Eserin Adı: el-Metâlibü'l-Âliye bi-Zevâidi'l-Mesânîdi's-Semâniye (İbn Hacer el-Askalânî)
Kısım: Sünnet Kitapları
Müellif: Ebü'l-Fazl Ahmed b. Ali b. Muhammed b. Ahmed b. Hacer el-Askalânî (ö. 852)
Muhakkik: 17 adet ilmî risâle (İmam Muhammed b. Suûd Üniversitesi'ne sunulmuştur)
Tanzim: Dr. Sa‘d b. Nâsır b. Abdülazîz eş-Şesrî
Yayınevi: Dâru'l-Âsıme, Dâru'l-Gays - Suudi Arabistan
Baskı: 1. Baskı, 1419
Cilt Sayısı: 19
[Kitap numaralandırması matbu nüshaya uygundur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
المطالب العالية بزوائد المسانيد الثمانية (ابن حجر العسقلاني)القسم: كتب السنةالكتاب: المطالب العالية بزوائد المسانيد الثمانيةالمؤلف: أبو الفضل أحمد بن علي بن محمد بن أحمد بن حجر العسقلاني (ت ٨٥٢هـ)المحقق: (١٧) رسالة علمية قدمت لجامعة الإمام محمد بن سعودتنسيق: د. سعد بن ناصر بن عبد العزيز الشثريالناشر: دار العاصمة، دار الغيث - السعوديةالطبعة: الأولى، ١٤١٩هـعدد الأجزاء: ١٩[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
el-Metâlibü'l-Âliye bi-Zevâidi'l-Mesânîdi's-Semâniye - Cilt 2 - [el-Metâlibü'l-Âliye bi-Zevâidi'l-Mesânîdi's-Semâniye] - Müellif: Ebü'l-Fazl Ahmed b. Alî b. Muhammed b. Ahmed b. Hacer el-Askalânî (852 h.) - Muhakkik: (17) risâle [İmam Muhammed b. Suûd Üniversitesi'ne sunulan] ilim heyeti çalışması - Tertip: Dr. Sa'd b. Nâsır b. Abdülazîz eş-Şeşrî - Neşreden: Dârü'l-Âsıme, Dârü'l-Gays - Suudi Arabistan - Baskı: Birinci Baskı, 1419 h. - Cilt sayısı: 19 [Kitabın numaralandırması basılı nüshaya uygundur; hadis tahric hizmeti dahilindedir.]
المطالب العالية بزوائد المسانيد الثمانية - جـ ٢ـ[المطالب العالية بزوائد المسانيد الثمانية]ـالمؤلف: أبو الفضل أحمد بن علي بن محمد بن أحمد بن حجر العسقلاني (المتوفى: ٨٥٢هـ)المحقق: (١٧) رسالة علمية قدمت لجامعة الإمام محمد بن سعودتنسيق: د. سعد بن ناصر بن عبد العزيز الشثريالناشر: دار العاصمة، دار الغيث - السعوديةالطبعة: الأولى، ١٤١٩هـعدد الأجزاء: ١٩[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع، وهو ضمن خدمة تخريج الأحاديث]
(43 - Arafat'ta Vakfe ve İfâza Bâbı)
(٤٣ - بَابُ الوقوف بعرفة والإفاضة)
(11 - Oruç Kitabı)
(١١ - كِتَابُ الصيام)
2 – Rü'yet İçin Oruç Bâbı
(٢ - بَابُ الصَّوْمِ للرؤية)
3 - Ramazan'dan Bir veya İki Gün Önce (Oruç Tutmayı) Yasaklayan Bölüm
٣ - بَابُ الزَّجْرِ عَنْ تَقْدِيمِ رَمَضَانَ بِيَوْمٍ أَوْ يَوْمَيْنِ
1236 -[1] Bize Ali b. Hâşim, İbn Ebî Leylâ’dan; o Abdullah b. Ebî Müleyke’den; o da Abdullah b. Amr (r.a.)’dan rivâyet etti. Abdullah b. Amr (r.a.) şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Cebrail (a.s.), İbrahim (aleyhimesselâm)’e geldi, beraberinde Mina’ya gitti ve orada ona bütün namazları (öğle ile ikindiyi) birlikte kıldırdı. Sonra onunla sabah namazını kıldı, ardından onu Arafat’a götürdü ve insanların durakladığı yerde konakladı. Sonra ona iki namazı (öğle ile ikindiyi) birlikte kıldırdı. Ardından onu vakfe yerine götürdü. Nihayet insanlardan birinin akşam namazını en erken kıldığı vakit gibi olunca (Arafat’tan) ifâza etti (indi) ve onu Müzdelife’ye götürdü. Orada ona iki akşam namazını (akşam ile yatsıyı) birlikte kıldırdı. Sonra geceyi orada geçirdi. Nihayet insanlardan birinin sabah namazını en erken kıldığı vakit gibi olunca onunla sabah namazını kıldı. Ardından onunla vakfeye durdu. Nihayet insanlardan birinin (sabah namazını) en geç kıldığı vakit gibi olunca onunla birlikte Mina’ya ifâza etti. Orada cemreyi taşladı, sonra kurban kesti ve tıraş oldu. Daha sonra onunla (Kâbe’ye) ifâza etti (ziyaret tavafı yaptı). Sonra nihayet Allah Teâlâ Nebîsi (s.a.v.)’e şu âyeti vahyetti: ‘Hanîf (tevhide yönelmiş) olarak İbrahim’in milletine uy!’
١٢٣٦ -[١] حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ هَاشِمٍ عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ابن أَبِي مُلَيْكَةَ عَنْ عَبْدِ الله بن عمرو رضي الله عنهما قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَتَى جِبْرِيلُ إِبْرَاهِيمَ عليهما الصلاة والسلام فَرَاحَ بِهِ إِلَى مِنًى فَصَلَّى بِهِ الصَّلَوَاتِ جَمِيعًا ثُمَّ صَلَّى بِهِ الفجر ثم عدا بِهِ إِلَى عَرَفَةَ فَنَزَلَ بِهِ حَيْثُ يَنْزِلُ النَّاسُ ثُمَّ صَلَّى بِهِ الصَّلَاتَيْنِ جَمِيعًا ثُمَّ أَتَى بِهِ الْمَوْقِفَ حَتَّى إِذَا كَانَ كَأَعْجَلِ مَا يُصَلِّي أَحَدٌ مِنَ النَّاسِ الْمَغْرِبَ أَفَاضَ فَأَتَى بِهِ جَمْعًا فَصَلَّى بِهِ الْعِشَاءَيْنِ جَمِيعًا ثُمَّ بَاتَ حَتَّى إِذَا كَانَ كَأَعْجَلِ مَا يُصَلِّي أَحَدٌ مِنَ النَّاسِ الْفَجْرَ صَلَّى بِهِ الْفَجْرَ ثُمَّ وَقَفَ بِهِ حَتَّى إِذَا كَانَ كَأَبْطَأِ مَا يُصَلِّي أَحَدٌ مِنَ الناس أفاض به إِلَى مِنًى فَرَمَى الْجَمْرَةَ ثُمَّ ذَبَحَ وَحَلَقَ ثُمَّ أَفَاضَ بِهِ ثُمَّ أوحى الله تعالى بَعْدُ إِلَى نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم {أَنِ اتَّبِعْ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا}
4 – Bâb: Oruç veya iftar gecesi hilâli murakabe etmek için akşam namazını te’hir etmek.
٤ - بَابُ تَأْخِيرِ صَلَاةِ الْمَغْرِبِ لِمُرَاقَبَةِ الْهِلَالِ لَيْلَةَ الصَّوْمِ أَوِ الْفِطْرِ
5 - Bâb: İki ay birden tamamlanmaz.
٥ - بَابُ لَا يُتِمُّ شَهْرَانِ جَمِيعًا
1237 - Bize Yezid b. Harun rivāyet etti. Bize Avvâm b. Havşeb rivāyet etti. Bana Seffâh b. Matar, Abdülazîz b. Abdullah b. Hâlid b. Üseyd (r.a.)’den rivāyet etti. (O) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Arefe, insanların tanındığı bir gündür.”
١٢٣٧ - حَدَّثَنَا يَزِيدُ هُوَ ابْنُ هَارُونَ ثنا الْعَوَّامُ بْنُ حَوْشَبٍ حَدَّثَنِي السَّفَّاحُ بْنُ مَطَرٍ عَنْ عَبْدِ العزيز بن عبد الله بْنِ خَالِدِ بن أسيد رضي الله عنه قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَرَفَةُ يَوْمٌ يَعْرِفُ النَّاسَ
1238 - Bize Muhammed b. Ömer rivayet etti; o, Sâlih b. Havvât’tan; o, Yezîd b. Rûmân’dan; o, Habîb b. Umeyr’den; o, Habîb b. Humâşe el-Hatmî (r.a.)’den naklen şöyle dedi: Ben Resûlullah (s.a.v.)’i Arafat’ta şöyle buyururken işittim: “Arafat’ın tamamı vakfe yeridir, ancak Urene vadisi müstesnadır. Müzdelife’nin tamamı da vakfe yeridir, ancak Muhassir vadisi müstesnadır.”
١٢٣٨ - حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ ثنا صَالِحُ بْنُ خَوَّاتٍ عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ عَنْ حَبِيبِ بْنِ عُمَيْرٍ عَنْ حَبِيبِ بن خماشة الخطمي رضي الله عنه قال سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ بِعَرَفَةَ عَرَفَةُ كُلُّهَا مَوْقِفٌ إلا بطن عرنة والمزدلفة كلها مَوْقِفٌ إِلَّا بَطْنُ مُحَسِّرٍ
Müsedded bildirdi: Bize Yahyâ, Süfyân'dan; o, Rukeyn'den; o, Husayn b. Kabîsa'dan; o da Ali (r.a.)'den rivayet etti: "Ay (bazen) otuz (gün), ay (bazen) yirmi dokuz (gün)dür." buyurdu.
٩٩٢ - وَقَالَ مُسَدَّدٌ حَدَّثَنَا يَحْيَى عَنْ سُفْيَانَ عَنِ الرُّكَيْنِ عَنْ حُصَيْنِ بْنِ قَبِيصَةَ عن علي رضي الله عنه قَالَ الشَّهْرُ ثَلَاثُونَ وَالشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ
993 – Hâris şöyle dedi: Bize Ravh tahdis etti, (o da) bize Şu‘be tahdis etti. (Şu‘be) dedi ki: Simâk’ı işittim şöyle diyordu: Abdullah b. Şeddâd ile İkrime’yi işittim naklediyorlardı ki Nebî (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ay yirmi dokuzdur.”
٩٩٣ - وَقَالَ الْحَارِثُ حدثنا روح ثنا شُعْبَةَ قَالَ سَمِعْتُ سِمَاكًا يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ شَدَّادٍ وَعِكْرِمَةَ يُحَدِّثَانِ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ
994 - Ahmed b. Menî' dedi ki: Bize Ravh rivâyet etti; bize İbn Cüreyc rivâyet etti; bana İbn Ebî Müleyke, Benî Temîm'den bir adamdan haber verdi ki onu yalancı saymayız; o dedi ki: Hz. Âişe (r.anhâ)'ya, İbn Ömer (r.anhümâ)'nın "Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Ay yirmi dokuz gündür." dediği haber verildi. Bunun üzerine Hz. Âişe (r.anhâ) bunu reddetti ve şöyle buyurdu: "Allah Ebû Abdurrahmân'ı bağışlasın. Resûlullah (s.a.v.) böyle buyurmamıştır. Lâkin O, 'Ay bazen yirmi dokuz gün olur.' buyurmuştur."
٩٩٤ - وَقَالَ أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ حَدَّثَنَا رَوْحٌ ثنا ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ عَنْ رَجُلٍ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ لَا نُكَذِّبَهُ قَالَ أخبرت عائشة رضي الله عنها أَنَّ ابن عمر رضي اله عنهما يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ فَأَنْكَرَتْ ذَلِكَ وَقَالَتْ يَغْفِرُ اللَّهُ لِأَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ لَيْسَ كَذَلِكَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَكِنْ قَالَ الشَّهْرُ يكون تِسْعًا وَعِشْرِينَ
Hâfız İbn Hacer el-Askalânî'nin el-Metâlibü'l-Âliye Mukaddimesi.
مقدمةالْمَطَالِبُ الْعَالِيَةُ لِلْحَافِظِ ابْنِ حَجَرٍ الْعَسْقَلَانِيِّ