Nâsih ve Mensûh - Ebû Ubeyd (Ebû Ubeyd el-Kâsım b. Sellâm)
İlim Dalı: Kur'ân İlimleri ve Tefsir Usûlü
Eser: el-Kur'ân-ı Azîz'deki Nâsih ve Mensûh ile Onda Bulunan Ferâiz ve Sünnetler
Müellif: Ebû Ubeyd el-Kâsım b. Sellâm b. Abdillâh el-Herevî el-Bağdâdî (ö. 224/838)
Tahkik ve Neşre Hazırlayan: Muhammed b. Sâlih el-Mudeyfir (Tahkikin aslı üniversite bünyesindeki bir risâledir)
Yayınevi: Mektebetü'r-Rüşd / Riyad Yayınları - Riyad
Baskı: İkinci Baskı, 1418 h. / 1997 m.
Sayfa Sayısı: 412
[Kitap numaralandırması matbu nüshaya uygundur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
الناسخ والمنسوخ - أبو عبيد (أبو عبيد القاسم بن سلام)القسم: علوم القرآن وأصول التفسيرالكتاب: الناسخ والمنسوخ في القرآن العزيز وما فيه من الفرائض والسننالمؤلف: أبو عُبيد القاسم بن سلاّم بن عبد الله الهروي البغدادي (ت ٢٢٤هـ)دراسة وتحقيق: محمد بن صالح المديفر (أصل التحقيق رسالة جامعية)الناشر: مكتبه الرشد / شركة الرياض - الرياضالطبعة: الثانية، ١٤١٨ هـ - ١٩٩٧ معدد الصفحات: ٤١٢[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Sâlih bir şeyhe, meşâyihin son halkası Ebû Abdillâh Muhammed b. Ahmed b. Hâmid b. Müferric b. Gıyâs el-Eryâhî'ye okudum. O da Ebü'l-Hasan Alî b. el-Hüseyin b. Ömer el-Ferrâ el-Mavsılî'den naklen şöyle dedi: Bize Ebü'l-Hasan Abdülbâkī b. Ebî'l-Feth Fâris b. Ahmed b. Mûsâ el-Mukri’ el-Hımsî kendi hattıyla Mısır'da haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Abdillâh Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Ubeyd b. Mûsâ er-Reşâ, kendisine dinlediğim halde, üçyüz doksan iki yılında okunarak haber verdi -ben de işitiyordum- dedi. Bize Ebû Bekr Ahmed b. Muhammed b. Ahmed b. Ebî'l-Mevt haber verdi. Bize Alî b. Abdülazîz el-Bağdâdî, Mekke'de ikiyüz seksen dört yılında haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Ubeyd el-Kâsım b. Sellâm rivayet etti. Dedi ki: Bâb-ı Fazl...
(1) Alî b. Abdülazîz b. el-Mirzübân b. Sâbûr el-Bağdâdî, Ebü'l-Hasan el-Bağavî, Mekke'ye yerleşmiş, Ebû Ubeyd'in talebesi, imam, hâfız, sadûk. İbn Ebî Hâtim dedi ki: Bize Ebû Ubeyd'in hadisini yazdı ve sadûktu. İkiyüz seksen altı yılında vefat etti. Bkz: Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ 13/348-349, Mu'cemü'l-Üdebâ 14/11-14, Tezkiretü'l-Huffâz 2/622-623.
بسم الله الرحمن الرحيمقرأت على الشيخ الصالح بقية المشايخ أبي عبد الله محمد بن أحمد بن حامد بن مفرح بن غياث الأرياحي عن أبي الحسن علي بن الحسين بن عمر الفراء الموصلي قال: أنبأنا أبو الحسن عبد الباقي بن أبي الفتح فارس بن أحمد بن موسى المقرئ الحمصي بخطه بمصر قال: أخبرنا أبو عبد الله محمد بن أحمد بن محمد ابن عبيد بن موسى الرشا قراءة عليه وأنا أسمع سنة اثنتين وتسعين وثلاثمائة. قال:أخبرنا أبو بكر أحمد بن محمد بن أحمد بن أبي الموت قال: أخبرنا علي بن عبد العزيز البغدادي (١) بمكة سنة أربع وثمانين ومائتين قال: حدثنا أبو عبيد القاسم بن سلّام قال باب فضل ....(١) علي بن عبد العزيز بن المرزبان بن سابور البغدادي أبو الحسن البغوي نزيل مكة صاحب أبي عبيد، الإمام الحافظ الصدوق، ولد سنة بضع وتسعين ومائة، قال ابن أبي حاتم: كتب إلينا بحديث أبي عبيد وكان صدوقا. توفي سنة ست وثمانين ومائتين.انظر: (سير أعلام النبلاء ١٣/ ٣٤٨، ٣٤٩ - معجم الأدباء ١٤/ ١١ - ١٤، تذكرة الحفاظ ٢/ ٦٢٢، ٦٢٣).
Kur'an'ın nâsih ve mensûh ilminin fazileti, tenzilde neshin te'vili ve bu konudaki eserler babı.
1 - Ebû Ubeyd dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî rivayet etti, dedi ki: Bize Süfyân, Ebû Husayn'dan, o da Ebû Abdurrahman es-Sülemî'den rivayet etti ki, Alî b. Ebî Tâlib (r.a.) bir kıssacının yanına uğradı ve ona: 'Nâsih ve mensûhu biliyor musun?' diye sordu. Adam: 'Hayır' dedi. Bunun üzerine Alî (r.a.): 'Helak oldun ve helak ettin' buyurdu.
(1) Yani Ebû Ubeyd.
(2) Abdurrahman b. Mehdî b. Hassân el-Anberî, mevlâları, Ebû Saîd el-Basrî. Sika, sâbit, hâfızdır; dokuzuncu tabakadandır; hicrî 198 yılında, yetmiş üç yaşında vefat etmiştir. (et-Takrîb 1/499).
(3) Süfyân b. Saîd b. Mesrûk es-Sevrî, Ebû Abdillah el-Kûfî. Sika, hâfız, fakih, âbid, imam, hüccettir; yedinci tabakanın reislerindendir; bazen tedlis yapardı; hicrî 161 yılında, altmış dört yaşında vefat etmiştir. (et-Takrîb 1/311).
(4) Ebû Husayn: Osman b. Âsım b. Husayn el-Esedî el-Kûfî. Sika, sâbit, sünnîdir; bazen tedlis yapardı; hicrî 127 yılında vefat etmiştir. (et-Takrîb 2/10).
(5) Ebû Abdurrahman es-Sülemî, Abdullah b. Habîb b. Rebîa (bâ fethalı, yâ teşdîdli), el-Kûfî, el-Mukrî. Sika, sâbittir; yetmiş yılından sonra vefat etmiştir. (et-Takrîb 1/408).
(6) Alî b. Ebî Tâlib: Resûlullah (s.a.v.)'ın amcazâdesi ve kızının zevcidir; öncekilerin ilklerindendir; aşere-i mübeşşeredendir; hicrî kırk yılı Ramazan ayında vefat etmiştir; o gün Ehl-i Sünnet'in icmasıyla yeryüzünde yaşayan âdemoğullarının en faziletlisiydi; altmış üç yaşındaydı. (et-Takrîb 2/39).
(7) Bunun benzerini Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ'da, Kitâbu Âdâbi'l-Kâdî, 'Cehaletle fetva veren veya hükmedenin günahı' babında (10/117) rivayet etmiştir. Yine benzerini Nahhâs, nâsih risalesinin yazma nüshasında (varak 4) rivayet etmiştir. Hâfız İbn Ebî Hayseme, Kitâbu'l-İlim'inde rivayet etmiştir. Elbânî: 'İsnadı, Şeyhayn'ın şartına göre sahihtir' demiştir. Bkz: Kitâbu'l-İlim li'l-Hâfız İbn Ebî Hayseme, s. 140 (tahkîk: el-Elbânî).
باب فضل علم ناسخ القرآن ومنسوخه وتأويل النسخ في التنزيل والآثار١ - قال (١): حدثنا عبد الرحمن بن مهدي (٢) قال: حدثنا سفيان (٣) عن أبي حصين (٤) عن أبي عبد الرحمن السّلمي (٥) أنّ عليّ بن أبي طالب- رضي الله عنه (٦) - مرّ بقاصّ يقص فقال: هل علمت الناسخ والمنسوخ؟ قال: لا، قال: هلكت وأهلكت (٧).(١) أي أبو عبيد.(٢) عبد الرحمن بن مهدي بن حسان العنبري مولاهم أبو سعيد البصري، ثقة، ثبت حافظ، من التاسعة، مات سنة ثمان وتسعين وهو ابن ثلاث وسبعين سنة.(التقريب ١/ ٤٩٩).(٣) سفيان بن سعيد بن مسروق الثوري، أبو عبد الله الكوفي، ثقة حافظ فقيه، عابد إمام حجة، من رءوس الطبقة السابعة، وكان ربما دلّس، مات سنة إحدى وستين ومائة وله أربع وستون.(التقريب ١/ ٣١١).(٤) أبو حصين: هو عثمان بن عاصم بن حصين الأسدي الكوفي، ثقة، ثبت سنّي، وربما دلس، مات سنة سبع وعشرين ومائة.(التقريب ٢/ ١٠).(٥) أبو عبد الرحمن السلمي هو عبد الله بن حبيب بن ربيعة- بفتح الموحدة وتشديد الياء- الكوفي المقري، ثقة، ثبت، مات بعد السبعين. (التقريب ١/ ٤٠٨).(٦) علي بن أبي طالب: ابن عم رسول الله صلى الله عليه وسلم وزوج ابنته، من السابقين الأولين، وأحد العشرة، مات في رمضان سنة أربعين، وهو يومئذ أفضل الأحياء من بني آدم بالأرض بإجماع أهل السنة، وله ثلاث وستون سنة. (التقريب ٢/ ٣٩).(٧) روى نحوه البيهقي في السنن الكبرى، كتاب آداب القاضي «باب: إثم من أفتى أو قضى بالجهل» ١٠/ ١١٧ - وروى نحوه النحاس في ناسخه المخطوط ورقة ٤، ورواه الحافظ ابن أبي خيثمة في كتاب العلم- وقال الألباني: إسناده صحيح علي شرط الشيخين.انظر: (كتاب العلم للحافظ ابن أبي خيثمة ص ١٤٠ تحقيق الألباني).
2 - Bize haber verdi Alî (1) şöyle dedi: Bize hadis rivâyet etti Ebû Ubeyd şöyle dedi: Bize hadis rivâyet etti Muhammed b. Rebî‘a er-Ruâsî (2), Seleme b. Nebît el-Eşce‘î (3)’den, o da ed-Dahhâk b. Müzâhim (4)’den, o da İbn Abbâs (5)’ten şöyle rivâyet etti: İbn Abbâs, vaaz veren bir vaizi görmüş ve Alî’nin söylediğinin aynısını söylemiştir (6).
3 - Bize haber verdi Alî şöyle dedi: Bize hadis rivâyet etti Ebû Ubeyd şöyle dedi: Bize hadis rivâyet etti Abdullah b. Sâlih el-Cühenî (7), Muâviye b. Sâlih el-Hadramî (8)’den, o da Alî b. … (1) Daha önce onun biyografisi geçmişti, bk. s. (3).
(2) Muhammed b. Rebî‘a er-Ruâsî: Kûfeli, Ebû Abdullâh, Vekî‘in amcasının oğlu, sadûk, dokuzuncu tabakadandır, doksanlı yıllardan sonra vefat etmiştir. (et-Takrîb 2/160).
(3) Seleme b. Nebît (nûn harfiyle, musağğar) b. Şürayt el-Eşce‘î, Ebû Firâs el-Kûfî, sika, ihtilât ettiği söylenmiştir. (et-Takrîb 1/319).
(4) ed-Dahhâk b. Müzâhim el-Hilâlî, Ebü’l-Kâsım ya da Ebû Muhammed el-Horasânî, sadûk, çok irsâl yapar, beşinci tabakadandır, yüz yılından sonra vefat etmiştir. (et-Takrîb 1/373).
(5) İbn Abbâs: Abdullah b. Abbâs b. Abdülmuttalib b. Hâşim b. Abd-i Menâf, Resûlullah’ın (s.a.v.) amcasının oğludur. Hicretten üç yıl önce doğdu, Resûlullah (s.a.v.) onun için Kur’an’da anlayış istedi; geniş ilmi sebebiyle kendisine "deniz" ve "âlim" lakapları verildi. Tâif’te altmış sekiz yılında vefat etti. (et-Takrîb 1/425).
(6) Bunun benzerini en-Nehhâs, en-Nâsih ve’l-Mensûh Mukaddimesi’nde rivâyet etmiş olup, yazma nüshada 4. varaktadır.
(7) Abdullah b. Sâlih el-Cühenî: Ebû Sâlih el-Mısrî, el-Leys‘in kâtibi, sadûk, çok hatası vardır, kitabında sâbit, kendisinde bir miktar gaflet vardı. 173 yılında doğdu, 222 yılında vefat etti, vefat ettiğinde 85 yaşındaydı. (et-Tehzîb 5/256, et-Takrîb 1/423).
(8) Muâviye b. Sâlih b. Hudeyr b. Sa‘îd b. Sa‘d b. Fehr el-Hadramî el-Hımsî, önde gelen âlimlerden ve Endülüs kadısıdır. Yahyâ b. Ma‘în: Sikadır, dedi. el-İclî ve en-Nesâî: Sikadır, dedi. Ebû Zür‘a: Sika, muhaddistir, dedi. İbn Hacer: Sadûktur, vehimleri vardır, dedi. 158 yılında vefat etti. (et-Tehzîb 10/209, et-Takrîb 2/259).
٢ - أخبرنا علي (١)، قال: حدثنا أبو عبيد، قال: حدثنا محمد بن ربيعة الرؤاسي (٢) عن سلمة بن نبيط الأشجعي (٣) عن الضحاك بن مزاحم (٤) عن ابن عباس (٥) أنه رأى قاصا يقص، فقال مثل مقالة علي سواء (٦).٣ - أخبرنا علي قال: حدثنا أبو عبيد قال: حدثنا عبد الله بن صالح الجهني (٧) عن معاوية بن صالح الحضرمي (٨) عن على بن(١) قد مر له ترجمة انظر ص (٣).(٢) محمد بن ربيعة الرؤاسي: الكوفي أبو عبد الله ابن عم وكيع، صدوق، من التاسعة، مات بعد التسعين.(التقريب ٢/ ١٦٠).(٣) سلمة بن نبيط (بنون موحدة مصغرا) بن شريط الأشجعى، أبو فراس الكوفي، ثقة، يقال اختلط.(التقريب ١/ ٣١٩).(٤) الضحاك بن مزاحم الهلالى أبو القاسم أو أبو محمد الخراساني، صدوق، كثير الإرسال، من الخامسة، مات بعد المائة.(التقريب ١/ ٣٧٣).(٥) ابن عباس: عبد الله بن عباس بن عبد المطلب بن هاشم بن عبد مناف ابن عم رسول الله صلى الله عليه وسلم، ولد قبل الهجرة بثلاث سنين، ودعا له الرسول- صلى الله عليه وسلم بالفهم في القرآن فكان يسمى البحر، والحبر، لسعة علمه، مات سنة ثمان وستين بالطائف.(التقريب ١/ ٤٢٥).(٦) روى نحوه النحاس في مقدمة الناسخ والمنسوخ، المخطوط ورقة ٤.(٧) عبد الله بن صالح الجهني: أبو صالح المصري، كاتب الليث، صدوق، كثير الغلط، ثبت في كتابه، وكانت فيه غفلة، ولد سنة ثلاث وسبعين ومائة، ومات سنة مائتين واثنتين وعشرين، وله خمس وثمانون سنة.(التهذيب ٥/ ٢٥٦، والتقريب ١/ ٤٢٣).(٨) معاوية بن صالح بن حدير بن سعيد بن سعد بن فهر الحضرمي الحمصي، أحد الأعلام وقاضي الأندلس، قال يحيى بن معين: ثقة، وقال العجلي والنسائي: ثقة، وقال أبو زرعة: ثقة محدث، وقال ابنحجر: صدوق له أوهام، مات سنة ثمان وخمسين ومائة.(التهذيب ١٠/ ٢٠٩، والتقريب ٢/ ٢٥٩).
Ali b. Ebî Talha, İbn Abbas (r.a.)’tan, Allah azze ve celle’nin «Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona pek çok hayır verilmiştir»[2] buyruğu hakkında (şöyle dediğini rivayet eder). Ebû Ubeyd dedi ki: “Hikmet, Kur’an’ı bilmektir: onun nâsihini, mensûhunu, muhkemini, müteşâbihini, mukaddemini, müehherini, helâlini, haramını ve emsâlini.” Ebû Ubeyd şöyle devam etti: “Allah azze ve celle’nin «Onun te’vilini ancak Allah bilir»[3] buyruğuna gelince, bu, onun kıyamet günündeki te’vilini kasteder; onu Allah’tan başkası bilmez.”[4]
4 – Bize Ali haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Ubeyd rivayet etti, dedi ki: Bize Abdullah b. Sâlih, Muâviye b. Sâlih’ten, o Ali b. Ebî Talha’dan, o İbn Abbas’tan, Allah azze ve celle’nin «O, sana Kitab’ı indirendir. Onun bir kısmı muhkem âyetlerdir ki bunlar Kitab’ın anasıdır. Diğerleri ise müteşâbihtir»[5] buyruğu hakkında (rivayet etti). İbn Abbas dedi ki: “Muhkem âyetler, onun nâsihi, helâli, haramı, farzları, iman edilip amel edilmesi gerekenlerdir. Müteşâbih âyetler ise mensûhu, mukaddemi, müehheri, emsâli, yeminleri, iman edilip amel edilmeyenlerdir.”
İbn Abbas, Allah azze ve celle’nin «Biz bir âyeti neshedersek»[6] buyruğu hakkında dedi ki: “(Yani) bir âyeti değiştirirsek veya onu (neshedip) bırakırsak, onu değiştirmeyiz.” Ve İbn Abbas, Allah azze ve celle’nin «Allah dilediğini siler, dilediğini de sabit kılar»[7] buyruğu hakkında şöyle dedi: (Âyetin anlamı şudur:)
(1) Ali b. Ebî Talha: Adı Sâlim b. el-Muhârık el-Hâşimî’dir, künyesi Ebü’l-Hasan’dır. Aslen Cezîre’li olup Humus’a göç etmiştir. İbn Abbas’tan rivayet etmiş olmakla birlikte ondan işitmemiştir; aralarında Mücâhid, Ebü’l-Veddâk Cebr b. Nûf, Râşid b. Sa‘d el-Makriî, Kâsım b. Muhammed ve başkaları vardır. İbn Hibbân onu sikalar arasında zikretmiştir. İbn Hacer ise: “Sâdıktır, bazen hata eder” demiş; hicrî yüz kırk üç yılında vefat etmiştir. (et-Tehzîb 7/339, et-Takrîb 2/39).
Suyûtî, el-İtkān’ında şöyle demiştir: “İbn Abbas’tan rivayet yollarının en sağlamı, Ali b. Ebî Talha el-Hâşimî tarîkidir.” Sonra şöyle demiştir: “Bir grup âlim, İbn Ebî Talha’nın İbn Abbas’tan işitmediğini, bu rivayeti Mücâhid veya Saîd b. Cübeyr’den aldığını söylemiştir.” İbn Hacer ise: “Vâsıtayı öğrendikten sonra –ki o sika bir râvîdir– bunda bir beis yoktur” demiştir. (el-İtkān 2/241).
(2) Bakara, 269. âyet.
(3) Âl-i İmrân, 7. âyet.
(4) Taberî, Câmi‘u’l-Beyân, (5/576, 6/199), eser (6177, 6623) – Ahmed ve Mahmûd Muhammed Şâkir neşri.
(5) Âl-i İmrân, 7. âyet.
(6) Bakara, 106. âyet.
(7) Ra‘d, 39. âyet.
أبي طلحة (١) عن ابن عباس رضي الله عنهما في قوله عز وجل: وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْراً كَثِيراً (٢). قال أبو عبيد: المعرفة بالقرآن ناسخه ومنسوخه ومحكمه ومتشابهه ومقدمه ومؤخره وحلاله وحرامه وأمثاله قال: فأما قوله عز وجل: وَما يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلَّا اللَّهُ (٣) فإنه يعني تأويله يوم القيامة لا يعلمه إلا الله (٤).٤ - أخبرنا علي قال حدثنا أبو عبيد قال حدثنا عبد الله بن صالح عن معاوية بن صالح عن علي بن أبي طلحة عن ابن عباس في قوله عز وجل: هُوَ الَّذِي أَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتابَ مِنْهُ آياتٌ مُحْكَماتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتابِ وَأُخَرُ مُتَشابِهاتٌ (٥). قال: المحكمات ناسخه، وحلاله، وحرامه، وفرائضه، وما يؤمن به ويعمل به، والمتشابهات: منسوخه، ومقدمه، ومؤخره، وأمثاله، وأقسامه، وما يؤمن به ولا يعمل به قال: وقال ابن عباس في قوله عز وجل:ما نَنْسَخْ مِنْ آيَةٍ (٦) قال: ما نبدّل من آية، أو (ننسها) قال: نتركها لا نبدّلها. قال: وقول الله عز وجل: يَمْحُوا اللَّهُ ما يَشاءُ وَيُثْبِتُ (٧) يقول:(١) علي بن أبي طلحة: اسمه سالم بن المخارق الهاشمي، يكنّى أبا الحسن، أصله من الجزيرة وانتقل إلى حمص، روى عن ابن عباس ولم يسمع منه بينهما مجاهد وأبو الوداك جبر بن نوف وراشد بن سعد المقرئي والقاسم بن محمد وغيرهم، ذكره ابن حبان في الثقات، وقال ابن حجر: صدوق قد يخطئ، مات سنة ثلاث وأربعين ومائة. (التهذيب ٧/ ٣٣٩، والتقريب ٢/ ٣٩).قال السيوطي في إتقانه: فمن جيدها- أي طرق الرواية عن ابن عباس- طريق علي بن أبي طلحة الهاشمي عنه، ثم قال: وقال قوم: لم يسمع ابن أبي طلحة من ابن عباس، وإنما أخذه عن مجاهد أو سعيد ابن جبير، قال ابن حجر: بعد أن عرفت الواسطة وهو ثقة فلا ضير في ذلك.(الإتقان ٢/ ٢٤١).(٢) البقرة آية (٢٦٩).(٣) آل عمران آية (٧).(٤) رواه الطبري مفرقا في جامع البيان ج ٥، ٦ الأثر (٦١٧٧، ٦٦٢٣) ص ٥٧٦، ١٩٩ تحقيق أحمد ومحمود محمد شاكر.(٥) آل عمران آية (٧).(٦) البقرة آية (١٠٦).(٧) الرعد آية (٣٩).
Allah dilediğini Kur'an'dan değiştirir, onu nesheder; dilediğini sabit kılar, onu değiştirmez. Ve ana kitap O'nun katındadır(1). (Müfessir) der ki: Bütün bunlar, nâsih ve mensuh olarak O'nun katında ana kitaptadır(2).
5 - Alî bize haber verdi: Ebû Ubeyd bize anlattı: Haccâc(3), İbn Cüreyc(4) vasıtasıyla Mücâhid(5)'den, Allah'ın (azze ve celle) şu kavli hakkında: "Herhangi bir âyeti nesheder veya unutturursak..." Mücâhid dedi ki: Onun yazısını sabit bırakır, hükmünü değiştiririz(6).
6 - (Yine) dedi ki: Atâ(7), Allah'ın (azze ve celle) şu kavli hakkında: "Herhangi bir âyeti nesheder..." der ki:
يبدل من القرآن ما يشاء فينسخه ويثبت ما يشاء فلا يبدله. وَعِنْدَهُ أُمُّ الْكِتابِ (١) يقول: وجملة ذلك عنده في أم الكتاب، الناسخ والمنسوخ (٢).٥ - أخبرنا علي قال: حدثنا أبو عبيد قال حدثنا حجاج (٣) عن ابن جريج (٤) عن مجاهد (٥) في قوله عز وجل: ما نَنْسَخْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نُنْسِها قال: نثبت خطها ونبدل حكمها (٦).٦ - قال: وقال عطاء (٧) قوله عز وجل: ما نَنْسَخْ مِنْ آيَةٍ يقول:(١) الرعد آية ٣٩.(٢) روى نحوه الطبري في جامع البيان- البقرة ج ٢ أثر (١٧٤٧) و (١٧٥٩) ص ٤٧٣، ٤٧٦، الرعد ج ١٦ أثر (٢٠٤٨٩) ص ٤٨٥ تحقيق محمود وأحمد شاكر.(٣) حجاج بن محمد المصيصي (بكسر الميم وتشديد الصاد ويقال بفتح الميم وتخفيف الصاد) أبو محمد مولى سليمان بن مجالد وهو ترمذي الأصل، سكن بغداد ثم تحول إلى المصيصة. قال علي بن المديني والنسائي: ثقة، ووثقه مسلم والعجلي، وقال ابن حجر في تقريبه: ثقة ثبت لكنه اختلط في آخر عمره لما قدم بغداد قبل موته، مات سنة ست ومائتين.(التهذيب ٢/ ٢٠٥، التقريب ١/ ١٥٤).(٤) ابن جريج: هو عبد الملك بن عبد العزيز بن جريج الأموي مولاهم، أصله رومي. ذكره ابن حبان في الثقات وقال كان من فقهاء أهل الحجاز وقرائهم ومتقنيهم وكان يدلس. وقال في التقريب: ثقة فقيه فاضل وكان يدلس ويرسل مات سنة خمسين ومائة أو بعدها وقد جاوز السبعين، وقيل جاوز المائة.(التهذيب ٦/ ٤٠٢، التقريب ١/ ٥٢٠).(٥) مجاهد بن جبر المكي أبو الحجاج المخزومي المقرئ مولى السائب بن أبي السائب، قال ابن معين وأبو زرعة: ثقة. وقال ابن سعد: كان ثقة فقيها عالما كثير الحديث، وقال هو عن نفسه: قرأت القرآن على ابن عباس ثلاث عرضات أقف عند كل آية أسأله فيم نزلت وكيف كانت. وقال في التقريب: ثقة إمام في التفسير وفي العلم، مات سنة إحدى ومائة وله ثلاث وثمانون.(التهذيب ١٠/ ٤٢، التقريب ٢/ ٢٢٩).(٦) رواه الطبرى في جامع البيان ج ٢ أثر رقم (١٧٥٠) ص ٤٧٣ تحقيق محمود وأحمد شاكر.(٧) عطاء بن أبي رباح اسمه أسلم القرشي مولاهم أبو محمد المكى، ذكره ابن حبان في الثقات وقال كان من سادات التابعين فقها وعلما وورعا وفضلا، وقال في التقريب: ثقة فقيه فاضل، لكنه كثيرالإرسال، من الثالثة، مات سنة أربع عشرة ومائة على المشهور.(التهذيب ٧/ ١٩٩، التقريب ٣/ ٧٠).
Kur'an'dan nâzil olan (âyetler). Dedi ki: O'nun (Allah'ın) «Yahut onu erteleriz» kavli hakkında: «Onu erteleriz, artık o (âyet) olmaz» [yani hükmü kalkar]. (1) Taberî, Câmiu'l-Beyân'da aynı mânada rivâyet etmiş, ancak «artık olmaz» kaydını zikretmemiştir (Taberî, c. 2, eser no: 1763, s. 477, thk. Mahmûd ve Ahmed Şâkir). Ebû Ubeyd dedi ki: Atâ'nın okuyuşu böyledir. (2) Yani birinci nûn'un fethası, ikinci nûn'un sükûnu, sîn'in fethası ve sonrasında hemze ile okunur.
7 – Bize Alî haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Ubeyd tahdîs etti, dedi ki: Bize Hüşeym (3) ve Mervân b. Muâviye el-Fezârî (4) – her ikisi de – Abdülmelik b. Ebî Süleyman'dan (5), o da Atâ'dan, Allah'ın «Bir âyeti nesheder veya onu erteleriz» kavli hakkında rivâyet etti: Dedi ki: Onu erteleriz.
(3) Hüşeym: Taşğîr sigasıyla, İbn Beşîr (vezni: azîm gibi) b. el-Kāsım b. Dînâr es-Sülemî, Ebû Muâviye b. Ebî Hâzim (iki mu‘cem harfli), el-Vâsıtî; sika, sâbit, çok tedlîs yapan, hafî irsâlde bulunan, yedinci tabakadan, 183/799 yılında seksenine yaklaşmış olarak vefat etmiştir (Takrîb, 2/320).
(4) Mervân b. Muâviye b. el-Hâris b. Esmâ b. Hârice b. Hısn el-Fezârî, Ebû Abdullah el-Kûfî, hâfız; Mekke ve Dımaşk'ta ikamet etti. Zehebî, Mîzân'ında: «Sika, âlim, hadis sahibidir, fakat her geleni rivâyet ederdi, şeyhlerinde ihtiyatlı olunmalıdır» demiştir. İbn Numeyr: «Şeyhleri sokaklardan toplardı» dedi. Takrîb'de: «Sika, hâfız olup şeyhlerin isimlerini tedlîs ederdi» denilmiştir. 193/808 yılında vefat etti (Tehzîb, 10/98; Mîzân, 4/94; Takrîb, 2/239).
(5) Abdülmelik b. Ebî Süleyman: Mîsere el-Arezmî (mühmele ile fetha, râ sâkin, zâyi meftûh); sadûk, vehimleri vardır, beşinci tabakadandır. 145/762 yılında vefat etmiştir (Takrîb, 1/519).
8 – Bize Alî haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Ubeyd tahdîs etti, dedi ki: Bize Yezîd (6) tahdîs etti, Cerîr'den rivâyet etti.
(6) Yezîd b. Ebî Habîb: İsmi Süveyd el-Ezdî mevlâları, Ebû Recâ el-Mısrî. İbn Hibbân sikalar arasında zikretmiştir. İbn Sa‘d: «Sika, çok hadis rivâyet ederdi» dedi. İclî: «Mısırlı, tâbiî, sika» dedi. İbn Sa‘d: «Mısır'da ilmi ve helâl-harâm hakkında konuşmayı ilk ortaya koyan odur» dedi. 128/745 yılında vefat etti. Takrîb'de: «Sika, fakîh olup irsâl yapardı» denilmiştir (Tehzîb, 11/318; Takrîb, 2/363).
ما نزل من القرآن. قال: وقوله: (أو ننسأها) قال: نؤخرها فلا تكون (١).قال أبو عبيد: هكذا قراءة عطاء (٢).٧ - أخبرنا علي قال: حدثنا أبو عبيد قال: حدثنا هشيم (٣) ومروان ابن معاوية الفزاري (٤) كلاهما عن عبد الملك بن أبي سليمان (٥) عن عطاء في قوله: ما نَنْسَخْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نُنْسِها قال: نؤخرها.٨ - أخبرنا علي قال: حدثنا أبو عبيد قال: حدثنا يزيد (٦) عن جرير(١) رواه الطبري في جامع البيان بمعناه إلا أنه لم يذكر (فلا تكون) (الطبري ج ٢ الأثر رقم (١٧٦٣) ص ٤٧٧ تحقيق محمود وأحمد شاكر).(٢) أي بفتح النون الأولى وإسكان الثانية وفتح السين وهمزة بعدها.(٣) هشيم: بالتصغير ابن بشير (بوزن عظيم) ابن القاسم بن دينار السلمي، أبو معاوية بن أبي خازم، بمعجمتين، الواسطي، ثقة، ثبت، كثير التدليس، والإرسال الخفي، من السابعة، مات سنة ثلاث وثمانين ومائة وقد قارب الثمانين.(التقريب ٢/ ٣٢٠).(٤) مروان بن معاوية بن الحارث بن أسماء بن خارجة بن حصن الفزارى أبو عبد الله الكوفي الحافظ، سكن مكة ودمشق، قال الذهبي في ميزانه: ثقة عالم صاحب حديث لكن يروي عمن دب ودرج فسيتأنى في شيوخه، وقال ابن نمير: كان يلتقط الشيوخ من السكك، وقال في التقريب: ثقة حافظ وكان يدلس أسماء الشيوخ، مات سنة ثلاث وتسعين ومائة.(التهذيب ١٠/ ٩٨، الميزان ٤/ ٩٤، التقريب ٢/ ٢٣٩).(٥) عبد الملك بن أبي سليمان: ميسرة العرزمي، بفتح المهملة وسكون الراء وبالزاي المفتوحة، صدوق له أوهام، من الخامسة، مات سنة خمس وأربعين ومائة.(التقريب ١/ ٥١٩).(٦) يزيد بن أبي حبيب اسمه سويد الأزدي مولاهم، أبو رجاء المصري، ذكره ابن حبان في الثقات، وقال ابن سعد: كان ثقة كثير الحديث، وقال العجلي: مصري تابعي ثقة، وقال ابن سعد:كان أول من أظهر العلم بمصر والكلام في الحلال والحرام، مات سنة ثمان وعشرين ومائة، وقال في التقريب: ثقة فقيه وكان يرسل.(التهذيب ١١/ ٣١٨، التقريب ٢/ ٣٦٣).
İbn Hâzim (1), Humeyd el-A'rec (2) vasıtasıyla Mücâhid'den şöyle rivayet eder: Atâ'nın sözü gibi: (ننسأها) yani onu erteleriz (3). 9. Bize Ali haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Ubeyd tahdîs etti, dedi ki: Bize Haccâc (4), İbn Cüreyc vasıtasıyla Mücâhid ve Atâ'dan rivayet etti ki ikisi de âyeti şöyle okurlarmış: (مَا نَنۡسَخۡ مِنۡ اٰيَةٍ اَوۡ نُنۡسِهَا) (5). 10. Bize Ali haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Ubeyd tahdîs etti, dedi ki: Bize Haccâc (6), İbn Cüreyc vasıtasıyla Abdullah b. Kesîr'den (7), o da Ali el-Ezdî'den (8), o da Ubeyd b. Umeyr el-Leysî'den (9) rivayet etti ki o da âyeti şöyle okurmuş: (أو ننسأها) (10).
(1) Cerîr b. Hâzim b. Abdullah b. Şücâ' el-Ezdî, sonra el-Atekî, Ebü'n-Nadr el-Basrî; sika bir râvîdir, ancak Katâde'den rivayetlerinde zayıflık vardır; ezberinden hadis rivayet ettiğinde vehmine düştüğü olur; ihtilât hâlinde iken rivayette bulunmamıştır. Hicrî 175 senesinde vefat etmiştir. (Tehzîb 2/69, Takrîb 1/127).
(2) Humeyd el-A'rec: O, Humeyd b. Kays el-A'rec el-Mekkî, Ebû Safvân el-Kârî el-Esedî, mevlâlarındandır. İbn Hacer "Beis yoktur" demiştir. Hicrî 130 senesinde vefat etti. (Tehzîb 2/46, Takrîb 1/203).
(3) Bunu Taberî, Câmiu'l-Beyân'da 'أو ننسأها' lafzıyla 'onu erteleriz ve geciktiririz' şeklinde rivayet etmiştir. (Taberî, c. 2, eser (1765), s. 477; thk. Mahmûd ve Ahmed Muhammed Şâkir).
(4) Bu, Haccâc b. Muhammed el-Mısîsî'dir.
(5) Bunu Taberî, Câmiu'l-Beyân'da c. 2, eser (1763) ve (1765), s. 477'de rivayet etmiştir (thk. Mahmûd ve Ahmed Şâkir).
(6) Bu, Haccâc b. Muhammed el-Mısîsî'dir.
(7) Abdullah b. Kesîr ed-Dârî el-Mekkî, Ebû Ma'bed el-Kârî, Amr b. Ebî Alkame el-Kinânî'nin mevlâsı. Alî b. el-Medînî onun sika olduğunu söylemiştir. İbn Uyeyne: 'Mekke'de ondan ve Humeyd b. Kays'tan daha iyi kıraat bilen kimse yoktu' demiştir. Takrîb'de ise sadûk olduğu belirtilmiştir. (Tehzîb 5/367, Takrîb 1/442).
(8) Alî el-Ezdî: O, Alî b. Abdullah el-Ezdî, Ebû Abdullah b. Ebî'l-Velîd el-Bârıkî'dir. Zehebî: 'Müslim ona ihticâc etmiştir; onun hakkında herhangi bir cerh bilmiyorum, sadûktur' demiştir. İbn Hacer ise 'Sadûktur, bazen hata eder, üçüncü tabakadandır' demiştir. (Tehzîb 7/358, Mîzân 3/142 - Takrîb 2/40).
(9) Ubeyd b. Umeyr el-Leysî: O, Ubeyd b. Umeyr b. Katâde el-Leysî, Ebû Âsım el-Mekkî. Nebî (s.a.v.) zamanında doğmuştur (Müslim böyle demiş, başkaları onu büyük tâbiîlerden saymıştır). Mekke halkının kıssacısıydı, sika olduğu konusunda ittifak vardır. İbn Ömer'den önce vefat etmiştir. İbn Hibbân es-Sikât'ta 68 senesinde vefat ettiğini söyler. (Tehzîb 7/71, Takrîb 1/544).
(10) Bunu Taberî, Câmiu'l-Beyân'da 'أو ننسأها' lafzıyla 'onun ertelenmesi ve tehir edilmesi' anlamında rivayet etmiştir. Bkz: Câmiu'l-Beyân, c. 2, s. 477, eser (1767), thk. Mahmûd ve Ahmed Şâkir.
Ben derim ki: Taberî'nin rivayetinde, kiraat (okuyuş) ve tefsîri olmak üzere iki husus bir araya gelmiştir.
ابن حازم (١) عن حميد الأعرج (٢) عن مجاهد مثل قول عطاء: (ننسأها) نؤخرها (٣).٩ - أخبرنا علي قال حدثنا أبو عبيد قال حدثنا حجاج (٤) عن ابن جريج عن مجاهد وعطاء أنهما قرءاها: (ما ننسخ من آية أو ننسأها) (٥).١٠ - أخبرنا علي قال: حدثنا أبو عبيد قال: حدثنا حجاج (٦) عن ابن جريج عن عبد الله بن كثير (٧) عن علي الأزدي (٨) عن عبيد بن عمير الليثي (٩) أنه قرأها كذلك: (أو ننسأها) (١٠).(١) جرير بن حازم بن عبد الله بن شجاع الأزدي ثم العتكي أبو النضر البصري، ثقة، لكن في حديثه عن قتادة ضعف وله أوهام إذا حدث من حفظه، ولم يحدث في حال اختلاطه، مات سنة مائة وخمس وسبعين.(التهذيب ٢/ ٦٩، التقريب ١/ ١٢٧).(٢) حميد الأعرج: هو حميد بن قيس الأعرج المكي أبو صفوان القارئ الأسدي مولاهم، قال ابن حجر: ليس به بأس، مات سنة مائة وثلاثين.(التهذيب ٢/ ٤٦، التقريب ١/ ٢٠٣).(٣) رواه الطبري في جامع البيان بلفظ «أو ننسأها» نرجئها ونؤخرها.(الطبري ج ٢ الأثر (١٧٦٥) ص ٤٧٧ تحقيق محمود وأحمد محمد شاكر).(٤) هو حجاج بن محمد المصيصي.(٥) رواه الطبري في جامع البيان ج ٢ الأثران (١٧٦٣) و (١٧٦٥) ص ٤٧٧ تحقيق محمود وأحمد شاكر.(٦) هو حجاج بن محمد المصيصي.(٧) عبد الله بن كثير الداري المكي أبو معبد القاري مولى عمرو بن أبي علقمة الكناني قال علي بن المديني: كان ثقة، وقال ابن عيينة: لم يكن بمكة أقرأ منه ومن حميد بن قيس، وقال في التقريب: صدوق.(التهذيب ٥/ ٣٦٧، التقريب ١/ ٤٤٢).(٨) علي الأزدي: هو علي بن عبد الله الأزدي أبو عبد الله بن أبي الوليد البارقي، قال الذهبي:احتج به مسلم، ما علمت لأحد فيه جرحة وهو صدوق. وقال ابن حجر: صدوق ربما أخطأ، من الثالثة.(التهذيب ٧/ ٣٥٨، الميزان ٣/ ١٤٢ - التقريب ٢/ ٤٠).(٩) عبيد بن عمير الليثي: هو عبيد بن عمير بن قتادة الليثي، أبو عاصم المكي، ولد على عهد النبي صلى الله عليه وسلم، قاله مسلم، وعدّه غيره في كبار التابعين، وكان قاصّ أهل مكة، مجمع على ثقته، مات قبل ابن عمر، قال ابن حبان في الثقات مات سنة ٦٨.(التهذيب ٧/ ٧١، التقريب ١/ ٥٤٤).(١٠) رواه الطبري في جامع البيان- بلفظ: (أو ننسأها) إرجاؤها وتأخيرها.انظر: (جامع البيان ج ٢ ص ٤٧٧ أثر (١٧٦٧) تحقيق محمود وأحمد شاكر).قلت: قد اجتمع في رواية الطبري الأمران القراءة والتفسير لها.
Ebû Ubeyd şöyle dedi: Neshi, Ubeyd b. Umeyr ile Mücâhid ve Atâ’nın –ki onlar kıraat imamlarındandır– okudukları bu kıraat üzere okuyanlara gelince, onlar –ki bunlar arasında Ebû Amr b. el-Alâ ve Basra ehlinden başkaları da bulunur– “nesh” ile, Allah azze ve cellenin Levh-i Mahfuz’dan Muhammed (s.a.v.) için kopyalayıp (nash) kendisine indirdiği şeyi kastederler. Bu te’vîl ve bu kıraate göre mensûh, bütün Kur’an olur. Şöyle derler: Çünkü O, Peygamber (s.a.v.) için Ümmü’l-Kitab’dan kopyalamış ve onu kendisine indirmiştir. “Nes’” ( ) ise, Allah azze ve cellenin te’hir ettiği (geciktirdiği) ve Ümmü’l-Kitab’da bırakıp indirmediği şeydir. Nitekim te’vîldeki “nes’” de ancak te’hirdir (geciktirmedir). Buradan hareketle Allah azze ve cellenin: "Muhakkak ki nesî’, küfürde bir artıştır" (Tevbe, 37) kavli, tefsirde onların Muharrem ayının hürmetini Safer’e ertelemeleridir. Yine Peygamber (s.a.v.)’in hadisi de bu kabildendir: "Kim ömrünün uzamasına (nesî’ fî’l-ezel) ve rızkının genişlemesine sevinirse, akrabasını ziyaret etsin (sıla-i rahm yapsın)."
1 - Ali bize haber verdi, dedi ki: Ebû Ubeyd bize tahdîs edip dedi ki: Abbâd b. Abbâd el-Mühellebî’nin, Yezîd er-Rekkâşî’den, onun Enes’ten, Enes’in de Peygamber (s.a.v.)’den rivayet ettiğini işittim.
Ebû Ubeyd şöyle dedi: İşte Atâ’nın: "Biz bir âyeti neshedersek" [Bakara, 106] âyeti hakkında "(O,) Kur’an’dan indirdiğimizdir" sözü ve "yahut onu nes’e bırakırsak (te’hir edersek)" ifadesi hakkında "Onu erteleriz (te’hir ederiz)" sözü ile kastettiği budur.
Ebû Ubeyd dedi ki: Bu, bu kıraatle okuyanların ve bu te’vîli benimseyenlerin mezhebidir.
(1) Ebû Amr b. el-Alâ b. Ammâr b. el-Üryân b. Abdillah b. el-Husayn el-Mâzinî en-Nahvî el-Basrî el-Mukriî, yedi kıraat imamından biridir. et-Takrîb’de şöyle denir: Sika, Arap dil âlimlerinden olup tabakası beşincidir. Seksen altı yaşında, elli dört yılında vefat etmiştir. (et-Tehzîb, 12/178; et-Takrîb, 2/454)
(2) Yazmada "el-kurrâ" (kıraat imamları) yazılmış, kenarında doğrusunun "el-Kur’ân" olduğu belirtilmiştir; biz de doğruyu metne yerleştirdik.
(3) Tevbe Suresi, 37. âyet.
(4) Buhârî, Sahîh’inde buna yakın bir lafızla rivayet etmiştir, c. 3, Kitâbü’l-Buyû‘, “Bâbü men ehabbe’l-bast fî’r-rızk”, s. 8. İmam Ahmed de Müsned’de rivayet etmiştir, 5/279, Dâru’l-Fikr baskısı.
(5) Bu Atâ, Atâ b. Ebî Rebâh’tır.
قال أبو عبيد فمن قرأ هذه القراءة التي قرأ بها عبيد بن عمير ومجاهد وعطاء وكثير عن القراء، منهم أبو عمرو بن العلاء (١) وغيره من أهل البصرة فإنهم يريدون بالنسخ ما نسخه الله عز وجل لمحمد- صلّى الله عليه- من اللوح المحفوظ فأنزله عليه. فيصير المنسوخ على هذا التأويل وبهذه القراءة جميع القرآن (٢) يقولون: لأنه نسخ للنبي- صلّى الله عليه- من أم الكتاب فأنزله عليه، ويكون النسأ: ما أخره الله عز وجل وتركه في أم الكتاب فلم ينزله، وكذلك النسأ في التأويل إنما هو التأخير، ومنه قوله عز وجل: إِنَّمَا النَّسِيءُ زِيادَةٌ فِي الْكُفْرِ (٣) هو في التفسير تأخيرهم تحريم المحرّم إلى صفر.وكذلك حديث النبي- صلّى الله عليه- «من سرّه النسيء في الأجل والمدّ في الرزق فليصل رحمه» (٤).١١ - أخبرنا علي قال: حدثنا أبو عبيد قال سمعت عبّاد بن عبّاد المهلبي يحدثه عن يزيد الرّقاشي عن أنس عن النبي- صلّى الله عليه.قال أبو عبيد: فهذا الذي أراد عطاء (٥) بقوله: ما نَنْسَخْ مِنْ آيَةٍ قال: ما نزل من القرآن، وبقوله: (أو ننسأها) قال نؤخرها.قال أبو عبيد: وهو مذهب من قرأ بهذه القراءة وتأول هذا التأويل.(١) أبو عمرو بن العلاء بن عمار بن العريان بن عبد الله بن الحصين المازني النحوي البصري المقري، أحد الأئمة القراء السبعة. قال في التقريب: ثقة من علماء العربية من الخامسة، مات سنة أربع وخمسين وهو ابن ست وثمانين سنة.(التهذيب ١٢/ ١٧٨، التقريب ٢/ ٤٥٤).(٢) كتبت في المخطوط «القراء» وكتب في هامشه صواب ذلك «القرآن» فأعدنا الصواب إلى مكانه في النص.(٣) التوبة آية (٣٧).(٤) رواه البخاري في صحيحه بلفظ مقارب ج ٣، كتاب البيوع «باب من أحب البسط في الرزق» ص ٨، ورواه الإمام أحمد في المسند ٥/ ٢٧٩ ط دار الفكر.(٥) هو عطاء بن أبي رباح.
Ebû Ubeyd şöyle dedi: "Bizim gittiğimiz ve tercih ettiğimiz görüş ise bundan farklıdır; o da şudur: Mensûh, ümmetin Kur'an'ın nâsih ve mensûhunu bildiği şeydir. Kıraat ise 'ev nensehâ' (yoksa unuttururuz) şeklinde olup unutma mânâsındadır. Bu kıraat, Resûlullah'ın (s.a.v.) ashâbının büyüklerinden Übeyy b. Kâ‘b (r.a.) (1), Abdullah b. Mes‘ûd (r.a.) (2), Sa‘d b. Ebî Vakkās (r.a.) (3) ve Abdullah b. Abbâs (r.a.)'ın kıraatidir—ki İbn Abbâs'tan bu hususta ihtilâf rivâyet edilmiştir—. Tâbiînden Saîd b. el-Müseyyib (r.a.) (4), Dahhâk b. Müzâhim, Medine ve Kûfe ehli de bu kıraati okumuşlardır.
12 – Bize Ali haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Ubeyd tahdîs etti, dedi ki: Bize Haccâc (5), İbn Cüreyc'den tahdîs etti, dedi ki: Bana Abdullah b. Kesîr, Mücâhid'den haber verdi, Übeyy b. Kâ‘b'ın kıraatinde: 'Mâ nenseh min âyetin ev nensehâ' (Biz bir âyeti nesheder veya unutturursak...) (6).
(1) Übeyy b. Kâ‘b b. Kays b. Ubeyd b. Zeyd b. Muâviye b. Neccâr el-Ensârî el-Hazrecî, Ebü'l-Münzir, kurrâların efendisi, faziletli sahâbîlerdendir. Vefat yılı ihtilâflıdır; on dokuz, otuz iki veya başka yıllar söylenir. (Takrîb, 1/48)
(2) Abdullah b. Mes‘ûd b. Gâfil—mu‘ceme ve fâ ile—b. Habîb el-Hüzelî, Ebû Abdurrahmân, ilk müslümanlardan ve büyük sahâbî âlimlerindendir. Menkıbeleri çoktur. Hz. Ömer kendisini Kûfe'ye vâlî tayin etmiştir. Medine'de otuz iki yılında vefat etmiştir. (Takrîb, 1/450)
(3) Sa‘d b. Ebî Vakkās Mâlik b. Vüheyb b. Abdü Menâf b. Zühre b. Kilâb ez-Zührî, Ebû İshâk, aşere-i mübeşşereden biri, Allah yolunda ilk ok atan kişidir. Menkıbeleri çoktur. Meşhur kavle göre elli beş yılında Akîk'te vefat etmiştir. Aşere-i mübeşşerenin son vefat edenidir. (Takrîb, 1/290)
(4) Saîd b. el-Müseyyib b. Hüzn b. Ebî Vehb el-Kureşî el-Mahzûmî, sâbit âlimlerden ve büyük fakihlerden biridir. Mürsellerinin en sahih mürsellerden olduğunda ittifak edilmiştir. İbni Medînî: "Tâbiîn içerisinde ondan daha geniş ilimli birini bilmiyorum" demiştir. Doksanlardan sonra, seksen yaşına yaklaşmış olarak vefat etmiştir. (Takrîb, 1/305)
(5) Bu, Haccâc b. Muhammed el-Masîsî'dir.
(6) Bunu Süyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr'da (1/255) zikretmiş ve Ebû Dâvûd'un Nâsih'ine nisbet etmiştir.
قال أبو عبيد: وأما الذي نذهب إليه ونختاره فغير ذلك، وهو: أن يكون المنسوخ ما تعرفه الأمّة من ناسخ القرآن ومنسوخه، وتكون القراءة (أو ننسها) بمعنى النسيان، وهي قراءة الأكابر من أصحاب رسول الله- صلى الله عليه وسلم منهم أبيّ ابن كعب (١)، وعبد الله بن مسعود (٢)، وسعد بن أبى وقاص (٣) وعبد الله بن عباس- على أنه قد اختلف عن ابن عباس فيها- وقرأ بها من التابعين سعيد بن المسيّب (٤) والضحاك بن مزاحم وأهل المدينة وأهل الكوفة.١٢ - أخبرنا علي قال: حدثنا أبو عبيد قال: حدثنا حجاج (٥) عن ابن جريج قال: أخبرني عبد الله بن كثير عن مجاهد في قراءة أبيّ بن كعب (ما ننسخ من آية أو ننسك) (٦).(١) أبيّ بن كعب: بن قيس بن عبيد بن زيد بن معاوية بن النجار الأنصاري الخزرجي، أبو المنذر، سيد القراء من فضلاء الصحابة اختلف في سنة موته فقيل سنة تسع عشرة، وقيل سنة اثنتين وثلاثين وقيل غير ذلك.(التقريب ١/ ٤٨).(٢) عبد الله بن مسعود بن غافل، بمعجمة وفاء، ابن حبيب الهذلي أبو عبد الرحمن، من السابقين الأولين، ومن كبار علماء الصحابة، مناقبه جمة، أمّره عمر على الكوفة، مات سنة اثنتين وثلاثين بالمدينة.(التقريب ١/ ٤٥٠).(٣) سعد بن أبي وقاص مالك بن وهيب بن عبد مناف بن زهرة بن كلاب الزهري أبو إسحاق، أحد العشرة، وأول من رمى بسهم في سبيل الله، ومناقبه كثيرة، مات بالعقيق، سنة خمس وخمسين على المشهور، وهو آخر العشرة وفاة.(التقريب ١/ ٢٩٠).(٤) سعيد بن المسيب بن حزن بن أبي وهب القرشي المخزومي، أحد العلماء الأثبات، الفقهاء الكبار، اتفقوا على أن مرسلاته من أصح المراسيل، قال ابن المديني: لا أعلم في التابعين أوسع علما منه، مات بعد التسعين، وقد ناهز الثمانين.(التقريب ١/ ٣٠٥).(٥) هو حجاج بن محمد المصيصي.(٦) أورده السيوطي في الدّر المنثور ١/ ٢٥٥ وعزاه إلى أبي داود في ناسخه.
13 - Ebû Ubeyd dedi ki: Abdullah'tan (b. Mes'ûd) rivayet olunan (meâlen): "Bir âyeti sana unutturursak veya onu neshedersek..." sözünü, Kurre b. Hâlid ed-Dahhâk vasıtasıyla İbn Mes'ûd'dan rivayet etmektedirler.
14 - Dahhâk ise bu te'vîle göre "ev nunsihâ" şeklinde okumuştur.
15 - Bize Ali haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Ubeyd haber verdi, dedi ki: Bize Hüşeym haber verdi, dedi ki: Bize Ya'lâ b. Atâ', el-Kâsım b. Rebîa b. Kânif es-Sekafî'den haber verdi, dedi ki: Sa'd b. Ebî Vakkâs'ı (r.a.) (meâlen): "Biz bir âyeti neshedersek veya sen onu unutursan..." şeklinde okurken işittim. Dedim ki: Şüphesiz Saîd b. el-Müseyyib "ev nensahâ" veya "nensahâ" diye okuyor - Ebû Ubeyd şüphe etti. Bunun üzerine şöyle dedi: Muhakkak ki Kur'an, Âl-i Müseyyib'e nazil olmamıştır. Allah azze ve celle, Nebisi'ne (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Seni okutacağız, unutmayacaksın" ve "Rabbin'i an, unuttuğun zaman."
(1) Kurre b. Hâlid es-Sedûsî el-Basrî, sika, zabt sahibi, hicrî elli beş yılında vefat etti. (Takrîb 2/125).
(2) Bunu Süyûtî ed-Dürrü'l-Mensûr'da 1/255'te zikretmiş ve Abd b. Humeyd ile İbnü'l-Münzir'e nispet etmiştir.
(3) Taberî, Câmiu'l-Beyân, c.2, eser no. (1761), s.476 (tahkik: Mahmûd ve Ahmed Şâkir) rivayet etmiştir.
(4) Ya'lâ b. Atâ' el-Âmirî -denilir ki Leysî- et-Tâifî, sika, dördüncü tabakadan, hicrî yüz yirmi veya sonrasında vefat etti. (Takrîb 2/378).
(5) el-Kâsım b. Abdillah b. Rebîa b. Kânif es-Sekafî: İbn Hibbân onu es-Sikât'ta zikretmiştir. Takrîb'de: makbûl denilmiştir. (Tehzîb 8/320, Takrîb 2/117).
(6) Yazmada nûn ile tâ yerine: "ev nensahâ" şeklindedir; doğrusu tâ iledir ki eserin siyâkı buna delâlet etmektedir. Taberî'nin Câmiu'l-Beyân'ında da böyledir.
(7) A'lâ Sûresi, âyet 6.
(8) Âyet yazmada "ism" ziyâdesiyle yazılmıştır, hatalıdır; doğrusu onsuzdur.
(9) Kehf Sûresi, âyet 24.
١٣ - قال أبو عبيد: والذي يروى عن عبد الله (ما ننسك من آية أو ننسخها) يحدثون بذلك عن قرّة بن خالد (١) عن الضحاك عن ابن مسعود (٢).١٤ - وقرأها الضحاك أَوْ نُنْسِها (٣) على ذلك التأويل.١٥ - أخبرنا علي قال: حدثنا أبو عبيد قال: حدثنا هشيم قال:أخبرنا يعلى بن عطاء (٤) عن القاسم بن ربيعة بن قانف الثقفي (٥) قال: سمعت سعد بن أبى وقاص يقرأ: (ما ننسخ من آية أو تنسها) (٦). قال: فقلت له:إن سعيد بن المسيّب يقرأ: (أو ننسها) أو (ننسها) - شك أبو عبيد- فقال: إن القرآن لم ينزل على آل المسيّب، وقال الله عز وجل لنبيه- صلّى الله عليه-: سَنُقْرِئُكَ فَلا تَنْسى (٧) وَاذْكُرْ (٨) رَبَّكَ إِذا نَسِيتَ (٩).(١) قرّة بن خالد السدوسي البصري، ثقة، ضابط، مات سنة خمس وخمسين.(التقريب ٢/ ١٢٥).(٢) أورده السيوطي في الدّر المنثور ١/ ٢٥٥ وعزاه إلى عبد بن حميد وابن المنذر.(٣) رواه الطبري في جامع البيان ج ٢ الأثر رقم (١٧٦١) ص ٤٧٦ تحقيق محمود وأحمد شاكر.(٤) يعلى بن عطاء العامري ويقال الليثي الطائفي، ثقة، من الرابعة، مات سنة عشرين ومائة أو بعدها.(التقريب ٢/ ٣٧٨).(٥) القاسم بن عبد الله بن ربيعة بن قانف الثقفى، ذكره ابن حبان في الثقات، وقال في التقريب: مقبول.(التهذيب ٨/ ٣٢٠، والتقريب ٢/ ١١٧).(٦) في المخطوط بنون بدل التاء: (أو ننسها)، والصواب بالتاء كما يدل على ذلك سياق الأثر وهي كذلك عند الطبري في جامع البيان.(٧) سورة الأعلى آية (٦).(٨) كتب الآية في المخطوط بزيادة «اسم» خطأ، والصواب بدونها.(٩) الكهف آية (٢٤).
16 - Ali nakletti: Ebû Ubeyd bize tahdîs etti, İsmâil b. Ca‘fer, Ebû Ca‘fer el-Kârî, Şeybe b. Nisâh ve Nâfi‘ b. Ebî Nu‘aym‘dan onların âyeti "ev nunsihâ" şeklinde okuduklarını rivayet etti. Ebû Ubeyd dedi: Kûfeliler de böyle okumuştur. Ebû Ubeyd dedi: Bunların kıraatinin mânâsı unutmaktan (nisyân) alınmıştır. Dedi ki: Her ne kadar onlardan bazıları bunu Nebî‘ye (s.a.v.) nispet etmiş, bazıları da Allah Teâlâ‘nın bunu ona yaptırdığını haber vermiş ise de iki söz arasında ihtilâf yoktur. Zira Nebî (s.a.v.) ancak Allah Teâlâ‘nın kendisini muvaffak kıldığı şeyi yapar. O hâlde O (Azze ve Celle) ona unutturunca o da unutur. Ancak İbn Abbâs (r.a.) özellikle buradaki 'nisyân' ile terk etmeyi (bırakmayı) kastetmiştir. Zira ondan naklettiğimiz hadiste, Allah Teâlâ‘nın "ev nunsihâ" âyeti hakkında şöyle dedi: 'Onu bırakırız, onun yerine başka bir âyet getirmeyiz.' Bu itibarla o, âyeti şu söz gibi kılmıştır:
Buna benzer bir rivayeti Taberî, Câmiu‘l-Beyân‘da (c. 2, eser no: 1755, s. 474-475, thk. Mahmûd ve Ahmed Muhammed Şâkir) rivayet etmiştir. Yine benzerini Hakîm rivayet etmiş, 'Sahîhayn şartına göre sahih olmakla birlikte onlar tahric etmemişlerdir' demiş, Zehebî de ona muvafakat etmiştir. (el-Müstedrek ma‘a‘t-Telhîs, c. 2, Kitâbü‘t-Tefsîr, s. 242).
(1) İsmâil b. Ca‘fer b. Ebî Kesîr el-Ensârî ez-Zürakî mevlâları, Ebû İshâk el-Kârî; sika, sâbittir, sekizinci tabakadandır. Bağdat‘ta 180 yılında vefat etmiştir. (Tehzîb, 1/287; Takrîb, 1/68).
(2) Ebû Ca‘fer el-Kârî: Medîneli, Mahzûmî, mevlâları; adı Yezîd b. Ka‘ka‘dır. Sika, dördüncü tabakadandır. 127 yılında vefat etmiştir. (Takrîb, 2/406).
(3) Şeybe b. Nisâh: Nûn‘dan sonra mühmelenin kesriyle, ardından yine mühmele ile; kârî, Medîneli, kâdı; sika, dördüncü tabakadandır. 130 yılında vefat etmiştir. (Tehzîb, 4/378; Takrîb, 1/357).
(4) Nâfi‘ b. Ebî Nu‘aym: Nâfi‘ b. Abdirrahmân b. Ebî Nu‘aym el-Kârî el-Medenî, Benî Leys‘in mevlâsıdır. Sadûk, kıraatte sâbittir. 169 yılında vefat etmiştir. (Tehzîb, 10/408; Takrîb, 2/296).
(5) Bu eserin tahricini uzun süre araştırmama rağmen kaynağına rastlamadım. Ancak Taberî, Câmiu‘l-Beyân‘da "ev nunsihâ" âyetinin tefsirinde der ki: Bu sözün kıraatinde ihtilâf edilmiştir. Medine ve Kûfe ehli onu "ev nunsihâ" şeklinde okumuştur. (Câmiu‘l-Beyân, 2/473, thk. Mahmûd ve Ahmed Muhammed Şâkir).
١٦ - أخبرنا علي قال: حدثنا أبو عبيد قال حدثنا إسماعيل بن جعفر (١) عن أبي جعفر القاري (٢) وشيبة بن نصاح (٣) ونافع بن أبي نعيم (٤) أنهم قرءوها: أَوْ نُنْسِها (٥).قال أبو عبيد: وكذلك قرأ الكوفيون.قال أبو عبيد: والمعنى في قراءة هؤلاء إنما هو مأخوذ من النسيان. قال:وإن كان بعضهم أضافه إلى النبى- صلّى الله عليه- وبعضهم أخبر أن الله عز وجل فعل ذلك به، وليس بين القولين اختلاف. لأنه ليس يفعل النبى- صلّى الله عليه- إلا ما وفقه الله عز وجل له، فإذا أنساه نسي، إلا أن ابن عباس خاصة أراد بالنسيان الترك في الحديث الذى ذكرناه عنه في قوله عز وجل: أَوْ نُنْسِها قال: نتركها فلا نبدّلها، فكأنه جعله مثل قوله:روى نحوه الطبري جامع البيان ج ٢ الأثر (١٧٥٥) ص ٤٧٤، ٤٧٥، ت محمود وأحمد محمد شاكر.وروى نحوه الحاكم وقال صحيح على شرط الشيخين ولم يخرجاه ووافقه الذهبي. (المستدرك مع التلخيص ج ٢، كتاب التفسير/ ص ٢٤٢).(١) إسماعيل بن جعفر بن أبي كثير الأنصاري الزرقي مولاهم، أبو إسحاق القاري، ثقة، ثبت، من الثامنة، مات ببغداد سنة ثمانين ومائة.(التهذيب ١/ ٢٨٧، والتقريب ١/ ٦٨).(٢) أبو جعفر القاري: المدني، المخزومي، مولاهم، اسمه يزيد بن القعقاع، ثقة، من الرابعة، مات سنة سبع وعشرين ومائة.(التقريب ٢/ ٤٠٦).(٣) شيبة بن نصاح: بكسر النون بعدها مهملة وآخره مهملة، القاري، المدني، القاضي، ثقة، من الرابعة، مات سنة ثلاثين ومائة.(التهذيب ٤/ ٣٧٨ - والتقريب ١/ ٣٥٧).(٤) نافع بن أبي نعيم: هو نافع بن عبد الرحمن بن أبي نعيم القارئ المدني، مولى بني ليث، صدوق، ثبت في القراءة، مات سنة تسع وستين ومائة.(التهذيب ١٠/ ٤٠٨ - والتقريب ٢/ ٢٩٦).(٥) لم أقف على تخريج هذا الأثر بعد طول البحث في مظانه، اللهم إلا أن الطبري في جامع البيان قال في تأويله لآية أَوْ نُنْسِها: اختلفت القراءة في قوله ذلك. فقرأها أهل المدينة والكوفة (أو ننسها).(جامع البيان ٢/ ٤٧٣ تحقيق محمود وأحمد محمد شاكر).
İşte böylece âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun; bugün de sen böylece unutulursun. Ve yine Allah Azze ve Celle'nin şu kavli gibi: "Allah'ı unuttular, O da onları unuttu." Bu, tefsirde terk (etme) manasınadır; zira Allah Azze ve Celle (bir şeyi) şaşırmaz ve unutmaz. İşte nesi' (geciktirme) ile nisyân (unutma) hakkındaki iki te'vil ile iki kıraat arasındaki ayırt edici nokta budur.
Neshe gelince: Onun Kitap ve Sünnet'te üç yeri vardır ve hepsinin şahitleri ve delilleri bulunmaktadır. Bunlardan birincisi: Kendisiyle amel edilen Kur'an'ın neshidir ki bu, nâsih ile mensûh ilmidir. Bunun şahidi, İbn Abbas'ın zikrettiğimiz hadisinde açıkladığı üzere, bir âyetin yerine başka bir âyetin getirilmesidir. Sonra Mücahid bunu şöyle açıklamıştır: "Onun hattı (yazılışı) sabit kalır, hükmü ise değişir." İşte âlimler nezdinde bilinen şudur ki nâsih ve mensûh âyetlerin ikisi de tilâvette ve Mushaf hattında sabittir; ancak bunlardan mensûh olanıyla amel edilmez, nâsih ise Allah Azze ve Celle'nin insanlara uymalarını ve onu tutmalarını emrettiği âyettir.
İkinci nesih türü ise: Mensûh âyetin nüzulünden sonra kaldırılması, böylece insanların kalplerinden ve hattın sübûtundan çıkmasıdır. Bunun şahidi de birçok hadistir.
17. Bize Ali rivayet etti: Bize Ebû Ubeyd rivayet etti: Bize Abdullah b. Sâlih, Leys b. Sa'd b. Abdurrahmân el-Fehmî'den (Ebü'l-Hâris el-Mısrî, sika, sübût, fakih, meşhur imam; 94 senesinde doğmuş, 175 senesi Cum'a günü vefat etmiştir) o da Ukayl b. Hâlid b. Ukayl el-Eylî'den (Ebû Hâlid el-Emevî mevlaları, sika, sübût; Medine'de, sonra Şam'da, daha sonra Mısır'da ikamet etmiş; sahih kavle göre 144 senesinde vefat etmiştir) ve Yûnus b. Yezîd b. Ebî'n-Necâd el-Eylî'den (Ebû Yezîd, Âl-i Ebî Süfyân mevlaları, sika; ancak Zührî'den rivayetinde az vehim vardır, Zührî dışında hatası bulunur; yedinci tabakadan büyüklerden; sahih kavle göre 159 senesinde vefat etmiştir) rivayet etti. Onlar da İbn Şihâb Muhammed b. Müslim b. Ubeydillah b. Abdillah b. Şihâb el-Kureşî ez-Zührî el-Fakîh'ten rivayet ettiler. Dedi ki: Bana...
كَذلِكَ أَتَتْكَ آياتُنا فَنَسِيتَها وَكَذلِكَ الْيَوْمَ تُنْسى (١) وكقوله عز وجل: نَسُوا اللَّهَ فَنَسِيَهُمْ (٢) هو في التفسير الترك، لأن الله عز وجل لا يضل ولا ينسى، فهذا فصل ما بين التأويلين والقراءتين في النسأ والنسيان.وأما النسخ: فإن له ثلاثة مواضع في الكتاب والسنة ولكلها شواهد ودلائل، فأحدها: نسخ القرآن مما يعمل به، وهو علم الناسخ من المنسوخ والشاهد عليه ما فسره ابن عباس في حديثه الذي ذكرناه: أنه إبدال الآية مكان الآية، ثم أوضحه مجاهد فقال: يثبت خطها ويبدل حكمها، فهذا هو المعروف عند العالم أن الآية الناسخة والمنسوخة جميعا ثابتتان في التلاوة وفي خطّ المصحف إلا أن المنسوخة منهما غير معمول بها، والناسخة هي التي أوجب الله عز وجل على الناس اتباعها والأخذ بها.وأما النسخ الثاني: فأن ترفع الآية المنسوخة بعد نزولها، فتكون خارجة من قلوب الرجال ومن ثبوت الخط والشاهد عليه أحاديث عدّة.١٧ - أخبرنا علي قال: حدثنا أبو عبيد قال: حدثنا عبد الله بن صالح عن الليث (٣) عن عقيل (٤) ويونس (٥) عن ابن شهاب (٦) قال: أخبرني(١) في المخطوط بزيادة واو «وكذلك» والصواب بدونها. سورة طه آية/ ١٢٦/.(٢) سورة التوبة آية (٦٧).(٣) الليث بن سعد بن عبد الرحمن الفهمي، أبو الحارث المصري، ثقة، ثبت، فقيه، إمام مشهور، ولد سنة أربع وتسعين ومات يوم الجمعة سنة خمس وسبعين ومائة.(التهذيب ٨/ ٤٦٤ - والتقريب ٢/ ١٣٨).(٤) عقيل: (بالضم) بن خالد بن عقيل (بالفتح) الأيلي (بفتح الهمزة بعدها تحتانية ساكنة ثم لام) أبو خالد الأموي مولاهم، ثقة، ثبت، سكن المدينة، ثم الشام ثم مصر، مات سنة أربع وأربعين ومائة على الصحيح.(التقريب ٢/ ٢٩).(٥) يونس: هو ابن يزيد بن أبي النّجّاد الأيلي (بفتح الهمزة وسكون التحتانية بعدها لام) أبو يزيد، مولى آل أبي سفيان، ثقة، إلا أن في روايته عن الزهري وهما قليلا، وفي غير الزهري خطأ، من كبار السابعة، مات سنة تسع وخمسين ومائة على الصحيح.(التقريب ٢/ ٣٨٦).(٦) ابن شهاب: هو محمد بن مسلم بن عبيد الله بن عبد الله بن شهاب القرشي الزهري الفقيه
Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf [1] Saîd b. el-Müseyyib'in meclisinde (şöyle rivayet etti): Bir adamın yanında (ezberinde) bir sûre vardı. Geceleyin kalkıp onu okumak istedi fakat okuyamadı. Bir başkası kalktı, o da okuyamadı. Bir başkası kalktı, o da okuyamadı. Sabah olunca Resûlullah'ın (s.a.v.) huzuruna vardılar. İçlerinden biri: "Yâ Resûlallah! Dün gece şu şu sûreyi okumak için kalktım fakat okuyamadım." dedi. Diğeri: "Yâ Resûlallah! Ben de bunun için geldim." dedi. Üçüncüsü: "Ben de yâ Resûlallah." dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "O sûre –veya [2] buyurdu ki– dün gece neshedildi." [3] Ukayl kendi rivayetinde şunu ziyâde etti: "İbnü'l-Müseyyib oturuyordu ve bunu inkâr etmiyordu." Ebû Ubeyd der ki: İşte bu hadîste, nesih ile sûrenin kaldırıldığı açıkça görülmektedir; aynı şekilde diğer hadisi de böyledir.
18 – Bize Ebü'l-Hasan Ali rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Ubeyd rivayet etti, dedi ki: Bize Ebü'l-Münzir İsmâil b. Ömer el-Vâsıtî [4], Sûfyân'dan, o da Seleme b. Küheyl'den [5] rivayet etti.
Ebû Bekir el-Hâfız el-Medenî, önde gelen imamlardan, Hicaz ve Şam âlimidir. Onun büyüklüğü ve itkanı üzerinde ittifak edilmiştir. Hicrî 125 yılında vefat etmiştir. (Bkz. et-Tehzîb 9/445, et-Takrîb 2/207).
[1] Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf: Es'ad b. Sehl b. Huneyf el-Ensârî'dir. Nebî (s.a.v.) hayatta iken doğmuştur. Onu görmüştür (rü'yet) fakat Nebî'den (s.a.v.) işitmemiştir. Sahâbeden sayılır. İbn Sa'd: "Sika bir zattır" demiştir. Hicrî 100 yılında vefat etmiş, o zaman 92 yaşındaydı. (Bkz. et-Tehzîb 1/264, et-Takrîb 1/64).
[2] "أو قال" ifadesi, yazma nüshanın kenarında bulunuyordu; ben onu metindeki yerine ekledim.
[3] et-Tahâvî, bu hadisi yakın bir lafızla rivayet etmiş, ardından şöyle demiştir: "Ebû Ca'fer der ki: Yûnus bize bu hadisi bu şekilde rivayet etti ve onu Ebû Ümâme'ye kadar ulaştırdı. Hadisçiler bunu müsned kabul ederler, çünkü Ebû Ümâme, Nebî (s.a.v.) devrinde doğmuştur. Ailesi der ki: Resûlullah (s.a.v.) ona, Ebû Ümâme Es'ad b. Zürâre'nin adıyla Es'ad adını vermiştir." (Bkz. Müşkilü'l-Âsâr 2/417). Ayrıca İbnü'l-Cevzî de benzerini Nevâsihu'l-Kur'ân'da, "Bâbu Aksâmi'l-Mensûh" (c. 1, s. 123, thk. Muhammed Eşref Ali) başlığı altında rivayet etmiştir.
[4] Ebü'l-Münzir İsmâil b. Ömer el-Vâsıtî: Bağdat'a yerleşmiştir. İbn Hibbân onu sikalar arasında zikretmiştir. Ebû Hâtim: "Sadûktur" demiştir. et-Takrîb'de: "Sika, dokuzuncu tabakadandır, yüz senesinden sonra vefat etmiştir" denilmektedir. (Bkz. et-Tehzîb 1/319, et-Takrîb 1/72).
[5] Seleme b. Küheyl el-Hadramî, Ebû Yahyâ el-Kûfî: Sikadır, dördüncü tabakadandır. Hicrî 47 yılında doğmuş, 121 yılı Âşûrâ günü vefat etmiştir; 122 veya 123 yılı dendiği de rivayet edilmiştir. (Bkz. et-Tehzîb 4/155, et-Takrîb 1/318).
أبو أمامة بن سهل بن حنيف (١) في مجلس سعيد بن المسيب: أن رجلا كانت معه سورة فقام يقرؤها من الليل فلم يقدر عليها، وقام آخر يقرؤها فلم يقدر عليها، وقام آخر يقرؤها فلم يقدر عليها، فأصبحوا فأتوا رسول الله- صلى الله عليه وسلم فقال بعضهم: يا رسول الله قمت البارحة لأقرأ سورة كذا وكذا، فلم أقدر عليها، وقال الآخر: يا رسول الله ما جئت إلا لذلك، وقال الآخر: وأنا يا رسول الله، فقال رسول الله- صلى الله عليه وسلم: إنها، أو قال (٢): نسخت البارحة (٣) وزاد عقيل في حديثه قال: وابن المسيب جالس لا ينكر ذلك.قال أبو عبيد: فقد تبين في هذا الحديث أن النسخ هو رفع السورة، وكذلك حديثه الآخر.١٨ - أخبرنا أبو الحسن علي قال: حدثنا أبو عبيد قال: حدثنا أبو المنذر إسماعيل بن عمر الواسطي (٤) عن سفيان عن سلمة بن كهيل (٥)أبو بكر الحافظ المدني أحد الأئمة الأعلام وعالم الحجاز والشام، متفق على جلالته وإتقانه، مات سنة خمس وعشرين ومائة.(التهذيب ٩/ ٤٤٥ - التقريب ٢/ ٢٠٧).(١) أبو أمامة بن سهل بن حنيف: هو أسعد بن سهل بن حنيف الأنصاري، ولد في حياة النبى صلى الله عليه وسلم، له رؤية ولم يسمع من النبى صلى الله عليه وسلم، معدود فى الصحابة، قال ابن سعد: كان ثقة، مات سنة مائة، وله ثنتان وتسعون.(التهذيب ١/ ٢٦٤ - التقريب ١/ ٦٤).(٢) كلمة: «أو قال» وضعت فى هامش المخطوط فأعدتها إلى مكانها من النص.(٣) رواه الطحاوي بلفظ مقارب ثم قال بعد إيراده للحديث: قال أبو جعفر: هكذا حدثنا يونس بهذا الحديث فلم يتجاوز به أبا أمامة، وأصحاب الحديث يدخلون هذا في المسند لأن أبا أمامة ممن ولد في عهد النبي صلى الله عليه وسلم ويقول أهله: إن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان سماه أسعد باسم أبي أمامة أسعد بن زرارة.(مشكل الآثار ٢/ ٤١٧).وروى نحوه أيضا ابن الجوزي في نواسخ القرآن «باب أقسام المنسوخ» ج ١ ص ١٢٣، تحقيق محمد أشرف علي.(٤) أبو المنذر اسماعيل بن عمر الواسطي: نزيل بغداد، ذكره ابن حبان في الثقات، وقال أبو حاتم: صدوق، وقال في التقريب: ثقة من التاسعة، مات بعد المائة.(التهذيب ١/ ٣١٩ - التقريب ١/ ٧٢).(٥) سلمة بن كهيل: الحضرمي أبو يحيى الكوفي، ثقة، من الرابعة، ولد سنة سبع وأربعين ومات يوم عاشوراء سنة إحدى وعشرين ومائة وقيل اثنتين وعشرين وقيل ثلاث وعشرين.(التهذيب ٤/ ١٥٥ - التقريب ١/ ٣١٨).
Zirr (1)’den, Abdurrahman b. Ebzâ (2)’den rivâyetle şöyle dedi: Resûl ... kıldı ... (3) yerine (4), işte bu avamın konuşmasında kullanılandır ve bununla birlikte Kur’an’dan da bir şahidi vardır. (1) Zirr b. Abdullah b. Zürâre el-Mürehbî el-Hemedânî, Ebû Amr el-Kûfî (Zirr: mu‘cem harfi fethalı ve râ şeddeli; Mürehbî: ‘Lübbü’l-Lübâb’da mîm zammeli, râ sâkin, hâ kesralı ve bâ ile, Hemedân’ın bir kolu olan Mürehbe’ye nisbetle). Ahmed b. Hanbel dedi ki: Abdurrahman b. Ebzâ’dan işitmemiştir. Buhârî dedi ki: Hadiste sâdûktur. et-Takrîb’de: Sikadır, âbiddir, ircâ ile itham edilmiştir, yüzden önce vefat etmiştir. (et-Tehzîb 3/218 – et-Takrîb 1/238). (2) Abdurrahman b. Ebzâ (hemze fethalı, bâ sâkin, zâ ile maksûr) el-Huzâî, mevlâları, küçük sahâbîdir; Ömer (r.a.) döneminde bir adamdı. (et-Takrîb 1/472). (3) Bu hadis yazmada tam değildir, zira hadis metnini ve sonrasını ihtiva eden sayfa düşmüştür. Ben bu hadisi araştırdım; İmam Ahmed’in Müsned’inde: Bize Yahyâ b. Dâvûd el-Vâsıtî, bize İshak b. Yûsuf el-Ezrak, Süfyân’dan, Seleme b. Küheyl’den, Zirr’den, Saîd b. Abdurrahman b. Ebzâ’dan, babasından, Übey b. Kâ‘b’dan rivâyetle dedi ki: Nebî (s.a.v.) bize sabah namazını kıldırdı ve bir âyeti terk etti. Übey, namazın bir kısmını kaçırmış olarak geldi. Namaz bitince dedi ki: Ey Allah’ın Resûlü, bu âyet neshedildi mi yoksa unuttun mu? Buyurdu ki: Hayır, unuttum. (el-Müsned 5/123, Dâru’l-Fikr baskısı). (4) Söz, 'موضعه' ifadesinden itibaren düşüklüğe delâlet eder. Bu durumda düşen kısım, neshin üçüncü kısmı olan nakildir; nitekim 'نسخت الكتاب' ibaresi 'onu naklettim' anlamına gelir. (5) Ebû Muâviye: Muhammed b. Hâzim (iki mu‘cem harfle) Ebû Muâviye ed-Darîr el-Kûfî’dir. Sikadır, insanların en hâfızı A‘meş’in hadisindeydi, başkasının hadisinde vehmedebilir. Yüz doksan beş yılında vefat etti, seksen iki yaşındaydı. (et-Takrîb 2/157). (6) A‘meş: Süleyman b. Mihrân el-A‘meş’tir. Sikadır, hâfızdır, kıraat ilmini bilir, vera‘ sahibidir, ancak tedlîs yapardı. Yüz kırk yedi veya yüz kırk sekiz yılında vefat etti; doğumu yüz altmış bir yılının başıydı. (et-Takrîb 1/331). (7) Habîb b. Ebî Sâbit: Kays b. Dînâr, mevlâları, Ebû Yahyâ el-Kûfî’dir. İbn Hibbân onu es-Sikât’ta zikretmiş ve 'müdellisti' demiştir. Yüz on dokuz yılında vefat etti. et-Takrîb’de: Sikadır, fakîhtir, büyük bir âlimdir, çokça irsâl ve tedlîs yapardı. (et-Tehzîb 2/178 – et-Takrîb 1/148). (8) Saîd b. Cübeyr: b. Hişâm el-Esedî, Ebû Muhammed el-Kûfî. İbn Hibbân es-Sikât’ta dedi ki: ... ile birlikte çıktı.
عن ذر (١) عن عبد الرحمن بن أبزى (٢) قال: صلّى رسول ..... (٣)موضعه (٤)، فهذا هو المستعمل في كلام العوام وله مع هذا شاهد من القرآن.١٩ - أخبرنا علي قال: حدثنا أبو عبيد قال حدثنا أبو معاوية (٥) عن الأعمش (٦) عن حبيب بن أبي ثابت (٧) عن سعيد بن جبير (٨) عن ابن عباس(١) ذرّ: بن عبد الله بن زرارة المرهبي، الهمداني، أبو عمر الكوفي (ذرّ بفتح معجمه وشدة راء، والمرهبي: في لب اللباب بضم الميم وسكون الراء وكسر الهاء موحدة نسبة إلى مرهبة بطن من همدان)، قال أحمد بن حنبل: لم يسمع من عبد الرحمن بن أبزى. وقال البخاري: صدوق في الحديث، وقال في التقريب: ثقة، عابد، رمي بالإرجاء، مات قبل المائة.(التهذيب ٣/ ٢١٨ - التقريب ١/ ٢٣٨).(٢) عبد الرحمن بن أبزى (بفتح الهمزة وسكون الموحدة بعدها زاي مقصورا) الخزاعي، مولاهم، صحابي صغير، وكان في عهد عمر رجلا.(التقريب ١/ ٤٧٢).(٣) هذا الحديث غير تام في المخطوط إذ سقطت الصفحة التي فيها نص الحديث وما بعده، ولقد بحثت عن هذا الحديث فإذا في مسند الإمام أحمد: حدثنا يحيى بن داود الواسطي حدثنا إسحاق بن يوسف الأزرق عن سفيان عن سلمة بن كهيل عن ذرّ عن سعيد بن عبد الرحمن بن أبزى عن أبيه عن أبيّ ابن كعب قال: صلّى بنا النبي- صلى الله عليه وسلم الفجر وترك آية، فجاء أبيّ وقد فاته بعض الصلاة، فلما انصرف قال: يا رسول الله نسخت هذه الآية أو أنسيتها، قال: بل أنسيتها. (المسند ٥/ ١٢٣، ط.دار الفكر).(٤) الكلام من قوله «موضعه» فما بعده يدل على السقط فيكون الساقط القسم الثالث من النسخ وهو النقل، من نسخت الكتاب نقلته.(٥) أبو معاوية: هو محمد بن خازم (بمعجمتين) أبو معاوية الضرير الكوفي، ثقة، أحفظ الناس لحديث الأعمش، وقد يهم في حديث غيره، مات سنة خمس وتسعين ومائة، وله اثنتان وثمانون سنة.(التقريب ٢/ ١٥٧).(٦) الأعمش: هو سليمان بن مهران الأعمش، ثقة، حافظ، عارف بالقراءة، ورع، لكنه يدلس، مات سنة سبع وأربعين أو ثمان وأربعين ومائة، وكان مولده أول سنة إحدى وستين.(التقريب ١/ ٣٣١).(٧) حبيب بن أبي ثابت: قيس بن دينار، مولاهم، أبو يحيى الكوفي، ذكره ابن حبان في الثقات وقال: كان مدلسا، مات سنة تسع عشرة ومائة، وقال في التقريب: ثقة فقيه جليل، وكان كثير الإرسال والتدليس.(التهذيب ٢/ ١٧٨ - التقريب ١/ ١٤٨).(٨) سعيد بن جبير: ابن هشام الأسدي أبو محمد الكوفي، قال ابن حبان في الثقات: خرج مع