Bâb: Lisanın Hıfzı ve Sükûtun Fazileti
بَابُ حِفْظِ اللِّسَانِ وَفَضْلِ الصَّمْتِ
3 - Bize Âsım b. Ömer b. Ali rivâyet etti. (Dedi ki:) Bana babam, Ebû Hâzim el-Medenî'den [ص: 44], o da Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den (Allah ondan râzı olsun) rivâyet etti. (Sehl) dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: «Kim bana, iki çenesi arasındaki dil ve iki bacağı arasındaki avret konusunda kefil olursa, ben de ona cennetle kefil olurum.»
٣ - حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ عُمَرَ بْنِ عَلِيٍّ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ أَبِي حَازِمٍ الْمَدَنِيِّ ⦗ص: ٤٤⦘، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «مَنْ يَتَوَكَّلْ لِي بِمَا بَيْنَ لَحْيَيْهِ وَرِجْلَيْهِ أَتَوَكَّلُ لَهُ بِالْجَنَّةِ»
Bize Ebû Müslim Abdurrahman b. Yûnus rivayet etti. Bize Abdullah b. İdrîs rivayet etti ⦗s. 45⦘. Bana babam ve amcam, dedelerinden, o da Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayet etti. Ebû Hureyre (r.a.) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.)’e insanları cennete en çok sokan şey soruldu. Buyurdu ki: “Allah’a karşı takvâ ve güzel ahlâk.” Yine insanları cehenneme en çok sokan şey soruldu. Buyurdu ki: “İki boşluk: ağız ve tenasül uzvu.”
٤ - حَدَّثَنَا أَبُو مُسْلِمٍ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ ⦗ص: ٤٥⦘، أَخْبَرَنِي أَبِي وَعَمِّي، عَنْ جَدِّي، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَكْثَرِ مَا يُدْخِلُ النَّاسَ الْجَنَّةَ؟ قَالَ: «تَقْوَى اللَّهِ، وَحُسْنُ الْخُلُقِ» ، وَسُئِلَ عَنْ أَكْثَرِ مَا يُدْخِلُ النَّاسَ النَّارَ، قَالَ: " الْأَجْوَفَانِ: الْفَمُ وَالْفَرْجُ "
5 - Bize Yûnus b. Abdurrahîm el-Askalânî rivâyet etti. Bize Amr b. Ebî Seleme rivâyet etti. O, Sadaka b. Abdullah'tan; o, Abdullah b. Ali'den; o, Süleyman b. Habîb'den rivâyet etti. Süleyman b. Habîb dedi ki: Bana Esved b. Asram el-Muhâribî (r.a.) haber verdi ve şöyle dedi: Dedim ki: Ey Allah'ın Resûlü (s.a.v.)! Bana tavsiyede bulun. Buyurdu ki: Elini tutabiliyor musun? Dedim: Peki, elimi tutamazsam neyi tutabilirim? Buyurdu: Dilini tutabiliyor musun? Dedim: Peki, dilimi tutamazsam neyi tutabilirim? Buyurdu: Öyleyse elini hayırdan başka bir şey için uzatma; dilinle de ancak maruf söz söyle.
٥ - حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ الْعَسْقَلَانِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ صَدَقَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ حَبِيبٍ، حَدَّثَنِي أَسْوَدُ بْنُ أَصْرَمَ الْمُحَارِبِيُّ رضي الله عنه قَالَ: قُلْتُ: أَوْصِنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ: «أَتَمْلِكُ يَدَكَ؟» قَالَ: قُلْتُ: فَمَا أَمْلِكُ إِذَا لَمْ أَمْلِكْ يَدِي؟ قَالَ: «أَتَمْلِكُ لِسَانَكَ؟» قَالَ: فَمَا أَمْلِكُ إِذَا لَمْ أَمْلِكْ لِسَانِي؟ قَالَ: «فَلَا تَبْسُطْ يَدَكَ إِلَّا إِلَى خَيْرٍ، وَلَا تَقُلْ بِلِسَانِكَ إِلَّا مَعْرُوفًا»
6. Bize Ebû Hayseme ve İshâk b. İsmâil rivâyet etti. Dediler ki: Bize Cerîr, A'meş'ten, o Hakem b. Uteybe ile Habîb b. Ebî Sâbit'ten, onlar Meymûn b. Ebî Şebîb'ten, o da Muâz b. Cebel (r.a.)'den rivâyet etti. (Muâz) dedi ki: “Ey Allah'ın Resûlü! Söylediklerimizden dolayı sorguya çekilecek miyiz?” Resûlullah (s.a.v.): “Anan seni kaybetsin ey Cebel oğlu! İnsanları burunları üzerine cehenneme yüzüstü atan, dillerinin mahsullerinden başkası mıdır?” buyurdu. Habîb bu hadis hakkında şöyle dedi: “Sen ya lehine ya da aleyhine olacak bir söz söylemez misin?”
٦ - حَدَّثَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَا: حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الْأَعْمَشِ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عُتَيْبَةَ، وَحَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ أَبِي شَبِيبٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ رضي الله عنه قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَنُؤَاخَذُ بِمَا نَقُولُ؟ قَالَ: «ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ يَا ابْنَ جَبَلٍ، وَهَلْ يَكُبُّ النَّاسَ فِي النَّارِ عَلَى مَنَاخِرِهِمْ إِلَّا حَصَائِدُ أَلْسِنَتِهِمْ؟» قَالَ حَبِيبٌ فِي هَذَا الْحَدِيثِ: «وَهَلْ تَقُولُ شَيْئًا إِلَّا لَكَ أَوْ عَلَيْكَ»
7 - Bana Hamza b. el-Abbas rivayet etti; bize Abdân b. Osman haber verdi; bize Abdullah haber verdi; bize Ma'mer, Zührî'den; o Abdurrahman b. Mâiz'den; o Süfyan b. Abdullah es-Sekafî'den (rivayet etti) dedi ki: Dedim ki: Ey Allah'ın Resûlü! Bana kendisine sımsıkı sarılacağım bir şey söyle. Buyurdu ki: "De ki: Rabbim Allah'tır, sonra dosdoğru ol." Dedim ki: Ey Allah'ın Resûlü! Benim için en çok korktuğun şey nedir? Bunun üzerine dilini tuttu ve "Bu" buyurdu.
٧ - حَدَّثَنِي حَمْزَةُ بْنُ الْعَبَّاسِ، أَخْبَرَنَا عَبْدَانُ بْنُ عُثْمَانَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَاعِزٍ، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الثَّقَفِيِّ قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، حَدِّثْنِي بِأَمْرٍ أَعْتَصِمُ بِهِ. قَالَ: " قُلْ: رَبِّيَ اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقِمْ ". قَالَ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا أَخْوَفُ مَا تَخَافُ عَلَيَّ؟ فَأَخَذَ بِلِسَانِهِ ثُمَّ قَالَ: «هَذَا»
9 - Bize Amr b. Muhammed en-Nâkıd rivayet etti. (O dedi ki:) Bize Zeyd b. Hubâb rivayet etti. (O dedi ki:) Bize Alî b. Mes'ade el-Bâhilî rivayet etti. (O dedi ki:) Bize Katâde, Enes (r.a.)'den rivayet etti. (Enes) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Bir kulun imanı, kalbi istikamet bulmadıkça istikamet bulmaz; kalbi de dili istikamet bulmadıkça istikamet bulmaz. Komşusu, şerrinden emin olmayan bir kimse cennete girmez.»
٩ - حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدٍ النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مَسْعَدَةَ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «لَا يَسْتَقِيمُ إِيمَانُ عَبْدٍ حَتَّى يَسْتَقِيمَ قَلْبُهُ، وَلَا يَسْتَقِيمُ قَلْبُهُ حَتَّى يَسْتَقِيمَ لِسَانُهُ، وَلَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ رَجُلٌ لَا يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَائِقَهُ»
11 - Bize Abdullah [rivayet etti], bize Hârûn b. Abdullah rivayet etti, bize Muhammed b. İsmail b. Ebî Füdeyk, Ömer b. Hafs‘tan, o Osman b. Abdurrahman‘dan, o Zührî‘den, o Enes (r.a.)‘ten şöyle dediğini rivayet etti: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu: «Kim selamet bulmak isterse sükûta sarılsın.»
١١ - حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ حَفْصٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَسْلَمَ فَلْيَلْزَمِ الصَّمْتَ»
13 - Bana Abdurrahman b. Zabbân b. el-Hakam et-Tâî rivayet etti. Bize Abdussamed b. Abdilvâris tahdis etti, o Abdülazîz b. Muhammed'den, o Zeyd b. Eslem'den, o da babasından rivayetle: Ömer b. el-Hattâb (r.a.) bir defasında Ebû Bekir'e (r.a.) baktı; Ebû Bekir dilini çekiyordu. Ömer (r.a.): "Ey Resûlullah'ın halifesi, ne yapıyorsun?" dedi. Ebû Bekir şöyle cevap verdi: "Şüphesiz bu (dil) beni tehlikeli yerlere sürükledi. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Vücudun hiçbir organı yoktur ki, dilin keskinliğinden dolayı Allah'a dil hakkında şikâyette bulunmasın.'"
١٣ - حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَبَّانَ بْنِ الْحَكَمِ الطَّائِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ ⦗ص: ٥١⦘ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ رضي الله عنه اطَّلَعَ عَلَى أَبِي بَكْرٍ رضي الله عنه وَهُو يَمُدُّ لِسَانَهُ فَقَالَ: مَا تَصْنَعُ يَا خَلِيفَةَ رَسُولِ اللَّهِ؟ فَقَالَ: إِنَّ هَذَا أَوْرَدَنِي الْمَوَارِدَ، وَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «لَيْسَ شَيْءٌ مِنَ الْجَسَدِ إِلَّا يَشْكُو إِلَى اللَّهِ اللِّسَانَ عَلَى حِدَّتِهِ»
14 — Bize İshâk b. İsmâil, Sa‘daveyh ve başkaları rivâyet ettiler — bu, İshâk b. İsmâil’in lafzıdır —, Muhammed b. Yezîd b. Huneyş’ten; dedi ki: Süfyân es-Sevrî’nin yanına onu ziyâret için girdik. Derken yanına Saîd b. Hassân girdi. Süfyân dedi ki: «Bana Ümmü Sâlih vasıtasıyla, Safiyye bint Şeybe’den, Ümmü Habîbe (r.anhâ)’dan rivâyet ettiğin hadis — dedi ki: Nebî (s.a.v.) buyurdu: “Âdemoğlunun her sözü aleyhinedir; ancak iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak veya Allah’ı zikretmek müstesnâ.”» (Râvî) dedi: Bunun üzerine bir adam: «Bu hadis ne kadar şiddetli!» dedi. (Râvî) dedi: Süfyân: «Peki şiddeti nerede? Allah Teâlâ: “Rûh ve meleklerin saf saf durduğu günde, Rahmân’ın izin verdiği ve doğru söz söyleyen kimseden başkası konuşamaz” (en-Nebe‘, 38) buyurmuyor mu? Allah: “Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur; ancak sadakayı, iyiliği veya insanların arasını düzeltmeyi emredeninki hariç” (en-Nisâ, 114) buyurmuyor mu? Allah azze ve celle: “O’nun katında, izin verdiği kimseden başkasına şefaat fayda vermez. Nihâyet kalplerinden korku giderildiğinde: ‘Rabbiniz ne buyurdu?’ derler. ‘Hakkı buyurdu’ derler. O, Aliyy’dir, Kebîr’dir” (Sebe‘, 23) buyurmuyor mu?» dedi.
١٤ - حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، وَسَعْدَوَيْهِ، وَغَيْرُهُمَا، - وَهَذَا لَفْظُ إِسْحَاقَ بْنِ إِسْمَاعِيلَ -، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ خُنَيْسٍ، قَالَ: دَخَلْنَا عَلَى سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ نَعُودُهُ، فَدَخَلَ عَلَيْهِ سَعِيدُ بْنُ حَسَّانَ، فَقَالَ سُفْيَانُ: الْحَدِيثُ الَّذِي حَدَّثْتَنِي بِهِ عَنْ أُمِّ صَالِحٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ رضي الله عنها قَالَتْ: قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم: «كُلُّ كَلَامِ ابْنِ آدَمَ هُوَ عَلَيْهِ إِلَّا أَمْرًا بِمَعْرُوفٍ، أَوْ نَهْيًا عَنْ مُنْكَرٍ، أَوْ ذِكْرًا لِلَّهِ» قَالَ: فَقَالَ رَجُلٌ: مَا أَشَدَّ هَذَا الْحَدِيثَ. قَالَ: فَقَالَ سُفْيَانُ: " وَأَيْنَ شِدَّتُهُ؟ أَلَيْسَ يَقُولُ: {يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ صَفًّا لَا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَقَالَ صَوَابًا} [النبأ: ٣٨] ؟ أَلَيْسَ يَقُولُ اللَّهُ: {لَا خَيْرَ فِي كَثِيرٍ مِنْ نَجْوَاهُمْ} [النساء: ١١٤] إِلَّا مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلَاحٍ بَيْنَ النَّاسِ؟ أَلَيْسَ اللَّهُ عز وجل يَقُولُ: {وَلَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ عِنْدَهُ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُ حَتَّى إِذَا فُزِّعَ عَنْ قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا الْحَقَّ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ} [سبأ: ٢٣] "
16 - Bize İshak b. İsmail tahdîs etti; bize Cerîr ve Ebû Muâviye, A‘meş’ten, o da Yezîd b. Hayyân’dan, o da Anbes b. Ukbe et-Teymî’den rivâyet etti. Anbes dedi ki: Abdullah b. Mes‘ûd (r.a.) şöyle buyurdu: “Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’a yemin olsun ki, yeryüzünde, dilden daha uzun süreli hapse muhtaç (Ebû Muâviye ise ‘daha muhtaç’ demiştir) hiçbir şey yoktur.”
١٦ - حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الْأَعْمَشِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ عَنْبَسِ بْنِ عُقْبَةَ التَّيْمِيِّ قَالَ: قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ رضي الله عنه: " وَالَّذِي لَا إِلَهَ غَيْرُهُ مَا عَلَى الْأَرْضِ شَيْءٌ أَفْقَرَ - وَقَالَ أَبُو مُعَاوِيَةَ: أَحْوَجَ - إِلَى طُولِ سِجْنٍ مِنْ لِسَانٍ "
19 - Bize Fudayl b. Abdilvehhab, Ali b. el-Ca‘d ve Ahmed b. İmrân el-Ahnesî şöyle dediler: Bize en-Nadr b. İsmâîl tahdîs etti; o da İsmâîl b. Ebî Hâlid’den, o da Kays’tan rivayetle şöyle dedi: Ebû Bekir (r.a.)’i, dilinin ucundan tutmuş bir halde gördüm. O şöyle diyordu: “Bu (dil), beni (helâk edici) yerlere götürdü.”
١٩ - حَدَّثَنَا الْفُضَيْلُ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، وَعَلِيُّ بْنُ الْجَعْدِ، وَأَحْمَدُ بْنُ عِمْرَانَ الْأَخْنَسِيُّ، قَالُوا: حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسٍ قَالَ: رَأَيْتُ أَبَا بَكْرٍ رضي الله عنه آخِذًا بِطَرَفِ لِسَانِهِ وَهُوَ يَقُولُ: «هَذَا أَوْرَدَنِي الْمَوَارِدَ»
22 - Bize Ahmed b. Manî‘ rivayet etti; (dedi ki:) Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti; (dedi ki:) Bize Muhammed b. Amr, Ebû Seleme‘den rivayet etti ki: Muâz b. Cebel (r.a.) şöyle dedi: Ey Allah‘ın Resûlü! Bana tavsiyede bulun. Resûlullah (s.a.v.) buyurdu: «Allah‘a, O‘nu görüyormuşçasına ibadet et; kendini ölüler arasında say. Dilersen sana bunların hepsinden daha belâlı olanı haber vereyim.» Muâz (r.a.) dedi ki: (Resûlullah) «İşte bu!» buyurdu ve eliyle dilini işaret etti.
٢٢ - حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ: أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ، رضي الله عنه قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَوْصِنِي. قَالَ: «اعْبُدِ اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ، وَاعْدُدْ نَفْسَكَ فِي الْمَوْتَى، وَإِنْ شِئْتَ أَنْبَأْتُكَ بِمَا هُوَ أَمْلَكُ بِكَ مِنْ هَذَا كُلِّهِ» قَالَ: «هَذَا» وَأَتَى بِيَدِهِ إِلَى لِسَانِهِ
24 - Bize Ahmed b. Menî‘ rivâyet etti; bize Abdülvâhid b. Vâsıl Ebû Ubeyde el-Haddâd rivâyet etti; bize Süleyman b. el-Muğîre, Humeyd b. Hilâl’den rivâyet etti; o da şöyle dedi: Abdullah b. Amr (r.a.) şöyle buyurdu: «Seni ilgilendirmeyen şeyi terk et; seni ilgilendirmeyen hususta konuşma; dilini, gümüş paranı (hazineni) sakladığın gibi sakla.»
٢٤ - حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ وَاصِلٍ أَبُو عُبَيْدَةَ الْحَدَّادُ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلَالٍ، قَالَ: قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو: «دَعْ مَا لَسْتَ مِنْهُ فِي شَيْءٍ، وَلَا تَنْطِقْ فِيمَا لَا يَعْنِيكَ، وَاخْزِنْ لِسَانَكَ كَمَا تَخْزِنُ وَرِقَكَ»
Bize Hârûn b. Abdillâh, İbn Ebî Füdeyk'ten, o Abdullah b. Ebî Bekir'den, o Safvân b. Süleym (r.a.)'den rivâyet etti. (Safvân) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Size ibadetin en kolayını ve bedene en hafif gelenini haber vereyim mi? Sükût ve güzel ahlâktır."
٢٧ - حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ رضي الله عنه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: " أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِأَيْسَرِ الْعِبَادَةِ وَأَهْوَنِهَا عَلَى الْبَدَنِ: الصَّمْتُ وَحُسْنُ الْخُلُقِ "