İtâfu’l-Hıyera el-Mehere bi Zevâidi’l-Mesânîdi’l-‘Aşere (el-Bûsîrî)
Kısım: Tahrîc ve Etraf
Kitap: İtâfu’l-Hıyera el-Mehere bi Zevâidi’l-Mesânîdi’l-‘Aşere
Müellif: Ahmed b. Ebî Bekr b. İsmâil el-Bûsîrî
Takdim: Dr. Ahmed Ma‘bed Abdülkerîm (İmam Muhammed b. Su‘ûd Üniversitesi eski öğretim üyesi)
Muhakkik: Dâru’l-Mişkât li’l-Bahsi’l-‘İlmî, Ebû Temîm Yâser b. İbrâhim gözetiminde
Nâşir: Dâru’l-Vatan li’n-Neşr, Riyad - Suudi Arabistan
Tab‘ı: Birinci Baskı, 1420 h. - 1999 m.
Cilt sayısı: 9 (8 cilt ve fihristler)
[Kitap numaralandırması matbu nüshaya uygundur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
إتحاف الخيرة المهرة بزوائد المسانيد العشرة (البوصيري)القسم: التخريج والأطرافالكتاب: إتحاف الخيرة المهرة بزوائد المسانيد العشرةالمؤلف: أحمد بن أبي بكر بن إسماعيل البوصيريتقديم: د أحمد معبد عبد الكريم(عضو هيئة التدريس بجامعة الإمام محمد بن سعود سابقا)المحقق: دار المشكاة للبحث العلمي بإشراف أبو تميم ياسر بن إبراهيمالناشر: دار الوطن للنشر، الرياض - السعوديةالطبعة: الأولى، ١٤٢٠ هـ - ١٩٩٩ معدد الأجزاء: ٩ (٨ والفهارس)[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
İthâfu'l-Hıyerati'l-Mehere bi-Zevâidi'l-Mesânîdi'l-Aşere - Cilt 1 İthâfu'l-Hıyerati'l-Mehere bi-Zevâidi'l-Mesânîdi'l-Aşere. Hâfız Ahmed b. Ebî Bekr b. İsmâil el-Bûsîrî'ye aittir. Dâru'l-Vatan baskısına uygun olarak, 1420 hicrî / 1999 milâdî. ((Altı kitaba zevâid teşkil eden on müsned, bunlardır: 1. Müsnedü't-Tayâlisî, 2. Müsnedü Müsedded, 3. Müsnedü'l-Humeydî, 4. Müsnedü İshâk b. Râhûye, 5. Müsnedü İbn Ebî Şeybe, 6. Müsnedü'l-Adenî, 7. Müsnedü Abd b. Humeyd, 8. Müsnedü'l-Hâris b. Ebî Üsâme, 9. Müsnedü Ahmed b. Menî', 10. Müsnedü Ebî Ya'lâ el-Kebîr. Müellif, hadisleri ahkâm kitaplarına göre tertip etmiştir.))
إتحاف الخيرة المهرة بزوائد المسانيد العشرة - جـ ١إتحاف الخيرة المهرة بزوائد المسانيد العشرةللحافظ أحمد بن أبي بكر بن إسماعيل البوصيريموافق لطبعة دار الوطن١٤٢٠هـ - ١٩٩٩م((زوائد عشرة مسانيد على الكتب الستة، وهي:١ مسند الطيالسي ٢ مسدّد ٣ الحميدي ٤ إسحاق بن راهويه٥ ابن أبي شيبة ٦ العدني ٧ عبد بن حميد ٨ الحارث بن أبي أسامة٩ أحمد بن منيع ١٠ مسند أبي يعلى الكبير.ورتب أحاديثها على كتب الأحكام))
9. MESÂCİD KİTABI
1. Şerefli Kâbe'nin İnşası Bâbı
932/1. Ebû Dâvûd et-Tayâlisî dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme, Kays ve Sellâm —hepsi— Sımâk b. Harb'den, o Hâlid b. Ar'ara'dan, o da Alî b. Ebî Tâlib (r.a.)'den şöyle dediğini rivayet etti: "Cürhüm (kabilesi)nden sonra Beyt (Kâbe) yıkılınca Kureyş onu yeniden inşa etti. Hacerü'l-Esved'i yerine koymak istediklerinde, onu kimin koyacağı konusunda ihtilâfa düştüler. Nihayet şu kapıdan ilk giren kişinin onu koyması üzerinde ittifak ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) Benî Şeybe kapısından içeri girdi. Bir bez getirilmesini emretti; bezi yere serdi, Hacerü'l-Esved'i alıp bezin ortasına koydu. Sonra her bir kabilenin (fahîz) bezin bir tarafından tutup kaldırmasını emretti. Onlar da kaldırdılar. Resûlullah (s.a.v.) de taşı alıp (kendisi) yerine koydu."
932/2. Bunu İshâk b. Râhûye de rivayet etti: Bize en-Nadr b. Şümeyl haber verdi; (dedi ki): Bize Hammâd b. Seleme, Sımâk b. Harb'den, o Hâlid b. Ar'ara'dan... diye nakletti ve kıssayı zikretti. Bunun bir kısmı şöyledir:
Sonra —yani Alî (r.a.)— şunu anlattı: "(Hz.) İbrâhîm'e Beyt'i (Kâbe'yi) inşa etmesi emrolundu. Fakat bu iş ona çok ağır geldi; nasıl inşa edeceğini bilemedi. Bunun üzerine Allah, sekineti —ki o başlı (hucûc) bir rüzgârdır— indirdi. O rüzgâr, (İbrâhîm'e) bir kalkan (hacefe) gibi dolandı ve (İbrâhîm) onun üzerine (temeli atarak) inşa etti. (İbrâhîm) her gün bir duvar (sâk) örüyordu; Mekke ise çok sıcaktı. Hacerü'l-Esved'in konulacağı yere gelince İsmâîl'e: 'Git, bir taş ara!' dedi. İsmâîl dağlarda dolaşmaya gitti. Bu sırada Cebrâîl, Hacerü'l-Esved ile indi. İsmâîl gelince: 'Bu nereden (geldi)?' diye sordu. (Cebrâîl de): 'Benim ve senin binâma güvenmeyen (Allah) katından' cevabını verdi. (İbrâhîm) onu yerine koydu. Sonra (Kâbe) yıkıldı; onu Amâlika (kavmi) yeniden inşa etti. Sonra tekrar yıkıldı; onu Cürhüm (kabilesi) inşa etti. Sonra yine yıkıldı; onu Kureyş inşa etti. Hacerü'l-Esved'i koymak istediklerinde onun hakkında ihtilâfa düştüler ve (kendi aralarında): 'Bu kapıdan —Benî Şeybe kapısı— ilk çıkan (kişi karar versin)' dediler. Derken Nebî (s.a.v.) çıkageldi."
٩- كِتَابُ الْمَسَاجِدِ١- بَابُ بِنَاءِ الْكَعْبَةِ الْمُشَرَّفَةِ٩٣٢/١، قَالَ أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ ثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ وَقَيْسٌ وَسَلَّامٌ، كلهم، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ عَرْعَرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ- رضي الله عنه قَالَ: "لَمَّا انهدم الْبَيْتُ بَعْدَ جُرْهُمٍ فَبَنَتْهُ قُرَيْشٌ، فَلَمَّا أَرَادُوا وَضْعَ الْحَجَرِ تَشَاجَرُوا مَنْ يَضَعُهُ، فَاتَّفَقُوا أَنْ يَضَعَهُ أَوَّلُ مَنْ يَدْخُلُ مِنْ هَذَا الْبَابِ فَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ بَابِ بَنِي شَيْبَةَ، فَأَمَرَ بِثَوْبٍ فَوَضَعَ، فَأَخَذَ الْحَجَرَ فَوَضَعَهُ فِي وَسَطِهِ، وَأَمَرَ كُلَّ فَخِذٍ أَنْ يَأْخُذُوا بِطَائِفَةٍ مِنَ الثَّوْبِ فَيَرْفَعُوهُ، وَأَخَذَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَضَعَهُ ". ٩٣٢/٢ رواه إسحاق بن راهويه أبنا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، ثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ عَرْعَرَةَ … فَذَكَرَ قصة منها: ثُمَّ حَدَّثَ- يَعْنِي عَلِيًّا- "أَنَّ إِبْرَاهِيمَ أُمر بِبِنَاءِ الْبَيْتِ فَضَاقَ بِهِ ذَرْعًا، فَلَمْ يَدِرِ كَيْفَ يُبْنَى، فَأَنْزَلَ اللَّهُ السَّكِينَةَ وَهِيَ رَيْحٌ خجوج، فتطوقت له مثل الحجفة فَبُنِي عَلَيْهَا، فَكَانَ كُلُّ يَوْمٍ يَبْنِي سَاقًا- يَعْنِي بِنَاءً- وَمَكَّةُ شَدِيدَةُ الْحَرِّ، فَلَمَّا بَلَغَ مَوْضِعَ الْحَجَرِ قَالَ لِإِسْمَاعِيلَ اذْهَبْ فَالْتَمِسْ حَجَرًا، فَذَهَبَ إِسْمَاعِيلُ يَطُوفُ فِي الْجِبَالِ، وَنَزَلَ جِبْرِيلُ بِالْحَجَرِ، فَجَاءَ إِسْمَاعِيلُ فَقَالَ: مِنْ أَيْنَ هَذَا؟ فَقَالَ: مِنْ عِنْدَ مَنْ لَمْ يَتَّكِلْ عَلَى بِنَائِي وَبِنَائِكَ، فَوَضَعَهُ، ثُمَّ انْهَدَمَ فَبَنَتْهُ الْعَمَالِقَةُ، ثُمَّ انْهَدَمَ فَبَنَتْهُ جُرْهُمٌ، ثُمَّ انْهَدَمَ فَبَنَتْهُ قُرَيْشٌ، فَلَمَّا أَرَادُوا أَنْ يَضَعُوا الْحَجَرَ تَنَازَعُوا فِيهِ، فَقَالُوا: أَوَّلُ مَنْ يَخْرُجُ مِنْ هَذَا الباب-باب بني شَيْبَةَ- فَخَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم -
Bunun üzerine (Kureyşliler): "İşte el-Emin (güvenilir) budur!" dediler. (Resûlullah s.a.v.) bir bez getirilmesini emretti, onu serdi ve (Hacerü'l-Esved'i) onun üzerine koydu. Her kabileden bir adam çağırdı, onlar da bezin bir kenarından tuttular ve onu kaldırdılar. (Sonra) Nebî (s.a.v.) onu (yerine) koydu." (3/932)
Hâris b. Muhammed b. Ebî Üsâme de rivayet etti: (Dedi ki:) Bize Abbâs b. Fazl el-Abdî el-Ezrak, Bağdat'ta imlâ yoluyla —ki o Basralıdır— haber verdi, (dedi ki:) Bize Hammâd b. Seleme haber verdi… ve bunu çok uzun olarak zikretti. İnşâallah Teâlâ, Hac Kitabı'nda, Kâ'be'nin zikri bölümünde (da) gelecektir.
Derim ki: Alî b. Ebî Tâlib (hadîsinin senedi) Hâlid b. Ar'are'ye dayanmaktadır; o ise meçhuldür. (1/933)
İshâk b. Râhûye dedi ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi, (dedi ki:) Bize Ma'mer, İbn Huseym'den, o da Ebü't-Tufeyl'den rivayetle şöyle dedi: "Câhiliye döneminde Kâ'be, içinde kerpiç (çamur) bulunmayan, sadece taş yığını (yığma taş) olarak inşa edilmişti. Develerin başını sokabileceği büyüklükteydi. Heybetli (ve yüksek) değildi; örtüleri üzerine konulur, sonra üzerine bir perde sarkıtılırdı. Hacerü'l-Esved ise duvarının üzerinde, görünür bir şekilde duruyordu. İki rüknü (köşesi) vardı, halka şeklindeydi; bir tarafı kare, bir tarafı yuvarlaktı. Derken Rum diyarından bir gemi geldi. Cidde yakınlarına vardıklarında gemi kırıldı. Kureyş, tahtasını almak üzere çıktılar ve onun yanında bir Rum (Bizanslı) buldular. Tahtayı aldılar, o da onlara verdi. Gemi Habeşistan'a gitmekteydi ve gemide bulunan Rum tüccardı. Bunun üzerine tahtayı ve Rum'u (birlikte) getirdiler. Kureyş dedi ki: 'Bu tahtayla Rabbimizin evini inşa edeceğiz.' (Kâ'be'yi) yıkmak istediklerinde, bir de baktılar ki evin duvarında karnı beyaz, sırtı siyah bir yılan var. Ne zaman biri evi yıkmak veya taşlarından almak için yaklaşsa, yılan ağzını açarak ona doğru hızla gidiyordu. Bunun üzerine Kureyş, Makâm'da toplandılar ve Allah'a yalvarıp dediler ki: 'Rabbimiz, (bizi) korkutma! Senin evini şereflendirmek ve süslemek istedik. Eğer sen buna razı isen (ne âlâ); değilse, sana uygun gelen neyse onu yap.' Derken gökten bir cevap işittiler. Bir de baktılar ki sırtı siyah, karnı ve ayakları beyaz, kartaldan daha büyük bir kuş; pençelerini yılanın ensesine geçirdi, sonra onu sürükleyerek (ve) kuyruğu sarkmış bir halde Ciyâd yönüne doğru götürdü. Bunun üzerine Kureyş onu (Kâ'be'yi) yıktı ve taşla inşa etmeye başladılar.
فَقَالُوا: هَذَا الْأَمِينُ، فَأَمَرَ بِثَوْبٍ فَبَسَطَهُ فَوَضَعَهُ فِيهِ، وَأَمَرَ مِنْ كُلِّ قَوْمٍ رَجُلًا، فَأَخَذَ بِنَاحِيَةٍ مِنَ الثَّوْبِ فَرَفَعَهُ، فَأَخَذَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم)) . ٩٣٢/٣، وَرَوَاهُ الْحَارِثُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي أُسَامَةَ ثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْفَضْلِ الْعَبْدِيُّ الْأَزْرَقُ بِبَغْدَادَ إِمْلَاءً- وَهُوَ مِنْ أَهْلِ الْبَصْرَةِ- ثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ … فذكره مُطَوَّلًا جِدًّا، وَسَيَأْتِي فِي كِتَابِ الْحِجِّ، فِي بَابِ ذِكْرِ الْكَعْبَةِ- إن شاء الله تعالى.قُلْتُ: مَدَارُ حَدِيثِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ عَلَى خَالِدِ بْنِ عَرْعَرَةَ، وَهُوَ مَجْهُولٌ٩٣٣/١ وَقَالَ إسحاق بن راهويه أبنا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، ثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ قَالَ: "كَانَتِ الْكَعْبَةُ فِي الْجَاهِلِيَّةِ مَبْنِيَّةً بِالرَّضْمِ لَيْسَ فِيهِ مَدَرٌ، وَكَانَتْ قَدْرَ مَا يَقْتَحِمُهَا الْعِنَاقُ، وَكَانَتْ غَيْرَ مَهُولَةٍ، إنما توضع ثِيَابُهَا عَلَيْهَا، ثُمَّ يُسْدَلُ سَدَلًا عَلَيْهَا، وَكَانَ الرُّكْنُ الْأَسْوَدُ مَوْضُوعًا عَلَى سُورِهَا بَادِيًا، وَكَانَتْ ذات ركنين، هيئة الْحَلَقَةِ، مُرَبَّعَةٌ مِنْ جَانِبٍ مُدَوَّرَةٌ مِنْ جَانِبٍ، فَأَقْبَلَتْ سَفِينَةٌ مِنْ أَرْضِ الرُّومِ حَتَّى إِذَا كَانُوا قَرِيبًا مِنْ جَدَّةَ انْكَسَرَتِ السَّفِينَةُ، فَخَرَجَتْ قُرَيْشٌ لِيَأْخُذُوا خَشَبَهَا، فَوَجَدُوا رُومِيًّا عَندَّها، فَأَخَذُوا الْخَشَبَ فَأَعْطَاهُمْ إِيَّاهَا، وَكَانَتِ السَّفِينَةُ تُرِيدُ الْحَبَشَةَ، وَكَانَ الرُّومِيُّ الَّذِي كَانَ فِي السَّفيِنَةِ تَاجِرًا، فَقَدِمُوا بِالْخَشَبِ وَقَدِمُوا بِالرُّومِيِّ، فَقَالَتْ قُرَيْشٌ: نَبْنِي بِهَذَا الْخَشَبِ بَيْتَ رَبِّنَا، فَلَمَّا أَرَادُوا هَدْمَهُ إذا هم بحية علىسور البيت بيضاء البطن، وسوداء الظَّهْرِ، فَجَعَلَتْ كُلَّمَا دَنَا أَحْدٌ إِلَى الْبَيْتِ لِيَهْدِمَهُ أَوْ يَأْخُذَ مِنْ حِجَارَتِهِ سَعَتْ إِلَيْهِ فَاتِحَةً فَاهَا، فَاجْتَمَعَتْ قُرَيْشٌ عِنْدَ الْمَقَامِ فَعَجُّوا إِلَى اللَّهِ وَقَالُوا: رَبَّنَا لَمْ تَرْعَ، أَرَدْنَا تشريفاً بَيْتِكَ وَتَزْيِينِهِ، فَإِنْ كُنْتَ تَرْضَى ذَلِكَ وَإِلَّا فَمَا بَدَا لَكَ فَافْعَلْ، فَسَمِعُوا جَوَابًا فِي السَّمَاءِ، فَإِذَا هُمْ بِطَائِرٍ أَعْظَمَ مِنَ النِّسْرِ أَسْوَدَ الظَّهْرِ، أَبْيَضَ الْبَطْنِ وَالرِّجْلَيْنِ، فَغَرَزَ مَخَالِبَهُ فِي قَفَا الْحَيَّةِ، ثُمَّ انْطَلَقَ بِهَا يَجُرُّهَا وَذنبها سَاقِطٌ حَتَّى انْطَلَقَ بِهَا نَحْوَ جِيَادٍ، فَهَدَمَتْهَا قُرَيْشٌ، فَجَعَلُوا يَبْنُونَهَا بِحِجَارَةِ
Vâdi'de... Kureyş onu omuzlarında taşıdı ve onu göğe yirmi zira yükselttiler. Derken Nebiyy-i Zîşân (s.a.v.) Ecyâd'dan taş taşırken üzerinde bir nemre (çizgili elbise) vardı. Nemre ona dar geldi, nemrenin bir kısmı omzuna kaydı; nemrenin küçüklüğünden avret yeri görünür oldu. Bunun üzerine kendisine: "Yâ Muhammed! Avretini ört!" diye seslenildi. Artık ondan sonra çıplak görülmedi. Kâbe'nin inşası ile Allah'ın (vahiy) indirmesi arasında on beş yıl vardı. Nihayet Husayn b. Numeyr ordusu..." derken İbnü'z-Zübeyr zamanındaki yangını zikretti.
İbn Hüseym dedi ki: İbn Sâbit bana haber verdi ki, İbnü'z-Zübeyr Kâbe'yi inşa ettiğinde temelleri açığa çıkardılar; bir de ne görsünler, taş (temel) içinde sanki bir halka gibi, birbirine geçmiş vaziyette; manivelayla hareket ettirildiğinde öteki taraftaki de hareket ediyordu.
İbn Sâbit dedi ki: Zeyd bana onu yatsıdan sonra mehtaplı bir gecede gösterdi. Dedim ki: Onları halka gibi gördüm, uçları birbirine geçmişti.
2/933. Ma'mer dedi ki: Yezîd b. Ebî Ziyâd, Mücâhid'den bana haber verdi ki, dedi ki: Câhiliye devrinde Kâbe'yi yıktıklarında, nihayet rükün (Hacerü'l-Esved) mahalline ulaştıklarında karşılarına bir yılan çıktı; sanki boynu deve boynu gibiydi. Halk ona yaklaşmaya cesaret edemedi. Bunun üzerine Mekke'nin yarısını gölgeleyen bir kuş geldi, yılanı ayaklarıyla kaptı, sonra onunla süzülüp denize attı.
Mücâhid dedi ki: Bir gün dışarı çıktılar; bir adam Beyt'ten bir taş söküp Beyt'in süs eşyasından çaldı. Sonra geri dönüp yine çaldı; bunun üzerine taş adamın başına yapışıp kaldı.
934. Ebû Ya'lâ el-Mevsılî dedi ki: Bize Mûsâ b. Muhammed tahdîs etti, bize Muhammed b. Ebî'l-Vezîr tahdîs etti, bize Yahyâ b. el-Alâ tahdîs etti, bize Şuayb b. Hâlid, Semmâk b. Harb ez-Zühelî'den, o da İkrime'den; İkrime dedi ki: İbn Abbâs'ın, babası Abbâs'tan rivâyetle şöyle dediğini işittim: "Kureyş Kâbe'yi inşa ettiği zaman biz taşları Beyt'e taşıyorduk; erkekler taşları taşır, kadınlar da şîdi (taşların arasına konulan harcı) taşırdı." Abbâs dedi ki: "Ben ve kardeşimin oğlu Muhammed (s.a.v.) taş taşıyorduk; onu omuzlarımızda taşır, kaya parçasının altına peştemallerimizi koyardık. Halk bize yaklaştığında peştemallerimizi kuşanırdık. Bir gün ben ve Muhammed (s.a.v.) (taş taşırken)... önümde iken ansızın...
الْوَادِي، تَحْمِلُهَا قُرَيْشٌ عَلَى رِقَابِهَا، وَرَفَعُوهَا إِلَى السَّمَاءِ عِشْرِينَ ذِرَاعًا، فَبَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ِ يَحْمِلُ حِجَارَةً مِنْ أَجْيَادٍ وَعَلَيْهِ نُمْرَةٌ، فَضَاقَتْ عَلَيْهِ النُّمْرَةُ، فَذَهَبَ بَعْضُ النُّمْرَةِ عَلَى عَاتِقِهِ، فَتُرَى عَوْرَتُهُ مِنْ صِغَرِ النُّمْرَةِ، فَنُودِيَ: يَا مُحَمَّدُ، خمِّر عَوْرَتَكَ. فَلَمْ يُرَ عُرْيَانًا بَعْدَ ذلك، وكان بين بنائها وَبَيْنَ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَيْهِ خَمْسَ عَشْرَةَ سَنَةً، فَلَمَّا كَانَ جَيْشُ الْحُصَيْنِ بْنِ نُمَيْرٍ … " فَذَكَرَ حَرِيقَهَا فِي زَمَانِ ابْنِ الزُّبَيْرِ.قَالَ ابْنُ خُثَيْمٍ وَأَخْبَرَنِي ابْنُ سَابِطٍ أَنَّهُ لَمَّا بَنَاهَا ابْنُ الزُّبَيْرِ كَشَفُوا عَنِ الْقَوَاعِدِ فَإِذَا الْحَجَرُ فِيهَا مِثْلُ الْحَلَقَةِ مُشَبَّكُ بَعْضُهَا بِبَعْضٍ، إذا حركت بالعتلة تَحَرَّكَ الَّذِي مِنَ النَّاحِيَةِ الْأُخْرَى.قَالَ ابْنُ سَابِطٍ: فَأَرَانِيْهُ زَيْدٌ بَعْدَ الْعِشَاءِ فِي لَيْلَةٍ مُقْمِرَةٍ، قَالَ: فَرَأَيْتُهَا أَمْثَالَ الْحَلَقَةِ مُشَبَّكٌ أَطْرَافُ بَعْضِهَا بِبَعْضٍ. ٩٣٣/٢، قَالَ مَعْمَرٌ: فَأَخْبَرَنِي يَزِيدُ بْنُ أبي زياد، عن مجاهد قالت: لَمَّا هَدَمُوا الْكَعْبَةَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ حَتَّى إِذَا بَلَغُوا مَوْضِعَ الرُّكْنِ خَرَجَتْ عَلَيْهِمْ حَيَّةٌ كَأَنَّمَا عُنُقُهَا عُنُقُ بَعِيرٍ، فَهَابَ النَّاسُ أَنْ يَدْنُوا مِنْهَا، فَجَاءَ طَائِرٌ ظَلَّلَ نِصْفَ مَكَّةَ فَأَخَذَهَا بِرِجْلَيْهِ، ثُمَّ حَلَّقَ بِهَا حَتَّى قَذَفَهَا فِي الْبَحْرِ.قَالَ مُجَاهِدٌ: وَخَرَجُوا يَوْمًا فَنَزَعَ رَجُلٌ مِنَ الْبَيْتِ حَجَرًا وَسَرَقَ مِنْ حِلْيَةِ الْبَيْتِ، ثُمَّ عَادَ فَسَرَقَ فَلَصَقَ الْحَجَرُ عَلَى رَأْسِهِ ".٩٣٤ وَقَالَ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ ثَنَا مُوسَى بْنُ محمد،، ثنا محمد بن أبي الوزير، ثنا يحيى بن العلاء، أبنا شُعَيْبُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ سَمَّاكِ بْنِ حَرْبٍ الذُّهْلِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ الْعَبَّاسِ قَالَ "كُنَّا نَنْقِلُ الْحِجَارَةَ إِلَى الْبَيْتِ حِينَ بَنَتْهُ قُرَيْشٌ، فَكَانَتِ الرِّجَالُ تَنْقِلُ الْحِجَارَةَ، وَالنِّسَاءُ يَنْقِلْنَّ الشِّيد- والشِّيد مَا يُجْعَلُ بَيْنَ الصَّخْرِ- قَالَ الْعَبَّاسُ: كُنْتُ أَنْقِلُ أَنَا وَابْنُ أَخِي مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم فَكُنَّا نَنْقِلُ عَلَى رِقَابِنَا وَنَجْعَلُ أُزُرنا تحت الصخرة، فإذا غشينا الناس اتزرنا، فَبَيْنَا أَنَا وَمُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ يَدَيَّ إِذْ
Düştü ve yere kapaklandı. Ben koşarak geldim ve yanına vardım. Bir de baktım ki göğe bakıyor. Ona: "Ne oldun?" dedim. Kalktı, peştemaline sarındı ve "Bana çıplak yürümek yasaklandı" dedi. Bunun üzerine Abbâs (r.a.) dedi ki: "İnsanların onu deli sanmasından korkarak bu durumu gizledim." Bunu Bezzâr ve Taberânî el-Kebîr'de Amr b. Ebî Kays yoluyla Semmâk'tan rivayet etmiştir.
2- Sultânımız Resûlullah (s.a.v.)'in Medine Mescidi'nin İnşası Bâbı - 935/1
Müsedded dedi ki: Bize Mülâzim, ona Abdullah b. Bedr, ona Kays b. Talk, ona babası (Talk b. Ali) rivayet etti: "Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte Medine Mescidi'ni inşa ettim. Şöyle derdi: 'Yemâmeli'nin çamurunu öne getirin, çünkü o, ona dokunma bakımından en güzelinizdir.' Oğulları sonradan dediler ki: 'O, kol (kuvvet) bakımından en kuvvetlinizdir.'"
935/2 Bunu Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî rivayet etmiştir: Bize İshâk b. Ebî İsrâîl, ona Muhammed b. Câbir el-Hanefî, ona Kays b. Talk, ona babası (Talk) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Birinizin bir ihtiyacı olursa, onu gidersin, bu ihtiyaç fırının üzerinde (def-i hacet için) bile olsa." Dedi ki: Resûlullah'ın (s.a.v.) yanında oturuyordum, bir adam geldi ve dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü, namazda iken tenasül uzvuma dokundum" – veya dedi ki: "Bir adam namazda tenasül uzvuna dokunsa, abdest alması gerekir mi?" – Resûlullah (s.a.v.) buyurdu: "O, ancak senin bir et parçandır." Dedi ki: Resûlullah (s.a.v.)'i Medine Mescidi'ni temelini atarken gördüm; onlar taş taşıyorlardı. (Resûlullah) dedi ki: "Ben de onlar gibi taşımayayım mı?" (Resûlullah) buyurdu: "Onlar için çamuru karıştır ey Yemâme halkının babası! Çünkü sen onu daha iyi bilirsin." Ben de karıştırmaya başladım, o da taşıyordu. Dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu: "Allah, hilalleri sizin için vakit ölçüleri kıldı. O halde hilali gördüğünüzde oruç tutun."
وقع فانبطح، فجئت أسعى فانتهيت إليه، فإذا هُوَ يَنْظُرُ إِلَى السَّمَاءِ، فَقُلْتُ لَهُ: مَا شَأْنُكَ؟ فَقَامَ فَأْتَزَرَ فَقَالَ: نُهيت أَنْ أَمْشِيَ عر يانًا. فَقَالَ الْعَبَّاسُ: فَكَتَمْتُ ذَلِكَ النَّاسَ خَشْيَةَ أَنْ يروه جنونًا"رواه البزار والطبراني في الكبير من طريق عمرو بن أبي قيس، عَنْ سَمَّاكٍ بِهِ. ٢- بَابُ بِنَاءِ مَسْجِدِ مَدِينَةِ سَيَّدِنَا رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم -٩٣٥/١قال مسدد: ثنا مُلَازِمٌ، ثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَدْرٌ، عَنْ قَيْسِ بْنِ طَلْقٍ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ: "بَنَيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَسْجِدَ الْمَديِنَةِ، فَكَانَ يَقُولُ: قَدِّمُوا الْيَمَامِيَّ مِنَ الطِّينِ، فَإِنَّهُ مِنْ أَحْسَنِكُمْ لَهُ مَسًّا. وَقَالَ بَنُوهُ بَعْدُ: هُوَ مِنْ أَشَدِّكُمْ لَهُ سَاعِدًا".٩٣٥/٢رَوَاهُ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ: ثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ أَبِي إِسْرَائِيلَ، ثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَابِرٍ الْحَنَفِيُّ، ثَنَا قَيْسُ بْنُ طَلْقٍ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: "إذا كانت لأحدكم حاجة فَلْيَأْتِهَا وَإِنْ كَانَتْ عَلَى التَّنَّوُرِ.قَالَ: وَكُنْتُ جالسًا عند رسول الله فجاء رجل فقال: يا رسول الّه، مَسَسْتُ ذَكَرِي وَأَنَا فِي الصَّلَاةِ- أَوْ قَالَ: الرَّجُلُ يَمَسُّ ذَكَرَهُ فِي الصَّلَاةِ عَلَيْهِ وُضُوءٌ؟ - قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إِنَّمَا هُوَ بِضْعَةٌ مِنْكَ.قَالَ: وَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُؤَسِّسُ مَسْجِدَ الْمَدِينَةِ وَهُمْ يَحْمِلُونَ الْحِجَارَةَ فَقَالَ: أَلَا أَحْمِلُ كَمَا يَحْمِلُونَ، فَقَالَ: أَخْلِطْ لَهُمُ الطِّينَ يَا أَبَا أَهْلِ الْيَمَامَةِ، فَإِنَّكَ أعلم به، فجعلت أخلط ويحمل.قَالَ: وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: جَعَلَ اللَّهُ لَكُمُ الْأَهِلَّةَ مَوَاقِيتَ، فَإِذَا رأيتم الهلال فصوموا،
İthâfü'l-Hıyerati'l-Mehira bi-Zevâidi'l-Mesânîdi'l-Aşere (On Müsned'in Zevâidleri ile Seçkin Mahir Kimselere İkram) – Cilt 1, Birinci Cilt
إتحاف الخيرة المهرة بزوائد المسانيد العشرة - جـ ١المجلد الأول
Bir taş alıp onu Ömer'in taşının yanına koy; sonra sözünün sonunda halka dönüp şöyle buyurdu: "Kişi taşını bu çizgi üzerinde dilediği yere koysun." 936/2. Bunu Muhammed b. Yahyâ b. Ebî Ömer rivayet etti: Bize Abdullah b. İsmâil el-Kureşî, Hâlid ez-Zeyyât'tan; bize Ebû Zür'a b. Amr, babasından —ki o, Osman'la birlikte bulunan dört kişinin dördüncüsü idi— (rivayet etti ki) Resûlullah (s.a.v.) Kubâ Mescidi'ni bina etti, taşını koydu, sonra Ebû Bekir'e: "Taşını benim taşımın yanına koy" buyurdu... deyip hadisi tamamıyla zikretti. Dedim ki: Bu hadisin senedi Hâlid ez-Zeyyât'a dayanmaktadır; o ise meçhuldür. 4. Bâb: Kim Allah için bir mescit bina ederse onun fazileti. Bu bapta Osman b. Affân (r.a.)'ın hadisi vardır; o, İlim Kitabı'nda Sıdk Bâbı'nda geçmiştir. Ömer b. el-Hattâb (r.a.)'ın hadisi ise Cihâd'da gelecektir. 937/1. Ebû Dâvûd et-Tayâlisî dedi ki: Bize Şu'be rivayet etti; bana Câbir, Ammâr'dan, o Saîd b. Cübeyr'den, o İbn Abbâs'tan (nakletti) ki Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim Allah için bir mescit bina ederse, isterse bir kekliğin yumurtaları için yaptığı yuva kadar olsun, Allah ona cennette bir ev bina eder." 937/2. Bunu Hâris b. Muhammed b. Ebî Üsâme rivayet etti: Bize Yahyâ b. Abdülhamîd el-Himmânî, Şerîk'ten, o Ammâr'dan, o Saîd b. Cübeyr'den, o İbn Abbâs'tan (nakletti) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim Allah için bir mescit bina ederse, Allah ona cennette bir ev bina eder." 937/3. Bunu ayrıca Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî rivayet etti: Bize Yahyâ, bize Şerîk, Ammâr ed-Dühnî'den (nakletti). O da bunu Hâris'in isnadı ve metniyle zikretti.
حَجَرًا فَضَعْهُ إِلَى جَنْبِ حَجَرِ عُمَرَ، ثُمَّ الْتَفَتَ إِلَى النَّاسِ بِآخِرِهِ فَقَالَ: لِيَضَعْ رَجُلٌ حَجَرَهُ حَيْثُ أَحَبَّ عَلَى ذَا الْخَطِّ ".٩٣٦/٢ رَوَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ أَبِي عُمَرَ: ثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الْقُرَشِيُّ، عَنْ خَالِدٍ الزَّيَّاتِ، ثَنَا أَبوُ زُرْعَةَ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ أَبِيهِ- وَكَانَ رَابِعَ أَرْبَعَةٍ مِمَّنْ كَانَ مَعَ عُثْمَانَ- "أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَنَى مَسْجِدَ قُبَاءَ فَوَضَعَ حَجَرَهُ، ثُمَّ قَالَ لِأَبِي بَكْرٍ: ضَعْ حَجَرَكَ إِلَى جَنْبِ حَجَرِي … " فَذَكَرَهُ بِتَمَامِهِ.قُلْتُ: مَدَارُ إِسْنَادِ هَذَا الْحَدِيثِ عَلَى خَالِدٍ الزَّيَّاتِ، وَهُوَ مَجْهُولٌ ٤- بَابُ فَضْلِ مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًافِيهِ حَدِيثُ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، وَتَقَدَّمَ فِي كِتَابِ الْعِلْمِ فِي بَابِ الصِّدْقِ، وَحَدِيثُ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، وَسَيَأْتِي فِي الْجِهَادِ.٩٣٧/١ قَالَ أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ ثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي جَابِرٌ، عَنْ عَمَّارٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنّ رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا وَلَوْ كمَفْحَص قَطاة لِبَيْضِهَا بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةَ". ٩٣٧/٢ رَوَاهُ الْحَارِثُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي أُسَامَةَ ثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ الْحِمَّانِيُّ، عَنْ شَريِكٍ، عَنْ عَمَّارٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ((مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ".٩٣٧/٣ وَرَوَاهُ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ ثَنَا يَحْيَى، ثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَمَّارٍ الدُّهْنِيِّ، فذكره بِإِسْنَادِ الْحَارِثِ ومتنه.
937/4 Dedi ki: Bize Ebû Abdullah el-Bekrî rivayet etti, bize Ebû Dâvûd –yani et-Tayâlisî– rivayet etti, o da zikretti.
937/5 Dedim ki: Ahmed b. Hanbel de Müsned'inde rivayet etti: Bize Muhammed b. Ca‘fer rivayet etti, bize Şu‘be rivayet etti… ve zikretti; ancak o şöyle dedi: "Kum kekliğinin yumurtalarını alacak kadar yuvası gibi." Bezzâr da Müsned'inde aynı şekilde rivayet etti. Bu hadisin Sahîhayn'de Osman b. Affân (r.a.) hadisinden bir şâhidi vardır.
Onun "kum kekliğinin yuvası gibi" sözü, mîm'in ve önemsiz hâ’nın (hâ-i mühmele) fethasıyla okunur; o, onun yumurtaları için kuluçkaya yattığı yerdir.
938/1 Ebû Dâvûd et-Tayâlisî dedi ki: Bize Kays rivayet etti; o A‘meş'ten, o İbrahim et-Teymî'den, o babasından, o Ebû Zerr (r.a.)'den şöyle dedi: "Kim Allah için bir mescid inşa ederse, kum kekliğinin yuvası kadar da olsa, Allah ona cennette bir ev inşa eder."
Ebû Dâvûd onu merfû‘ kıldı; Yahyâ b. Âdem de onu Kutbe'den, o A‘meş'ten merfû‘ olarak rivayet etti.
938/2 İshak b. İbrahim b. Râhûye rivayet etti: Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; o A‘meş'ten … ve onu merfû‘ olarak zikretti.
938/3 Dedi ki: Bize Cerîr ve Ebû Muâviye –yani A‘meş'ten– rivayet etti, aynısını.
938/4 Dedi ki: Bize Mu‘temir b. Süleyman haber verdi; o Haccâc'dan, o Hakem b. Uteybe'den, o İbrahim et-Teymî'den dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu … ve aynısını zikretti.
938/5 Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti: Bize Yahyâ b. Âdem rivayet etti, bize Kutbe b. Abdülaziz rivayet etti,
٩٣٧/٤ قَالَ: وثنا أَبُو عَبْدِ اللَّهِ الْبَكْرِيُّ، ثَنَا أَبُو دَاوُدَ- يَعْنِي الطَّيَالِسِيُّ- فَذَكَرَهُ.٩٣٧/٥ قُلْتُ: وَرَوَاهُ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ فِي مُسْنَدِهِ ثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، ثنا شُعْبَةُ … فذكره إِلَّا أَنَّهُ قَالَ: "كَمَفْحَصِ قَطَاةٍ يسعها لبيضها"وكذا رواه البزار في مسندهوله شاهد فِي الصَّحيِحَيْنِ مِنْ حَدِيثِ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ.وقوله: "كمَفْحَص قطاة" هو بفتح الميم والحاء المهملة هو مجثمها لبيضها. ٩٣٨/ ١، قَالَ أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ وَثَنَا قَيْسٌ، عَنِ الْأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ قَالَ: "مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا وَلَوْ كَمَفْحَصِ قَطَاةٍ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا في الجنة".يَرْفَعْهُ أَبُو دَاوُدَ، وَرَفَعَهُ يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عن قطبة، عن الأعمش. ٩٣٨/٢ رواه إسحاق بن إبراهيم بن راهويه أبنا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنِ الْأَعْمَشِ … فذكره مَرْفُوعًا. ٩٣٨/٣ قال وثنا جرير وأبو معاوية- يعني عن الأعمش- مثله.٩٣٨/٤ قال وأبنا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنِ الْحَجَّاجِ، عَنِ الْحَكَمِ بن عتيبة، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم … فَذَكَرَ مِثْلَهُ.٩٣٨/٥ وَرَوَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ: ثَنَا يَحْيَى بن آدم، ثنا قطبة بن عبد العزيز،
A'meş'ten, İbrahim et-Teymî'den, babasından, Ebû Zer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu: "Kim Allah için bir mescid inşa ederse—tilki kuşunun yumurtlama yeri kadar dahi olsa—Allah ona cennette bir ev inşa eder."
(938/6) Bu hadisi Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî de rivayet etmiştir: Bize İbrahim b. Muhammed b. Ar‘ara tahdis etti, bize Yahyâ b. Âdem tahdis etti, bize Kutbe b. Abdülaziz, A'meş'ten… diyerek hadisi merfu‘ olarak zikretti.
(938/7) Dedi ki: Bize Yahyâ b. Abdülhamîd el-Himmânî tahdis etti, bize Ebû Bekir b. Ayyaş, A'meş'ten… diyerek hadisi zikretti.
Ayrıca Muhammed b. Harb en-Nesâî, Muhammed b. Ubeyd'den, o kardeşi Ya‘lâ b. Ubeyd'den, o da A'meş'ten olmak üzere hadisi merfu‘ olarak rivayet etti.
(938/8) Rüyânî de Müsned'inde rivayet etmiştir: Bize Abbas b. Muhammed tahdis etti, bize Ahmed b. Yûnus tahdis etti, bize Ebû Bekir b. Ayyaş, A'meş'ten… diyerek hadisi merfu‘ olarak nakletti.
İbn Yûnus dedi ki: Ebû Bekir'e, "Bu hadisi senden başka merfu‘ rivayet eden olmadı" denildi. O da şu cevabı verdi: "Ben onu A'meş'ten gençliğimde işittim."
(938/9) Ahmed b. Menî‘ de rivayet etmiştir: Bize Hüşeym tahdis etti, bize Mansûr, Hakem b. Uteybe'den, o Yezid b. Şüreyk'ten, o Ebû Zer'den (r.a.) rivayet etti: "Kim Allah için bir mescid inşa ederse—tilki kuşunun yumurtlama yeri kadar dahi olsa—ona cennette bir ev inşa edilir ve kendisine bir hasene (sevap) yazılır."
(938/10) Bezzâr da Müsned'inde rivayet etmiştir: Bize Selm b. Cünâde b. Selm tahdis etti, bize Vekî‘ evinde, Süfyân es-Sevrî'den, o A'meş'ten… diyerek hadisi merfu‘ olarak nakletti.
عَنِ الْأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: "مَنْ بَنَى لِلَّهِ مسجدًا ولوكمفحص قَطَاةٍ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ".٩٣٨/٦، وَرَوَاهُ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ ثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَرْعَرَةَ، ثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، ثنا قطبة بن عبد العزيز، عن الأعمش … فَذَكَرَهُ مَرْفُوعًا. ٩٣٨/٧ قَالَ: وَثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ الْحَميِدِ الْحِمَّانِيُّ، ثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنِ الْأَعْمَشِ … فذكره.وَرَوَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ النشائى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ أَخِيهِ يَعْلَى بن عبيد، عن الأعمش به مَرْفُوعًا.٩٣٨/٨، وَرَوَاهُ الرُّويَانِيُّ فِي مُسْنَدِهِ ثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، ثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، ثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنِ الْأَعْمَشِ بِهِ مرفوعَا.قَالَ ابْنُ يُونُسَ: قِيلَ لِأَبِي بَكْرٍ: إِنَّ هَذَا لَمْ يَرْفَعْهُ غَيْرُكَ قَالَ: سَمِعْتُهُ مِنَ الْأَعْمَشِ وَهُوَ شَابٌّ. ٩٣٨/٩ وَرَوَاهُ أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ ثَنَا هُشَيْمٌ، ثَنَا مَنْصُورٌ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عُتَيْبَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ شَرِيكٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ قَالَ: "مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا كَمَفْحَصِ قَطَاةٍ بُني لَهُ بَيْتٌ فِي الْجَنَّةِ، وَكُتِبَ لَهُ حَسَنَةٌ) . ٩٣٨/١٠، وَرَوَاهُ الْبَزَّارُ فِي مُسْنَدِهِ قَالَ: ثَنَا سَلْمُ بْنُ جُنَادَةَ بْنِ سَلْمٍ، ثَنَا وَكِيعٌ فِي دَارِهِ، عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنِ الْأَعْمَشِ بِهِ مَرْفُوعًا
Bezzâr dedi ki: Bu konuda Selm b. Cünâde'ye tâbi olan hiç kimse bilmiyoruz. Bu ancak Ahmed b. Yûnus'un Ebû Bekir'den rivayet ettiği hadisten bilinir. Yahyâ b. Âdem de Kutbe –yani İbn Abdilazîz–'den rivayet etmiştir. Son. 938/11. Taberânî de el-Mu‘cemü’l-Evsat’ta rivayet etmiştir: Bize Yahyâ b. Muhammed el-Hanâî haber verdi, bize Alî b. el-Medînî haber verdi, bize Yahyâ b. Âdem haber verdi, bize Kutbe b. Abdilazîz, A‘meş’ten… zikretti. 938/12. (Taberânî) dedi: Bize Nasr b. el-Feth el-Mısrî haber verdi, bize Bekkâr b. Kuteybe haber verdi, bize Müemmel b. İsmâîl haber verdi, bize İbn Uyeyne, A‘meş’ten aynı şekilde. 938/13. İbn Hıbbân da Sahîh’inde rivayet etmiştir: Bize el-Hasen b. Süfyân haber verdi, bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe… zikretti. Bu hadisin Câbir b. Abdillah hadisinden bir şâhidi vardır, onu İbn Mâce Sünen’inde rivayet etmiştir. 939/1. Müsedded dedi ki: Bize Abdülvâhid haber verdi, bize Haccâc, Amr b. Şuayb’den, o babasından, o dedesinden rivayetle dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim Allah için bir mescit inşa ederse, Allah da ona cennette bir ev inşa eder." 939/2. Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî rivayet etmiştir: Bize el-Kuvârîrî haber verdi, bize Mu‘temir b. Süleymân haber verdi, bize Haccâc b. Ertae, Amr b. Şuayb’den, o babasından, o dedesinden rivayetle dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim Allah için içinde Allah’ın anıldığı bir mescit inşa ederse, Allah ona cennette bir ev inşa eder." 939/3. Ben derim ki: Ahmed b. Hanbel de rivayet etmiştir: Bize Affân haber verdi, bize Abdülvâhid b. Ziyâd… zikretti. Ancak o şöyle demiştir: "Allah ona cennette ondan daha geniş bir ev inşa eder." el-Haccâc zayıftır.
قَالَ الْبَزَّارُ: لَا نَعْلَمُ أَحَدًا، تَابَعَ سَلْمَ بْنَ جُنَادَةَ عَلَى هَذَا، وَإِنَّمَا يُعْرَفُ مِنْ حَدِيثِ أَحْمَدَ بْنِ يُونُسِ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ، وَقَدْ رَوَاهُ يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عَنْ قُطْبَةَ- يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، انْتَهَى. ٩٣٨/١١ وَرَوَاهُ الطَّبَرَانِيُّ في الأوسط ثنا يحيى بن محمد الحنائي، ثَنَا علىُّ بْنُ المَدِينِيِّ، ثَنَا يَحْيَى بْنُ آدم، ثنا قطبة بن عبد العزيز، عن الْأَعْمَشِ … فَذَكَرَهُ. ٩٣٨/١٢، قَالَ وثنا نَصْرُ بْنُ الْفَتْحِ الْمِصْرِيُّ، ثَنَا بَكَّارُ بْنُ قُتَيْبَةَ، ثَنَا مُؤَمَّلُ بن إسماعيل، ثنا ابن عيينة، عَنِ الْأَعْمَشِ بِهِ. ٩٣٨/١٣، وَرَوَاهُ ابْنُ حِبَّانَ فِي صَحِيحِهِ ثَنَا الْحَسَنُ بْنُ سُفْيَانَ، ثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ … فَذَكَرَهُ.وَلَهُ شَاهِدٌ مِنْ حَدِيثِ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ الله، رواه ابْنُ مَاجَةَ فِي سُنَنِهِ٩٣٩/١ وَقَالَ مُسَدَّدٌ: ثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، ثَنَا حَجَّاجٌ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ". ٩٣٩/٢ رَوَاهُ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ: ثَنَا الْقُوَارِيرِيُّ، ثنا معتمر بن سليمان، أبنا حَجَّاجُ بْنُ أَرْطَاةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: "من بنى لِلَّهِ مَسْجِدًا يُذْكَرُ اللَّهُ فِيهِ بَنَى اللَّهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ". ٩٣٩/٣ قُلْتُ: وَرَوَاهُ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ ثَنَا عَفَّانُ، ثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ … فذكره، إِلَّا أَنَّهُ قَالَ: "بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ أَوْسَعَ مِنْهُ "وَالْحَجَّاجُ ضعيف
940/1. Müsedded dedi ki: Bize Abdullah (tahdîs etti), Kesîr b. Abdurrahman et-Tahhân'dan rivâyetle dedi ki: Bana Atâ, Âişe'den (r.anhâ) tahdîs etti, dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim bir mescid bina ederse, Allah ona cennette bir ev bina eder." Âişe dedi ki: ‘Ey Allah'ın Resûlü, Mekke yolu üzerindeki bu mescidler de (bu kapsama girer) mi?’ dedim. Buyurdu ki: "Onlar da öyle."
940/2. Bunu Muhammed b. Yahyâ b. Ebî Ömer rivâyet etti: Bize Mervân, Kesîr el-Müezzin'den tahdîs etti; kendisinin Atâ b. Ebî Rebâh'ı şöyle derken işittiğini söyledi: Âişe (r.anhâ) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim bir mescid bina ederse, bir kekliğin yumurtlama yeri kadar dahi olsa, Allah ona cennette bir ev bina eder."
Dedim (İmam): Kesîr b. Abdurrahman el-Âmirî —ki o Kesîr b. Ebî Kesîr olup kendisi Kesîr el-Müezzin'dir— zayıftır. Bunu Ukaylî söylemiştir.
941/1. Müsedded dedi ki: Bize İsmâil, Eyyûb'dan (tahdîs etti); dedi ki: Bana bir adam tahdîs etti ki Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle dedi: (Veba) veya tâ‘ûn-ı cârif (her şeyi sürükleyip götüren veba salgını) öncesinden geçti; (en-Nesâî'nin rivâyetinde: "Tâ‘ûn-ı cârif'ten evvel...") Derken bir mescide rastlıyordu ki yeni yapılmıştı; onun hakkında soruyor, o da: "Bu falan oğullarının yeni yaptığı bir mesciddir" diyordu. Bunun üzerine (Enes) dedi ki: "Denilirdi ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, mescidler bina edip onlarla birbirlerine karşı övünecekler, sonra da onları pek az imar edecekler (içlerinde ibadet etmeyecekler)." Eyyûb dedi ki: Derken Cârif (o helâk edici salgın) geldi ve onları silip süpürdü.
Bu isnad, râvî olan tâbiînin meçhul olması sebebiyle zayıftır.
942/1. Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dedi ki: Bize Yûnus b. Muhammed tahdîs etti; bize Leys b. Sa‘d, Yezîd b. Abdullah b. Üsâme'den; o Velîd b. Ebî'l-Velîd'den; o Osman b. Abdullah b. Sürâka'dan; o da Ömer b. el-Hattâb'dan (r.a.) rivâyetle dedi ki: Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle buyururken işittim: "Kim Allah için, içinde (Allah'ın) anıldığı bir mescid bina ederse, Allah ona cennette bir ev bina eder."
942/2. Bunu Abd b. Humeyd rivâyet etti: Bana Yahyâ b. Abdülhamîd tahdîs etti; bize Abdülazîz b. Muhammed ed-Derâverdî tahdîs etti; bize Yezîd b. el-Hâd, Muhammed b. İbrâhim et-Teymî'den; o da
٩٤٠ / ١قَالَ مُسَدَّدٌ: وَثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الطَّحَّانِ، حَدَّثَنِي عَطَاءٌ، عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: ((مَنْ بَنَى مَسْجِدًا بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ. قَالَتْ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَهَذِهِ الْمَسَاجِدُ الَّتِي بِطَرِيقِ مَكَّةَ. قَالَ: وَتِلْكَ ".٩٤٠/٢ رَوَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ أَبِي عُمَرَ: ثَنَا مَرْوَانُ، عَنْ كَثِيرٍ الْمُؤَذِّنِ أَنَّهُ سَمِعَ عَطَاءَ بْنَ أَبِي رَبَاحٍ يَقُولُ: قَالَتْ عَائِشَةُ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: "مَنْ بَنَى مَسْجِدًا وَلَوْ قَدْرَ مَفْحَصِ قَطَاةٍ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الجنة".قلت: كثير بن عبد الرحمن العامري، وهو كثير بن أبي كثير، وهو كَثِيرٍ الْمُؤَذِّنُ، ضَعِيفٌ، قَالَهُ الْعُقَيْلِيُّ. ٩٤١١، قَالَ مُسَدَّدٌ: وَثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ، حَدَّثَنِي رَجُلٌ أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ قَالَ: "مَّرَّ قَبْلَُ الطَّاعُونِ الجارف، فجعل يمر بالمسجد قد أحدث فيسأل عَنْهُ فَيَقُولُ: هَذَا مَسْجِدٌ أَحْدَثَهُ بَنُو فُلَانٍ. فَقَالَ: كَانَ يُقَالُ: يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَبْنُونَ الْمَسَاجِدَ يَتَبَاهَوْنَ بِهَا، ثُمَّ لَا يُعَمِّرُونَهَا إِلَّا قَلِيلًا. قَالَ أَيُّوبُ: فَجَاءَ الْجَارِفُ فَجَرَفَهُمْ ".وهذا إسناد ضعيف ة لِجَهَالَةِ التَّابِعِيِّ٩٤٢/١ وَقَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ: ثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، ثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُسَامَةَ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ أَبِي الْوَلِيدِ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُرَاقَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رضي الله عنه أَنَّهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ،: "مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا يُذكر فِيهِ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ".٩٤٢/٢ رَوَاهُ عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ: حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ، ثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، ثَنَا يَزِيدَ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ
Osman b. Surâka, kendisinden (rivayette bulunan) Ömer b. el-Hattâb (radıyallahu anh)’dan naklediyor: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bir gaziyi (savaşa giden bir mücahidi himâye edip) gölgelerse, o gazi dönünceye yahut ölünceye kadar onun ecrinin bir benzerine sahip olur. Kim de Allah için bir mescid binâ ederse, Allah da ona cennette bir ev binâ eder.” (942/3) Bunu Muhammed b. Yahyâ b. Ebî Ömer de rivayet etti: Bize Abdülaziz tahdîs etti… ve zikretti. (942/4) Bunu Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî de rivayet etti: Bize Ahmed tahdîs etti, bize Ebû Abdirrahman tahdîs etti, bize Leys b. Sa‘d Ebü’l-Hâris tahdîs etti, bize Ebû Osman el-Velîd b. Ebî’l-Velîd tahdîs etti, O, Osman b. Abdullah b. Surâka el-Adevî’den… nihayetinde Abd b. Humeyd’in hadisinin benzerini zikretti. (942/5) Ebû Ya‘lâ dedi: Bize Züheyr de tahdîs etti: Bize Mansûr b. Seleme el-Huzâî tahdîs etti; bize Leys b. Sa‘d tahdîs etti; o, Yezîd b. Abdullah b. Üsâme b. el-Hâd el-Leysî’den; o, el-Velîd b. Ebî’l-Velîd’den; o, Osman b. Surâka’dan; o, Ömer b. el-Hattâb’dan rivayetle, Ömer (radıyallahu anh) şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim: “Kim bir gazinin başını gölgelerse, Allah da onu kıyamet gününde gölgeler. Kim bir gaziyi kendi başına hareket edebilecek hâle gelinceye kadar techiz ederse, o gazi ölünceye yahut dönünceye kadar onun ecrinin bir benzerine sahip olur. Kim de Allah için bir mescid binâ ederse, Allah da ona cennette bir ev binâ eder.” el-Velîd dedi: Bunu Kâsım b. Muhammed’e zikrettim, o da: “Bu hadis bana ulaştı” dedi. (Râvi) dedi ki: Bunu Muhammed b. el-Münkedir’e ve Zeyd b. Eslem’e de zikrettim, her ikisi de aynı şeyi söylediler ve “Bu bize ulaştı” dediler. Bu hadisin isnadı sahihtir, yeter ki Osman b. Abdullah b. Surâka, Ömer b. el-Hattâb’dan işitmiş olsun. (942/6) Bunu Ahmed b. Hanbel, Müsned’inde rivayet etti: Bize Hasan b. Mûsâ el-Eşyeb tahdîs etti; bize İbn Lehîa tahdîs etti; bize el-Velîd b. Ebî’l-Velîd tahdîs etti… ve zikretti. (942/7) Cihad kitabında, “Bir gazinin başını gölgeleyen kimse” bâbında da gelecektir. Bunu İbn Mâce ise Sünen’inde kısaltarak, onu iki ayrı yerde dağıtmak suretiyle Ebû Bekir b. Ebî Şeybe kanalıyla rivayet etti. (942/8) Bunu İbn Hıbbân, Sahîh’inde rivayet etti: Bize Hasan b. Süfyân tahdîs etti; bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe tahdîs etti… ve zikretti. (942/9) (İbn Hıbbân) dedi: Bize Ebû Ya‘lâ da tahdîs etti… ve zikretti.
عُثْمَانَ بْنِ سُرَاقَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ- رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: "مَنْ أَظَلَّ غازيَا كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ حَتَّى يَرْجِعَ أَوْ يَمُوتَ، وَمَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ".٩٤٢/٣، وَرَوَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ أَبِي عُمَرَ: ثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ … فَذَكَرَهُ. ٩٤٢/٤ وَرَوَاهُ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ: ثَنَا أَحْمَدُ، ثَنَا أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ، ثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ أَبُو الْحَارِثِ، ثَنَا أَبُو عُثْمَانَ الْوَلِيدُ بْنُ أَبِي الْوَلِيدِ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُرَاقَةَ الْعَدَوِيِّ … فَذَكَرَ مِثْلَ حَدِيثِ عبد بْنِ حُمَيْدٍ.٩٤٢/٥ قَالَ أَبُو يَعْلَى: وَثَنَا زُهَيْرٌ، ثَنَا مَنْصُورُ بْنُ سَلَمَةَ الْخُزَاعِيُّ، ثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُسَامَةَ بْنِ الْهَادِ اللَّيْثِيِّ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ أَبِي الْوَلِيدِ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ سُرَاقَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ الله لم يَقُولُ: "مَنْ أَظَلَّ رَأْسَ غَازٍ أَظَلَّهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ جَهَّزَ غَازِيًا حَتَّى يَسْتَقِلَّ كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ حَتَّى يَمُوتَ أَوْ يَرْجِعَ، وَمَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ".فَقَالَ الْوَلِيدُ: فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ فَقَالَ: قَدْ بَلَغَنِي هَذَا الْحَدِيثُ. قَالَ: قَدْ ذَكَرْتُ ذَلِكَ لِمُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ وَزَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ فَكِلَاهُمَا قَالا مِثْلَ ذَلِكَ، وَقَالا: قَدْ بَلَغَنَا ذَلِكَ. هَذَا حَدِيثٌ إِسْنَادُهُ صَحِيحٌ إِنْ كَانَ عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُرَاقَةَ سَمِعَ مِنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ. ٩٤٢/٦ رَوَاهُ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ فِي مُسْنَدِهِ: ثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى الْأَشْيَبُ، ثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، ثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ أَبِي الْوَلِيدِ … فذكره.وَسَيَأْتِي فِي كِتَابِ الْجِهَادِ فِي بَابِ مَنْ أَظَلَّ رَأْسَ غَازٍ. ٩٤٢/٧ وَرَوَاهُ ابْنُ مَاجَةَ فِي سُنَنِهِ بِاخْتِصَارٍ فَرَّقَهُ فِي مَوْضِعَيْنِ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي شَيْبَةَ بِهِ. ٩٤٢/٨ وَرَوَاهُ ابْنُ حِبَّانَ فِي صَحِيحِهِ: ثَنَا الْحَسَنُ بْنُ سُفْيَانَ، ثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ … فَذَكَرَهُ. ٩٤٢/٩، قَالَ وثنا أَبُو يَعْلَى … فذكره.
Bunu el-Hâkim ve el-Beyhakî, Osman b. Abdullah b. Sirâka yoluyla Ömer b. el-Hattâb’dan rivayet etmişlerdir; (Osman b. Abdullah) onun (Ömer’in) annesi tarafından dedesidir ve (Osman) ondan işitmemiştir. Bunu Ebü’l-Haccâc el-Mizzî, et-Tehzîb adlı eserinde belirtmiştir. 943/1 Ahmed b. Menî‘ dedi ki: Bize Heysem, bize Hasan b. Yahyâ, Bişr b. Hayyân’dan rivayet etti; dedi ki: Vâsile b. el-Eska‘, mescidimizi inşa ederken yanımıza geldi, önümüzde durdu ve sonra şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.)’i şöyle derken işittim: “Kim, içinde namaz kılınan bir mescid bina ederse, Allah ona cennette ondan daha hayırlısını bina eder.” 943/2 Ben derim ki: Bunu Ahmed b. Hanbel, Müsned’inde rivayet etmiştir: Bize Heysem, bize Ebû Abdilmelik el-Hasan b. Yahyâ el-Huşenî rivayet etti… zikretti. et-Taberânî de rivayet etmiştir. 944 Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî dedi ki: Bize Bişr, bize Süleyman, bize Yahyâ b. Ebî Kesîr, Ebû Seleme’den, o da Ebû Hureyre’den rivayet etti; dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim helal maldan Allah’a ibadet edilmek üzere bir ev (mescid) bina ederse, Allah ona cennette inciden ve yakuttan bir ev bina eder.” Ben derim ki: Bunu et-Taberânî, el-Evsat’ta; el-Bezzâr ise “inciden ve yakuttan” ifadesi olmaksızın rivayet etmiştir. 5- Mescidin genişletilmesi ve ona ilave yapılması hakkında bâb. 945 Ebû Dâvûd et-Tayâlisî dedi ki: Bize Muhammed b. Dirhem el-Ezdî rivayet etti, bana Ka‘b b. Abdurrahmân el-Ezdî rivayet etti, İbn Ebî Katâde el-Ensârî’den, o da babasından dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) yanımıza geldi, biz mescidi inşa ediyorduk ve şöyle buyurdu: “Onu genişletin, onu dolduracaksınız.”
وَرَوَاهُ الْحَاكِمُ وَالْبَيْهَقِيُّ مِنْ طَرِيقِ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُرَاقَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ وَهُوَ جَدُّهُ لِأُمِّهِ، وَلَمْ يَسْمَعْ مِنْهُ، قَالَهُ أَبُو الْحَجَّاجِ الْمِزِّيِّ فِي كِتَابِ التَّهْذِيبِ. ٩٤٣/١ وقال أحمد بن منيع: ثنا الهيثم، ثنا الْحَسَنُ بْنُ يَحْيَى، عَنْ بِشْرِ بْنِ حَيَّانَ قَالَ: أَتَانَا وَاثِلَةُ بْنُ الْأَسْقَعِ وَنَحْنُ نَبْنِي مَسْجِدَنَا فَوَقَفَ عَلَيْنَا، ثُمَّ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يقول: "من بَنَى مَسْجِدًا يُصَلِّي فِيهِ بَنَى اللَّهُ لَهُ فِي الْجَنَّةِ أَفْضَلَ مِنْهُ ٩٤٣/٢ قُلْتُ: رَوَاهُ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ فِي مُسْنَدِهِ: ثَنَا الْهَيْثَمُ، ثَنَا أبو عبد الملك الحسن ابن يَحْيَى الْخُشَنِيُّ … فذكره. وَالطَّبَرَانِيُّ٩٤٤، وَقَالَ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ: ثَنَا بِشْرٌ، ثَنَا سُلَيْمَانُ، ثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: "مَنْ بَنَى بَيْتًا لِيَعْبُدَ اللَّهَ فِيهِ مِنْ حَلَالٍ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ مِنْ دُرٍّ وَيَاقُوتٍ ".قُلْتُ: رَوَاهُ الطَّبَرَانِيُّ فِي الْأَوْسَطِ وَالْبَزَّارُ دُونَ قَوْلِهِ: "مِنْ دُرٍّ وَيَاقُوتٍ ". ٥- بَابٌ فِي تَوْسِيعِ الْمَسْجِدِ وَالزِّيَادَةِ فِيهِ٩٤٥، قَالَ أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ ثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ دِرْهَمٍ الْأَزْدِيُّ، حَدَّثَنِي كَعْبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْأَزْدِيُّ، عَنِ ابْنِ أَبِي قَتَادَةَ الْأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ: "أَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ جمع وَنَحْنُ نَبْنِي الْمَسْجِدَ فَقَالَ: أَوْسِعُوهُ تَمْلَئُوهُ ".
Dedim: Bunu Beyhakî, Sünen'inde Yahyâ b. Ebî Tâlib tarikiyle, Ebû Dâvûd et-Tayâlisî'den rivayet etti… ve zikretti. Sonra aynı hadisi Cerrah b. Minhâl tarikiyle, Muhammed b. Dirhem'den, Ka‘b b. Abdurrahmân el-Ensârî yoluyla babasından, Ebû Katâde'den merfû‘ olarak rivayet etti… ve zikretti. Beyhakî dedi ki: Bu hadisin isnadı ihtilaflıdır.
946/1. İshak b. Râhûye dedi: Bize İsmâil b. Harb haber verdi, bize Hammâd b. Seleme rivayet etti, Alî b. Zeyd b. Cüd‘ân'dan, Yûsuf b. Mihrân'dan, İbn Abbas'tan rivayetle: Abbâs'ın mescide yakın bir evi vardı. Ömer ona: "Bunu bana hibe et veya sat ki mescide katarak genişleteyim" dedi. Abbâs kabul etmedi. Ömer: "Öyleyse benimle senin aranda Resûlullah (s.a.v.)'in ashâbından bir hakem tayin et" dedi. Abbâs da Übey b. Ka‘b'ı hakem yaptı. Übey, Ömer aleyhine hükmetti. Bunun üzerine Ömer: "Sen Muhammed (s.a.v.)'in ashâbı içinde bana karşı en cüretkâr olanısın" dedi. Übey: "Ey Mü'minlerin Emîri! Ben onların sana en nasihatkârı değil miyim?" karşılığını verdi ve ardından şöyle dedi: "Bilmez misin ki Dâvûd, Beytülmakdis'in inşasını emretti ve sahiplerinin izni olmadan evleri (buraya) dâhil etti. İnşaat (sahiplerinin ev sınırına) ulaşınca, adamlar onu engelledi. Dâvûd: 'Ey Rabbim! Ya benden sonraki neslimde (bu inşaat için izin ver)?' dedi."
946/2. Yine İshak b. Râhûye dedi: Bize Abdurrezzâk haber verdi, bize Ma‘mer haber verdi, bize Zeyd b. Eslem bu hadisin benzerini rivayet etti. O rivayette şöyle dedi: Übey b. Ka‘b: "Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: 'Dâvûd'a (inşaat) emredildiğinde…'"
947. Ebû Ya‘lâ el-Mevsılî dedi: Bize Mûsâ b. Muhammed b. Hayyân rivayet etti, bize Salem b. Kuteybe rivayet etti, bize Abdullah b. Ömer (el-Ömerî) rivayet etti, Nâfi‘den, İbn Ömer'den: Ömer dedi ki: "Resûlullah (s.a.v.)'in 'Kıblemize (mescidimize) ilave yapmak istiyorum' dediğini işitmeseydim (bu kadar) ilave yapmazdım." Bu isnad, Abdullah b. Ömer el-Ömerî'nin zayıflığı sebebiyle zayıftır.
948/1. Ebû Ya‘lâ dedi: Bize Ebû Hayseme rivayet etti, bize Abdullah b. Mesleme b. Ka‘neb rivayet etti, bize Abdullah b. Ömer rivayet etti, Nâfi‘den, İbn Ömer'den, Ömer'den: "Resûlullah (s.a.v.)'in 'Kıblemize ilave yapmak istiyoruz' dediğini işitmeseydim (o kadar) ilave yapmazdım." el-Ömerî dedi ki: Bunun üzerine (Ömer) minberden maksure yerine kadar (mescidi) genişletti.
قُلْتُ: رَوَاهُ الْبَيْهَقِيُّ فِي سُنَنِهِ مِنْ طَرِيقِ يَحْيَى بْنِ أَبِي طَالِبٍ، ثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ … فَذَكَرَهُ.ثُمَّ رَوَاهُ مِنْ طَرِيقِ الْجَرَّاحِ بْنِ مِنْهَالٍ، ثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ دِرْهَمٍ، عَنْ كَعْبِ بن عبد الرحمن الْأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ مَرْفُوعًا … فذكره.وَقَالَ: حَدِيثٌ قَدِ اخْتُلِفَ فِي إِسْنَادِهِ.٩٤٦/١ وقال إسحاق بن راهويه: أبنا إِسْمَاعِيلُ بْنُ حَرْبٍ، ثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدِ بْنِ جُدْعَانَ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ مِهْرَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قالت: كَانَتْ لِلْعَبَّاسِ دَارٌ قَرِيبَةٌ مِنَ الْمَسْجِدِ، فَسَأَلَهُ عُمَرُ فَقَالَ: أَعْطِنِيهَا أَوْ بِعْنِيهَا لِأُدْخِلَهَا الْمَسْجِدَ. فَأَبَى، فَقَالَ عُمَرُ: فَاجْعَلْ بَيْنِي وَبَيْنَكَ رَجُلًا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَعَلَ أبيَّ بْنَ كَعْبٍ، فَقَضَى عَلَى عُمَرَ. فَقَالَ عُمَرُ: إِنَّكَ لَمِنْ أَجْرَأِ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم عليَّ. قَالَ: أومن أَنْصَحِهِمْ لَكَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ، ثُمَّ قَالَ: أو ما عَلِمْتَ أَنَّ دَاوُدَ أَمَرَ بِبِنَاءِ بَيْتِ الْمَقْدِسِ فَأُدْخِلَ بُيُوتًا بِغَيْرِ إِذْنِ أَهْلِهَا، فَلَمَّا بَلَغَ البناء حجز الرجال منع بناءه، فَقَالَ: أَيْ رَبِّ، فَفِي عَقِبِي مِنْ بَعْدِي ". ٩٤٦/٢ قال: وأبنا عبد الرزاق، أبنا معمر، ثنا زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ بِهَذَا الْحَدِيثِ نَحْوَهُ، وَقَالَ فِيهِ: فَقَالَ أُبَيُّ بْنُ كَعْبٍ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: "لِمَا أُمِرَ دَاوُدُ … ".٩٤٧، وَقَالَ أَبُو يَعْلَى الْمَوْصِلِيُّ: ثَنَا مُوسَى بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَيَّانَ، ثَنَا سَلَمُ بْنُ قُتَيْبَةَ، ثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: قَالَ عُمَرُ "لَوْلَا أَنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: إِنِّي أُرِيدُ أَنْ أَزِيدَ فِي قِبْلَتِنَا مَا زِدْتُ ".هَذَا إِسْنَادٌ ضَعِيفٌ، لِضَعْفِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ الْعُمَرِيِّ.٩٤٨/١ قَالَ: وَثنا أَبُو خَيْثَمَةَ، ثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، ثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عمر، عَنْ عُمَرَ قَالَ: "لَوْلَا أَنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: إِنَّا نُرِيدُ أَنْ نَزِيدَ فِي قِبْلَتِنَا مَا زِدْتُ. قَالَ الْعُمَرِيُّ: فَزَادَ مَا بَيْنَ الْمِنْبَرِ إِلَى موضع المقصورة".