Bismillâhirrahmânirrahîm. Ebû Amr Osmân b. Sa‘îd b. Osmân el-Mukri’ (radıyallâhu anh) şöyle dedi: Hamd, bekāda tek olan, nimetleriyle lütufkâr bulunan, yaratıkları kudretiyle yaratan, işleri hikmetiyle tedbîr eden; emrini reddedecek, hükmünü sorgulayacak hiçbir kimse bulunmayan ve hesabı pek çabuk gören Allah’a mahsustur. O’na bütün nimetleri için hamd eder, ardı ardına gelen lütufları ve ihsanları için şükrederim; nimetlerinin artırılmasını ve bol ihsanını dilerim. Allah, müjdeleyici ve uyarıcı, aydınlatıcı bir kandil olan Peygamberimiz Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) salât etsin; onun tertemiz ve pâk âline de tam bir selâm versin. Emme ba‘d: Sizler –Allah irşadınızı güzel kılsın– benden, beldelerdeki yedi kıraat imamının –Allah hepsine rahmet etsin– mezhepleri hakkında kısa bir kitap telif etmemi istediniz. Öyle ki, onu elde etmeniz kolay, ezberlemeniz zahmetsiz, ders almanız hafif olsun; okuyanlar arasında meşhur ve yaygın, öne çıkan âlimler ile ileri gelen imamlar nezdinde sahih ve sâbit olan rivayet ve tarikleri ihtiva etsin. Ben de sizin bu talebinize icabet ettim ve arzu ettiğiniz şekilde bir eser tasnif etmek için kendimi verdim. Bu hususta özlü ve kısa anlatımı esas aldım; uzatmaktan ve tekrardan kaçındım. İfadeleri yakınlaştırdım, biyografileri düzenledim; bir şeyi, hakikatini ifade edecek şekilde, fakat aşırıya kaçmadan bildirdim; ta ki maksada ulaştırsın.
بِسم الله الرَّحْمَن الرَّحِيمقَالَ أَبُو عَمْرو عُثْمَان بن سعيد بن عُثْمَان المقرىء رضى الله تَعَالَى عَنهُ الْحَمد لله الْمُنْفَرد بالدوام المتطول بالانعام خَالق الْخلق بقدرته ومدبر الْأَمر بِحِكْمَتِهِ لَا راد لامره وَلَا معقب لحكمه وَهُوَ سريع الْحساباحمده على جَمِيع نعمه واشكره على تتَابع آلائه ومننه واسأله الْمَزِيد من أنعامه والجزيل من إحسانه وَصلى الله على البشير النذير السراج الْمُنِير نَبينَا مُحَمَّد صلى الله عَلَيْهِ وعَلى آله الطيبين الطاهرين وَسلم تَسْلِيمًا اما بعد فَإِنَّكُم سألتمونى احسن الله ارشادكم ان أصنف لكم كتابا مُخْتَصرا فى مَذَاهِب الْقُرَّاء السَّبْعَة بالأمصار رحمهم الله يقرب عَلَيْكُم تنَاوله ويسهل عَلَيْكُم حفظه ويخف عَلَيْكُم درسه ويتضمن من الرِّوَايَات والطرق مَا اشْتهر وانتشر عِنْد التالين وَصَحَّ وَثَبت عِنْد المتصدرين من الأيمة الْمُتَقَدِّمين فاجبتكم الى مَا سألتموه واعملت نفسى فى تصنيف مَا رغبتموه على النَّحْو الذى اردتموه واعتمدت فى ذَلِك على الايجاز والاختصار وَترك التَّطْوِيل والتكرار وَقربت الالفاظ وهذبت التراجم ونبهت على الشىء بِمَا يُؤدى عَن حَقِيقَته من غير استغراق لكى يُوصل
Bununla birlikte, kolaylık ve yakınlıkla muhafaza ederek her bir kārîden iki rivayet zikrettim. Nâfi‘den Kālûn ve Verş rivayetini; İbn Kesîr’den Kunbul ve el-Bezzî’nin rivayetini, onların ashâbı yoluyla ondan; Ebû Amr’dan Ebû Ömer ve Ebû Şuayb’ın rivayetini, el-Yezîdî yoluyla ondan; İbn Âmir’den Dekvân ve Hişâm’ın rivayetini, onların ashâbı yoluyla ondan; Âsım’dan Ebû Bekr ve Hafs rivayetini; Hamza’dan Halef ve Hallâd rivayetini, Süleym yoluyla ondan; el-Kisâî’den Ebû Ömer ve Ebü’l-Hâris rivayetini zikrettim. İşte bunlar onlardan nakledilen, tilâvet edilen ve itimada şâyân olan on dört rivayettir. Onlardan ihtilâf vâki olduğunda râviyi adıyla zikreder, imamın adını anmam; ittifak ettiklerinde imamı adıyla zikrederim. Nâfi‘ ile İbn Kesîr müttefik olduğunda «Haremeyn’in kıraati budur» derim; Âsım, Hamza ve el-Kisâî müttefik olduğunda ise «Kûfelilerin kıraati budur» derim. Tâliplere yakınlık sağlamayı ve mübtedîlere kolaylık vermeyi dilerim. Allah Azze ve Celle’ye güvenirim, O’na sığınırım, O’na tevekkül ederim; O bana yeter ve O’na dönerim. Kitabımın ilk olarak açacağım kısmı: Kārîlerin isimlerini, onlardan nakledenleri, neseplerini, künyelerini, vefat tarihlerini, memleketlerini, kıraatlerinin ittisâlini, ricâlinin adlarını, bizim kıraatimizin onlara ittisâlini ve onlardan bize bu kıraatleri rivâyeten ve tilâveten edâ edenleri zikretmektir. Ardından —inşâallâh Teâlâ— onların mezheplerini ve ihtilaflarını zikredeceğim. Tevfîk Allah’tandır.
الى ذَلِك فى يسر ويتحفظ فى قرب وَذكرت عَن كل وَاحِد من الْقُرَّاء رِوَايَتَيْنِ فَذكرت عَن نَافِع رِوَايَة قالون وورش وَعَن ابْن كثير رِوَايَة قنبل والبزى عَن اصحابهما عَنهُ وَعَن ابى عَمْرو رِوَايَة ابى عمر وابى شُعَيْب عَن اليزيدى عَنهُ وَعَن ابْن عَامر رِوَايَة ذكْوَان وَهِشَام عَن اصحابهما عَنهُ وَعَن عَاصِم رِوَايَة ابى بكر وَحَفْص وَعَن حَمْزَة رِوَايَة خلف وخلاد عَن سليم عَنهُ وَعَن الكسائى رِوَايَة ابى عمر وابى الْحَرْث فَتلك ارْبَعْ عشرَة رِوَايَة عَنْهُم هى المتلو بهَا والمعول عَلَيْهَا فاذا اخْتلفت عَنْهُم ذكرت الراوى باسمه واضربت عَن اسْم الامام واذا اتّفقت ذكرت الامام باسمه واذا اتّفق نَافِع وَابْن كثير قلت قَرَأَ الحرميان وَإِذا اتّفق عَاصِم وَحَمْزَة والكسائى قلت قَرَأَ الْكُوفِيُّونَ طلبا للتقريب على الطالبين ورغبة فى التَّيْسِير على المبتدئين وعَلى الله عز وجل اعْتمد وَبِه اعْتصمَ وَعَلِيهِ اتوكل وَهُوَ حسبى واليه أنيبفاول مَا افْتتح بِهِ كتابى هَذَا ذكر اسماء الْقُرَّاء والناقلين عَنْهُم وانسابهم وَكُنَاهُمْ وموتهم وبلدانهم واتصال قراءتهم وَتَسْمِيَة رِجَالهمْ واتصال قراءتنا نَحن بهم وَتَسْمِيَة من اداها الينا عَنْهُم رِوَايَة وتلاوة ثمَّ اتبع ذَلِك بِذكر مذاهبهم وَاخْتِلَافهمْ ان شَاءَ الله تَعَالَى وَبِاللَّهِ التَّوْفِيق
Resûlullah (s.a.v.) - Kurrâ'nın isimlerinin, onlardan nakledenlerin, neseplerinin, memleketlerinin, künyelerinin ve vefat tarihlerinin zikri bâbı.
Nâfi‘ el-Medenî: Nâfi‘ b. Abdurrahmân b. Ebî Nu‘aym, Ca‘vne b. Şu‘ûb el-Leysî'nin mevlâsı, Hamza b. Abdilmuttalib'in halîfidir. Aslen İsfahanlıdır. Künyesi Ebû Rüveym'dir; ayrıca Ebü'l-Hasan ve Ebû Abdurrahmân denildiği de rivayet edilir. Medine'de hicrî 169 yılında vefat etmiştir.
Kâlûn: Îsâ b. Mînâ el-Medenî ez-Zürakī, Zühriyyûn'un mevlâsı ve Arapça muallimidir. Künyesi Ebû Mûsâ'dır. Kâlûn kendisine verilmiş bir lâkaptır. Rivayete göre Nâfi‘, kıraatinin güzelliğinden dolayı ona bu lakabı vermiştir; zira Kâlûn Rum dilinde 'iyi' demektir. Medine'de hicrî 220 yılı civarında vefat etmiştir.
Verş: Osman b. Saîd el-Mısrî, künyesi Ebû Saîd'dir. Verş lâkabı, rivayete göre beyazlığının şiddetinden dolayı kendisine verilmiştir. Mısır'da hicrî 197 yılında vefat etmiştir.
İbn Kesîr el-Mekkî: Abdullah b. Kesîr ed-Dârî, Amr b. Alkame el-Kinânî'nin mevlâsıdır. Dârî, attâr demektir. Künyesi Ebû Ma‘bed'dir. Tabiîndendir. Mekke'de hicrî 120 yılında vefat etmiştir.
Kunbul: Muhammed b. Abdurrahmân b. Muhammed b. Hâlid b. Saîd b. Cercete el-Mekkî el-Mahzûmî, künyesi Ebû Amr'dır. Kunbul lakabıyla anılır. Mekke'de Kunâbile diye bilinen bir aile olduğu söylenir. Hicrî 280 yılında Mekke'de vefat etmiştir.
- صلى الله عليه وسلم َ - بَاب ذكر اسماء الْقُرَّاء والناقلين عَنْهُم وانسابهم وبلدانهم وَكُنَاهُمْ وموتهم صلى الله عليه وسلم َ -نَافِع المدنى هُوَ نَافِع بن عبد الرَّحْمَن بن ابى نعيم مولى جَعونَة ابْن شعوب الليثى حَلِيف حَمْزَة بن عبد الْمطلب اصله من اصبهان ويكنى ابا رُوَيْم وَقيل ابا الْحسن وَقيل ابا عبد الرَّحْمَن وَتوفى بِالْمَدِينَةِ سنة تسع وَسِتِّينَ وَمِائَةوقالون هُوَ عِيسَى بن مينا المدنى الزرقى مولى الزهريين ومعلم الْعَرَبيَّة ويكنى ابا مُوسَى وقالون لقب لَهُ ويروى ان نَافِعًا لقبه بِهِ لجودة قِرَاءَته لَان قالون بِلِسَان الرّوم جيد وَتوفى بِالْمَدِينَةِ قَرِيبا من سنة عشْرين وَمِائَتَيْنِوورش هُوَ عُثْمَان بن سعيد المصرى ويكنى ابا سعيد وورش لقب لقب بِهِ فِيمَا يُقَال لشدَّة بياضه وَتوفى بِمصْر سنة سبع وَتِسْعين وَمِائَةابْن كثير المكى هُوَ عبد الله بن كثير الدارى مولى عَمْرو بن عَلْقَمَة الكنانى والدارى الْعَطَّار ويكنى ابا معبد وَهُوَ من التَّابِعين وَتوفى بِمَكَّة سنة عشْرين وَمِائَةوقنبل هُوَ مُحَمَّد بن عبد الرَّحْمَن بن مُحَمَّد بن خَالِد بن سعيد بن جرجة المكى المخزومى ويكنى ابا عمر ويلقب قنبلا وَيُقَال هم اهل بَيت بِمَكَّة يعْرفُونَ بالقنابلة وَتوفى بِمَكَّة سنة ثَمَانِينَ وَمِائَتَيْنِ
Bezzî, Ahmed b. Muhammed b. Abdillah b. el-Kāsım b. Nâfi‘ b. Ebî Bezzâ el-Müezzin el-Mekkî olup Benî Mahzûm’un mevlâsıdır. Künyesi Ebü’l-Hasan’dır ve Bezzî diye tanınır. 240 (hicrî) yılından sonra Mekke’de vefat etmiştir. Künbel ve Bezzî, kıraati İbn Kesîr’den, Ebû Amr el-Basrî’nin isnadıyla rivayet etmişlerdir. Ebû Amr el-Basrî, Ebû Amr b. el-‘Alâ’ b. ‘Ammâr b. Abdillah b. el-Husayn b. el-Hâris b. Culhum b. Huzâî b. Mâzin b. Mâlik b. Amr b. Temîm’dir. Adının Zebbân, el-‘Uryân, Yahyâ olduğu, isminin künyesi olduğu ve başka görüşler de ileri sürülmüştür. 154 (hicrî) yılında Kûfe’de vefat etmiştir. Ebû Ömer ise Hafs b. Ömer b. Abdilazîz b. Sehbân el-Ezdî ed-Dûrî en-Nahvî’dir. Dûr, Bağdat’ta bir yerdir. 250 (hicrî) yılı civarında vefat etmiştir. Ebû Şu‘ayb, Sâlih b. Ziyâd b. Abdillah b. İsmâîl er-Rustebî es-Sûsî’dir. Her ikisi (Dûrî ve Sûsî) kıraati Ebû Muhammed Yahyâ b. el-Mübârek el-Adevî el-Yezîdî’den rivayet etmişlerdir. Kendisine, Halife Mehdî’nin dayısı Yezîd b. Mansûr’a arkadaşlığı sebebiyle Yezîdî denilmiştir. 202 (hicrî) yılında Horasan’da vefat etmiştir. İbn Âmir eş-Şâmî ise Abdullah b. Âmir el-Yahsubî’dir. Velîd b. Abdülmelik’in hilâfeti döneminde Dımaşk kadısıydı. Künyesi Ebû İmrân’dır. O, tâbiîndendir ve değildir.
والبزى هُوَ احْمَد بن مُحَمَّد بن عبد الله بن الْقَاسِم بن نَافِع بن ابى بزَّة الْمُؤَذّن المكى مولى لبنى مَخْزُوم ويكنى ابا الْحسن وَيعرف بالبزى وَتوفى بِمَكَّة بعد سنة اربعين وَمِائَتَيْنِ روى قنبل والبزى الْقِرَاءَة عَن ابْن كثير باسنادابو عَمْرو البصرى هُوَ ابو عَمْرو بن الْعَلَاء بن عمار بن عبد الله بن الْحصين بن الْحَرْث بن جلهم بن خزاعى بن مَازِن بن مَالك بن عَمْرو بن تَمِيم وَقيل اسْمه زبان وَقيل الْعُرْيَان وَقيل يحيى وَقيل اسْمه كنيته وَقيل غير ذَلِك وَتوفى بِالْكُوفَةِ سنة ارْبَعْ وَخمسين وَمِائَةوابو عمر هُوَ حَفْص بن عمر بن عبد الْعَزِيز بن صهْبَان الأزدى الدورى النحوى والدور مَوضِع بِبَغْدَاد وَتوفى فى حُدُود سنة خمسين وَمِائَتَيْنِوابو شُعَيْب هُوَ صَالح بن زِيَاد بن عبد الله بن اسمعيل الرستبي السوسى رويا الْقِرَاءَة عَن ابى مُحَمَّد يحيى بن الْمُبَارك الْعَدْوى الْمَعْرُوف باليزيدي عَنهُ وَقيل لَهُ اليزيدى لصحبته يزِيد بن مَنْصُور خَال المهدى وَتوفى بخراسان سنة اثْنَتَيْنِ وَمِائَتَيْنِابْن عَامر الشأمى هُوَ عبد الله بن عَامر اليحصبى قاضى دمشق فى خلَافَة الْوَلِيد بن عبد الْملك ويكنى ابا عمرَان وَهُوَ من التَّابِعين وَلَيْسَ
Yedi kârîden (kıraat âliminden) Araplar, onun ve Ebû Amr’dan başkalarıdır; geri kalanlar ise mevâlîdir. (O zat) Dımaşk’ta hicrî 118 senesinde vefat etmiştir. İbn Zekvân ise Abdullah b. Ahmed b. Beşîr b. Zekvân el-Kureşî ed-Dımaşkî’dir; künyesi Ebû Amr’dır. O da orada hicrî 242 senesinde vefat etmiştir. Hişam ise Hişam b. Ammâr b. Nasîr b. Ebân b. Mîsere es-Sülemî el-Kâdî ed-Dımaşkî’dir; künyesi Ebü’l-Velîd’dir. O da orada hicrî 245 senesinde vefat etmiştir. Her ikisi de İbn Âmir’den isnad ile kıraat rivayet etmişlerdir. Âsım el-Kûfî: O, Âsım b. Ebî’n-Necûd’dur; kendisine İbn Behdele de denilir. Ebü’n-Necûd’un isminin Abd olduğu, Behdele’nin ise annesinin adı olduğu söylenir. O, Nasr b. Kaysîn el-Esedî’nin mevlâsıdır; künyesi Ebû Bekir’dir. Tâbiîndendir; Benî Bekir elçisi Hâris b. Hassân’a yetişmiştir. Kûfe’de hicrî 128, bir rivayete göre 127 senesinde vefat etmiştir. Ebû Bekir ise Şu‘be b. ‘Ayyâş b. Sâlim el-Kûfî el-Esedî’dir; onların mevlâsıdır. İsminin Sâlim olduğu, bunun künyesi olduğu veya başka şeyler söylenmiştir. Kûfe’de hicrî 194 senesinde vefat etmiştir. Hafs ise Hafs b. Süleymân b. el-Muğîre el-Esedî el-Bezzâz el-Kûfî’dir; künyesi Ebû Ömer’dir; Hufayş diye bilinir. Vekî‘ dedi ki: O güvenilir biriydi. İbn Ma‘în dedi ki: O, Ebû Bekir’den daha kıraat âlimidir. Hicrî 190 senesi civarında vefat etmiştir. Hamza el-Kûfî: O, Hamza b. Habîb b. ‘Umâre b. İsmâ‘îl ez-Zeyyât’tır.
فى الْقُرَّاء السَّبْعَة من الْعَرَب غَيره وَغير ابى عَمْرو وَالْبَاقُونَ هم موَالٍ وَتوفى بِدِمَشْق سنة ثمانى عشرَة وَمِائَةوَابْن ذكْوَان هُوَ عبد الله بن احْمَد بن بشير بن ذكْوَان القرشى الدمشقى ويكنى ابا عَمْرو وَتوفى بهَا سنة اثْنَتَيْنِ واربعين وَمِائَتَيْنِوَهِشَام هُوَ هِشَام بن عمار بن نصير بن ابان بن ميسرَة السلمى القاضى الدمشقى ويكنى ابا الْوَلِيد وَتوفى بهَا سنة خمس واربعين وَمِائَتَيْنِ رويا الْقِرَاءَة عَن ابْن عَامر باسنادعَاصِم الكوفى هُوَ عَاصِم بن ابى النجُود وَيُقَال لَهُ ابْن بَهْدَلَة وَقيل اسْم ابى النجُود عبد وبهدلة اسْم امهِ وَهُوَ مولى نصر بن قعين الاسدى ويكنى ابا بكر وَهُوَ من التَّابِعين لحق الْحَرْث بن حسان وَافد بنى بكر وَتوفى بِالْكُوفَةِ سنة ثَمَان وَقيل سنة سبع وَعشْرين وَمِائَةوابو بكر هُوَ شُعْبَة بن عَيَّاش بن سَالم الكوفى الاسدى مولى لَهُم وَقد قيل اسْمه سَالم وَقيل كنيته وَقيل غير ذَلِك وَتوفى بِالْكُوفَةِ سنة ارْبَعْ وَتِسْعين وَمِائَةوَحَفْص هُوَ حَفْص بن سليمن بن الْمُغيرَة الاسدى الْبَزَّاز الكوفى ويكنى ابا عمر وَيعرف بحفيص قَالَ وَكِيع وَكَانَ ثِقَة وَقَالَ ابْن معِين هُوَ أَقرَأ من ابى بكر وَتوفى قَرِيبا من سنة تسعين وَمِائَةحَمْزَة الكوفى هُوَ حَمْزَة بن حبيب بن عمَارَة بن اسمعيل الزيات
Fardî et-Temîmî, onların (Temîmoğulları'nın) mevlâsıdır; künyesi Ebû Amâre'dir. Ebû Ca‘fer el-Mansûr'un hilâfeti döneminde Hulvân'da hicrî yüz elli altı (156) yılında vefat etmiştir. Halef ise Halef b. Hişâm el-Bezzâz'dır; künyesi Ebû Muhammed'dir. Femmü's-Sulh halkındandır. Bağdad'da, Cehmîler zamanında gizlenmiş halde iken hicrî iki yüz yirmi dokuz (229) yılında vefat etmiştir. Hallâd ise Hallâd b. Hâlid (bir rivâyete göre b. Hüleyh, bir rivâyete göre de b. Îsâ) es-Sayrafî el-Kûfî'dir; künyesi Ebû Îsâ'dır. Orada hicrî iki yüz yirmi (220) yılında vefat etmiştir. İkisi de kıraati, Ebû Îsâ Süleym b. Îsâ el-Hanefî el-Kûfî'den, o da Hamza'dan rivâyet etmişlerdir. Süleym, Kûfe'de hicrî yüz seksen sekiz (188) –bir rivâyete göre yüz seksen dokuz (189)– yılında vefat etmiştir. Kûfeli el-Kisâî ise Alî b. Hamza en-Nahvî'dir; Benî Esed'in mevlâsıdır; künyesi Ebü'l-Hasan'dır. Kendisine Kisâî denilmesinin sebebi, ihrama bir kisâ (elbise) içinde girmesidir. Rey'in köylerinden Renbeveyye'de, er-Reşîd ile birlikte Horasan'a giderken hicrî yüz seksen dokuz (189) yılında vefat etmiştir. Ebû Amr ise Hafs b. Ömer ed-Dûrî en-Nahvî, Yezîdî'nin talebesidir. Ebü'l-Hâris ise Leys b. Hâlid el-Bağdâdî'dir. Ebû Amr dedi ki: İşte bunlar, kıraat imamlarının ve onlardan nakleden râvîlerin isimleridir – kısa olarak. Tevfik Allah'tandır. Sallallahu aleyhi ve sellem. - Ricâl zikri babı - Sallallahu aleyhi ve sellem. Bunlar, kıraati kendilerine Resûlullah'tan (s.a.v.) ulaştıran imamlardır.
الفرضى التميمى مولى لَهُم ويكنى ابا عمَارَة وَتوفى بحلوان فى خلَافَة ابى جَعْفَر الْمَنْصُور سنة سِتّ وَخمسين وَمِائَةوَخلف هُوَ خلف بن هِشَام الْبَزَّاز ويكنى ابا مُحَمَّد وَهُوَ من اهل فَم الصُّلْح وَتوفى بِبَغْدَاد وَهُوَ مختف زمَان الْجَهْمِية سنة تسع وَعشْرين وَمِائَتَيْنِوخلاد هُوَ خَلاد بن خَالِد وَيُقَال ابْن خُلَيْد وَيُقَال ابْن عِيسَى الصيرفى الكوفى ويكنى ابا عِيسَى وَتوفى بهَا سنة عشْرين وَمِائَتَيْنِ رويا الْقِرَاءَةعَن ابى عِيسَى سليم بن عِيسَى الحنفى الكوفى عَن حَمْزَة وَتوفى سليم بِالْكُوفَةِ سنة ثَمَان وَقيل سنة تسع وَثَمَانِينَ وَمِائَةالكسائى الكوفى هُوَ على بن حَمْزَة النحوى مولى لبنى اسد ويكنى ابا الْحسن وَقيل لَهُ الكسائى من اجل انه احرم فى كسَاء وَتوفى برنبوية قَرْيَة من قرى الرى حِين توجه الى خُرَاسَان مَعَ الرشيد سنة تسع وَثَمَانِينَ مائَةوابو عمر هُوَ حَفْص بن عمر الدورى النحوى صَاحب اليزيدىوابو الْحَرْث هُوَ اللَّيْث بن خَالِد البغدادى قَالَ ابو عَمْرو فَهَذِهِ اسماء الْقُرَّاء السَّبْعَة والناقلين عَنْهُم على وَجه الِاخْتِصَار وَبِاللَّهِ التَّوْفِيق صلى الله عليه وسلم َ - بَاب ذكر الرِّجَال صلى الله عليه وسلم َ -هَؤُلَاءِ الايمة الَّذين ادوا اليهم الْقِرَاءَة عَن رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم
Nâfi'in ricâli: Nâfi'in kendilerini beş kişi olarak saydığı ricâl şunlardır: Ebû Ca‘fer Yezîd b. el-Ka‘kâ‘ el-Kârî, Ebû Dâvûd Abdurrahmân b. Hürmüz el-A‘rac, Şeybe b. Nisâh el-Kâdî, Ebû Abdullah Müslim b. Cündeb el-Hüzelî el-Kâss ve Ebû Rûh Yezîd b. Rûmân. Bunlar kıraati Ebû Hureyre, İbn Abbas ve Abdullah b. ‘Ayyaş b. Ebî Rabîa‘dan; o da Übeyy b. Kâ‘b‘dan; o da Peygamber‘den (s.a.v.) almıştır. İbn Kesîr‘in ricâli: İbn Kesîr‘in ricâli üç kişidir: Abdullah b. es-Sâib el-Mahzûmî (Peygamber‘in (s.a.v.) sahâbîsi), Mücâhid b. Cebr Ebü‘l-Haccâc (Kays b. es-Sâib‘in mevlâsı) ve Dîrbâs (İbn Abbas‘ın mevlâsı). Abdullah kıraati bizzat Peygamber‘den (s.a.v.) almıştır. Mücâhid ve Dîrbâs ise kıraati İbn Abbas‘tan; o da Übeyy b. Kâ‘b ve Zeyd b. Sâbit‘ten; onlar da Peygamber‘den (s.a.v.) almıştır. Ebû Amr‘ın ricâli: Ebû Amr‘ın ricâli, Hicaz ehlinden ve Basra ehlinden bir cemaattir. Mekke ehlinden: Mücâhid, Saîd b. Cübeyr, İkrime b. Hâlid, Atâ b. Rebâh, Abdullah b. Kesîr, Muhammed b. Abdirrahmân b. Muhaysin ve Humeyd b. Kays el-A‘rac. Medine ehlinden: Yezîd b. el-Ka‘kâ‘, Yezîd b. Rûmân ve Şeybe b. Nisâh. Basra ehlinden: Hasan b. Ebî‘l-Hasan el-Basrî, Yahyâ b. Ya‘mer ve diğerleri. Bunlar kıraati kendilerinden önceki sahâbe ve diğerlerinden almıştır.
رجال نَافِع وَرِجَال نَافِع الَّذين سماهم خَمْسَة ابو جَعْفَر يزِيد بن الْقَعْقَاع القارىء وابو دَاوُد عبد الرَّحْمَن بن هُرْمُز الاعرج وَشَيْبَة بن نصاح القاضى وابو عبد الله مُسلم بن جُنْدُب الهذلى الْقَاص وابو روح يزِيد بن رُومَان واخذ هَؤُلَاءِ الْقِرَاءَة عَن ابى هُرَيْرَة وَابْن عَبَّاس وَعبد الله بن عَيَّاش بن ابى ربيعَة عَن ابى بن كَعْب عَن النبى ص =رجال ابْن كثير وَرِجَال ابْن كثير ثَلَاثَة عبد الله بن السَّائِب المخزومى صَاحب النبى ص = وَمُجاهد بن جبر ابو الْحجَّاج مولى قيس بن السَّائِب ودرباس مولى ابْن عَبَّاس واخذ عبد الله عَن ابى نَفسه واخذ مُجَاهِد ودرباس عَن ابْن عَبَّاس عَن ابى وَزيد بن ثَابت عَن النبى ص =رجال ابى عَمْرو وَرِجَال ابى عَمْرو جمَاعَة من اهل الْحجاز وَمن اهل الْبَصْرَة فَمن اهل مَكَّة مُجَاهِد وَسَعِيد بن جُبَير وَعِكْرِمَة بن خَالِد وَعَطَاء بن رَبَاح وَعبد الله بن كثير وَمُحَمّد بن عبد الرَّحْمَن بن مُحَيْصِن وَحميد بن قيس الاعرج وَمن اهل الْمَدِينَة يزِيد بن الْقَعْقَاع وَيزِيد بن رُومَان وَشَيْبَة بن نصاح وَمن اهل الْبَصْرَة الْحسن بن ابى الْحسن البصرى وَيحيى بن يعمر وَغَيرهمَا وَأخذ هَؤُلَاءِ الْقِرَاءَة عَن من تقدم من الصَّحَابَة وَغَيرهم
İbn Âmir'in ricali: Ebü'd-Derdâ Uveymir b. Âmir (Resûlullah s.a.v.'in sahâbîsi) ile el-Muğîre b. Ebî Şihâb el-Mahzûmî'dir. Ebü'd-Derdâ, Nebî (s.a.v.)'den almıştır. Muğîre ise Osman b. Affân (r.a.) vasıtasıyla Nebî (s.a.v.)'den almıştır. Yine el-Velîd b. Müslim'den, Yahyâ b. el-Hâris ez-Zimârî'den rivayet ettiğimize göre İbn Âmir, Osman'ın bizzat kendisine okumuştur; ancak bu sahih değildir.
Âsım'ın ricali: Ebû Abdurrahmân Abdullah b. Habîb es-Sülemî ile Ebû Meryem Zirr b. Hubeyş'tir. Ebû Abdurrahmân, Osman b. Affân, Ali b. Ebî Tâlib, Übey b. Kâ‘b, Zeyd b. Sâbit ve Abdullah b. Mes‘ûd (r.anhüm) vasıtasıyla Nebî (s.a.v.)'den almıştır. Zirr ise Osman ve İbn Mes‘ûd (r.anhümâ) vasıtasıyla Nebî (s.a.v.)'den almıştır.
Hamza'nın ricali: Bunlar arasında Ebû Muhammed Süleyman b. Mihrân el-A‘meş, Muhammed b. Abdurrahman b. Ebî Leylâ el-Kâdî, Humrân b. A‘yen, Ebû İshâk es-Sebî‘î, Mansûr b. el-Mu‘temir, Muğîre b. Miksem, Ca‘fer b. Muhammed es-Sâdık ve diğerleri bulunmaktadır. A‘meş, Yahyâ b. Vessâb'dan almış; Yahyâ da Alkame, Esved, Ubeyd b. Nadîle el-Huzâ‘î, Zirr b. Hubeyş, Ebû Abdurrahmân es-Sülemî ve diğerleri vasıtasıyla İbn Mes‘ûd'dan, o da Nebî (s.a.v.)'den almıştır.
رجال ابْن عَامر وَرِجَال ابْن عَامر ابو الدَّرْدَاء عُوَيْمِر بن عَامر صَاحب النبى ص = والمغيرة بن ابى شهَاب المخزومى وَأخذ ابو الدَّرْدَاء عَن النبى ص = وَأخذ الْمُغيرَة عَن عثمن بن عَفَّان رضى الله عَنهُ عَن النبى ص = وَقد روينَا عَن الْوَلِيد ابْن مُسلم عَن يحيى بن الْحَرْث الذمارى ان ابْن عَامر قَرَأَ على عثمن نَفسه وَلَيْسَ بِصَحِيحرجال عَاصِم وَرِجَال عَاصِم ابو عبد الرَّحْمَن عبد الله بن حبيب السلمى وابو مَرْيَم زر بن حُبَيْش وَأخذ ابو عبد الرَّحْمَن عَن عثمن بن عَفَّان وعَلى بن ابى طَالب وابى بن كَعْب وَزيد بن ثَابت وَعبد الله بن مَسْعُود رضى الله عَنْهُم عَن النبى ص = واخذ زر عَن عثمن وَابْن مَسْعُود رضى الله عَنْهُمَا عَن النبى ص =رجال حَمْزَة وَرِجَال حَمْزَة جمَاعَة مِنْهُم ابو مُحَمَّد سليمن بن مهْرَان الْأَعْمَش وَمُحَمّد بن عبد الرَّحْمَن بن ابى ليلى القاضى وحمران بن اعين وابو اسحق السبيعى وَمَنْصُور بن الْمُعْتَمِر ومغيرة بن مقسم وجعفر بن مُحَمَّد الصَّادِق وَغَيرهم واخذ الاعمش عَن يحيى بن وثاب وَأخذ يحيى عَن جمَاعَة من اصحاب ابْن مَسْعُود عَلْقَمَة والاسود وَعبيد بن نضيلة الخزاعى وزر بن حُبَيْش وابى عبد الرَّحْمَن السلمى وَغَيرهم عَن ابْن مَسْعُود عَن النبى ص =
Kisâî’nin ricâli ise Hamza b. Habîb ez-Zeyyât, Îsâ b. Ömer el-Hemedânî, Muhammed b. Ebî Leylâ ve Kûfelilerin diğer üstadlarıdır. Ne var ki Kisâî’nin kıraatinin maddesi ve tercihindeki itimadı Hamza’ya dayanmaktadır. [Önceki satırda] kıraatinin ittisâlini zikretmiş bulunuyoruz.
Ebû Amr dedi ki: İşte bu, yedi kâri imamın büyük şehirlerdeki ricâlinin isimlendirilmesidir. Tevfîk Allah’tandır.
— Senedi Zikreden Bâb —
Bu imamlardan, kendilerinden çizilen yollarla rivâyet ve tilâvet yoluyla kıraatin aktarıldığı senedin zikredilmesi hakkındadır.
Nâfi‘ Kıraatinin Senedi:
Kâlûn rivâyetine gelince: Bunu bize Ahmed b. Ömer b. Muhammed el-Cîzî rivâyet etti. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ahmed b. Münîr rivâyet etti. Dedi ki: Bize Abdullah b. Îsâ el-Medenî rivâyet etti. Dedi ki: Bize Kâlûn, Nâfi‘den rivâyet etti. Ben ise Kur’an’ın tamamını bu rivâyet üzere hocam Ebü’l-Feth Fâris b. Ahmed b. Mûsâ b. İmrân el-Mukri’ ed-Darîr’e okudum; bana dedi ki: Ben bunu Ebü’l-Hasan Abdülbâkī b. el-Hasan el-Mukri’e okudum; o dedi ki: Ben İbrahim b. Ömer el-Mukri’e okudum; o dedi ki: Ben bunu Ebü’l-Hüseyin Ahmed b. Osmân b. Ca‘fer b. Bûyân’a okudum; o dedi ki: Ben Ebû Bekir Ahmed b. Muhammed b. el-Eş‘as’a okudum; o dedi ki: Ben Ebû Neşît Muhammed b. Hârûn’a okudum; o dedi ki: Ben Kâlûn’a okudum; o dedi ki: Ben Nâfi‘e okudum.
Verş rivâyetine gelince: Bunu bize Ebû Abdullah...
رجال الكسائى وَرِجَال الكسائى حَمْزَة بن حبيب الزيات وَعِيسَى ابْن عمر الهمدانى وَمُحَمّد بن ابى ليلى وَغَيرهم من مشيخة الْكُوفِيّين غير ان مَادَّة قِرَاءَته واعتماده فى اخْتِيَاره عَن حَمْزَة وَقد ذكرنَا اتِّصَال قِرَاءَتهقَالَ ابو عَمْرو فَهَذِهِ تَسْمِيَة رجال ايمة الْقُرَّاء السَّبْعَة بالامصار وَبِاللَّهِ التَّوْفِيق صلى الله عليه وسلم َ - بَاب ذكر الاسناد صلى الله عليه وسلم َ -الذى ادى الى الْقِرَاءَة عَن هَؤُلَاءِ الايمة من الطّرق المرسومة عَنْهُم رِوَايَة وتلاوةاسناد قِرَاءَة نَافِع فاما رِوَايَة قالون عَنهُ فحدثنا بهَا احْمَد بن عمر بن مُحَمَّد الجيزى قَالَ حَدثنَا مُحَمَّد بن احْمَد بن مُنِير قَالَ حَدثنَا عبد الله بن عِيسَى المدنى قَالَ حَدثنَا قالون عَن نَافِع وقرأت بهَا الْقرَان كُله على شيخى ابى الْفَتْح فَارس بن احْمَد بن مُوسَى بن عمرَان المقرىء الضَّرِير وَقَالَ لى قَرَأت بهَا على ابى الْحسن عبد الباقى بن الْحسن المقرىء وَقَالَ قَرَأت على ابراهيم بن عمر المقرىء وَقَالَ قَرَأت بهَا على ابى الْحُسَيْن احْمَد بن عثمن بن جَعْفَر بن بويان وَقَالَ قَرَأت على ابى بكر احْمَد بن مُحَمَّد ابْن الاشعث وَقَالَ قَرَأت على ابى نشيط مُحَمَّد بن هرون وَقَالَ قَرَأت على قالون وَقَالَ قَرَأت على نَافِع واما رِوَايَة ورش فحدثنا بهَا ابو عبد الله
Ahmed b. Mahfûz el-Kādî bi-Mısır dedi: Bize Ahmed b. İbrâhîm b. Câmi‘ rivayet etti dedi: Bize Ebû Muhammed Bekr b. Sehl rivayet etti dedi: Bize Abdu’s-Samed b. Abdirrahmân rivayet etti dedi: Bize Verş, Nâfi‘den rivayet etti – ve ben bu kıraatle Kur’ân’ın tamamını Ebü’l-Kāsım Halef b. İbrâhîm b. Muhammed b. Hâkān el-Mukrî’ bi-Mısır’a okudum. Bana dedi: Ben bu kıraatle Ebû Ca‘fer Ahmed b. Üsâme et-Tecîbî’ye okudum. O dedi: İsmâîl b. Abdillâh en-Nahhâs’a okudum. O dedi: Ebû Ya‘kūb Yûsuf b. ‘Amr b. Yesâr el-Ezrak’a okudum. O dedi: Verş’e okudum. O dedi: Nâfi‘e okudum. İbn Kesîr kıraatinin isnadı: Kunbul rivayetine gelince, bize bu rivayeti Ebû Müslim Muhammed b. Ahmed b. Alî el-Bağdâdî rivayet etti dedi: Bize İbn Mücâhid rivayet etti dedi: Kunbul’a okudum. O dedi: Ebü’l-Hasan Ahmed b. Muhammed b. Avn el-Kavvâs’a okudum. O dedi: Ebü’l-Uhreyş Vehb b. Vâdıh’a okudum. O dedi: İsmâîl b. Abdillâh el-Kust’a okudum. O dedi: Şibl b. Abbâd ve Ma‘rûf b. Mişkân’a okudum. İkisi dedi: İbn Kesîr’e okuduk. Ve ben bu kıraatle Kur’ân’ın tamamını Fâris b. Ahmed el-Hımsî el-Mukrî’e okudum. O dedi: Abdullah b. el-Huseyn el-Bağdâdî’ye okudum. O dedi: İbn Mücâhid’e okudum. O dedi: Kunbul’a okudum. Bezzî rivayetine gelince, bize bu rivayeti Muhammed b. Ahmed el-Kâtib rivayet etti dedi: Bize Ahmed b. Mûsâ rivayet etti dedi: Bize Mudar b. Muhammed ed-Dabbî rivayet etti dedi: Bize İbn Ebî Bezze rivayet etti dedi: İkrime b. Süleymân b. Âmir’e okudum. O dedi: İsmâîl b. Abdillâh el-Kust’a okudum. O dedi: İbn Kesîr’in kendisine okudum.
احْمَد بن مَحْفُوظ القاضى بِمصْر قَالَ حَدثنَا احْمَد بن ابراهيم بن جَامع قَالَ حَدثنَا ابو مُحَمَّد بكر بن سهل قَالَ حَدثنَا عبد الصَّمد بن عبد الرَّحْمَن قَالَ حَدثنَا ورش عَن نَافِع وقرأت بهَا الْقرَان كُله على ابى الْقَاسِم خلف بن ابراهيم بن مُحَمَّد بن خاقَان المقرىء بِمصْر وَقَالَ لى قَرَأت بهَا على ابى جَعْفَر احْمَد بن اسامة التجيبى وَقَالَ قَرَأت على اسمعيل بن عبد الله النّحاس وَقَالَ قَرَأت على ابى يَعْقُوب يُوسُف بن عَمْرو بن يسَار الْأَزْرَق وَقَالَ قرات على ورش وَقَالَ قَرَأت على نَافِعاسناد قِرَاءَة ابْن كثير فاما رِوَايَة قنبل فحدثنا بهَا ابو مُسلم مُحَمَّد بن احْمَد بن على البغدادى قَالَ حَدثنَا ابْن مُجَاهِد قَالَ قَرَأت على قنبل وَقَالَ قَرَأت على ابى الْحسن احْمَد بن مُحَمَّد بن عون القواس وَقَالَ قَرَأت على ابى الاخريط وهب بن وَاضح وَقَالَ قَرَأت على اسمعيل بن عبد الله الْقسْط وَقَالَ قَرَأت على شبْل بن عباد ومعروف بن مشكان وَقَالا قَرَأنَا على ابْن كثير وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله على فَارس ابْن احْمَد الحمصى المقرىء وَقَالَ قَرَأت على عبد الله بن الْحُسَيْن البغدادى وَقَالَ قَرَأت على ابْن مُجَاهِد وَقَالَ قَرَأت على قنبل واما رِوَايَة البزى فحدثنا بهَا مُحَمَّد بن احْمَد الْكَاتِب قَالَ حَدثنَا احْمَد بن مُوسَى قَالَ حَدثنَا مُضر بن مُحَمَّد الضبى قَالَ حَدثنَا ابْن ابى بزَّة قَالَ قَرَأت على عِكْرِمَة بن سليمن بن عَامر وَقَالَ قَرَأت على اسمعيل ابْن عبد الله الْقسْط وَقَالَ قَرَأت على ابْن كثير نَفسه
Nitekim el-Bezzî böyle söylemiştir. Ben de Kur’an’ın tamamını bu kıraat üzere Ebü’l-Kâsım Abdülazîz b. Ca‘fer b. Muhammed el-Mukri’ el-Fârisî’ye okudum. Bana dedi ki: “Ben bu kıraat üzere Kur’an’ın tamamını Ebû Bekr Muhammed b. el-Hasan en-Nakkâş’a okudum.” O da bana dedi ki: “Ben bu kıraat üzere Ebû Rabîa Muhammed b. İshak er-Rub‘î’ye okudum.” O da dedi ki: “Ben el-Bezzî’ye okudum.” Bu, Ebû Amr kıraatinin isnadıdır.
Ebû Amr rivayetine gelince, bize onu Muhammed b. Ahmed b. Alî rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Îsâ Muhammed b. Ahmed b. Katan, üç yüz on sekiz (318) yılında rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Hallâd Süleymân b. Hallâd rivayet etti; dedi ki: Bize el-Yezîdî, Ebû Amr’dan rivayet etti. Ben de Kur’an’ın tamamını bu kıraat üzere, Ebû Amr tarîkinden şeyhimiz Abdülazîz b. Ca‘fer b. Muhammed b. İshak el-Bağdâdî el-Mukri’e okudum. Bana dedi ki: “Ben bu kıraat üzere Ebû Tâhir Abdülvâhid b. Ömer b. Ebî Hâşim el-Mukri’e, sayamayacağım kadar çok okudum.” O da dedi ki: “Ben bunu Ebû Bekr b. Mücâhid’e okudum.” O da dedi ki: “Ben Ebü’z-Za‘râ Abdurrahmân b. Abdûs’a okudum.” O da dedi ki: “Ben Ebû Ömer’e okudum.” O da dedi ki: “Ben el-Yezîdî’ye okudum.” O da dedi ki: “Ben Ebû Amr’a okudum.”
Ebû Şuayb rivayetine gelince, bize onu Halef b. İbrâhîm b. Muhammed el-Mukri’ rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Muhammed el-Hasan b. Reşîk el-Muaddil rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Abdirrahmân Ahmed b. Şuayb en-Nesâî rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Şuayb rivayet etti; dedi ki: Bize el-Yezîdî, Ebû Amr’dan rivayet etti. Ben de Kur’an’ın tamamını bu kıraat üzere, mütekâribeyn olan iki mislin birincisini izhâr ederek ve onu idğâm ederek Fâris b. Ahmed el-Mukri’e okudum. Bana dedi ki: “Ben bu şekilde Abdullah b. el-Hüseyn el-Mukri’e okudum.” Bana dedi ki...
كَذَا قَالَ البزى وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله على ابي الْقَاسِم عبد الْعَزِيز ابْن جَعْفَر بن مُحَمَّد المقرىء الْفَارِسِي وَقَالَ لي قَرَأت بهَا الْقُرْآن على ابي بكر مُحَمَّد بن الْحسن النقاش وَقَالَ لي قَرَأت بهَا على ابي ربيعَة مُحَمَّد بن اسحق الربعِي وَقَالَ قَرَأت على البزىاسناد قِرَاءَة ابي عَمْرو فاما رِوَايَة ابي عمر فحدثنا بهَا مُحَمَّد بن احْمَد بن عَليّ قَالَ حَدثنَا ابو عِيسَى مُحَمَّد بن احْمَد بن قطن سنة ثَمَان عشرَة وَثلث مائَة قَالَ حَدثنَا ابو خَلاد سليمن بن خَلاد قَالَ حَدثنَا اليزيدي عَن ابي عَمْرو وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله من طَرِيق ابي عمر على شَيخنَا عبد الْعَزِيز بن جَعْفَر بن مُحَمَّد بن اسحق الْبَغْدَادِيّ المقرىء وَقَالَ لي قَرَأت بهَا على ابي طَاهِر عبد الْوَاحِد بن عمر بن ابي هَاشم المقرىء مَا لَا أحصيه كَثْرَة وَقَالَ قَرَأت بهَا على ابي بكر بن مُجَاهِد وَقَالَ قَرَأت على ابي الزَّعْرَاء عبد الرَّحْمَن بن عَبدُوس وَقَالَ قَرَأت على ابي عمر وَقَالَ قَرَأت على اليزيدي وَقَالَ قَرَأت على ابي عَمْرو واما رِوَايَة ابي شُعَيْب فحدثنا بهَا خلف بن ابراهيم بن مُحَمَّد المقرىء قَالَ حَدثنَا ابو مُحَمَّد الْحسن بن رَشِيق الْمعدل قَالَ حَدثنَا ابو عبد الرَّحْمَن احْمَد بن شُعَيْب النَّسَائِيّ قَالَ حَدثنَا ابو شُعَيْب قَالَ حَدثنَا اليزيدي عَن ابي عَمْرو وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله باظهار الاول من المثلين المتقاربين وبادغامه على فَارس بن احْمَد المقرىء وَقَالَ لي قَرَأت بهَا كَذَلِك على عبد الله بن الْحُسَيْن المقرىء وَقَالَ لي
Bu kıraati aynı şekilde Ebû İmrân Mûsâ b. Cerîr en-Nahvî üzerine okudum; o dedi ki: Ebû Şu‘ayb üzerine okudum; o dedi ki: el-Yezîdî üzerine okudum; o dedi ki: Ebû Amr üzerine okudum. Ebû Amr dedi ki: Bize idğâm usûllerini Muhammed b. Ahmed, İbn Mücâhid’den, o Abdurrahman b. Abdûs’tan, o ed-Dûrî’den, o el-Yezîdî’den, o Ebû Amr’dan rivayet etti. Ayrıca bize bu kıraati yine şeyhimiz Ebü’l-Hasan rivayet etti; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek, Ca‘fer b. Süleymân’dan, o Ebû Şu‘ayb’dan, o el-Yezîdî’den, o Ebû Amr’dan rivayet etti.
İbn Âmir kıraatinin senedine gelince: İbn Zekvân rivâyeti bize Muhammed b. Ahmed tarafından rivayet edildi; dedi ki: Bize Ahmed b. Mûsâ rivayet etti; dedi ki: Bize Ahmed b. Yûsuf et-Tağlibî rivayet etti; dedi ki: Bize Abdullah b. Zekvân rivayet etti; dedi ki: Bize Eyyûb b. Temîm et-Temîmî rivayet etti; dedi ki: Bize Yahyâ b. el-Hâris ez-Zimârî rivayet etti; dedi ki: İbn Âmir üzerine okudum. Ebû Amr dedi ki: Kur’ân’ın tamamını bu kıraatle Abdülazîz b. Ca‘fer el-Fârisî el-Mukri’ üzerine okudum; bana dedi ki: Bunu Ebû Bekr Muhammed b. el-Hasen en-Nakkâş üzerine okudum; o dedi ki: Bunu Dımaşk’ta Ebû Abdillâh Hârûn b. Mûsâ b. Şerîk el-Ahfeş üzerine okudum; el-Ahfeş ise bunu Abdullah b. Zekvân’dan rivayet etti.
Hişâm rivâyetine gelince: Bize bunu Muhammed b. Ahmed rivayet etti; dedi ki: Bize İbn Mücâhid rivayet etti; dedi ki: Bize el-Hasen b. Ebî Mihrân el-Cemmâl rivayet etti; dedi ki: Bize Ahmed b. Yezîd el-Hulvânî rivayet etti; dedi ki: Bize Hişâm b. Ammâr rivayet etti; dedi ki: Bize Irak b. Hâlid el-Mürrî rivayet etti; dedi ki: Yahyâ b. el-Hâris ez-Zimârî üzerine okudum; o dedi ki: İbn Âmir üzerine okudum.
قَرَأت بهَا كَذَلِك على ابي عمرَان مُوسَى بن جرير النَّحْوِيّ وَقَالَ قَرَأت على ابي شُعَيْب وَقَالَ قَرَأت على اليزيدي وَقَالَ قَرَأت على ابي عَمْرو وَقَالَ ابو عَمْرو وَحدثنَا باصول الادغام مُحَمَّد بن احْمَد عَن ابْن مُجَاهِد عَن عبد الرَّحْمَن بن عَبدُوس عَن الدوري عَن اليزيدي عَن ابي عَمْرو وَحدثنَا بهَا ايضا ابو الْحسن شَيخنَا قَالَ حَدثنَا عبد الله بن الْمُبَارك عَن جَعْفَر بن سليمن عَن ابي شُعَيْب عَن اليزيدي عَن ابي عَمْرواسناد قِرَاءَة ابْن عَامر فاما رِوَايَة ابْن ذكْوَان فحدثنا بهَا مُحَمَّد بن احْمَد قَالَ حَدثنَا احْمَد بن مُوسَى قَالَ حَدثنَا احْمَد بن يُوسُف التغلبي قَالَ حَدثنَا عبد الله بن ذكْوَان قَالَ حَدثنَا ايوب بن تَمِيم التَّمِيمِي قَالَ حَدثنَا يحيى بن الْحَرْث الذمارِي قَالَ قَرَأت على ابْن عَامر قَالَ ابو عَمْرو وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله على عبد الْعَزِيز بن جَعْفَر الْفَارِسِي المقرىء وَقَالَ لي قَرَأت بهَا على ابو بكر مُحَمَّد بن الْحسن النقاش وَقَالَ قَرَأت بهَا بِدِمَشْق على ابي عبد الله هرون بن مُوسَى بن شريك الاخفش وَرَوَاهَا الاخفش عَن عبد الله بن ذكْوَان واما رِوَايَة هِشَام فحدثنا بهَا مُحَمَّد بن احْمَد قَالَ حَدثنَا ابْن مُجَاهِد قَالَ حَدثنَا الْحسن بن ابي مهْرَان الْجمال قَالَ حَدثنَا احْمَد بن يزِيد الْحلْوانِي قَالَ حَدثنَا هِشَام بن عمار قَالَ حَدثنَا عرَاك بن خَالِد المرى قَالَ قَرَأت على يحيى بن الْحَرْث الذمارِي قَالَ قَرَأت على
Abdullah b. Âmir. Ebû Amr dedi ki: “Onunla (bu kıraatle) tüm Kur’an’ı şeyhimiz Ebü’l-Feth’e okudum.” Ve bana dedi ki: “Onu Abdullah b. el-Hüseyn el-Mukrî’ye okudum.” Ve dedi: “Onu Muhammed b. Ahmed b. Abdân’a okudum.” Ve dedi: “Onu el-Hulvânî’ye okudum.” Ve dedi: “Onu Hişâm’a okudum.” Bu, Âsım kıraatinin isnadıdır. Ebû Bekir rivayetine gelince, onu bize Muhammed b. Ahmed b. Ali el-Kâtib tahdîs etti. Dedi ki: Bize İbn Mücâhid tahdîs etti. Dedi ki: Bize İbrahim b. Ahmed b. Ömer el-Vekî‘î tahdîs etti. Dedi ki: Bize babam tahdîs etti. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Âdem tahdîs etti. Dedi ki: Bize Ebû Bekir, Âsım’dan tahdîs etti. Ebû Amr dedi ki: “Onunla tüm Kur’an’ı Fâris b. Ahmed el-Mukrî’ye okudum.” Ve bana dedi ki: “Onu Ebü’l-Hasan Abdülbâkî b. el-Hasan el-Mukrî’ye okudum.” Ve dedi: “Onu İbrahim b. Abdurrahmân b. Ahmed el-Mukrî el-Bağdâdî’ye okudum.” Ve dedi: “Onu Yûsuf b. Ya‘kūb el-Vâsıtî’ye okudum.” Ve dedi: “Onu Şuayb b. Eyyûb es-Sarîfînî’ye okudum.” Ve dedi: “Onu Yahyâ b. Âdem’e, onun da Ebû Bekir’den, onun da Âsım’dan rivayet ettiği üzere okudum.” Ebû Amr dedi: “Fâris b. Ahmed bana şöyle dedi: ‘Onu ayrıca Abdullah b. el-Hüseyn’e de okudum ve bana haber verdi ki o, Ahmed b. Yûsuf el-Kâfilânî’ye okumuş; Ahmed de es-Sarîfînî’ye, o da Yahyâ’dan, o da Ebû Bekir’den, o da Âsım’dan okumuş.’” Hafs rivayetine gelince, onu bize Ebü’l-Hasan Tâhir b. Ghalbûn el-Mukrî tahdîs etti. Dedi ki: Bize Ebü’l-Hasan Alî b. Muhammed b. Sâlih el-Hâşimî ed-Darîr el-Mukrî Basra’da tahdîs etti. Dedi ki: Bize Ebû Abbâs...
عبد الله بن عَامر قَالَ ابو عَمْرو وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله على ابي الْفَتْح شَيخنَا وَقَالَ لي قَرَأت بهَا على عبد الله بن الْحُسَيْن المقرىء وَقَالَ قَرَأت بهَا على مُحَمَّد بن احْمَد بن عَبْدَانِ وَقَالَ قَرَأت على الْحلْوانِي وَقَالَ قَرَأت على هِشَاماسناد قِرَاءَة عَاصِم فاما رِوَايَة ابي بكر فحدثنا بهَا مُحَمَّد بن احْمَد بن عَليّ الْكَاتِب قَالَ حَدثنَا ابْن مُجَاهِد قَالَ حَدثنَا ابراهيم بن احْمَد بن عمر الوكيعي قَالَ حَدثنَا ابي قَالَ حَدثنَا يحيى بن آدم قَالَ حَدثنَا ابو بكر عَن عَاصِم قَالَ ابو عَمْرو وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله على فَارس بن احْمَد المقرىء وَقَالَ لي قَرَأت بهَا على ابي الْحسن عبد الْبَاقِي بن الْحسن المقرىء وَقَالَ قَرَأت على ابراهيم بن عبد الرَّحْمَن بن احْمَد المقرىء الْبَغْدَادِيّ وَقَالَ قَرَأت على يُوسُف بن يَعْقُوب الوَاسِطِيّ وَقَالَ قَرَأت على شُعَيْب بن أَيُّوب الصريفيني وَقَالَ قَرَأت بهَا على يحيى بن آدم عَن ابي بكر عَن عَاصِم قَالَ ابو عَمْرو وَقَالَ لي فَارس بن احْمَد وقرأت بهَا ايضا على عبد الله بن الْحُسَيْن واخبرني انه قَرَأَ على احْمَد بن يُوسُف القافلاني وَقَرَأَ احْمَد على الصريفيني عَن يحيى عَن ابي بكر عَن عَاصِم واما رِوَايَة حَفْص فحدثنا بهَا ابو الْحسن طَاهِر بن غلبون المقرىء قَالَ حَدثنَا ابو الْحسن عَليّ بن مُحَمَّد بن صَالح الْهَاشِمِي الضَّرِير المقرىء بِالْبَصْرَةِ قَالَ حَدثنَا ابو عَبَّاس
Ahmed b. Sehl el-Üşnânî dedi ki: Ebû Muhammed Ubeyd b. es-Sabbâh'a karşı okudum; o da dedi ki: Hafs'a karşı okudum; o da dedi ki: Âsım'a karşı okudum. Hamza kıraatinin isnadına gelince: Halef rivayetine gelince, onu bize Muhammed b. Ahmed tahdîs eyledi, dedi ki: İbn Mücâhid bize tahdîs eyledi, dedi ki: İdrîs b. Abdülkerîm bize tahdîs eyledi, dedi ki: Halef bize tahdîs eyledi, Süleym'den, o da Hamza'dan. Ve bu kıraatle Kur'ân'ın tamamını şeyhimiz Ebü'l-Hasan'a karşı okudum; bana dedi ki: Bunu Basra'da Ebü'l-Hasan Muhammed b. Yûsuf b. Nehhâr el-Hârtekî'ye karşı okudum; bana dedi ki: Bunu Halef'in tercihinden önce İdrîs b. Abdülkerîm'e karşı okudum; dedi ki: Halef'e karşı okudum; dedi ki: Süleym'e karşı okudum; dedi ki: Hamza'ya karşı okudum. Hallâd rivayetine gelince, onu bize Muhammed b. Ahmed tahdîs eyledi, dedi ki: Ahmed b. Mûsâ bize tahdîs eyledi, dedi ki: Yahyâ b. Ahmed b. Hârûn el-Mezvak, Ahmed b. Yezîd el-Hulvânî'den, o da Hallâd'dan, o da Süleym'den, o da Hamza'dan. Ve bu kıraatle Kur'ân'ın tamamını şeyhimiz Ebü'l-Feth ed-Darîr'e karşı okudum; bana dedi ki: Bunu Abdullah b. Hüseyin el-Mukri'ye karşı okudum; dedi ki: Bunu Muhammed b. Ahmed b. Şenbûz'a karşı okudum; dedi ki: Ebû Bekr Muhammed b. Şâzân el-Cevherî el-Mukri'ye karşı okudum; dedi ki: Hallâd'a karşı okudum; dedi ki: Süleym'e karşı okudum; ve Süleym, Hamza'ya karşı okudu.
احْمَد بن سهل الاشناني قَالَ قَرَأت على ابي مُحَمَّد عبيد بن الصَّباح وَقَالَ قَرَأت على حَفْص وَقَالَ قَرَأت على عَاصِم قَالَ ابو عَمْرو وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله على شَيخنَا ابي الْحسن وَقَالَ لي قَرَأت بهَا على الْهَاشِمِي وَقَالَ قَرَأت على الاشناني عَن عبيد عَن حَفْص عَن عَاصِماسناد قِرَاءَة حَمْزَة فاما رِوَايَة خلف فحدثنا بهَا مُحَمَّد بن احْمَد قَالَ حَدثنَا ابْن مُجَاهِد قَالَ حَدثنَا ادريس بن عبد الْكَرِيم قَالَ حَدثنَا خلف عَن سليم عَن حَمْزَة وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله على ابي الْحسن شَيخنَا وَقَالَ لي قَرَأت بهَا على ابي الْحسن مُحَمَّد بن يُوسُف بن نَهَار الحرتكي بِالْبَصْرَةِ وَقَالَ لي قَرَأت بهَا على ابي الْحُسَيْن احْمَد بن عُثْمَان بن جَعْفَر بن بويان وَقَالَ قَرَأت على ادريس بن عبد الْكَرِيم قبل ان يقرىء بِاخْتِيَار خلف وَقَالَ قَرَأت على خلف وَقَالَ قَرَأت على سليم وَقَالَ قَرَأت على حَمْزَة واما رِوَايَة خَلاد فحدثنا بهَا مُحَمَّد بن احْمَد قَالَ حَدثنَا احْمَد بن مُوسَى قَالَ حَدثنَا يحيى بن احْمَد بن هرون المزوق عَن احْمَد بن يزِيد الْحلْوانِي عَن خَلاد عَن سليم عَن حَمْزَة وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله على ابي الْفَتْح الضَّرِير شَيخنَا وَقَالَ لي قَرَأت بهَا على عبد الله بن الْحُسَيْن المقرىء وَقَالَ قَرَأت بهَا على مُحَمَّد بن احْمَد بن شنبوذ وَقَالَ قَرَأت على ابي بكر مُحَمَّد بن شَاذان الْجَوْهَرِي المقرىء وَقَالَ قَرَأت على خَلاد وَقَالَ قَرَأت على سليم وَقَرَأَ سليم على حَمْزَة
Kisâî kıráatinin isnadı: Dûrî rivayetine gelince, bize onu Ebû Muhammed Abdurrahman b. Ömer b. Muhammed el-Muaddil tahdîs etti, dedi ki: Bize Abdullah b. Ahmed tahdîs etti, dedi ki: Bize Ca‘fer b. Muhammed b. Esed en-Nusaybî tahdîs etti, dedi ki: Bize Ebû Ömer ed-Dûrî, Kisâî'den tahdîs etti. Ben Kur'ân'ın tamamını bu kıráatle Ebü'l-Feth'e okudum; bana dedi ki: Bunu Abdülbâkī b. el-Hasan'a okudum; o da dedi ki: Bunu Muhammed b. Alî b. el-Cülendî el-Mevsılî'ye okudum; o da dedi ki: Bunu Ca‘fer b. Muhammed'e okudum; o da dedi ki: Bunu Ebû Ömer'e okudum; o da dedi ki: Bunu Kisâî'ye okudum.
Ebü'l-Hâris rivayetine gelince, bize onu Muhammed b. Ahmed tahdîs etti, dedi ki: Bize İbn Mücâhid tahdîs etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Yahyâ, Ebü'l-Hâris vasıtasıyla Kisâî'den tahdîs etti. Ben Kur'ân'ın tamamını bu kıráatle Fâris b. Ahmed'e okudum; bana dedi ki: Bunu Ebü'l-Hasan Abdülbâkī b. el-Hasan'a okudum; o da dedi ki: Bunu Zeyd b. Alî'ye okudum; o da dedi ki: Bunu el-Battî diye bilinen Ahmed b. el-Hasan'a okudum; o da dedi ki: Bunu Muhammed b. Yahyâ el-Kisâî'ye okudum.
Ebû Amr (ed-Dânî) dedi ki: İşte bunlar, bize rivayet ve tilâvet yoluyla ulaşan senedlerden bir kısmıdır. Muvaffakiyet Allah'tandır (s.a.v.).
- İstiâze Zikri Bâbı (s.a.v.) -
Bil ki, edâ ehlinin mahirlerince kullanılan lafız, «eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm»dir, başkası değil. Bu, Kitap ve Sünnete uygunluğu sebebiyledir. Kitaba gelince, Allah azze ve celle'nin Nebîsine (a.s.) şu kavlidir: {Kur'ân okuduğun zaman...}
اسناد قِرَاءَة الْكسَائي فاما رِوَايَة الدوري فحدثنا بهَا ابو مُحَمَّد عبد الرَّحْمَن بن عمر بن مُحَمَّد الْمعدل قَالَ حَدثنَا عبد الله بن احْمَد قَالَ حَدثنَا جَعْفَر بن مُحَمَّد بن اسد النصيبي قَالَ حَدثنَا ابو عمر الدوري عَن الْكسَائي وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله على ابي الْفَتْح وَقَالَ لي قَرَأت بهَا على عبد الْبَاقِي بن الْحسن وَقَالَ قَرَأت على مُحَمَّد بن عَليّ بن الجلندي الْموصِلِي وَقَالَ قَرَأت على جَعْفَر بن مُحَمَّد وَقَالَ قَرَأت على ابي عمر وَقَالَ قَرَأت على الْكسَائي واما رِوَايَة ابي الْحَرْث فحدثنا بهَا مُحَمَّد بن احْمَد قَالَ حَدثنَا ابْن مُجَاهِد قَالَ حَدثنَا مُحَمَّد بن يحيى عَن ابي الْحَرْث عَن الْكسَائي وقرأت بهَا الْقُرْآن كُله على فَارس بن احْمَد وَقَالَ لي قَرَأت بهَا على ابي الْحسن عبد الْبَاقِي بن الْحسن وَقَالَ قَرَأت على زيد بن عَليّ وَقَالَ قَرَأت على احْمَد بن الْحسن الْمَعْرُوف بالبطي وَقَالَ قَرَأت على مُحَمَّد بن يحيى الْكسَائي وَقَالَ ابو عَمْرو فَهَذِهِ بعض الْأَسَانِيد الَّتِي ادت الينا الرِّوَايَات رِوَايَة وتلاوة وَبِاللَّهِ التَّوْفِيق صلى الله عليه وسلم َ - بَاب ذكر الِاسْتِعَاذَة صلى الله عليه وسلم َ -اعْلَم ان الْمُسْتَعْمل عِنْد الحذاق من اهل الاداء فِي لَفظهَا اعوذ بِاللَّه من الشَّيْطَان الرَّجِيم دون غَيره وَذَلِكَ لموافقة الْكتاب وَالسّنة فاما الْكتاب فَقَوْل الله عز وجل لنَبيه عليه السلام {فَإِذا قَرَأت الْقُرْآن}