Câmi‘u’l-Ulûmi ve’l-Hikem
— Ebü'n-Nûr neşri (İbn Rajeb el-Hanbelî)
Kısım: Hadis Şerhleri
Kitap: Câmi‘u’l-Ulûmi ve’l-Hikem fî Şerhi Hamseîne Hadîsen min Cevâmi‘i’l-Kelim
Müellif: Zeynüddîn Ebü’l-Ferec Abdurrahmân b. Şihâbüddîn b. Ahmed b. Rajeb el-Hanbelî el-Bağdâdî (v. 795 h.)
Muhakkik: Dr. Muhammed el-Ahmedî Ebü'n-Nûr, Mısır Evkaf ve Ezher İşleri eski Bakanı
Yayıncı: Dâru’s-Selâm li’t-Tıbâ‘ati ve’n-Neşri ve’t-Tevzî‘ — Kahire
Baskı: İkinci Baskı, 1424 h. — 2004 m.
Cilt sayısı: 3 (müteselsil numaralandırma)
[Kitap numaralandırması matbu nüshaya uygundur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
جامع العلوم والحكم - ت أبي النور (ابن رجب الحنبلي)القسم: شروح الحديثالكتاب: جامع العلوم والحكم في شرح خمسين حديثاً من جوامع الكلمالمؤلف: زين الدين أبو الفرج عبد الرحمن بن شهاب الدين بن أحمد بن رجب الحنبلي البغدادي (ت ٧٩٥ هـ)المحقق: الدكتور محمد الأحمدي أبو النور، وزير الأوقاف وشئون الأزهر سابقًاالناشر: دار السلام للطباعة والنشر والتوزيع - القاهرةالطبعة: الثانية، ١٤٢٤ هـ - ٢٠٠٤ معدد الأجزاء: ٣ (متسلسلة الترقيم)[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Câmiu'l-Ulûm ve'l-Hikem fî Şerhi Hamse ve Hadsînin Hadîsen min Cevâmi‘i’l-Kelim
Telîf:
Zeynüddîn Ebü’l-Ferec Abdurrahmân b. Şihâbiddîn b. Ahmed b. Receb el-Hanbelî el-Bağdâdî
Hicrî sekizinci asrın âlimlerinden
Vefatı: 795 yılı (1–3)
Muhakkik:
Doktor Muhammed el-Ahmedî Ebü’n-Nûr
Evkaf ve Ezher İşleri eski müdürü
Dâru’s-Selâm
Matbaacılık, Neşriyat, Dağıtım ve Tercüme
جامع العلوم والحكمفيشرح خمسين حديثا من جوامع الكلم تأليفزين الدين أبي الفرج عبد الرحمن بن شهاب الدين بن أحمد بن رجبالحنبلي البغداديمن علماء القرن الثامن الهجريالمتوفى سنة ٧٩٥ هـ(١ - ٣) المحققالدكتور محمد الأحمدي أبو النورمدير الأوقاف وشئون الأزهر سابقا دار السلامللطباعة والنشر والتوزيع والترجمة
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. İki baskının mukaddimesi: Birinci ve İkinci (1) Muhaddis İbn Rajab. Kitabı: “Câmiu’l-Ulûm ve’l-Hikem” O, Zeynüddîn: Abdurrahmân b. Ahmed b. Rajab b. el-Hasan b. Muhammed b. Mes‘ûd es-Sülemî el-Bağdâdî el-Hanbelî’dir; İbn Rajab olarak meşhurdur. İbn Rajab, yediyüz otuz altı yılında Bağdat’ta doğdu. Tomurcukları, köklü bir ilim ağacının himayesinde açıldı. Zira ailesi ilmi miras almış, ataları ilmi taşıma ve icra etmede öne geçmiş, ondan kendileri etkilenmiş, ardından onu akide ve davranış olarak yansıtmış, toplumlarında onunla etkide bulunmuş ve hayatla onun üzerinden etkileşime girmişlerdir. * * * Dedesi Ahmed b. el-Hasan, Bağdat’ta ilim halkası olan fakih bir âlimdi; ona ilim talebeleri ve bilgi öncüleri gelirdi. İbn Rajab’ın kendisi buna şahitlik ederek şöyle der: “Dedem Ebû Ahmed Râcih b. el-Hasan üzerine –birkaç kez, Bağdat’ta– okundu; ben de üç, dört ve beş yaşlarımda hazır bulundum.” Babası Ahmed b. Râcih ise bu ilmî ortamda yetişti; kıraat vecihlerini okudu, hocalarından işitti, çocuklarıyla birlikte Şam’a seyahat etti, onlara orada ve Kudüs’te dinletti, Şam’da okutmak üzere oturdu, ondan istifade edildi; hayır, din ve iffet sahibiydi, nitekim İbn Hacer bunu belirtmiştir. O, babasının öğrencisi oldu ve ondan istifade etti. Babası, daha tırnakları yumuşakken (küçük yaştan itibaren) onu ilim ve marifet kaynaklarından beslemeye gayret ederdi; bu sebeple onu şeyhlerden dinleme meclislerine götürürdü. Kendisiyle birlikte dinleyenler arasında Muhammed b. İsmâil b. İbrahim el-Habbâz ve İbrahim b. Dâvûd el-Attâr da vardır. (1) Yazar ve kitabı hakkındaki özel çalışma –bu baskının takdiminde belirtilenler dışında– tamamlanmaktadır; Allah’tan yardım ve başarı dileriz; sübhan olanın dilemesiyle müstakil bir cilt olması için.
بِسمِ الله الرَّحمنِ الرَّحِيمِ مُقَدِمَة الطَبعَتَين: الأولى والثَانية (١)ابنْ رَجَب المُحَدثوكتَابُ "جَامِع العُلُوم وَالحِكَمِ"هو زين الدين: عبد الرحمن بن أحمد بن رجب بن الحسن بن محمد بن مسعود السلامي البغدادي، الحنبلي، المشهور بابن رجب.ولد ابن رجب عام ست وثلاثين وسبعمائة -ببغداد- وتفتحت براعمه في كنف دوحة علمية باسقة؛ فقد توارثت أسرته العلم، وتصدَّر آباؤه لحمله وأدائه، وتأثَّروا به في أنفسهم، ثم ترجموه عقيدة وسلوكا، وأثَّرُوا به في مجتمعهم، وتفاعلوا به مع الحياة.* * *كان جده: أحمد بن الحسن فقيهًا عالما له حلقة علمية ببغداد، يفد إليها طلاب العلم، ورُوَّاد المعرفة.وابن رجب نفسه يشهد بذلك فيقول:"قرئ على جدي: أبي أحمد: رجب بن الحسن -غير مرة، ببغداد- وأنا حاضر في الثالثة والرابعة والخامسة".أما أبوه: أحمد بن رجب فقد نشأ في هذه البيئة العلمية، قرأ بالروايات، وسمع من مشايخها، ورحل إلى دمشق -بأولاده- فأسمعهم بها وبالقدس، وجلس للإقراء بدمشق، وانتُفع به، وكان ذا خير ودين وعفاف، كما ذكر ذلك ابن حجر.وقد تلمذ لأبيه، وانتفع به، وكان أبوه حريصا على تزويده من مناهل العلم والمعرفة منذ نعومة أظفاره، فكان يصطحبه معه في السماع من الأشياخ، وممن سمع معه منهم: محمد بن إسماعيل بن إبراهيم الخباز، وإبراهيم بن داود العطار.(١) تتكامل الدراسة الخاصة عن المؤلف وكتابه -عدا ما هو مذكور بين يدي هذه الطبعة- ونرجو من الله عونه وسداده؛ لتكون في جزء مستقل بمشيئته سبحانه.
Sonra onunla birlikte Mısır’a gitti ve orada Sadrüddîn Ebü’l-Feth el-Meydûmî, Ebü’l-Harem Muhammed b. el-Kalânisî ve başkalarından hadis dinledi. Yine onunla birlikte Mekke’ye de seyahat edip Fahreddîn Osman b. Yûsuf’tan hadis işitti. Babasına ilim halkalarında refâkat ettiği gibi, İbn Hacer’in hocası, devrinin hadis tahrîci ekolünün üstadı Zeynüddîn el-Irâkī’ye de arkadaşlık etti. Ardından 795 (hicrî) yılında vefatına kadar İbn Kayyim’in yanından ayrılmadı (mülâzemet etti).
Bu verimli ilim sahası içinde İbn Receb olgunlaşıp kemâle erdi, yerini sağlamlaştırdı; çok geçmeden hayata atılıp üzerine düşen rolü ifa etti, borcunu ödedi ve din, ilim ve topluma karşı sorumluluğunu yerine getirdi. Böylece ilim halkaları, dosdoğru vaazları, pek çok eseri, kalıcı izleri, isabetli görüşleri ve dürüst ahlâkı ortaya çıktı.
İbn Receb, ailesinin ilim sancağıdır ki ilim çevrelerinde onun şanını yüceltmiş; yükselen dalıyla asırlar boyu izini ebedîleştirmiştir.
O, bu büyük âlimler topluluğundan ders alıp fıkıh öğrenerek Kur’ân ilimleri, sünnet, tarih, tasavvuf, akide, felsefe, fıkıh, usûl ve edebiyat alanlarında zengin bir ilmî kütüphaneyi özümsemeye muvaffak oldu. Bunun etkisi, eserlerinde açık ve güçlü bir biçimde görülür.
O, bir kitap telif ederken okuduğu eserlere yönelir, almak istediğini, bilen ve gören bir âlim edasıyla alır. Nakillerin arkasında kişiliğini gizlemez; aksine tertip, tenkit, karşılaştırma, tahlil, istinbât ve cesur görüşleriyle güçlü bir şekilde öne çıkar; hiçbir dolambaçlı yola sapmadan bunları açıkça dile getirir.
"Câmi‘u’l-ulûm ve’l-hikem" adlı kitabı, söylediklerimizin en güzel örneğidir. Bu eserde cevâmi‘u’l-kelimden elli hadisi şerh eder; fakat her hadisin şerhine, ilmî seyahatleri boyunca veya farklı kaynaklardan okumaları neticesinde zikredilmesini gerekli gördüğü her şeyi toplar.
Bu eserini telif ederken başvurduğu ve yararlandığı ilmî kaynaklardan söz etmeye kalksak söz uzar gider. Bilhassa hadis alanındaki geniş birikimini göstermeye yetecek kadarına işaret etmekle yetinelim; inşallah kitabın sonunda yer alan eserler fihristine havale ederek.
Okuyucu, kitabın satır aralarında kendisinden alıntı yapılan, iktibas edilen veya kendisine atıfta bulunulan eserlerden bazılarını şöyle görecektir:
1. Kütüb-i Sitte.
ثم رحل معه إلى مصر، فسمع بها من صدر الدين: أبي الفتح الميدومي، وأبي الحرم: محمد بن القلانسي وغيرهما.ورحل معه كذلك إلى مكة فسمع من الفخر: عثمان بن يوسف.وكما رافق أباه في حلقات العلم: رافق زين الدين العراقي -شيخ ابن حجر- أستاذ مدرسة تخريج الحديث في عصره. ثم لازم ابن القيم إلى أن مات عام ٧٩٥ هـ.ووسط هذا الحقل العلمي الخصيب استحصد ابن رجب، واستوى على سوقه، وما لبث أن خرج إلى الحياة يؤدي دوره، ويسدد دَيْنَه، وينهض بمسئوليته نحو الدين والعلم والمجتمع، فكانت حلقاته العلمية، ووعظه السديد، وكانت مؤلفاته العديدة، وآثاره الخالدة، وكانت آراؤه الصائبة، وخلقه القويم!!.وابن رجب هو علم أسرته الذي رفع في محيط العلم ذكرها، وفرعها الباسق الذي خلَّد على مر العصور أثرها!!.ولقد استطاع مع هذه الطائفة الجليلة من العلماء الذين تخرج بهم، وتفقه عليهم أن يستوعب مكتبة علمية حفيلة في علوم القرآن، والسنة، والتاريخ، والتصوف، والعقيدة، والفلسفة، والفقه، والأصول، والأدب.وظهر أثر ذلك كلِّه بيِّنا قويا في مؤلفاته.فهو عندما يؤلف كتابا يعمِد إلى ما قرأه من مؤلفات، ويأخذ ما يريد، أخذ العليم البصير. ولا تختفي شخصيته وراء ما يأخذ من نقول، وإنما تبرز قوية في التنسيق، والنقد، والمقارنة، والتحليل، والاستنباط، والرأي الشجاع، يجهر به دون مواربة.وكتابه: "جامع العلوم والحكم" خير مثال لما نقول؛ فهو يشرح فيه خمسين حديثًا من جوامع الكلم، ولكنه يحشِدُ في شرحه لكل حديث: ما يراه واجبَ الذكر من كل ما طوَّف به خلال رحلاته العلمية، أو قراءاته في المصادر المختلفة.وإذا شئنا أن نتحدث عن المصادر العلمية التي أخرج عنها كتابه هذا ورجع إليها في تأليفه لاستفاض بنا الحديث. وحسبنا أن نشير إلى طرف منها يبين لنا مدى اطلاع الرجل؛ سيما في الناحية الحديثية. محيلين إلى فهرس الكتب آخر الكتاب إن شاء الله.فمما سيرى القارئ نقولًا منه، أو اختصارا له، أو رجوعًا إليه بين ثنايا الكتاب:١ - الكتب الستة.
2 - Ahmed b. Hanbel, et-Tayâlisi ve el-Bezzar'ın Müsned'leri.
3 - el-Hâkim'in el-Müstedrek'i.
4 - et-Taberânî'nin üç Mu'cem'i.
5 - İbnü'l-Mübârek'in ez-Zühd'ü.
6 - el-Mervezî'nin el-Vera'ı ve yine onun es-Salât'ı.
7 - el-Makdisî'nin el-Hucce'si.
8 - el-Hattâbî'nin Garîbü'l-Hadîs'i ve yine onun Meâlimü's-Sünen'i.
9 - Ebû Ubeyd'in el-Mevaiz'i ve yine onun et-Talâk'ı.
10 - el-Kudâ'î'nin eş-Şihab fi'l-Hikem ve'l-Adab'ı.
11 - Ebû Bekr b. es-Sünnî'nin el-Îcâz ve Cevâmiu'l-Kelim mine's-Süneni'l-Me'sûre'si.
12 - Esed b. Mûsâ'nın el-Vera'ı.
13 - Humeyd b. Zenceveyh'in el-Edeb'i.
14 - İbn Ebî Şeybe'nin el-Musannef'i.
15 - Abdürrezzâk'ın Musannef'i.
16 - Ebû Dâvûd'un el-Kader'i.
17 - ed-Dârekutnî'nin Sünen'i.
18 - el-Beyhakî'nin es-Sünenü'l-Kübrâ'sı ve yine onun el-Kader'i.
19 - et-Taberî'nin Tefsîr'i.
20 - el-Hallâl'ın el-Câmi'i.
21 - Ebû Dâvûd'un el-Merâsîl'i.
22 - el-Kâsım b. Muhaymira'nın el-Merâsîl'i.
23 - Ebü'l-Mütevekkil en-Nâcî'nin el-Merâsîl'i.
24 - İbn Ebü'd-Dünyâ'nın el-İhlâs ve'n-Niyye'si ile es-Samt'ı.
25 - İbn Adî'nin el-Kâmil'i.
26 - İbn Hibbân'ın Sahîh'i.
٢ - مسانيد أحمد والطيالسي والبزار.٣ - المستدرك للحاكم.٤ - معاجم الطبراني الثلاثة.٥ - الزهد لابن المبارك.٦ - الورع للمروزي، والصلاة له.٧ - الحجة للمقدسي.٨ - غريب الحديث للخطابي، ومعالم السنن له.٩ - المواعظ لأبي عبيد، والطلاق له.١٠ - الشهاب في الحكم والآداب للقضاعي.١١ - الإيجاز وجوامع الكلم من السنن المأثورة لأبي بكر بن السني.١٢ - الورع لأسد بن موسي.١٣ - الأدب لحميد بن زنجويه.١٤ - المصنف لابن أبي شيبة.١٥ - مصنف عبد الرزاق.١٦ - القدر لأبي داود.١٧ - سنن الدارقطني.١٨ - السنن الكبرى للبيهقي والقدر له.١٩ - تفسير الطبري.٢٠ - الجامع للخلال.٢١ - المراسيل لأبي داود.٢٢ - المراسيل للقاسم بن مخيمرة.٢٣ - المراسيل لأبي المتوكل الناجي.٢٤ - "الإخلاص والنية" و"الصمت" لابن أبي الدنيا.٢٥ - الكامل لابن عدي.٢٦ - صحيح ابن حبان.
27 - İbn Mende'nin et-Tevhid'i. 28 - Hişâm b. Ammâr'ın el-Ba‘s'ı. Bunların dışında kalan diğerleri. * * * İbn Receb'in Telifleri: İbn Receb'in, 'Câmiu'l-Ulûm ve'l-Hikem' dışında başka telifleri de bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı basılmış, bir kısmı ise hâlâ yazma halindedir. Basılmış olanlardan bazıları şunlardır: 1 - Zeylü Tabakāti'l-Hanâbile: Birinci cildi Dımaşk'ta 1370 (1951) senesinde basıldı. Birinci ve ikinci ciltler daha sonra Kahire'de basıldı. 2 - el-İstihrâc li-Ahkâmi'l-Harâc: Mısır'da, el-Matbaatü'l-İslâmiyye bi'l-Ezher'de 1352 (1934) senesinde basıldı. Ayrıca Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye (Beyrut, 1405/1985) ve Mektebetü'r-Rüşd (Riyad, Üstad Cündî Mahmûd el-Heytî'nin tahkîkiyle, 1. baskı 1409/1989) tarafından da basıldı. 3 - Tahkîku Kelimeti'l-İhlâs: Mısır'da 1369'da, Dımaşk'ta ise 1390 (1961) senesinde basıldı. 4 - Nûru'l-İktibâs fî Mişkâti'n-Nebî (s.a.v.) li-İbn Abbâs: Mısır'da 1365 (1946) senesinde basıldı. 5 - Keşfü'l-Kürbeti fî Vasfi Hâli Ehli'l-Gurbet: Mısır'da 1402 (1982) senesinde, Seyyid Muhammed Ahmed Abdulaziz'in tahkîkiyle, el-Mektebetü'l-Kayyime bi'l-Kâhire tarafından; 1404 senesinde ise Doktor Usâme Muhammed Abdulazîm Hamza'nın tahkîkiyle Dâru'l-Feth (Kahire) tarafından basıldı. Ayrıca daha önce Mısır'da Matbaatü'l-Menâr'da 1340'ta ve el-Münîriyye'de 1351'de basılmıştı. 6 - el-Kavâidu'l-Fıkhiyye: Mısır'da 1352 senesinde basıldı. 7 - Mükeffirâtü'z-Zünûb ve Derecâtü's-Sevâb ve Deavâtü'l-Hayr: Mektebetü't-Türâsi'l-İslâmî (Ezher civarı) tarafından neşredildi ve Matbaatü't-Tekaddüm bi'l-Münîre (Kahire)'de 1. baskı 1402 senesinde basıldı. 8 - et-Tahvîf mine'n-Nâr ve't-Ta‘rîf bi-Hâli Dâri'l-Bevâr: Doktor Muhammed Cemîl Gâzî'nin tahkîkiyle, Matbaatü'l-Medenî bi'l-Abbâsiyye (Kahire)'de 1401'de; ayrıca Doktor el-Cümeylî'nin tahkîkiyle Beyrut'ta basıldı. 9 - el-Huşû‘ fi's-Salât: Seyyid Hüseyin İsmâil Hüseyin'in tahkîkiyle, 5. baskı, el-Mektebetü'l-Kayyime (Kahire) tarafından 1407 (1987) senesinde yayımlandı.
٢٧ - التوحيد لابن منده.٢٨ - البعث لهشام بن عمار.إلى غير ذلك.* * * مؤلفات ابن رجب:ولابن رجب مؤلفات أخرى عدا "جامع العلوم والحكم" منها ما طبع، ومنها مالا يزال مخطوطًا.فمن المطبوع:١ - ذيل طبقات الحنابلة طبع الجزء الأول منه بدمشق سنة ١٣٧٠ = ١٩٥١. وطبع الأول والثاني بالقاهرة بعد ذلك.٢ - الاستخراج لأحكام الخراج طبع بمصر بالمطبعة الإسلامية بالأزهر سنة ١٣٥٢ = ١٩٣٤. وطبع دار الكتب العلمية بيروت ١٤٠٥ - ١٩٨٥ وطبع مكتبة الرشد بالرياض بتحقيق الأستاذ جندي محمود الهيتي - الطبعة الأولى ١٤٠٩ = ١٩٨٩.٣ - تحقيق كلمة الإخلاص طبع بمصر سنة ١٣٦٩ وبدمشق ١٣٩٠ هـ = ١٩٦١ م.٤ - نور الاقتباس في مشكاة النبي صلى الله عليه وسلم لابن عباس، طبع بمصر سنة ١٣٦٥ = ١٩٤٦.٥ - كشف الكربة في وصف حال أهل الغربة طبع بمصر عام ١٤٠٢ هـ ١٩٨٢ م بتحقيق السيد / محمد أحمد عبد العزيز - المكتبة القيمة بالقاهرة، وعام ١٤٠٤ بتحقيق الدكتور أسامة محمد عبد العظيم حمزة - دار الفتح - بالقاهرة - وكان قد طبع بمصر بمطبعة المنار ١٣٤٠ هـ وبالمنيرية ١٣٥١ هـ.٦ - القواعد الفقهية طبع بمصر ١٣٥٢ هـ.٧ - مكفرات الذنوب ودرجات الثواب ودعوات الخير - نشر مكتبة التراث الإسلامي بجوار الأزهر وطبع مطبعة التقدم بالمنيرة - القاهرة - الطبعة الأولى سنة ١٤٠٢ هـ.٨ - التخويف من النار والتعريف بحال دار البوار - تحقيق الدكتور / محمد جميل غازي طبع مطبعة المدني بالعباسية - القاهرة ١٤٠١ هـ وبتحقيق الدكتور الجميلي - بيروت.٩ - الخشوع في الصلاة تحقيق السيد / حسين إسماعيل حسين / الطبعة الخامسة نشر المكتبة القيمة للطباعة والنشر والتوزيع بالقاهرة سنة ١٤٠٧ هـ، ١٩٨٧ م.
10 - Letâifü'l-Maârif fîmâ li-Mevâsimi'l-Âm mine'l-Vezâif, Dâru'l-Cîl, Beyrut, Lübnan, 1341 h. basımı; ayrıca Dâru İbn Kesîr, Şam, 1413 h. / 1992 m. basımı, Prof. Yâsin Muhammed es-Sevvâs'ın tahkikiyle.
11 - Tefsîru Sûrati'n-Nasr, Dr. Hasan Ziyâüddîn İtir'in tahkikiyle; Dâru'l-Beşâiri'l-İslâmiyye, Beyrut, Lübnan, ikinci baskı, 1407 h. / 1986 m.; Lahor'da 1339 h. baskısı da mevcuttur.
12 - Buğyetü'l-İnsân fî Vezâifi Ramadân, Prof. Züheyr eş-Şâvîş'in tahkikiyle; el-Mektebetü'l-İslâmiyye, Şam ve Beyrut, ikinci baskı, 1398 h.
13 - İhtiyâru'l-Ûlâ: Şerhu Hadîsi İhtisâmi'l-Melei'l-A'lâ, Prof. Hüseyin el-Cemel'in tahkik ve tahriciyle; Müessesetü'l-Kütübi's-Sekâfiyye, Beyrut, Lübnan, birinci baskı, 1407 h. / 1987 m.
14 - el-Fark Beyne'n-Nasîha ve't-Ta'bîr, Seyyid Necm Abdurrahmân Halef'in tahkikiyle; el-Mektebetü'l-Kıyye, Kahire, 1399 h.
15 - Şerhu İleli't-Tirmizî: a) Seyyid Subhî Câsim el-Humeydî'nin tahkikiyle; Matbaatü'l-Anî, Bağdat, 1396 h., Irak Cumhuriyeti Evkaf Bakanlığı yayını. b) Prof. Dr. Hümâm Abdurrahîm Saîd'in tahkik ve incelemesiyle; Mektebetü'l-Menâr, Ürdün, Zerkâ.
16 - Şerhu Hadîs: "Mâ Zi'bâni Câiân", Dr. Üsâme Muhammed Abdülazîm Hamza'nın tahkik ve talikiyle; Dâru'l-Feth, Kahire, 1404 h. / 1984 m.; Lahor'da 1320 h. baskısı ve Mısır'da Câmiu Beyâni'l-İlm ve Fadlihî ile birlikte el-Matbaatü'l-Münîriyye baskısı da vardır.
17 - Ehvâlü'l-Kubûr ve Ahvâlü Ehlihâ ile'n-Nüşûr, Ümmü'l-Kurâ'da, Mekke-i Mükerreme'de basılmıştır, 1357 h.
18 - Mevridü'z-Zam'ân ilâ Ma'rifeti Fedâili'l-Kur'ân, Prof. Yüsrî Abdülganî el-Büşrî'nin tahkikiyle; Mektebetü'l-Kur'ân, Kahire, 1990 m.
Ve el-yazmalardan:
1 - Fethu'l-Bârî bi-Şerhi Sahîhi'l-Buhârî, cenâiz kitabına kadar ulaşmıştır; Dâr'da yazma nüsha.
١٠ - لطائف المعارف فيما لمواسم العام من الوظائف طبع ونشر دار الجيل بيروت لبنان سنة ١٣٤١ هـ وطبع دار ابن كثير بدمشق ١٤١٣ هـ - ١٩٩٢ م بتحقيق الأستاذ ياسين محمد السواس.١١ - تفسير سورة النصر تحقيق الدكتور / حسن ضياء الدين عتر طبع: دار البشائر الإسلامية - بيروت لبنان - الطبعة الثانية سنة ١٤٠٧ هـ، سنة ١٩٨٦ م وكان قد طبع بلاهور ١٣٣٩ هـ.١٢ - بغية الإنسان في وظائف رمضان تحقيق الأستاذ / زهير الشاويش نشر المكتب الإسلامي. دمشق وبيروت الطبعة الثانية ١٣٩٨ هـ.١٣ - اختيار الأولى. شرح حديث اختصام الملأ الأعلى تحقيق وتخريج الأستاذ / حسين الجمل - نشر مؤسسة الكتب الثقافية بيروت - لبنان - الطبعة الأولى ١٤٠٧ هـ - ١٩٨٧ م.١٤ - الفرق بين النصيحة والتعبير. تحقيق السيد / نجم عبد الرحمن خلف - نشر المكتبة القيمة بالقاهرة سنة ١٣٩٩ هـ.١٥ - شرح علل الترمذي:أ - تحقيق السيد / صبحي جاسم الحميدي - مطبعة العاني ببغداد - عام ١٣٩٦ هـ نشر وزارة الأوقاف بالجمهورية العراقية.ب - بتحقيق ودراسة الأستاذ / الدكتور همام عبد الرحيم سعيد - نشر مكتبة المنار - الأردن - الزرقاء.١٦ - شرح حديث: "ما ذئبان جائعان". تحقيق وتعليق الدكتور / أسامة محمد عبد العظيم حمزة - دار الفتح بالقاهرة - سنة ١٤٠٤ هـ، سنة ١٩٨٤ م - وقد طبع في لاهور سنة ١٣٢٠ هـ. وفي مصر مع جامع بيان العلم وفضله بالمطبعة المنيرية.١٧ - "أهوال القبور وأحوال أهلها إلى النشور" طبع في أم القرى بمكة المكرمة ١٣٥٧ هـ.١٨ - مورد الظمآن إلى معرفة فضائل القرآن بتحقيق الأستاذ يسري عبد الغني البشري، نشر مكتبة القرآن بالقاهرة ١٩٩٠ م.ومن المخطوط:١ - فتح الباري بشرح صحيح البخاري وصل فيه إلى كتاب الجنائز، مخطوط بدار
1) Mısır Kütüphanesi'ndeki 389 numaralı Teymur Hadisleri ile bunun bir kısmı Şam'daki Zâhiriyye Kütüphanesi'nde 50-250 varak arası 377 numarada kayıtlıdır(1). 2) Câmiu't-Tirmizî Şerhi(2) — bunun Zâhiriyye'de on varaklık bir kısmı bulunmaktadır. 3) Kadın ve Erkeklerin Çocuklarını Kaybettiklerinde Tesellisi(3). 4) "Şüphesiz velilerim içinde en çok imrendiğim kimse…" Hadisinin Şerhi. 5) "Ölüyü üç şey takip eder" Hadisinin Şerhi. 6) Gizli Sadaka ve Fazileti. 7) Zâlim ve Hırsıza Muamelede Ehl-i Marifet ve Hakikat Ehlinin Rivayetlerine Dair Muhtasar. 8) Hamrın ve Hamr İçenin Zemmi — ki bunların tamamı İstanbul'daki Fâtih Kütüphanesi'nde 5318 numarada kayıtlıdır. 9) Semâ (Mûsikî) Meselesinde Nüzhetü'l-Esmâ' — Mısır Kütüphanesi'nde yazma halindedir(4). 10) "Kalp Katılığının Zemmi" — İstanbul'da Şehid Ali Paşa Kütüphanesi'nde 543 numarada(5). 11) Bedir Vak'ası. 12) Nezirlerin ve Yeminlerin Hakikati Hakkında Keşf ve Beyân. 13) "Kim ilim talep etmek üzere bir yola girerse" Hadisinin Şerhi.
Eserlerinde bariz şekilde görülen husus, hadis sahasına ve ona bağlı ilimlere gösterdiği ihtimamdır. Kitaplarına bakan kimse, İbn Hacer'in onun hakkında söylediği şu sözün ne kadar doğru olduğunu bizzat müşahede eder: "Hadis ilimlerinde —ismâ, ricâl, ilel, turuk ve mânalarına vukufiyet bakımından— maharet kazandı."
Nitekim o, Zehru't-Tabakât 'alâ Tabakâti'l-Hanâbile gibi tarih kitaplarında dahi, biyografisi yazılan şahsın hadis ve hadis ilimleriyle ne derece irtibatlı olduğuna dair okuyucuya bir tasvir sunmayı ihmal etmez. Kimi zaman da mezkûr zatın rivayet yoluyla kendisine âlî (yüksek isnadlı) olarak ulaşan hadisleri nakleder(1).
(1) Dr. Hümâm Abdurrahîm Saîd'in, İbn Receb'in eserlerine dair çalışmasında belirttiği üzere; bk. Şerhu İleli't-Tirmizî neşri, 1/266. Eser son olarak iki tahkikli baskıyla yayımlanmıştır.
(2) Seyyid Subhî Câsim el-Humeyd'in, Şerhu İleli't-Tirmizî neşrinin mukaddimesinde belirttiği üzere; s. 7.
(3) İbn Receb'in "Mâ Zi'bâni Câi'ân…" hadisi şerhinde belirttiği üzere (s. 5-6) — hadisi tahric etmiş, tariklerini ve sahâbe râvilerini zikretmiş, ardından "Bunların tamamını ve üzerine yapılan değerlendirmeleri Şerhu't-Tirmizî adlı kitabımda zikrettim…" demiştir. Bunu Mübârekfûrî de Tuhfetü'l-Ahvezî Şerhu Câmii't-Tirmizî mukaddimesinde ondan nakletmiştir (s. 186).
(4) Dr. Hümâm'ın yukarıda zikredilen mahallinde belirttiği üzere. Son olarak Riyad'da Ümmü Abdillah bint Mahrûs el-Useylî'nin tahkikiyle basılmıştır.
(5) Bk. Şerhu İleli't-Tirmizî, Prof. Dr. Hümâm Abdurrahîm Saîd tahkiki, bu ve önceki hususlarla ilgili.
الكتب المصرية ٣٨٩ حديث تيمور(١)، وقطعة منه في المكتبة الظاهرية بدمشق ٣٧٧ من ٥٠ - ٢٥٠.(٢).٢ - شرح جامع الترمذي(٣) وتوجد منه قطعة تقع في عشر ورقات بالظاهرية.٣ - تسلية نفوس النساء والرجال عند فقد الأطفال(٤).٤ - شرح حديث: "إن أغبط أوليائي عندي … ".٥ - شرح حديث: "يتبع الميت ثلاث".٦ - صدقة السر وفضلها.٧ - مختصر فيما روي عن أهل المعرفة والحقائق في معاملة الظالم والسارق.٨ - ذم الخمر وشاربها وهي كلها في مكتبة الفاتح باستنبول رقم ٥٣١٨.٩ - نزهة الأسماع في مسألة السماع مخطوط بدار الكتب المصرية(٥).١٠ - "ذم قسوة القلب" - شهيد علي باستنبول رقم ٥٤٣.(٦).١١ - "وقعة بدر".١٢ - "الكشف والبيان عن حقيقة النذور والأيمان".١٣ - شرح حديث: "من سلك طريقا يلتمس فيه علما".والظاهرة الواضحة في آثاره هي العناية بالجانب الحديثي وما يتصل به من علوم والناظر في كتبه يلمس صدق ما قاله فيه ابن حجر:"وقد مهر في فنون الحديث: أسماء ورجالًا، وعللًا وطرقًا، واطلاعًا على معانيه".فهو في كتبه التاريخية كذيل طبقات الحنابلة لا ينسى أن يعطي القارئ صورة عن مدى صلة المترجم بالحديث وعلومه؛ فتارة يروي ما وقع له عاليًا من طريق المترجم.(١) كما ذكر الدكتور همام عبد الرحيم سعيد في دراسته لآثار ابن رجب راجع تحقيقه لشرح علل الترمذي ١/ ٢٦٦. وقد طبع أخيرًا طبعتين محققتين.(٢) كما ذكر السيد صبحي جاسم الحميد في مقدمة تحقيقه ودراسته لشرح العلل الترمذي ص ٧.(٣) كما ذكر ابن رجب في شرحه لحديث "ما ذئبان جائعان أرسلا في غنم بأفسد لها من حرص المرء على المال والشرف لدينه" ص ٥،٦ فقد خرج الحديث وذكر طرقه، ورواته من الصحابة ثم قال: وقد ذكرتها كلها والكلام عليها في كتاب شرح الترمذي … إلخ، وأورد ذلك عنه المباركفوري في مقدمته لتحفة الأحوذي شرح جامع الترمذي ص ١٨٦.(٤) كما ذكر ذلك الدكتور همام في الموضع الآنف.(٥) وقد طبع أخيرًا بالرياض بتحقيق أم عبد الله بنت محروس العسيلي.(٦) راجع شرح علل الترمذي بتحقيق الأستاذ الدكتور همام عبد الرحيم سعيد في هذا وفيما قبله.
Nitekim Ebû Hureyre'nin rivayet ettiği 'Dünya mü'minin zindanı, kâfirin cennetidir' hadisi, Ebû Alî el-Bennâ'nın hal tercümesinde (1/45) zikredilmiştir.(1) Bazen de mütercemin, sünnet kitaplarından bazılarını diğerlerine tercih etme hususundaki görüşleri nakledilir. Nitekim Abdullah el-Ensârî'nin biyografisinde, onun Tirmizî'yi Sahîhayn'a tercih ettiği yönündeki şu görüşü aktarılmıştır: 'Buhârî ve Müslim'in kitabından ancak tam bilgi sahibi olan kimseler faydalanabilir. Bu kitap (Tirmizî) ise hadislerini şerh etmiş, açıklamış ve tafsil etmiştir; ondan fıkıhçılar, muhaddisler ve diğerleri olmak üzere herkes faydalanabilir.'
* * *
(1) Hadisi Müslim, Sahîh'inde (53 - Kitâbü'z-Zühd ve'r-Rekâik, 4/2272, hadis no: 1 (2956)); Ahmed, el-Müsned'inde (2/323, 389, 485); Tirmizî, el-Câmi'inde (37 - Kitâbü'z-Zühd, 16 - Bâbu mâ câe enne'd-dünyâ sicnü'l-mü'min ve cennetü'l-kâfir, 4/562, hadis no: 2324) ve hadisin akabinde 'Bu babta Abdullah b. Amr'dan da rivayet vardır; bu hadis hasen-sahihtir' demiştir; İbn Mâce, es-Sünen'inde (37 - Kitâbü'z-Zühd, 3 - Bâbu meseli'd-dünyâ, 2/1378, hadis no: 4113); Beğavî, Şerhu's-Sünne'sinde (14/297, hadis no: 4105); İbn Hibbân, Sahîh'inde (2/38, hadis no: 686, 687) rivayet etmiş olup birinci hadise 'Allah'ın (celle ve alâ) dünyayı kendisine itaat edenler için bir hapishane, isyan edenler için ise bir oyun alanı kıldığına dair beyanın zikri' başlığını koymuş; ikinciye ise 'Dünyanın Müslümanlar için bir hapishane kılınmasındaki hikmetin, dünyada şehvetlerini terk etmeleri karşılığında ahirette cennetlerle mükafatlandırılmaları olduğuna dair beyanın zikri' başlığını koymuştur. Bunların tamamı Ebû Hureyre hadisindendir. Ayrıca el-Mecma'a bakınız, 10/288-289.
كما روى حديث أبي هريرة: "الدُّنْيَا سِجْنُ المُؤْمن وجَنَّةُ الكَافِرِ"(١) في ترجمة أبي علي البناء ١/ ٤٥.وتارة ينقل آراء المترجَم في تفضيل بعض كتب السنة على بعض كما ذكر في ترجمة عبد الله الأنصاري رأيه في تفضيل الترمذي على الصحيحين حيث قال:"إن كتاب البخاري ومسلم لا يصل إلى الفائدة منهما إلا من يكون من أهل المعرفة التامة، وهذا كتاب قد شرح أحاديثه وبينها وفصلها، فيصل إلى فائدته كل أحد من الناس: الفقهاء، والمحدثين، وغيرهم".* * *(١) رواه مسلم في صحيحه ٥٣ - كتاب الزهد والرقاق ٤/ ٢٢٧٢ ح ١ - (٢٩٥٦).وأحمد في المسند ٢/ ٣٢٣، ٣٨٩، ٤٨٥.والترمذي في جامعه: ٣٧ - كتاب الزهد: ١٦ - باب ما جاء أن الدنيا سجن المؤمن وجنة الكافر ٤/ ٥٦٢ ح ٢٣٢٤ وعقب عليه بقوله: وفي الباب عن عبد الله بن عمرو، وهذا حديث حسن صحيح.وابن ماجه في السنن: ٣٧ - كتاب الزهد: ٣ - باب مثل الدنيا ٢/ ١٣٧٨ ح ٤١١٣.والبغوي في شرح السنة ١٤/ ٢٩٧ ح ٤١٠٥.وابن حبان في صحيحه ٢/ ٣٨ ح ٦٨٦، ٦٨٧ وعنون للأول بقوله: ذكر البيان بأن الله جل وعلا جعل الدنيا سجنًا لمن أطاعه، ومخرقًا لمن عصاه.وعنون للثاني بقوله: ذكر البيان بأن الدنيا إنما جعلت سجنًا للمسلمين ليستوفوا بترك ما يشتهون في الدنيا من الجنان في العقبى.كلهم من حديث أبي هريرة.وانظر المجمع ١٠/ ٢٨٨ - ٢٨٩.
İbn Receb'in "Câmiu'l-Ulûm ve'l-Hikem"deki Metodu
İbn Receb, kitabına bir mukaddime yazarak cevâmiu'l-kelim'in mânâsından, kitabına koyduğu başlıktan ve cevâmiu'l-kelim hakkında eser telif edenlerden bahsetmiş; akabinde Hattâbî'den Nevevî'ye kadar bu kitabındaki câmi hadislerin sayısının tedricen artışını ve nihayet İbn Receb'in bunları elli hadise tamamlayışını anlatmıştır. Daha sonra kitaptaki metodunu şöyle dile getirmiştir: "Bilmiş ol ki benim gayem, Nebî (s.a.v.)'in cevâmiu'l-kelim olan hadislerinin mânâlarını ve bunların ihtivâ ettiği edep, hikmet, marifet, ahkâm ve şeriatları şerh etmekten ibarettir. Hadisin şerhi hakkında söze başlamadan önce, senedine dair letâif bir işarette bulunurum; tâ ki bununla hadisin sıhhati, kuvveti ve zaafı bilinsin. Şayet o bapta Şeyh'in (Nevevî) zikrettiği hadisten başka bir rivayet varsa, onun mânâsında rivayet edilen hadislerden bir kısmını da zikrederim. Eğer o bapta başka bir hadis yoksa yahut başka bir sâhih hadis bulunmuyorsa, işte bunların tamamına işaret ederim."
İbn Receb, metodunda taahhüt ettiği hususları büyük ölçüde yerine getirmiştir; ileride üzerinde konuşacağımız hususlar ışığında bu, onun hadisçi yönüne dair bize daha fazla ışık tutacaktır. Okuyucu, her hadisle birlikte, şerh ve izahtan, naslardan ve eserlerden, onun ne kadar geniş bir vukufiyete ve bereketli bir malzemeye sâhip olduğunu görecektir.
Bunun yanında, okuyucu hadislerin kaynaklarına, sıhhat veya zaaf derecelerine, râvilerinin adalet ve zabt derecelerine dair bilgilere de ulaşacak; böylece dininin emrinde basiret üzere olacak ve hayatını hidayet ve firâsetle sürdürecektir.
* * *
İbn Receb'e Dair Mülâhazalar:
Bütün bunlarla birlikte, kitabı okuyan kişi muhtelif mülâhazalar fark edecektir. Bunlardan biri şudur:
1- Okuyucu, kendisini emin bir nasihatçinin huzurunda hissedecektir; zira o, hakikati tebliğ etmeyi ve ilmi neşretmeyi dinî bir emânet ve büyük bir mesuliyet olarak görmektedir. Nitekim o, nasihat hadisini şerh ederken şunları söyler: Allah'a nasihat, O'nun kitabına iman etmek, âyetlerini tedebbür etmek, O'na davet etmek, aşırı gidenlerin tahrifini ve mülhidlerin ta'nını defetmektir. Resûlüne nasihat ise, onun sünnetini ihyâ etmek, ilimlerini araştırıp yaymaktır. Müslümanların yöneticilerine nasihat ise, onlara hak üzere yardım etmek, bu hususta onlara itaat etmek, onlara hakkı hatırlatmak ve onları yumuşaklıkla uyarmaktır.
منْهج ابْن رَجَبْ في "جَامِع العُلوُمِ وَالحِكَمِ"قدم ابن رجب لكتابه فتحدث عن معنى جوامع الكلم، والعنوان الذي وضعه لكتابه، ومن ألف في جوامع الكلم، ثم تحدث عن تدرج عدة الأحاديث الجامعة في كتابه هذا منذ الخطابي .. إلى النووي .. إلى أن أتمها ابن رجب خمسين حديثًا. ثم تحدث عن منهجه في الكتاب، فقال:"قد أعلمتك أنه ليس غرضي في غير شرح معاني كلمات النبي صلى الله عليه وسلم الجوامع، وما تتضمنه من الآداب والحكم والمعارف والأحكام والشرائع، وأشير إشارة لطيفة قبل الكلام في شرح الحديث إلى إسناده، ليُعلَمَ بذلك صحته وقوته وضعفه، وأذكر بعض ما روي في معناه من الأحاديث إن كان في ذلك الباب شيء غير الحديث الذي ذكره الشيخ (النووي) وإن لم يكن في الباب غيره، أو لم يكن يصح فيه غيره - نبهت على ذلك كله".وقد وفى "ابن رجب" بما التزم به في المنهج إلى مدى بعيد، وفي ضوء ما سنحدث عنه، ولعل هذا يلقي لنا مزيدًا من الضوء على الجانب الحديثي عند الرجل.وسيرى القارئ مع كل حديث من الشرح والتوضيح، ومن النصوص والآثار، ما يدل على سعة اطلاعه، وغزارة مادته.هذا فضلا عما سيقف عليه من مصادر الأحاديث ودرجتها من الصحة أو الضعف، ودرجة رواتها من العدالة والضبط؛ حتي يكون على بينة من أمر دينه، ويسير في حياته على هدى وعلى بصيرة.* * * ملحوظات على ابن رجب:ومع هذا وذاك فإن القارئ للكتاب سوف يلحظ ملاحظ شتى، منها:١ - أنه سوف يحس أنه أمام ناصح أمين؛ يرى أن إبلاغ الحقيقة، ونشر العلم: أمانة دينية، ومسئولية كبرى؛ فهو يورد في شرح حديث النصيحة أن من النصيحة لله الإيمانَ بكتابه، وتدُّبرَ آياته، والدعاءَ إليه، وذبَّ تحريفِ الغالين، وطعنِ الملحدين عنه. ومن النصيحة لرسوله: إحياءَ سنته، واستنشارَ علومها ونشرها. ومن النصيحة لأئمة المسلمين: معاونَتَهُم على الحق، وطاعتَهُم فيه، وتذكيرَهم به، وتنبيهَهُم في رفق
Ve lütuf. Nasihatin umum Müslümanlara yönelik cüz'ü de: onları menfaatlerine yöneltmek, din ve dünya işlerini öğretmek, ayıplarını örtmek, ihtiyaçlarını gidermek, düşmanlarına karşı onlara yardım etmek ve onları savunmak… ilâhtan ibarettir. Şu kanaatteyim ki, onun bu kitabı, Allah'a, Kitabına, Resûlüne, Müslümanların imamlarına ve avamına nasihat vazifesini edâ edişinin amelî bir ifadesidir.
2 - Müşahedelerdendir ki, müellifin şerhindeki gayesi yalnızca ilim göstermek veya âlim geçinmek değil, bilakis akîdeyi ıslah etmek ve davranışı düzeltmektir. Bu sebeple vaazında süslü sözlere veya kıssacı üslûbuna başvurmaz; aksine objektif hakikatlere ve sahih nasslara dayanır, konunun bütün yönlerini ve unsurlarını birleştirir, vehim ve hurafe sisini dağıtır, gerçeğin yüzünü açığa çıkarır ve din ile hayat arasında bağ kurar.
3 - İbn Receb, hadis şerhlerinin sonlarında, hadisin muhtevasına uygun olarak mutasavvıfların akıl sahiplerinden ve zâhidlerin hakîmlerinden uygun bir grup söz nakleder. Bu sözler, doğrulukları ve belâğatlarıyla nefislerin derinliklerine nüfuz eder.
4 - Hadisin konusunu hakkıyla ele alır. Şayet dil ile ilgiliyse o konuda genişçe izah yapar; fıkıh ile ilgiliyse mezhepler arasında mukayese yapar; tıbba dairse, manayı açıklığa kavuşturan ve hadisin hakikatini ortaya koyan çağdaş tabiplerin sözlerinden nakleder.
5 - Bazen şöyle der: 'Müslim, Sahîh'inde şöyle rivayet etti...' ve hadisi zikreder. Fakat bu her zaman onun hadisi lafzıyla aktarmayı taahhüt ettiği anlamına gelmez; bilakis bazen hadisi manasıyla vermek ister. Bu durum, okuyucu için hadislere düştüğüm notlardan anlaşılacaktır. Bunun anlamı, hadisin aslının Müslim'de bulunduğudur.
6 - Yine bazen şöyle der: 'Hattâbî dedi ki...' ve onun sözünü nakleder. Bu da onun sözü olduğu gibi aktardığı anlamına gelmez; bilakis onu bazen ihtisar eder. Bu durum, nasihat hadisinin şerhinde anlaşılacaktır.
ولطف.ومن النصيحة لعامة المسلمين: إرشادَهُم إلى مصالحهم، وتعليمَهُم أمورَ دينهم ودنياهم، وستْرَ عوراتهم، وسدَّ خلَّاتِهم، ونُصْرَتهم على أعدائهم، والذبَّ عنهم … إلخ.وما أحسَب إلا أن كتابه هذا تعبير عملي عن قيامه بواجب النصيحة لله ولكتابه ولرسوله ولأئمة المسلمين وعامتهم.* * *٢ - ومن هذه الملاحظ أن غرض المؤلف من شرحه ليس مجرد إظهار العلم أو التعالم، إنما هو ابتغاء إصلاح العقيدة، وتقويم السلوك؛ فلا يلجأ في الوعظ إلى زخرف القول، ولا إلى أسلوب القُصَّاص، وإنما يعتمد على الحقائق الموضوعية، والنصوص الصحيحة، ويكامل بين جوانب الموضوع وعناصره، ويزيل ضبابَ الوهم والخرافة، ويسفِرُ عن وجه الحقيقة، ويربِطُ بين الدين والحياة.٣ - وابن رجب يورد في أواخر شروح الحديث طائفة مناسبة من أقوال عقلاء الصوفية، وحكماء الزهاد؛ تناسب مضمون الحديث. وتصل بصدقها وبلاغتها إلى أعماق النفوس.٤ - ويوفي موضوع الحديث، فإن كان في اللغة أفاض فيه، وإن كان في الفقه عقد مقارنة بين المذاهب، وإن كان متعلقًا بالطب أورد من أقوال أطباء عصره ما يوضح المعنى، ويكشف عن كنه الحديث.٥ - قد يقول: روى مسلم في صحيحه كذا .. ويسوق الحديث - فليس معنى هذا دائما أنه يلتزم إيراد الحديث بلفظه؛ بل قد يريد إيراده بمعناه، وسيتبين ذلك للقارئ من تعليقاتي على الأحاديث، ويكون معنى ذلك أن أصل الحديث عند مسلم.٦ - قد يقول كذلك: قال الخطابي: ثم يسوق قوله .. وليس معنى هذا أيضًا أنه يسوق قوله كما هو، بل قد يختصره، كما سيتبين ذلك في شرح حديث النصيحة.* * *
İbn Receb’in Hadis Tahrîci Bağlamında
İbn Receb, bu kitabın iki kapağı arasında bize muazzam bir ilmî miras ve büyük bir hadis serveti sunmayı başarmıştır. Onu hadis tahrîci, hadisin derecesini beyan, râvilerinin zabtı ve nakledenlerinin adaleti konularında; tıpkı mahir bir denizcinin hadis musannefatının okyanusuna dalması, cerh ve ta‘dîl sanatının engin sularını yara yara ilerlemesi gibi görürüz. O, hadis ve isnâdına dair inci ve cevherleri çıkarır; nihayet okuyucuyu hakikatin limanına ulaştırır; burada vicdan huzurun serinliğini teneffüs eder, akıl ise yakînin karıyla ferahlar.
* * *
İbn Receb, Allah’ın kendisine bahşettiği nâdir bir kabiliyet ve kazandığı geniş hadis kültürü sayesinde bu alanı yetkinlik ve iktidarla araştırmaktadır. Peki, İbn Receb bu kitabında sahip olduğu tüm tecrübe ve bilgiyi ortaya koymuş mudur? Bu elli hadisin tahrîcinde ve onlarla birlikte derlediği diğer hadis ve eserlerdeki genel üslubu nedir?
Bu sorulara insaflı bir cevap, ancak şu hususların ve İbn Receb’in bunlara karşı tavrının tahliliyle anlaşılır:
1. Hadisin, onu kendi eserinde tahric eden kaynaklarının takip edilmesi.
2. Hadisin bu kaynaklara nisbet edilmesi ve râvisine isnâdı.
3. Her hadisin metninde derecesinin belirtilmesi, okuyucuya za‘fının veya kuvvetinin bildirilmesi.
1. Hadis Kaynaklarının Takip Edilmesi:
Bu noktada İbn Receb, hadislerin tüm kaynaklarını metin içinde belirtmeye özen göstermemiştir. Bir hadisi nakledip meselâ “Bunu Buhârî ve Müslim tahric etmiştir” veya “Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce tahric etmiştir” dediğinde, kastı hadisin kaynaklarına işaret etmektir; bunlar hadisin tek kaynakları olabileceği gibi olmayabilir de; zira hadis bunların dışında başka kaynaklarda da rivayet edilmiş olabilir.
Şunu söyleyebiliriz: İbn Receb, hadis tahrîci ve kaynaklarını takip etme konusunda kendisini fazla yormaz yahut bu kaynakları metinde belirtmeye pek ehemmiyet vermez. Ona göre, okuyucuyu hadisin sahih bir asla dayandığına ikna edecek ölçüde bazı kaynakları zikretmek yeterlidir.
Örnek olarak Ebû Mûsâ el-Eş‘arî (r.a.) rivayetiyle naklettiği hadisi zikredebiliriz.
مَع ابْن رَجَبٍ في تخريج الحَدِيثِاستطاع ابن رجب أن يعطينا بين دفتي هذا الكتاب تراثا علميا ضخمًا، وثروة حديثية طائلة.ولقد رأيناه في تخريج الحديث وما يتعلق ببيان درجته، وضبط رواته وعدالة نقلته، كالملاح الماهر يغوص في محيط المصنفات الحديثية، ويمخر عباب فن الجرح والتعديل، فيستخرج ما يتعلق بالحديث وإسناده من لآلئ ودرر حتى يقف بالقارئ عند مرفأ الحقيقة؛ حيث يستروح الوجدان برد الطمأنينة، ويستمتع العقل بثلج اليقين.* * *وابن رجب بما منحه الله من موهبة نادرة، وبما اكتسب من ثقافة حديثية واسعة يرتاد هذا المجال عن تمكن واقتدار.لكن هل أبرز ابن رجب في كتابه هذا كل ما لديه من خبرة ومن معرفة؟ ثم ما هو الطابع العام له في تخريج هذه الأحاديث الخمسين وما حشد معها من أحاديث وآثار؟والجواب المنصف عن هذا لا يستبين إلا بالتحليل الدقيق لهذه الأمور التالية، وموقف ابن رجب منها:١ - تتبع مصادر الحديث لدى من أخرجه في مصنفه.٢ - عزو الحديث إلى هذه المصادر، ونسبته إلى راويه.٣ - النص عند كل حديث على درجته، ووقف القارئ على ضعفه أو قوته. ١ - تتبع مصادر الحديث:في هذه الناحية لم يعن ابن رجب بالنص على مصادر الحديث كلها، فهو عندما يورد حديثًا ما، ويقول مثلا: خرجه "البخاري ومسلم" أو أخرجه أبو داود والترمذي والنسائي وابن ماجه، يكون مراده الإشارة إلى مصادر للحديث قد تكون هي المصادر الوحيدة، وقد لا تكون، حيث يُروَى الحديث في مصادر أخرى سواها.ونستطيع أن نقول، إن ابن رجب لا يجهد نفسه في تخريج الحديث، وتتبع مصادره، أو لا يهتم بالنص على هذه المواضع، وحسبه أن يذكر بعض هذه المصادر، بالقدر الذي يطمئن القارئ إلى أن للحديث أصلا صحيحًا.ونذكر على سبيل المثال: الحديثَ الذي أورده من رواية أبي موسى الأشعري رضي
Allah'ın kendisinden razı olduğu sahâbîden, Nebî (s.a.v.)'in şu sözü rivayet edilmiştir: "Kim Allah'ın kelimesi en yüce olsun diye savaşırsa işte o Allah yolundadır." Bu hadisi Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce, Ahmed ve diğerleri rivayet etmiştir. İbn Rajab bunu ilk hadis şerhinde zikretmiştir. Bununla birlikte İbn Rajab, hadisin kaynağı olarak yalnızca Sahîhayn'i zikretmekle yetinmiştir. İbn Rajab'ın buradaki umumî tahrici de bu minval üzeredir..! Ben de İbn Rajab'ın zikrettiğinden daha fazla kaynak eklemek istemedim. Hâlbuki bu, birçok hadis için mümkündü. Ancak ben, zaruretin gerektirdiği durumlar hariç, hadisin kendisine isnad edilen kaynakta mevcut olup olmadığını tahkik etmekle yetindim; bu da bazen hadisin o kaynaktaki kapsamını takip etmek, bazen de referansın tamamını taramak suretiyle yapılmıştır. Zira İbn Rajab, kendisiyle çalışanı rahatlatmaz ve araştırma külfetini üzerinden almaz; o, hadisi sadece bir veya birkaç hadis kitabına nispet etmekle yetinir, meselâ "Sahîh-i Buhârî'de", "Müsned-i Ahmed'de" veya "Mu'cemü't-Taberânî'de şu hadis vardır" der. Bu işaretten tam fayda sağlanması ancak hadisin bulunduğu kitap, bâb, cilt ve sayfanın belirlenmesiyle; hadisin işaret edilen kaynakta olup olmadığıyla; eğer işaret edilen kaynakta ise, müellifin kendisine nispet ettiği sahâbînin rivayetiyle mi yoksa başka bir sahâbînin rivayetiyle mi olduğuyla; kaynak ve râvi nispeti doğru ise, müellifin onu lafzı ve manasıyla mı yoksa sadece manasıyla mı naklettiğinin tespitiyle mümkündür. Mukayese ve mülahaza yoluyla hadisin işaret edilen kaynakta bulunup bulunmadığının tespiti, bütün bunlarda hakikatin yüzünü bize gösteren şeydir. İşte bu sebeple bu, tıpkı hadisin derecesini belirtmek kadar vâcip bir husustur. Zira bu tahkik, kitabın müellifinin, müstensihinin, müellifinin veya hepsinin birden içine düştüğü bir hatayı düzeltebilir; nitekim bu kitapta olduğu gibi: İbn Rajab, bir hadisi Sahîh-i Müslim'e nispet etmekle hata etmiş, hâlbuki hadis Sahîh-i İbn Hibbân'dadır. Bu durum, bir taraftan Sahîh-i İbn Hibbân ve Sahîh-i Müslim'in tetkikinden, diğer taraftan İbn Rajab'ın başka bir yerde hadis hakkında söylediklerinden anlaşılmıştır. Bu hususta İbn Rajab'ın ikinci hadiste zikrettiklerine ve bizim bu meseleye dair yaptığımız ta‘likata bakınız.
الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم من قوله: "مَنْ قَاتَلَ لتَكُونَ كَلِمَةُ الله هِيَ الْعُلْيَا فَهُوَ في سَبِيل الله".وهو حديث رواه البخاري ومسلم وأبو داود والترمذي والنسائي وابن ماجه وأحمد وغيرهم. وقد أورده ابن رجب في شرحه للحديث الأول.ومع هذا فقد اقتصر ابن رجب على ذكر الصحيحين كمصدرين للحديث.وعامة تخريج ابن رجب -هنا- على هذا النسق .. !ولم أشأ أن أزيد في تخريج الحديث مصدرًا عما ذكر ابن رجب. ولقد كان ذلك ميسورًا في كثير من الأحاديث. غير أنني اكتفيت -فيما عدا ما دعت إليه الضرورة- بتحقيق وجود الحديث في المصدر الذي عزا إليه، وذلك بتتبع نطاق الحديث فيه حينا، واستقراء المرجع كله أحيانًا.!ذلك أن ابن رجب لا يريح من يعمل معه، ولا يكفيه مؤنة البحث، فهو يكتفي بعزو الحديث إلى كتاب أو كتب من مصنفات الحديث، فيقول مثلا: "في صحيح البخاري" أو في "مسند أحمد" أو في "معجم الطبراني" حديث كذا.وتمام الفائدة من هذه الإشارة لا يكون إلا بتحديد الكتاب، والباب والجزء والصحيفة التي يوجد بها الحديث، وهل هو في المصدر الذي يشير إليه أو أنه ليس بهذا المصدر؟ وإذا كان بالمصدر المشار إليه فهل هو من رواية الصحابي الذي عزا إليه المؤلف أو من رواية غيره؟ وإذا كانت النسبة إلى المصدر والراوي صحيحة فهل ما نقله المؤلف بلفظه ومعناه أو بمعناه فقط؟وتحديد وجود الحديث في المصدر المشار إليه -بالمقارنة والملاحظة- هو ما يقفنا على وجه الحق في ذلك كله.ومن هنا كان ذلك أمرا واجبا وجوب النص على درجة الحديث ذاتها! فقد يصحح هذا التحقيق خطأ وقع فيه مؤلف الكتاب أو ناسخه أو مؤلفه أو أولئك جميعًا كما حدث في هذا الكتاب:أخطأ ابن رجب في عزو حديث لصحيح مسلم بينما الحديث في صحيح ابن حبان! وقد تبين هذا من مراجعة صحيح ابن حبان وصحيح مسلم من جهة، ومن كلام ابن رجب نفسه عن الحديث في موطن آخر من جهة أخرى.وانظر في هذا ما أورده ابن رجب في الحديث الثاني وما علقنا به على هذه المسألة.
İbn Receb, Müsned-i Ahmed'de İrbâd b. Sâriye rivayetiyle nakledilen bir hadisin nisbet edilmesinde hataya düştü. Zira bu hadis Müsned-i Ahmed'de İrbâd b. Sâriye rivayetiyle yer almamakta olup orada Nevvâs b. Sem'ân rivayetiyle bulunmaktadır. Bu durum, hadisin Tirmizî, Nesâî ve diğerlerinin rivayetleriyle ve Müsned-i Ahmed'in Nevvâs ile İrbâd müsnedlerinin her ikisinin de incelenmesiyle teyit edilmiştir; nitekim biz bunu yerinde beyan ettik.
İbn Receb, bir diğer hatada da iki hadisi tek bir hadiste birleştirip aralarını kendi ifadesiyle kendisinden bir kelime ekleyerek bağlamış ve bu ilaveyle onları Hâkim'in Sahîh'inde Resûlullah (s.a.v.)'den rivayet edilen tek bir hadis olarak kabul etmiştir?! Oysa Hâkim bunları tek bir hadis olarak rivayet etmemiş ve bu araya sıkıştırılmış ifadeyi de nakletmemiştir. Bilakis o, bu iki hadisi farklı iki senetle, ayrı ayrı iki hadis olarak rivayet etmiştir. Bu cildin ikinci hadisinin şerhine ve bu meseleye dair yaptığımız açıklamalara müracaat ediniz.
Bu hataların tamamı, müellife arz edilen, onun tarafından onaylanan ve bizzat el yazısıyla üzerine yazdığı nüshadan kitabı istinsah eden ve neşredenler tarafından –hatta Şeyh Ahmed Şâkir (rahimehullah) tahkikiyle yayımlanan baskı dâhil olmak üzere– tekrarlanmış ve aktarılmıştır.
Ben ise, İbn Receb'in atıfta bulunduğu kaynakların tahkikiyle yetindim. Bunun sebebi, kitabı müellifin kendisi için istediği çerçevenin dışına çıkarmamak ve kendisi için neşrinde istenen boyutun dışına taşırmamaktır.
2. Hadisin Ravisine ve Kaynağına Nisbeti:
İbn Receb'in bu hususta istikrarlı bir yöntemi veya takip ettiği bir kuralı yoktur. Kimi zaman hadisi, sahâbî râvisine ve onu tahric eden muhaddislere nisbet eder; kimi zaman da sadece râvîyi zikretmekle yetinir. Nitekim bu ciltte (s. 174-175) şöyle der:
"Ubâde b. es-Sâmit'ten rivayet edilen bir hadiste Nebî (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir. Ona: 'Yaz!' dedi. O da kıyamet gününe kadar olacak her şeyi yazdı."
Bu hadis, Câmiu't-Tirmizî, Sünen-i Ebû Dâvûd ve Müsned-i Tayâlisî gibi birçok kaynakta zikredilmektedir. Ancak İbn Receb, hadisin kaynaklarından hiçbirini belirtmemiştir.
Bazen de ne râvîyi ne de kaynağı zikretmez. Bu cildin 189. sayfasında şöyle der:
"Muamelâta dair hususlara gelince –sözleşmeler gibi– bunlardan şer'î düzenlemeleri değiştirme mahiyetinde olanlar, örneğin zina cezasının maddî bir cezaya çevrilmesi ve buna benzer durumlar, reddolunur. Buna delil, Nebî (s.a.v.)'in kendisine soran bir adama şöyle buyurmasıdır: 'Oğlum falan kişinin yanında ücretli bir işçiydi, onun karısıyla zina etti. Ben de onu kurtarmak için yüz koyun ve bir hizmetçi fidye verdim.' Bunun üzerine Nebî (s.a.v.) şöyle buyurdu:
وأخطأ ابن رجب في نسبة حديث لمسند أحمد من رواية العرباض بن سارية.والحديث ليس في مسند أحمد من رواية العرباض، وإنما هو فيه من رواية النواس بن سمعان، وتأكد هذا برواية الترمذي، والنسائي وغيرهما للحديث وبمراجعة مسند أحمد في مسندي النواس والعرباض كليهما، كما بينا ذلك في موضعه.وأخطأ ابن رجب حين أدمج حديثين في حديث، ووصل بينهما بكلمة من عنده، واعتبرهما بهذه الإضافة حديثًا واحدًا مرويًّا عن النبي صلى الله عليه وسلم في صحيح الحاكم!؟ والحاكم لم يروه حديثًا واحدًا، ولا روى هذه اللفظة المقحمة، وإنما رواهما حديثين بإسنادين مختلفين. راجع شرح الحديث الثاني من هذا الجزء، وما علقنا به على هذه المسألة.ولقد توارد على هذه الأخطاء جميعها ناسخو الكتاب وناشروه من النسخة التي عرضت على المؤلف، وأقرها، وكتب بخطه عليها حتى الطبعة التي صدرت بتحقيق الشيخ أحمد شاكر رحمه الله.وقد اكتفيت بتحقيق المصادر التي نص عليها ابن رجب؛ لهذا، ولئلا أخرج بالكتاب عن الإطار الذي أراده له مؤلفه، ولا عن الحجم الذي أريد له في إخراجه. ٢ - نسبة الحديث إلى راويه وإلى مصدره:لم يكن لابن رجب في هذا منهج ملتزم، ولا سَنَن متبع؛ فهو تارة ينسب الحديث إلى راويه من الصحابة، وإلى من خرجه من المحدثين، وتارة يقتصر على ذكر الراوي فتط كقوله في هذا الجزء ص: (١٧٤ - ١٧٥)."وفي حديث عبادة بن الصامت عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: أوَّل مَا خَلَقَ الله الْقَلَمَ، قَالَ لَهُ: اكْتُبْ فَجَرَى بِمَا هُوَ كَائِنٌ إلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ".وهو حديث مذكور في كثير من المصادر كجامع الترمذي، وسنن أبي داود، ومسند الطيالسي.بيد أن ابن رجب لم يذكر من مصادر الحديث شيئًا.وقد لا يذكر الراوي ولا المرجع كقوله ص (١٨٩) من هذا الجزء:وأما المعاملات كالعقود .. فما كان منها تغييرًا للأوضاع الشرعية كجعل عقوبة الزنا عقوبة مالية وما أشبه ذلك فإنه مردود؛ ويدل لهذا أن النبي صلى الله عليه وسلم قال للذي سأله: إن ابني كان عسيفًا على فلان فزنى بامرأته، فافتديت منه بمائة شاة وخادم فقال النبي صلى الله عليه وسلم-
"Yüz koyun ve hizmetçi sana reddedilmiştir. Oğluna ise yüz celde vuruşu ve bir yıl sürgün cezası vardır." Bu hadis, Ebû Hureyre ile Zeyd b. Hâlid el-Cühenî'nin rivayetinden olmak üzere müttefekun aleyhtir; nitekim yerinde zikrettiğimiz gibidir. Lâkin İbn Rajab bu hadisi işte böyle sevketmiştir! Hadis, râvînin ve merciin zikredildiği sûrette tahkiki, işaret ettiğimiz büyük çabayı gerektiriyorsa, bu iki sûretin benzerinde durum nice olur?! Kanaatim odur ki bu durum, İbn Rajab gibi -beyana muhtaç olduğumuz yerde buna muktedir, rivâyet ve dirâyet olmak üzere iki türüyle hadis ilminde müstebhir bulunan- bir muhaddisten kabûl veya tahammül edilebilir bir şey değildir!
* * *
3. Hadisin derecesini belirtme:
Bu meselede İbn Rajab'ın iki tavrıyla karşılaşırız:
Birincisi: Kitaptaki ana hadislere, yani elli hadise mahsustur.
İkincisi: Fer'î hadislere, yani bunun dışındakilere mahsustur.
Nitekim onu birinci türde hiçbir çabadan geri durmaz, hiçbir ilmi gizlemez, hadisin muhtaç olmadığı bir söze sapmaz halde görürüz.
* * *
Nevevî, zikrettiği her hadisin ardından "Buhârî ve Müslim tahric etmiştir" veya "Tirmizî tahric etmiştir" gibi bir ifadeyle yetinirken İbn Rajab, Nevevî'nin zikrettiğiyle yetinmez; bilakis hadisin diğer hadis eserlerindeki tariklerini takip eder, bu eserlerden gelen lafızlarını önce Nevevî'nin zikrettiği sahâbînin rivayetiyle, ardından -hadisin başka rivayetleri varsa- diğer sahâbeden gelen rivayetiyle nakleder. Zira bunda pek çok büyük faydalar vardır.
Bunun bir örneği, Nevevî hakkında "Bunu Müslim rivayet etti" dediği ikinci hadiste yaptığıdır: İbn Rajab bunun ardından Müslim'in, Kehmes vasıtasıyla Abdullah b. Büreyde'den, onun Yahyâ b. Ya‘mer'den, onun İbn Ömer'den, onun Ömer'den gelen tarikle bu hadisi Buhârî'ye göre tek başına rivayet ettiğini zikretmiş; ardından onun Sahîh-i Müslim, Buhârî, İbn Hibbân, Müsned-i Ahmed, Hâkim'in Müstedrek'i, Bezzâr ile İbn Merdûye'nin Müsned'leri ve Sünen-i Tirmizî'deki diğer tariklerini ve vecihlerini takip etmiştir. O bütün bunlarda mukayese yapar, tahlil eder, istinbâtta bulunur ve bu rivayetler arasındaki ihtilaf ve ittifak vecihlerini zikreder.
"الْمائَة شَاةٍ وَالخْادِم رَدٌّ علَيكَ، وَعلَى ابْنِكَ مَائةُ جَلْدَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ".وهو حديث متفق عليه من رواية أبي هريرة وزيد بن خالد الجهني كما ذكرنا في موضعه، ولكن هكذا ساقه ابن رجب!!وإذا كان الحديث في الصورة التي يذكر فيها الراوي والمرجع محتاجا في تحقيقه إلى الجهد الكبير الذي أشرنا إليه، فكيف به في مثل هاتين الصورتين؟!وما أعتقد أن هذا أمر يمكن قبوله أو تحمله من محدث كابن رجب؛ مقتدر على البيان في موضع حاجتنا إليه، مستبحر في علم الحديث بنوعيه: الرواية والدراية!* * * ٣ - النص على درجة الحديث:في هذه المسألة نجد لابن رجب موقفين:الأول: خاص بالأحاديث الرئيسة في الكتاب، وهي الخمسون.والثاني: خاص بالأحاديث الفرعية، وهي ما عدا ذلك.فنحن نراه في النوع الأول لا يألو فيه جهدًا، ولا يخبأ فيه علما، ولا يستطرد إلى قول لا حاجة بالحديث إليه.* * *وإذا كان النووي يكتفي عقب كل حديث أورده بمثل قوله: "أخرجه البخاري ومسلم" أو "أخرجه الترمذي" فابن رجب لا يكتفي بما ذكره النووي، وإنما يتتبع طرق الحديث في المصنفات الحديثية الأخرى، ويورد صيغه عن هذه المصنفات برواية الصحابي الذي ذكره النووي، ثم براوية غيره من الصحابة إن كان للحديث روايات أخرى؛ لما في ذلك من الفوائد الجليلة.ومثال ذلك ما صنع في الحديث الثاني الذي قال فيه النووي: "رواه مسلم" فقد ذكر ابن رجب عقب هذا أن مسلمًا تفرد به عن البخاري من طريق كهمس، عن عبد الله بن بريدة، عن يحيى بن يعمر، عن ابن عمر، عن عمر .. ثم تتبع طرقه، ووجوهه الأخرى في صحيح مسلم، والبخاري وابن حبان، ومسند أحمد، ومستدرك الحاكم، ومسندى البزار، وابن مردويه، وسنن الترمذي .. وهو في هذا كله يقارن، ويحلل، ويستنبط، ويذكر أوجه الخلاف والاتفاق بين هذه الروايات، وما يمكن أن