el-Hucce li'l-Kurrai's-Seb'a (Ebû Ali el-Fârisî) — Kısım: Tecvid ve Kıraatler. Kitap: el-Hucce li'l-Kurrai's-Seb'a. Müellif: el-Hasan b. Ahmed b. Abdilgaffâr el-Fârisî aslen, Ebû Ali (ö. 377/987). Muhakkik: Bedrüddîn Kahvecî - Beşîr Cüveycâbî. Gözden geçiren ve tashih eden: Abdülazîz Rabbâh - Ahmed Yûsuf ed-Dekkâk. Neşreden: Dâru'l-Me'mûn li't-Türâs - Dımaşk / Beyrut. Baskı: İkinci baskı, 1413/1993. Cilt sayısı: 7. [Kitabın numaralandırması matbu nüshaya uygundur.] Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
الحجة للقراء السبعة (أبو علي الفارسي)القسم: التجويد والقراءاتالكتاب: الحجة للقراء السبعةالمؤلف: الحسن بن أحمد بن عبد الغفار الفارسيّ الأصل، أبو علي (ت ٣٧٧هـ)المحقق: بدر الدين قهوجي - بشير جويجابيراجعه ودققه: عبد العزيز رباح - أحمد يوسف الدقاقالناشر: دار المأمون للتراث - دمشق / بيروتالطبعة: الثانية، ١٤١٣ هـ - ١٩٩٣معدد الأجزاء: ٧[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
el-Huccetü li'l-Kurrâi's-Seb'a - Mukaddime
[el-Huccetü li'l-Kurrâi's-Seb'a]
Müellif: el-Hasan b. Ahmed b. Abdilgaffâr el-Fârisî el-Asl, Ebû Alî (öl. 377/987)
Muhakkik: Bedrüddîn Kahvecî - Beşîr Cüveycâtî
Tetkik ve Tashih: Abdülazîz Rabbâh - Ahmed Yûsuf ed-Dekkâk
Neşreden: Dâru'l-Me'mûn li't-Türâs - Dımaşk / Beyrut
Baskı: İkinci Baskı, 1413 h. / 1993 m.
Cilt Sayısı: 7
[Kitabın sayfa numaraları matbu nüshaya uygundur ve haşiyelerle tezyîd edilmiştir.]
الحجة للقراء السبعة - المقدمةـ[الحجة للقراء السبعة]ـالمؤلف: الحسن بن أحمد بن عبد الغفار الفارسيّ الأصل، أبو علي (المتوفى: ٣٧٧هـ)المحقق: بدر الدين قهوجي - بشير جويجابيراجعه ودققه: عبد العزيز رباح - أحمد يوسف الدقاقالناشر: دار المأمون للتراث - دمشق / بيروتالطبعة: الثانية، ١٤١٣ هـ - ١٩٩٣معدد الأجزاء: ٧[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع وهو مذيل بالحواشي]
Onun yanında oturmak. Onun günlerinde bu ev, Arap diyarlarında ve İslam beldelerinde geniş bir şöhrete kavuştu. İşte bu «fihristler», «el-Hucce» kitabının kilitlerini açar ve okuyucuların –özellikle de araştırmacıların– ondan en kısa yoldan istifade etmesini kolaylaştırır. Eğer Ebû Alî el-Fârisî'nin Arapça ilimlerinde ve onunla ilgili konularda zirvede olduğunu bilirsek, kitabın, fihristlerinin ve üstadımız Abdülazîz Rabbâh'ın bu fihristleri hazırlamadaki çalışmasının ehemmiyetini idrak ederiz. O, maharetli ve muktedir bir araştırmacıdır ki, tıpkı tahkik sanatı ehlinin birçoğunun çektiği gibi, doğru bir şekilde fihristlenmemiş kitapları gözden geçirmenin sıkıntısını çekmiştir. Böylece «el-Hucce» kitabının fihristlerini bu derece bir itkanla hazırlayıp kitabı bir bütün olarak önceden tetkik ve tashih etmek suretiyle, bu kitabın kıyamet gününde kendisi için bir delil (hüccet) olmasını istemiştir. Allah teâlâ onu bu güzel çalışmasından dolayı en bol mükâfatla mükâfatlandırsın ve onu, malın da evladın da fayda vermediği, ancak Allah'a selim bir kalple gelenlerin kurtulduğu o günde, makamını illiyyîn'de kılsın. Dualarımızın sonu ise, hamd âlemlerin Rabbi Allah'adır. Şam-ı Dimaşk, 22 Şaban-ı Muazzam 1419 H. Selef mirasının hizmetkârı Mahmûd el-Arnâût.
الجلوس إليه. ولقد حظيت الدار في أيامه بشهرة واسعة في الأقطار العربية والأقطار الإسلامية.وهذه «الفهارس» تفتح مغاليق كتاب «الحجّة» وتسهل على القراء- والباحثين منهم على وجه الخصوص- أمر الاستفادة منه من أقرب سبيل.وإذا علمنا بأن أبا عليّ الفارسي كان في الذروة العليا من فنون العربية وما يتصل بها، أدركنا أهمية الكتاب وأهمية فهارسه وأهمية عمل أستاذنا عبد العزيز رباح في إعدادها وهو الباحث الحصيف المتمكن الذي عانى كما عانى الكثير من أهل صناعة التحقيق من المراجعة في الكتب التي لم تفهرس على الوجه الصحيح، فأراد لكتاب «الحجّة» أن يكون حجّة له يوم الدّين بإعداده لفهارسه على هذا النحو من الإتقان ومراجعته وتدقيقه السابق للكتاب ككل، فجزاه الله تعالى الجزاء الأوفى على حسن صنيعه في هذه الفهارس وسواها مما سبق له إخراجه وجعل مقامه في علّيين يوم لا ينفع مال ولا بنون إلا من أتى الله بقلب سليم، وآخر دعوانا أن الحمد لله ربّ العالمين.دمشق الشام في ٢٢/ شعبان المعظم/ ١٤١٩ هـ خادم تراث الأسلاف محمود الأرناءوط
Müellifin Mukaddimesi: Hicaz, Irak ve Şam beldelerindeki emsâr imamları olan yedi kâri hakkındaki el-Hucce adlı eser; Ebû Bekr b. Mücâhid'in zikrettiği bu kurrâya dair olup Ebû Alî el-Hasan b. Abdülgaffâr el-Fârisî'nin (hicrî 288-377) telifidir.
مقدّمة المؤلفالحجّة للقرّاء السّبعة أئمّة الأمصار بالحجاز والعراق والشّام الّذين ذكرهم أبو بكر بن مجاهد تصنيف أبي علي الحسن بن عبد الغفار الفارسي (٢٨٨ - ٣٧٧ هـ)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
بسم الله الرحمن الرحيم
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Salât ve selâm, efendimiz, nebîlerin hâtemi Muhammed'e, bütün peygamberlere, resullere ve Allah'ın sâlih kullarının tümüne olsun. Emmâ ba‘d: Allah, efendimiz melik, seyyid-i ecel, mansûr, veliyyü'n-niam, Adudü'd-Devle, Tâcü'l-Mille'nin bakâsını uzun eylesin; ona izzet, büyüklük ve saltanatı dâim kılsın; onu tevfîk ve tesdîd ile te'yid, nasr ve temkîn ile ta‘zîz eylesin. İşte bu kitap, içinde birtakım vecihleri zikredeceğimiz bir eserdir.
[الحمد لله ربّ العالمين] «١» وصلى الله على سيدنا «٢» محمد خاتم النبيين وعلى جميع الأنبياء، والمرسلين، وسائر عباد الله «٣» الصالحين وسلّم «٤».أمّا بعد: أطال الله بقاء مولانا الملك السيد الأجل المنصور، ولي النعم «٥»، عضد الدولة، وتاج الملة، وأدام له العز «٦» والبسطة والسلطان «٧»، وأيده «٨» بالتوفيق والتسديد، وعضده «٩» بالنصر والتمكين، فإن هذا كتاب نذكر فيه وجوه(١) زيادة من: (ط).(٢) سقطت من (ط).(٣) في (ط): عباده.(٤) زيادة في (م).(٥) في (ط): أطال الله بقاء الأمير الجليل عضد الدولة.وعضد الدولة هو أبو شجاع فنّا خسرو بن ركن الدولة أبي علي الحسن ابن بويه الديلمي، كان أعظم ملوك البويهيين، وأول من خوطب بالملك في الإسلام وأول من خطب له على المنابر بعد الخليفة ببغداد، وكان فاضلا محبا للفضلاء والشعراء، ومدحه المتنبي وغيره، وصنف له الفارسي كتاب «الإيضاح» و «التكملة» في النحو، ويظهر من سياق الخطبة أنه صنف له أيضا هذا الكتاب: «الحجة».وتوفي عضد الدولة، سنة ٣٧٢ هـ، انظر ابن خلكان ٤/ ٥٤.(٦) في (ط): العزة.(٧) زيادة في (م).(٨) في (ط): وأمده.(٩) في (ط): وأيده.
Hicaz, Irak ve Şam diyârı ehlinin kırâatlerini bilmek üzere telif edilmiş[1] olan Ebû Bekr Ahmed b. Mûsâ b. el-Abbâs b. Mücâhid (rahimehullah)[2]'ın kitabında kırâatleri sâbit olan kârîlerin kırâatleri [şöyledir]: Her bir kırâat vechini, onun rivâyet ettiği ve bizim kendisinden aldığımız şekilde zikrettikten sonra… Ebû Bekr Muhammed b. es-Serrâc[3] ise, imlâ etmeye başladığı bir kitapta bunun bir kısmının tefsîrine girişmiş ve Bakara sûresindeki ihtilâf vecihlerinin temize çekilmesi[4] tamamlanmıştı. Ben de bu kitabımda onun tefsîr ettiği kısmı kendisine isnâd ediyorum. Allah’tan kasdettiğimi kolaylaştırmasını ve bana yardım etmesini niyâz ederim[5]. O bize yeter, O ne güzel vekîldir[6].
[1] Yani Kitâbü’s-Seb‘a fi’l-Kırâât. Mısır’da Dârü’l-Maârif tarafından 1972’de neşredilmiştir; tahkîk: Doktor Şevkî Dayf.
[2] İbn Mücâhid: Ahmed b. Mûsâ b. el-Abbâs b. Mücâhid et-Temîmî el-Hâfız el-Üstâz Ebû Bekr b. Mücâhid el-Bağdâdî (245-324 h.). Sınâ‘atın şeyhi, yediliyi ilk defa tedvîn eden zât. İbnü’l-Ekrem’in naklettiğine göre Bağdat’a gelmiş, İbn Mücâhid’in ders halkasında üç yüze yakın muhaddis görmüştür. Ali b. Ömer el-Mukri’ dedi ki: İbn Mücâhid’in ders halkasında seksen dört halîfe bulunur, halktan ders alırlardı. Bkz. Târîhu Bağdâd, V, 144; Ğâyetü’n-Nihâye fî Tabakāti’l-Kurrâ, I, 139; Mu‘cemü’l-Üdebâ, V, 65.
[3] O, Ebû Bekr Muhammed b. es-Serî es-Serrâc en-Nahvî’dir. Müberred’in talebelerinden olup, Bağdatlı edebiyat ve Arap dili imamlarındandır. Zeccâc’tan sonra nahiv reisliği kendisine intikal etmiştir. İbnü’s-Serrâc, Usûlü’n-Nahv adlı eseriyle meşhurdur; kendisi için “Nahiv ta ki İbnü’s-Serrâc onu usûlüyle bağlayana kadar mecnûn idi” denilmiştir. Kırâatlere dair İhticâcu’l-Kurrâ adlı kitabı vardır. Vefâtı: 316 h. Bkz. İbn Hallikân, IV, 339; tercüme kaynakları en-Nüzhe, s. 249.
[4] (T) nüshasında: “ve ondan bir kısmı ortaya çıkmıştı” şeklindedir.
[5] (T) nüshasında: “niyâz ederiz” şeklindedir.
[6] Hasbünallah ve ni‘me’l-vekîl.
قراءات القراء الذين ثبتت قراءاتهم في كتاب «١» أبي بكر أحمد ابن موسى بن العباس بن مجاهد «٢» [رحمه الله] «٣» المترجم بمعرفة قراءات أهل الأمصار بالحجاز والعراق والشام، بعد أن نقدم ذكر كل حرف من ذلك على حسب ما رواه، وأخذنا عنه.وقد كان أبو بكر محمد بن السريّ «٤» شرع في تفسير صدر من ذلك في كتاب كان ابتدأ بإملائه، وارتفع منه تبييض «٥» ما في سورة البقرة من وجوه الاختلاف عنهم، وأنا أسند إليه ما فسّر من ذلك في كتابي هذا، وإلى الله أرغب «٦» في تيسير ما قصدته، والمعونة عليه، وهو حسبنا ونعم الوكيل.(١) يعني كتاب السبعة في القراءات، وقد طبع في دار المعارف بمصر سنة ١٩٧٢ بتحقيق الدكتور شوقي ضيف.(٢) ابن مجاهد هو: أحمد بن موسى بن العباس بن مجاهد التميمي الحافظ الأستاذ أبو بكر بن مجاهد البغدادي (٢٤٥ - ٣٢٤ هـ) شيخ الصنعة، وأول من سبع السبعة، حكى ابن الأخرم أنه وصل إلى بغداد، فرأى في حلقة ابن مجاهد نحوا من ثلاثمائة مصدر، وقال علي بن عمر المقرئ كان ابن مجاهد له في حلقته أربعة وثمانون خليفة يأخذون على الناس، انظر تاريخ بغداد ٥/ ١٤٤ وغاية النهاية في طبقات القراء ١/ ١٣٩ ومعجم الأدباء ٥/ ٦٥.(٣) زيادة من (ط).(٤) هو أبو بكر محمد بن السري السراج النحوي، من تلاميذ المبرد، أحد أئمة الأدب والعربية من أهل بغداد، وانتهت إليه رئاسة النحو بعد الزجاج تلميذ المبرد أيضا. واشتهر ابن السراج بكتابه: أصول النحو، وقيل فيه: «ما زال النحو مجنونا حتى عقله ابن السراج بأصوله»، وله في القراءات كتاب احتجاج القراء. وتوفي ابن السراج سنة ٣١٦ هـ، انظر ابن خلكان ٤/ ٣٣٩ ومصادر ترجمته في النزهة ٢٤٩.(٥) في (ط): وارتفع منه بعض.(٦) في (ط): نرغب.
Fâtiha Sûresi [el-Fâtiha: 4] âyetinde, Allah Teâlâ'nın «1» 'Mâliki yevmi'd-dîn' [el-Fâtiha/4] kavlindeki elifin ispatı ve hazfı konusunda ihtilâf edilmiştir. Âsım «3» ve Kisaî «4» elif ile 'Mâlik' şeklinde okumuş, diğer kıraat imamları «5» ise elifsiz okumuşlardır.
«1» (ط) nüshasında ziyade vardır.
«2» (ط) nüshasında 'Mâlik' yazılıdır.
«3» Bu zat, Ebû Bekr Âsım b. Ebî'n-Necûd el-Cehadirî el-Kûfî olup kıraat-i seba imamlarındandır. Kıraati Ebû Abdirrahmân es-Sülemî ve Zırr b. Hubeyş'ten almış, kendisinden Ebû Bekr b. Ayyaş ve Ebû Amr el-Bezzâr rivayet etmiştir. Birçok harfte şiddetli ihtilâf etmişlerdir. Kûfeliler onun kıraatini tercih etmişlerdir. H.127'de Kûfe'de vefat etmiştir. İbn Hallikân 3/9 ve Ğâyetü'n-Nihâye fî Tabakāti'l-Kurrâ 1/346'ya bkz.
«4» Bu zat, Ebü'l-Hasan Alî b. Hamza el-Kisâî olup kıraat-i seba imamlarındandır. Kûfe'de kıraat reisliği kendisine intikal etmiş, aynı zamanda Kûfelilerin nahiv imamıdır. Kisâî, Ebû Bekr b. Ayyaş, Hamza ez-Zeyyât, İbn Uyeyne ve diğerlerinden rivayette bulunmuş; ondan da Ferrâ, Ebû Ubeyd el-Kâsım b. Sellâm ve başkaları rivayet etmiştir. Rey'de H.189'da vefat etmiştir. İbn Hallikân 3/295 ve Tabakātü'l-Kurrâ 1/535'e bkz.
«5» Bâkîn ile kastedilen, kıraat-i sebanın kalan imamlarıdır. Bunlar: Nâfi‘ b. Abdirrahmân b. Ebî Nu‘aym (künyesi Ebû Revîm el-Leysî, Mevâlîlerinden olup Medinelidir). Medine'de kıraat reisliği kendisine intikal etmiş, iki râvisi vardır: Verş ve Kunbül. Vefatı ihtilaflıdır. Tabakātü'l-Kurrâ 2/330 ve İbn Hallikân'a bkz.
فاتحة الكتاب[الفاتحة: ٤]اختلفوا في إثبات الألف، وإسقاطها من قوله [عز وجل] «١»: ملك «٢» يوم الدين [الفاتحة/ ٤].فقرأ عاصم «٣»، والكسائي «٤»: (مالك) بألف، وقرأ الباقون «٥»:(١) زيادة من: (ط).(٢) في (ط): مالك.(٣) هو أبو بكر عاصم بن أبي النّجود الجحدري الكوفي أحد القراء السبعة.أخذ القراءة عن أبي عبد الرحمن السلمي وزرّ بن حبيش، وأخذ عنه أبو بكر ابن عياش وأبو عمرو البزار واختلفوا اختلافا شديدا في حروف كثيرة. وكان أهل الكوفة يختارون قراءته، وتوفي سنة ١٢٧ هـ بالكوفة، انظر ابن خلكان ٣/ ٩ وغاية النهاية في طبقات القراء ١/ ٣٤٦.(٤) هو أبو الحسن علي بن حمزة الكسائي أحد القراء السبعة، انتهت إليه رئاسة الإقراء بالكوفة بعد حمزة الزيات، وهو أيضا إمام الكوفيين في النحو، روى الكسائي عن أبي بكر بن عياش وحمزة الزيات وابن عيينة وغيرهم وروى عنه الفراء وأبو عبيد القاسم بن سلام وغيرهما. وتوفي بالري سنة ١٨٩ هـ، انظر ابن خلكان ٣/ ٢٩٥ وطبقات القراء ١/ ٥٣٥.(٥) المراد بالباقين بقية القراء السبعة، وهم:أ- نافع بن عبد الرحمن بن أبي نعيم، وكنيته أبو رويم الليثي مولاهم، المدني، انتهت إليه رئاسة الإقراء بالمدينة، وكان له راويان: ورش وقنبل، واختلف في وفاته، انظر طبقات القراء ٢/ ٣٣٠، وابن خلكان
(Mülk) [مَلِك şeklinde] elifsizdir; (Mâlik) kelimesinin elifini ise kıraat imamlarından hiçbiri imâle etmemiştir [1]. (Bkz. el-Bahr 5/368; Şezerâtü'z-Zeheb 1/330).
b- Abdullah b. Kesîr, Ebû Ma‘bed el-Mekkî ed-Dârî: Mekke ehl-i kıraatinin imamıdır. Fasih, beliğ, güzel konuşan ve Arapçayı iyi bilen bir zât idi. 45 hicride Mekke'de doğmuş ve yine orada 120 hicride vefat etmiştir. Bkz. Tabakâtü'l-Kurrâ 1/443; İbn Hallikân 3/41.
c- Abdullah b. Âmir ed-Dımaşkī, Ebû İmrân: Şam ehl-i kıraatinin imamıdır. Yedi kıraat imamının en yaşlısı ve sened bakımından en yükseği idi. Sahâbeden bir cemaatten kıraat almış; hatta Osman b. Affân (r.a.)'dan kıraat okuduğu rivayet edilmiştir. 21 hicride doğmuş, 118 hicride Dımaşk’ta vefat etmiştir. Bkz. Tabakâtü'l-Kurrâ 1/423.
d- Hamza b. Habîb ez-Zeyyât, Ebû Umâre el-Kûfî et-Teymî (mevlaları oldukları söylenir; kimi de aslen Teym'den olduklarını belirtir): Yedi kıraat imamındandır. Ebü'l-Hasan el-Kisâî kıraati ondan almış; kendisi ise A‘meş'ten almıştır. 80 hicride doğmuş, bazı sahâbeye yetişmiştir. Kûfe'de Âsım'dan sonra kıraat imamlığı ona intikal etmiş ve 156 hicride vefat etmiştir. Bkz. Tabakâtü'l-Kurrâ 1/261; İbn Hallikân 2/216.
e- Ebû Amr b. el-Alâ: Hâl tercümesi ileride gelecektir.
[1] Fârisî'nin "Mâlik'in elifini kıraat imamlarından hiçbiri imâle etmemiştir'' sözüne gelince; görünüşe göre bu, yedi kıraat imamından hiçbirinin Mâlik'in elifini imâle etmediği anlamındadır. Bu ise yedi imam dışındakiler için imâle yapılmasına mâni değildir. Dolayısıyla Ebû Hayyân'ın el-Bahr 1/20'deki şu sözü isabetli görünmemektedir: "Ebû Alî el-Fârisî, (imâle kıraatine dair) nakli bilmemiş ve 'Kıraat imamlarından hiçbiri Mâlik'in elifini imâle etmemiştir' demiştir. Hâlbuki bu câiz olmakla birlikte, ancak mütevâtir bir eserle sabit olmadıkça bu vecihle kıraat edilmez."
Ebû Hayyân şöyle der: "Yahyâ b. Ya‘mer ve Eyyûb es-Sahtiyânî, 'Mâlik'i şiddetli imâle ile okumuşlar; Kutebbe b. Mihrân ise el-Kisâî'den 'beyne beyne' (orta imâle) rivayet etmiştir."
Biz deriz ki: Kisâî'den gelen bu rivayet, onun yedi kıraat (seb‘a) içinde yer alan kıraati değildir.
[2] (nüsha farkı) Bkz. es-Seb‘a fi'l-Kırâât s.104; burada ihtilaftan söz ederken zikretmiştir.
(ملك) بغير ألف، ولم يمل «١» أحد الألف من (مالك) «٢»٥/ ٣٦٨ وشذرات الذهب ١/ ٣٣٠.ب- عبد الله بن كثير، أبو معبد المكي الداري، إمام أهل مكة في القراءة، وكان فصيحا بليغا مفوها عليما بالعربية، ولد بمكة سنة ٤٥ هـ وتوفي بها سنة ١٢٠ هـ، انظر طبقات القراء ١/ ٤٤٣ وابن خلكان ٣/ ٤١.ج- عبد الله بن عامر الدمشقي، أبو عمران، إمام أهل الشام في القراءة وكان أسن القراء السبعة وأعلاهم سندا، قرأ على جماعة من الصحابة، وقيل إنه قرأ على عثمان بن عفان، ولد سنة ٢١ هـ وتوفي بدمشق سنة ١١٨ هـ، انظر طبقات القراء ١/ ٤٢٣.د- حمزة بن حبيب الزيات أبو عمارة الكوفي التيمي مولاهم، وقيل: بل من صميمهم، وكان أحد القراء السبعة وعنه أخذ أبو الحسن الكسائي القراءة، وأخذ هو عن الأعمش، ولد سنة ٨٠ هـ، وأدرك بعض الصحابة، وإليه صارت إمامة القراءة بعد عاصم في الكوفة، وتوفي سنة ١٥٦ هـ، انظر طبقات القراء ١/ ٢٦١. وابن خلكان ٢/ ٢١٦.هـ- أبو عمرو بن العلاء وستأتي ترجمته.(١) قول الفارسي: ولم يمل أحد الألف من مالك، الظاهر أنه يريد أن أحدا من القراء السبعة، لم يمل ألف مالك، وهذا لا يمنع الإمالة عند غير السبعة، وإذا فلا وجه لقول أبي حيان في البحر ١/ ٢٠: «وجهل النقل- أعني في قراءة الإمالة- أبو علي الفارسي فقال: لم يمل أحد من القراء ألف مالك، وذلك جائز إلا أنه لا يقرأ بما يجوز إلا أن يأتي بذلك أثر مستفيض».قال أبو حيان: وقد قرأ «مالك» بالإمالة البليغة يحيى بن يعمر، وأيوب السختياني، وبين بين قتيبة بن مهران عن الكسائي. قلنا:وهذه الرواية عن الكسائي ليست قراءته السبعية.(٢) في (ط): في مالك. وانظر السبعة في القراءات ١٠٤ فقد ذكره من قوله:اختلفوا.
Ebû Bekr Muhammed b. es-Serrî şöyle dedi: Ebû Amr [1] (Yezîdîlerden [2] rivayet ettiğime göre) şöyle dedi: "Melik, mâliki kapsar; yani o günün ve içindeki her şeyin mâlikidir. Mâlik ise ancak bir şeyin tek başına sahibi olur. 'O, şu şeyin mâlikidir' dersin. Allah sübhânehû: 'De ki: Ey mülkün mâliki olan Allah'ım!' [Âl-i İmrân/26] buyurarak belirli bir şeye işaret etmiştir. İşte melik, mâliki kapsar; mâlik ise meliki kapsamaz. Allah sübhânehû: 'İnsanların meliki' [Nâs/2] ve 'el-Melikü'l-Kuddûs' [Haşr/23] buyurdu."
[1] O, Zebbân b. el-Alâ b. Ammâr b. Abdillâh el-Mâzinî'dir. Yedi kıraat imamından biri ve en bilginlerindendir. Kıraat, nahiv ve lügatte dönemin imamıydı. Kendisinden Yezîdî, Ebû Ubeyde ve el-Esmaî gibi pek çok kimse ilim aldı. 148-157 h. yılları arasında vefat etti. Bkz. İbn Hallikân, 3/466; Tabakâtü'l-Kurrâ, 1/288; Nüzhetü'l-Eribbâ, s.24.
[2] 'Yezîdîlerden rivayet ettiğime göre' diyen kişi Ebû Bekr Muhammed b. es-Serrî'dir. Yezîdîler ise Ebû Muhammed Yahyâ b. el-Mübârek el-Yezîdî'ye nispet edilir: O, nahiv âlimi, güvenilir bir kıraat imamı, nahiv, Arap dili ve kıraatte büyük bir âlimdi. Kastedilenler onun oğulları ve torunlarıdır. Bunlar babalarından/dedelerinden, Ebû Amr b. el-Alâ'dan rivayet ettiği pek çok ilmi aldılar. Zira Yezîdî, Ebû Amr'ın kıraatinin ve ilminin en hayırlı râvisiydi; kıraati Ebû Amr b. el-Alâ'dan arz yoluyla almış ve onun yerine geçmiştir. Ebû Amr'ın ashabı arasında en zabt sahibi olanıdır. Denildiğine göre sadece Ebû Amr'dan on bin varak imla ettirmiştir. Ayrıca, Mehdi'nin dayısı Yezîd b. Mansûr el-Himyerî'nin çocuklarına hocalık yapmış ve ona nispet edilmiştir. Daha sonra Reşîd ile irtibat kurarak oğlu Me'mûn'a hocalık yapmıştır. Her biri dil ve Arapçada eser telif etmiş beş oğlu vardı. 123 h. doğumlu olup 202 h. yılında Horasan veya Merv'de vefat etmiştir. Bkz. İbn Hallikân, 6/183; Tabakâtü'l-Kurrâ, 2/375. Tercümesinin kaynakları: Nüzhetü'l-Eribbâ, s.81; el-A‘lâm, 9/205.
[3] (T) nüshasında: 'hâzâ' (şu).
[4] (T) nüshasında: 'azze' (azze ve celle).
[5] (T) nüshasında: 'azze ve celle'.
قال أبو بكر محمد بن السريّ: قال أبو عمرو «١» فيما أخذته عن اليزيديين «٢»: إن «ملك» يجمع مالكا، أي: ملك ذلك اليوم بما فيه، و «مالك» إنما يكون للشيء وحده، تقول:هو مالك ذاك «٣» الشيء، وقال الله سبحانه «٤»: قُلِ اللَّهُمَّ مالِكَ الْمُلْكِ [آل عمران/ ٢٦] للشيء بعينه، فملك يجمع مالكا، ومالك لا يجمع ملكا. وقال الله سبحانه «٥»: مَلِكِ النَّاسِ [الناس/ ٢] والْمَلِكُ الْقُدُّوسُ [الحشر/ ٢٣].(١) هو زبان بن العلاء بن عمار بن عبد الله المازني أحد القراء السبعة وأغزرهم علما، وكان إمام أهل العصر في القراءات والنحو واللغة، وأخذ عنه خلق كثير منهم اليزيدي وأبو عبيدة والأصمعي، وتوفي في المدة بين ١٤٨ و ١٥٧ هـ انظر ابن خلكان ٣/ ٤٦٦ وطبقات القراء ١/ ٢٨٨، ونزهة الألباء ص ٢٤.(٢) القائل: «فيما أخذته عن اليزيديين» هو أبو بكر محمد بن السري، واليزيديون نسبة إلى أبي محمد يحيى بن المبارك اليزيدي: نحوي مقرئ ثقة علامة كبير في النحو والعربية والقراءة، والمراد أولاده وحفدته، وقد أخذوا عن أبيهم وجدهم علما كثيرا رواه عن أبي عمرو بن العلاء، فقد كان اليزيدي خير رواة قراءة أبي عمرو وعلمه، فقد أخذ القراءة عرضا عن أبي عمرو بن العلاء، وخلفه بالقيام بها وهو أضبط أصحاب أبي عمرو عنه قيل إنه أملى عشرة آلاف ورقة عن أبي عمرو خاصة. كما كان مؤدب أولاد يزيد بن منصور الحميري خال المهدي، وإليه ينتسب، ثم اتصل بالرشيد فأدب ولده المأمون. وكان له خمسة بنين كلهم ألف في اللغة والعربية، ولد في سنة ١٢٣ هـ وتوفي سنة ٢٠٢ هـ في خراسان أو مرو، انظر ابن خلكان ٦/ ١٨٣ وطبقات القراء ٢/ ٣٧٥. ومصادر ترجمته في نزهة الألباء ص ٨١ والأعلام ٩/ ٢٠٥.(٣) في (ط): هذا.(٤) في (ط): عز.(٥) في (ط): عز وجل.
Ebû Bekir İbnü's-Serrâc şöyle anlatır: Asım el-Cehderî'nin bu âyeti (Fâtiha'nın 4. âyeti) elifsiz olarak «melik» [مَلِك vezninde, «sehl» gibi. Ebû Hayyân, Asım el-Cehderî'nin bu şekilde okuduğunu belirtir; bk. el-Bahr, 1/20] şeklinde okuduğu rivayet edilmiştir. Bunun üzerine Asım, elifle «mâlik» okuyanlara karşı delil getirerek şöyle demiştir: «Böyle okuyanın, 'Kul eûzü bi-Rabbi'n-nâs, Mâliki'n-nâs' [De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların Mâlikine] (el-Nâs, 1-2) âyetini de 'mâlik' şeklinde okuması gerekir.» Hârûn [b. Mûsâ, Ebû Abdillâh el-A‘ver el-Atakî el-Basrî el-Ezdî; Kur'an ve Arap dili âlimi; Asım, İbn Kesîr ve Ebû Amr'dan ders aldı; kıraat vecihlerini ilk derleyen ve şâz kıraatlerin isnadını araştıran kişidir; 170 civarında vefat etmiştir; bk. Târîhu Bağdâd, 14/3; Buğyetu'l-Vuât, 2/321; Tabakâtu'l-Kurrâ, 2/348] der ki: «Bu meseleyi Ebû Amr [b. el-Alâ]'ya anlattım. O da şöyle dedi: 'Evet, öyleyse neden 'Fe teâlallâhü'l-Mâlikü'l-Hakk' [Yüce Allah, gerçek Mâlik'tir] (el-Mü'minûn, 116) âyetini 'mâlik' şeklinde okumuyorlar?' [Bazı nüshalarda 'el-Melik' şeklinde kaydedilmiştir]» İbnü's-Serrâc devamla der ki: «'Mülk' ile okuyuşu tercih edenlerden biri şöyle demiştir: 'Allah teâlâ, 'Rabbi'l-âlemîn' sözüyle zaten her şeyin mâliki olduğunu bildirmiştir. Aralarında başka bir mâna zikredilmeksizin geçmiş olan bu ifadenin tekrarlanmasında bir fayda yoktur.'» Yine der ki: «Resûlullah (s.a.v.)'den nakledilen 'meliki yevmi'd-dîn' okuyuşunun isnadı, 'mâliki yevmi'd-dîn' okuyuşunun isnadından daha sahihtir. Ayrıca 'mülk' sıfatıyla vasfetmek, övgü bakımından daha beliğdir.» Der ki: «İşte bu kıraat [melik] tercih edilendir [bazı nüshalarda 've hiyâ kırâetün' ifadesi düşmüştür].»
قال «١»: وحكي أن عاصما الجحدري قرأها (ملك) «٢» بغير ألف. فقال «٣» محتجا على من قرأها «٤» (مالك) بألف «٥»:يلزمه أن يقرأ: قل أعوذ برب الناس مالك الناس [الناس/ ١، ٢]. قال هارون «٦»: فذكرت ذلك لأبي عمرو، فقال: نعم، أفلا يقرءون: فتعالى الله المالك «٧» الحق [المؤمنون/ ١١٦]؟.قال «٨»: وقال بعض من اختار القراءة بملك: إن الله قد وصف نفسه بأنه مالك كل شيء بقوله: رَبِّ الْعالَمِينَ فلا فائدة في تكريره ذكر ما قد مضى ذكره من غير فصل بينهما بذكر «٩» معنى غيره. قال: وقال: وإن الخبر عن رسول الله صلى الله عليه وسلم «١٠» بقراءته: ملك يوم الدين أصح إسنادا من الخبر بقراءته (مالِكِ). وإنّ وصفه بالملك أبلغ في المدح، قال: وهي قراءة(١) أي أبو بكر ابن السراج.(٢) «ملك» على وزن سهل. ذكر أبو حيان أن عاصما الجحدري قرأها كذلك، انظر البحر ١/ ٢٠.(٣) أي: عاصم.(٤) في (ط): من قرأ.(٥) في (ط): بالألف.(٦) في (ط) حذف: الناس، وسقطت من (م): قال هارون هنا، وذكرت بعد قوله: الحق، وهارون: هو ابن موسى، أبو عبد الله الأعور العتكي البصري الأزدي مولاهم، صاحب القرآن والعربية، وأخذ عن عاصم وابن كثير وأبي عمرو وغيرهم، وهو أول من تتبع وجوه القراءات وألفها، وتتبع الشاذ منها وبحث عن إسناده، توفي في حدود ١٧٠ هـ، انظر تاريخ بغداد ١٤/ ٣ وبغية الوعاة ٢/ ٣٢١ وطبقات القراء ٢/ ٣٤٨.(٧) في (م): الملك.(٨) أي: ابن السراج.(٩) في (ط): بذكره.(١٠) في (ط): سقط: وسلّم.
Ebû Ca'fer, el-A‘rec (1) ve Şeybe b. Nisâh (2). Ahmed b. Yahyâ (3) dedi ki: Kisâî'nin delillerinden biri de şudur: 'Meliki'n-nâs' (insanların meliki) denildiği gibi, 'seyyidü'n-nâs' (insanların efendisi) ve 'rabbü'n-nâs' (insanların rabbi) denilir; 'mâliki yevmi'd-dîn' (din gününün sahibi) denilir, ama 'seyyidü yevmi'd-dîn' (din gününün efendisi) denilemez. Öyleyse 'nâs' ile birlikte olduğunda ve...
(1) (M) nüshasında 'Ebû Ca'fer el-A‘rec' şeklinde, aradaki و atılmış olarak geçer; doğrusu (T) nüshasından tesbit ettiğimizdir. Ebû Ca'fer el-Mahzûmî'dir, Yezîd b. el-Ka'kā' el-Medenî el-Kārî, on kıraat imamından biridir ki yedi imamdan sonra gelen üç kişidendir. Meşhur, büyük bir tâbiîdir; onu okuyanlardan biri de yedi imamdan Nâfi‘dir. Medine halkının kıraat imamı idi, bu sebeple 'el-Kārî' diye anılmıştır. İbnü'l-Cezerî onun kıraati hakkında şöyle der: 'Bu kıraate dil uzatan veya onu şâz kıraatlerden sayana şaşılır; hâlbuki bu kıraat ile diğer yedi kıraat arasında, el-Müncid adlı kitabımızda açıkladığımız gibi, hiçbir fark yoktur.' En sahih kavle göre 130 hicrîde vefat etmiştir, bkz. Tabakātü'l-Kurrâ 2/382.
el-A‘rec ise: Abdurrahmân b. Hürmüz, Ebû Dâvûd el-Medenî el-A‘rec'dir; büyük bir tâbiî olup kendisinden Nâfi‘ de rivayette bulunmuştur. İskenderiye'de vefat etmiş ve 117 hicrîde orada defnedilmiştir, bkz. Tabakātü'l-Kurrâ 1/381.
(2) O, Şeybe b. Nisâh b. Sercis b. Ya'kūb'dur; sika bir imam, Medine'nin Ebû Ca'fer ile birlikte kāri'i ve kadısı idi; müminlerin annesi Ümmü Seleme'nin (r.anhâ) mevlâsıdır. Kur'an'ın vakıfları (durakları) hakkında ilk eser telif eden odur; 130 hicrîde vefat etti. Hâfız Ebü'l-Alâ şöyle der: O, tâbiî kārilerindendir; Peygamber (s.a.v.)'in ashâbına yetişmiş, müminlerin anneleri Âişe (r.anhâ) ve Ümmü Seleme'ye (r.anhâ) kavuşmuştur; ikisi de Allah'a ona Kur'an'ı öğretmesi için dua etmişlerdir. Bkz. Tabakātü'l-Kurrâ 1/329, Tehzîbü't-Tehzîb 4/377.
(3) (T) nüshasında: 'dedi' şeklindedir. Ahmed b. Yahyâ ise Ebü'l-Abbâs Ahmed b. Yahyâ b. Yezîd b. Seyyâr eş-Şeybânî -velâ yoluyla- en-Nahvî olup, Sa'leb diye bilinir. Basralıların imamı Müberred'in çağdaşı olarak Kûfelilerin nahiv ve dil imamı idi. Kırâatler hakkında bir kitabı, Mecâlis-i Sa'leb, el-Fasîh ve başka eserleri vardır. 200 hicrîde doğmuş, 291 hicrîde vefat etmiştir. Bkz. İbn Hallikân, nr. 1/102; Tabakātü'l-Kurrâ 1/148.
أبي جعفر، والأعرج «١» وشيبة بن نصاح «٢».قال «٣» أحمد بن يحيى: من حجة الكسائي أنه يقال:مَلِكِ النَّاسِ مثل سيّد الناس، وربّ الناس، ومالك يوم الدين، ولا يقال: سيد يوم الدين، فإذا كان مع الناس وما(١) في (م): أبي جعفر الأعرج بإسقاط الواو، والصواب ما أثبتناه من (ط).وأبو جعفر هو المخزومي، يزيد بن القعقاع المدني القارئ، أحد القراء العشرة أي ثلاثة بعد السبعة. وهو تابعي مشهور جليل القدر، ومن رواته نافع أحد السبعة، وكان إمام أهل المدينة في القراءة فسمي القارئ بذلك، ويقول ابن الجزري في قراءته: «والعجب ممن يطعن في هذه القراءة أو يجعلها من الشواذ، وهي لم يكن بينها وبين غيرها من السبع فرق كما بيناه في كتابنا المنجد» وتوفي سنة ١٣٠ هـ في أرجح الأقوال، انظر طبقات القراء ٢/ ٣٨٢.والأعرج: هو عبد الرحمن بن هرمز، أبو داود المدني الأعرج، وهو تابعي جليل روى عنه نافع أيضا، ومات بالإسكندرية ودفن بها سنة ١١٧ هـ، انظر طبقات القراء ١/ ٣٨١.(٢) هو شيبة بن نصاح بن سرجس بن يعقوب، إمام ثقة كان مقرئ المدينة مع أبي جعفر وقاضيها، ومولى أم سلمة أم المؤمنين رضي الله عنها، وهو أول من ألف في وقوف القرآن وتوفي سنة ١٣٠ هـ، قال الحافظ أبو العلاء: هو من قراء التابعين الذين أدركوا أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم وأدرك أمّي المؤمنين عائشة وأم سلمة زوجي النبي صلى الله عليه وسلم ودعتا الله له أن يعلمه القرآن.انظر طبقات القراء ١/ ٣٢٩. وتهذيب التهذيب ٤/ ٣٧٧.(٣) في (ط): وقال. وأحمد بن يحيى هو أبو العباس أحمد بن يحيى بن يزيد بن سيار الشيباني بالولاء النحوي المعروف بثعلب، كان إمام الكوفيين في النحو واللغة على عهد المبرد الذي كان إمام البصريين وله كتاب في القراءات ومجالس ثعلب وكتاب الفصيح وغيرها، ولد سنة ٢٠٠ هـ وتوفي سنة ٢٩١ هـ، انظر ابن خلكان رقم ١/ ١٠٢، طبقات القراء ١/ ١٤٨.
Onlara üstün kılınmıştı: 'Melik' idi; insan dışındaki varlıklarla birlikte olduğunda ise 'Malik' idi. [Râvi] dedi ki: Mâlik kıraatini delil getiren ve 'Melik' kıraatini hoş karşılamayan kişi şöyle dedi: 'Melik' şeklinde ilk okuyan Mervân b. el-Hakem'dir [1]. Oysa 'melik' (kral) sıfatına, câiz olmayan ve mülke (hükümranlığa) dâhil edilmesi doğru olmayan şeyler girebilir. Dediler ki: Bunun sebebi, dilde 'Falan kimse dirhemlerin ve kuşların mâlikidir (sahibidir)' denilmesinin doğru, buna karşılık 'Falan kimse dirhemlerin ve dinarların melikidir (kralıdır)' denilmesinin doğru olmamasıdır. Dediler ki: Bu durumda 'mâlik' (sahip) vasfı, 'melik' (hükümdar) vasfından daha geneldir. Allah Sübhânehû [2] her şeyin mâlikidir. Dediler ki: Anlam şudur: O, din gününde (kıyamette) hükmü, yaratıkları arasında, dünyada aralarında hükmeden diğer yaratıklardan ayrı olarak, bizzat kendisi verir (mâliktir). Dediler ki: Allah Sübhânehû [3] kendisini 'Mâlikü'l-Mülk' (mülkün sahibi) olarak nitelendirmiş, şöyle buyurmuştur: 'De ki: Ey mülkün sahibi (Mâlikü'l-Mülk) Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin...' [Âl-i İmrân 3/26]. 'O, mülkün melikidir (kralıdır)' denilmez. Dediler ki: O'nun 'Mâlik' vasfıyla nitelendirilmesi, 'Melik' vasfıyla nitelendirilmesinden övgüde daha ileri ve medhte daha kapsamlıdır. Kıraat imamlarından Katâde [5] ve el-A‘meş [6] bu âyeti 'Mâliki' (malik-i mülk) şeklinde okumuşlardır.
[1] el-Fârisî'nin buna cevabı ileride s. 15-16'da gelecektir.
[2] (ط) nüshasında 'Sübhânehû' kelimesi düşmüştür.
[3] (ط) nüshasında 'Azze ve Celle' şeklindedir.
[4] (ط) nüshasında 'Teâlâ' kelimesi düşmüştür.
[5] Katâde b. Diâme es-Sedûsî (60-117 h.): Ebü'l-Hattâb el-A‘mâ el-Basrî el-Müfessir. Kıraat ilminin imamlarından olup kendine has bir kıraat tercihi vardı. Ezberiyle darbımesel olurdu. Nesep, İslâm öncesi Arap tarihi, hadis ve fıkıh konularında uzmandı. Kader hakkında konuşurdu; Ebû Amr b. el-Alâ onun hakkında: 'Kader hakkındaki sözleri olmasaydı, onu hiçbir dönemdaşına denk tutmazdım' demiştir. Bkz. Tabakâtü'l-Kurrâ, 2/25; İbn Hallikân, 4/85.
[6] Şeyhülislâm Süleyman b. Mihrân el-A‘meş (61-148 h.): Ebû Muhammed el-Esedî el-Kâhilî mevlalarından Kûfeli imam ve büyük âlim. Kur'an'ı en iyi okuyanlardan idi.
يفضل عليهم كان «ملك» وإذا كان مع غير الناس كان «مالك».قال: وقال من احتجّ لمالك، وكره «ملك»: إن أول من قرأ «ملك» مروان بن الحكم «١» وإنه قد يدخل في الملك ما لا يجوز، ولا يصح دخوله في الملك، قالوا: وذلك أنه صحيح في الكلام أن يقال: فلان مالك الدراهم والطير، وغير صحيح أن يقال: فلان ملك الدراهم والدنانير. قالوا: فالوصف بالملك أعم من الوصف بالملك، والله سبحانه «٢» مالك كل شيء قالوا: والمعنى: أنه يملك الحكم يوم الدين بين خلقه دون سائر الخلق الذين كانوا يحكمون بينهم في الدنيا. قالوا: وقد وصف الله سبحانه «٣» نفسه بأنّه مالك الملك، فقال تعالى «٤»: قُلِ اللَّهُمَّ مالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشاءُ [آل عمران/ ٢٦]، ولا يقال: هو ملك الملك، قالوا: فوصفه بالملك. أبلغ في الثناء وأعمّ في المدح من وصفه بالملك. وقرأها (مالِكِ) من متقدمي القرّاء قتادة «٥» والأعمش «٦».(١) سيأتي رد الفارسي على ذلك قريبا ص ١٥ - ١٦.(٢) سقطت كلمة. سبحانه من (ط).(٣) في (ط): عز وجل.(٤) سقطت كلمة تعالى من (ط).(٥) هو قتادة بن دعامة السدوسي (٦٠ - ١١٧ هـ)، أبو الخطاب الأعمى البصري المفسر، أحد الأئمة في حروف القرآن، وله اختيار، وكان يضرب بحفظه المثل، كما كان خبيرا بالنسب وأيام العرب والحديث والفقه. وكان يتكلم في القدر وفيه يقول أبو عمرو بن العلاء: لولا كلامه في القدر لما عدلت به أحدا من أهل دهره، انظر طبقات القرّاء ٢/ ٢٥ وابن خلكان ٤/ ٨٥.(٦) هو شيخ الإسلام سليمان بن مهران الأعمش (٦١ - ١٤٨ هـ)، أبو محمد الأسدي الكاهلي مولاهم الكوفي الإمام الجليل، كان من أقرأ الناس
Ebû Ubeyd(1), Allah Teâlâ’nın “Meliki yevmi’d-dîn” kavli hakkında şöyle demiştir: “O gün mülk, başkasının değil, yalnızca O’nundur.” “Mâliki” şeklinde okuyanlar ise, dinin ve hesabın mülkiyetinin yalnızca O’na ait olduğunu, bu işi O’ndan başkasının üstlenmediğini kastetmişlerdir. Ebû Ubeyd şöyle devam etmiştir: “Bu kıraat, Ömer (r.a.)’den de rivayet edilmiştir.”(2)
Ebû Bekr Muhammed b. es-Serrî(3) dedi ki: “Bana göre tercih edilen kıraat ‘Meliki yevmi’d-dîn’dir. Bunun delili şudur: Melik ve mülk aynı manada birleşir ve aslen bir köke dönerler ki o da rabt (bağlama) ve şidddir. Nitekim Araplar ‘melektü’l-acîne’ (hamuru sıkıca yoğurdum / bağladım) derler.” Şair (Kays b. el-Hatim)(4) şöyle demiştir:
“Elimle onu sımsıkı tuttum, yarığını akıttım;
Arkasında olanı gören, önündekini göremez oldu.”
—
(1) Bu zât, el-Kāsım b. Sellâm Ebû Ubeyd el-Horasânî el-Ensârî el-Bağdâdî’dir; büyük imam, hâfız, müctehid âlimlerden biridir. Kıraat, hadis, fıkıh, dil ve şiir alanında eser sahibidir. Kıraatte, Arapça ve esere uygun bir tercihi vardır. Dânî onun hakkında: “Devrinin bütün ilimlerinde imam, sünnet ehli, güvenilir ve emin bir zâttır” demiştir. 224 hicride Mekke’de vefat etmiştir. Bk. Tabakâtü’l-Kurrâ, 2/18; Tezkiretü’l-Huffâz, 2/417; İbn Hallikân, 4/60; Nüzhetü’l-Elibbâ, s. 136.
(2) Ebû Hayyân’ın naklettiğine göre; Âsım, el-Kisâî, Halef kendi tercihinde ve Ya‘kūb, “Mâliki” vechi üzere kesre ile okumuşlardır. Bu, on kıraat imamından —Talha ve Zübeyr hariç— hepsinin kıraatidir. Ayrıca birçok sahâbînin kıraati de bu vecihtedir. Ömer b. Abdülazîz’den de “Mâliki” şeklinde, fakat “kâf”ın fethasıyla okuduğu rivayet edilmiştir. Bk. el-Bahr, 1/20.
(3) (T) nüshasında: “Ebû Alî dedi ki: Ebû Bekr dedi” şeklindedir.
(4) Beyit, Kays b. el-Hatîm el-Evsî’ye aittir. Kasidesinin ilk beytidir.
وقال أبو عبيد «١» في قوله: ملك يوم الدين معناه:الملك يومئذ ليس ملك غيره. ومن قرأ (مالِكِ) أراد: أنه يملك الدين والحساب لا يليه سواه. قال: وكذلك يروى عن عمر «٢».قال «٣» أبو بكر محمد بن السري: الاختيار عندي: «ملك يوم الدين»، والحجة في ذلك: أن الملك والملك يجمعهما معنى واحد، ويرجعان إلى أصل، وهو الربط والشد، كما قالوا: ملكت العجين، أي: شددته. وقال الشاعر:ملكت بها كفّي فأنهرت فتقها … يرى قائم من دونها ما وراءها«٤»للقرآن، قال الفلاس: كان الأعمش يسمى: المصحف من صدقه، وقرأ عليه حمزة الزيات، أحد السبعة، وروى عنه أنه قال: إن الله زين بالقرآن أقواما، وإني ممن زينه الله بالقرآن ولولا ذلك لكان على عنقي دنّ أطوف به في سكك الكوفة، انظر طبقات القراء ١/ ٣١٥. وتذكرة الحفاظ ١/ ١٥٤ ووفيات الأعيان ٢/ ٤٠٠.(١) هو القاسم بن سلام، أبو عبيد الخراساني الأنصاري مولاهم البغدادي الإمام الكبير الحافظ أحد الأعلام المجتهدين، وصاحب التصانيف في القراءات والحديث والفقه واللغة والشعر، وله اختيار في القراءة وافق فيه العربية والأثر، وقال فيه الداني: إمام أهل دهره في جميع العلوم صاحب سنة، ثقة مأمون. توفي بمكة ٢٢٤ هـ، انظر طبقات القراء ٢/ ١٨. وتذكرة الحفاظ ٢/ ٤١٧ وابن خلكان ٤/ ٦٠ ونزهة الألباء ص ١٣٦.(٢) نقل أبو حيان أنه قرأ: مالك على وزن فاعل بالخفض عاصم والكسائي وخلف في اختياره ويعقوب وهي قراءة العشرة إلا طلحة والزبير وقراءة كثير من الصحابة. كما نقل عن عمر بن عبد العزيز أنه قرأ مالك على وزن فاعل أيضا ولكن بنصب الكاف. البحر ١/ ٢٠.(٣) في (ط): قال أبو علي قال أبو بكر.(٤) البيت لقيس بن الخطيم الأوسي من قصيدة أولها:
Bir saplamayı tarif ediyor: "Onunla avucumu sıkıca bağladım" demektedir. İmlâk (nikâh) da bundandır; esasen erkeğin kadınla bağlanmasıdır. Arap kelâmının bir kısmı diğerinden alınmıştır; asıl bir olabilir, sonra kalıplarla (binalarla) farklılaşır ve her bir kalıp o cinsten bir türü gerektirir. Buna örnek olarak ‘adl (adalet) kelimesidir; ondan ‘adl (meta) ve ‘adîl (insan) türetilir. ‘Adl: mal/yiyecek eşyası, ‘adîl: insandır. Asıl ise ‘adl (adalet)tir. Aynı şekilde melik ve mâlik [1]: Melik, birçok şeye sahip olandır; diğer insanlara (onlarla ilişkili olarak) ortak olur, şöyle ki mülkünde hüküm sürmek bakımından ona ortak olur ve o mülkte ancak melikin kendisine izin verdiği ve onu yönettiği şekilde tasarrufta bulunur. Bununla birlikte melik, insanların kendileriyle ilgili işlerine ve bütün tasarruflarına malik olur. Bu nedenle, melik adını hak etmesi için bütün bunların mülkiyetinin kendisinde toplanması gerekir. Her melik mâliktir, fakat her mâlik melik değildir. Yüce Allah'ın "Mâlikü'l-Mülk" [Âl-i İmrân 3/26] kavline gelince [2]: Allah sübhânehu [3] dünya meliklerine ve onların sahip olduklarına maliktir. Bunun tevili ise şudur: O, dünya mülküne maliktir, dilediğine mülkü verir. Din gününe gelince, mülk ancak O'nundur. O, meliklerin melikidir, azze ve celle, hepsine maliktir. Bu kullanım insanlar hakkında da kullanılır; "filanca meliklerin melikidir" denir. "O, Leylâ'nın güzelliğini ve saflığını andı... O (Leylâ) uzaklaştı, artık onun buluşmasına erişilmez oldu." Anlamı şudur: O, bu saplamayla avucunu sıktı (bağladı) ve onu kanattı (yaraladı); yani genişletti, yardı. Öyle ki kişi bu saplamanın arkasındakini görebilecek hâle geldi. Bakınız: Dîvânı s.8, el-Me‘ânî el-Kebîr s.978, el-Hızâne 3/168. [1] (Nüsha farkı: ط'da "fekeẕâlike mâlik ve melik" şeklindedir.) [2] (Nüsha farkı: ط'da "azze ve celle" şeklindedir.) [3] (Nüsha farkı: ط'da "azze ve celle" şeklindedir.)
يصف طعنة، يقول: شددت بها كفي. والإملاك من هذا، إنما هو رباط الرجل بالمرأة، وكلام العرب بعضه مأخوذ من بعض، فقد يكون الأصل واحدا ثم يخالف بالأبنية، فيلزم كل بناء ضربا من ذلك الجنس، مثال ذلك العدل، يشتقّ منه:العدل والعديل، فالعدل: ما كان متاعا، والعديل: الإنسان، والأصل إنما هو العدل. وكذلك ملك، ومالك «١» فالملك الذي يملك الكثير من الأشياء: ويشارك غيره من الناس، بأنه يشاركه في ملكه بالحكم عليه فيه، وأنه لا يتصرف فيه إلا بما يطلقه له الملك، ويسوسه به، ويجتمع مع ذلك أن الملك يملك على الناس أمورهم في أنفسهم، وجميع متصرّفاتهم، فلا يستحق اسم الملك حتى يجتمع له ملك هذا كله، فكل ملك مالك، وليس كلّ مالك ملكا.وأما قوله تعالى: «٢» مالِكَ الْمُلْكِ [آل عمران/ ٢٦] فإنّ الله سبحانه «٣» يملك ملوك الدنيا، وما ملكوا، وإنّما تأويل ذلك: أنّه يملك ملك الدنيا، فيؤتي الملك من يشاء. فأمّا يوم الدين فليس إلّا ملكه، وهو ملك الملوك جلّ وعزّ يملكهم كلّهم، وقد يستعمل هذا في الناس، فيقال: فلان ملك الملوكتذكّر ليلى حسنها وصفاءها … وبانت فأمسى ما ينال لقاءهاوالمعنى: أنه شد كفه بهذه الطعنة فأنهر، أي: وسع، فتقها، بحيث يرى المرء من خلال هذه الطعنة ما وراء المطعون بها. انظر ديوانه ص ٨ والمعاني الكبير ص ٩٧٨ والخزانة ٣/ ١٦٨.(١) في (ط): فكذلك مالك وملك.(٢) في (ط): عز وجل.(٣) في (ط): عز وجل.