Müellifin Mukaddimesi: Hamd, Resûlü'nü beyyineler ve hidâyet ile gönderen Allah'a mahsustur; insanları karanlıklardan nûra çıkarmak ve onları Azîz, Hamîd'in yoluna hidâyet etmek için. Ve salât ü selâm, O'nun en üstün Resûlü, en şerefli dâvetçisi Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.)'e olsun ki Allah, onunla peygamberlerini mühürlemiş, sîretini her mü'min için hayatın bütün işlerinde, küçüğünde ve büyüğünde bir örnek kılmış ve onun diniyle şeriatları sona erdirmiştir. Onun risâletini, risâletlerin en kâmili, insanların muhtelif çevrelerindeki ve çağlarındaki ihtiyaçlarına en vefâlısı kılmıştır. Allah ona salât u selâm eylesin. Ve hidâyet edici, hayırlı sahabelerine de salât u selâm olsun. Ki Allah, onlarda fıtratın selâmetini, akidenin sıdkını ve fedâkârlığın büyüklüğünü bilmiştir. Onları, İslâm risâletini yeryüzü milletlerine taşımakla şereflendirmiştir. Bu uğurda kanlarını dökmüşler, onun için diyarlarını terk etmişlerdir. Nihayet emâneti edâ etmişler, risâleti tebliğ etmişler, Allah ve Resûlü'ne nasihatte bulunmuşlardır. Böylece insanlık üzerinde, haddi bilinemez bir fazîletleri olmuş ve Allah arza ve üzerindekilere vâris oluncaya kadar her Müslümanın boynunda bir hak bulunmaktadır. Allah'ın rıdvânı onların üzerine olsun; onları seven ve onlardan sonra Allah yolunda dâvet sancağını taşıyanların üzerine de olsun, tâ ki dîn gününe kadar.
Ve ba‘d: İşte bunlar, Şeriat Fakültesi birinci sınıf öğrencilerine mufassal bir ders olarak takrir ettikten sonra, aceleyle ve hastalığın şiddeti içinde yazdığım notlardır. Onda, Resûl-i Kerîm sallallahu sîretindeki üsve-i hasenenin en açık tezâhürlerini ortaya koymayı gözettim.
مقدمة المؤلفالحمد لله الذي أرسل رسوله بالبينات والهدى، ليخرجوا الناس من الظلمات إلى النور، ويهدوهم إلىى صراط العزيز الحميد.والصلاة والسلام على أفضل رسله، وأشرف دعاته، سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم الذي ختم الله به رسله، فجعل سيرته قدوة لكل مؤمن في جميع شؤون الحياة صغيرها وكبيرها، وختم بدينه الشرائع، فجعل رسالته أكمل الرسالات وأوفاها بحاجات الناس في مختلف بيئاتهم وعصورهم، صلى الله وسلم عليه وعلى أصحابه الهداة البررة الذين علم الله فيهم سلامة الفطرة، وصدق العقيدة، وعظيم التضحية، فشرفهم بحمل رسالة الإسلام إلى أمم الأرض، فأراقوا في سبيلها دماءهم، وفارقوا من أجلها ديارهم، حتى أدوا الأمانة، وبلغوا الرسالة، ونصحوا لله ورسوله، فكان لهم فضل على الإنسانية لا يعرف مداها، ودين في عنق كل مسلم حتى يرث الله الأرض ومن عليها، رضوان الله عليهم وعلى من أحبهم وحمل لواء الدعوة إلى الله من بعدهم حتى يوم الدين.وبعد فهذه مذكرات كتبتها على عجل وشدة من المرض بعد أن ألقيتها محاضرة مفصلة على طلاب السنة الأولى في كلية الشريعة توخيت فيها أن أبرز أوضح مظاهر الأسوة في سيرة الرسول الكريم صلى
Allah'ın salât ve selâmı onun üzerine olsun ki, bu her Müslüman, Allah Azze ve Celle'ye davetçi, şeriat âlimi ve onun fıkhını taşıyan kimsenin üzerinde tefekkür etmesi ve onu göz önünde bulundurması gereken bir husustur. Ta ki onun için Resûlüne (s.a.v.) iktida etme şerefi olsun, önünde insanlar arasında davetinde başarı kapısı ve Allah Celle Şânuhu'ndan kabul ve rıza kapısı açılsın, ve onun için Resûlü (s.a.v.) ile birlikte nimet cennetlerinde ebedî kalma şerefi yazılsın. Zira Allah teâlâ şöyle buyurur: {Kim Allah'a ve Resûlüne itaat ederse, onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar; orada ebedî kalıcıdırlar. İşte büyük kurtuluş budur.} [en-Nisâ: 13]
İşte araştırmayı şu metoda göre düzenledim:
a- Giriş ve iki inceleme içerir:
1- Nebevî sîretin özelliği ve onu incelemenin faydası.
2- Nebevî sîretin kaynakları ve sahih referansları.
b- Onun (s.a.v.) sîretinin fıkhı ve on bölüm içerir.
Birinci Bölüm- Onun (s.a.v.) bi'setten önceki hayatı.
İkinci Bölüm- Bi'setten Habeşistan hicretine kadar hayatı.
Üçüncü Bölüm- Habeşistan hicretinden Medine hicretine kadar hayatı.
Dördüncü Bölüm- Hicretinden Medine'de yerleşmesine kadar.
Beşinci Bölüm- Bedir Gazvesi'nden Mekke'nin fethine kadar savaşları.
Altıncı Bölüm- Fetihten sonra Arap Yarımadası'nda İslam'ın yayılması.
Yedinci Bölüm- Fetihten vefatına kadar hayatı.
Sekizinci Bölüm- Medine'de İslam hukukunun özellikleri.
الله عليه وسلم، مما ينبغي على كل مسلم وداعية إلى الله عز وجل، وعالم بالشريعة، وحامل لفقهها، أن يتدبره ويجعله نصب عينيه، ليكون له شرف الاقتداء برسوله صلى الله عليه وسلم، وليفتح أمامه باب النجاح في دعوته بين الناس، وباب القبول والرضى من الله جل شأنه، وليكتب له شرف الخلود مع رسوله صلى الله عليه وسلم في جنات النعيم، فإن الله تعالى يقول: {وَمَن يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ} [النساء: ١٣].هذا وقد جعلت البحث وفق المنهج التالي:أ- مقدمة وتشتمل على بحثين:١ - في ميزة السيرة النبوية والفائدة من دراستها.٢ - في مصادر السيرة النبوية ومراجعها الصحيحة.ب- في فقه سيرته صلى الله عليه وسلم ويشتمل على عشرة فصول.الفصل الأول- في حياته صلى الله عليه وسلم قبل البعثة.الفصل الثاني- في حياته بعد البعثة إلى الهجرة إلى الحبشة.الفصل الثالث- في حياته بعد هجرة الحبشة إلى الهجرة للمدينة.الفصل الرابع- في هجرته حتى استقراره بالمدينة.الفصل الخامس- في معاركه الحربية منذ غزوة بدر حتى فتح مكة.الفصل السادس- في انتشار الإسلام في جزيرة العرب بعد الفتح.الفصل السابع- في حياته بعد الفتح إلى الوفاة.الفصل الثامن- في خصائص التشريع الإسلامي في المدينة.
Dokuzuncu Bölüm – Onun ahlâkı ve müsteşrikler ile misyonerlerin iftiraları hakkında. Onuncu Bölüm – Onun ve risâletinin dünyadaki eseri hakkında. Allah’tan niyaz ederim ki, bu kısa ve acele yazı gibi bir çalışmada, sîret-i nebeviyyeye derinlemesine nazar etmeye muvaffak kılsın; öyle ki, bu dersin Şeriat Fakültesi’nde okutulmasından güdülen gayeye ulaştırsın; ta ki kız ve erkek talebeler onun tâhir sîretini incelemeye âşık olsunlar; anlam ve derslerini nefislerinde öyle taşısınlar ki, istikametleri, sîretlerinin salâhı ve ıslah davetindeki güzel hidâyetleriyle insanlara rehber olsunlar. Nihayet Resûlullah (s.a.v.) müslümanlara, hayatlarının karanlıklarını dağıtan, kalplerine, akıllarına ve davranışlarına sıcaklık ve hararet veren nûr saçan bir güneş olarak dönsün; böylece İslâm toplumu yeniden safvetini, istikametini ve onu yeniden dünya milletlerinin önüne ve liderliğine geçirecek olan meşâliyetini (mükemmelliğini) kazansın. Ve böylece Allah’ın biz müslümanlar hakkındaki şu sözü bir kez daha tahakkuk etsin: {كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللهِ} [Âl-i İmrân 111].
Şam, Ramazan 1381 H.
Mustafa es-Sibâî
الفصل التاسع- في أخلاقه وافتراءات المستشرقين والمبشرين.الفصل العاشر- في أثره وأثر رسالته في العالم.والله أسأل أن يوفقني في مثل هذه العجالة القصيرة المستعجلة إلى إمعان النظر في السيرة النبوية بما يؤدي إلى الغرض المتوخى من تدريس هذه المادة في كلية الشريعة بحيث يحمل طلابها وطالباتها على أن يتعشقوا دراسة سيرته الطاهرة، فيحملوا من معانيها ودروسها في نفوسهم ما يجعلهم قدوة للناس في استقامتهم وصلاح سيرتهم، وحسن هديهم في الدعوة إلى الإصلاح حتى يعود الرسول صلى الله عليه وسلم للمسلمين شمسا منيرة تبدد ظلمات حياتهم، وتمدهم بالحرارة والدفء في قلوبهم وعقولهم وسلوكهم فيعود للمجتمع الإسلامي صفاؤه واستقامته ومثاليته التي تجعله من جديد في مكان الصدارة والقيادة لشعوب العالم، ويتحقق بذلك قول الله فينا نحن المسلمين مرة أخرى: {كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللهِ} [آل عمران:١١١].دمشق رمضان ١٣٨١هـمصطفى السباعي
Mukaddime: Sîret-i Nebeviyye'nin mümeyyiz vasfı. Sîret-i Nebeviyye, onu rûhî, aklî ve târîhî bir zevk hâline getiren birçok özelliği bir arada barındırdığı gibi; bu çalışmayı şeriat âlimleri, Allah'a dâvet edenler ve ictimâî ıslahla ilgilenenler için zarûrî kılar. Zira onlar, şeriatı insanlara öyle bir üslûpla tebliğ ederler ki, yolların karıştığı ve fırtınaların şiddetlendiği zamanlarda halk, şeriatı kendisine sığınılacak bir kal'a olarak görür; böylece dâvetçilere gönüller ve kalpler açılır ve ıslahçıların dâvet ettiği ıslah, başarıya daha yakın ve daha isabetli olur. Aşağıda Sîret-i Nebeviyye'nin en belirgin özelliklerini özetliyoruz.
Birincisi: O, gönderilmiş bir nebî veya büyük bir ıslahçının en sahîh sîretidir. Zira Resûlullah (s.a.v.)'in sîreti bize en sahîh ilmî yollardan ve en kuvvetli sübût vasıtalarıyla ulaşmıştır –ki bunu sîret kaynakları bahsinde göreceğiz–; bu da onun bariz vakıaları ve büyük hâdiseleri hakkında şüpheye mahal bırakmaz. Böylece, sonraki asırlarda sîrete eklenen hâdiseler, mu‘cizeler veya vakıalar –ki bunları câhil akıl, Allah'ın Resûlü (s.a.v.)'e makamın celâli, risâletin kudsiyeti ve sîretin azametinden daha fazlasını verme arzusuyla ilham etmiştir– bilmemizi kolaylaştırır.
المقدمةميزة السيرة النبويةتجمع السيرة النبوية عدة مزايا تجعل دراستها متعة روحية وعقلية وتاريخية، كما تجعل هذه الدراسة ضرورية لعلماء الشريعة والدعاة إلى الله والمهتمين بالإصلاح الاجتماعي، ليضمنوا إبلاغ الشريعة إلى الناس بأسلوب يجعلهم يرون فيها المعتصم الذي يلوذون به عند اضطراب السبل واشتداد العواصف، ولتتفتح أمام الدعاة قلوب الناس وأفئدتهم، ويكون الإصلاح الذي يدعو إليه المصلحون، أقرب نجحا وأكثر سدادا. ونجمل فيما يلي أبرز مزايا السيرة النبوية.أولا- إنها أصح سيرة لتاريخ نبي مرسل، أو عظيم مصلح فقد وصلت إلينا سيرة رسول الله صلى الله عليه وسلم عن أصح الطرق العلمية وأقواها ثبوتا- كما سنرى في بحث مصادر السيرة- مما لايترك مجالا للشك في وقائعها البارزة وأحداثها الكبرى، ومما ييسر لنا معرفة ما أضيف إليها في العصور المتأخرة من أحداث أو معجزات أو وقائع أوحى بها العقل الجاهل الراغب في إضفاء الصفة المدهشة على رسول الله صلى الله عليه وسلم أكثر مما أراد الله لرسوله أن يكون عليه من جلالة المقام وقدسية الرسالة، وعظمة السيرة.
Şüphesiz ki sîretinin sahihliğinin hiçbir şüpheye mahal vermeyen bir sağlamlıkta olması özelliği, geçmiş peygamberlerden hiçbirinin sîretinde bulunmamaktadır. Nitekim Mûsâ aleyhisselâm'ın sîretindeki sahih vakıalar, Yahudilerin ona kattığı yalan ve tahrifata karışmış durumdadır. Mevcut Tevrat'a güvenerek Mûsâ aleyhisselâm'ın doğru bir sîretini çıkarmamız mümkün değildir. Zira birçok Batılı tenkitçi onun bazı kitapları hakkında şüpheye düşmüş, kimisi de onun bazı kitaplarının Mûsâ aleyhisselâm'ın hayatında yahut vefatından hemen sonra değil, çok sonraki bir dönemde, yazarı bilinmeksizin yazıldığını kesin olarak ifade etmektedir. Bu durum tek başına, Tevrat'ta nakledildiği şekliyle Mûsâ aleyhisselâm'ın sîretinin sıhhati hakkında şüpheye düşmek için yeterlidir. Bu sebeple Müslüman, onun sîretinin sıhhatine dair Kur'ân-ı Kerîm ve sahih Sünnet'te gelenlerden başka hiçbir şeye iman etme durumunda değildir. Aynı şey Îsâ aleyhisselâm'ın sîreti için de söylenebilir. Zira Hristiyan kiliselerince resmen kabul edilen bu İnciller, Hz. Îsâ'dan yüzlerce yıl sonraki bir dönemde kabul edilmiştir. Üstelik bunlar, o günlerde Hristiyanların elinde bulunan yüzlerce İncil arasından -herhangi bir ilmî gerekçe olmaksızın- seçilmiştir. Ayrıca bu İncillerin yazarlarına nispeti, insanın gönlünü mutmain edecek ilmî bir yolla sabit olmamıştır. Zira onlar, yazarlarına muttasıl bir senetle rivayet edilmemiştir. Üstelik Batılı tenkitçiler arasında bu yazarlardan bazılarının kim olduğu ve hangi asırda yaşadıkları konusunda da ihtilaf vardır. Dünyada yaygın dinlerin peygamberlerinin sîretlerinin durumu böyleyken, dünyada takipçileri yüz milyonlarla ifade edilen diğer din sahipleri ve filozofların —meselâ Buda gibi— sîretleri hakkında şüphe daha da güçlüdür.
إن الميزة من صحة السيرة صحة لا يتطرق إليها شك لا توجد في سيرة رسول من رسل الله السابقين، فموسى عليه السلام قد اختلطت عندنا وقائع سيرته الصحيحة بما أدخل عليها اليهود من زيف وتحريف، ولا نستطيع أن نركن إلى التوراة الحاضرة لنستخرج منها سيرة صادقة لموسى عليه السلام، فقد أخذ كثير من النقاد الغربيين يشكون في بعض أسفارها وبعضهم يجزم بأن بعض أسفارها لم يكتب في حياة موسى عليه السلام ولا بعده بزمن قريب، وإنما كتب بعد زمن بعيد من غير أن يعرف كاتبها، وهذا وحده كاف للتشكيك في صحة سيرة موسى عليه السلام كما وردت في التوراة، ولذلك ليس أمام المسلم أن يؤمن بشيء من صحة سيرته إلا ما جاء في القرآن الكريم والسنة النبوية الصحيحة.ومثل ذلك يقال في سيرة عيسى عليه السلام، فهذه الأناجيل المعترف بها رسميا لدى الكنائس المسيحية إنما أقرت في عهد متأخر عن السيد المسيح بمئات السنينن، وقد اختيرت - بدون مسوغ علمي - من بين مئات الأناجيل التي كانت منتشرة في أيدي المسيحيين يومئذ. ثم إن نسبة هذه الأناجيل لكاتبيها لم يثبت عن طريق علمي تطمئن النفس إليه، فهي لم ترو بسند متصل إلى كاتبيها، على أن الخلاف قد وقع أيضا بين النقاد الغربيين في أسماء بعض هؤلاء الكاتبين من يكونون؟ وفي أي عصر كانوا؟وإذا كان هذا شأن سير الرسل أصحاب الديانات المنتشرة في العالم، كان الشك أقوى في سيرة أصحاب الديانات والفلاسفة الآخرين الذين يعد أتباعهم بمئات الملايين في العالم، كبوذا
Konfüçyus'a gelince, mensuplarının sîretleri hakkında nakledegeldikleri rivâyetlerin ilmî araştırma nazarında muteber bir aslı yoktur; bilakis onları kâhinler kendi aralarında telakki eder, her nesil bir evvelkine efsane ve hurafe kabilinden olan ve hür, münevver, taassuptan ârî aklın tasdik etmeyeceği şeyler ekler. İşte böylece, en sahih ve en kuvvetli tevâtür derecesinde sâbit olan sîretin, Muhammed Resûlullah (s.a.v.)'in sîreti olduğunu görürüz. Sâniyen, Resûlullah (s.a.v.)'in hayatı, babası Abdullah'ın annesi Âmine ile evlenmesinden vefâtına (s.a.v.) kadar bütün safhalarıyla tamamen açıktır. Doğumu, çocukluğu, gençliği, nübüvvetten önceki kazancı, Mekke dışındaki seyahatleri ve nihayet Allah'ın onu kerîm bir resul olarak göndermesine dair pek çok şey bilmekteyiz. Daha sonra, her hâlini sene sene en hassas, en açık ve en mükemmel şekilde bilmekteyiz ki bu, onun sîretini güneş gibi âşikâr kılmaktadır. Nitekim bazı Batılı münekkitler: 'Muhammed (a.s.), güneşin ışığı altında doğan yegâne kişidir.' demiştir. Bu, geçmiş peygamberlerden hiçbirine –hatta yakınına bile– nasip olmamıştır. Zira Mûsâ (a.s.)'ın nübüvvetten önceki çocukluğu, gençliği ve geçim yolları hakkında hiçbir şey bilmiyoruz; nübüvvet sonrası hayatına dair ise pek az şey bilmekteyiz ki bu, şahsiyeti hakkında kâmil bir tasvir vermemektedir. Aynı şey Îsâ (a.s.) için de söylenebilir: Onun çocukluğuna dair, mevcut İnciller'in Yahudilerin mabedine girip hahamlarıyla tartıştığını zikretmesinden başka hiçbir şey bilmiyoruz – ki bu, çocukluğu hakkında zikrettikleri tek hâdisedir. Ardından nübüvvet sonrası hâllerine dair de ancak…
وكونفوشيوس، فإن الروايات التي يتناقلها أتباعهم عن سيرتهم ليس لها أصل معتبر في نظر البحث العلمي، وإنما يتلقفها الكهان فيما بينهم، ويزيد فيها كل جيل عن سابقه بما هو من قبيل الأساطير والخرافات التي لا يصدقها العقل النير المتحرر الخالي من التعصب لتلك الديانات.وهكذا نجد أن أصح سيرة وأقواها ثبوتا متواترا هي سيرة محمد رسول الله صلى الله عليه وسلم.ثانيا- إن حياة رسول الله صلى الله عليه وسلم واضحة كل الوضوح في جميع مراحلها، منذ زواج أبيه عبد الله بأمه آمنة إلى وفاته صلى الله عليه وسلم، فنحن نعرف الشيء الكثير عن ولادته، وطفولته وشبابه، ومكسبه قبل النبوة، ورحلاته خارج مكة، إلى أن بعثه الله رسولا كريما، ثم نعرف بشكل أدق واوضح وأكمل كل أحواله سنة فسنة، مما يجعل سيرته عليه الصلاة والسلام واضحة وضوح الشمس، كما قال بعض النقاد الغربيين: إن محمدا عليه الصلاة والسلام هو الوحيد الذي ولد على ضوء الشمس.وهذا ما لم يتيسر مثله ولا قريب منه لرسول من رسل الله السابقين، فموسى عليه السلام لا نعرف شيئا قط عن طفولته وشبابه وطرق معيشته قبل النبوة، ونعرف الشيء القليل عن حياته بعد النبوة، مما لا يعطينا صورة مكتملة لشخصيته، ومثل ذلك يقال في عيسى عليه السلام، فنحن لا نعرف شيئا عن طفولته إلا ما تذكره الأناجيل الحاضرة، من أنه دخل هيكل اليهود، وناقش أحبارهم، فهذه هي الحادثة الوحيدة التي يذكرونها عن طفولته، ثم نحن لا نعلم من أحواله بعد النبوة إلا ما
Davetiyle ilgili olan ve yaşam tarzından birazı dışında, bunun ötesindeki her şey yoğun bir sisle örtülüdür. Peki bu, sahih siyer kaynaklarının Resûlullah (s.a.v.)'in kişisel hayatındaki en ince ayrıntıları -yemesi, kalkması, oturması, giyimi, şekli, heyeti, konuşması, ailesiyle muamelesi, ibadeti, namazı, ashabıyla sohbeti- zikretmesinin yanında nerede? Hatta siyer râvileri onun başında ve sakalındaki ak tellerin sayısını bile zikredecek kadar titiz davranmışlardır (s.a.v.). Üçüncüsü: Resûlullah (s.a.v.)'in siyeri, Allah'ın kendisini risaletle şereflendirdiği bir insanın hikâyesini anlatır. Bu risalet onu insanlığından çıkarmamış, hayatını efsanelere katmamış ve üzerine az veya çok ulûhiyet eklememiştir. Eğer bunu Hristiyanların Îsâ (a.s.)'ın siyerine dair anlattıklarıyla, Budistlerin Buda hakkında anlattıklarıyla ve putperestlerin tapındıkları ilahları hakkında anlattıklarıyla karşılaştırırsak, onun (a.s.) siyeri ile onlarınki arasındaki fark açıkça ortaya çıkar. Bunun takipçilerinin beşerî ve sosyal davranışları üzerinde geniş kapsamlı bir etkisi vardır. Zira Îsâ (a.s.) ve Buda için ulûhiyet iddiası, onları kişisel ve sosyal hayatında insan için örnek bir model olmaktan çok daha uzak kılmıştır. Oysa Muhammed (s.a.v.), nefsinde, ailesinde ve çevresinde mutlu ve onurlu bir şekilde yaşamak isteyen herkes için kâmil insanî örnek olmuştur ve olmaya devam edecektir. İşte bu sebeple Allah Teâlâ Kitâb-ı Kerîm'inde şöyle buyurmaktadır: {Andolsun, Allah'ın Resûlü'nde sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnek vardır.} [el-Ahzâb Sûresi, 21]. Dördüncüsü: Resûlullah (s.a.v.)'in siyeri her yönüyle kapsamlıdır.
يتصل بدعوته، وقليلا من أسلوب معيشته، وما عدا ذلك فأمر يغطيه الضباب الكثير.فأين هذا مما تذكره مصادر السيرة الصحيحة من أدق التفاصيل في حياة رسولنا الشخصية، كأكله، وقيامه، وقعوده، ولباسه، وشكله، وهيئته، ومنطقه، ومعاملته لأسرته، وتعبده، وصلاته، ومعاشرته لأصحابه، بل بلغت الدقة في رواة سيرته أن يذكروا لنا عدد الشعرات البيض في رأسه ولحيته صلى الله عليه وسلم.ثالثا- إن سيرة رسول الله صلى الله عليه وسلم تحكي سيرة إنسان أكرمه الله بالرسالة، فلم تخرجه عن إنسانيته، ولم تلحق حياته بالأساطير، ولم تضف عليه الألوهية قليلا ولا كثيرا، وإذا قارنا هذا بما يرويه المسيحيون عن سيرة عيسى عليه السلام، وما يرويه البوذيون عن بوذا، والوثنيون عن آلهتهم المعبودة، اتضح لنا الفرق جليا بين سيرته عليه السلام وسيرة هؤلاء، ولذلك أثر بعيد المدى في السلوك الإنساني والاجتماعي لاتباعهم، فادعاء الألوهية لعيسى عليه السلام ولبوذا جعلهما أبعد منالا من أن يكونا قدوة نموذجية للإنسان في حياته الشخصية والاجتماعية، بينما ظل وسيظل محمد صلى الله عليه وسلم النثل النموذجي الإنساني الكامل لكل من أراد أن يعيش سعيدا كريما في نفسه وأسرته وبيئته، ومن هنا يقول الله تعالى في كتابه الكريم: {لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ} [الأحزاب:٢١].رابعا- إن سيرة رسول الله صلى الله عليه وسلم شاملة لكل النواحي
İnsandaki beşerîlik, bize Muhammed'in –Allah'ın kendisini risâletle şereflendirmesinden önceki– genç, emin ve doğru olan siyerini anlatır. Nitekim bize, Resûlullah (s.a.v.)'in Allah'a dâvet eden, dâvetinin kabulü için en faydalı vasıtaları araştıran, risâletini tebliğde son gücünü ve gayretini sarf eden bir dâvetçi olarak siyerini anlatır. Yine bize, devlet başkanı olarak –devletine en doğru ve en sağlam nizamları koyan, uyanıklığı, ihlâsı ve doğruluğu ile onu başarıya ulaştıracak şekilde koruyan– siyerini anlatır. Aynı şekilde bize, şefkatli duygu, güzel muamele, eş için, hanım için ve çocuklar için haklar ve vazifeler arasında açık bir ayırım yapan bir eş ve baba olarak Resûl'ün siyerini anlatır. Yine bize, ashâbının terbiyesini, onların ruhlarına kendi ruhundan, nefislerine kendi nefsinden naklettiği, böylece onları işlerin incesinde ve büyüğünde kendisine iktidâ etmeye sevk eden ideal bir terbiye ile üstlenen mürebbî ve mürşid olarak Resûl'ün siyerini anlatır. Keza bize, arkadaşlığın vazifelerini yerine getiren, onun taahhütlerini ve edeplerini ifa eden bir dost olarak Resûl'ün siyerini anlatır; öyle ki ashâbı onu kendilerini sevdikleri kadar, hatta ailelerinden ve yakınlarından daha çok severlerdi. Ve siyeri bize, cesur muharibin, muzaffer kumandanın, başarılı siyasetçinin, emin komşunun ve ahdine sadık olanın siyerini anlatır. Sözün özü: Resûlullah (s.a.v.)'in siyeri, toplumdaki bütün beşerî yönleri kapsar. Bu da onu, her dâvetçi, her lider, her baba, her eş, her dost, her terbiyeci, her siyasetçi ve her devlet başkanı için salih bir örnek kılar. Ve böylece... Biz, daha önceki peygamberlerin, din kurucularının, mütekaddimîn ve müteahhirîn filozofların bize ulaşan siyerlerinde bu kapsamlılığı, hatta yakınını dahi bulamayız.
الإنسانية في الإنسان، فهي تحكي لنا سيرة محمد الشاب الأمين المستقيم قبل أن يكرمه الله بالرسالة، كما تحكي لنا سيرة رسول الله الداعية إلى الله المتلمس أجدى الوسائل لقبول دعوته، الباذل منتهى طاقته وجهده في إبلاغ رسالته، كما تحكي لنا سيرته كرئيس دولة يضع لدولته أقوم النظم وأصحها، ويحميها بيقظته وإخلاصه وصدقه بما يكفل لها النجاح، كما تحكي لنا سيرة الرسول الزوج والأب في حنو العاطفة، وحسن المعاملة، والتمييز الواضح بين الحقوق والواجبات لكل من الزوج والزوجة والأولاد، كما تحكي لنا سيرة الرسول المربي المرشد الذي يشرف على تربية أصحابه تربية مثالية ينقل فيها من روحه إلى أرواحهم، ومن نفسه إلى نفوسهم، مما يجعلهم يحاولون الاقتداء به في دقيق الأمور وكبيرها، كما تحكي لنا سيرة الرسول الصديق الذي يقوم بواجبات الصحبة، ويفي بالتزاماتها وآدابها، مما يجعل أصحابه يحبونه كحبهم لأنفسهم وأكثر من حبهم لأهليهم وأقربائهم، وسيرته تحكي لنا سيرة المحارب الشجاع، والقائد المنتصر، والسياسي الناجح، والجار الأمين، والمعاهد الصادق.وقصارى القول: إن سيرة رسول الله صلى الله عليه وسلم شاملة لجميع النواحي الإنسانية في المجتمع، مما يجعله القدوة الصالحة لكل داعية، وكل قائد، وكل أب، وكل زوج، وكل صديق، وكل مربي، وكل سياسي، وكل رئيس دولة، وهكذا ..ونحن لا نجد مثل هذا الشمول ولا قريبا منه فيما بقي لنا من سير الرسل السابقين، ومؤسسي الديانات والفلاسفة المتقدمين والمتأخرين،
Mûsâ (a.s.) ümmetini kölelikten kurtaran, ona yalnızca kendisine uygun kaideler ve esaslar koyan bir millet liderini temsil eder. Fakat onun siyerinde, kendisini savaşçılara, eğitimcilere, siyasetçilere, devlet başkanlarına, babalara veya kocalara örnek kılacak bir şey bulamayız. Îsâ (a.s.) ise dünyadan mal, ev, eşya sahibi olmadan ayrılan zâhid bir dâvetçiyi temsil eder. Ancak Hristiyanların elinde bulunan siyerinde, savaşan bir kumandanı, devlet başkanını, babayı, kocayı –evlenmediğinden–, kanun koyucuyu veya Muhammed (s.a.v.)’in sîretinin temsil ettiği diğer yönleri temsil etmez. Aynı şeyi Buda, Konfüçyüs, Aristo, Eflatun, Napolyon ve tarihin diğer büyükleri için de söyleyin. Onlar –eğer örneklik edebilirlerse– ancak hayatın tek bir yönünde örnek olurlar; o alanda öne çıkmış ve meşhur olmuşlardır. Tarihte bütün zümrelere, bütün yetenek sahiplerine ve bütün insanlara örnek olmaya elverişli tek insan Muhammed (s.a.v.)’dir. Beşincisi: Muhammed (s.a.v.)’in sîreti tek başına bize risaletinin ve nübüvvetinin doğruluğuna dair şüphe götürmez delili vermektedir. Bu, davetini harikulâdeler ve mucizeler yoluyla değil, tamamen tabiî bir yoldan zaferden zafere taşıyan kâmil bir insanın sîretidir. Nitekim davet etti, eziyet gördü; tebliğ etti, ona yardımcılar peyda oldu; savaşmak zorunda kaldı, savaştı. Liderliğinde hikmetli ve muvaffaktı. Ölüm saati geldiğinde, daveti bütün Arap Yarımadası’nı –kahir ve galebe yoluyla değil– iman yoluyla sarmıştı. Ve Arapların üzerinde bulunduğu âdetleri, akideleri ve onun davetine karşı gösterdikleri her türlü mukavemet –tedbir dâhil–
فموسى يمثل زعيم الأمة الذي أنقذ أمته من العبودية، ووضع لها من القواعد والمبادئ ما يصلح لها وحدها، ولكننا لا نجد في سيرته ما يجعله قدوة للمحاربين، أو المربين أو السياسيين، أو رؤساء الدول أو الآباء، أو الأزواج مثلا، وعيسى عليه السلام يمثل الداعية الزاهد الذي غادر الدنيا وهو لا يملك مالا، ولا دارا، ولا متاعا، ولكنه في سيرته الموجودة بين أيدي المسيحيين، لا يمثل القائد المحارب، ولا رئيس الدولة، ولا الأب، ولا الزوج -لأنه لم يتزوج- ولا المشترع، ولا غير ذلك مما تمثله سيرة محمد صلى الله عليه وسلم. وقل مثل ذلك في بوذا، وكونفوشيوس، وأرسطو، وأفلاطون، ونابليون، وغيرهم من عظماء التاريخ، فإنهم لا يصلحون للقدوة -إن صلحوا- إلا لناحية واحدة من نواحي الحياة وبرزوا فيها واشتهروا بها، والإنسان الوحيد في التاريخ الذي يصلح أن يكون قدوة لجميع الفئات وجميع ذوي المواهب وجميع الناس هو محمد صلى الله عليه وسلم.خامسا- إن سيرة محمد صلى الله عليه وسلم وحدها تعطينا الدليل الذي لا ريب فيه على صدق رسالته ونبوته، إنها سيرة إنسان كامل سار بدعوته من نصر إلى نصر لا عن طريق الخوارق والمعجزات، بل عن طريق طبيعي بحت، فلقجد دعا فأوذي، وبلغ فأصبح له الأنصار، واضطر إلى الحرب فحارب، وكان حكيما، موفقا في قيادته، فما أزفت ساعة وفاته إلا كانت دعوته تلف الجزيرة العربية كلها عن طريق الإيمان، لا عن طريق القهر والغلبة، ومن عرف ما كان عليه العرب من عادات وعقائد وما قاوموا به دعوته من شتى أنواع المقاومة حتى تدبير
Onun (s.a.v.) canına kastedilmesi; kendisiyle savaşanlar arasında her savaşta bir denge bulunmadığını bilen kimse; yine O'nun risâletinin vefatına kadar geçen süreyi -ki yirmi üç senedir- bilen kimse, Muhammed'in gerçekten Allah'ın Resûlü olduğuna, Allah'ın O'na verdiği güç, sebat, tesir ve zaferin ancak gerçek bir nebî olduğu için olduğuna kanaat getirir. Allah'ın, kendisi hakkında yalan uyduran birini tarihte eşi benzeri görülmemiş bu şekilde desteklemesi mümkün değildir. Resûlullah'ın (s.a.v.) sîreti bize risâletinin doğruluğunu salt akli bir yoldan ispatlamaktadır. O'na (s.a.v.) vâkî olan mûcizeler, Arapların O'nun davetine iman etmelerinde ilk temel unsur olmamıştır. Bilakis, O'nun öyle bir mûcizesini görmeyiz ki ona karşı inat eden kâfirler o mûcizeye iman etmiş olsun. Ne var ki maddî mûcizeler, onları görenler için bir hüccettir. Şu da muhakkaktır ki Peygamber'i (s.a.v.) görmemiş, mûcizelerine şahit olmamış Müslümanlar O'nun risâletinin doğruluğuna ancak nübüvvet iddiasına dair kesin akli deliller sayesinde iman etmişlerdir. Bu akli delillerden biri de Kur'an-ı Kerim'dir; o, akıllı ve insaflı herkesi Muhammed'in (s.a.v.) risâlet iddiasında doğru olduğu hususunda ilzam eden akli bir mûcizedir. Bu durum, tâbileri nezdinde korunan geçmiş peygamberlerin sîretlerinden tamamen farklıdır. Zira onların sîretleri bize gösteriyor ki insanlar, peygamberlerin ellerinde zuhur eden mûcizeleri ve harikuladeleri gördükleri için onlara iman etmişler, davetlerinin prensipleri üzerinde akıllarını kullanıp onlara boyun eğmemişlerdir. Bunun en açık örneği Hz. Îsâ (a.s.)'dır. Allah Kur'an-ı Kerîm'de bize haber vermektedir ki O (Allah), Hz. Îsâ'nın Yahudileri risâletinin doğruluğuna ikna etmede ilk dayanak olması için, onun anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştirmesini, hastaları tedavi etmesini, ölüleri diriltmesini, onlara evlerinde ne yediklerini ve ne biriktirdiklerini haber vermesini kılmıştır. Bütün bunlar Allah'ın -şanı yücedir- izniyle olmuştur.
اغتياله، ومن عرف عدم التكافؤ بينه وبين محاربيه في كل معركة انتصر فيها، ومن عرف قصر المدة التي استغرقتها رسالته حتى وفاته، وهي ثلاث وعشرون سنة، أيقن أن محمدا رسول الله حقا، وأن ما كان يمنحه الله من قوة وثبات وتأثير ونصر ليس إلا لأنه نبي حقا، وما كان لله أن يؤيد من يكذب عليه هذا التأييد الفريد في التاريخ، فسيرة رسول الله صلى الله عليه وسلم تثبت لنا صدق رسالته عن طريق عقلي بحت، وما وقع له صلى الله عليه وسلم من المعجزات لم يكن الأساس الأول في إيمان العرب بدعوته، بل إنا لا نجد له معجزه آمن معها الكفار المعاندون، على أن المعجزات المادية تكون حجة على من شاهدها، ومن المؤكد أن المسلمين الذين لم يروا النبي صلى الله عليه وسلم، ولم يشاهدوا معجزاته، إنما آمنوا بصدق رسالته للأدلة العقلية القاطعة على دعواه النبوة، ومن هذه الأدلة العقلية: القرآن الكريم، فإنه معجزة عقلية، تلزم كل عاقل منصف أن بصدق محمد صلى الله عليه وسلم في دعوى الرسالة.وهذا يختلف تماما عن سير الأنبياء السابقين المحفوظة لدى أتباعهم، فهي تدلنا على أن الناس إنما آمنوا بهم لما رأوا على أيديهم من معجزات وخوارق، دون أن يحكموا عقولهم في مبادئ دعواتهم فتذعن لها، وأوضح مثل لذلك السيد المسيح عليه السلام، فإن الله حكى لنا في القرآن الكريم أنه جعل الدعامة الأولى في إقناع اليهود بصدق رسالته أنه يبرئ الأكمه والأبرص، ويشفي المرضى، ويحيي الموتى، وينبئهم بما يأكلون ويدخرون في بيوتهم، كل ذلك بإذن الله جل شأنه،
Mevcut İnciller, bu mûcizelerin, onun bir elçi olduğu için değil –Kur'an-ı Kerîm'in anlattığı gibi–, aksine bir ilâh ve ilâhın oğlu olduğu noktasında (hâşâ Allah bundan) kitlelerin birden ona iman etmesine sebep olduğunu bize nakleder. Hıristiyanlık ise İsa'dan sonra mûcizeler ve harikulâde hâdiselerle yayılmıştır –ki Resullerin İşleri kitabı buna en büyük delildir–; öyle ki, tâbilerinin inandığı Hıristiyanlığın, aklî iknaya değil, mûcizelere ve harikulâdelere dayanan bir din olduğunu söylememiz doğru olur. İşte buradan Resûlullah (s.a.v.)'in sîretindeki şu bariz özelliği görmekteyiz: Hiç kimse ona fevkalâde bir mûcizeyi bizzat müşâhede ederek iman etmemiş, bilakis aklî ve vicdânî bir kanaatle iman etmiştir. Allah, Resûlü'nü harikulâde mûcizelerle şereflendirmiş ise, bu ancak ona (s.a.v.) ikram ve inatçı muhaliflerini ilzam içindir. Kur'an-ı Kerîm'i tetkik eden kimse, onun iknâda aklî muhâkemeye, Allah'ın azametli sanatının hissî müşâhedesine ve Resûl'ün üzerinde bulunduğu ümmîliğin, onun Kur'an-ı Kerîm'i getirişinin risâletinin sıdkına delil teşkil ettiği hususuna tam bir vukufiyete dayandığını görür. Allah Teâlâ Ankebût Suresi'nde şöyle buyurur: {وَقَالُوا لَوْلَا أُنزِلَ عَلَيْهِ آيَاتٌ مِّن رَّبِّهِ قُلْ إِنَّمَا الْآيَاتُ عِندَ اللَّهِ وَإِنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ مُّبِينٌ، أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلَى عَلَيْهِمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرَى لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ} [Ankebût: 50-51] Kureyş kâfirleri, geçmiş ümmetlerin yaptığı gibi Resûlullah (s.a.v.)'den mûcize talebinde ileri gidince, Allah ona şu sözle cevap vermesini emretti: {قُلْ سُبْحَانَ رَبِّي هَلْ كُنتُ إَلَاّ بَشَرًا رَّسُولاً} [İsrâ: 93]. Bunu Allah Teâlâ'nın İsrâ Suresi'ndeki şu sözünde işit: {وَقَالُواْ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ
والأناجيل الحاضرة تروي لنا أن هذه المعجزات هي وحدها التي كانت سببا في إيمان الجماهير دفعة واحدة به، لا على أنه رسول كما يحكي القرآن الكريم، بل على أنه إله وابن إله-حاشا لله من ذلك- والمسيحية بعد المسيح انتشرت بالمعجزات وخوارق العادات - وفي سفر أعمال الرسل أكبر دليل على ذلك - حتى ليصح لنا أن نطلق على المسيحية التي يؤمن بها أتباعها أنها دين قام على المعجزات والخوارق، لا على الإقناع العقلي ومن هنا نرى هذه الميزة الواضحة في سيرة الرسول صلى الله عليه وسلم، أنه ما آمن به واحد عن طريق مشاهدته لمعجزة خارقة، بل عن اقتناع عقلي وجداني، وإذا كان الله قد أكرم رسوله بالمعجزات الخارقة، فما ذلك إلا إكرام له صلى الله عليه وسلم وإفحام لمعانديه المكابرين ومن تتبع القرآن الكريم وجد أنه اعتمد في الإقناع على المحاكمة العقلية، والمشاهدة المحسوسة لعظيم صنع الله، والمعرفة التامة بما كان عليه الرسول من أمية تجعل إتيانه بالقرآن الكريم دليلا على صدق رسالته صلى الله عليه وسلم، يقول الله تعالى في سورة العنكبوت: {وَقَالُوا لَوْلَا أُنزِلَ عَلَيْهِ آيَاتٌ مِّن رَّبِّهِ قُلْ إِنَّمَا الْآيَاتُ عِندَ اللَّهِ وَإِنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ مُّبِينٌ، أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلَى عَلَيْهِمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرَى لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ} [العنكبوت: ٥٠،٥١]، ولما اشتط كفار قريش في طلب المعجزات من رسول الله صلى الله عليه وسلم كما كانت تفعل الأمم الماضية، أمره الله أن يجيبهم بقوله: {قُلْ سُبْحَانَ رَبِّي هَلْ كُنتُ إَلَاّ بَشَرًا رَّسُولاً} [الإسراء: ٩٣]. استمع إلى ذلك في قوله تعالى في سورة الإسراء: {وَقَالُواْ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ
Yerden bize bir pınar fışkırtıncaya; yahut hurma ağaçları ve üzümlerden oluşan bir bahçen olup aralarından ırmaklar fışkırtıncaya; yahut iddia ettiğin gibi üzerimize gökten parçalar düşürünceye; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirinceye; yahut altın bir evin oluncaya; yahut göğe yükselinceye kadar (bunları yapmazsan inanmayız). Ama senin yükselmene inanmayız, ta ki bize okuyacağımız bir kitap indiresin. De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak beşer bir elçiyim. [İsrâ 91-93] İşte Kur’an açık ve net bir şekilde Muhammed (s.a.v.)’in beşer bir elçi olduğunu, risâlet iddiasında hârikalara ve mûcizelere dayanmadığını, bilakis akıllara ve kalplere hitap ettiğini beyan eder. “Allah kimi hidâyete erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar.” [En‘âm 125]
حَتَّى تَفْجُرَ لَنَا مِنَ الأَرْضِ يَنبُوعًا، أَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِّن نَّخِيلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ الأَنْهَارَ خِلالَهَا تَفْجِيرًا، أَوْ تُسْقِطَ السَّمَاء كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفًا أَوْ تَأْتِيَ بِاللهِ وَالْمَلآئِكَةِ قَبِيلاً، أَوْ يَكُونَ لَكَ بَيْتٌ مِّن زُخْرُفٍ أَوْ تَرْقَى فِي السَّمَاء وَلَن نُّؤْمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتَّى تُنَزِّلَ عَلَيْنَا كِتَابًا نَّقْرَؤُهُ قُلْ سُبْحَانَ رَبِّي هَلْ كُنتُ إَلَاّ بَشَرًا رَّسُولاً} [الإسراء: ٩١ - ٩٣].هكذا يقرر القرآن بصراحة ووضوح أن محمدا صلى الله عليه وسلم إنسان رسول، وأنه لا يعتمد في دعوى الرسالة على الخوارق والمعجزات، وإنما يخاطب العقول والقلوب، {فَمَن يُرِدِ اللهُ أَن يَهْدِيَهُ يَشْرَحْ صَدْرَهُ لِلإِسْلَامِ} [الأنعام: ١٢٥].
Giriş: Sîret-i Nebî’nin Kaynakları. Nebevî sîretin dayandığı temel kaynaklar dört başlıkta toplanır: 1 - Kur’ân-ı Kerîm: O, sîret-i nebeviyyenin temel kaynağıdır; ondan sîretin safahatını elde ederiz. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm, O’nun (s.a.v.) yetişme tarzına temas etmiştir: «Seni yetim bulup barındırmadı mı? Seni yolunu kaybetmiş bulup doğru yola iletmedi mi?» (Duhâ: 5-6). Yine O’nun yüce ahlâkına değinmiştir: «Sen elbette büyük bir ahlak üzeresin» (Kalem: 4). Kur’ân, O’nun (s.a.v.) dâveti uğrunda çektiği eziyet ve meşakkatleri anlattığı gibi, müşriklerin, Allah’ın dininden alıkoymak için O’na (s.a.v.) sihir ve cinnet isnat ettiklerini de zikretmiştir. Kur’ân, Resûlullah’ın (s.a.v.) hicretine temas ettiği gibi, hicretten sonra girdiği en önemli savaşları da anlatmış; Bedir, Uhud, Ahzâb, Hudeybiye Antlaşması, Mekke Fethi ve Huneyn Gazvesi’nden bahsetmiştir. Ayrıca İsrâ ve Mi‘râc mûcizesi gibi bazı mûcizelerine değinmiştir. Netice itibarıyla Kur’ân, Resûlullah’ın (s.a.v.) sîretine dair pek çok olayı ele almıştır. Zira Kur’ân-ı Kerîm yeryüzünün en sağlam kitabı olduğundan ve…
المقدمة مصادر السيرة النبويةتنحصر المصادر الرئيسية المعتمدة للسيرة النبوية في أربعة مصادر: ١ - القرآن الكريم:وهو مصدر أساسي نستمد منه ملامح السيرة النبوية، فقد تعرض القرآن الكريم لنشأته {أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيمًا فَآوَى، وَوَجَدَكَ ضَالًّا فَهَدَى} [الضحى: ٥ - ٦] كما تعرض لأخلاقه الكريمة العالية {وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ} [القلم: ٤]. وقد تحدث القرآن عما لقيه عليه الصلاة والسلام من أذى وعنت في سبيل دعوته، كما ذكر ما كان المشركون ينعتونه به من السحر والجنون صدا عن دين الله عز وجل، وقد تعرض القرآن لهجرة الرسول كما تعرض لأهم المعارك الحربية التي خاضها بعد هجرته، فتحدث عن معركة بدر، وأحد، والأحزاب، وصلح الحديبية، وفتح مكة، وغزوة حنين، وتحدث عن بعض معجزاته، كمعجزة الإسراء والمعراج.وبالجملة فقد تحدث عن كثير من وقائع سيرة الرسول صلى الله عليه وسلم، ولما كان الكتاب الكريم أوثق كتاب على وجه الأرض، وكان
Mütevâtir sübût itibariyle, aklı başında hiçbir insanın onun nassları ve tarihsel sübûtu hakkında şüpheye düşmeyeceği bir kaynaktır. Zira Kur'an'ın ele aldığı sîret vakıaları, sîret için mutlak olarak en sahih kaynağı teşkil eder. Ancak müşahede edilir ki Kur'an, nebîvî vakıaların teferruatına temas etmemiş, bilakis onları icmâlen zikretmiştir. Nitekim bir savaştan bahsettiğinde, onun sebeplerinden, müslüman ve müşriklerin sayısından, müşriklerden ölü ve esir sayısından bahsetmez; aksine savaşın derslerinden ve içerdiği ibret ve öğütlerden bahseder. Kur'an'ın önceki peygamberler ve geçmiş ümmetler hakkında naklettiği bütün kıssalarda durum böyledir. Bu sebeple biz, sadece Kur'an'ın sîret-i nebî ile ilgili nasslarıyla yetinip onlardan Resûlullah (s.a.v.)'in hayatı hakkında bütüncül bir tablo çıkaramayız.
2. Sahîh Sünnet-i Nebî:
İslam dünyasında doğrulukları ve güvenilirlikleri kabul edilen hadis imamlarının kitaplarında yer alan sahîh sünnet-i nebî şunlardır: Kütüb-i Sitte: Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî, Tirmizî ve İbn Mâce. Bunlara İmam Mâlik'in Muvatta'ı ile İmam Ahmed'in Müsnedi de eklenir. Bu kitaplar, özellikle Buhârî ve Müslim, sıhhat, güven ve tahkik bakımından en üst düzeydedir. Diğer kitaplar ise sahîh ve hasen rivayetler ihtiva etmekle birlikte, bazılarında zayıf rivayetler de bulunmaktadır.
Bu kitaplardan, Peygamber (s.a.v.)'in hayatının büyük kısmını ihtiva eden...
من الثبوت المتواتر بما لا يفكر إنسان عاقل في التشكيك بنصوصه وثبوتها التاريخي، فإن ما تعرض له من وقائع السيرة يعتبر أصح مصدر للسيرة على الإطلاق.ولكن من الملاحظ أن القرآن لم يتعرض لتفاصيل الوقائع النبوية، وإنما تعرض لها إجمالا، فهو حين يتحدث عن معركة لا يتحدث عن أسبابها، ولا عن عدد المسلمين والمشركين فيها، ولا عن عدد القتلى والأسرى من المشركين، وإنما يتحدث عن دروس المعركة وما فيها من عبر وعظات، وهذا شأن القرآن في كل ما أورده من قصص عن الأنبياء السابقين والأمم الماضية، ولذلك فنحن لا نستطيع أن نكتفي بنصوص القرآن المتعلقة بالسيرة النبوية لنخرج منها بصورة متكاملة عن حياة الرسول صلى الله عليه وسلم. ٢ - السنة النبوية الصحيحة:السنة النبوية الصحيحة التي تضمنتها كتب أئمة الحديث المعترف بصدقهم والثقة بهم في العالم الإسلامي هي:الكتب الستة: البخاري، ومسلم، وأبوداود، والنسائي، والترمذي، وابن ماجه. ويضاف إليها: موطأ الإمام مالك، ومسند الإمام أحمد، فهذه الكتب وخاصة البخاري ومسلم في الذروة العليا من الصحة والثقة والتحقيق، أما الكتب الأخرى، فقد تضمنت الصحيح والحسن، وفي بعضها الضعيف أيضا.من هذه الكتب التي حوت القسم الأكبر من حياة النبي صلى الله
Aleyhisselâm’ın vâkıaları, savaşları ve amelleri hakkında – her ne kadar bazen kâmil olmasa da – Resûlullah (s.a.v.)’in sîretine dair kapsamlı bir fikir edinebiliriz. Bu sîrete olan güveni ve itminanı artıran hususlardan biri, onun sahâbeye (r.anhum) muttasıl senedle rivayet edilmiş olmasıdır. Onlar Resûlullah ile sohbet etmiş, ona lâzım olmuş, Allah dinini onlarla yardımcı kılmıştır. Resûlullah (s.a.v.) onları bizzat kendi gözetiminde yetiştirmiştir. Bu sebeple onlar, tarihin ahlâk istikameti, iman kuvveti, söz doğruluğu, ruh yüceliği ve akıl kemali bakımından en kâmil nesli olmuşlardır. O hâlde Resûl’den bize sahih ve muttasıl senedle rivayet ettikleri her şeyi, hakkında hiçbir şüphe duymaksızın tarihî bir gerçek olarak kabul etmeliyiz.
Art niyetli müsteşrikler ve onlara tâbi olan, dinleri zayıflamış, Batı’ya ve ilim adamlarına hayranlık duyan Müslümanlar, elimizdeki güvenilir sünnet kitaplarının sahihliğini sorgulamaya çalışmaktadırlar; böylece onlar vasıtasıyla şeriatı yıkmak ve sîret vâkıalarına şüphe düşürmek istemektedirler. Ancak dininin korunmasını üstlenen Allah, onların bâtıl oklarını ve tuzaklarını kendi boğazlarına geri çevirecek kimseleri hazırlamıştır.
Nitekim “Sünnet ve İslâm Teşrîindeki Yeri” adlı kitabımda, ulemâmızın Sünnet-i Nebeviyye’yi tetkik konusundaki gayretlerine temas ettim; müsteşriklerin ve onlara uyanların şüphelerini sıralayarak onları ilmî bir münâkaşa ile ele aldım. Allah’tan bu çalışmamı mükâfatlandırmasını ve onu, huzuruna arz olunacağım günde hasenâtımın sayfaları arasına koymasını niyaz ederim.
3 - Resâlet dönemine muasır Arap şiiri:
عليه وسلم، ووقائعه وحروبه، وأعماله، نستطيع أن نكون فكرة شاملة - وإن كانت غير متكاملة أحيانا - عن سيرة الرسول صلى الله عليه وسلم، ومما يزيد الثقة بها والاطمئنان إليها أنها رويت بالسند المتصل إلى الصحابة رضوان الله عليهم، وهم الذين عاشروا الرسول ولازموه، ونصر الله بهم دينه، وقد رباهم رسول الله صلى الله عليه وسلم على عينه، فكانوا أكمل أجيال التاريخ استقامة أخلاق وقوة إيمان، وصدق حديث، وسمو أرواح، وكمال عقول، فكل ما رووه لنا عن الرسول بالسند الصحيح المتصل يجب أن نقبله كحقيقة تاريخية لا يخالجنا الشك فيها.ويحاول المستشرقون المغرضون وأتباعهم من المسلمين الذين رق دينهم، وفتنوا بالغرب وعلمائه أن يشككوا في صحة ما بين أيدينا من كتب السنة المعتمدة، لينفذوا منها إلى هدم الشريعة، والتشكيك بوقائع السيرة، ولكن الله الذي تكفل بحفظ دينه قد هيأ لهم من يرد سهام باطلهم، وكيدهم إلى نحورهم وقد تعرضت في كتابي «السنة ومكانتها في التشريع الإسلامي» إلى جهود علمائنا في تمحيص السنة النبوية، وسردت شبه المستشرقين ومن تابعهم، وناقشتها نقاشا علميا، أرجو الله أن يثيبني عليه، ويجعله في صفحات حسناتي يوم العرض عليه. ٣ - الشعر العربي المعاصر لعهد الرسالة:مما لا شك فيه أن المشركين قد هاجموا الرسول ودعوته على ألسنة