Hatîb el-Bağdâdî'nin el-Câmi‘ li-Ahlâkı'r-Râvî ve Âdâbi's-Sâmi‘ adlı eseri. Bölüm: Hadis İlimleri. Kitap: el-Câmi‘ li-Ahlâkı'r-Râvî ve Âdâbi's-Sâmi‘. Yazar: Ebû Bekr Ahmed b. Alî b. Sâbit b. Ahmed b. Mehdî el-Hatîb el-Bağdâdî (ö. 463 h.). Tahkik: Dr. Mahmûd et-Tahhân [ö. 1444 h.]. Yayınevi: Mektebetü'l-Maârif - Riyad. Cilt sayısı: 2. [Kitap numaralandırması basılı nüshaya uygundur]. Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
الجامع لأخلاق الراوي وآداب السامع للخطيب البغدادي (الخطيب البغدادي)القسم: علوم الحديثالكتاب: الجامع لأخلاق الراوي وآداب السامعالمؤلف: أبو بكر أحمد بن علي بن ثابت بن أحمد بن مهدي الخطيب البغدادي (ت ٤٦٣ هـ)المحقق: د. محمود الطحان [ت ١٤٤٤ هـ]الناشر: مكتبة المعارف - الرياضعدد الأجزاء: ٢[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Hâtîb el-Bağdâdî'nin Râvînin Ahlâkı ve Sâmi‘in Âdâbına Dair Kapsamlı Eseri (el-Câmi‘ li Ahlâki’r-Râvî ve Âdâbi’s-Sâmi‘)
الْجَامِعُ لِأَخْلَاقِ الرَّاوِي وَآدَابِ السَّامِعِ لِلْخَطِيِبِ الْبَغْدَادِيِّ
1001 - Bize Alî b. Muhammed b. Abdullah b. Bişrân haber verdi; bize Ebû Alî el-Hüseyin b. Safvân el-Berza‘î haber verdi; bize Abdullah b. Muhammed b. Ebî’d-Dünyâ anlattı; dedi ki: Bana Muhammed b. el-Hüseyin anlattı; bana el-Fudayl b. Abdilvehhâb anlattı; bana Ebû Ömer el-Hattâbî anlattı; el-Mu‘temir b. Süleyman’dan rivayetle, dedi ki: Babam beş hadis rivayet eder, sonra şöyle derdi: "Durun (Amhilu): ‘Sübhanallah, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah, Allahu ekber, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah’ (bunu) yarattığı şeylerin sayısınca, yaratmakta olduğu şeylerin sayısınca; yarattığı şeylerin ağırlığınca, yaratmakta olduğu şeylerin ağırlığınca; yarattığı şeylerin doluluğunca, yaratmakta olduğu şeylerin doluluğunca; göklerinin doluluğunca, yerinin doluluğunca; bunların mislince ve bunların katlarınca; yarattıklarının sayısınca; arşının ağırlığınca; rahmetinin nihayetince; kelimelerinin mürekkebi adedince; rızasının ulaştığı noktaya kadar ve razı oluncaya, razı olduğu zaman da; geçmişte yarattıklarının O’nu zikrettikleri sayısınca; geri kalan zamanda zikredecekleri sayısınca; her sene, ay, cuma, gün, gece ve her saatte; her nefes ve solukta, ebedden ebede, dünya ebedi ve ahiret ebedi boyunca. Bu işin başı kesilmez, sonu tükenmez."
١٠٠١ - أنا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بِشْرَانَ، أنا أَبُو عَلِيٍّ الْحُسَيْنُ بْنُ صَفْوَانَ الْبَرْذَعِيُّ، نا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي الدُّنْيَا، قَالَ: حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْحُسَيْنِ، حَدَّثَنِي الْفُضَيْلُ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنِي أَبُو عُمَرَ الْخَطَّابِيُّ، عَنِ الْمُعْتَمِرِ بْنِ سُلَيْمَانَ، قَالَ: كَانَ أَبِي يُحَدِّثُ بِخَمْسَةِ أَحَادِيثَ ثُمَّ يَقُولُ: «أَمْهِلُوا، سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ عَدَدَ مَا خَلَقَ وَعَدَدَ مَا هُوَ خَالِقٌ وَزِنَةَ مَا خَلَقَ وَزِنَةَ مَا هُوَ خَالِقٌ وَمِلْءَ مَا خَلَقَ وَمِلْءَ مَا هُوَ خَالِقٌ وَمِلْءَ سَمَاوَاتِهِ وَمِلْءَ أَرْضِهِ وَمَثَلَ ذَلِكَ وَأَضْعَافَ ذَلِكَ وَعَدَدَ خَلْقِهِ وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمُنْتَهَى رَحْمَتِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ وَمَبْلَغَ رِضَاهُ وَحَتَّى يَرْضَى وَإِذَا رَضِيَ وَعَدَدَ مَا ذَكَرَهُ بِهِ خَلْقُهُ فِي جَمِيعِ مَا مَضَى وَعَدَدَ مَا هُمْ ذَاكِرُوهُ فِيمَا بَقِيَ فِي كُلِّ سَنَةٍ وَشَهْرٍ وَجُمُعَةٍ وَيَوْمٍ وَلَيْلَةٍ وَسَاعَةٍ مِنَ السَّاعَاتِ وَشَمٍّ وَنَفَسٍ مِنْ أَبَدٍ إِلَى الْأَبَدِ أَبَدِ الدُّنْيَا وَأَبَدِ الْآخِرَةِ أَمْرٌ مِنْ ذَلِكَ لَا يَنْقَطِعُ أُولَاهُ وَلَا يَنْفَدُ أُخْرَاهُ»
1004 - Muhammed b. Ahmed b. Rizk bize haber verdi. İsmâil b. Alî, Ebû Alî b. es-Savvâf ve Ahmed b. Ca‘fer b. Hamdân bize rivayet ettiler. Dediler ki: Abdullah b. Ahmed bize rivayet etti. Babam (Ahmed b. Hanbel) bize rivayet etti. Abdürrezzâk bize rivayet etti. Ma‘mer'den rivayetle dedi ki: Katâde şöyle dedi: 'Bir hadisi mecliste tekrarlarsan, onun nurunu giderirsin.' (Katâde yine) şöyle dedi: 'Ben hiç kimseye (hadis) tekrarlamadım.' Bir defasında da (şöyle rivayet etti): Ma‘mer bize haber verdi, (o) Katâde'den rivayetle (Katâde) şöyle dedi: 'Ben hiçbir adama kesinlikle "Bana tekrar et" demedim.' Katâde şöyle derdi: 'Bir mecliste hadis tekrar edildiğinde, nuru gider.'
١٠٠٤ - أنا مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ رِزْقٍ، أنا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَلِيٍّ، وَأَبُو عَلِيِّ بْنُ الصَّوَّافِ وَأَحْمَدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ حَمْدَانَ قَالُوا: نا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ، نا أَبِي، نا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، قَالَ: قَالَ قَتَادَةُ: «إِذَا أَعَدْتَ الْحَدِيثَ فِي مَجْلِسٍ أَذْهَبْتَ نُورَهُ» قَالَ: «وَمَا أَعَدْتُ عَلَى أَحَدٍ» وَقَالَ مَرَّةً أُخْرَى: أَنَا مَعْمَرٌ عَنْ قَتَادَةَ قَالَ: «مَا قُلْتُ لِرَجُلٍ قَطُّ أَعِدْ عَلَيَّ» قَالَ: وَكَانَ قَتَادَةُ يَقُولُ: «إِذَا أُعِيدَ الْحَدِيثُ فِي مَجْلِسٍ ذَهَبَ نُورُهُ»
Muhaddisin sözünde sıdkı taharrî etmesi ve bunu, iş ve hallerinin farklılığına rağmen diğer hususlara tercih kılması bâbı.
بَابُ تَحَرِّي الْمُحَدِّثِ الصِّدْقَ فِي مَقَالِهِ وَإِيثَارِهِ ذَلِكَ عَلَى اخْتِلَافِ أُمُورِهِ وَأَحْوَالِهِ
1011 – Bize Ebû Bekr Muhammed b. Abdullah b. Ebân el-Hîtî bildirdi; bize Ahmed b. Selmân en-Nehhâd rivayet etti; bize Ahmed b. Muhammed b. Şâhîn rivayet etti; bize el-Velîd b. Şücâ‘ rivayet etti; bize el-Eşca‘î rivayet etti; o da Süfyân’dan tahdisen şöyle dedi: “Şüphesiz ben öyle kanaat ediyorum ki, bir kimse hadis rivayetinde kendi kendine yalan söylemeyi kurmuş olsa, bu haliyle tanınır.”
١٠١١ - أنا أَبُو بَكْرٍ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبَانَ الْهِيتِيُّ نا أَحْمَدُ بْنُ سَلْمَانَ النَّحَّادُ، نا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ شَاهِينَ، نا الْوَلِيدُ يَعْنِي ابْنَ شُجَاعٍ، نا الْأَشْجَعِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ: «إِنِّي لَأَحْسَبُ رَجُلًا لَوْ حَدَّثَ نَفْسَهُ بِالْكَذِبِ فِي الْحَدِيثِ لَعُرِفَ بِهِ»
1015 - Bize Ebû Abdillâh el-Hüseyin b. Şücâ‘ b. el-Hasen b. Mûsâ es-Sûfî haber verdi. Bize Ömer b. Ca‘fer b. Muhammed b. Sâlim el-Hutlî rivayet etti. Bize İbrâhîm el-Harbî tahdîs etti. Bize er-Rabî‘ el-Eşnânî tahdîs etti. Bize Şu‘be tahdîs etti; dedi ki: Onu şöyle derken işittim: 'Süleyman et-Teymî'den (r.a.) daha doğru sözlü kimse görmedim. Nebî (s.a.v.)'den bir hadis rivayet ettiği zaman çehresi değişirdi.'
١٠١٥ - أنا أَبُو عَبْدِ اللَّهِ الْحُسَيْنُ بْنُ شُجَاعِ بْنِ الْحَسَنِ بْنِ مُوسَى الصُّوفِيُّ، أنا عُمَرُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ سَالِمٍ الْخُتُلِّيُّ، نا إِبْرَاهِيمُ الْحَرْبِيُّ، نا الرَّبِيعُ الْأَشْنَانِيُّ، نا شُعْبَةُ، قَالَ: سَمِعْتُهُ يَقُولُ: «لَمْ أَرَ أَحَدًا أَصْدَقَ مِنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ كَانَ إِذَا حَدَّثَ بِالْحَدِيثِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَغَيَّرَ وَجْهُهُ»
1019 - Bana Ebu'l-Kasım el-Ezherî haber verdi. (Dedi ki:) Bize İsmail b. Said b. Süveyd rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Ebu Bekr en-Nîsâbûrî rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Yusuf b. Said rivayet edip şöyle dedi: “Huneynî, Allah'a üç kere istihare etmedikçe hiçbir hadis rivayet etmezdi. (Yusuf b. Said) dedi: Bir gün onun yanındaydık; kendisine bir hadis hakkında soru soruldu. O da bir süre dudaklarını kıpırdatarak üç kere Allah'a istihare etti, sonra hadisi rivayet etti.”
١٠١٩ - أَخْبَرَنِي أَبُو الْقَاسِمِ الْأَزْهَرِيُّ، نا إِسْمَاعِيلُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ سُوَيْدٍ، نا أَبُو بَكْرٍ النَّيْسَابُورِيُّ، نا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ: " كَانَ الْحُنَيْنِيُّ لَا يُحَدِّثُ بِحَدِيثٍ حَتَّى يَسْتَخِيرَ اللَّهَ ثَلَاثَ مِرَارٍ قَالَ: فَكُنَّا عِنْدَهُ يَوْمًا فَسُئِلَ عَنْ حَدِيثٍ فَجَعَلَ يُحَرِّكُ شَفَتَيْهِ سَاعَةً يَسْتَخِيرُ اللَّهَ ثَلَاثًا ثُمَّ حَدَّثَ "
1024 - Bize Muhammed b. el-Hüseyin el-Kattân haber verdi; bize Abdullah b. Ca‘fer rivayet etti; bize Ya‘kūb b. Süfyân nakletti; bana el-Fadl b. Ziyâd tahdîs etti. Dedi ki: Ahmed b. Hanbel (rahimehullah) şöyle buyurdu: “el-Mübârek’ten [yani Abdullah b. el-Mübârek’ten] daha az hatası olan kimse yoktu. O kitabından rivayet eden bir zattı. Kim kitaptan rivayet ederse, fazla büyük bir hatası olmaz. Vekî‘ ise hıfzından rivayet ederdi, kitaba bakmazdı; bu yüzden zaman zaman hatası olurdu. Neticede adam ne kadar ezberleyebilir ki?”
١٠٢٤ - أنا مُحَمَّدُ بْنُ الْحُسَيْنِ الْقَطَّانُ، أنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ، نا يَعْقُوبُ بْنُ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي الْفَضْلُ بْنُ زِيَادٍ، قَالَ: قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ: «مَا كَانَ أَحَدٌ أَقَلَّ سَقْطًا مِنَ الْمُبَارَكِ كَانَ رَجُلًا يُحَدِّثُ مِنْ كِتَابٍ وَمَنْ حَدَّثَ مِنْ كِتَابٍ لَا يَكَادُ يَكُونُ لَهُ سَقْطُ كَبِيرِ شَيْءٍ وَكَانَ وَكِيعٌ يُحَدِّثُ مِنْ حِفْظِهِ وَلَمْ يَكُنْ يَنْظُرُ فِي كِتَابٍ وَكَانَ يَكُونُ لَهُ سَقْطٌ كَمْ يَكُونُ حَفِظَ الرَّجُلُ»
1028 - Bize Alî b. Ebî Alî el-Basrî haber verdi; bize Alî b. Muhammed b. Ahmed el-Verrâk haber verdi; bize Muhammed b. el-Hüseyin b. Mükram rivayet etti; bize Ebû Hafs Amr b. Alî rivayet etti; bize Ebû Âsım rivayet etti; bize Osmân b. el-Esved rivayet etti; İbn Ebî Müleyke'den (rivayetle) — ki Resûlullah (s.a.v.) ihrâmlı iken Meymûne ile evlendi. Ebû Hafs dedi ki: Daha sonra (Ebû Âsım) Âişe'den (r.anhâ) rivayet etti. Bunun üzerine ben Ebû Âsım'a: 'Sen bunu bize defterden yazdırdın, hâlbuki defterde Âişe yoktu' dedim. O da: 'Âişe'yi bırakın, ben ona bakayım' dedi.
١٠٢٨ - أنا عَلِيُّ بْنُ أَبِي عَلِيٍّ الْبَصْرِيُّ، أنا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَحْمَدَ الْوَرَّاقُ، نا مُحَمَّدُ بْنُ الْحُسَيْنِ بْنِ مُكْرَمٍ، نا أَبُو حَفْصٍ عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ نا أَبُو عَاصِمٍ، نا عُثْمَانُ بْنُ الْأَسْوَدِ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، : " أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَزَوَّجَ مَيْمُونَةَ وَهُوَ مُحْرِمٌ قَالَ أَبُو حَفْصٍ: فَلَمَّا كَانَ بَعْدُ قَالَ عَنْ عَائِشَةَ فَقُلْتُ لِأَبِي عَاصِمٍ: أَنْتَ أَمْلَلْتَهُ عَلَيْنَا مِنَ الدَّفْتَرِ وَلَيْسَ فِيهِ عَائِشَةُ فَقَالَ: دَعُوا عَائِشَةَ حَتَّى أَنْظُرَ فِيهِ "
1034 - Bize Hâfız Ebû Nuaym rivâyet etti, dedi ki: Ebû Ali b. es-Savvâf’tan işittim, şöyle derdi: Abdullah b. Ahmed b. Hanbel’den işittim, şöyle dedi: «Babamın, ezberinden olmak üzere bir kitaba bakmaksızın yüzden az hadis rivâyet ettiğini görmedim.»
١٠٣٤ - أنا أَبُو نُعَيْمٍ الْحَافِظُ، قَالَ: سَمِعْتُ أَبَا عَلِيِّ بْنِ الصَّوَّافِ، يَقُولُ: سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ، يَقُولُ: «مَا رَأَيْتُ أَبِي فِي حِفْظِهِ حَدَّثَ مِنْ، غَيْرِ كِتَابٍ إِلَّا بِأَقَلَّ مِنْ مِائَةِ حَدِيثٍ»
1038 - Nitekim bize Muhammed b. Ubeydillah el-Hinnâî haber verdi; bize Ebû Muhammed Abdullah b. Ahmed b. es-Sıddîk el-Mervezî; bize Ebû Recâ Muhammed b. Hamdeveyh es-Sincî; bize Rukâd b. İbrahim, Ebû İsmet'ten; o, İbrahim b. Meymûn es-Sâiğ'den; o, Nâfi'den; o da İbn Ömer'den (r.a.) rivayet etti ki: «O (İbn Ömer) her sabah kitaplarına bakmadan dışarı çıkmazdı.»
١٠٣٨ - فَقَدْ أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْحِنَّائِيُّ، أنا أَبُو مُحَمَّدٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ الصِّدِّيقِ الْمَرْوَزِيُّ، أنا أَبُو رَجَاءٍ مُحَمَّدُ بْنُ حَمْدَوَيْهِ السِّنْجِيُّ أنا رُقَادُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي عِصْمَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مَيْمُونٍ الصَّائِغِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، «أَنَّهُ كَانَ لَا يَخْرُجُ كُلَّ غَدَاةٍ حَتَّى يَنْظُرَ فِي كُتُبِهِ»
1043 - Bize Ebü'l-Kâsım Ali b. Muhammed b. Îsâ b. Mûsâ el-Bezzâr rivayet etti; (o dedi ki:) Bize Ebü'l-Hasan Ali b. Muhammed b. Ahmed el-Mısrî rivayet etti; (o dedi ki:) Bize Bekr b. Sehl rivayet etti; (o dedi ki:) Bize Abdullah b. Yûsuf rivayet etti; (o dedi ki:) Bize İbn Lehîa rivayet etti; Amr b. el-Hâris'ten; o Yahyâ b. Meymûn'dan; ona Vedâa el-Hamedî'nin rivayet ettiğine göre o, Mâlik b. Atâhiye el-Gâfikî ve Ukbe b. Âmir'in yanında bulunuyordu – yani (onları) hadis anlatırken (dinliyordu). Bunun üzerine Mâlik dedi ki: 'Şüphesiz arkadaşınız gaflet içinde ya da helâk olmuştur. Resûlullah (s.a.v.) Vedâ Haccı'nda bize şu ahdi verdi: (Resûlullah) buyurdu ki: "Kur'an'a sarılın; çünkü siz, benden hadis iştiyakı çeken bir kavme erteleneceksiniz. Kim bir şey anlarsa onu (hadis olarak) nakletsin. Kim de benim üzerime yalan uydurursa cehennemdeki yerine (veya evine) hazırlansın." – (Râvi) hangisini söylediğini bilmiyorum.' (Not:) Mâlik b. Atâhiye Tücîbî'dir, Gâfikî değildir. Onun sahabîliği ve Nebî (s.a.v.)'den bilinen bir rivayeti vardır. Bu hadise gelince, onun râvisi ihtilafsız Mâlik b. Ubâde Ebû Mûsâ el-Gâfikî'dir. Talebenin, muhaddisi şevki hazır olmadığında ezberinden rivayete zorlamaması gerekir.
١٠٤٣ - أَنَاهُ أَبُو الْقَاسِمِ عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عِيسَى بْنِ مُوسَى الْبَزَّارُ نا أَبُو الْحَسَنِ عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَحْمَدَ الْمِصْرِيُّ نا بَكْرُ بْنُ سَهْلٍ، نا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، نا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ مَيْمُونٍ، أَنَّ وَدَاعَةَ الْحَمَدِيَّ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ كَانَ بِجَنْبِ مَالِكِ بْنِ عَتَاهِيَةَ الْغَافِقِيِّ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ يَعْنِي يُحَدِّثُ فَقَالَ مَالِكٌ: «إِنَّ صَاحِبَكُمْ غَافِلٌ أَوْ هَالِكٌ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَهِدَ إِلَيْنَا فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ» فَقَالَ: «عَلَيْكُمْ بِالْقُرْآنِ فَإِنَّكُمْ سَتُؤَخَّرُونَ إِلَى قَوْمٍ يَشْتَهُونَ الْحَدِيثَ عَنِّي فَمَنْ عَقَلَ شَيْئًا فَلْيُحَدِّثْ بِهِ وَمَنِ افْتَرَى عَلَيَّ فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ أَوْ بَيْتًا مِنْ جَهَنَّمَ لَا أَدْرِي أَيُّهُمَا قَالَ» مَالِكُ بْنُ عَتَاهِيَةَ تُجِيبِيٌّ وَلَيْسَ بِغَافِقِيٍّ وَلَهُ صُحْبَةٌ وَرِوَايَةٌ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مَعْرُوفَةٌ وَأَمَّا هَذَا الْحَدِيثُ فَإِنَّ رَاوِيهُ مَالِكُ بْنُ عُبَادَةَ أَبُو مُوسَى الْغَافِقِيُّ مِنْ غَيْرِ خِلَافٍ فِيهِ. وَيَنْبَغِي لِلطَّالِبِ أَنْ لَا يُكْرِهَ الْمُحَدِّثَ عَلَى الرِّوَايَةِ مِنْ حِفْظِهِ إِذَا لَمْ يَحْضُرْهُ النَّشَاطُ لِذَلِكَ
1044 - Bana Abdullah b. Yahya es-Sükkârî haber verdi; bize Muhammed b. Abdullah eş-Şâfîî haber verdi; bize Ca‘fer b. Muhammed b. el-Ezher tahdîs etti; bize İbnü’l-Galâbî tahdîs etti; bize İbrahim —ki İbnü’l-Münzir’dir— tahdîs etti; bize Abdullah b. Mûsâ tahdîs etti, dedi ki: Bir adama bir hadis hakkında soru soruldu da şöyle cevap verdi: «Ben onu (o hadisi) sâbit kabul etmiyorum. Muhakkak ki ben, Câbir b. Abdillâh’ı bir hadis (rivayetine) zorlanmış olarak gördüm; nihayet o hadisi istediğinin hilâfına nakletti.»
١٠٤٤ - فَقَدْ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَحْيَى السُّكَّرِيُّ، أنا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الشَّافِعِيُّ، نا جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْأَزْهَرِ، نا ابْنُ الْغَلَابِيِّ، نا إِبْرَاهِيمُ هُوَ ابْنُ الْمُنْذِرِ نا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، قَالَ: قِيلَ لِرَجُلٍ وَسُئِلَ عَنْ حَدِيثٍ، فَقَالَ: «لَا أُثْبِتُهُ لَقَدْ رَأَيْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ أُكْرِهَ عَلَى حَدِيثٍ فَجَاءَ بِهِ عَلَى غَيْرِ مَا يُرِيدُ»
1049 - Bize Hasan b. Ebî Bekr (haber verdi); bize Ebû Sehl Ahmed b. Muhammed b. Abdillah el-Kattân (rivayet etti); bize Ebû Müslim İbrâhîm b. Abdillah el-Basrî (rivayet etti). Dedi ki: el-Asma‘î'den işittim, o da İbn Avn'den işitmiş, şöyle diyordu: "Üç kişiye yetiştim ki lafızlarda (harflerde) sıkı davranır, üç kişiye yetiştim ki manalarda kolaylık gösterirlerdi. Mana ehli: el-Hasan, eş-Şa‘bî ve en-Neha‘î'dir. Lafız ehli ise: el-Kasım b. Muhammed, Recâ b. Hayve ve Muhammed b. Sîrîn'dir."
١٠٤٩ - أنا الْحَسَنُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، أنا أَبُو سَهْلٍ أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْقَطَّانُ نا أَبُو مُسْلِمٍ إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْبَصْرِيُّ قَالَ: سَمِعْتُ الْأَصْمَعِيَّ، يَقُولُ: سَمِعْتُ ابْنَ عَوْنٍ، يَقُولُ: " أَدْرَكْتُ ثَلَاثَةً يُشَدِّدُونَ فِي الْحُرُوفِ وَثَلَاثَةً يُرَخِّصُونَ فِي الْمَعَانِي فَأَمَّا أَصْحَابُ الْمَعَانِي: فَالْحَسَنُ وَالشَّعْبِيُّ وَالنَّخَعِيُّ، وَأَمَّا أَصْحَابُ الْحُرُوفِ: فَالْقَاسِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ وَرَجَاءُ بْنُ حَيْوَةَ وَمُحَمَّدُ بْنُ سِيرِينَ "