ".١١- قمت بتخريج الأبيات الشعرية ببيان بحرها ونسبتها إلى ناظميها.١٢- وضعت ترجمة للفرق المذكورة في الكتاب.١٣- وضعت للكتاب فهارس على النحو التالي:أ- فهرس الآيات القرآنية.ب- فهرس الأحاديث النبوية.جـ- فهرس الأعلام.د- فهرس الفرق والمذاهب.هـ- فهرس الأماكن والبلدان.و فهرس الأبيات الشعرية.ز- فهرس الكتب الوارد ذكرها في المتن.ح- فهرس مراجع التحقيق.ط- فهرس الموضوعات.
Ve hâtime olarak: Dâru'l-Kitâbi'l-Arabî'nin beni bu çalışmaya görevlendiren iradesine şükran ve senâ ile yöneldiğimden, şunu söylerim: Bu kitabı okuyan veya tahkik çalışmasında bir noksanlık ya da kusur gören herkese – ben ne ismet ne de kemâl iddiasında bulundum. Zira ismet peygamberlere aittir, kemâl ise yalnızca Allah'a mahsustur. Ancak çalışmada bir hata bulan kimsenin bunu bana bildirmesini rica ederim; kendisine şükran duyarım. Mevlâ Tebâreke ve Teâlâ'dan dillerimizi ve kalemlerimizi sürçmeden korumasını niyaz ederim. Muhakkak ki O her şeye kadirdir ve icâbete lâyıktır. Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn.
Muhakkik: Ahmed İzzo Anâye
Şam – Kefr Batna
وفي الختام:وحيث إنني أتوجه بالشكر والثناء لإرادة "دار الكتاب العربي" حيث انتدبتني لهذا العمل، أقول: إلى كل من يقرأ هذا الكتاب، أو يطلع على نقص أو خلل في العمل بتحقيقه، إنني لم أدع العصمة، ولا الكمال في عملي، فإن العصمة للأنياء، والكمال لله وحده، ولكنني أرجو ممن وجد خطأ في العمل أن يرسل به إلي، وأنا له من الشاكرين، سائلًا المولى تبارك وتعالى أن يحفظ ألسنتنا وأقلامنا من الزلل، إنه على كل شيء قدير، وبالإجابة جدير، والحمد لله رب العالمين.المحقق: أحمد عزو عنايةدمشق - كفر بطنا
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
**Müellifin Mukaddimesi:**
*Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz.* (Fâtiha, 5) Ey hakikatte hamdolunup şükredilmeye layık olan *el-Mahmûd*! Zira O'ndan başka nimet veren yoktur. Başkasının eliyle ulaşan her faydayı asıl akıtan O'dur; mahlûkatından birine diğerinden gelen her hayrı takdir edip hükmeden de O'dur.
O'na razı olacağı bir hamd ile hamd eder, nimetlerine karşılık gelen bir şükür ile şükrederim – her ne kadar bu nimetler sayılamayacak kadar çok olsa da. Bu, emrine uyma amacıyladır; yoksa şükrünün hakkını eda etmek için değil. Zira lisanım, kalbim (cenânım)¹ ve erkânım², O'nun azîm nimetlerinin en küçüğünün şükrünü eda etmekten âcizdir; ulvî ihsanlarının³ şükründen üzerime vâcip olanın bir kısmını dahi ifa edemezler.
Salât ve selâm, O'nun müstafâ Rasûlü, insanların kızıl⁴ ve siyahına gönderilmiş olan Muhammed'e (s.a.v.) olsun ki bu salât ü selâm, vakitlerin yenilenmesiyle yenilensin, anların⁵ tekrarıyla tekrarlansın; âlinin ebrârına ve ashâbının ahyârına da olsun.
**Amma ba'd:**
Usûl-i fıkıh ilmi, öyle bir ilimdir ki âlimler ona sığınır; ahkâmın çoğunda meselelerin tahriri ve delillerin takriri sırasında başvurulacak sığınak odur. Mukarrer meseleleri ve muharrer kaideleri, birçok nazar sahibi tarafından müsellem olarak alınmaktadır – nitekim bunu bahis yapanların tetkiklerinde ve tasnif edenlerin teliflerinde görmekteyiz. Nitekim onlardan biri, söylediğini ehl-i usûlün kelâmından bir sözle istişhâd ettiğinde, münâzıûn –fuhûl⁶ dahi olsalar– ona boyun eğerler. Çünkü onlar, bu fennin meselelerinin, hakka dayanan ve kabule lâyık olan, mâkūl ve menkūlden ilmî delillere bağlı esaslı kaideler olduğuna inanırlar. Bu sebeple akıl sahipleri, bunlardan herhangi birine ilişmekten âciz kalır. (Zira bu ilim, itimat edilen/aziz sayılan bir esastır.)
¹ **el-Cenân:** Kalp; göğüste gizli oluşu yahut eşyayı kavrayıp toplaması sebebiyle bu adı almıştır. (Lisânü'l-Arab, cenn maddesi)
² **el-Erkân:** Rükn'ün çoğulu. İnsanın rüknü, kuvveti ve şiddetidir. Rüknu'r-racül: Kişinin kavmi, sayısı ve maddi varlığıdır. İnsanın erkânı ise cevârihidir (organlarıdır). (Lisânü'l-Arab, rükn maddesi)
³ **el-İyâd:** Yed (el) kelimesinin çoğulu; burada nimet ve ihsan anlamındadır. Tekili: yed; çoğulu: yüdiyyün, yiddiyyün ve iyâdün şeklinde gelir. (es-Sıhâh, yed maddesi)
⁴ **Kızıl:** Burada Arapların ten rengine atıfla beyaz tenli insanlar kastedilmiştir. (Dipnot)
⁵ **el-Ân (çoğulu Ânât):** İçinde bulunduğun vakte verilen isimdir. Zaman zarfıdır, mümkün değildir (yani geniş zaman anlamı taşımaz). Marifedir; kendisini tanımlamak için el-harf-i tarifi girmemiştir; çünkü onu ortak olan (başka bir mana) yoktur. (et-Ta'rîfât, s. 55)
⁶ **el-Fuhûl:** Fahl (erkek deve, ileri gelen, otorite), burada ilimde derinleşmiş büyük âlimler anlamındadır.
بسم الله الرحمن الرحيممقدمة المؤلف:إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ، يَا مَنْ هُوَ "الْمَحْمُودُ"* الْمَشْكُورُ عَلَى الْحَقِيقَةِ، إِذْ لَا مُنْعِمَ سِوَاهُ، وَكُلُّ نَفْعٍ يَجْرِي عَلَى يَدِ غَيْرِهِ فَهُوَ الَّذِي أَجْرَاهُ، وَكُلُّ خَيْرٍ يَصِلُ إِلَى بَعْضِ مَخْلُوقَاتِهِ مِنْ بَعْضٍ فَهُوَ الَّذِي قَدَّرَهُ وَقَضَاهُ.فَأَحْمَدُهُ حَمْدًا يَرْضَاهُ، وَأَشْكُرُهُ شُكْرًا يُقَابِلُ نَعْمَاهُ، وَإِنْ كَانَتْ غَيْرَ مُحْصَاةٍ، امْتِثَالًا لِأَمْرِهِ، لَا قِيَامًا بِحَقِّ شُكْرِهِ، فَإِنَّ لِسَانِي وَجَنَانِي١ وَأَرْكَانِي٢ لَا تَقُومُ بِشُكْرِ أَقَلِّ نِعْمَةٍ مِنْ نعمه العظمية، وَلَا تُؤَدِّي بَعْضَ الْبَعْضِ مِمَّا يَجِبُ عَلَيَّ مِنْ شُكْرِ أَيَادِيهِ الْجَسِيمَةِ٣.وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِهِ الْمُصْطَفَى، مُحَمَّدٍ الْمَبْعُوثِ إِلَى الْأَحْمَرِ مِنَ الْعِبَادِ وَالْأَسْوَدِ صَلَاةً وَسَلَامًا يَتَجَدَّدَانِ بِتَجَدُّدِ الْأَوْقَاتِ، وَيَتَكَرَّرَانِ بِتَكَرُّرِ الْآنَاتِ٤، وَعَلَى آلِهِ الْأَبْرَارِ وَصَحَابَتِهِ الْأَخْيَارِ.وَبَعْدُ: فَإِنَّ عِلْمَ "أُصُولِ الْفِقْهِ" لَمَّا كَانَ هُوَ الْعِلْمَ الَّذِي يَأْوِي إِلَيْهِ الْأَعْلَامُ، وَالْمَلْجَأَ الَّذِي يُلجأ إِلَيْهِ عِنْدَ تَحْرِيرِ الْمَسَائِلِ، وَتَقْرِيرِ الدَّلَائِلِ، فِي غَالِبِ الْأَحْكَامِ، وَكَانَتْ مَسَائِلُهُ الْمُقَرَّرَةُ، وَقَوَاعِدُهُ الْمُحَرَّرَةُ، تُؤْخَذُ مُسَلَّمَةً عِنْدَ كَثِيرٍ مِنَ النَّاظِرِينَ، كَمَا نَرَاهُ فِي مَبَاحِثِ الْبَاحِثِينَ وَتَصَانِيفِ الْمُصَنِّفِينَ، فَإِنَّ أَحَدَهُمْ إِذَا اسْتَشْهَدَ لِمَا قَالَهُ بِكَلِمَةٍ مِنْ كَلَامِ أَهْلِ الْأُصُولِ، أَذْعَنَ لَهُ الْمُنَازِعُونَ، وَإِنْ كَانُوا مِنَ الْفُحُولِ، لِاعْتِقَادِهِمْ أَنَّ مَسَائِلَ هَذَا الْفَنِّ، قَوَاعِدُ مُؤَسَّسَةٌ عَلَى الْحَقِّ، الْحَقِيقِ بِالْقَبُولِ، مَرْبُوطَةٌ بِأَدِلَّةٍ عِلْمِيَّةٍ مِنَ المعقول والمنقول، تقصير عن القدح في شيء منها أيدي* في "أ": المعبود:_________١ بالفتح: القلب، لاستتاره في الصدر، وقيل لوعيه الأشياء وجمعه لها. ا. هـ لسان العرب مادة جنن.٢ جمع ركن، وركن الإنسان قوته وشدته، وركن الرجل: قومه وعدده ومادته. وأركان الإنسان: جوارحه. ا. هـ لسان العرب مادة ركن.٣ جمع يد وهي النعمة والإحسان تصطنعه، وجمعها: يُدِي يِدِي وأيد. ا. هـ الصحاح مادة يدي.٤ جمع الآن: وهو اسم للوقت الذي أنت فيه، وهو ظرف غير ممكن، وهو معرفة، ولم تدخل عليه الألف واللام للتعريف؛ لأنه ليس له ما يشركه. ا. هـ التعريفات "٥٥".
fuhûlun [büyük âlimlerin], ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar (güçleri yetmez) bile. İşte bu sebeple ilim ehlinden pek çok kimse farkında olmaksızın reye düşmüş, onu en büyük sancak edinmiş hâle gelmiştir; oysa kendisi rivayet ilminin dışında bir şeyle amel etmediğini zanneder. Bu durum, ilim ehlinden bir cemaatin benden talebi üzerine, bu şerefli ilme dair işte bu eseri telif etmeme sebep oldu. Maksadım, onun râcih olanını mercûh olandan, sahih olanını sakim olandan ayırmak; kendisine dönülmeye elverişli olanla güvenilmeye elverişli olmayanı açıklamaktır. Tâ ki âlim, ilmi hususunda basiret üzere olsun; doğru kendisine açıkça görünsün ve onunla kabule lâyık olan hakikati idrak etmesi arasında perde kalmasın.
Bil ki ey hakikat tâlibi! Bu, "munsiflerin"* göğüslerinin açıldığı, mümin bir topluluğun kalplerinde fevkalâde faydalar ihtiva etmesiyle değeri büyüyen bir kitaptır. Onun içerdiği gerçek mârifetleri ise ancak muhakkiklerden olanlar bilir.
Bu kitapta, bu sanatta eser sahiplerinin zikrettiği ön bilgilerden sadece, zikredilmesinin ayrıca bir faydası bulunan, kendisiyle tam bir ilgisi olan ve ondan ziyadesiyle istifade edilenleri kaydettim.
Maksatlara gelince: Onlar hakkındaki perdeyi, hatayı doğrudan ayırt edecek şekilde kaldırmış bulunuyorum; oysa onlar daha önce bakanların gözlerinden en kalın bir örtüyle gizlenmişti. Gerçekten de bu, talebelerin birbirleriyle yarışacağı en büyük faydadır; çünkü hakkın ne olduğunu ortaya koymak, taleplerin nihâî gayesi ve arzuların en son sınırıdır. Hele bu sanatta ki pek çok müctehid ona dönmekle farkında olmadan taklide düşmüş, delillere sımsıkı sarılanların ekserisi de bilmeyerek bu sebeple kuru reye düşmüştür.
Ben bu kitaba: "İrşâdü'l-Fuhûl ilâ Tahkîki'l-Hak min İlmi'l-Usûl" adını verdim.
Onu bir mukaddime, yedi maksat ve bir hâteme üzere tertip ettim.
Mukaddime ise dört fasıl ihtiva etmektedir:
* (A) nüshasında: "müelliflerin" (المصنفين) şeklindedir.
** (A) nüshasında: "ihtiva etmektedir" (تشتمل) şeklindedir.
الْفُحُولِ، وَإِنْ تَبَالَغَتْ فِي الطُّولِ، وَبِهَذِهِ الْوَسِيلَةِ صَارَ كَثِيرٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ وَاقِعًا فِي الرَّأْيِ، رَافِعًا لَهُ أَعْظَمَ رَايَةٍ، وَهُوَ يَظُنُّ أَنَّهُ لَمْ يَعْمَلْ بِغَيْرِ عِلْمِ الرِّوَايَةِ، حَمَلَنِي ذَلِكَ بَعْدَ سُؤَالِ جَمَاعَةٍ لِي مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ عَلَى هَذَا التَّصْنِيفِ، فِي هَذَا الْعِلْمِ الشَّرِيفِ، قَاصِدًا بِهِ إِيضَاحَ رَاجِحِهِ، مِنْ مَرْجُوحِهِ، وَبَيَانَ سَقِيمِهِ مِنْ صَحِيحِهِ، مُوَضِّحًا لِمَا يَصْلُحُ مِنْهُ لِلرَّدِّ إِلَيْهِ، وَمَا لَا يَصْلُحُ لِلتَّعْوِيلِ عَلَيْهِ، لِيَكُونَ الْعَالِمُ عَلَى بَصِيرَةٍ فِي عِلْمِهِ يَتَّضِحُ لَهُ بِهَا الصَّوَابُ، وَلَا يَبْقَى بَيْنَهُ وَبَيْنَ دَرَكِ الْحَقِّ الْحَقِيقِ بِالْقَبُولِ الْحِجَابُ.فَاعْلَمْ يَا طَالِبَ الْحَقِّ، أَنَّ هَذَا كِتَابٌ تَنْشَرِحُ لَهُ صُدُورُ "الْمُنْصِفِينَ"*، وَيَعْظُمُ قَدْرُهُ بِمَا اشْتَمَلَ عَلَيْهِ مِنَ الْفَوَائِدِ الْفَرَائِدِ، فِي صُدُورِ قَوْمٍ مُؤْمِنِينَ، وَلَا يَعْرِفُ مَا اشْتَمَلَ عَلَيْهِ مِنَ الْمَعَارِفِ الْحَقَّةِ إِلَّا مَنْ كَانَ مِنَ الْمُحَقِّقِينَ.وَلَمْ أَذْكُرْ فِيهِ مِنَ الْمَبَادِئِ الَّتِي يَذْكُرُهَا الْمُصَنِّفُونَ فِي هَذَا الْفَنِّ إِلَّا مَا كَانَ لِذِكْرِهِ، مَزِيدُ فَائِدَةٍ، يَتَعَلَّقُ بِهِ تَعَلُّقًا تَامًّا، وينتفع به فِيهِ انْتِفَاعًا زَائِدًا.وَأَمَّا الْمَقَاصِدُ: فَقَدْ كَشَفْتُ لَكَ عَنْهَا الْحِجَابَ، كَشْفًا يَتَمَيَّزُ بِهِ الْخَطَأُ مِنَ الصَّوَابِ، بَعْدَ أَنْ كَانَتْ مَسْتُورَةً عَنْ أَعْيُنِ النَّاظِرِينَ بِأَكْثَفِ جِلْبَابٍ، وَإِنَّ هَذَا لَهُوَ أَعْظَمُ فَائِدَةٍ يَتَنَافَسُ فِيهَا الْمُتَنَافِسُونَ مِنَ الطُّلَّابِ؛ لِأَنَّ تَحْرِيرَ مَا هُوَ الْحَقُّ هُوَ غَايَةُ الطَّلَبَاتِ، وَنِهَايَةُ الرَّغَبَاتِ، لَا سِيَّمَا فِي مِثْلِ هَذَا الْفَنِّ الَّذِي رَجَعَ كَثِيرٌ مِنَ الْمُجْتَهِدِينَ بِالرُّجُوعِ إِلَيْهِ إِلَى التَّقْلِيدِ، مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ، وَوَقَعَ غَالِبُ الْمُتَمَسِّكِينَ بِالْأَدِلَّةِ بِسَبَبِهِ فِي الرَّأْيِ الْبَحْتِ وَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ، وَسَمَّيْتُهُ: "إِرْشَادَ الْفُحُولِ إِلَى تَحْقِيقِ الْحَقِّ مِنْ عِلْمِ الْأُصُولِ".وَرَتَّبْتُهُ عَلَى مُقَدِّمَةٍ، وَسَبْعَةِ مَقَاصِدَ، وَخَاتِمَةٍ.أَمَّا المقدمة فهي "مشتملة"** على فصول أربعة:* في "أ": المصنفين.** في "أ" تشتمل.
Usûl İlmine Giriş
BİRİNCİ FASIL: Usûl-i Fıkhın Tarifi, Mevzûu, Fâidesi ve İstimdâdı Hakkındadır.
Bil ki bu lafzın iki itibarı vardır: Biri izâfe itibarı, diğeri alemîlik itibarı.
Birinci itibara gelince, muzâf ile muzâfun ileyhin tarifine ihtiyaç vardır. Muzâf, ‘usûl’; muzâfun ileyh ise ‘fıkıh’tır. Zira mürekkebin tarifi, onun müfredâtının tarifine bağlıdır; çünkü küllün bilinmesi, cüzlerinin bilinmesine durur. Ayrıca izâfenin tarifine de ihtiyaç vardır; zira o sûretî cüz mesabesindedir.
Muzâfa gelince: ‘usûl’, ‘asl’ın çoğuludur. Asıl lügatte, kendisi üzerine başka bir şeyin binâ edildiği şeydir. Istılahta ise [asıl]; râcih (tercih edilen), müstashab, küllî kaide ve delil manalarında kullanılır. Makama en uygunu dördüncüsüdür [delil].
Şöyle de denilmiştir: Burada lügavî manadan nakil asla aykırıdır ve buna mecbur edecek bir zaruret yoktur. Çünkü aklî inbina –hükmün deliline binâ edilmesi gibi– mutlak inbina altına girer. Zira inbina, duvarın temeli üzerine inşası gibi hissî inbinayı ve hükmün deliline binâ edilmesi gibi aklî inbinayı kapsar. Burada fıkha izâfe edildiği ve fıkıh aklî bir mâna olduğu için, murâdın aklî inbina olduğuna delâlet eder.
Muzâfun ileyh olan fıkıh ise lügatte ‘fehim’dir[2]. Istılahta ise: tafsîlî delillerinden istidlâl ederek şer‘î ahkâmı bilmektir.
[1] Mürekkep üç kısma ayrılır: a) İsnâdî mürekkeb: Meselâ ‘شاب قرناها’ (Şâbe Karnâhâ: ‘iki boynuzu ağardı’ — klasik özel isim kalıbı). b) Mezcî mürekkeb: İki kelimeden oluşup ikincisi birincisine ‘te’nît’ (belki ‘tenvîn’?) yerine geçen: ‘بعلبك’ gibi. c) İzâfî mürekkeb: Çoğunlukla böyledir; iki isimden oluşup ikincisi birincisinin tenvîni yerine geçer: ‘عبد الله’ gibi. Bk. Evdahu'l-Mesâlik ilâ Elfiyyeti İbn Mâlik, 1/133; Katru'n-Nedâ, s.133.
[2] Lügatte, mütekellimin kelâmından maksadını anlamaktır. Istılahta: amelî şer‘î ahkâmı tafsîlî delillerinden iktisâb ederek bilmektir. Şöyle de denilmiştir: İsâbet ve hükme taalluk eden hafî manaya vâkıf olmaktır. Bu, re’y ve içtihad ile istinbât edilen bir ilim olup nazar ve teemmüle ihtiyaç duyar. Bk. et-Ta‘rîfât, s.216. Bu sebeple Allah’a fakîh denilmez; zira hiçbir şey O’na gizli değildir.
مدخل إلى علم الأصولالْفَصْلُ الْأَوَّلُ فِي تَعْرِيفِ أُصُولِ الْفِقْهِ وَمَوْضُوعِهِ وفائدته واستمدادهمدخل…الْفَصْلُ الْأَوَّلُ: فِي تَعْرِيفِ أُصُولِ الْفِقْهِ وَمَوْضُوعِهِ، وَفَائِدَتِهِ، وَاسْتِمْدَادِهِ:اعْلَمْ أَنَّ لِهَذَا اللَّفْظِ اعْتِبَارَيْنِ:أَحَدُهُمَا بِاعْتِبَارِ الْإِضَافَةِ وَالْآخَرُ بِاعْتِبَارِ الْعَلَمِيَّةِ.أَمَّا الِاعْتِبَارُ الْأَوَّلُ فَيَحْتَاجُ إِلَى تَعْرِيفِ الْمُضَافِ، وَهُوَ الْأُصُولُ، وَالْمُضَافِ إِلَيْهِ وَهُوَ الْفِقْهُ؛ لِأَنَّ تَعْرِيفَ الْمُرَكَّبِ١ يَتَوَقَّفُ عَلَى تَعْرِيفِ مُفْرَدَاتِهِ، ضَرُورَةَ تَوَقُّفِ مَعْرِفَةِ الْكُلِّ عَلَى مَعْرِفَةِ أَجْزَائِهِ، وَيَحْتَاجُ أَيْضًا إِلَى تَعْرِيفِ الْإِضَافَةِ؛ لِأَنَّهَا بِمَنْزِلَةِ الْجُزْءِ الصُّورِيِّ.أَمَّا الْمُضَافُ فَالْأُصُولُ: جَمْعُ أَصْلٍ، وَهُوَ فِي اللُّغَةِ مَا يَنْبَنِي عَلَيْهِ غَيْرُهُ.وَفِي الِاصْطِلَاحِ: يُقَالُ عَلَى الرَّاجِحِ، وَالْمُسْتَصْحِبِ، وَالْقَاعِدَةِ الْكُلِّيَّةِ وَالدَّلِيلِ.وَالْأَوْفَقُ بِالْمَقَامِ الرَّابِعُ.وَقَدْ قِيلَ: إِنَّ النَّقْلَ عَنِ الْمَعْنَى اللُّغَوِيِّ هُنَا خِلَافُ الْأَصْلِ، وَلَا ضَرُورَةَ هُنَا تُلْجِئُ إِلَيْهِ؛ لِأَنَّ الِانْبِنَاءَ الْعَقْلِيَّ كَانْبِنَاءِ الْحُكْمِ عَلَى دَلِيلِهِ يَنْدَرِجُ تَحْتَ مُطْلَقِ الِانْبِنَاءِ؛ لِأَنَّهُ يَشْمَلُ الِانْبِنَاءَ الْحِسِّيَّ، كَانْبِنَاءِ الْجِدَارِ عَلَى أَسَاسِهِ، وَالِانْبِنَاءَ الْعَقْلِيَّ كَانْبِنَاءِ الْحُكْمِ عَلَى دَلِيلِهِ.وَلَمَّا كَانَ مُضَافًا إِلَى الْفِقْهِ هُنَا وَهُوَ مَعْنًى عَقْلِيٌّ دَلَّ عَلَى أَنَّ الْمُرَادَ الِانْبِنَاءُ الْعَقْلِيُّ.وَأَمَّا الْمُضَافُ إِلَيْهِ وَهُوَ الْفِقْهُ فَهُوَ فِي اللُّغَةِ الْفَهْمُ٢.وَفِي الِاصْطِلَاحِ: الْعِلْمُ بالأحكام الشرعية، عن أدلته التفصيلية بالاستدلال.١ وهو ينقسم إلى ثلاثة أنواع:أ- مركب إسنادي: مثل شاب قرناها.ب- ومركب مزجي: وهو كل كلمتين نزلت ثانيتهما منزلة التأنيت مما قبلها مثل: بعلبك.ج- ومركب إضافي: وهو الغالب، وهو كل اسمين نزل ثانيهما منزلة التنوين مما قبله. مثل: عبد الله. اهـ أوضح المسالك إلى ألفية ابن مالك "١/ ١٣٣" قطر الندى "١٣٣".٢ هو في اللغة عبارة عن فهم غرض المتكلم من كلامه.وفي الاصطلاح: هو العلم بالأحكام الشرعية العملية المكتسب من أدلتها التفصيلية.وقيل: هو الإصابة والوقوف على المعنى الخفي الذي يتعلق به الحكم، وهو علم مستنبط بالرأي والاجتهاد، ويحتاج فيه إلى النظر والتأمل. ا. هـ التعريفات "٢١٦" ولذلك لا يسمى الله فقيها؛ لأنه لا يخفى عليه شيء.
Ve denilmiştir ki: [Fıkıh], mükelleflerin, itikad için değil de (bizzat) kastedilen amellerini tasdik etmektir. Ve denilmiştir ki: Nefsin, amel bakımından lehine ve aleyhine olanı bilmesidir. Ve denilmiştir ki: Fer'î şer'î hükümleri, tafsîlî delillerinden hareketle itikad etmektir. Ve denilmiştir ki: O, zarurî olarak dinden olduğu bilinen şer'î hükümlere dair bir ilimler bütünüdür. Bu tariflerin her birine itirazlar yöneltilmiştir. Bunlardan ilki, ilim lafzı zannı da kapsayacak şekilde yorumlanırsa en uygunudur; zira fıkıh ilminin çoğu zannîdir. İzâfeye gelince, onun anlamı, muzâfın muzâfünh ileyhe ait olması, muzâfünh ileyhin mefhûmu itibarıyladır. Fıkıh usûlü, fıkha ait olan, onun üzerine bina edilen ve ona dayanan şeylerdir. İkinci izah ise, tafsîlî delillerden fer'î şer'î hükümleri istinbât etmeye vesile olan kuralları idrâk etmekten ibarettir. Ve denilmiştir ki: O, kuralları bilmektir... ilh. Ve denilmiştir ki: O, bizzat kendileriyle hükümleri istinbâta ulaştıran kuralların ta kendisidir... ilh. Ve denilmiştir ki: O, fıkhın yolları (usûlü), icmâlî olarak ve bu yollarla istidlâlin keyfiyeti ile keyfiyete tâbi olan şeylerdir. Buna itiraz olarak denilmiştir ki: Tafsîlî delilleri zikretmek, zımnen anlaşılan lâzımı açıkça ifade etmektir; çünkü murâd, hükümleri tafsîlen istinbât etmektir ve bu da ancak tafsîlî delillerden olur. Buna şu kayıt eklenir: tahkik yoluyla [1] hilaf ilmini ve [2] cedel ilmini dışarıda bırakmak için. Zira bu iki ilim, fıkıh meselelerine ulaştıran kuralları içermekle birlikte, tahkik yoluyla değil, aksine gayeleri hasmı ilzam etmektir. Mademki ilim, bazılarına göre fıkıh usûlünde farklı anlaşılmıştır, burada mutlak ilmin tarifini zikretmek uygun olur: [* Köşeli parantez içindeki kısım 'A' nüshasında yoktur.] [** (A) nüshasında: "mahsustur/aittir" (تختص) şeklindedir.] [*** Parantez içindeki kısım 'A' nüshasında yoktur.] [1] Hilaf: İki muhalif arasında bir hakkı tahkik veya bir batılı iptal için cereyan eden münazara. (Ta‘rifât, 135) [2] Cedel: Meşhurât ve müsellimâttan müteşekkil kıyas olup gayesi: a) Hasmı ilzam etmek ve burhanın mukaddimelerini idrâk etmekten âciz olanı susturmak; b) Kişinin hasmını, sözünü bir hüccet veya şüphe ile bozmaktan defetmek yahut kendi sözünü tashih etmektir. Hakikatte husumettir. (Ta‘rifât, 101)
وَقِيلَ: التَّصْدِيقُ بِأَعْمَالِ الْمُكَلَّفِينَ، الَّتِي تُقْصَدُ لَا لاعتقاد.وقيل: معرفة النفس مالها وَمَا عَلَيْهَا عَمَلًا.وَقِيلَ: اعْتِقَادُ الْأَحْكَامِ الشَّرْعِيَّةِ الْفَرْعِيَّةِ عَنْ أَدِلَّتِهَا التَّفْصِيلِيَّةِ.وَقِيلَ: هُوَ جُمْلَةٌ مِنَ الْعُلُومِ "بِأَحْكَامٍ شَرْعِيَّةٍ يُسْتَدَلُّ عَلَى أَعْيَانِهَا"* يُعْلَمُ بِاضْطِرَارٍ أَنَّهَا مِنَ الدِّينِ.وَقَدِ اعْتُرِضَ عَلَى كُلِّ وَاحِدٍ مِنْ هَذِهِ التَّعْرِيفَاتِ بِاعْتِرَاضَاتٍ، وَالْأَوَّلُ أَوْلَاهَا إِنْ حُمِلَ الْعِلْمُ فِيهِ عَلَى مَا يَشْمَلُ الظَّنَّ؛ لِأَنَّ غَالِبَ عِلْمِ الْفِقْهِ ظُنُونٌ. وَأَمَّا الْإِضَافَةُ فَمَعْنَاهَا اخْتِصَاصُ الْمُضَافِ بِالْمُضَافِ إِلَيْهِ، بِاعْتِبَارِ مَفْهُومِ الْمُضَافِ إِلَيْهِ.فَأُصُولُ الْفِقْهِ مَا "يَخْتَصُّ"** بِالْفِقْهِ، مِنْ حَيْثُ كَوْنِهِ مَبْنِيًّا عَلَيْهِ وَمُسْتَنِدًا إِلَيْهِ.وَأَمَّا الِاعْتِبَارُ الثَّانِي: فَهُوَ إِدْرَاكُ الْقَوَاعِدِ الَّتِي يُتَوَصَّلُ بِهَا إِلَى اسْتِنْبَاطِ الْأَحْكَامِ الشَّرْعِيَّةِ الْفَرْعِيَّةِ عَنْ أَدِلَّتِهَا التَّفْصِيلِيَّةِ.وَقِيلَ: هُوَ الْعِلْمُ بِالْقَوَاعِدِ … إلخ.وَقِيلَ: هُوَ نَفْسُ الْقَوَاعِدِ الْمُوَصِّلَةِ بِذَاتِهَا إِلَى اسْتِنْبَاطِ الْأَحْكَامِ … إلخ.وَقِيلَ: هُوَ طُرُقُ الْفِقْهِ "عَلَى وَجْهِ الْإِجْمَالِ وَكَيْفِيَّةُ الِاسْتِدْلَالِ بِهَا، وَمَا يَتْبَعُ الْكَيْفِيَّةَ"***.وَفِيهِ: أَنَّ ذِكْرَ الْأَدِلَّةِ التَّفْصِيلِيَّةِ تَصْرِيحٌ بِاللَّازِمِ الْمَفْهُومِ ضِمْنًا؛ لِأَنَّ الْمُرَادَ اسْتِنْبَاطُ الْأَحْكَامِ تَفْصِيلًا، وَهُوَ لَا يَكُونُ إِلَّا عَنْ أَدِلَّتِهَا تَفْصِيلًا، وَيُزَادُ عَلَيْهِ:عَلَى وَجْهِ التَّحْقِيقِ لِإِخْرَاجِ عِلْمِ الْخِلَافِ١، وَالْجَدَلِ٢، فَإِنَّهُمَا وَإِنِ اشْتَمَلَا عَلَى الْقَوَاعِدِ الْمُوَصِّلَةِ إِلَى مَسَائِلِ الْفِقْهِ، لَكِنْ لَا عَلَى وَجْهِ التحقيق، بل الغرض منها إلزام الخصم.ولما كان العلم مأخوذًا على أصول الفقه عند البعض، حسن ههنا أن نذكر تعريف مطلق العلم:* ما بين القوسين ساقط من "أ".** في "أ": تختص.*** ما بين قوسين ساقط من "أ"._________١ الخلاف: منازعة تجري بين المتعارضين لتحقيق حق، أو لإبطال باطل. ا. هـ التعريفات "١٣٥".٢ هو القياس المؤلف من المشهورات والمسلمات، والغرض منه:أ- إلزام الخصم وإفحام من هو قاصر عن إدراك مقدمات البرهان،ب- دفع المرء خصمه عن إفساد قوله بحجة، أو شبهة، أو يقصد به تصحيح كلامه.وهو الخصومة في الحقيقة. ا. هـ التعريفات "١٠١".