Me‘ânî'l-Kur'an li’n-Nahhâs (Ebû Ca‘fer en-Nahhâs) Kısım: Ulûmu'l-Kur'an ve Usûlü't-Tefsîr Kitap: Me‘ânî'l-Kur'an Müellif: Ebû Ca‘fer en-Nahhâs Ahmed b. Muhammed (ö. 338 h.) Muhakkik: Muhammed Ali es-Sâbûnî Nâşir: Ümmü'l-Kurâ Üniversitesi – Mekke-i Mükerreme Tab‘: Birinci Baskı, 1409 [Eser numaralandırması matbu nüshaya uygundur] Neşir tarihi (el-Mektebetü'ş-Şâmile): 8 Zilhicce 1431
معاني القرآن للنحاس (أبو جعفر النحاس)القسم: علوم القرآن وأصول التفسيرالكتاب: معاني القرآنالمؤلف: أبو جعفر النحاس أحمد بن محمد (ت ٣٣٨ هـ)المحقق: محمد علي الصابونيالناشر: جامعة أم القرى - مكة المكرمةالطبعة: الأولى، ١٤٠٩[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Nehhâs'ın Me‘âni’l-Kur’ân’ı – Cilt 1
Me‘âni’l-Kur’ân – Nehhâs, Cilt 1
Me‘âni’l-Kur’ân
Nehhâs, Cilt 1
معاني القرآن للنحاس - جـ ١معاني القرآن - النحاس ج ١معاني القرآنالنحاس ج ١
Birinci baskı: 1408 H. - 1988. Basım hakları Ümmü'l-Kurâ Üniversitesi'ne mahfuzdur.
الطبعة الاولى١٤٠٨ هـ - ١٩٨٨ محقوق الطبع محفوظة لجامعة أم القرى
Ebû Ca‘fer en-Nahhâs (Ebû Ca‘fer en-Nahhâs, Arap dilinin imâmı, eser sahibi olup zamanında Mısırlılar nezdinde İbnü’l-Enbârî ve Niftûye’nin dengi sayılırdı) (Zehebî) (Ebû Ca‘fer el-Mısrî; nahivci, lügatçi, müfessir, edîb; tefsir ve diğer alanlarda pek çok faydalı eser telif etmiş, Müberrid’in talebeleriyle görüşmüş, Nesâî’den hadis dinlemiş, insanlar kendisinden istifade etmiştir) (Hâfız İbn Kesîr) (Ebû Ca‘fer en-Nahvî; Bağdat’a seyahat etmiş, Zeccâc’a Sîbeveyh’in kitabını okumuş, Kur’ân ilimleri ve edebiyat sahasında telifle meşgul olmuş; bununla birlikte [hadis] semâ‘ı yoktu. Yalnız kalıp kalemine sarıldığında eserini sağlamlaştırır ve güzelleştirirdi. Eserleri ellinin üzerindedir) (Safedî)
أبو جعفر النحاس(أبو جعفر النحاس إمام العربية، صاحب التصانيف كان ينظر في زمانه بابن الانباري وبنفطويه للمصريين) (الذهبي) (أبو جعفر المصري النحوي اللغوي المفسر الاديب له مصنفات كثيرة مفيدة في التفسير وغيره لقي أصحاب المبرد وسمع الحديث عن النسائي وانتفع الناس به) (الحافظ ابن كثير) (أبو جعفر النحوي رحل إلى بغداد وقرأ كتاب سيبويه على الزجاج واشتغل بالتصنيف في علوم القرآن والادب ولم تكن له مشاهدة وإذا خلا بقلمه جود وأحسن وتصانيفه تزيد على خمسين مصنفا) (الصفدي)
(Şüphesiz ben, Kur'an okuyan kimseye hayret ederim: nasıl olur da tilavetinden lezzet alır, oysa henüz manasını anlamamıştır?) (İmâm Taberî)
(إني لاعجب ممن يقرأ القرآن كيف يلتذ بتلاوته ولم يفهم معناه) (الامام الطبري)
Takdim: Hamd, kitabını kuluna indiren ve onda hiçbir eğrilik kılmayan Allah'a mahsustur. Salât ve selâm, nebîlerin ve resullerin sonuncusu, kendisine âlemlerin Rabbi'nin «Dilini onunla (vahyi ezberlemek için) hareket ettirme; şüphesiz onu toplamak ve okutmak Bize aittir. O hâlde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşuna tâbi ol. Sonra onu açıklamak da Bize aittir.» buyurduğu Muhammed b. Abdullah'ın üzerine olsun. Ve ba‘dü: İşte bu, mübarek tefsir kitaplarından, ömürlerini Kitâb-ı Kerîm'in âyetlerini anlamaya, tefsirde rivayetin tashihine ve Kur'an kelimelerinin mânâlarını açıklamada delil olarak kullanılan dil şahitlerini toplamaya adayan sâlih âlimler ve muttakî imamların üstlendikleri yeni bir kitaptır. Müellif, hicrî dördüncü asrın dil imamlarındandır. Geniş dil bilgisini tefsir alanında kullanmış, müfessirlerin sözlerini Araplardan nakledilene uygun olacak şekilde yöneltmiş, şâz rivayetlere bu gözle bakarak Arapların bilmediğini reddetmiştir. Hayret vericidir ki bu kıymetli kitap eskiden ilgi görmemiş; nüshalarının azlığı bunu göstermektedir. Zira bize sadece bir nüshası ulaşmış olup bazı yerlerinde düşmeler ve silinmeler vardır. Bu durum muhakkiki o yerleri boş bırakmaya veya tefsir kitaplarından nakillerle doldurmaya sevk etmiştir. İhyâu't-Turâsi'l-İslâmî Merkezi, faziletli Şeyh Muhammed Ali es-Sâbûnî'yi bu neşre değer kitabı tahkik etmekle görevlendirmiş; o da kendisine tevdi edileni yerine getirmiştir. Ardından onu Ümmü'l-Kurâ Üniversitesi'nden faziletli hocalar, doktorlar: Muhammed el-Muhtâr el-Mehdî, Abdülmecîd Mahmûd, Abdülvehhâb Fâyid ve Abdülbâsıt Belbûl mürâcaa etmiştir. Bunların mülâhazaları, istidrâkleri ve teklifleri olmuş, kitap bunlardan istifade etmiştir. Allah onlara en güzel karşılığı versin. Bu cüz, Doktor Muhammed el-Muhtâr el-Mehdî'nin mürâcaasındandır.
تقديمالحمد لله الدي أنزل على عبده الكتاب ولم يجعل له عوجا والصلاة والسلام على خاتم النبيين والمرسلين محمد بن عبد الله الذي قال له رب العالمين: (لا تحرك به لسانك لتعجل به إن علينا جمعه وقرآنه * فإذا قرأناه فاتبع قرآنه * ثم إن علينا بيانه) .وبعد: فهذا كتاب جديد من كتب التفسير المبارك الذي نهض به علماء صالحون وأئمة متقون، أفنوا أعمارهم في فهم آيات الكتاب الكريم وتمحيص الرواية فيالتفسير وجمع شواهد اللغة التي يحتج بها في بيان معاني مفردات القرآن.والمؤلف إمام من أئمة اللغة في القرن الرابع الهجري انتفع بمعارفه اللغوية الواسعة في مجال التفسير فوجه أقوال المفسرين بما يتفق مع ما نقل عن العرب ونظر إلى الروايات الشاذة بهذا المنظار فرد منها ما لا تعرفه العرب.والعجب أن هذا الكتاب النفيس لم يحظ بالعناية قديما مما يدل عليه ندرة نسخه إذ لم يصل إلينا غير نسخة واحدة منه فيها سقط ومحو في بعض المواضع مما اضطر المحقق إلى ترك فراغ مكانها أو محاولة ملئها بنقول من كتب التفسير.وقد كلف مركز إحياء التراث الاسلامي فضيلة الشيخ (محمد علي الصابوني) بتحقيق هذا الكتاب الجدير بالنشر فقام بما عهد إليه ثم راجعه أساتذة فضلاء من جامعة أم القرى هم الاساتذة الدكاترة: محمد المختار المهدي وعبد المجيد محمود وعبد الوهاب فايد وعبد الباسط بلبول.فكان لهم ملاحظات واستدراك واقتراحات انتفع بها الكتاب.فجزاهم الله خير الجزاء.وهذا الجزء من مراجعة الدكتور محمد المختار المهدي.
Bu itibarla muhakkik fazıl zat, metni tavzih ve şerh için tefsir kitaplarından çok sayıda nakil yapma temayülündedir. Biz bu nakillerin metne izdiham oluşturmaması için hafifletilmesini arzu ettik ve kendisinden bu hususta ihtisar yoluna gitmesini rica ettik. O da çoğu yerde teşekküre şayan bir şekilde bu ricamıza icabet etmiş, maksadı açıklamak için gerekli gördüğü kısımları muhafaza etmiştir. İşte bu mübarek kitabın (birinci cildi) araştırmacı ve talebelerin elindedir. Onlardan, kitabın sonunda zikredilmek üzere görecekleri herhangi bir tashih veya istidrakı bizden esirgememelerini niyaz ederiz. Beşerî hiçbir çaba kusur ve noksandan hâlî değildir. Fazıl kişi, zellelerinin sayılıp hatalarının kaydedildiği kimsedir. Muhakkike, müracılara ve tenkit eden okuyuculara teşekkür ederiz. Duamızın sonu ise: Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Prof. Dr. Mustafa Abdülvâhid, İslâmî Mirası İhya Merkezi Müdürü.
هذا والمحقق الفاضل يميل إلى كثرة النقول من كتب التفسير توضيحا للنص وشرحا له وقد حاولنا التخفيف من هذه النقول حتى لا تزاحم النص ورغبنا إليه أن يختصر فيها فاستجاب مشكورا في كثير من المواضع وأبقى ما يراه ضرورة لتوضيح المقصود.وها هو (الجزء الاول) من هذا الكتاب المبارك بين أيدي الباحثين والدارسين ونرجوهم ألا يضنوا بتصويب أو استدراك يرونه ليمكن التنويه به في ختام الكتاب.وليس هناك جهد بشري يخلو من نقص أو قصور والفاضل من تعد هفواتهوتحصى أخطاؤه.فشكرا للمحقق وشكرا للمراجعين وشكرا للقارئين المعقبين وآخر دعوانا أن الحمد لله رب العالمين.ا. د مصطفى عبد الواحد مدير مركز إحياء التراث الاسلامي
Bismillâhirrahmânirrahîm. Muhakkikin Mukaddimesi: İlmî neşri hazırlayan zatın önsözü.* Elhamdülillâh; O, temiz akıl sahipleri için bir basiret vesilesi ve bir hatırlatma olarak Kitab'ı indirendir. Salât ü selâm, kendisine Allah'ın hikmet verdiği ve fasl-ı hitabı [hakkı bâtıldan ayıran kesin sözü] bahşettiği nûrânî kandil, mûcizeler sahibi Efendimiz Muhammed -o ümmî, Hâşimî, Arabî Nebî- üzerine; keza onun âl-i [ehl-i beyti], zürriyyeti, diğer ashâbı, kıyamet gününe dek onlara ihsan ile tâbi olanlar üzerine olsun. Çokça selâm olsun.
Emma ba‘d: Şüphesiz selefimiz -Allah onlara rahmet etsin- ilimlerin ve marifetlerin türlü nevilerinde paha biçilmez hazineler ve muazzam bir ilmî servet bıraktılar. Onların kudretli gayretleri yalnızca şer‘î ve dinî ilimlere has kalmamış, belki beşerî, içtimâî, Arabî ve dinî bütün ilimler ile sanatlara tecavüz etmiştir. Ne var ki hangi ilim ve sanat olursa olsun onun engin deryasına dalmış, ondan inciler ve cevherler çıkarmış ve bu alanlarda külliyat telif etmişlerdir. Bize onların ilimlerinden ve eserlerinden ulaşan, ancak evlat ve torunlara miras olarak bıraktıkları o taşkın denizden bir katre misalidir. İşte bu mirasa fesat eli karışmış, zulüm ve tuğyan asırlarında zamanın afetleri ona musallat olmuştur. (1) Bu afetler onu paramparça etmiştir.
(1) Şöyle ki: Zulmet ve utançla kuşanmış Moğol ve Tatar asrında, hicrî 656 senesinde İslâm hilâfetinin başkenti Bağdat, cebbâr Hülâgû ve askerleri tarafından kuşatıldı. Onu fethettikten sonra yağmaladılar, esir aldılar, talan ettiler ve yeryüzünde fesat saçtılar. Öldürme, yağma ve esir alma Bağdat'ta kırk gün devam etti. Kitapları Dicle nehrine attılar, nihayet...
بسم الله الرحمن الرحيممقدمة المحقق* الحمد لله منزل الكتاب تبصرة وذكرى لاولى الالباب والصلاة والسلام على السراج المنير من أعطاه الله الحكمة وفصل الخطاب سيدنا محمد النبي الامي الهاشمي العربي صاحب المعجزات وعلى آله وذريته وسائر الاصحاب والتابعين لهم بإحسان إلى يوم الحساب وسلم تسليما كثيرا.أما بعد:* فلقد ترك أسلافنا رحمهم الله كنوزا ثمينة وثروة علمية عظيمة في شتى أنواع العلوم والمعارف ولم تقتصر جهودهم الجبارة على علوم الشريعة والدين بل تعدها إلى سائر العلوم والفنون (العلوم الانسانية والاجتماعية والعربية والدينية) فما من علم من العلوم ولا فن من الفنون إلا خاضوا عبابه واستخرجوا منه الدرر والجواهر وألفوا فيه الموسوعات وما وصل إلينا من علومهم ومؤلفاتهم إنما هو قطرة من البحر الزاخر الذي تركوه تروة للابناء والاحفاد فعبثت به يد الفساد وعدت عليه عاديات الزمان في عصور الظلم والطغيان (١) فبددته(١) في عصر المغول والتتار المجلل بالسواد والشنار حوصرت بغداد عاصمة الخلافة الاسلامية من قبل هولاكو الجبار وجنوده سنة ٦٥٦ هـ وبعد أن فتحوها نهبوا وسبوا وسلبوا وعاثوا في الارض فسادا واستمر القتل والنهب والسبي في بغداد أربعين يوما وألقوا الكتب في نهر دجلة حتى = (*)
Sebâ ellerine geçirdiği her şeyle birlikte gidip unutulmuş olsa da, selefimizin mirasından geriye kalan bir bakiyye, erkeklerin omuzlarına (gayretine) ihtiyaç duyarak, uzun bir durgunluk ve uykunun ardından nurlanıp varlık alanına çıkmayı beklemektedir.(1) Mürekkebin siyah suyu rengine bürünmüş, diğer pek çok kitap yakılmış; öyle ki Bağdat'ın gecesi alevlerin şiddetinden gündüze dönmüştür. Âlimlerden, fazilet sahiplerinden ve Ehl-i Sünnet'ten sayısız büyük bir cemaat katledilmiştir; bunların adedi sekiz yüz binden (800.000) fazladır. Tâğut Hülâgû, Bağdat'ı ele geçirmiş ve Halife el-Mu‘tasım-Billâh‘ı öldürmüştür. (Detay için: en-Nücûmu‘z-Zâhire, 7/50’ye bakınız.)(1) Tefsir ve Kur’an ilimlerinde, üzerinden zaman geçip de üzerindeki perdeyi kaldıracak ve onu nûr âlemine çıkaracak birini bekleyen pek çok kıymetli ve çeşitli yazma eserler mevcuttur. Bunların bir kısmı, bazı Arap ülkeleri ile Avrupa ve yabancı ülkelerin kütüphanelerinde bulunan mikrofilme çekilmiş yazmalardır. Şeyhülislâm İbn Teymiyye (rahimehullah)’in el-Fetâvâ (6/394)’da yüzden fazla tefsir okuduğunu ve incelediğini okudum. Oysa Şeyhülislâm –malum olduğu üzere– hicrî altıncı asrın ortaları ile yedinci asrın başlarında yaşamıştır; yani o, mütekaddimînden sayılır. Peki, okuduğunu ve incelediğini zikrettiği bu tefsirler nerede? Hâlbuki şu an elimizde, Kur’ân-ı Azîm tefsirlerinden matbu olarak bu miktarın dörtte biri bile bulunmamaktadır. Ondan sonra tefsir ilmine dair pek çok âlim eser telif etmiş, hatta bu sayı İbn Teymiyye (rahimehullah)’in zikrettiğinin kat kat üzerine çıkmıştır. Peki, bu kitaplar ve ansiklopediler nerede? Onlardan kimi ölmüş, kimi ise duvarların katmanları ya da kitap ve yazma eserlerin arasında karanlığın mahpusu olmuştur. Bunların, varlık alanına çıkıp Müslümanların istifade edebilmesi için mutlaka güçlü ve genç omuzlara ihtiyacı vardır. Mekke-i Mükerreme’deki Ümmü’l-Kurâ Üniversitesi bünyesindeki Merkezü’l-Bahsi’l-İlmî ve İhyâi’t-Türâsi’l-İslâmî (İlmî Araştırma ve İslâmî Mirası İhya Merkezi), bu kıymetli yazmaların bir kısmına sahiptir; bunlar, tozunu silip gözyaşını kurutacak, zayi olma ve dağılma hapishanesinden kurtarıp bir ışık zerresi görmelerini sağlayacak birini beklemektedir. İşte bu kutupta, gölgesi bol bir ağaç gibi, tefsir kitaplarının en güzel örneklerinden kıymetli bir eser olan Muhakkik Abdülhak b. Atıyye’nin el-Muharrerü’l-Vecîz fî Tefsîri’l-Kitâbi’l-Azîz adlı eserini on beş cilt halinde gün yüzüne çıkarmıştır. Bu takdire şayan bir çabadır; Allah’tan, onu neşredenleri mükâfatlandırmasını ve en güzel karşılığı vermesini niyaz ederiz. İşte İmam Ebû Ca‘fer en-Nahhâs’ın Me‘ânî’l-Kur’âni’l-Kerîm adlı tefsiri de, Ümmü’l-Kurâ Üniversitesi İslâmî Mirası İhya Merkezi tarafından neşredilmektedir. Böylece üniversite, Azîz Kitab’a hizmette değerli adımlar atmış olmaktadır. (İlk yağmur damlası bir damladır, sonra sağanak olur.)
وجعلته أيدي سبأ ومع كل ما ذهب واندرس فقد بقيت بقية من تراث سلفنا تحتاج إلى سواعد الرجال لترى النور وتخرج إلى حيز الوجود بعد طول ركود ورقود (١) .= صار لون الماء الاسود من المداد وأحرقت كتب أخرى كثيرة حتى صار ليل بغداد نهارا من شدة اللهب وقد قتل من العلماء والفضلاء وأهل السنة جمع غفير لا يحصون عددا يزيدون على (٨٠٠) ثمانمائة ألف واستولى هولاكو الطاغية على بغداد وقتل الخليفة المعتصم بالله وانظر النجوم الزاهرة ٧ / ٥٠.(١) نوجد مخطوطات نفيسة وعديدة متنوعة في التفسير وعلوم القرآن تحتاج إلى من يزيل عنها الغشاوة ويخرجها إلى عالم النور بعد أن عفا عليها الزمان منها مخطوطات مصورة في بعض مكتبات البلاد العربية والبلاد الاوربية والاجنبية وقد قرأت لشيخ الاسلام ابن تيمية رحمه الله في الفتاوى ٦ / ٣٩٤ أنه قرأ وطالع ما يزيد على مائة تفسير وشيخ الاسلام - كما هو معلوم - عاش في منتصف القرن السادس ومطلع القرن السابع الهجري فهو يعتبر إذا من المتقدمين فأين هذه التفاسير التي ذكر أنه قرأها وطالعها؟ ! إنه لا يوجد الآن بين أيدينا من المطبوع من تفاسير القرآن العظيم ربع هذا المقدار وقد ألف بعده علماء كثيرون في علم التفسير بلغت أضعاف ما ذكره ابن تيمية رحمه الله فأين هذه الكتب والموسوعات؟ إن منها من قد مات ومنها من قد بات حبيس الظلمة بين أطباق الجدران أو طيات الكتب والمخطوطات ولابد لها من سواعد قوية وفتية حتى تظهر إلى حيز الوجود ويستفيد منها المسلمون وفي مركز البحث العلمي وإحياء التراث الاسلامي بجامعة أن القرى بمكة المكرمةبعض لهذه المخطوطات النفيسة تريد من يمسح غبرتها ويكفكف دمعتها ويطلق أسرها من سجن الضياع والتشتت لترى بصيص النور وها هي الدوحة الوارفة الظلال في قطر تزيح الستار عن كتاب نفيس من أبدع كتب التفسير هو كتاب (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) للشيخ عبد الحق بن عطية في خمسة عشر مجلدا وهو جهد مشكور نسأل الله أن يأجر العاملين على إخراجه ويثيبهم عليه خير الجزاء وها هو تفسير (معاني القرآن الكريم) للامام أبي جعفر النحاس يخرجه مركز إحياء التراث الاسلامي بجامعة أم القرى.وبذلك تكون الجامعة قد خطت خطوات جليلة في خدمة الكتاب العزيز.. (وأول الغيث قطر ثم ينهمر) .(*)
* Kur'ân-ı Kerîm bu marifetlerden bolca nasipdar olmuş, bunun neticesinde Kur'an ilimlerine dair her türden kitaplar, müellefat, risaleler, lügatler ve ansiklopediler meydana gelmiştir; ki bunların kimi mufassal kimi muhtasar, kimi ulaşılması güç, güçlü erkeklerin taşıması dahi zor olan eserlerdir. Nitekim bazı kitaplar yüz cilde ulaşmış, hatta daha fazladır.
Tefsir ilmine dair büyük zatlar, ulemanın önde gelenleri ve dâhiler yazdı; her biri Kitab-ı Azîz'in hizmetine kendi kovasını saldı. Kimi garîbine dair telifte bulundu, kimi nâsih ve mensûhuna dair, kiminin himmeti haberlerin cem'i ve eserlerin tenkihindeydi. Diğerleri ise Kur'an ayetlerinden ahkâm istinbatı ve içlerindeki marifet incelikleri ile ahkâm usûlünü çıkarmak için zekâlarını ateşleme hususunda muazzam gayretler sarfettiler.
İşte bu muhterem imamlar ve alimler arasında —tenzil hizmetinde uzun tecrübeye sahip olan— el-‘İlmü’l-Ecell, Şeyhu’l-Arabiyye, İmam Ebû Ca‘fer(1) en-Nahhâs'tır ki bu mukaddimede bahsedeceğimiz (Meâni'l-Kur'âni'l-Kerîm) kitabının sahibidir.
Ulemanın Kitab-ı Azîz'in hizmetinde tasnif, telif ve ihtisas sahibi oldukları her şeye rağmen tefsir ilmi hâlâ inciler ve kıymetli cevherlerle dolu derin bir denizdir. Derinliklerine dalıp değerli incileri ve laleleri çıkaracak kimselere ihtiyaç duyar. Her ilim kurur ve tükenir, ancak tefsir ilmi hâlâ taze ve yenidir. Gizli hazinelerini çıkarmak ve istifade edilmek için(1) (İmam en-Nahhâs'ın hal tercümesi kaynakları için 37. sayfaya bakınız) araştırma, kazı, tetkik ve tashih gerektirir.
* وقد حظي القرآن الكريم بنصيب وافر من هذه المعارف فكانت هناك كتب ومؤلفات ورسائل ومعاجم وموسوعات في شتى علوم القرآن منها المسهب والموجز ومنها ما يعز مناله ويصعب حمله على العصبة أولي القوة من الرجال فقد بلغ بعض الكتب مائة جزء أو تزيد.* وكتب في علم التفسير رجال عظام من أساطين العلماء وفحول النبغاء كل أدلى بدلوه في خدمة الكتاب العزيز فمنهم من ألف في غريبه ومنهم من ألف في ناسخه ومنسوخه ومنهم من كانت همته في جمع الاخبار وتنقيح الآثار وآخرون بذلوا جهودا جبارة في إيقاد قرائحهم لاستنباط الاحكام من آيات القرآن واستخراج ما فيها من دقائق المعرفة وأصول الاحكام.* ومن هؤلاء الائمة الاجلاء والجهابذة الاعلام الذين لهم باع طويل في خدمة التنزيل العلم الاجل - شيخ العربية - الامام أبو جعفر (١) النحاس صاحب كتاب (معاني القرآن الكريم) الذي نحن بصدد الحديث عنه في هذه المقدمة.* ومع كل ما صنف العلماء وألفوا وتبحروا فيه خدمة للكتاب العزيز فإن علم التفسير لا يزال بحرا لجيا زاخرا بالدرر والنفائس يحتاج إلى من يغوص في أعماقه ليستخرج منه الدرر واللالئ الثمينة وكل علم شاط واحترق إلا علم التفسير فإنه لا يزال غضا طريا يحتاج إلى بحث وتنقيب ودراسة وتمحيص لاستخراج كنوزه الدفينة والاستفادة من(١) انظر مراجع ترجمة الامام النحاس في الصفحة الآتية رقم (٣٧) .(*)
Kıymetli hükümleri… İşte biz bu değerli kitabı, dil imâmlarından ve İslâm âlimlerinin meşhurlarından bir imâmın, o yüce imâm ve şeyh Ebû Ca‘fer en-Nehhâs'ın –ki hicrî dördüncü asır âlimlerinden olup Nebevî hicretin 338. yılında vefat etmiştir– tahkik ve tedkik ile ele alıyoruz. Allah ona rahmet ve rıdvanıyla muamele buyursun, onu geniş cennetlere yerleştirsin.
Nesebi ve lakabı:* O, Ebû Ca‘fer (Ahmed b. Muhammed b. İsmâîl b. Yûnus el-Murâdî) olup Mısırlı müfessir, nahivci, en-Nehhâs veya İbnu'n-Nehhâs olarak bilinir; ayrıca es-Saffâr olarak da tanınır. Ancak en-Nehhâs lakabı, kendisiyle tanınan en meşhur lakabı olup ufuklarda şöhret bulmuş ve onun için bir alem haline gelmiştir.
(en-Nehhâs), bakırdan tencere, kap kacak gibi eşyayı yapan kimseye nisbet edilen bir isimdir; anlaşılan o ki, dedeleri bu zanaatla meşgul olmuşlardır. Ebû Ca‘fer ise küçük yaştan itibaren ilim talebine yönelmiş olup, onun bu zanaatla (imalat veya satım) meşgul olduğu nakledilmemiştir. es-Saffâr diye de anılması yine bakır mânasındaki “es-sufr” kelimesine nisbetledir.
* el-Misbâh'ta denilir: “es-Sufr, kâfîl gibidir: bakır demektir; sâd harfini esreli okumak da bir dildir; sıfr ve sufr denilir. O bakırdır; (aynı kökten) beytün sufr, yani içinde eşya bulunmayan boş ev; o sıfru'l-yedeyn, yani ellerinde hiçbir şey bulunmayan kimse denir.” (1) * es-Sem‘ânî, el-Ensâb'ta şöyle der: “en-Nehhâs, nûn'un fethası ve hâ'nın şeddesiyle, bakır işçiliğine nisbet edilen bir isimdir. Mısırlılar, bakır kaplar yapan ve satan kimseye bu ismi verirler.” (1) Bk. el-Misbâhu'l-Münîr, “صفر” maddesi; el-Cevherî'nin es-Sıhâh'ı, 2/714.
أحكامه الثمينة وها نحن نتناول هذا السفر القيم بالتحقيق والتدقيق لامام من أئمة اللغة وعالم من مشاهير علماء الاسلام ذلكم هو الامام الهمام الشيخ (أبو جعفر النحاس) من علماء القرن الرابع الهجري المتوفى سنة ٣٣٨ هـ ثمان وثلاثين وثلاثمائة من الهجرة النبوية تغمده الله بالرحمة والرضوان وأسكنه فسيح الجنان.نسبه ولقبه* هو الامام أبو جعفر (أحمد بن محمد بن إسماعيل بن يونس المرادي) المفسر المصري النحوي المعروف بالنحاس أو بابن النحاس ويعرف أيضا بالصفار ولكن لقب (النحاس) هو الاشهر الذي عرف به وهو الذي طار في الآفاق حتى صار علما له.و (النحاس) نسبة إلى من يصنع الاواني النحاسية كالقدور والاواني وغير ذلك ويظهر أن أجداده كانوا يشتغلون بهذه الصنعة وأما أبو جعفر فقد طلب العلم منذ حداثة سنه ولم ينقل عنه أنه اشتغل بهذه الحرفة صنعة أو بيعا وسمي بالصفار أيضا نسبة إلى (الصفر) وهو النحاس أيضا.* قال في المصباح: (الصفر مثل قفل: النحاس وكسر الصاد لغة فيقال: صفر وصفر.وهو النحاس ويقال: بيت صفر أي خال من المتاع وهو صفر اليدين أي ليس فيهما شئ) (١) * وقال السمعاني في الانساب: (النحاس بفتح النون وتشديد الحاء نسبة إلى عمل النحاس.وأهل مصر يقولون لمن يعمل الاواني الصفرية ويبيعها(١) انظر المصباح المنير مادة صفر والصحاح للجوهري ٢ / ٧١٤.(*)
النحاس – Bu isimle meşhur olmuş bir cemaat bulunmaktadır; bunlardan biri de Ebû Ca‘fer Ahmed b. Muhammed b. İsmâil en-Nahhâs'tır.(1)
Doğumu ve Vefatı: İmam Ebû Ca‘fer en-Nahhâs Mısır'da doğmuş ve orada uzun bir süre yaşamıştır. Doğum yılı tam olarak bilinmemektedir; zira elimizdeki bütün kaynaklar onun doğum yılını ve ilk yetişme dönemlerini zikretmemektedir. Ancak onun Mısır'da doğup yine orada vefat ettiği hususunda müttefiktirler. Bununla birlikte, bazı âlimlerin belirttiği gibi doğumunun 260 hicrî yılı olduğu ağır basan bir ihtimaldir.
Vefatına gelince, kaynaklar onun 338 hicrî, yani üç yüz otuz sekiz hicrî yılında vefat ettiğinde ittifak etmektedir.
Nahhâs'ın Yaşadığı Dönemde İlmî Hayat: Ebû Ca‘fer en-Nahhâs'ın yaşadığı dönemde Mısır'da ilmî hareketlilik ruhu canlanmış ve o dönemde İslam hilâfetinin başkenti, ilim ve âlimlerin kıblesi olan Bağdat'la rekabet etmeye başlamıştı. Özellikle Ahmed b. Ca‘fer ed-Dîneverî, Ali b. Süleyman el-Ahfeş, Muhammed b. Yahyâ el-Yezîdî ve Mısır topraklarına yerleşip bu İslam diyarında ikamet etmeyi uygun bulan diğer büyük âlimlerden oluşan seçkin bir zümrenin oraya gelmesinden sonra daha da belirginleşti. Böylece beldelerin başkentlerinde ilmî rekabet ve yarış ruhu canlandı.
(1) Bkz. es-Sem‘ânî, el-Ensâb, 13/44; İbnü'l-Esîr el-Cezerî, el-Lübâb fî Tehzîbi'l-Ensâb, 3/300.
النحاس وقد اشتهر بهذا الاسم جماعة منهم: أبو جعفر أحمد بن محمد بن إسماعيل النحاس) (١) .مولده ووفاته * ولد الامام أبو جعفر النحاس في مصر وعاش فيها ردحا من الزمن ولا يعرف على وجه الضبط سنة ميلاده فالمراجع التي بين أيدينا كلها لا تذكر سنة مولده ولا أطوار نشأته الاولى ولكنها متفقة على أنه ولد في مصر وتوفي فيها وإن كان يغلب على الظن أن ولادته كانت سنة ٢٦٠ هـ كما ذكر بعض العلماء.* وأما وفاته فالمراجع متفقة على أنها كانت سنة ٣٣٨ هـ ثمان وثلاثين وثلاثمائة من الهجرة النبوية.الحياة العلمية في عصر النحاس* في الفترة التي عاش فيها (أبو جعفر النحاس) كانت قد دبت في مصر روح النشاط العلمي وأخذت تتنافس مع بغداد عاصمة الخلافة الاسلامية وقبلة العلم والعلماء آنذاك..لا سيما بعد أن وفد إليها نخبةمن العلماء الافذاذ كأحمد بن جعفر الدينوري وعلي بن سليمان الاخفش ومحمد بن يحيى اليزيدي وغيرهم من أكابر العلماء ممن حط عصا التسيار في ربوع الكنانة وطاب له المقام في دار من ديار الاسلام وبذلك دبت روح التنافس والتسابق العلمي في عواصم البلدان(١) انظر كتاب الانساب للسمعاني ١٣ / ٤٤ واللباب في تهذيب الانساب لابن الاثير الجزري ٣ / ٣٠٠.(*)
İslâmî sahada Mısır, hicrî üçüncü asrın ikinci yarısında âlimlerin sığınağı, fazîlet ve irfân ehlinin kalesi hâline gelmiş ve kendisinde âlimlerin zuhur etmesi, İmam Ahmed b. Muhammed et-Tahâvî gibi muhaddislerin ve fakihlerin parlamasının ardından mübarek meyvelerini vermeye hazır hâle gelmiştir. Zehebî, Siyeru A‘lâmi’n-Nübelâ’da (15/27) onun hakkında şöyle der: “Tahâvî, âlim, büyük hâfız, Mısır diyarının muhaddisi ve fakihi Ebû Ca‘fer Ahmed b. Muhammed b. Selâme el-Mısrî et-Tahâvî el-Hanefî’dir; meşhur eserlerin sahibidir.” Onun benzeri fazîlet ve ilim sahipleri çoktur ki onları zikretmeye burada imkân yoktur. İlim talebeleri çeşitli diyarlardan ve bölgelerden oraya akın etmiş, böylece Bağdat ile Kahire arasındaki rekabet ve yarış şiddetlenmiş, uzamış ve hızlı adımlarla yükseliş ve kemalin zirvesine doğru ilerlemiştir.
İlmî Tahsil Hayatı
İmam Ebû Ca‘fer en-Nahhâs, ilim hareketine eşlik eden bir asırda, ilme şevkli ve gayretli bir şekilde, âlimleri seven, onlarla sohbet edip istifade eden biri olarak yetişti. Fakirliği ve darlığı, ilim talebini sürdürmesine mâni olmadı; zira bunun şeref ve yücelik yolu olduğunu hissetmişti. Bu sebeple geceyi gündüze katarak ilim tahsilinde ciddiyet ve gayret gösterdi. Gayreti yalnızca Mısır’daki hocalarının pınarından içmekle sınırlı kalmadı; bilâkis ilme olan sevgi ve tutkusu, Bağdat’a hicret ederek onun ileri gelen âlimlerinden ve büyüklerinden şevkini tatmin edecek şeyler elde etmeye sevk etti. Hele ki Bağdat semasında Arapça ilimlerinde el-Müberred, el-Ahfeş es-Sağîr, Niftaveyh ve ez-Zeccâc gibi parlak yıldızlar ile (Ahmed b. Muhammed el-Haccâc el-Mervezî) ve (Ebû Hâtim
الاسلامية وأصبحت مصر في (النصف الثاني من القرن الثالث الهجري) موئل أهل العلم وكهف أهل الفضل والعرفان وأضحت متهيئة لتعطي ثمارها المباركة بعد أن ظهر فيها العلماء ونبغ فيها المحدثون والفقهاء من أمثال الامام أحمد بن محمد الطحاوي الذي قال عنه الذهبي في سير أعام النبلاء ١٥ / ٢٧: (الطحاوي هو الامام العلامة الحافظ الكبير محدث الديار المصرية وفقيهها أبو جعفر أحمد بن محمد ابن سلامة المصري الطحاوي الحنفي صاحب التصانيف الشهيرة..) وأمثاله من أهل الفضل والعلم كثيرون ممن لا يتسع المجال إلى ذكرهم وأمها طلاب العلم من شتى الديار والاقطار وبذلك أضحى التنافس والتسابق بين (بغداد) و (القاهرة) يشتد ويمتد ويسير بخطي حثيثة نحو أوج الارتقاء والكمال.نشأته العلمية* نشأ الامام أبو جعفر النحاس في عصر مواكبة النهضة العلمية شغوفا دؤوبا على طلب العلم محبا للعلماء ومجالستهم والاستفادة منهم لم يمنعه فقره وإعساره عن مواصلة الطلب لانه شعر أن هذا هو طريق المجد والسؤدد فأخذ يجد ويجتهد ويواصل الليل بالنهار في طلب العلمولم تقتصر همته أن ينهل من معين شيوخه في مصر فحسب بل دفعه حبه وشغفه بالعلم أن يرحل إلى بغداد لينال من جهابذتها وعلمائها ما يشفي طموحه لا سيما وقد تألق في سماء بغداد كواكب مضيئة من أمثال المبرد والاخفش الصغير ونفطويه والزجاج في علوم العربية وأمثال (أحمد بن محمد الحجاج المروزي) و (أبي حاتم
er-Râzî, İbrâhim b. İshak el-Harbî ve Ebû Dâvûd es-Sicistânî'den hadis-i şerîf; İmâm Ebû Ca‘fer Muhammed et-Taberî ve Bakı b. Mahled gibi âlimlerden tefsîr ve ulûmu’l-Kur’ân alanında ders aldı. Bu âlimlerden çeşitli ma‘rifet ve ilim dallarını tahsil etti. Ardından Mısır’a döndü ve yüce şeyhlerden ilim tahsiline devam ederek Arapça, tefsîr ve hadîs ilmlerinde parmakla gösterilen bir imâm mertebesine ulaştı. Muhaddis, hâfız ve seçkin âlim Ahmed b. Şu‘ayb b. ‘Alî b. Sinân Ebû ‘Abdurrahman en-Nesâ’î (Sünen sahibi)’nden Nahhâs hadîs-i şerîf dinlemiş ve ondan (İ‘râbü’l-Kur’ân) ile (en-Nâsih ve’l-Mensûh) adlı eserlerinde rivâyette bulunmuştur.
Nahhâs’ın Hocaları*
Burada, İmâm Nahhâs’ın ilim tahsil ettiği hocaları ile onun ilminden istifâde eden ve onun ahlâk ve hayatlarında büyük tesîr bıraktığı talebelerini kısaca zikredeceğiz.*
Hocalarından, şahsiyetinin inşâsında etkili olanlar arasında:
1 - İmâm ez-Zeccâc (Ebû İshâk İbrâhim b. es-Serî b. Sehl), meşhûr dil âlimi, (Me‘ânî’l-Kur’ân) adlı eserin sâhibi, 311 yılında vefât etmiştir. İmâm el-Müberred’in talebelerindendir. Nahhâs ondan ders almış ve ona Sîbeveyh’in kitabını okumuştur. Nitekim Nahhâs (İ‘râbü’l-Kur’ân) adlı eserinde bunu açıkça şöyle ifâde etmektedir: “İşte ben Ebû İshâk ez-Zeccâc’a Sîbeveyh’in kitabında şöyle okudum: (difâ‘) kelimesi, دفع fiilinin masdarıdır, tıpkı...
الرازي) و (إبراهيم بن إسحاق الحربي) و (أبي داود السجستاني) في الحديث الشريف وأمثال الامام (أيي جعفر محمد الطبري) و (بقي ابن مخلد) في التفسير وعلوم القرآن فأخذ عن علمائها فنون المعرفة وأنواع العلوم ثم رجع إلى مصر ولم ينقطع عن مواصلة العلم على شيوخ أجلاء حتى صار إماما يشار إليه بالبنان في علوم العربية والتفسير والحديث وقد سمع الامام المحدث الحافظ البارع (أحمد بن شعيب بن علي بن سنان) أبا عبد الرحمن النسائي صاحب السنن أخذ عنه النحاس الحديث الشريف وروى عنه في كتابه (إعراب القرآن) و (الناسخ والمنسوخ) .شيوخ النحاس* ونذكر هنا بإيجاز الشيوخ الذين تلقى عنهم الامام النحاس علومه وتلامذته الذين استفادوا من علمه وكان له تأثير عظيم في سلوكهم وحياتهم.* فمن شيوخه الذين تتلمذ عليهم وأثروا في بناء شخصيته: ١ - الامام الزجاج وهو (أبو إسحاق إبراهيم بن السري بن سهل) الامام اللغوي الشهير صاحب كتاب (معاني القرآن) المتوفىسنة ٣١١ هـ أحد تلامذة الامام المبرد أخذ عنه النحاس وقرأ عليه كتاب سيبويه كما ذكر النحاس ذلك صراحة في كتابه (إعراب القرآن) حيث قال: هكذا قرأت على أبي إسحاق الزجاج في كتاب سيبويه أن يكون (دفاع) مصدر دفع كما
Şöyle denilir: Bir şeyi 'hesap' suretiyle saydım ve ona 'likâ' suretiyle rastladım; böylece 'difâ'' ve 'def'' iki mastar olur. 2. - En-Nahhâs'ın hocalarından biri de (Ebû Bekir b. el-Enbârî) olup 328 yılında vefat etmiştir. Kendisi 'el-Müşkil fî Me‘âni'l-Kur'ân' adlı eserin sahibidir ve Sa‘leb'in talebelerindendir. ez-Zübeydî onu 'Tabakâtü'n-Nahviyyîn'de (s. 153) zikretmiştir. 3. - Yine hocalarından biri de İbn Keysân'dır (Ebü'l-Hasan Muhammed b. Ahmed el-Keysânî). 299 yılında vefat etmiştir. Sa‘leb ve el-Müberred'den ders almıştır. Maharetli bir nahiv âlimi olup Kûfelilerin ve Basralıların görüşlerini ezberlemiştir. en-Nahhâs, 'İ‘râbü'l-Kur'ân' (1/136) adlı eserinde onun hakkında şöyle demiştir: 'İbn Keysân —ki kendisi nahiv âlimidir— şöyle dedi: Her ne zaman "İbn Keysân dedi ki" dersek, onu kastediyoruz; "gaşve" ve "gaşve" şeklinde okumak caizdir. Eğer "gaşâveten" şeklinde çoğul yapacak olursan, he harfini hazfederek "gaşâ" dersin.' 4. - Yine hocalarından biri de Niftaveyh'tir (İbrahim b. Muhammed b. Arafe el-Ezdî). 323 yılında vefat etmiştir. ez-Zübeydî, 'Tabakât'ında (s. 154) onun hakkında şöyle demiştir: 'Edebî yönü kuvvetli, edebiyatın çeşitli dallarında söz sahibiydi. Cerîr, Ferezdak, Zü'r-Rumme ve diğer şairlerin şiirlerini ezberlemişti. Hadis rivayet ederdi.' Kendisi Kûfeli nahiv âlimlerindendir ve Sa‘leb'in talebelerindendir. 5. - en-Nahhâs'ın hocalarından biri de el-Ahfeş es-Sağîr'dir (Ebü'l-Hasan Ali b. Süleyman b. el-Fadl). 315 yılında vefat etmiştir. Sa‘leb ve el-Müberred'den ders almıştır. Biyografisine ez-Zübeydî'nin 'Tabakât'ında (s. 115) bakınız. 6. - Yine hocalarından biri de Mısırlı et-Temîmî Muhammed b. el-Velîd b. Vellâd'dır.
تقول: حسبت الشئ حسابا ولقيته لقاء فيكون دفاع ودفع مصدرين.٢ - ومن شيوخ النحاس (أبو بكر بن الانباري) المتوفى سنة ٣٢٨ هـ صاحب كتاب (المشكل في معاني القرآن) وهو من أصحاب ثعلب ذكره الزبيدي في طبقات النحويين ص ١٥٣.٣ - ومن شيوخه أيضا ابن كيسان (أبو الحسن محمد بن أحمد الكيساني) المتوفى سنة ٢٩٩ هـ أخذ عن ثعلب والمبرد وكان نحويا بارعا يحفظ أقوال الكوفيين والبصريين قال النحاس عنه في كتابه إعراب القرآن ١ / ١٣٦: (قال ابن كيسان وهو النحوي فكلما قلنا قال ابن كيسان فإياه نعني يجوز غشوة وغشوة فإن جمعت غشاوة تحذف الهاء فتقول غشاو) .٤ - ومن شيوخه كذلك (نفطويه) وهو (إبراهيم بن محمد بن عرفة الازدي) المتوفى سنة ٣٢٣ هـ قال عنه الزبيدي في الطبقات ص ١٥٤: (كان أديبا متفننا في الادب يحفظ لجرير والفرزدق وشعر ذي الرمة وغيرهم من الشعراء وكان يروي الحديث) وهو من النحويين الكوفيين ومن أصحاب ثعلب.٥ - ومن شيوخ النحاس (الاخفش الصغير) وهو (أبو الحسن عليبن سليمان بن الفضل) المتوفى سنة ٣١٥ هـ الذي تلقى عن ثعلب والمبرد وانظر ترجمته في طبقات الزبيدي ص ١١٥.٦ - ومن شيوخه أيضا (محمد بن الوليد بن ولاد) المصري التميمي