Mekârimü'l-Ahlâk: Hallâk'ı dileyen kimse için; Hazırlayan: Enver b. Ehlillâh b. Envârullah
مكارم الأخلاقلمن أراد الخلاق إعدادأنور بن أهل الله بن أنوار الله
Talepte bulunan: Bangladeş'in Feni şehrindeki el-Câmiatü'l-Medeniyye – Dâru'l-Kur'ân ve's-Sünne, Kureyş Münşî, Dâğan Bhuinya, Feni. – Mustafa Kütüphanesi, Mîzan Yolu, Feni. Bangladeş. Mekârimü'l-Ahlâk li-men erâde'l-Hallâk.
تطلب من- الجامعة المدنية فيني بنغلاديش- دار القرآن والسنة، قريش منشي،داغن بهونيا، فيني.- مصطفي لائبريري، ميزان رود،فيني. بنغلاديش مكارم الأخلاقلمن أراد الخلاق
Bismillâhirrahmânirrahîm. Mukaddime: Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, mürselînin en şereflisi ile onun âlinin ve ashâbının tamamının üzerine olsun. Muhakkak ki huy (ahlâk) konusu, hanif dinimizde büyük konulardandır. Müslümanın başarısı ona bağlıdır. Âlim, görevinde ahlâklı olmazsa nasıl başarılı olur? Zevc (koca), hayatında ahlâklı olmazsa nasıl başarılı olur? Dâvetçi, davetinde ahlâklı olmazsa nasıl başarılı olur? Kardeş, kardeşleriyle ahlâklı olmazsa nasıl başarılı olur? İşte ahlâk, insanın bu hayattaki başarısının üzerinde döndüğü temeldir. Hatta bazı âlimler: 'Din, bütünüyle ahlâktır' demişlerdir. Bu, Resûlullah (s.a.v.)'in: 'Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim' buyurmasıyla da sâbittir. Allah Teâlâ’nın, Nebîsi (s.a.v.)'i Kitâb-ı Azîz'inde: {Ve muhakkak ki sen, büyük bir ahlâk üzeresin} (Kalem, 4) kavliyle vasfetmesi en büyük tavsiftir. İnsan, âlemlerin Rabbi olan Allah’ı tevhid ve O’na ibadetten sonra, hayatın her sahasında bu ahlâka muhtaçtır. Bu ahlâkın, onun hayatında ve içinde yaşadığı çevresinde tecelli etmesi zarurîdir. Bizler, vallahi, vâkıamızda bir ahlâkî buhran yaşıyoruz; gerek zevciyet münasebetleri seviyesinde, gerek mescidlerdeki musallîlerde, gerek talebeler ve muallimlerde, gerek komşunun komşusuyla, gerekse çocuğun ana-babasıyla olan ilişkilerinde.
بسم الله الرحمن الرحيم المقدمةالحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام علي أشرف المرسلين وعلي آله وأصحابه أجمعين.إن موضوع الخُلُق من الموضوعات العظيمة في ديننا الحنيف وعليه يدور نجاح المسلم فكيف ينجح العالم في وظيفته إذا لم يكن علي خلق؟ وكيف ينجح الزوج في حياته إذا لم يكن علي خلق؟ وكيف ينجح الداعية في دعوته إذا لم يكن علي خلق؟ وكيف ينجح الأخ مع إخوانه إذا لم يكن علي خلق؟ فالأخلاق عليها مدار نجاح الإنسان في هذه الحياة، حتي قال بعض العلماء (إن الدين كله هو الخلق) وهذا ما أثبته صلي الله عليه وسلم لما قال: [إنما بعثت لأتمم مكارم الأخلاق] وأعظم وصف وصف الله به نبيه صلي الله عليه وسلم في كتابه العزيز بقوله {وإنك لعلي خلق عظيم} والإنسان يحتاج إلي هذا الخلق في كل ميادين الحياة بعد توحيد لله رب العالمين وعبادته له. وهذه الأخلاق لابد أن تتجلي في حياته ومع محيطه الذي هو يعيش فيه. ونحن والله نعيش أزمة أخلاقية في واقعنا سواء علي مستوي العلاقات الزوجية أو المصلين في المساجد أو الطلاب والمدرسين أو الجار مع جيرانه أو الولد مع والديه.
O hâlde üzerimize düşen, kendimizi denetlemek ve hesaba çekmektir. Zira dinimiz ahlâk dinidir. Vallahi, bu din âlemin dört bir yanına ancak ahlâk sayesinde yayılmıştır; çünkü ahlâk, bu dinin hayatın her sahasındaki azametini ve temel unsurlarını göstermiştir. Şair ne güzel söylemiş: "Milletler ancak ahlâkları kaldığı müddetçe yaşar; ahlâkları gittik mi onlar da gider." İslâm âlimleri gerek eskiden gerekse günümüzde güzel ahlâkın güzelliklerini ve kötülüklerini beyan etmeye büyük önem vermiş ve bu hususu müstakil eserlere konu etmişlerdir. Nitekim bu konuda İbn Ebü'd-Dünyâ, el-Harâitî, İbnü'l-Verdî, İbn Ebü'l-Feth el-Büstî ve başkaları kitap telif etmişlerdir.
İşte bu sâbit prensiplerden hareketle babam, şeyhim ve üstadım —Allah kendisini korusun ve ömrüne bereket versin— bana, bir Müslümanın hayatında kendisiyle donanması gereken güzel ahlâkı beyan eden bir risâle yazmamı işaret ettiler. Allah azze ve celleden tevfik ve yardım geldikten sonra bu risâleyi yazmaya başladım. Bu risâlede, güzel ahlâkın zikredilmesine yoğunlaşıp kötü olanlarına yer vermedim; çünkü inancıma göre, bu fazilet ve mürüvvetlerle donanan ve onları hayatında yaşatan bir kimseden ahlâkını bozacak ve kişiliğini zedeleyecek şeyler sadır olmaz.
Şunu da bilmeliyiz ki güzel ahlâk dört rükün üzerine kuruludur: Sabır, iffet, şecaat ve adalet. Sabır, eziyete katlanmayı, öfkeyi yutmayı ve incitmeyi önlemeyi sağlar. İffet, insanı rezalet ve çirkinliklerden uzak tutar. Şecaat, nefsin izzetini ve yüce ahlâkla süslenmeyi temin eder. Adalet ise itidal ve vasatı (orta yolu) sağlar. Nitekim süflî ahlâk da dört ahlâk üzerine bina edilmiştir: Cehalet ve zulüm
فعلينا أن نراجع أنفسنا ونحاسبها فديننا دين الأخلاق، ووالله ما انتشر الدين في ربوع العالم إلا بالأخلاق التي أظهرت عظمة هذا الدين ومقوماته في سائر شئون الحياة، ولقد أجاد الشاعر لماقال:وإنما الأمم الأخلاق مابقيتْ: فإنْ هم ذهبتْ أخلاقُهم ذهبواوعلماء الإسلام قديما وحديثا اعتنوا اعتناء عظيما ببيان محاسن الأخلاق ومساوئها وأفردوها بالمصنفات. فقد ألف في ذلك ابن أبي الدنيا والخرائطي وابن الوردي وابن أبي الفتح البستي وغيرهم.فمن هذه المنطلقات الثابتة أشار إليَّ والدي وشيخي وأستاذي ـ حفظه الله وأمده في حياته ـ أن أكتب رسالة في بيان محاسن الأخلاق التي ينبغي للمسلم أن يتحلي بها في حياته لينال بذلك أعلي الدرجات وأرفع المنازل في الدنيا والآخرة.وبعد توفيق ومدد من الله عزوجل شرعت في كتابة هذه الرسالة، وكان التركيز علي ذكر محاسن الأخلاق دون مساوئها إيمانا مني أن من تحلي بهذه الفضائل والمكارم وجسدها في حياته لن يصدر منه ما يُسيئ أخلاقَه ويَمتهِن شخصيتَه.ولابد أن نعلم أن حسن الخلق يقوم علي أربعة أركان: الصبر والعفة والشجاعة والعدل. فالصبر يحمل علي احتمال الأذي وكظم الغيظ وكف الأذي، والعفة تجنب الإنسان الرذائل والقبائح، والشجاعة تحمل علي عزة النفس والتحلي بمعالي الأخلاق، والعدل يحمل علي الاعتدال والوسطية، كما أن الأخلاق السافلة مبناها علي أربعة أخلاق: الجهل والظلم
Ve şehvet ve gadap. Nitekim cehalet, insana güzeli çirkin gösterir; zulüm ise onu bir şeyi yerli yerine koymamaya sevk eder; şehvet onu hırsa, şuhha, buhle, reziletlere, fuhşiyata ve denâete sürükler; gadap ise kibir, kin, haset, tecavüz ve sefeh doğurur. O halde Müslümana düşen, faziletlerle bezenmek, reziletlerden arınmak, bu hususta Allah azze ve celle'den yardım dileyerek, dürbe ve tedrüb ile ve hayırlı kimselere arkadaşlık etmek suretiyle gayret göstermektir. İşte bu risâlede, ahlâkın ve onun İslâm dinindeki yerinin beyânı, Müslümanın hayatında ahlâkın fayda ve zararlarına dair bir özet, Resûlullah (s.a.v.)'ın ahlâkının zikri, Müslümanın hayatında kendisiyle bezemesi gereken ahlâkın, her bir ahlâk için delilleriyle birlikte açıklanması yer almaktadır. Tâ ki okuyucu, okuduklarına dair basiret sahibi olsun; ta ki Allah azze ve celle'den bir hidayet ve nur üzere olsun. Allah azze ve celle'den niyaz ederim ki bu çalışmamı kendi kerîm vechi için hâlis kılsın, onu kıyamet gününde hasenâtım arasında bulundursun ve bu risâleyi okuyan herkesi, onda beyân edilenlerle amel etmeye muvaffak eylesin. Şüphesiz O, her şeye kadirdir. Biraderiniz Enver b. Mevlânâ Ehlillah b. Mevlânâ Envarullah.
والشهوة والغضب. فالجهل يري الإنسان الحَسَنَ قبيحا، والظلم يحمله علي وضع الشيئ في غير موضعه، والشهوة تحمله علي الحرص والشح والبخل والرذائل والفواحش والدناءات، والغضب يولد الكبر والحقد والحسد والعدوان والسفه.فما علي المسلم إلا أن يتحلي بالفضائل ويتخلي عن الرذائل مستعينا بالله عزوجل وبالدُّرْبة والتدرب وبمصاحبة الأخيار.وفي هذه الرسالة بيان للأخلاق ومكانتها في الدين الإسلامي ونبذة عن منافع ومضار الأخلاق في حياة المسلم وذكر لأخلاق النبي صلي الله عليه وسلم وتوضيح للأخلاق التي ينبغي للمسلم أن يتحلي بها في حياته مع ذكر للأدلة لكل خلق حتي يكون القارئ علي الاستبصار لما يقرأ، حتي يكون علي هدي ونور من الله عزوجل.أسأل الله عزوجل أن يجعل عملي هذا خالصا لوجهه الكريم وأن يجعل ذلك في حسناتي يوم القيامة وأن يوفق كل من قرأ هذه الرسالة علي العمل بما جاد فيها، إنه علي كل شيئ قدير.أخوكمأنور بن مولانا أهل الله بن مولانا أنوار الله
Hulk: Lügat ve Istılah Yönünden
Hulk, lügatte: Lâm'ın sükûnu veya zammı ile: seciye; halîka: tabiat; hılka ise fıtrattır. Hayır veya şer olması fark etmez.[1] Istılah olarak ise: İnsanın bâtınî sûretidir ki, insanın zâhirdeki âzâları üzerinde çeşitli şekillerde başkalarına tezahür edebilir. İbnü'l-Mübârek onu şöyle tarif etmiştir: Yüz gülerliği, iyilik yapmak ve eziyet vermemektir. Denilmiştir ki: O, kalbin ve âzâların düzelmesidir.
İslam Ahlâkının Ayırt Edici Tarifi:
İslam ahlâkı, Kur'ân-ı Kerîm ve O'nun (s.a.v.) sünneti vasıtasıyla akîde ve İslam şeriatıyla sıkı sıkıya bağlı olan usûl, kâideler ve faziletler üzerine kurulması gereken söz ve fiiller bütünüdür. Bu tariften anlaşılmaktadır ki, İslam'da ahlâk, dînin bir cüz'ü değil, bilâkis onun cevheri ve ruhudur. Nasıl olmasın ki, Resûlümüz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim."[2]
Ahlâkın Önemi:
Müslümanın, Allah teâlâya îmânı kalbinde yerleştikten sonra en büyük fazileti, faziletli ahlâkla donanmak, onun edeblerine ve davranışsal yükümlülüklerine bağlanmaktır. İşte bunlar (ahlâk) bir aşıdır (tât'îm).[1] Muhtâru's-Sıhâh[2] Ahmed b. Hanbel tarafından Ebû Hureyre'den "sâlihu'l-ahlâk" lafzıyla, İmâm Mâlik ise el-Muvatta'da "hasene'l-ahlâk" lafzıyla rivayet edilmiştir.
الخلق لغة واصطلاحا:الخلق لغة: بسكون اللام أوضمها: السجية، والخليقة هي الطبيعة والخلقة هي الفطرة. سواء كانت خيرا أوشرا. (١)وأما اصطلاحا: فهو الصورة الباطنة للإنسان والتي يمكن أن تظهر للآخرين بأشكال مختلفة علي جوارحه الظاهرة للناس. وعرَّفه ابن المبارك فقال: هو طلاقة الوجه وبذل المعروف وكف الأذي.وقيل: هو صلاح القلب مع صلاح الجوارح. التعريف المميز للأخلاق الإسلامية:الأخلاق الإسلامية هي مجموعة الأقوال والأفعال التي يجب أن تقوم علي أصول وقواعد وفضائل مرتبطة ارتباطا وثيقا بالعقيدة والشريعة الإسلامية من خلال القرآن الكريم وسنة الأكرم صلي الله عليه وسلم.ومما يستنبط من هذا التعريف أن الأخلاق في الإسلام ليست جزءا من الدين بل هي جوهره وروحه. وكيف لا ورسولنا صلي الله عليه وسلم يقول: [إنما بعثت لأتمم مكارم الأخلاق] (٢) أهمية الأخلاق:إن أعظم ما يتميز به المسلم بعد استقرار الإيمان بالله تعالي في قلبه التحلي بالأخلاق الفاضلة والتعلق بآدابها وإلزاماتها السلوكية فهي تطعيم(١). مختار الصحاح(٢). رواه أحمد عن أبي هريرة بلفظ صالح الأخلاق ورواه الإمام مالك في الموطأ بلفظ حسن الأخلاق.
Ve akâid, ibâdetler ve muâmelâta dair her şeyi güzelleştiren bir unsurdur. Öyle ki yaratılışı, insan davranışının bütün yönlerini kapsar ve kulun kendisine verilen nimetlerin en büyüğüdür. Resûlullah (s.a.v.)'e “Kula verilen en hayırlı şey nedir?” diye sorulduğunda şöyle buyurmuştur: [Güzel ahlâktır] (1). Zira o, insanı süsler ve ona bir güzellik ve parlaklık kazandırır. Şüphe yok ki ahlâkın mertebesi, kelime-i şehâdetten ve namazdan sonra gelir. Din ise ibâdetler ve muâmelâttan ibarettir; muâmelâtın tamamı, Azîz ve Celîl olan Allah'tan korktuktan (takvâ) sonra ahlâk üzerine kuruludur. Râfiî, *Vahyu'l-Kalem* adlı eserinde der ki: “Bana İslâm dinindeki en güzel felsefenin ne olduğu iki kelimeyle sorulsaydı, şüphesiz “Ahlâkın istikrârıdır” derdim.” Ahlâkın ehemmiyeti, Kur'ân'ın ilimden önce tezkiyeyi (ki bu ahlâktır) zikretmesinde yatar. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {Nitekim içinizden size bir peygamber gönderdik; o size âyetlerimizi okur, sizi arındırır (tezkiye eder), size kitabı ve hikmeti öğretir ve bilmediklerinizi bildirir} (2). Şair ne kadar doğru söylemiştir; milletlerin bekâsını ahlâkın bekâsına bağlamış ve şöyle demiştir: “Milletler ancak ahlâkları olduğu sürece varlıklarını sürdürür; ahlâkları giderse onlar da giderler.” Hakîmlerden biri şöyle demiştir: “İyilikten daha ağır bir yük yoktur. Sana iyilik eden seni bağlamış, sana cefâ eden ise seni serbest bırakmıştır.” Bir başkası da şöyle demiştir: “Ahlâkla dünyaya hükmedersin.”
(1). İbn Mâce, Üsâme b. Şerîk'ten rivâyet etmiştir. Abdürrezzâk da *Musannef*'inde rivâyet etmiştir.
(2). Bakara [151]
وتجميل لكل ما يتعلق بالعقائد والعبادات والمعاملات بحيث يشمل الخلق كل جوانب السلوك الإنساني وهو أعظم ما أعطي العبد من النعم. يقول الرسول صلي الله عليه وسلم لما سئل ما خير ماأعطي العبد؟ قال: [حسن الخلق] (١) وذلك لأنه يزين الإنسان ويضفي عليه قدرا من الجمال والبهاء، ولاريب أن مرتبة الأخلاق تأتي بعد الشهادتين والصلاة، والدين عبادات ومعاملات، فالمعاملات كلها قائمة علي الأخلاق بعد تقوى الله عزوجل.يقول الرافعي في كتابه (وحي القلم): لو أنني سئلت عن أجمل فلسفة في الدين الإسلامي كلها في لفظين لقلت: إنها ثبات الأخلاق. وتكمن أهمية الأخلاق أن القرآن قدم التزكية التي هي الأخلاق قبل العلم: قال تعالي {كما أرسلنا فيكم رسولا منكم يتلو عليكم آياتنا ويزكيكم ويعلمكم الكتاب والحكمة ويعلمكم مالم تكونوا تعلمون} (٢)ولقد صدق الشاعر لما قدر بقاء الأمم ببقاء الأخلاق فقال:وإنما الأمم الأخلاق مابقيت: فإن هم ذهبت أخلاقهم ذهبواوقال أحد الحكماء: (ليس هناك حمل أثقل من البر، مَن برَّك فقد أوثقك ومن جفاك فقد أطلقك).وقال الآخر: (بالخلق تملك العالم).(١). رواه ابن ماجة عن أسامة بن شريك ورواه عبد الرزاق في مصنفه.(٢) البقرة [١٥١]
Ahlâkın faziletleri ve İslâm'daki konumunun beyanı: Allah Azze ve Celle'nin Kitabı'nı hakkıyla tefekkür eden kimse, Müslümanın kendisiyle süslenmesi gereken ahlâkiyattan bahseden âyetleri görür ki bu onu hayret ve hayranlık dolu bir duraklamaya sevk eder. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "O kimseler ki öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever" (1). Allah Teâlâ buyurur: "Affı al, iyiliği emret ve câhillere aldırma" (2). Allah Celle ve Alâ buyurur: "Her kim o (aylarda) hacca niyet ederse, artık (hacda) kötü söz, günah ve tartışma yoktur" (3). Allah Teâlâ yine şöyle buyurur: "İnsanlara güzel söz söyleyin" (4). İşte bu âyetler, ummandan bir katre. Akıllı kimseye işaret yeter. Nebî (s.a.v.)'in sîretini ve ahlâka dair mübarek hadislerini tefekkür eden kimse, acâibül-acâibi görür. Nasıl görmesin ki? Allah Celle ve Alâ, Nebîsi (s.a.v.)'ini büyük bir âyette şöyle medhetmiştir: "Muhakkak sen büyük bir ahlâk üzeresin" (5). Âişe (r.anhâ)'ya Nebî (s.a.v.)'in ahlâkı sorulduğunda cevabı şöyleydi: "Onun ahlâkı Kur'an idi" (6). (1) Âl-i İmrân [134] (2) el-A'râf [199] (3) el-Bakara [197] (4) el-Bakara [83] (5) el-Kalem [4] (6) Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.
فضائل الأخلاق وبيان لمكانتها في الإسلام:من تأمل كتاب الله عزوجل حق التأمل يري الآيات التي تتحدث في الأخلاقيات التي ينبغي أن يتحلي بها المسلم مما يجعله يَقِفُ وقفة دهشة وإعجاب. قال تعالي: {والكاظمين الغيظ والعافين عن الناس والله يحب المحسنين} (١) ويقول تعالي: {خذ العفو وأمر بالعرف وأعرض عن الجاهلين} (٢) ويقول جل وعلا: {فمن فرض فيهن الحج فلارفث ولا فسوق ولاجدال في الحج} (٣) ويقول تعالي أيضا: {وقولوا للناس حسنا} (٤)فهذه الآيات غيض من فيض. واللبيب تكفيه الإشارة، ومن تأمل سيرة النبي صلي الله عليه وسلم وأحاديثه المباركة في الأخلاق يري عجب العجاب، وكيف لا والله جل وعلا مدح نبيه صلي الله عليه وسلم في آية عظيمة وذلك في قوله تعالي: {وإنك لعلي خلق عظيم} (٥)ولما سئلت عائشة ـ رضي الله تعالي عنها ـ عن خلق النبي صلي الله عليه وسلم كان جوابها: [كان خلقه القرآن] (٦)(١) آل عمران [١٣٤](٢). الأعراف [١٩٩](٣) البقرة [١٩٧](٤) البقرة [٨٣](٥). القلم [٤](٦) رواه أحمد
Enes (r.a.) şöyle buyurur: “Resûlullah (s.a.v.) insanların en güzel ahlâklısı idi.” (1) Yine şöyle der: “Ne dibâc ne de ipeğe Resûlullah’ın (s.a.v.) avucundan daha yumuşak dokunmadım. Resûlullah’ın (s.a.v.) kokusundan daha güzel bir koku da koklamadım. On yıl Resûlullah’a (s.a.v.) hizmet ettim, bana bir defa olsun ‘öf’ bile demedi. Yaptığım bir şey için ‘Niçin yaptın?’ demediği gibi yapmadığım bir şey için de ‘Şöyle yapsaydın ya!’ demedi.” (2) Sübhânallah! Bu nasıl bir ahlâktır ki O (s.a.v.) bununla ahlâklanmıştır. Şaşılacak bir şey değil; zira O’nun (s.a.v.) hadisleri, insan hayatındaki bu yönü –yani faziletler ve mürüvvetlerle ahlâklanmayı, kötülükler ve münkerâtı terk etmeyi– tekit edip yüceltmiştir. Nitekim Nevvâs b. Sem‘ân (r.a.) şöyle demiştir: Resûlullah’a (s.a.v.) iyilik (birr) ve günah (ism) hakkında sordum. Şöyle buyurdu: “İyilik, güzel ahlâktır; günah ise içini tırmalayan ve insanların bilmesinden hoşlanmadığın şeydir.” (3) Ebü’d-Derdâ (r.a.)’dan rivâyetle Nebî (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mümin kulun kıyamet gününde mizanında güzel ahlâktan daha ağır gelen bir şey yoktur. Allah, çirkin sözlü ve edepsiz kimseden buğzeder.” (4)
(1) Muttefekun aleyh
(2) Muttefekun aleyh
(3) Müslim rivâyet etmiştir.
(4) Tirmizî rivâyet etmiş ve “Hasen sahih hadistir” demiştir.
ويقول أنس ـ رضي الله تعالي عنه ـ[كان رسول الله صلي الله عليه وسلم أحسن الناس خلقا] (١)ويقول أيضا: [مامسست ديباجا ولا حريرا ألين من كف رسول الله صلي الله عليه وسلم ولا شممت رائحة قط أطيب من رائحة رسول الله صلي الله عليه وسلم ولقد خدمت رسول الله صلي الله عليه وسلم عشر سنين فما قال لي قط: أف ولا قال لشيئ فعلته: لم فعلته؟ ولا لشيئ لم أفعله: ألا فعلت كذا] (٢)سبحان الله أي خلق هذا الذي كان يتخلق به صلي الله عليه وسلم، ولا غرو فلقد جاءت أحاديثه صلي الله عليه وسلم تؤكد وتعظم هذا الجانب في حياة الناس أعني جانب التخلق بالفضائل والمكارم والتخلي عن الرذائل والمنكرات، فعن النواس بن سمعان رضي الله عنه قال: سألت رسول الله صلي الله عليه وسلم عن البر والإثم فقال: [البر حسن الخلق والإثم ماحاك في صدرك وكرهت أن يطلع عليه الناس] (٣)وعن أبي الدرداء رضي الله عنه أن النبي صلي الله عليه وسلم قال: [مامن شيئ أثقل في ميزان العبد المؤمن يوم القيامة من حسن الخلق، وإن الله يبغض الفاحش البذي] (٤)(١). متفق عليه(٢) متفق عليه(٣) رواه مسلم(٤) رواه الترمذي وقال حديث حسن صحيح
Abdullah b. Amr b. el-Âs (r.a.)’dan rivayetle Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Muhakkak ki sizin en hayırlınız, ahlâkı en güzel olanınızdır.” (1) (Müttefekun aleyh) Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayetle: Resûlullah (s.a.v.)’e insanları cennete en çok giren şey soruldu, “Takvâ ve güzel ahlâk” buyurdu. Cehenneme en çok giren şey soruldu, “Ağız ve avret mahalli” buyurdu. (2) (Tirmizî rivayet edip “hasen sahihtir” demiştir) Âişe (r.anhâ) şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.)’den işittim: “Muhakkak ki mü’min, güzel ahlâkı sayesinde oruçlu ve gece namazı kılanın derecesine erişir.” (3) (Ebû Dâvûd rivayet etmiştir) Ebû Ümâme (r.a.)’den rivayetle Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ben, cennetin kenarında bir eve kefilim; münakaşayı terk eden için, haklı dahi olsa. Cennetin ortasında bir eve; yalanı terk eden için, şaka dahi olsa. Cennetin en yüksek yerinde bir eve; ahlâkı güzel olan için.” (4) (Ebû Dâvûd sahih bir senedle rivayet etmiştir) Allah en büyüktür. Güzel ahlâk sahibinin meskeni ve mekânı cennetlerin en yükseğidir. Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayetle Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mü’minlerin imanca en kemâlli olanı, ahlâkı en güzel olandır. Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en hayırlı olandır.” (5) (Tirmizî rivayet edip “hasen sahihtir” demiştir) Câbir (r.a.)’den rivayetle Resûlullah (s.a.v.)’in...
وعن عبد الله بن عمرو بن العاص رضي الله عنه قال رسول الله صلي الله عليه وسلم: [إن من خياركم أحسنكم أخلاقا] (١)وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: سئل رسول الله صلي الله عليه وسلم عن أكثر ما يدخل الناس الجنة، قال: [تقوي الله وحسن الخلق] وسئل عن أكثر مايدخل الناس النار، فقال: [الفم والفرج] (٢)وعن عائشة رضي الله عنها قالت: سمعت رسول الله صلي الله عليه وسلم يقول: [إن المؤمن ليدرك بحسن خلقه درجة الصائم والقائم] (٣)وعن أبي أمامة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلي الله عليه وسلم: [أنا زعيم ببيت في ربض الجنة لمن ترك المراء وإن كان محقا وببيت في وسط الجنة لمن ترك الكذب وإن كان مازحا، وببيت في أعلي الجنة لمن حسن خلقه] (٤) الله أكبر صاحب الخلق الحسن مسكنه وموطنه أعلي الجنان. وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلي الله عليه وسلم: [أكمل المؤمنين إيمانا أحسنهم خلقا وخياركم خياركم لنسائهم] (٥) وعن جابر رضي الله عنه أن رسول الله صلي الله عليه(١). متفق عليه(٢). رواه الترمذي وقال حديث حسن صحيح(٣). رواه أبوداؤد(٤) رواه أبوداؤد بإسناد صحيح(٥). رواه الترمذي وقال حديث حسن صحيح
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 'Şüphesiz ki kıyamet günü bana en sevimliniz ve meclisçe bana en yakın olanınız, ahlâkı en güzel olanınızdır.' (1) İşte bu mübarek ve büyük hadisleri gözden geçirdikten sonra, bu büyük dinde ahlâkın ehemmiyeti ve mertebesi hakkında herhangi bir şüphe kalır mı? Güzel ahlâk sahibi, Allah katında ve Resûlullah (s.a.v.) katında kendine mahsus nice üstünlüklere sahiptir; öyle ki kâfirlere muamelede dahi, biz İslâm'ın ruhu ve özü olan müsamahakâr ahlâkı göstermekle emrolunmuşuzdur. Zira Allah teâlâ, azgınlaşan ve rubûbiyet iddiasında bulunan Firavun'a gitsinler diye Mûsâ ve Hârûn (a.s.)'ı gönderdiğinde, onlara şu buyruğuyla emretmiştir: 'Ona yumuşak söz söyleyin; belki öğüt alır yahut korkar.' (2) Nebî (s.a.v.)'in ahlâkından bir kesit: Kasten, Mustafâ Nebî ve Müctebâ Resûl (s.a.v.)'in sîretinden bir şeyler zikretmeyi amaçladım; ta ki bu büyük cihette Peygamberimiz (s.a.v.)'in hidâyeti bize tecellî etsin. Allah teâlâ şöyle buyurur: 'Andolsun ki, Allah'ı ve âhiret gününü umanlar için Resûlullah'ta güzel bir örnek vardır.' (3) Ve yine teâlâ, Kitâb-ı Azîz'indeki büyük bir âyette onu şöyle tavsif eder: 'Ve muhakkak ki sen, pek büyük bir ahlâk üzeresin.' İşte buradan, Nebî (s.a.v.)'in hayatında bulunan bu büyük ahlâk bize tezâhür eder. Zira o (s.a.v.), fesâhat-i lisân ve belâğat-ı kavl ile temâyüz etmişti. (1) Tirmizî rivayet etmiş ve 'hasen hadistir' demiştir. (2) Tâhâ: 44. (3) Ahzâb: 21.
وسلم قال: [إن من أحبكم إلي وأقربكم مني مجلسا يوم القيامة أحاسنكم أخلاقا] (١)وبعد استعراض هذه الأحاديث المباركة العظيمة هل يبقي شك في أهمية الأخلاق ومكانتها في هذا الدين العظيم، فصاحب الخلق الحسن له من المزايا التي اختص بها عند الله وعند رسوله صلي الله عليه وسلم حتي في معاملة الكفار إننا مأمورون بإظهار الأخلاق السمحة التي هي روح الإسلام وجوهره، فالله جل في علاه لما بعث موسي وهارون عليهما السلام إلي فرعون الذي طغي وادعي الربوبية أمرهما بقوله تعالي: {فقولا له قولا لينا لعله يتذكر أو يخشي} (٢) نبذة من أخلاق النبي صلي الله عليه وسلملقد تعمدت أن أذكر شيئا من سيرة النبي المصطفي والرسول المجتبي حتي يتجلي لنا هدي نبينا صلي الله عليه وسلم في هذا الجانب العظيم والله جل وعلا يقول: {لقد كان لكم في رسول الله أسوة حسنة لمن كان يرجو الله واليوم الآخر} (٣) ويصفه جل وعلا في آية عظيمة في كتابه العزيز: {وإنك لعلي خلق عظيم}.ومن هنا يظهر لنا هذا الخلق العظيم الذي في حياة النبي صلي الله عليه وسلم. فلقد كان صلي الله عليه وسلم يمتاز بفصاحة اللسان وبلاغة القول(١) رواه الترمذي وقال حديث حسن(٢) طه [٤٤](٣) الأحزاب [٢١]
Kendisine cevâmiu'l-kelim (öz ve kapsamlı sözler) verilmiş ve bedâi‘u'l-hikem (eşsiz hikmetler) tahsis edilmişti. Her kavimle kendi lisanıyla hitap eder ve onlarla kendi dillerinde konuşurdu. Ne sözünde ne de ifadesinde fâhiş (açık saçık), mütefahhiş (kötü söze alışık) yahut bezî‘ (kaba ve çirkin) idi. Allah'ın kendisini edeplendirdiği hasletler arasında hilm (yumuşaklık), ihtimal (tahammül) ve muktedir iken affetmek vardı. Bu sebeple çokça eziyet görmesine rağmen ancak sabrı artar, câhilin taşkınlığı karşısında ise ancak hilmi çoğalırdı. Âişe (r.anhâ) şöyle buyurmuştur: “Resûlullah (s.a.v.) iki iş arasında muhayyer kılındığında, günah olmadıkça mutlaka bunların en kolayını seçerdi. Eğer günah ise, insanların ona en uzak olanı idi. Kendi nefsi için asla intikam almazdı; ancak Allah’ın haramı çiğnendiğinde onun için intikam alırdı.” (1) Yine Peygamber’in sıfatları arasında takdirin üstünde cûd ve kerem (cömertlik ve ikram) vardı; fakirlikten asla korkmayan bir kimsenin verişiyle verirdi. Şecâat, necdet (yiğitlik) ve be’s (kahramanlık) bakımından ise meçhul olmayan bir mertebede bulunur, insanların en cesuru idi. Alî (r.a.) şöyle demiştir: “Savaş kızışıp göz bebekleri kızardığı zaman, biz Resûlullah (s.a.v.)’i kendimize siper edinirdik; hiç kimse düşmana ondan daha yakın olmazdı.” (2) O, insanların en hayâlısı ve en çok göz yumanı idi. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.) şöyle demiştir: “O, perdesi arkasındaki bakireden daha hayâlı idi. Bir şeyden hoşlanmadığında, bu yüzünden anlaşılırdı.” (3) Gözünü kimsenin yüzüne dikip sabitlemezdi; gözlerini yere indirirdi; yere bakışı göğe bakışından daha uzundu. Hayâdan ötürü gözünü yumar, heybetinden ötürü de başkaları gözünü yumardı. Ancak gülümsediği zaman konuşurdu. O, insanların en âdili, en iffetlisi, en doğru sözlüsü ve emânet bakımından en büyüğü idi. Nübüvvetinden önce “el-Emîn” diye anılırdı. İnsanların en (1) Bunu Buhârî rivayet etmiştir. (2) Kādî İyâz’ın eş-Şifâ’sında yer almakta olup Sahîh ve Sünen sahipleri rivayet etmişlerdir. (3) Buhârî rivayet etmiştir.
وأوتي جوامع الكلم وخص ببدائع الحكم، يخاطب كل قبيلة بلسانها ويحاورها بلغتها، فلم يكن فاحشا ولامتفحشا ولابذيئا في لسانه ولا في قوله. وكان الحلم والاحتمال والعفو عند المقدرة صفات أدبه الله بها، فلم يزد مع كثرة الأذي إلا صبرا وعلي إسراف الجاهل إلا حلما. قالت عائشة رضي الله عنها: [ما خير رسول الله صلي الله عليه وسلم بين أمرين إلا اختار أيسرهما ما لم يكن إثما فإن كان إثما كان أبعد الناس منها، وما انتقم لنفسه إلا أن تنتهك حرمة الله فينتقم لله بها] (١)وكان من صفاته الجود والكرم علي ما لايقدر قدره وكان يعطي عطاء من لا يخاف الفقر أبدا، وكان من الشجاعة والنجدة والبأس بالمكان الذي لايجهل فكان أشجع الناس. قال علي رضي الله عنه[كنا إذا حمي البأس واحمرت الحدق اتقينا برسول الله صلي الله عليه وسلم فما يكون أحد أقرب إلي العدو منه] (٢)وكان أشد الناس حياء وإغضاء. قال أبو سعيد الخدري رضي الله عنه: [كان أشد حياء من العذراء في خدرها. وإذا كره شيئا عرف في وجهه.] (٣) وكان لا يثبت نظره في وجه أحد، خافض الطرف، نظره إلي الأرض أطول من نظره إلي السماء، يغضي حياء ويغضي من مهابته، فلا يكلم إلا حين يبتسم. وكان أعدل الناس وأعفهم وأصدقهم لهجة وأعظمهم أمانة، وكان يسمي قبل نبوته بالأمين. وكان أشد الناس(١). رواه البخاري(٢) الشفاء للقاضي عياض ورواه أصحاب الصحيح والسنن(٣) رواه البخاري
Tevazu gösterir ve kibirden en uzak olanıydı. Kendisi için, hükümdarlara ayağa kalktıkları gibi ayağa kalkılmasını yasaklardı. Miskinleri ziyaret eder, fakirlerle oturup kalkardı. Kölenin davetine icabet eder, ashâbının arasında onlardan biri gibi otururdu. Âişe (r.anhâ) şöyle dedi: "O, ayakkabısını diker, elbisesini yamar ve sizden birinin evinde yaptığı gibi eliyle iş yapardı; insanlardan bir insandı, elbisesini bitlerden temizler, koyununu sağar ve kendi hizmetini kendisi görürdü." (1) O, ahde en vefalı, sıla-i rahimde en ileri giden, insanlara karşı şefkat ve merhameti en büyük olan kişiydi. İnsanlarla en güzel geçinen, en edepli, huyu en geniş, kötü ahlaktan en uzak olanıydı. Ne çirkin söz söyler, ne de çirkinlikte ısrar ederdi. Ne lânet edici, ne de çarşılarda bağırıp çağırıcıydı. Kötülüğe kötülükle karşılık vermez, bilakis affeder ve hoş görürdü. Kimsenin arkasından yürümesine izin vermezdi. Yeme içme gibi hususlarda erkek ve kadın kölelerine karşı üstünlük taslamazdı. Miskinleri sever, onlarla oturur, cenazelerinde bulunur, fakiri fakirliğinden dolayı küçümsemez, zengini de zenginliğinden dolayı yüceltmezdi. Hüznü sürekli, fikri daimî idi. Rahat yüzü görmez, ihtiyaç olmadıkça konuşmazdı. Nimeti, ne kadar küçük olursa olsun büyük sayar, veciz sözlerle konuşurdu; ne fazlalık ne de eksiklik bulunan fasih bir ifade kullanırdı. Öfkelendiği zaman yüzünü çevirir ve tiksintisini belli ederdi; sevindiği zaman ise gözlerini yumardı. Gülmesinin çoğu tebessüm şeklindeydi ve dolu taneleri gibi parlayan dişleri görünürdü. Ashâbını yoklar, insanların arasında olup bitenleri sorardı. Onun nazarında en faziletli kişi, nasihati en geniş olan; en yüksek mertebeye sahip olan ise, yardım ve destekte en güzel olanıydı. Her zaman güler yüzlü, yumuşak huylu, alçak gönüllü idi; kaba ve katı kalpli değildi. Kimseyi kınamaz, kimseyi ayıplamaz, kimsenin kusurunu araştırmazdı. (1) Mişkâtü'l-Mesâbîh [2/521]
تواضعا وأبعدهم عن الكبر. يمنع عن القيام له كما يقومون للملوك وكان يعود المساكين ويجالس الفقراء، ويجيب دعوة العبد ويجلس في أصحابه كأحدهم. قالت عائشة رضي الله عنها[كان يخصف نعله ويخيط ثوبه ويعمل بيده كما يعمل أحدكم في بيته وكان بشرا من البشر يفلي ثوبه، ويحلب شاته ويخدم نفسه] (١) ٣٤٥٦٧٨٩١٠١١١٢١٣١٤١٥١٦١٧١٨١٩٢٠٢١٢٢٢٣٢٤٢٥٢٦٢٧٢٨٢٩٣٠٣١٣٢٣٣٣٤ ٣٥٣٦وكان أوفي الناس بالعهود وأوصلهم للرحم وأعظمهم شفقة ورحمة بالناس، أحسن الناس عشرة وأدبا وأبسط الناس خلقا، أبعد الناس من سوء الأخلاق، لم يكن فاحشا ولامتفحشا ولا لعانا ولاصخابا في الأسواق ولايجزي بالسيئة السيئة، ولكن يعفو ويصفح وكان لايدع أحدا يمشي خلفه، وكان لايترفع علي عبيده وإمائه في مأكل ولا ملبس. وكان يحب المساكين ويجالسهم ويشهد جنائزهم ولا يحقر فقيرا لفقره، ولايعظم غنيا لغناه، وكان متواصل الأحزان دائم الفكر. ليست له راحة ولا يتكلم في غير حاجة. يعظم النعمة وإن دقت ويتكلم بجوامع الكلم، فصل لافضول فيه ولا تقصير. إذا غضب أعرض وأشاح وإذا فرح غض طرفه.جل ضحكه التبسم ويفتر عن مثل حب الغمام. يتفقد أصحابه ويسأل الناس عما في الناس، أفضلهم عنده أعمهم نصيحة وأعظمهم عنده منزلة أحسنهم مواساة ومؤازرة. وكان دائم البِشْر، سهل الخلق، لين الجانب ليس بفظ ولا غليظ لا يذم أحدا ولا يعيره ولايطلب عورته.(١) مشكاة المصابيح [٢/ ٥٢١]
İşte bu hasletler, onun (s.a.v.) kemâlinin tezâhürlerinden ve yüce sıfatlarından kısa çizgilerden başka bir şey değildir. Onun üzerinde bulunduğu hâlin hakikatine gelince, bu, özü kavranamayan ve derinliği ancak Allah Teâlâ tarafından bilinen bir husustur. Güzel ahlakın faydaları ve kötü ahlakın zararları… Şüphe yok ki övülen ahlâk, Müslümanın kendisiyle yükseldiği, bu dünyada ve âhirette şanını artırdığı ve makamını yücelttiği insanî değerlerdir. İşte bu faydalar ve semereler burada zikredilmiştir.
(1) Onunla (güzel ahlakla) bireyin davranışı içeriden disipline edilir; zira kerim ahlak, sahibini kendine ve toplumuna zarar vermekten alıkoyar. O, ne kendine ne de başkalarına zarar verir.
(2) Güzel ahlak, kulun dünyadaki mutluluğunun sebebidir. Güzel ahlak sahibi insanları sever ve onlar da onu sever; böylece zorluklar ona yumuşar, kapalı kapılar açılır, işlerinde ve görevlerinde başarılı olur ve onun sayesinde en yüksek derecelere yükselir.
(3) Güzel ahlak sahibi, insanların Peygamber (s.a.v.)'e meclisçe en yakın olanı ve ona en sevimli gelenidir. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki benim yanımda en sevimliniz ve kıyamet günü bana meclisçe en yakınınız, ahlakça en güzel olanlarınızdır." (1)
(4) Güzel ahlak, sahibini âhirette en yüksek derecelere ulaştırır; zira o, kıyamet günü müminin terazisinde en ağır basan şeydir. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü mümin kulun terazisinde güzel ahlaktan daha ağır bir şey yoktur." (2)
(1) Tirmizî rivayet etmiş ve "Hasen hadistir" demiştir.
(2) Tirmizî rivayet etmiş ve "Hasen-sahih hadistir" demiştir.
فهذه الخلال ماهي إلا خطوط قصار من مظاهر كماله وعظيم صفاته صلي الله عليه وسلم، أما حقيقة ماكان عليه فأمر لايدرك كنهه ولا يسبر غوره إلا الله تعالي. منافع الخلق الحسن ومضار الخلق السيئلاريب أن الأخلاق الحميدة هي القيم الإنسانية التي بها يرتقي المسلم وبها يعتلي شأنه ويرتفع مقامه في هذه الدنيا وفي الآخرة وهنا ذكر لهذه المنافع والثمار.(١) يضبط بها سلوك الفرد من الداخل فالخلق الكريم يمنع صاحبه من الإضرار بنفسه وبمجتمعه. فلايؤذي نفسه ولايؤذي الآخرين.(٢) الأخلاق الحسنة سبب لسعادة العبد في الدنيا فصاحب الخلق الحسن يحب الناس ويحبونه فتلين له المصاعب، وتنفتح له الأبواب المغلقة فينجح في أعماله ووظائفه ويترقي بسببها إلي أعلي الدرجات.(٣) صاحب الخلق الحسن أقرب الناس مجلسا إلي النبي صلي الله عليه وسلم وأحبهم إليه. قال صلي الله عليه وسلم [إن من أحبكم إلي وأقربكم مني مجلسا يوم القيامة أحاسنكم أخلاقا] (١)(٤) الخلق الحسن يوصل بصاحبه إلي أعلي الدرجات في الآخرة فهو أثقل شيئ في ميزان المؤمن يوم القيامة. قال صلي الله عليه وسلم: [ما من شيئ أثقل في ميزان العبد المؤمن يوم القيامة من حسن الخلق] (٢)(١) رواه الترمذي وقال حديث حسن(٢) رواه الترمذي وقال حديث حسن صحيح
(5) Güzel ahlak, toplumun düzelmesine ve mutluluğuna sebeptir; hatta ümmetin gücü ve yükselişinin en önemli faktörlerindendir.
(6) Nefsin rahatı ve kalbin huzuru, kişinin kimseye eziyet etmediğini ve kimsenin huzurunu bulandırmadığını bilmesidir. Ahlakın bazı faydalarını ve meyvelerini zikrettikten sonra, kötü ahlakın bazı zararlarını ve sonuçlarını zikredelim:
(1) Kötü ahlak sahibi, çirkin bir anılışla anılır; Allah azze ve celle onu buğzeder, Resûlullah (s.a.v.) ondan nefret eder ve insanlar da farklı meşreplerine rağmen ondan nefret ederler. Câbir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki, bana en sevimsiz geleniniz ve ahirette bana en uzak olanınız, ahlakı en kötü olanınızdır." (1)
(2) Kötü ahlak sahibi, Allah'ın, işitmekte olduğu halde insanların onu kötülüklerle yermesiyle kulaklarını doldurduğu kimsedir. İbn Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Cennet ehli, Allah'ın, işitmekte olduğu halde insanların onu hayırla övmesiyle kulaklarını doldurduğu kimsedir. Cehennem ehli ise, Allah'ın, işitmekte olduğu halde insanların onu şerle yermesiyle kulaklarını doldurduğu kimsedir." (2)
(3) Kötü ahlak, toplumun bozulmasına, sıkıntı ve mutsuzluğuna sebeptir. Bunun en büyük delili, zulüm, düşmanlık, Allah'ın kullarının haklarının yenmesi gibi ortaya çıkan sorunlar ve karışıklıklardır ki bunların hepsi kötü ahlaka dayanmaktadır.
(1) Tirmizî rivayet etmiş ve 'hasen hadistir' demiştir.
(2) İbn Mâce, Hâkim ve Bezzâr rivayet etmiştir.
(٥) حسن الخلق سبب لصلاح المجتمع وسعادته بل هو من أهم عوامل قوة الأمة ورفعها.(٦) راحة النفس واطمئنان القلب حيث يعلم أنه لم يؤذ أحدا ولم يكدر صفو أحد. وبعد استعراض لبعض من منافع الأخلاق وثمارها نذكر بعضا من مضار الأخلاق السيئة وعواقبها:(١) صاحب الخلق السيئ مذكور بالذكر القبيح يمقته الله عزوجل ويبغضه الرسول صلي الله عليه وسلم ويبغضه الناس علي اختلاف مشاربهم. عن جابر رضي الله عنه قال قال رسول الله صلي الله عليه وسلم: [وإن أبغضكم إلي وأبعدكم مني في الآخرة أسوؤكم أخلاقا] (١)(٢) صاحب الخلق السيئ هو من ملأ الله أذنيه من ذم الناس له شرا. عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلي الله عليه وسلم: [أهل الجنة من ملأ الله أذنيه من ثناء الناس خيرا وهو يسمع وأهل النار من ملأ أذنيه من ثناء الناس شرا وهو يسمع] (٢)(٣) سوء الخلق سبب لفساد المجتمع وشقائه وتعاسته، وأعظم برهان علي هذا تلكم المشاكل والقلاقل من ظلم وعدوان وأكل حقوق عباد الله، كلها راجع إلي الأخلاق السيئة.(١) رواه الترمذي وقال حديث حسن(٢) رواه ابن ماجة والحاكم والبزار