Bize Şeyh, İmam, Hâfız Cemâleddin Ebû Hâmid Muhammed b. Ebi’l-Hasan Ali b. Ebi’l-Feth Mahmud b. es-Sâbûnî –Allah onu cennetle mükâfatlandırsın– kendisine okuduğum üzere haber verdi. Ayrıca isnad yetkinliği/ulüvv sahibi iki ulu şeyh (el-müsnedân), Bedrüddin Ebü’l-Abbas Ahmed b. Şeyban b. Tağlib eş-Şeybânî ile Şemseddin Ebü’l-Ferec Abdurrahman b. Ahmed b. Abdülmelik el-Makdisî –Allah her ikisini ve bizi rahmetiyle cennete kavuştursun– her birine, ben dinlerken okuduğum şekilde (haber verdiler). Dediler ki: Bize İmam, Kâdî Cemâleddin Ebü’l-Kasım Abdüssamed Muhammed b. Ebi’l-Fadl el-Ensârî İbnü’l-Harestânî, kendisine okunduğu, bizim dinlediğimiz ve üçüncü şahsın da hazır bulunduğu hâlde haber verdi. O da: Bize Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed b. Mansur b. Kabîs el-Gassânî haber verdi. O da: Bize Ebü’l-Hasan Ahmed b. Abdülvâhid b. Muhammed b. Ahmed b. Ebi’l-Hadîd es-Sülemî haber verdi. O da: Bize dedem Ebû Bekir Muhammed b. Ahmed b. Osman es-Sülemî haber verdi. O da: Bize Ebû Bekir b. Ca‘fer b. Muhammed b. Sehl es-Sâmirî el-Harâitî –Allah teâlâ hepsine rahmet eylesin– haber verdi.
أَخْبَرَنَا الشَّيْخُ الْإِمَامُ الْحَافِظُ جَمَالُ الدِّينِ أَبُو حَامِدٍ مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي الْحَسَنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي الْفَتْحِ مَحْمُودِ بْنِ الصَّابُونِيِّ أَثَابَهُ اللَّهُ الْجَنَّةَ بِقِرَاءَتِي عَلَيْهِ وَالشَّيْخَانِ الْأَجَلَّانِ الْمُسْنِدَانِ بَدْرُ الدِّينِ أَبُو الْعَبَّاسِ أَحْمَدُ بْنُ شَيْبَانَ بْنِ تَغْلِبٍ الشَّيْبَانِيُّ، وَشَمْسُ الدِّينِ أَبُو الْفَرَجِ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ الْمَقْدِسِيُّ أَثَابَهُمَا اللَّهُ وَإِيَّانَا الْجَنَّةَ بِرَحْمَتِهِ قِرَاءَةً عَلَى كُلٍّ مِنْهُمَا وَأَنَا أَسْمَعُ قَالُوا: أَنْبَأَنَا الْإِمَامُ الْقَاضِي جَمَالُ الدِّينِ أَبُو الْقَاسِمِ عَبْدُ الصَّمَدِ مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي الْفَضْلِ الْأَنْصَارِيُّ ابْنُ الْحَرَسْتَانِيِّ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَنَحْنُ نَسْمَعُ وَالثَّالِثُ حَاضِرٌ، أَنْبَأَنَا أَبُو الْحَسَنِ عَلِيُّ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ مَنْصُورِ بْنِ قَبِيسٍ الْغَسَّانِيُّ، أَنْبَأَنَا أَبُو الْحَسَنِ أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي الْحَدِيدِ السُّلَمِيُّ، أَنْبَأَنَا جَدِّي أَبُو بَكْرٍ مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ عُثْمَانَ السُّلَمِيُّ، أَنْبَأَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ سَهْلٍ السَّامِرِيُّ الْخَرَائِطِيُّ رَحِمَهُمُ اللَّهُ تَعَالَى
Sâlih ahlâka teşvik ve tergîb bâbı.
بَابُ الْحَثِّ عَلَى الْأَخْلَاقِ الصَّالِحَةِ وَالتَّرْغِيبِ فِيهَا
5 - Bize Nâsır b. Dâvûd es-Sâgânî rivâyet etti. Bize Ebû Nuaym el-Fazl b. Dükeyn rivâyet etti. Bize Süfyân, Habîb b. Ebî Sâbit'ten rivâyet etti. (Habîb) bize Meymûn b. Ebî Şebîb'den rivâyet etti. O da Ebû Zerr'den (r.a.) rivâyet etti. Ebû Zerr (r.a.) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu: “Ey Ebâ Zerr! Nerede olursan ol Allah’tan sakın (takvâ üzere ol) ve insanlara güzel ahlâkla muâmele et.”
٥ - حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ دَاوُدَ الصَّاغَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، حَدَّثَنَا عَنْ مَيْمُونِ بْنِ أَبِي شَبِيبٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: يَا أَبَا ذَرٍّ، «اتَّقِ اللَّهَ حَيْثُ كُنْتَ، وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ»
9 - Bize Alî b. Harb rivâyet etti, bize Muhâdır b. el-Müverri‘ rivâyet etti, bize Âsım b. Süleyman el-Ahvel, Avsece b. er-Remmâh'dan, o Abdullah b. Ebî'l-Huzeyl'den, o Mes‘ûd el-Bedrî'den rivâyet etti; şöyle dedi: Nebî (s.a.v.) şöyle duâ ederdi: «Allah'ım! Benim yaratılışımı güzel kıldın, ahlâkımı da güzel kıl.»
٩ - حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا مُحَاضِرُ بْنُ الْمُوَرِّعِ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْأَحْوَلُ، عَنْ عَوْسَجَةَ بْنِ الرَّمَّاحِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي الْهُذَيْلِ، عَنْ مَسْعُودٍ الْبَدْرِيِّ، قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: «اللَّهُمَّ حَسَّنْتَ خَلْقِي فَحَسِّنْ خُلُقِي»
14 - Bize Ali b. Harb rivayet etti. Dedi ki: Süfyan b. Uyeyne'den işittim şöyle diyordu: Bize Ziyad b. Ilaka, Usame b. Şerik'ten rivayet etti. Usame dedi ki: Bedevîlerin Nebî (s.a.v.)'e soru sorduklarına şahit oldum. 'Kula verilen en hayırlı şey nedir?' diyorlardı. O da: 'Güzel ahlaktır.' buyurdu. 15 - Bize Sa'dan b. Yezid el-Bezzar rivayet etti. Bize Ömer b. Şebib el-Müslimî rivayet etti. Bize Amr b. Kays el-Mülaî, Alkame b. Mersed'den, o Ziyad b. Ilaka'dan, o Usame b. Şerik'ten rivayet etti: aynen bunun gibi.
١٤ - حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ: سَمِعْتُ سُفْيَانَ بْنَ عُيَيْنَةَ، يَقُولُ: حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عِلَاقَةَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ شَرِيكٍ، قَالَ: شَهِدْتُ الْأَعَارِيبَ يَسْأَلُونَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُونَ: " مَا خَيْرُ مَا أُعْطِيَ الْعَبْدُ؟ قَالَ: خُلُقٌ حَسَنٌ " ١٥ - حَدَّثَنَا سَعْدَانُ بْنُ يَزِيدَ الْبَزَّارُ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ شَبِيبٍ الْمُسْلِمِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ قَيْسٍ الْمُلَائِيُّ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلَاقَةَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ شَرِيكٍ، مِثْلَ ذَلِكَ سَوَاءً
19 – Bize Ahmed b. Abdülhalık, Kerah-ı Sürre-men-reâ’da tahdîs etti. Bize Ebû Halef el-Harîrî, Yûnus’tan; o, İbn Sîrîn’den; o, Ebû Hureyre (r.a.)’den; o da Nebî (s.a.v.)’den rivayetle şöyle buyurduğunu nakletti: «Muhakkak ki imanın en kâmil (olgun) vasıflarından biri, güzel ahlâktır.»
١٩ - حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الْخَالِقِ، بِكَرْخِ سُرَّ مَنْ رَأَى، حَدَّثَنَا أَبُو خَلَفٍ الْحَرِيرِيُّ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «إِنَّ مِنْ أَكْمَلِ الْإِيمَانِ حُسْنَ الْخُلُقِ»
24 - Bize Ebû Bedr Abbâd b. el-Velîd el-Ğuberî tahdîs etti: Bize Habbân b. Hilâl tahdîs etti: Bize el-Mübârek b. Fudâle tahdîs etti: Bize Abdürabbih b. Saîd tahdîs etti: Bana Muhammed b. el-Münkedir tahdîs etti, o da Câbir (r.a.)'den rivayetle dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Şüphesiz ki sizin bana en sevimliniz ve kıyamet gününde meclisçe bana en yakınınız, ahlâkı en güzel olanlarınızdır.»
٢٤ - حَدَّثَنَا أَبُو بَدْرٍ عَبَّادُ بْنُ الْوَلِيدِ الْغُبَرِيُّ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلَالٍ، حَدَّثَنَا الْمُبَارَكُ بْنُ فَضَالَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «إِنَّ أَحَبَّكُمْ إِلَيَّ، وَأَقْرَبَكُمْ مِنِّي مَجْلِسًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَحَاسِنُكُمْ أَخْلَاقًا»
29 - Bize Ahmed b. Musa el-Muaddel el-Bezzaz rivayet etti; bize İbn Ebi'z-Zerd el-Übüllî rivayet etti; bize Yasin b. Hammad rivayet etti; bize el-Halil b. Mürre rivayet etti; o, İsmail b. İbrahim'den; o, Ata'dan; o, İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet etti. İbn Abbas (r.a.) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu: "Üç şey vardır ki kimde bunlar veya bunlardan birisi bulunmazsa, amelinin hiçbir şeyini asla ciddiye alma / itibara alma: Onu Allah'ın masiyetlerinden alıkoyacak takva, yahut kendisiyle sefihi durduracak hilm, veya insanlar arasında onunla yaşayacağı bir huy (ahlak)."
٢٩ - حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُوسَى الْمُعَدَّلُ الْبَزَّازُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الزَّرْدِ الْأُبُلِّيُّ، حَدَّثَنَا يَاسِينُ بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا الْخَلِيلُ بْنُ مُرَّةَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: " ثَلَاثٌ مَنْ لَمْ تَكُنْ فِيهِ أَوْ وَاحِدَةٌ مِنْهُنَّ فَلَا تَعْتَدَّنَّ بِشَيْءٍ مِنْ عَمَلِهِ: تَقْوَى تَحْجِزُهُ عَنْ مَعَاصِي اللَّهِ، أَوْ حِلْمٌ يَكُفُّ بِهِ السَّفِيهَ، أَوْ خُلُقٌ يَعِيشُ بِهِ فِي النَّاسِ "
33 - Bize Abbâs b. Abdullah et-Tarkufî rivayet etti, bize Feyz b. İshak rivayet etti, dedi ki: Fudayl b. İyâz şöyle buyurdu: «İnsanlarla karıştığında, güzel ahlâklı kimselerle karış; zira o, ancak hayra çağırır.»
٣٣ - حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ التَّرْقُفِيُّ، حَدَّثَنَا الْفَيْضُ بْنُ إِسْحَاقَ، قَالَ: قَالَ الْفُضَيْلُ بْنُ عِيَاضٍ: «إِذَا خَالَطَتَ النَّاسَ فَخَالِطِ الْحَسَنَ الْخُلُقِ؛ فَإِنَّهُ لَا يَدْعُو إِلَّا إِلَى خَيْرٍ»
37 - Bize Ahmed b. Mansûr er-Ramâdî rivayet etti. Bize Zeyd b. el-Hubâb el-‘Uklî rivayet etti. Bana Muâviye b. Sâlih rivayet etti. Bana Abdurrahmân b. Cübeyr b. Nüfeyr el-Hadramî, babasından, o da Nevvâs b. Sem‘ân el-Ensârî’den (r.a.) rivayet etti: O, şöyle dedi: 'Resûlullah’a (s.a.v.) birr ve ismi sordum. Buyurdu ki: "Birr, güzel ahlâktır. İsm ise, içini rahatsız eden şeydir; insanlar sana onun hakkında fetva verseler dahi."'
٣٧ - حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنْصُورٍ الرَّمَادِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ الْعُكْلِيُّ، حَدَّثَنِي مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ الْحَضْرَمِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّوَّاسِ بْنِ سَمْعَانَ الْأَنْصَارِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ: سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِرِّ وَالْإِثْمِ، فَقَالَ: «الْبِرُّ حُسْنُ الْخُلُقِ، وَالْإِثْمُ مَا حَاكَ فِي نَفْسِكَ وَإِنْ أَفْتَاكَ عَنْهُ النَّاسُ»
41 - Bize Muhammed b. Abdirrahman es-Serrâc rivayet etti, bize Muhammed b. Musaffâ rivayet etti, bize Bakıyye b. el-Velîd rivayet etti, bana Ebû Saîd rivayet etti, bana Abdurrahman b. Süleyman, Enes b. Mâlik'ten (r.a.) rivayet etti ki, şöyle buyurdu: "Bir gün Resûlullah'ın (s.a.v.) yanında bulunuyorduk ki şöyle buyurdu: 'Şüphesiz güzel ahlak, günahı, güneşin buzu erittiği gibi eritir.'"
٤١ - حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ السَّرَّاجُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُصَفَّى، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ: بَيْنَمَا نَحْنُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا إِذْ قَالَ: «إِنَّ حُسْنَ الْخُلُقِ لَيُذِيبُ الْخَطِيئَةَ كَمَا تُذِيبُ الشَّمْسُ الْجَلِيدَ»
46 - Bize et-Terkufî rivayet etti, bize Abdullah b. Gâlib rivayet etti, bize Bekr b. Süleyman Ebû Muâz rivayet etti, Ebû Süleyman el-Filistînî'den, o Ubâde b. Nuseyy'den, o Abdurrahman b. Ğanm'dan, o Muâz b. Cebel'den rivayetle dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «İnsanları hayır ve şer hususunda mertebelerine indir; onların edeplerini sâlih ahlâk üzere güzelleştir.»
٤٦ - حَدَّثَنَا التَّرْقُفِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ غَالِبٍ، حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ سُلَيْمَانَ أَبُو مُعَاذٍ، عَنْ أَبِي سُلَيْمَانَ الْفِلَسْطِينِيِّ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ نُسَيٍّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَنْمٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «أَنْزِلِ النَّاسَ مَنَازِلَهُمْ مِنَ الْخَيْرِ وَالشَّرِّ، وَأَحْسِنْ أَدَبَهُمْ عَلَى الْأَخْلَاقِ الصَّالِحَةِ»
Bâb: Hüsn-i Huluk'un Sevabı ve Büyük Önemi
بَابُ ثَوَابِ حُسْنِ الْخَلِيقَةِ وَجَسِيمِ خَطَرِهَا
56 - Bize Ahmed b. Mulâib, (bir de) Ebû Ömer el-Havdî tahdîs etti. (H) [Tahvîl ifadesi] Bize Ebû Kılâbe tahdîs etti, (o da dedi ki:) Bize Bişr b. Ömer ez-Zehrânî tahdîs etti. Her ikisi de dediler ki: Bize Şu‘be, Kāsım b. Ebî Bezzze’den; o, Atâ’ el-Keyhârânî’den; o, Ümmü’d-Derdâ’dan; o, Ebü’d-Derdâ’dan; o da Nebî (s.a.v.)’den rivâyetle şöyle buyurduğunu haber verdi: “Mizanda güzel ahlâktan daha ağır gelen hiçbir şey yoktur.” 57 - Bize Ebû İsmâil Muhammed b. İsmâil et-Tirmizî tahdîs etti, (dedi ki:) Bize Abdullah b. ez-Zübeyr el-Humeydî tahdîs etti. Yine bize Sa‘dân b. Nasr el-Bağdâdî tahdîs etti, her ikisi de dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne tahdîs etti. (Bir de) Bize Amr b. Dînâr, Ebû Müleyke’den; o, Ya‘lâ b. Memlek’ten; o, Ümmü’d-Derdâ’dan; o, Ebü’d-Derdâ’dan; o da Nebî (s.a.v.)’den aynısını rivâyet etti.
٥٦ - حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُلَاعِبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عُمَرَ الْحَوْضِيُّ، ح، وَحَدَّثَنَا أَبُو قِلَابَةَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ عُمَرَ الزَّهْرَانِيُّ، قَالَا: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ أَبِي بَزَّةَ، عَنْ عَطَاءٍ الْكَيْخَارَانِيِّ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «مَا مِنْ شَيْءٍ أَثْقَلَ فِي الْمِيزَانِ مِنْ حُسْنِ الْخُلُقِ» ٥٧ - حَدَّثَنَا أَبُو إِسْمَاعِيلَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ التِّرْمِذِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الزُّبَيْرِ الْحُمَيْدِيُّ، وَحَدَّثَنَا سَعْدَانُ بْنُ نَصْرٍ الْبَغْدَادِيُّ، قَالَا: حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، وَحَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ يَعْلَى بْنِ مَمْلَكٍ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ
61 - Bize Ahmed b. Sehl el-Askerî rivayet etti, bize Muhammed b. Osman b. Sâlih rivayet etti, bize en-Nadr b. Abdilcebbâr el-Murâdî rivayet etti, bize Nûh b. Abbâd el-Kureşî ihbâr etti, bize Sâbit el-Bünânî rivayet etti, o da Enes b. Mâlik'ten, o da Resûlullah (s.a.v.)'den rivayet etti ki şöyle buyurdu: «Muhakkak ki kul, güzel ahlâkı sayesinde âhiretin büyük derecelerine ve şerefli makamlarına ulaşır; oysa ibadeti zayıftır.»
٦١ - حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَهْلٍ الْعَسْكَرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ عَبْدِ الْجَبَّارِ الْمُرَادِيُّ، أَنْبَأَنَا نُوحُ بْنُ عَبَّادٍ الْقُرَشِيُّ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «إِنَّ الْعَبْدَ لَيَبْلُغُ بِحُسْنِ خُلُقِهِ عَظِيمَ دَرَجَاتِ الْآخِرَةِ وَشَرَفَ الْمَنَازِلِ، وَإِنَّهُ لَضَعِيفُ الْعِبَادَةِ»