et-Telhîsü'l-Habîr – Advâi's-Selef Baskısı (İbn Hacer el-Askalânî)
Kısım: Tahrîc ve Etraf
Kitap: et-Temyîz fî Telhîsi Tahrîci Ehâdîsi Şerhi'l-Vecîz – meşhur adıyla et-Telhîsü'l-Habîr
Yazar: Ebü'l-Fadl Ahmed b. Alî b. Muhammed b. Ahmed b. Hacer el-Askalânî (ö. 852 h.)
Muhakkik: Dr. Muhammed es-Sânî b. Ömer b. Mûsâ
Yayınevi: Advâi's-Selef Yayınevi
Baskı: Birinci Baskı, 1428 h. / 2007 m.
Cilt sayısı: 7 (6 cilt ve bir fihrist cildi)
[Kitap numaralandırması basılı nüshayla uyumludur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
التلخيص الحبير - ط أضواء السلف (ابن حجر العسقلاني)القسم: التخريج والأطرافالكتاب: التمييز في تلخيص تخريج أحاديث شرح الوجيز المشهور بـ التلخيص الحبيرالمؤلف: أبو الفضل أحمد بن علي بن محمد بن أحمد بن حجر العسقلاني (ت ٨٥٢هـ)المحقق: الدكتور محمد الثاني بن عمر بن موسىالناشر: دار أضواء السلفالطبعة: الأولى، ١٤٢٨ هـ - ٢٠٠٧ معدد الأجزاء: ٧ (٦ ومجلد للفهارس)[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
İmâm Hâfız İbn Hacer el-Askalânî’nin Kitâbü’t-Temyîz fî Telhîsi Tahrîci Ehâdîsi Şerhi’l-Vecîz adlı eseri (et-Telhîsü’l-Habîr diye meşhurdur) olup Doktor Muhammed es-Sânî b. Ömer b. Mûsâ tarafından incelenmiş ve tahkik edilmiştir. Eserin neşrine, tanzimine ve fihristlerinin hazırlanmasına ihtimam gösteren: Ebû Muhammed Eşref b. Abdülmaksûd. Birinci cilt. Advâu’s-Selef.
كتاب التمييزفي تلخيص تخريج أحاديث شرح الوجيزالمشهور بـ التلخيص الحبيرللإمام الحافظ ابن حجر العسْقَلاني دراسة وتحقيقالدكتور محمد الثاني بن عمر بن موسى اعتنى بإخراجه وتنسيقه وصنع فهارسهأبو محمد أشرف بن عبد المقصود الجزء الأولأضواء السلف
Tahkikli kitabın metni olan “et-Temyîz fî Telhîsi Tahrîci Ehâdîsi Şerhi’l-Vecîz” (el-meşhûr bi’t-Telhîsi’l-Habîr) adlı eserin inceleme ve tahkiki Dr. Muhammed es-Sânî b. Ömer b. Mûsâ tarafından gerçekleştirilmiştir.
نص الكتاب المحقق كتاب التمييزفي تلخيص تخريج أحاديث شرح الوجيزالمشهور بـ التلخيص الحبير دراسة وتحقيقالدكتور محمَّد الثاني بن عمر بن موسى
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (Müellifin önsözü) Rabbim, lütfunla kolaylaştır ve yardım et, ey Kerîm! (1)
Ölüden diriyi çıkaran, diriden ölüyü çıkaran, sînelerin gizlediğini de açığa vurduğunu da bilen Allah'a hamd olsun. Nimetlerine şükür eda ederken geciktirme ve savsaklamadan O'na sığınarak O'na hamdederim. Kendisinden başka ilâh olmayan, ortağı bulunmayan, bizi dalâlet ehlinin burnu sürtülerek doğru yola ileten Allah'tan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim. Ve yine şehâdet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve resûlüdür; O'na ganimeti helâl kılmış, ümmetini hidayetinin gölgesinde en geniş bir gölgeyle gölgelendirmiştir. Allah'ın salâtı onun, âlinin ve her kabile ve kabileden olan ashâbının üzerine olsun.
Bundan sonra, İmam Ebü'l-Kasım er-Râfiî'nin –Allah gayretini mükâfatlandırsın– 'Şerhu'l-Vecîz' adlı eserinin hadislerinin tahricine son dönem âlimlerinden bir zümrenin çalıştığını gördüm. Bunlar arasında Kādî İzzeddin b. Cemâa, İmam Ebû Ümâme İbnü'n-Nakkâş, Allâme Sirâceddin Ömer b. Alî el-Ensârî ve Müftî Bedreddin Muhammed b. Abdullah ez-Zerkeşî bulunmaktadır. Bunların her birinde diğerinde bulunmayan faydalar ve ilâveler vardır. En kapsamlı ifadeli ve en özlü işaretli olanı ise hocamız Sirâceddin'in kitabıdır; ancak o kitabı tekrarlarla uzatmış, bu yüzden yedi cilt tutmuştur. Daha sonra onu hoş bir ciltte özetlediğini gördüm; lakin o özette mutavvelin birçok maksadını ve ikazlarını ihmal etmiştir. Derken (1) asılda [nüshada] bir ziyade olduğunu gördüm; bazı nüshalarda Peygamber (s.a.v.)'e salât da vardır; anlaşılan o ki bu, müstensihlerin tasarrufundan kaynaklanmaktadır.
بسم الله الرحمن الرحيم (مقدمة المصنف)رب يسر وأعن بفضلك يا كريم (١)الحَمْدُ لله مُخْرج الحي من الميت ومخرج الميت من الحَيّ، العلم بما تُخْفِي الصُّدُور وتبديه من كل شي، أحمده على نعمه، وأعوذ به في أداء شكرها من المطل واللي، وأشهد أن لا إله إلا الله وحده لا شريك له الذي هدانا إلى الرُّشد على رغم أنف أهل الغَيّ وأشهد أنَّ محمدًا عبده ورسوله الذي أباح له الفي، وأظل أمته من ظل هديه بأوسع في صلى الله عليه وعلى آله وصحبه من كل قبيلة وحي.أمّا بعد، فقد وَقَفْتُ على تخريج أحاديث "شرح الوجيز" للإمام أبي القاسم الرّافعي شَكَرَ اللهُ سَعْيه، لجماعة من المتأخرين؛ منهم: القاضي عزّ الدّين ابن جماعة، والإمام أبو أمامة ابن النقّاش والعلامة سراج الدّين عمر بن علي الأنصاري، والمفتي بدر الدين محمَّد بن عبد الله الزّركشي، وعند كلّ منهم ما ليس عند الآخر من الفوائد والزَّوَائد، وَأَوْسَعها عبارة وأخلصها إشارة كتاب شيخنا سراج الدّين، إلا أنّه أطاله بالتّكرار فجاء في سبع مجلّدات، ثمّ رأيته لَخَّصه في مجلَّدةٍ لطيفةٍ أخلّ فيها بكثيرٍ من مقاصد المطوّل وتنبيهاته، فرأيت(١) زيادة في الأصل، وفي بعض النّسخ الصّلاة على النبي صلى الله عليه وسلم، وفيما يبدو أنّ ذلك من صنيع النسّاخ.
Eserin, maksatlarının elde edilmesine riayet edilmek sûretiyle, hacminin üçte biri civarında özetlenmesidir. Allah Teâlâ bu hususta lütuf buyurdu. Ardından, kendisiyle birlikte zikredilenlerin tahriclerinden ve Hanefî fıkhına dair İmam Cemâleddin ez-Zeylaî‘nin 'el-Hidâye Hadislerinin Tahrîci' adlı eserinden gelen zâid faydaları da araştırıp takip ettim. Çünkü o eserinde muhaliflerinin delil olarak kullandıklarına dikkat çekmektedir. Bu takip işi tamamlanırsa, onun fukahanın fürûa dair telif ettikleri eserlerinde delil gösterdiklerinin ekserisini kapsayacağını ümit ederim. Bu, gerçekten yüce bir maksattır. Allah Teâlâ, bize öğrettikleriyle faydalandırmasını, faydalı olanı öğretmesini, ilmimizi artırmasını ve bizi ehl-i nârın halinden muhafaza buyurmasını niyaz ederim. Her hâl üzere hamd O’na mahsustur. * * * *
تلخيصه في قدر ثلث حجمه مع الالتزام بنحصيل مقاصده، فمنّ الله بذلك ثمّ تتبعت عليه الفوائد الزوائد من تخاريج المذكورين معه، ومن تخريج "أحاديث الهداية" في فقه الحنفية للإمام جمال الدين الزيلعي؛ لأنه ينبّه فيه على ما يحتجّ به مخالفوه.وأرجو الله إن تمّ هذا التّتبع أن يكون حاويًا لجلِّ ما يَستدل به الفقهاءُ في مصنّفاتهم في الفروع، وهذا مقصِد جليل.والله تعالى المسئُول أن ينفعنا بما علّمنا، ويعلّمنا ما ينفعنا، وأن يزيدنا علمًا وأن يعيذنا من حال أهل النار، وله الحمد على كلّ حال.* * * *
Tahâret Kitabı
(١) كتاب الطهارة
Bu kitabı yeniden neşretmek, metinlerini tahkik ve meselelerini tahrir etmek için çalışmaktadır ki kendisine lâyık bir kılıkta çıksın. Doktor Muhammed es-Sânî'nin çalışması şu şekillerde tezahür etmiştir: * Yazma nüshaları birbiriyle ve kitabın bazı baskılarıyla karşılaştırmak; kendisinin mukaddimesinde izah ettiği üzere bir kısım nüshaları bir araya getirmek kendisine müyesser olmuştur. * Kitapta yer alan hadis ve eserleri müreccihlerine nispet etmek, uzatmamaya ve aşırı detaydan kaçınmaya dikkat ederek, müellifin (Allah'ın rahmeti üzerine olsun) maksadına hizmet edecek ölçüde. * O kapsamlı mukaddime ki, Hafız İbn Hacer'in 'et-Temyîz' adlı eseri ile aslı olan İbnü'l-Mülakkın'ın (Allah ikisine de rahmet etsin) 'el-Bedrü'l-Münîr'i arasında bir mukayese akdi yapan kıymetli bir faslı ihtiva etmektedir. Bu mukayese önemli faydalar barındırmakta olup otuz sayfadan fazla bir hacimde tahkik edilmiştir. * Metin üzerindeki tahkikinden örneklere muttali oldum ve onu mukaddimede zikrettiği uzatmama ve aşırı detaydan kaçınma hususuna bağlı gördüm; ayrıca kitabın faydalarını ve ihtiva ettiği meseleleri beyan hususunda da. Müellifinin isimlendirdiği şekilde kitabın doğru adını ve başlığını ihya etmesi kâfidir. Hafız İbn Hacer'in 'et-Temyîz...' adlı eserinin önemine dikkat çekmeyi de unutmuyorum; zira o, ilim ve bol faydalar ihtiva etmektedir. Hazinelerine muttali olunmaya ve istifade edilmeye lâyıktır. Allah muvaffak kılan ve doğru yola hidayet edendir. Dr. Muhammed b. Mutarr ez-Zehrânî – Medîne-i Münevvere'deki İslâm Üniversitesi Hadis İlimleri Bölümü öğretim üyesi.
يَعمل على إعادة إخراج هذا الكتاب وتحقيق نصوصه وتحرير مسائله، ليخرج في ثوبٍ تليق به.وقد تجلّى عملُ الدّكتور محمَّد الثاني في:* مقابلة النّسخ الخطيّة مع بعضها ومع بعض طبعات الكتاب، وقد تيسّر له جَمْعُ عددٍ من النّسخ كما أوضحه في مقدِّمته.* عزو الأحاديث والآثار الواردة في الكتاب إلى مخرِّجيها مع مراعاة عَدَمِ التطويل وتَرْكِ الإطناب، وذلك بقدر ما يخدم غرض المؤلف رحمه الله.* تلك المقدّمة الضَّافية الّتي تضمّنت فصلاً نفيساً في عَقْدِ موازنة بين كتاب "التمييز" للحافظ ابن حجر، وأصله "البدر المنير" لابن الملقِّن رحمهما الله جميعاً حوت تلك الموازنةُ فوائد مهمَّة، وقد حقّقت في أكثر من ثلاثين صفحة.* وقد اطلعتُ على نماذج من تحقيقه للنّص فوجدته ملتزماً بما ذَكَرَ في المقدّمة من عَدَم التّطويل وتَرْكِ الإطناب، ومن بيان فوائد الكتاب وما تضمّنه من مسائل.ويكفي أنه أحيا الاسم والعنوان الصَّحيح للكتاب كما سَمّاه مصنِّفه رحمه الله.ولا أنسى أن أنبِّه على أهميّة كتاب الحافظ ابن حجر "التّمييز … " لما فيه من العلم والفوائد الغزيرة، فهو حَريٌّ بالاطّلاع والاستفادة من كنوزه.والله الموفِّق والهادي إلى سواء السَّبيل.د. محمّد بن مطر الزّهرانيالأستاذ بقسم علوم الحديث بالجامعة الإِسلامية بالمدينة النبوية
Tâhir Su Bâbı[1] - [1] - Deniz Hadisi: 'Onun suyu temizleyicidir.' Mâlik [1], eş-Şâfiî ondan [2], dört sünen müellifi [3], İbn Huzeyme [4], İbn Hibbân [5], İbn el-Cârûd [6], el-Hâkim [7], ed-Dârekutnî [8] ve el-Beyhakî [9] rivayet etmiştir. Buhârî ise Tirmizî'nin kendisinden naklettiğine göre bu hadisi sahih kabul etmiştir [10]. İbn Abdilberr ise [11] şu itirazda bulunmuştur: Eğer hadis ona göre sahih olsaydı, onu 'Sahih'ine alırdı. [1] el-Muvatta (1/22). [2] İmam eş-Şâfiî Müsnedi (1/7). [3] Sünen-i Nesâî (nr. 59), Sünen-i Ebû Dâvûd (nr. 83), Sünen-i Tirmizî (nr. 69), Sünen-i İbn Mâce (nr. 836, 3246). [4] Sahîh-i İbn Huzeyme (nr. 111). [5] Sahîh-i İbn Hibbân/el-İhsân (nr. 1243). [6] el-Müntekâ (nr. 43). [7] el-Müstedrek (1/140). [8] Sünen-i Dârekutnî (1/36). [9] es-Sünenü'l-Kübrâ (1/3). [10] el-İlelü'l-Kebîr (1/41), ibaresi: 'Bu hadis sahihtir.' [11] et-Temhîd (16/218), ibaresi: 'Buhârî hakkında ne söyleyeceğimi bilemiyorum! Eğer bu hadis ona göre sahih olsaydı, onu kendi sahih kabul ettiği eserine alırdı, oysa öyle yapmadı. Çünkü o sahih rivayetlerde yalnızca isnada güvenmektedir. Bu hadisin isnadı ise hadis ehli tarafından delil olarak kullanılacak gibi değildir. Bana göre bu hadis sahihtir; zira âlimler onu kabulle karşılamış ve ona göre amel etmişlerdir ve hiçbir fakih onun hükmüne muhalefet etmemiştir.'
باب الماء الطاهر١ - [١]- حديث البحر: "هُو الطّهور ماؤه".مالك (١) والشافعي عنه (٢)، والأربعة (٣) وابن خزيمة (٤) وابن حبان (٥) وابن الجارود (٦) والحاكم (٧) والدّارَقطني (٨) والبيهقيُّ (٩)، وصَححَه البخاري فيما حكاه عنه الترمذي (١٠).وتعقّبه ابن عبد البر (١١) بأنه لو كان صحيحًا عنده لأخرجه في "صحيحه".(١) الموطأ (١/ ٢٢).(٢) مسند الإِمام الشَّافعي (١/ ٧).(٣) سنن النسائي (رقم ٥٩)، سنن أبي داود (رقم ٨٣)، سنن الترمذي (رقم ٦٩)، سنن ابن ماجه (رقم ٨٣٦، ٣٢٤٦).(٤) صحيحٌ ابن خزيمة (رقم ١١١).(٥) صحيحٌ ابن حبان/ الإحسان (رقم ١٢٤٣).(٦) المنتقى (رقم ٤٣).(٧) المستدرك ١/ ١٤٠.(٨) سنن الدَّارَقطني (١/ ٣٦).(٩) السنن الكبرى (١/ ٣).(١٠) العلل الكبير (١/ ٤١)، وعبارته: "هو حديث صَحيحٌ".(١١) التمهيد (١٦/ ٢١٨)، وعبارته: "لا أدري ما هذا من البخاري رحمه الله! ولو كان عنده صحيحا لأخرجه في مصنفه الصحيح عنده، ولم يفعل؛ لأنه لا يعول في الصّحيح إلا على الإِسناد، وهذا الحديث لا يحتج أهل الحديث بمثل إسناده، وهو عندي صحيحٌ؛ لأنّ العلماء تلقوه بالقَبول له والعَمَل به، ولا يخالف في جملته أحدٌ من الفقهاء".
Bu ise reddedilmiştir; çünkü istîâba riayet etmemiştir (1). Ardından İbn Abdülberr, buna rağmen, âlimlerin onu kabulle karşılaması sebebiyle sahih olduğuna hükmetmiş; böylece onu isnad açısından reddetmiş, mânâ açısından ise kabul etmiştir. O, derecesi buna ulaşmayan ve yaklaşmayan birçok hadisin sahih olduğuna hükmetmiştir. İbn Mende ise onun sahih olduğunu tercih etmiş, yine İbnü'l-Münzir ve Ebû Muhammed el-Begavî de sahih kabul etmiştir (2). Senedi, Safvân b. Süleym vasıtasıyla Saîd b. Seleme'den, o da Muğîre b. Ebî Berde'den, o da Ebû Hureyre'den (r.a.) rivayet etmiştir ki, Ebû Hureyre şöyle demiştir: Bir adam Resûlullah'a (s.a.v.) gelerek dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü, biz denize açılıyoruz ve beraberimizde az miktarda su taşıyoruz. Onunla abdest alırsak susuz kalırız. Deniz suyuyla abdest alabilir miyiz?" Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Onun suyu tahûrdur, ölüsü helâldir." Bunu ondan Mâlik ve Ebû Üveys rivayet etmiştir (3). Şâfiî (r.a.) şöyle demiştir: "Bu hadisin senedinde tanımadığım bir kimse vardır" (4).
(1) Bunu İbn Dakîkül'îd, el-İlmâm'da söylemiştir (s. 4, nr. 1).
(2) Şerhu's-Sünne (nr. 281).
(3) O, Abdullah b. Abdullah b. Üveys'tir. Doğru sözlüdür (sadûk), vehmleri vardır. Rivayeti, Müsnedü'l-İmâm Ahmed'de (nr. 9099) şöyledir: Ebû Üveys, Safvân b. Süleym –ki Humeyd b. Abdurrahmân b. Avf'ın mevlâsıdır–'den, o da Saîd b. Seleme b. el-Ezrak el-Mahzûmî'den, o da Ebû Berde b. Abdullah –ki o, Abdüddâr b. Kusay oğullarındandır–'den, o da Ebû Hureyre'den (r.a.) rivayet etmiştir. Ebû Üveys'in "Ebû Berde'den" demesi, İmâm Mâlik'in "Muğîre b. Ebî Berde'den" demesine muhalif değildir. Zira Mâlik onu ismen zikretmiş ve dedesine nispet etmiş; Ebû Üveys ise künyesiyle zikretmiştir. Hâfız İbn Hacer, "İthâfü'l-mehera" (15/612)'de Ahmed'in bu rivayetini naklettikten sonra şunları söylemiştir: "Ebû Berde, Muğîre b. Ebî Berde'dir. O, Ebû Berde el-Muğîre b. Abdullah b. Ebî Berde'dir. Mâlik'in rivayetinde dedesine nispet edilmiş, Ebû Üveys'in rivayetinde ise babasına nispet edilmiş ve künyelenmiştir."
(4) Ma'rifetü's-sünen ve'l-âsâr (1/132).
وهذا مردود؛ لأنه لم يلتزم الاستيعاب (١). ثمّ حكم ابن عبد البر مع ذلك بصحّته لتلقّي العلماء له بالقبول، فردّه من حيث الإِسناد، وقَبِلَه من حيث المعنى، وقد حكم بصحّة جملةٍ من الأحاديث لا تبلغ درجة هذا ولا تقاربه.ورجّح ابن منده صحّته، وصَحَّحَه أيضًا ابن المنذر، وأبو محمّد البغوي (٢)، ومداره على صفوان بن سليم، عن سعيد بن سلمة، عن المغيرة بن أبي بردة، عن أبي هريرة قال: جاء رجل إلى رسول الله -صلي الله عليه وسلم - فقال: يا رسول الله- صلى الله عليه وسلم، إنا نركب البحر ونحمل معنا القليل من الماء، فإن توضأنا به عطشنا، أفنتوضأ بماء البحر؟ فقال رسول الله- صلى الله عليه وسلم: "هو الطّهُورُ ماؤُه، الحِلُّ مَيتَتُه".رواه عنه مالك وأبو أويس (٣)، قال الشّافعي (٤): في إسناد هذا الحديث من لا أعرفه.(١) قاله ابن دقيق العيد في الإلمام (ص ٤/ رقم ١).(٢) شرح السُّنة (رقم ٢٨١).(٣) هو: عبد الله بن عبد الله بن أويس، وهو صدوق له أوهام، روايته في مسند الإِمام أحمد (رقم ٩٠٩٩) قال: أبو أويس، حدثنا صفوان بن سليم مولى حميد بن عبد الرّحمن بن عوف عن سعيد بن سلمة بن الأزرق المخزومي، عن أبي بردة بن عبد الله أحد بني عبد الدّار بن قصي، عن أبي هريرة. به.وليس في قوله: "عن أبي بردة" مخالفة للإمام مالك إذ قال: "عن المغيرة بن أبي بردة"، فمالك سماه ونسبه إلى جده، وأبو أويس كناه، قال الحافظ ابن حجر في "إتحاف المهرة" (١٥/ ٦١٢). بعد نقله رواية أحمد هذه-: "وأبو بردة هو المغيرة بن أبي بردة، وهو أبو بردة المغيرة بن عبد الله بن أبي بردة، نسب في رواية مالك إلى جده، وسمي ونسب في رواية أبي أويس إلى أبيه، وكني".(٤) معرفة السنن والآثار (١/ ١٣٢).
Beyhakî (1) şöyle demiştir: Saîd b. Seleme'yi veya Mugīre'yi veya [ikisini birden] kastetmiş olabilir (2). Ben derim ki: Saîd, bunu yalnız başına Mugīre'den rivayet etmemiştir; zira onu Yahyâ b. Saîd el-Ensārī kendisinden rivayet etmiştir. Ancak bu rivayet üzerinde ihtilaf edilmiştir ve karışıklık ondan kaynaklanmaktadır. Şöyle ki: İbn Uyeyne, Yahyâ b. Saîd'den, o da Mağrib'ten bir adamdan –ki kendisine Mugīre b. Abdillah b. Ebî Berze denir– rivayet etmiştir: Benî Müdlic'ten bir grup insan Resûlullah (s.a.v.)'e geldi... diye zikretmiştir. Bir rivayete göre, ondan (Yahyâ'dan), Mugīre'den, Benî Müdlic'li bir adamdan. Bir rivayete göre, Yahyâ'dan, Mugīre'den, babasından (3). Bir rivayete göre, Yahyâ'dan, Mugīre b. Abdillah'tan veya Abdullah b. Mugīre'den. Bir rivayete göre, Yahyâ'dan, Abdullah b. Mugīre'den, babasından, Benî Müdlic'li bir adamdan –ki adı Abdullah'tır– merfû olarak. Bir rivayete göre, Yahyâ'dan, Abdullah b. Mugīre'den, Ebû Berze'den merfû olarak. Bir rivayete göre, Mugīre'den, el-Müdlicî Abdullah'tan. Bunları Dârekutnî zikretmiş ve şöyle demiştir: Doğruya en yakın olan Mâlik ve ona tâbi olanların görüşüdür (4). İbn Hibbân şöyle demiştir: Kim bu rivayette 'Mugīre'den babasından' derse vehmetmiştir; doğrusu Mugīre'den, Ebû Hureyre'dendir. Mugīre'nin durumuna gelince: Âcurrî, Ebû Dâvûd'dan rivayet etmiştir ki o şöyle demiştir: Mugīre b. (1) Ma‘rifetü's-Sünen ve'l-Âsâr (1/132). (2) "el-Asıl" ve "b" nüshalarında: (كلاهما) şeklindedir; doğrusu "m", "c" ve "d" nüshalarında tespit edildiği üzeredir. (3) [kāf/3]. (4) Bkz. Kitâbü'l-ʿİlel (9/12).
قال البيهقي (١): يحتمل أن يريد سعيد بن سلمة أو المغيرة أو [كليهما] (٢).قلت: لم ينفرد به سعيد عن المغيرة؛ فقد رواه عنه يحيى بن سعيد الأنصاري إلا أنّه اختلف عليه فيه، والاضطراب منه، فرواه ابن عيينة، عن يحيى بن سعيد، عن رجل من أهل المغرب يقال له: المغيرة بن عبد الله بن أبي بردة:أن ناسا من بني مدلج أتوا رسول الله- صلى الله عليه وسلم فذكره.وقيل: عنه، عن المغيرة، عن رجل من بني مدلج.وقيل: عن يحيى، عن المغيرة، عن أبيه (٣) /.وقيل: عن يحيى، عن المغيرة بن عبد الله، أو عبد الله بن المغيرة.وقيل عن يحيي، عن عبد الله بن المغيرة، عن أبيه، عن رجل من بني مدلج، اسمه عبد الله مرفوعًا.وقيل: عن يحيى، عن عبد الله بن المغيرة، عن أبي بردة مرفوعًا.وقيل: عن المغيرة عن عبد الله المدلجي. ذكرها الدّارَقطني وقال: أشبهها بالصواب قول مالك ومن تابعه (٤).وقال ابن حبان: من قال فيه: عن المغيرة، عن أبيه، فقد وهم، والصّواب عن المغيرة، عن أبي هريرة.وأمّا حال المغيرة؛ فقد روى الآجرّي، عن أبي داود أنّه قال: المغيرة بن(١) معرفة السنن والآثار (١/ ١٣٢).(٢) في "الأصل" و"ب": (كلاهما)، والمثبت من "م" و"ج" و"د"، وهو الصّواب.(٣) [ق/٣].(٤) انظر: كتاب العلل (٩/ ١٢).
Ebû Bürde ma‘rûftur. İbn Abdilberr [1] şöyle demiştir: "Onun ismini 'Mûsâ b. Nusayr'ın Meğâzî'si'nde buldum." İbn Abdilhakem [2] de şöyle demiştir: "Yezîd b. Ebî Müslim'in öldürülmesinin ardından [kendisini emir tayin etmeleri hususunda] İfrîkıyye halkı onun üzerinde ittifak etti; fakat o bunu kabul etmedi." Söz burada sona ermektedir. Nesâî [4] de onu tevsîk etmiştir. Böylece onun meçhul ve tanınmaz biri olduğunu iddia edenin yanıldığı anlaşılmaktadır.
Saîd b. Seleme'ye gelince; hadisi Safvân b. Süleym'den rivayetinde ona şu kimse mutâbaat etmiştir: el-Cellâh Ebû Kesîr. Bunu ondan Leys b. Sa'd, Amr b. el-Hâris ve başkaları rivayet etmiş; Leys kanalıyla da Ahmed [5], Hâkim [6] ve Beyhakî [7] ondan rivayet etmiş olup sibakı daha tamdır. [Leys] şöyle demiştir: "Biz..."
[1] et-Temhîd (16/218).
[2] Tehzîbü't-Tehzîb (10/229)'de onun Fütûhu Mısır adlı kitabından nakledilen ifadesi: "Yezîd b. Ebî Müslim, İfrîkıyye'de öldürülünce —h. 102 senesi— halk toplandı ve Yezîd b. Abdülmelik'in emiri gelinceye kadar işlerini üstlenecek bir adam aradılar; Benî Abdüddâr'dan el-Muğîre b. Ebî Bürde'ye razı oldular, o ise kabul etmedi."
[3] "Asıl" nüshasının kenarında bu ibarenin bazı nüshalarda yer aldığına işaret edilmiştir; yukarıda nakledildiği üzere bu, İbn Abdilhakem'in sözünün muktezasındandır.
[4] Tehzîbü'l-Kemâl (10/480)'e bakınız; İbn Hibbân da onu es-Sikât (5/418)'ta zikretmiştir.
[5] Müsnedü'l-İmâm Ahmed (no: 8912); senedi: (Bize Kuteybe rivayet etti, dedi ki: Bize Leys, el-Cellâh Ebû Kesîr'den, o da el-Muğîre b. Ebî Bürde'den rivayet etti.)
[6] el-Müstedrek (1/141); Yahyâ b. Bükeyr, Leys b. Sa'd'dan, o Yezîd b. Ebî Habîb'den, o el-Cellâh Ebû Kesîr'den, o Seleme b. Kesîr el-Mahzûmî'den rivayet etmiştir.
[7] es-Sünenü'l-Kübrâ (1/3); Hâkim kanalıyla. Müellifin ifadesinin vehmettirdiği gibi onların rivayeti Leys'in hadisi doğrudan el-Cellâh'tan rivayet etmesi şeklinde değildir; bilakis bu durum yalnızca İmâm Ahmed'de olup ayrıca onun rivayetinde (el-Cellâh ile el-Muğîre arasında) Saîd b. Seleme el-Mahzûmî zikredilmemiştir. Yahyâ b. Bükeyr'in bu hadisi Leys'ten rivayetinde, onunla el-Cellâh arasında vâsıtayı zikretmesi ise...
أبي بردة معروف. وقال ابن عبد البر (١): وجدت اسمه في "مغازي موسى ابن نصير".وقال ابن عبد الحكم (٢): اجتمع عليه أهل إفريقية [أن يؤمروه] (٣) بعد قتل يزيد ابن أبي مسلم فأبى. انتهى. ووثقه النسائي (٤)، فعلم بهذا غلط من زعم أنّه مجهول لا يعرف.وأمّا سعيد بن سلمة؛ فقد تابع صفوان بن سليم على روايته له عنه: الجلاحُ أبو كثير رواه عنه اللّيث بن سعد وعمرو بن الحارث وغيرهما، ومن طريق اللّيث رواه أحمد (٥) والحاكم (٦) والبيهقيُّ (٧) عنه وسياقه أتم، قال: كنا عند(١) التمهيد (١٦/ ٢١٨).(٢) نصّ كلامه في تهذيب التهذيب (١٠/ ٢٢٩) منقولًا من كتابه فتوح مصر: "لَمّا قُتل يزيد ابن أبي مسلم بأفريقية يعني: سنة اثنتين ومائة اجتمع النَّاس فنظروا في رجلٍ يقوم بأمرهم إلى أن يأتيَ أميرُ يزيدَ بن عبد الملك، فرضوا بالمغيرة بن أبي بردة أحدِ بني عبد الدّار فلم يَقبل".(٣) أُشير في هامش "الأصل" إلى أن هذه العبارة واقعةٌ في بعض النّسخ، وهي من مقتضيات كلام ابن عبد الحكم كَما مرّ نقلُه.(٤) انظر: تهذيب الكمال (١٠/ ٤٨٠)، وذكره ابن حبان في الثقات (٥/ ٤١٨).(٥) مسند الإِمام أحمد (رقم ٨٩١٢)، وإسناده: (حدثنا قتيبة، قال: حدثنا ليث، عن الجلاح أبي كثير، عن المغيرة بن أبي بردة، به).(٦) المستدرك (١/ ١٤١) يحيى بن بكير، عن الليث بن سعد، عن يزيد بن أبي حبيب، عن الجلاح أبي كثير، عن سلمة بن كثير المخزومي، به.(٧) السنن الكبرى (١/ ٣) من طريق الحاكم به. فروايتهما -ليس كما أوهم كلام المصنِّف- أن ليثًا يرويه عن الجلاح مباشرة، بل إنما ذلك عند الإِمام أحمد فقط، وأيضًا لم يذكر عنده (سعيد ابن سلمة المخزومي) بين الجلاح والمغيرة.تابع يحيى بن بكير في رواية هذا الحديث عن الليث بذكر الواسطة بينه وبين الجلاح =
Bir gün Resûlullah (s.a.v.)'e bir balıkçı gelip şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resûlü! Biz denize açılır, avlanmak isteriz. İçimizden biri yanına bir matara alır ve avı yakından yakalayacağını ümit eder. Bazen onu öyle bulur, bazen de avı bulamaz; nihayet denizde ulaşmayı hiç beklemediği bir yere varır. Derken ihtilam olur veya abdest bozar. Bu su ile gusledecek veya abdest alacak olursa, içimizden birinin susuzluktan helâk olmasından korkarız. Bu durumdan endişe ettiğimizde deniz suyu ile gusletmemiz veya abdest almamız hakkında ne buyurursunuz?' Rivayete göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Ondan gusledin ve onunla abdest alın; zira onun suyu temizleyicidir, ölüsü helâldir.'" Derim ki: Bu hadisi Mâlik'ten -kıssayı kısaltarak- Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, "Mushannef"inde (1/131) Hammâd b. Hâlid yoluyla Mâlik'ten, onun senediyle Ebû Hureyre'den rivayet etmiştir: Resûlullah (s.a.v.) deniz hakkında şöyle buyurdu: 'Onun suyu temizleyicidir, ölüsü helâldir.' Bu rivayet, eser sahibinin (Mâlik'in) sibakına daha uygundur.
Bâb ile ilgili olarak:
[2]- Câbir b. Abdillah'tan rivayet edildiğine göre: Nebiyy-i Zîşân (s.a.v.)'e deniz suyu hakkında soruldu ve şöyle buyurdu: 'Onun suyu temizleyicidir, ölüsü helâldir.' Bunu Ahmed (el-Müsned, nr. 15012), İbn Mâce (es-Sünen, nr. 388), İbn Hibbân (el-İhsân, nr. 1244), Dârekutnî (es-Sünen, 1/34) ve Hâkim (el-Müstedrek, 1/143) rivayet etmiştir. Bunların hepsi Abdullah b. Sâlih, el-Leys'in kâtibi kanalıyla el-Leys'ten, İbn Bükeyr rivayeti gibi rivayet etmişlerdir. Bu rivayet Buhârî tarafından "et-Târîhu'l-Kebîr"de (3/478) tahric edilmiştir.
(1) İbn Ebî Şeybe, el-Mushannef, 1/131.
(2) Ahmed b. Hanbel, el-Müsned (thk. Şuayb el-Arnavut), Müessesetü'r-Risâle, nr. 15012.
(3) İbn Mâce, es-Sünen, nr. 388.
(4) İbn Hibbân, el-İhsân, nr. 1244.
(5) Dârekutnî, es-Sünen, 1/34.
(6) Hâkim, el-Müstedrek, 1/143.
رسول الله- صلى الله عليه وسلم يوما فجاءه صياد فقال: يا رسول الله إنا ننطلق في البحر نريد الصيد، فيحمل أحدنا معه الإداوة، وهو يرجو أن يأخذ الصيد قريبا فربما وجده كذلك، وربما لم يجد الصّيد، حتى يبلغ من البحر مكانا لم يظن أن يبلغه فلعله يحتلم أو يتوضأ، فإن اغتسل أوتوضأ بهذا الماء فلعل أحدنا يهلكه العطش، فهل ترى في ماء البحر أن نغتسل به أو نتوضأ به إذا خفنا ذلك؟ فزعم أن رسول الله -صلي الله عليه وسلم - قال: "اغْتَسِلوا منه، وتوضَّؤوا بِه؛ فإنّه الطَّهُورُ ماؤُه، الْحِلُّ مَيْتَتُه".قلت: ورواه عن مالك مختصرًا للقصّة أبو بكر بن أبي شيبة في "مصنفه" (١)عن حمّاد بن خالد، عن مالك بسنده عن أبي هريرة قال: قال رسول الله -صلي الله عليه وسلم -البحر: "هو الطّهُور ماؤه، الحلّ مَيْتَتُه".وهذا أشبه بسياق صاحب الكتاب.وفي الباب:[٢]- عن جابر بن عبد الله: أن النبي صلى الله عليه وسلم سئل عن ماء البحر؟ فقال: "هو الطّهور مَاؤُه الحلّ مَيْتتُه".رواه أحمد (٢) وابن ماجه (٣) وابن حبان (٤) والدّارَقطنىّ (٥) والحاكم (٦) من= عبدُ الله بن صالح كاتب الليث، فرواه عن الليث، كرواية ابن بكير، أخرجه البخاري في "التاريخ الكبير" (٣/ ٤٧٨).(١) مصنف ابن أبي شيبة (١/ ١٣١).(٢) المسند (طس. مؤسسة الرسالة، رقم ١٥٠١٢).(٣) السنن (رقم ٣٨٨).(٤) "الإحسان رقم (١٢٤٤).(٥) السنن (١/ ٣٤).(٦) المستدرك (١/ ١٤٣).
Ubeydullah b. Maksem tarikiyle ondan [rivayet edilmiştir]. Ebû Alî b. es-Seken dedi ki: Câbir hadisi bu bapta rivayet edilenlerin en sağlamıdır. Taberânî el-Mu'cemü'l-Kebîr'de (1), Dârekutnî (2) ve Hâkim (3) onu Muâfâ b. İmrân hadisinden, İbn Cüreyc vasıtasıyla Ebü'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den rivayet etmişlerdir. İsnadı hasendir; onda tedlisten korkulan durum dışında bir kusur yoktur (4).
[3] - Dârekutnî (5) ve Hâkim (6) onu Mûsâ b. Seleme hadisinden, İbn Abbâs'tan rivayet etmişlerdir. Dedi ki: Resûlullah (s.a.v.)'e deniz suyu hakkında soruldu da şöyle buyurdu: "Deniz suyu tahurdur." Râvileri sikadır, ancak Dârekutnî onun mevkuf olduğunu sahihlemiştir (7).
[4] - İbn Mâce (8) onu Yahyâ b. Bükeyr hadisinden, Leys'ten, Cafer b. Rabîa'dan [Bekir b. Sevâde] (9) yoluyla, Müslim b. Mahşî'den (10), İbn el-Firâsî'den rivayet etmiştir. Dedi ki:
(1) el-Mu'cemü'l-Kebîr (no. 1759).
(2) es-Sünen (1/34) ve ayrıca Mübârek b. Fedâle yoluyla.
(3) el-Müstedrek (1/143).
(4) Yani Ebü'z-Zübeyr'in -ki o Muhammed b. Müslim b. Tedrüs el-Mekkî'dir- tedlisidir; zira bütün kaynaklarda semâını açıkça belirtmemiştir. İbn Cüreyc'e gelince, o da müdellis olmakla birlikte burada semâını zikretmemiştir; ancak ona Mübârek b. Fedâle mutâbaat etmiştir. Onda bir zaaf ve tedlis bulunmakla birlikte Dârekutnî'de olduğu gibi. el-Bedrü'l-Münîr'e bakınız (1/363).
(5) es-Sünen (1/35).
(6) el-Müstedrek (1/143) ve onu Müslim'in şartı üzere sahihlemiş, Zehebî de ona muvafakat etmiştir.
(7) es-Sünen'de dedi ki: "Böyle söyledi! Doğrusu mevkuf olmasıdır."
(8) es-Sünen (no. 387).
(9) Köşeli parantez içindeki kısım yazma nüshalarda düşmüştür; Sünen-i İbn Mâce'den istidrak edilmiştir.
(10) O Ebû Muâviye el-Müdelcî'dir; İbn Ebî Hâtim el-Cerh ve't-Ta'dîl'de (8/195) ve Buhârî
طريق عُبيد الله بن مقسم عنه.قال أبو علي بن السكن: حديث جابر أصحّ ما روي في هذا الباب.ورواه الطّبراني في "الكبير" (١) والدّارَقطنيّ (٢) والحاكم (٣) من حديث المعافى بن عمران، عن ابن جُريج، عن أبي الزُّبير، عن جابر. وإسناده حسن ليس فيه إلا ما يخشى من التّدليس (٤).[٣]- ورواه الدّارَقطني (٥) والحاكم (٦) من حديث موسى بن سلمة، عن ابن عباس، قال: سئل رسول الله -صلي الله عليه وسلم - عن ماء البحر؟ فقال: "مَاءُ الْبَحْرِ طَهُور".ورواته ثقات لكن صحَّحَ الدّارَقطني وقفه (٧).[٤]- ورواه ابن ماجه (٨) من حديث يحيى بن بكير عن الليث عن جعفر بن ربيعة [عن بكر بن سوادة] (٩)، عن مسلم بن مخشى (١٠)، عن ابن الفِرَاسي قال:(١) المعجم الكبير (رقم ١٧٥٩).(٢) السنن (١/ ٣٤)، ومن طريق مبارك بن فضالة أيضًا.(٣) المستدرك (١/ ١٤٣).(٤) يعني تدليس أبي الزُّبير وهو محمّد بن تدرس المكي، فلم يصرح بالسماع في جميع المصادر وأمّا ابن جُريج، فهو وإن كان مدلّسا لم يصرح هنا بالسّماع، إلا أنّه تابعه مبارك بن فضالة.على لينٍ فيه وتدليس. كما هو عند الدّارَقطني. وانظر البدر المنير (١/ ٣٦٣).(٥) السنن (١/ ٣٥).(٦) المستدرك (١/ ١٤٣)، وصَحّحَه على شرط مسلم، ووافقه الذهبي.(٧) قال في السنن: " كذا قال! والصواب موقوف".(٨) السنن (رقم ٣٨٧).(٩) ما بين المعقوفتين ساقط من النّسخ الخطيّة، واستدراكه من "سنن ابن ماجه".(١٠) هو أبو معاوية المدلجي، ذكره ابن أبي حاتم في الجرج والتعديل (٨/ ١٩٥)، والبخاري =
Avlanıyordum. İçine su koyduğum bir kırbam vardı. Deniz suyu ile abdest aldım. Bunu Resûlullah (s.a.v.)'e arz edince, O şöyle buyurdu: "Onun suyu temizdir, ölüsü helâldir." Tirmizî (1) dedi ki: "Muhammed b. İsmâil el-Buhârî'ye bunu sordum, o da: 'Bu mürseldir; İbnü'l-Firâsî, Peygamber (s.a.v.)'e yetişmemiştir. Firâsî'nin ise sahâbî olduğu sabittir' dedi. (2) Ben derim ki: Buna göre rivâyetten 'babası' lafzının düştüğü veya 'bin' kelimesinin ziyade olduğu anlaşılmaktadır. Zira Buhârî, Müslim b. Mahşî'nin el-Firâsî'nin kendisine yetişmediğini, bilakis onun oğlundan rivâyet ettiğini ve oğlunun da sahâbî olmadığını zikretmiştir. Beyhakî (3), İbn Mâce'nin şeyhinin şeyhi Yahya b. Bükeyr kanalıyla Leys'ten, Ca'fer b. Rabîa'dan, Müslim b. Mahşî'nin kendisine tahdis ettiğine göre el-Firâsî'nin "Avlanıyordum..." dediğini rivâyet etmiştir. İşte bu metin daha düzgündür (mücevved), ancak Buhârî'nin görüşüne göre mürseldir (4). [5]- Dârekutnî (5) ve Hâkim (6), Amr b. Şu'ayb hadisinden / (7) 'et-Târîhu'l-Kebîr'de (7/272) rivâyet etmişler, burada cerh veya ta'dîl zikretmemişlerdir. İbn Hibbân ise onu es-Sikât'ta (5/398) zikretmiştir. Zehebî, el-Mîzân'da (4/ t. 8507) şöyle demiştir: "Ondan sadece Bekr b. Sevâde rivâyet etmiştir." İbn Hacer de: "Makbûldür" demiştir.
(1) Bkz: el-İlelü'l-Kebîr (s. 41, thk. es-Sâmerrâî). (2) Ayrıca İbnü'l-Kattân da munkatı‘ olduğuna hükmetmiştir. Bkz: Beyânü'l-Vehmi ve'l-Îhâm (2/440-442). (3) es-Sünenü'l-Kübrâ (4/197). (4) Yani munkatı‘dır; zira Müslim b. Mahşî, el-Firâsî'ye yetişmemiştir; nitekim Buhârî (r.h.)'den nakledildiği üzere. (5) es-Sünen (1/35). (6) el-Müstedrek (1/143). (7) [ق/4].
كنت أصيد، وكانت لي قربة أجعل فيها ماء، وإني توضأت بماء البحر، فذكرت ذلك لرسول الله -صلي الله عليه وسلم - فقال: "هُو الطّهُور ماؤُه، الحلُّ مَيتتُه".قال الترمذي (١): سألت محمدًا عنه، فقال: هذا مرسل؛ لم يدرك ابن الفراسي النبي صلى الله عليه وسلم، والفراسي له صحبة (٢).قلت: فعلى هذا كأنه سقط من الرِّواية: عن "أبيه"، أو أن قوله: "بن" زيادة، فقد ذكر البخاري أن مسلم بن مخشى لم يدرك الفراسي نفسه، وإنما يروي عن ابنه، وأن الابن ليست له صحبة، وقد رواه البيهقي (٣) من طريق شيخ شيخ ابن ماجه يحيى بن بكير عن الليث عن جعفر بن ربيعة عن مسلم بن مخشي أنّه حدَّثه: أن الفراسي قال: كنت أصيد. . . .فهذا السياق مجوَّد، وهو على رأي البخاريّ مرسل (٤).[٥]- وروى الدّارَقطني (٥) والحاكم (٦) من/ (٧) حديث عمرو بن شُعيب عن= في "التاريخ الكبير" (٧/ ٢٧٢)، ولم يذكرا فيه جرحًا ولا تعديلا، وذكره ابن حبان في الثقات (٥/ ٣٩٨). قال الذهبي في الميزان (٤/ ت ٨٥٠٧): "ما حدث عنه غير بكر بن سوادة". وقال ابن حجر: مقبول.(١) انظر: العلل الكبير (ص ٤١ طس. السامرائي).(٢) وحكم أيضًا بانقطاعه ابن القطّان. انظر: بيان الوهم والإيهام (٢/ ٤٤٠ - ٤٤٢).(٣) السنن الكبرى (٤/ ١٩٧).(٤) يعني: أنَّه منقطع؛ لأن مسلم بن مخشي لم يدرك الفراسي كما سبق ذكره عن البخاري رحمه الله.(٥) السنن ١/ ٣٥.(٦) المستدرك (١/ ١٤٣).(٧) [ق/٤].
Babasından, dedesinden rivayetle: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Denizin meytesi helâl, suyu ise tahûrdur." Bu rivayet, Müsennâ tarafından Amr’dan gelmektedir. Müsennâ (1) (O, Müsennâ b. es-Sabbâh el-Yemânî, sonra el-Mekkî’dir. Zayıftır, sonradan ihtilata uğramıştır. Tercümesi için bkz: Ukaylî’nin ed-Duafâ’sı (4/246), Zehebî’nin Tehzîbü’l-Kemâl’i (27/203).) zayıftır. Hâkim’in rivayetinde ise "Müsennâ" yerine "Evzâî" geçmişse de bu mahfûz değildir.
[6]- Bunu Dârekutnî (2) (es-Sünen 1/34) ve Hâkim (3) (el-Müstedrek 1/142, 143), Ali b. Ebî Tâlib (r.a.) hadisi olarak Ehl-i Beyt tarikinden rivayet etmişlerdir (4) (Her iki muhaddis de bunu Ahmed b. Muhammed b. Saîd tarikinden, (o da) Ahmed b. Hüseyin b. Abdülmelik, (o da) Muâz b. Mûsâ, (o da) Muhammed b. Hüseyin, (o da) babasından, (o da) babasından, (o da) dedesinden, (o da) Ali (r.a.)'den olmak üzere tahric etmişlerdir. Hâkim’in Müstedrek matbuunda senedinde sukut ve tashif vardır; bunu İbn Hacer’in İthâfü’l-Mehre’sinden (11/343) düzelttim.). Ancak senedinde tanınmayan (meçhul) bir râvî bulunmaktadır.
[7]- Dârekutnî (5) (es-Sünen 4/267. Senedi çok zayıftır; illeti İbrahim b. Yezîd el-Hûzî’dir ki metrûkü’l-hadistir.), Amr b. Dînâr yoluyla Abdurrahman b. Ebî Hüreyre’den (6) (İbn Hibbân onu es-Sikât’ta (5/82) zikretmiş, "Babasından rivayet eder; Hicazlılar ondan rivayet eder" demiştir.) rivayet etmiştir ki o, İbn Ömer’e: "Suyun üzerinde yüzen (balığı) yiyebilir miyim?" diye sormuş, İbn Ömer: "Onun yüzen kısmı meytedir (murdardır)" (7) (M nüshasında (ميتته) şeklindedir; asıldan tespit ettiğimiz ise Dârekutnî’nin Sünen’indekine uygun olarak (ميتته) şeklindedir.) demiştir. Nebî (s.a.v.) ise: "Şüphesiz onun suyu tahûr, meytesi ise helâldir" buyurmuştur.
أبيه عن جده: أن رسول الله -صلي الله عليه وسلم - قال: "مَيْتةُ الْبحْرِ حلالٌ وماؤُه طَهُور".وهو من طريق المثنى، عن عمرو. والمثنى (١) ضعيف. ووقع في رواية الحاكم: "الأوزاعي" بدل "المثنى" وهو غير محفوظ.[٦]- ورواه الدّارَقطني (٢) والحاكم (٣) من حديث علي بن أبي طالب، من طريق أهل البيت (٤).وفي إسناده من لا يعرف.[٧]- وروى الدّارَقطني (٥) من طريق عمرو بن دينار، عن عبد الرحمن بن أبي هريرة (٦)، أنّه سأل ابن عمر: آكل ما طفا على الماء؟ قال: إنّ طافيه ميتة (٧).وقال النبي صلى الله عليه وسلم: "إنّ مَاءَهُ طَهُورٌ، وميتته حلُّ".(١) هو المثنى بن الصباح اليماني ثمّ المكي، ضعيف، اختلط بأخرة. انظر ترجمته في: الضعفاء للعقيلىِ (٤/ ٢٤٦)، وتهذيب الكمال (٢٧/ ٢٠٣).(٢) السنن (١/ ٣٤).(٣) المستدرك (١/ ١٤٢، ١٤٣).(٤) أخرجاه من طريق أحمد بن محمّد بن سعيد، حدثنا أحمد بن الحسين بن عبد الملك، حدثنا معاذ بن موسى، حدثنا محمّد بن الحسين، حدثني أبي، عن أبيه، عن جده، عن علي، به.وقد وقع في إسناده الحاكم من مطبوعة المستدرك سقط وتصحيف، استدركته من: إتحاف المهرة لابن حجر (١١/ ٣٤٣).(٥) السنن (٤/ ٢٦٧)، وإسناده ضعيف جدًا؛ علته إبراهيم بن يزيد الخوزي، متروك الحديث.(٦) ذكره ابن حبان في الثقات (٥/ ٨٢)، وقال: "يروى عن أبيه، روى عنه الحجازيون".(٧) في"م": (ميتته)، وما أثبت من "الأصل" موافق لما في سنن الدارقطني.