Sünen-i Ebû Dâvûd - t. el-Arnavût (Ebû Dâvûd)
Kısım: Kütüb-i Sitte
Kitap: Sünen-i Ebû Dâvûd
Müellif: Ebû Dâvûd Süleyman b. el-Eş‘as el-Ezdî es-Sicistânî (202-275 H)
Muhakkik: Şuayb el-Arnavût [ö. 1438 H] - Muhammed Kâmil Karabellî
Neşriyat: Dâru’r-Risâleti’l-‘Âlemiyye
Baskı: Birinci Baskı, 1430 H - 2009 M
Cilt Sayısı: 7
[Kitap numaralandırması matbu nüshaya uygundur]
Şâmile'de neşir tarihi: 11 Muharrem 1435
سنن أبي داود - ت الأرنؤوط (أبو داود)القسم: كتب السنةالكتاب: سنن أبي داودالمؤلف: أبو داود سليمان بن الأشعث الأزدي السجستاني (٢٠٢ - ٢٧٥ هـ)المحقق: شعيب الأرنؤوط [ت ١٤٣٨ هـ]- محمد كامل قره بلليالناشر: دار الرسالة العالميةالطبعة: الأولى، ١٤٣٠ هـ - ٢٠٠٩ معدد الأجزاء: ٧[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Sünen-i Ebî Dâvûd – İmâm Hâfız Ebû Dâvûd Süleyman b. el-Eş‘as el-Ezdî es-Sicistânî’nin (202-275 h.) tasnifi. Metnini tahkik eden, zabt altına alan, hadislerini tahric eden ve açıklamalarda bulunan: Şuayb el-Arnaût ve Muhammed Kâmil Karabelli. Birinci Cilt. Dâru’r-Risâleti’l-Âlemiyye.
سُنَن أَبِي دَاوُدتصنيفالإِمَام الحَافِظ أبِي دَاود سُليمان بْنِ الأشعثِ الأَزْدِي السِّجِسْتَانِيِّ٢٠٢ هـ - ٢٧٥ هـحقّقهُ وَضَبطَ نَصَّهُ وَخرَّجَ أَحَاديثهُ وَعَلَّقَ عَلَيهشعَيب الأرنؤوط ومحَمَّد كامِل قره بلليالجزء الأولدار الرسالة العالمية
Bismillâhirrahmânirrahîm. Basım hakları yayıncıya mahfuzdur. Birinci baskı. Özel baskı. 2009 milâdî / 1430 hicrî. Dâru’r-Risâle el-Âlemiyye. Tüm hakları mahfuzdur. Bu kitabın yahut herhangi bir kısmının her türlü basım, geliştirme, nakil, tercüme, görsel, işitsel, bilgisayar ve sair yöntemlerle çoğaltılması, şirketin yazılı izni olmaksızın yasaktır: شركة الرسالة العالمية م. م. (er-Risâle el-Âlemiyye Ltd. Şti.). Genel Müdürlük: Şam - Hicaz, Müslim el-Bârûdî Caddesi, Hûlî ve Salâhî Binası, 2625. Tel: (963) 11 - 2212773, (963) 11 - 2234305. Suriye Arap Cumhuriyeti. E-posta: info@resalahonline.com, Web: http://www.resalahonline.com. Beyrut Şubesi: LÜBNAN. TELEFAX: 815112 - 319039 - 818615. P.O. BOX: 117460
بسم الله الرحمن الرحيمحقوق الطبع محفوظة للناشرالطبعة الأوليطبعة خاصة٢٠٠٩ م / ١٤٣٠ هـدار الرسالة العالميةجميع الحقوق محفوظةيمنع طبع هذا الكتاب أو أي جزء منه بجميع طرقالطبع والتطوير والنقل والترجمة والتسجيل المرئيوالمسموع والحاسوبي وغيرها إلا بإذن خطي من:شركة الرسالة العالمية م. م.Al - resalah Al - a'lamiah m.dublishersالإدارة العامةHead Officeدمشق - الحجازشارع مسلم الباروديبناء خولي وصلاحي٢٦٢٥(٩٦٣) ١١ - ٢٢١٢٧٧٣(٩٦٣) ١١ - ٢٢٣٤٣٠٥الجمهورية العربية السوريةSyrian Arab Republicinfo@resalahonline.comhttp:www.resalahonline.comفرع ييروتBEIRUT/LEBANONTELEFAX: ٨١٥١١٢ - ٣١٩٠٣٩ - ٨١٨٦١٥P.O. BOX: ١١٧٤٦٠
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Bize Ebû Ali Muhammed b. Amr el-Lü'lüî tahdîs etti, bize Ebû Dâvûd Süleyman b. el-Eş‘as es-Sicistânî, Muharrem ayında, iki yüz yetmiş beş senesinde tahdîs etti. Ebû Dâvûd dedi ki: Kitâbu't-Tahâre'nin evveli, 1 – Bâb: Kazâ-i hâcet esnâsında tahallî. 1 – Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka‘neb el-Ka‘nebî tahdîs etti, bize Abdülazîz –yani İbn Muhammed– tahdîs etti, o da Muhammed –yani İbn Amr’dan–, o da Ebû Seleme’den, o da Muğîre b. Şu‘be’den (r.a.): Nebî (s.a.v.) mazhaba gittiğinde (def-i hâcet mahalline gittiğinde) uzaklaşırdı. (1) “Mazhab” kelimesi İbn Dâse ve İbn Abd rivâyetlerinde geçmemektedir. (2) Başka yollardan sahîhtir. Bu isnâd, Muhammed b. Amr –ki İbn Alkame el-Leysî’dir– sebebiyle hasendir. Abdülazîz b. Muhammed: ed-Derâverdî’dir. Ebû Seleme: Abdurrahmân b. Avf’ın oğludur. Ayrıca hadisi Tirmizî (20), Nesâî “el-Kübrâ”sında (16), İbn Mâce (331) Muhammed b. Amr’dan gelen tarîklerle bu isnâdla rivâyet etmiştir. Aynı hadis Ahmed’in Müsned’inde (18171) yer almaktadır. Ayrıca Abdurrahmân b. Ebî Kürad hadisinden bir şâhidi vardır; Nesâî “el-Kübrâ”sında (17), İbn Mâce (334) rivâyet etmiş olup isnâdı sahîhtir. Mazhab: kişinin def-i hâcet yaptığı yerdir. “Mazhab” kelimesi “zeheb” fiilinden “mef‘al” vezninde bir ism-i mekândır veya meşhur “zeheb” mânâsında mîmî masdardır; yani def-i hâcet için gidilen yere gidiş.
بسم الله الرحمن الرحيمحدَّثنا أبو علي محمد بن عمرو اللؤلؤي، حدَّثنا أبو داود سليمان بن الأشعث السجستاني، في المحرم سنة خمس وسبعين ومئتين. قال: أول كتاب الطهارة١ - باب التخلي عند قضاء الحاجة١ - حدّثنا عبد الله بن مَسلَمة بن قَعنَبٍ القَعْنبي، حدَّثنا عبدُ العزيز - يعني ابن محمد -، عن محمد - يعني ابن عمرو -، عن أبي سلمة عن المغيرة بن شُعبة: أنَّ النبيَّ صلى الله عليه وسلم كان إذا ذهبَ المَذهَبَ(١) أبعَدَ(٢).٢ - حدَّثنا مسدَّد بنُ مُسَرْهَدِ، حدَّثنا عيسى بن يونس، أخبرنا إسماعيل بن عبد الملك، عن أبي الزُّبير(١) كلمة "المذهب" لم ترد في روايتي ابن داسه وابن العبد.(٢) صحيح لغيره، وهذا إسناد حسن من أجل محمد بن عمرو، وهو ابن علقمة الليثي. عبد العزيز بن محمد: هو الدراوردي، وأبو سلمة: هو ابن عبد الرحمن بن عوف.وأخرجه الترمذي (٢٠)، والنسائي في "الكبرى" (١٦)، وابن ماجه (٣٣١) من طرق عن محمد بن عمرو، بهذا الإسناد.وهو في "مسند أحمد" (١٨١٧١).وله شاهد من حديث عبد الرحمن بن أبي قُرّاد عند النسائي في "الكبرى" (١٧)، وابن ماجه (٣٣٤)، وإسناده صحيح.المذهب: هو الموضع الذي يتغوط فيه، وهو مَفعَلٌ من الذهاب أو مصدر ميمي بمعنى الذهاب المعهود، وهو الذهاب إلى موضع التغوط.
Câbir b. Abdullah'tan rivayet edildiğine göre: Nebiyy-i Ekrem (s.a.v.) helâya gitmek istediğinde, kimsenin kendisini görmeyeceği bir yere kadar giderdi(1).
2 - BÂB: Kişinin Bevli İçin Uygun Yer Arayışı
3 - Bize Mûsâ b. İsmâil tahdîs etti, bize Hammâd tahdîs etti, bize Ebû't-Teyyâh haber verdi, dedi ki: Bana bir şeyh tahdîs etti, dedi ki:
Abdullah b. Abbâs (r.a.) Basra'ya geldiğinde Ebû Mûsâ (r.a.)'dan hadis rivayet ederdi. Bunun üzerine Abdullah, Ebû Mûsâ'ya bir mektup yazarak kendisine bazı şeyler sordu. Ebû Mûsâ da ona şöyle cevap yazdı:
Ben bir gün Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte idim. O (s.a.v.) bevletmek istedi ve bir duvarın dibinde yumuşak bir yere geldi, bevletti. Sonra (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Biriniz bevletmek istediğinde, bevli için uygun bir yer araştırsın"(2).
(1) [Hadis, başka tariklerle sahih olup bu sened zayıftır; zira seneddeki İsmâil b. Abdülmelik zayıftır. Ebü'z-Zübeyr: Muhammed b. Müslim b. Tedrüs el-Mekkî'dir.] Ayrıca İbn Mâce (335) bu hadisi aynı senedle İsmâil b. Abdülmelik'ten tahriç etmiştir. Bir önceki hadis de buna şahitlik eder.
[el-Berâz: "en-Nihâye"de denilmiştir ki:] Berâz (fetha ile) geniş boşluk (sahra) manasına bir isimdir. Nitekim Araplar bununla büyük abdest bozmayı kinaye yoluyla ifade etmişlerdir; tıpkı bunu 'halâ' ile kinaye yoluyla ifade ettikleri gibi. Çünkü onlar insanlardan uzak boş yerlerde kaza-i hâcet yaparlardı.
Hattâbî der ki: Muhaddisler bunu kesra ile rivayet ederler ki bu yanlıştır. Zira berâz (kesra ile) savaşta mübâreze (meydan okuma) masdarıdır. Berâz (kesra ile) aynı zamanda gıda ağırlığını (yani büyük abdesti) kinaye yoluyla ifade eder.
(2) Bu hadisin senedi, Ebü't-Teyyâh'ın şeyhinin meçhul olması sebebiyle zayıftır. Hammâd: İbn Seleme'dir. Ebü't-Teyyâh: Yezîd b. Humeyd ed-Duba'î'dir.
[Beyhakî 1/93'te Ebû Dâvûd'dan bu senedle tahriç etmiştir.]
Ayrıca Tıyâlisî (519), Ahmed b. Hanbel (19537, 19714), Rûyânî (558), Hâkim 3/465-466 ve Beyhakî 1/93-94, Şu'be kanalıyla Ebü't-Teyyâh'dan tahriç etmişlerdir.
عن جابر بن عبد الله: أنَّ النبيَّ صلى الله عليه وسلم كان إذا أرادَ البَرَازَ انطلَقَ حتَى لا يَرَاهُ أحَدٌ(١). ٢ - باب الرَّجُل يتبوَّأ لبوله٣ - حدَّثنا موسى بنُ إسماعيل، حدَّثنا حمَّادٌ، أخبرنا أبو التيَّاح، قال: حدَّثني شيخٌ، قال:لمَّا قَدِمَ عبدُ الله بنُ عبَّاسٍ البصرةَ، فكان يُحدِّثُ عن أبي موسى،فكتب عبدُ الله إلى أبي مُوسى يسألُهُ عن أشياء فكتبَ إليه أبو موسى:إني كنتُ مع رسولِ الله صلى الله عليه وسلم ذاتَ يوم، فأرادَ أن يبولَ فأتى دمِثاً في أصلِجِدارٍ، فبالَ، ثُمَّ قال صلى الله عليه وسلم: "إذا أرادَ أحَدُكم أن يبولَ فَلْيَرْتَدْ لِبَولهِ"(٢).(١) صحيح لغيره، وهذا إسناد ضعيف لضعف إسماعيل بن عبد الملك. أبو الزبير: هو محمد بن مسلم بن تدرس المكي.وأخرجه ابن ماجه (٣٣٥) من طريق إسماعيل بن عبد الملك، بهذا الإسناد. ويشهد له ما قبله.البراز: قال في "النهاية": هو بالفتح: اسم للفضاء الواسع، فكنوا به عن قضاء الغائط، كما كنوا عنه بالخلاء، لأنهم كانوا يتبرزون في الأمكنة الخالية من الناس.قال الخطابي: المحدثون يروونه بالكسر وهو خطأ، لأنه بالكسر مصدر من المبارزة في الحرب والبراز بالكسر أيضاً كناية عن ثقل الغذاء وهو الغائط.(٢) إسناده ضعيف لإبهام شيخ أبي التياح. حماد: هو ابن سلمة، وأبو التياح: هو يزيد بن حميد الضُّبَعي.وأخرجه البيهقي ١/ ٩٣ من طريق أبي داود، بهذا الإسناد.وأخرجه الطيالسي (٥١٩)، وأحمد (١٩٥٣٧) و (١٩٥٣٧) و (١٩٧١٤)، والروياني (٥٥٨)، والحاكم ٣/ ٤٦٥ - ٤٦٦، والبيهقي ١/ ٩٣ - ٩٤ من طريق شعبة، عن أبي التياح، به.=
3 - Bâb: Kişi Helâya Girdiğinde Ne Der?
4 - Bize Müsedded b. Müserhed tahdis etti; (dedi ki) bize Hammâd b. Zeyd ve Abdülvâris, Abdülazîz b. Suhayb'den, o da Enes b. Mâlik'ten rivayetle dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) helâya girdiğinde -Hammâd'ın rivayetine göre- şöyle derdi: "Allah'ım! Sana sığınırım." Abdülvâris'in rivayetine göre ise: "Pislikten ve habîselerden Allah'a sığınırım" derdi. (1) (2)
5 - Bize Hasan b. Amr -yani es-Sedûsî- tahdis etti; (dedi ki) bize Vekî', Şu‘be'den, o da Abdülazîz'den -ki İbn Suhayb'dir- haber verdi. = Bu bâbda Ebû Hureyre'den Taberânî'nin "el-Evsat" (3064)'ında şu lafızla rivayet vardır: "Resûlullah (s.a.v.), idrarı için yerleşmede, evine yerleşir gibi bir yer arardı." Heysemî, "Mecma‘u'z-Zevâid" 1/204'te şöyle demiştir: Bu rivayet Yahyâ b. Ubeyd b. Deccî'nin babasından yaptığı rivayettendir; ben ikisini de zikreden kimseyi görmedim; diğer râvileri güvenilirdir. Münâvî, "Feyzu'l-Kadîr" 5/200'de Velî el-Irâkî'den şunu nakletmiştir: Onda Yahyâ b. Ubeyd ve babası meçhuldür.
Kavlihi "Demisen": Dâl ve mîm harflerinin fethasıyla [demesen] veya dâl'ın fethası ve mîm'in kesresiyle [demisin]; yumuşak, gevşek yer.
Kavlihi "Felyerted": Yani idrarının sıçrayıp kendisine dönmemesi için yumuşak bir yer arasın.
(1) Senedi sahihtir. Abdülvâris: İbn Sa‘îd el-Anberî'dir. Bunu Müslim (375) ve Tirmizî (6), Hammâd b. Zeyd tarikiyle bu senedle rivayet etmiştir. Yine Müslim (375) ve Nesâî, "el-Kübrâ" (19)'da iki tarikle Abdülazîz b. Suhayb'den rivayet etmiştir. Ayrıca "Müsned-i Ahmed" (11947) ve (11983)'dedir. Sonraki hadise bak.
(2) (C) nüshasında bu hadisten sonra şu ziyade vardır: Ebû Dâvud dedi: Şu‘be, Abdülazîz'den şu lafızla rivayet etti: "Allah'ım! Sana sığınırım", bir defasında da "Allah'a sığınırım" dedi; Vuheyb de "Allah'a sığınırım" dedi.
٣ - باب ما يقول الرجل إذا دخل الخلاء٤ - حدَّثنا مُسدَّدُ بنُ مُسَرهَدٍ، حدَّثنا حماد بن زيدِ وعبدُ الوارث عن عبدِ العزيز بنِ صُهَيب عن أنس بن مالك، قال: كانَ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم إذا دخلَ الخَلاءَ، قال عن حمَّاد: قال: "اللهمَ إنِّي أعوذُ بكَ" وقال عن عبد الوارث: قال: "أعوذُ بالله مِن الخُبُث والخَبائِثِ"(١)(٢).٥ - حدَّثنا الحسن بن عمرِو - يعني السَّدُوسيِّ -، أخبرنا وكيعٌ، عن شُعبة، عن عبد العزيز - هو ابن صُهَيبِ -=وفي الباب عن أبي هريرة عند الطبراني في "الأوسط" (٣٠٦٤)، ولفظه: "كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يتبوأ لبوله كما يتبوأ لمنزله". وقال الهيثمي في "مجمع الزوائد" ١/ ٢٠٤: هو من رواية يحيى بن عبيد بن دجي عن أبيه، ولم أر من ذكرهما، وبقية رجاله موثقون. ونقل المناوي في "فيض القدير" ٥/ ٢٠٠ عن الولي العراقي قوله: فيه يحيى بن عبيد وأبوه غير معروفين.قوله: "دمثاً" بفتح الدال والميم أو فتح الدال وكسر الميم: الأرض السهلة الرخوة.وقوله: "فليرتد" أي: فليطلب مكاناً ليناً لئلا يرجع عليه رشاش بوله.(١) إسناده صحيح. عبد الوارث: هو ابن سعيد العنبري.وأخرجه مسلم (٣٧٥)، والترمذي (٦) من طريق حماد بن زيد، بهذا الإسناد.وأخرجه مسلم (٣٧٥)، والنسائي في "الكبرى" (١٩) من طريقين عن عبد العزيز ابن صهيب، به. وهو في "مسند أحمد" (١١٩٤٧) و (١١٩٨٣).وانظر ما بعده.(٢) زاد في (ج) بعد هذا الحديث: قال أبو داود: رواه شعبة عن عبد العزيز: "اللهم إني أعوذ بك"، وقال مرة: "أعوذ بالله"، وقال وهيب: "فليتعوَّذ بالله".
Enes'ten (r.a.) bu hadis rivâyet edilmiştir. (Enes) dedi ki: “Allah’ım! Sana sığınırım.” Şu'be bir defasında: “Allah'a sığınırım” demiştir.(1)(2)
6 – Bize Amr b. Merzûk rivâyet etti; bize Şu'be, Katâde'den; o da Nadr b. Enes'ten; o da Zeyd b. Erkam'dan; o da Resûlullah (s.a.v.)'den rivâyet etti ki şöyle buyurdu: “Şüphesiz bu helâlar (şeytanlarla) birlikte bulunulan yerlerdir. Sizden biriniz helâya girdiği vakit şöyle desin: ‘Allah'a, erkek ve dişi şeytanlardan sığınırım.’”(3)
(1) İsnâdı sahihtir. Hasen b. Amr es-Sedûsî'den bir topluluk rivâyet etmiştir. İbn Hibbân onu “es-Sikât”ta zikretmiştir. Ebû Dâvûd'un ancak güvenilir (sika) râvîlerden rivâyet ettiğini belirtmişlerdir. Râvîlerin kalanı da güvenilirdir. Vekî‘: İbnü'l-Cerrâh'tır; Şu'be: İbnü'l-Haccâc'tır.
Bu hadis ayrıca Buhârî (142) ve (6322) ile Tirmizî (5) tarafından Şu'be kanalıyla bu isnad ile tahric edilmiştir.
Aynı hadis “Müsned-i Ahmed” (13999) ve “Sahîh-i İbn Hibbân”da (1407) da yer almaktadır.
Bir önceki hadise de bakınız.
(2) İbnü'l-Abd ve İbn Dâse rivâyetlerinde şu ziyade bulunmaktadır: “Veheb, Abdulazîz'den kendi isnadıyla rivâyetle: ‘O halde Allah'a sığınsın.’ demiştir.”
(3) İsnâdı sahihtir. Şu'be: İbnü'l-Haccâc'tır; Katâde: İbn Dı‘âme es-Sedûsî'dir. Katâde'ye isnadı üzerinde ihtilâf edilmiştir. Tirmizî, “Câmi‘”inde hadisin (5) hemen ardından bu isnadın muzdarib olduğuna hükmetmiş; Buhârî'den ise Katâde'nin bu hadisi Nadr b. Enes'ten ve Kâsım b. Avf'tan işitmiş olmasının tercih edildiğini nakletmiştir.
Bu hadis ayrıca Nesâî “el-Kübrâ” (9820), İbn Mâce (296) tarafından Şu'be kanalıyla; Nesâî “el-Kübrâ” (9821) tarafından İsmâil b. Uleyye kanalıyla Saîd b. Ebî Arûbe'den; her iki râvî de (Şu'be ve Saîd) Katâde'den bu isnad ile tahric etmiştir.
Ayrıca Nesâî “el-Kübrâ” (9822) ve (9823) ile İbn Mâce (296 m) tarafından Saîd b. Ebî Arûbe'den, onun Katâde'den, onun Kâsım b. Avf eş-Şeybânî'den, onun Zeyd b. Erkam'dan rivâyet ettiği tariklerle tahric edilmiştir. Kâsım eş-Şeybânî ise zayıf olup (yalnızca) itibâr içindir.
عن أنسٍ بهذا الحديث، قال: "اللهُمَّ إني أعُوذُ بِكَ" وقال شُعبةُ مرةً: "أعوذُ بالله"(١)(٢).٦ - حدَّثنا عمرو بن مرزوق، أخبرنا شُعبةُ، عن قتادة، عن النَّضر بن أنسٍ عن زيدِ بنِ أرقَمَ، عن رسولِ الله صلى الله عليه وسلم قال: "إنَّ هذه الحُشُوشَ مُحتَضَرَةٌ فإذا أتى أحَدُكُمُ الخلاءَ فليقُل: أعُوذُ باللهِ مِنَ الخُبُثِ والخَبائِثِ"(٣).(١) إسناده صحيح، الحسن بن عمرو السدوسي روى عنه جمع، وذكره ابن حبان في "الثقات"، وقد ذكروا أن أبا داود لا يروي إلا عن ثقة، وباقي رجاله ثقات. وكيع: هو ابن الجراح، وشعبة: هو ابن الحجاج.وأخرجه البخاري (١٤٢) و (٦٣٢٢)، والترمذي (٥) من طريق شعبة، بهذا الإسناد.وهو في "مسند أحمد" (١٣٩٩٩)، و"صحيح ابن حبان" (١٤٠٧).وانظر ما قبله.(٢) زاد في روايتي ابن العبد وابن داسه: وقال وهيب، عن عبد العزيز بإسناده: "فليتعوذ بالله".(٣) إسناده صحيح. شعبة: هو ابن الحجاج، وقتادة: هو ابن دعامة السدوسي. وقد اختلف في إسناده على قتادة، فحكم الترمذي في "جامعه" بإثر الحديث (٥) باضطرابه، ونقل عن البخاري ترجيح أن يكون قتادة سمع الحديث من النضر بن أنس، ومن القاسم بن عوف.وأخرجه النسائي في "الكبرى" (٩٨٢٠)، وابن ماجه (٢٩٦) من طريق شعبة، والنسائي في "الكبرى" (٩٨٢١) من طريق إسماعيل ابن علية، عن سعيد بن أبي عروبة، كلاهما (شعبة وسعيد) عن قتادة، بهذا الإسناد.وأخرجه النسائي في "الكبرى" (٩٨٢٢) و (٩٨٢٣)، وابن ماجه (٢٩٦ م) من طرق عن سعيد بن أبي عروبة، عن قتادة، عن قاسم بن عوف الشيباني، عن زيد بن أرقم. وقاسم الشيباني ضعيف يُعتبر به.=
4 - Bâb: Hacet esnasında kıbleye yönelmenin kerâheti.
7 - Bize Müsedded b. Müserhed tahdîs etti, bize Ebû Muâviye tahdîs etti, el-A‘meş'ten, o İbrahim'den, o Abdurrahman b. Yezid'den, o da Selmân (r.a.)'dan rivayet etti. (Selmân'a) denildi ki: "Nebî'niz size her şeyi, hatta tuvalet adabını mı öğretti?!" (Selmân) dedi ki: "Evet! Bizi büyük veya küçük abdest bozarken kıbleye yönelmekten; sağ elle taharetlenmekten; herhangi birimizin üç taştan daha azıyla taharetlenmesinden; tezek veya kemikle taharetlenmekten nehyetti (s.a.v.)." (1)
(Bu hadis) Müsned-i Ahmed'de (19286) yer almaktadır. Orada (hadisin) Katâde üzerindeki ihtilafı genişçe ele alınmıştır. Ayrıca Sahîh-i İbn Hibbân'da (1406) ve (1408) (yer almaktadır).
Hattâbî dedi ki: "El-Haşşü: Kenef demektir. El-Haşş'ın aslı sık hurmalıktır. Onlar evlerde kenef edinmeden önce ihtiyaçlarını (buralarda) giderirlerdi. 'Muhtadara'nın manası ise: Şeytanların kendisine gelip uğradığı (yer)dir. El-Hubs (بضم الباء): habîsin çoğulu; el-hubâis: habîsenin çoğuludur. Bununla erkek ve dişi şeytanlar kastedilmektedir."
İbnü'l-A‘râbî dedi ki: "Arap dilinde 'el-Hubs'ün aslı: mekruh olan şeydir. Eğer sözden ise sövgü, dinlerden ise küfür, yemekten ise haram, içecekten ise zararlı olan (şeydir)."
(1) İsnadı sahihtir. Ebû Muâviye: Muhammed b. Hâzim ed-Darîr'dir. el-A‘meş: Süleyman b. Mihrân'dır. İbrahim: İbrahim b. Yezid en-Nehaî'dir. Abdurrahman b. Yezid: en-Nehaî el-Kûfî'dir.
Bu hadisi ayrıca Müslim (262), Tirmizî (16), Nesâî "el-Kübrâ" (40) ve İbn Mâce (316) el-A‘meş tarikiyle bu isnadla tahric etmişlerdir. el-A‘meş, Müslim, Nesâî'nin ikinci yeri ve İbn Mâce yanında Mansûr b. el-Mu'temir ile birlikte zikredilmiştir.
Ayrıca Müsned-i Ahmed'de (23703) yer almaktadır.
٤ - باب كراهية استقبال القبلة عند الحاجة٧ - حدَّثنا مُسدَّد بن مُسَرهَد، حدَّثنا أبو مُعاوية، عن الأعمش، عن إبراهيم، عن عبد الرحمن بن يزيد عن سلمان، قال: قيل له: لقد عَلَّمَكم نبيُّكم كلَّ شيءٍ حتَّى الخِراءَةَ؟! قال: أجل، لقد نهانا صلى الله عليه وسلم أن نَستَقبِلَ القِبلَةَ بغائِطٍ أو بَولٍ، وأن لا نَستَنجِيَ باليمين، وأن لا يَستَنجِيَ أحَدُنا بأقَلَّ من ثلاثةِ أحجارِ، أو نَستَنجِيَ برَجيعٍ أو عَظمٍ(١).=وهو في "مسند أحمد" (١٩٢٨٦) وفيه بسط الاختلاف على قتادة فيه، و"صحيح ابن حبان" (١٤٠٦) و (١٤٠٨).قال الخطابي: الحشوش: الكنف، وأصل الحُشّ جماعة النخل الكثيفة، وكانوا يقضون حوائجهم إليها قبل أن يتخذوا الكُنُفَ في البيوت، ومعنى محتضرة، أي: تحضرها الشياطين وتنتابها.والخبث بضم الباء: جماعة الخبيث، والخبائث: جمع الخبيثة، يريد ذكران الشياطين وإناثهم.وقال ابن الأعرابي: أصل الخبث في كلام العرب: المكروه، فإن كان من الكلام، فهو الشتم، وإن كان من الملل، فهو الكفر، وإن كان من الطعام، فهو الحرام، وإن كان من الشراب، فهو الضار.(١) إسناده صحيح. أبو معاوية: هو محمد بن خازم الضرير، والأعمش: هو سليمان بن مهران، وإبراهيم: هو ابن يزيد النخعي، وعبد الرحمن بن يزيد: هو النخعي الكوفي.وأخرجه مسلم (٢٦٢)، والترمذي (١٦)، والنسائي في "الكبرى" (٤٠)، وابن ماجه (٣١٦) من طرق عن الأعمش، بهذا الإسناد. وقرن الأعمش عند مسلم والنسائي في الموضع الثاني وابن ماجه بمنصور بن المعتمر.وهو في "مسند أحمد" (٢٣٧٠٣).=
8 - Bize Abdullah b. Muhammed en-Nufeylî rivayet etti; bize İbnü'l-Mübârek, Muhammed b. Aclân'dan; o, Ka'ka' b. Hakîm'den; o, Ebû Sâlih'ten; o da Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayetle dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Ben size ancak bir baba konumundayım; size öğretiyorum. Sizden biriniz helâya gittiği zaman kıbleye yönelmesin, kıbleyi arkasına da almasın; sağ eliyle de temizlenmesin.' (Resûlullah s.a.v.) üç taş kullanılmasını emreder; hayvan tersi ve kemiğin çürüğü ile temizlenmeyi yasaklardı.(1) Hattâbî der ki: el-Hirâe (hâ harfi kesreli, elif meddiyle okunur) tuvalet âdâbı ve hacet giderme usûlü demektir. Resûlullah'ın (s.a.v.) sağ elle istincâdan nehyi, cumhur ulemâya göre edeb ve tenzih ifade eden bir nehiydir. Zira sağ el, sünnetin edebinde yemek, içmek, almak ve vermek gibi işlere tahsis edilmiş; aşağı taraflar, koltuk altları ve pisliklerin geçtiği organlarla doğrudan temas edilmekten korunmuştur. Nevevî, 'Şerh-i Müslim'de (1/156) şöyle demiştir: Ulemâ, sağ elle istincânın mekruh olduğunda ittifak etmiştir. Cumhura göre bu, tenzihen kerâhet olup edebe aykırıdır; Zâhirîlerden bir kısmı ise haram olduğunu söylemiştir. Bizim mezhebimizden bir cemaat de harama işaret etmişse de onların işaretine itibar edilmez. er-Recî‘: hayvan tersidir. Recî‘ ile istincâdan nehiy ise haram ifade eden bir nehiydir. Nevevî der ki: Bu, necis maddelerle istincânın yasaklandığına delildir. Resûlullah (s.a.v.) recî‘ ile, necis türüne işaret buyurmuştur.(1) İsnâdı, Muhammed b. Aclân sebebiyle kavîdir. Zira o, sika mertebesinden aşağı görülmekle birlikte kendisi hakkında konuşulmuştur. Diğer râvilerin hepsi sikadır. İbnü'l-Mübârek, Abdullah'tır; Ebû Sâlih ise Zekvân es-Semmân'dır. Bu hadisi ayrıca Nesâî, el-Müctebâ'da (40); İbn Mâce (312, 313) tarikinden rivayet etmiştir. Aynı hadis Müsned-i Ahmed'de (7368), Sahîh-i İbn Hibbân'da (1431, 1440) da yer almaktadır. Müslim (265) ise Süheyl b. Ebî Sâlih vasıtasıyla Ka'ka'dan şu lafızla rivayet etmiştir: 'Sizden biri hacetini gidermek üzere oturduğunda kıbleye yönelmesin, kıbleyi arkasına da almasın.' er-Revş: tırnaklı hayvanların tersidir; er-Rimme: çürümüş kemiktir.
٨ - حدَّثنا عبدُ الله بنُ محمَّد النُّفَيلي، حدَّثنا ابنُ المُبارك، عن محمَّد بن عَجْلان، عن القَعقاع بن حكيمٍ، عن أبي صالح عن أبي هريرة، قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "إنَّما أنا لكم بمنزلةِ الوالدِ أُعلِّمُكُم، فإذا أتى أحدُكُمُ الغائِطَ فلا يَستَقبِلِ القبلَةَ، ولا يَستَدبِرْها، ولا يَستَطِبْ بيمينِهِ" وكان يأمُرُ بثلاثةِ أحجارِ، وينهى عن الرَّوْثِ والرِّمَّة(١).=قال الخطابي: الخِراءة: مكسورة الخاء ممدودة الألف أدب التخلي والقعود عند الحاجة. ونهيه عن الاستنجاء باليمين في قول أكثر العلماء نهي تأديب وتنزيه، وذلك أن اليمين مرصدة في أدب السنة للأكل والشرب والأخذ والإعطاء، ومصونة عن مباشرة السفل والمغابن وعن مماسة الأعضاء التي هي مجاري الأثفال والنجاسات.وقال النووي في "شرح مسلم" ١/ ١٥٦: وقد أجمع العلماء على أنه منهي عن الاستنجاء باليمين، ثم الجماهير على أنه نهي تنزيه وأدب لا نهي تحريم، وذهب بعض أهل الظاهر إلى أنه حرام، وأشار إلى تحريمه جماعة من أصحابنا، ولا تعويل على إشارتهم.والرجيع: الروث، والنهي عن الاستنجاء بالرجيع نهي تحريم، قال النووي: فيه النهي عن الاستنجاء بالنجاسات، ونبه صلى الله عليه وسلم بالرجيع على جنس النجس.(١) إسناده قوي من أجل محمد بن عجلان، ففيه كلام يحطه عن رتبة الثقة، وباقي رجاله ثقات. ابن المبارك: هو عبد الله، وأبو صالح: هو ذكوان السمان.وأخرجه النسائي في "المجتبى" (٤٠)، وابن ماجه (٣١٢) و (٣١٣) من طريق محمد بن عجلان، بهذا الإسناد.وهو في "مسند أحمد" (٧٣٦٨)، و"صحيح ابن حبان" (١٤٣١) و (١٤٤٠).وأخرجه مسلم (٢٦٥) من طريق سهيل بن أبي صالح، عن القعقاع، به، بلفظ: "إذا جلس أحدكم على حاجته، فلا يستقبل القبلة ولا يستدبرها".الروث: هو رجيع ذوات الحوافر، والرمة: العظم البالي.
9 - Bize Müsedded b. Müserhed rivâyet etti, bize Süfyân rivâyet etti, ez-Zührî'den, Atâ' b. Yezîd el-Leysî'den, Ebû Eyyûb'dan rivâyeten dedi ki: "Abdest bozmaya geldiğinizde kıbleyi büyük veya küçük abdestle karşılamayın, fakat doğuya veya batıya yönelin." (Râvî dedi ki:) Biz Şam'a geldik, tuvaletlerin kıble yönüne inşa edildiğini gördük, biz de onlardan yönümüzü çevirir ve Allah'tan bağışlanma dilerdik(1).
10 - Bize Mûsâ b. İsmâil rivâyet etti, bize Vüheyb rivâyet etti, bize Amr b. Yahyâ rivâyet etti, Ebû Zeyd'den, Ma'kıl b. Ebî Ma'kıl el-Esedî'den, dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) bizi iki kıbleye doğru büyük veya küçük abdest bozmaktan nehyetti(2). Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû Zeyd, Benî Salebe'nin mevlâsıdır.
11 - Bize Muhammed b. Yahyâ b. Fâris rivâyet etti, bize Safvân b. Îsâ rivâyet etti, Hasen b. Zekvân'dan, Mervân el-Asfar'dan, dedi ki:
(1) İsnâdı sahihtir. Süfyân: İbn Uyeyne, ez-Zührî: Muhammed b. Müslim'dir. Bunu Buhârî (144, 394), Müslim (264), Tirmizî (8), Nesâî 'Kübrâ' (20, 21), İbn Mâce (318) ez-Zührî'den bu senedle tahric etmişlerdir. Ayrıca Nesâî 'Müctebâ' (20)'da Râfi' b. İshâk yoluyla Ebû Eyyûb'dan tahric etmiştir. Bu hadis Ahmed (23524) ve İbn Hibbân (1416)'dadır.
(2) İsnâdı zayıftır, çünkü Ebû Zeyd Benî Salebe mevlâsı meçhuldür. Vüheyb: İbn Hâlid'dir. Bunu İbn Mâce (319) Amr b. Yahyâ el-Mâzinî yoluyla bu senedle tahric etmiştir. Ahmed (17838)'dadır. Bununla birlikte Ma'kıl hadisini tahric edenlerden bazıları onu 'Kıbleye karşı (abdest bozmayı) nehyetti' lafzıyla rivayet etmiş olup 'iki kıble' dememişlerdir. Bu, Nebî (s.a.v.)'den Ma'kıl hadisi dışında Ebû Eyyûb'un önceki hadisinde olduğu gibi sâbittir. Hattâbî dedi ki: İki kıbleden maksat Kâbe ve Beytü'l-Makdis'tir.
٩ - حدَّثنا مُسدَّدُ بنُ مُسَرهَد، حدَّثنا سُفيان، عن الزهري عن عطاء بن يزيد الليثيِّعن أبي أيُّوب روايةً، قال: "إذا أتيتُمُ الغائِطَ فلا تَستَقبِلُوا القِبلَةَ بغائِطٍ ولا بَولٍ، ولكنْ شَرِّقُوا أو غَرِّبُوا". فقَدِمْنا الشَّامَ فوجدنا مَراحيضَ قد بُنِيَت قِبَلَ القِبلةِ، فكُنَّا نَنحَرِفُ عنها ونَستَغفِرُ الله(١).١٠ - حدَّثنا موسى بنُ إسماعيل، حدَّثنا وُهَيب، حدَّثنا عمرو بن يحيى، عن أبي زيدٍعن مَعقِل بن أبي مَعقِل الأسديِّ، قال: نهى رسولُ الله صلى الله عليه وسلم أن نَستَقبِلَ القِبلَتَينِ ببَولٍ أو غائِطٍ(٢).قال أبو داود: وأبو زيد: هو مولى بني ثعلبة.١١ - حدَّثنا محمدُ بنُ يحيى بنِ فارسِ، حدَّثنا صفوان بن عيسى، عن الحسن بن ذَكْوان، عن مروانَ الأصفر، قال:(١) إسناده صحيح. سفيان: هو ابن عيينة، والزهري: هو محمد بن مسلم.وأخرجه البخاري (١٤٤) و (٣٩٤)، ومسلم (٢٦٤)، والترمذي (٨)، والنسائي في "الكبرى" (٢٠) و (٢١)، وابن ماجه (٣١٨) من طرق عن الزهري، بهذا الإسناد.وأخرجه النسائي في المجتبى (٢٠) من طريق رافع بن إسحاق، عن أبي أيوب. وهو في "مسند أحمد" (٢٣٥٢٤)، و"صحيح ابن حبان" (١٤١٦).(٢) إسناده ضعيف لجهالة أبي زيد مولى بني ثعلبة. وهيب: هو ابن خالد.وأخرجه ابن ماجه (٣١٩) من طريق عمرو بن يحيى المازني، بهذا الإسناد. وهو في مسند أحمد" (١٧٨٣٨).على أن بعض من أخرج حديث معقل هذا رواه بلفظ: "نهى أن نستقبل القبلة" ولم يقل: "القبلتين"، وهو الذي ثبت عن النبي صلى الله عليه وسلم في غير حديث معقل كحديث أبي أيوب السالف قبله.قال الخطابي: أراد بالقبلتين: الكعبة وبيت المقدس.
Râvî der ki: "Abdullah b. Ömer (r.a.)'i gördüm; bineğini kıbleye doğru çöktürmüş, sonra ona doğru küçük abdest bozmak üzere oturmuştu. Ben de: 'Ey Ebû Abdurrahmân, bundan nehyedilmemiş miydi?' dedim. O şöyle cevap verdi: 'Evet, ancak bundan boş arazide nehyedildi. Şayet seninle kıble arasında seni perdeleyecek bir şey varsa, beis yoktur.'"(1)
5 - Bu Konuda Ruhsat Babı
12 - Bize Abdullah b. Mesleme, Mâlik'ten; o, Yahyâ b. Saîd'den; o, Muhammed b. Yahyâ b. Hassân'dan; o, amcası Vâsi‘ b. Hassân'dan; o da Abdullah b. Ömer (r.a.)'den şöyle rivayet etti: "(Bir gün) Evin damına çıkmıştım. Bir de ne göreyim! Resûlullah (s.a.v.) iki kerpiç üzerinde, hacetini görmek üzere Beyt-i Makdis'e yönelmiş duruyordu."(2)
(1) Bu isnad, Hasan b. Zekvân'ın zayıflığı sebebiyle zayıftır. Bunu İbn Cârûd el-Müntekā'da (32), İbn Huzeyme (60), Dârekutnî (161), İbn Şâhîn Nâsiḫu'l-ḥadîs̱ ve Mensûḫuhu'da (84), Hâkim (1/154) ve Beyhakî (1/92) Safvân b. Îsâ yoluyla bu isnadla tahric etmişlerdir. Hâkim: "Bu hadis, Buhârî'nin şartına göre sahihtir." demiştir; zira Buhârî, Hasan b. Zekvân'a dayanmıştır. Biz deriz ki: Buhârî, İbn Zekvân'dan yalnızca Kitâbü'r-Rikâk'ta (6566) bir tek hadis rivayet etmiştir; bununla birlikte hadisin pek çok şâhidi vardır. Hâzimî, el-İ'tibâr'da (s. 38) İbn Ömer hadisini hasen görmüş ve şöyle demiştir: Âlimler bu hususta üç görüşe ayrılmışlardır: Birinci grup mutlak olarak kerih görmüştür ki bunlar arasında Mücâhid, Nehaî ve Ebû Hanîfe bulunur; onlar Ebû Eyyûb ve Ebû Hureyre (r.a.) hadislerini delil almışlardır. İkinci grup mutlak olarak ruhsat vermiştir; bunlar iki fırkadır: Bir fırka, hadislerin tearuzu sebebiyle onları bir kenara bırakıp eşyada asıl olan hükme (ibâhaya) dönmüştür. Bir kısmı da İbn Ömer, Câbir ve Irak hadisleriyle neshi ileri sürmüştür. Üçüncü grup ise tafsilata gitmiş; binalı yerlerde değil, fakat sahralarda (kıbleye yönelerek küçük abdest bozmayı) kerih görmüşlerdir. Bunlar arasında Şa'bî, Ahmed ve Şâfiî bulunur.
(2) Bu isnad sahihtir. Yahyâ b. Saîd el-Ensârî'dir. Bunu Buhârî (145) Abdullah b. Yûsuf'tan; Nesâî el-Kübrâ'da (22) Kuteybe b. Saîd'den; her ikisi de Mâlik'ten bu isnadla tahric etmişlerdir.
رأيتُ ابنَ عمر أناخَ راحِلَتَه مُستَقبِلَ القِبلة، ثمَّ جلسَ يبولُ إليها، فقلتُ: يا أبا عبدِ الرحمن، أليس قد نُهِيَ عن هذا؟ قال: بلى، إنَّما نُهِيَ عن ذلك في الفَضَاء، فإذا كانَ بينَكَ وبينَ القِبلةِ شيءٌ يَستُرُكَ فلا بأس(١). ٥ - باب الرُّخصة في ذلك١٢ - حدَّثنا عبد الله بن مَسلَمة، عن مالكِ، عن يحيى بنِ سعيد، عن محمَّدِ بنِ يحيى بنِ حَبَّان، عن عمه واسع بن حَبَّانعن عبد الله بن عُمر، قال: لقد ارتقَيتُ على ظَهرِ البيتِ فرأيتُ رسولَ الله صلى الله عليه وسلم على لَبِنَتَينِ مُستَقبِلَ بيتِ المقدِسِ لحاجتِهِ(٢).(١) إسناده ضعيف لضعف الحسن بن ذكوان.وأخرجه ابن الجارود في "المنتقى" (٣٢)، وابن خزيمة (٦٠)، والدارقطني (١٦١)، وابن شاهين في "ناسخ الحديث ومنسوخه" (٨٤)، والحاكم ١/ ١٥٤، والبيهقي ١/ ٩٢ من طريق صفوان بن عيسى، بهذا الإسناد. وقال الحاكم: صحيح على شرط البخاري، فقد احتج بالحسن بن ذكوان. قلنا: لم يخرج البخاري لابن ذكوان إلا حديثاً واحداً في كتاب الرقاق برقم (٦٥٦٦)، وله شواهد كثيرة.وحديث ابن عمر هذا حسَّنه الحازمي في "الاعتبار" ص ٣٨، وقال: اختلف أهل العلم في ذلك على ثلاثة أقوال: فصنف كرهوه مطلقاً، منهم مجاهد والنخعي وأبو حنيفة، وأخذوا بحديث أبي أيوب وحديث أبي هريرة.وصنف رخصوه مطلقاً وهم فرقتان: فرقة طرحوا الأحاديث لتعارضها، ورجعوا إلى الأصل في الأشياء وهي الإباحة.ومنهم من ادَّعى النسخ بحديث ابن عمر وجابر وبحديث عراك.والصنف الثالث، فصلوا، فكرهوه في الصحارى دون البنيان، ومنهم الشعبي وأحمد والشافعي.(٢) إسناده صحيح. يحيى بن سعيد: هو الأنصاري.وأخرجه البخاري (١٤٥) عن عبد الله بن يوسف، والنسائي في "الكبرى" (٢٢) عن قتيبة بن سعيد، كلاهما عن مالك بهذا الإسناد.=
13 - Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti, bize Vehb b. Cerîr rivayet etti, bize babam (Cerîr b. Hâzim) rivayet etti, dedi ki: Muhammed b. İshâk'tan işittim; o, Ebân b. Sâlih'ten, o da Mücâhid'ten, o da Câbir b. Abdillah'tan (r.a.) rivayet ediyor. Câbir dedi ki: Allâh'ın Nebîsi (s.a.v.) küçük abdest bozarken kıbleye yönelmemizi yasakladı. Ben O'nu (s.a.v.) vefatından bir sene önce kıbleye yönelmiş olarak gördüm.(1)
6 - Bâb: İhtiyaç anında avret mahallini açma keyfiyeti
14 - Bize Züheyr b. Harb rivayet etti, bize Vekî' rivayet etti, A'meş'ten, o da bir adamdan, o da İbn Ömer'den (r.a.) rivayet etti: Nebî (s.a.v.) ihtiyaç gidermek istediğinde elbisesini yere yaklaşmadıkça kaldırmazdı.(2)
Bu hadisi ayrıca Müslim (266) ve İbn Mâce (322) Yahyâ b. Sa'îd yoluyla tahriç etmiştir. Yine Buhârî (148), Müslim (266) ve Tirmizî (11) Ubeydullâh b. Ömer tarikiyle, Muhammed b. Yahyâ b. Hibbân'dan rivayet etmişlerdir. Aynı hadis Müsned-i Ahmed (4606) ve Sahîh-i İbn Hibbân'da (1418) da yer almaktadır.
(1) İsnâdı hasendir. Muhammed b. İshâk burada ve Ahmed'in rivayetinde olduğu gibi açıkça (tahdîs) rivayet etmiştir. Bu sebeple tedlîs şüphesi ortadan kalkmıştır. Kendisi sâdûktur, hadisi hasendir. Diğer ricali sikadır. Cerîr (b. Hâzim el-Ezdî el-Basrî)'dir.
Bu hadisi ayrıca Tirmizî (9) ve İbn Mâce (325) Vehb b. Cerîr yoluyla bu isnadla tahriç etmiş ve "hasen-garîb" demiştir. Ayrıca Müsned-i Ahmed (14872) ve Sahîh-i İbn Hibbân'da (1420) da yer almaktadır.
(2) Hadis hasendir. Ancak bu isnâd, İbn Ömer'den rivayet eden meçhul bir adam (mübhem) bulunduğu için zayıftır. Bu hadis Vekî' ve A'meş üzerinde ihtilâflıdır: Vekî' burada A'meş'in şeyhini mübhem olarak rivayet etmiştir. Beyhakî'de (1/96) ise A'meş'ten, Kāsım b. Muhammed'den, İbn Ömer'den olarak rivayet edilmiştir. Kāsım b. Muhammed, Ebû Bekir es-Sıddîk'ın oğludur; sika bir fakihtir. Yine Vekî' ve Abdülhamîd b. Abdurrahmân el-Hemmânî –Tirmizî'nin el-Câmi'inde (14. hadisin peşinde) zikrettiğine göre– A'meş'ten: "İbn Ömer dedi ki" şeklinde rivayet etmiştir. Bu isnâd munkatı'dır. Ayrıca A'meş'ten Enes tarikiyle de rivayet edilmiş olup ileride gelecektir.
١٣ - حدَّثنا محمد بن بشَّار، حدَّثنا وهب بن جرير، حدَّثنا أبي، قال: سمعتُ محمَّدَ بنَ إسحاق يُحدّث عن أبانَ بنِ صالح، عن مُجاهدعن جابر بن عبد الله، قال: نهى نبيُّ الله صلى الله عليه وسلم أن نَستَقبِلَ القِبلَةَ ببولٍ، فرأيتُه قبلَ أن يُقبَضَ بعامٍ يَستَقبِلُها(١). ٦ - باب كيف التكشُّف عند الحاجة١٤ - حدَّثنا زهير بن حرب، حدَّثنا وكيعٌ، عن الأعمش، عن رجلعن ابن عمر: أنَّ النبيَّ صلى الله عليه وسلم كانَ إذا أرادَ حاجَةً لا يرفَعُ ثَوبَهُ حتَّى يَدنُوَ منَ الأرضِ(٢).=وأخرجه مسلم (٢٦٦) وابن ماجه (٣٢٢) من طريق يحيى بن سعيد به.وأخرجه البخاري (١٤٨) ومسلم (٢٦٦) والترمذي (١١) من طريق عبيد الله بن عمر، عن محمد بن يحيى بن حبان به.وهو في "مسند أحمد" (٤٦٠٦)، و"صحيح ابن حبان " (١٤١٨).(١) إسناده حسن، محمد بن إسحاق صرح بالتحديث هنا وعند أحمد وغيره، فانتفت شبهة تدليسه، وهو صدوق حسن الحديث، وباقي رجاله ثقات. جرير: هو ابن حازم الأزدي البصري.وأخرجه الترمذي (٩)، وابن ماجه (٣٢٥) من طريق وهب بن جرير، بهذا الإسناد، وقال: حسن غريب.وهو في "مسند أحمد" (١٤٨٧٢)، و"صحيح ابن حبان" (١٤٢٠).(٢) حديث حسن، وهذا إسناد ضعيف لإبهام الرجل الراوي عن ابن عمر. وقد اختلف على وكيع وعلى الأعمش فيه:فرواه وكيع هنا بإبهام شيخ الأعمش، ورواه عند البيهقي ١/ ٩٦ عن الأعمش، عن القاسم بن محمد، عن ابن عمر. والقاسم بن محمد: هو ابن أبي بكر الصديق، وهو ثقة فقيه.- ورواه وكيع أيضاً وعبد الحميد بن عبد الرحمن الحماني -فيما ذكر الترمذي في "جامعه" بإثر الحديث (١٤) - عن الأعمش قال: قال ابن عمر. وهذا إسناد منقطع.وروي عن الأعمش عن أنس، وسيأتي بعده.
Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Abdüsselâm b. Harb, A‘meş’ten, o da Enes b. Mâlik’ten rivayet etmiştir; bu rivayet zayıftır(1)(2). 7 - Bâb: Def-i hacet esnasında konuşmanın mekruh oluşu15 - Bize Ubeydullah b. Ömer b. Meysere tahdîs etti, bize İbn Mehdi tahdîs etti, bize İkrime b. Ammâr, Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o da Hilâl b. Iyâz’dan tahdîs etti; dedi ki: Bana Ebû Saîd rivayet etti, dedi ki: Resûlullah (s.a.v.)’i şöyle buyururken işittim: 'İki adam, avret yerlerini açarak dışkılarını yapmak üzere çıkıp birbirleriyle konuşmasınlar. Zira Allah azze ve celle bundan gazap eder.'(3) Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu müsned olarak yalnızca İkrime b. Ammâr rivayet etmiştir.
(1) Senedi munkatı‘ olduğu için zayıftır. A‘meş, Enes’ten işitmemiştir. Müellifin 'Bu zayıftır' sözüyle kastı senedin inkıtâ‘ sebebiyle zayıf olduğudur; yoksa Abdüsselâm b. Harb’i za‘f etmek istememiştir. Zira o sika, hâfızdır.
(2) (a) kenarında şu ilave edilmiştir: Ebû Îsâ er-Ramlî dedi ki: Bize Ahmed b. Velîd tahdîs etti, bize Amr b. Avn tahdîs etti, bize Abdüsselâm haber verdi. Deriz ki: Ebû Îsâ er-Ramlî, İshak b. Mûsâ b. Saîd er-Ramlî’dir; Bağdat’ta ikamet etmiş, orada bir cemaatten hadis rivayet etmiştir. Yanında Ebû Dâvûd’a ait 'es-Sünen' nüshası bulunurdu ve onun varrâkıydı. 320 hicrî yılında vefat etmiştir. Dârekutnî onu tevsîk etmiştir. 'Târîhu Bağdâd' 6/395’e bakınız.
(3) Senedi, Hilâl b. Iyâz’ın meçhul olması sebebiyle zayıftır. Kendisine 'Iyâz b. Hilâl' de denilir ki ismi hakkında râcih olan budur. Rivayeti yalnızca Yahyâ b. Ebî Kesîr ondan nakletmiştir. Senedinde 'el-Müsned' (11310)’de beyan ettiğimiz bir ıztırâb vardır.
Bu hadisi Nesâî 'el-Kübrâ' (36) ve (37)’de, İbn Mâce (342) ise İkrime b. Ammâr yoluyla bu senedle tahric etmiştir.
Bâb hakkında Ebû Saîd el-Hudrî’den Müslim (338)’de şu lafızla rivayet gelmiştir: 'Erkek erkeğin avretine bakmasın; kadın da kadının avretine bakmasın. Bir erkek bir tek elbise içinde diğer erkeğe, bir kadın da bir tek elbise içinde diğer kadına yaklaşmasın.'
Ardından gelen İbn Ömer hadisine de bakınız.
قال أبو داود: رواه عبدُ السلام بنُ حرب، عن الأعمشِ، عن أنسِ بنِ مالكٍ، وهو ضعيف(١)(٢). ٧ - باب كراهية الكلام عند الخلاء١٥ - حدَّثنا عبيد الله بن عمر بن مَيسَرة، حدَّثنا ابنُ مَهدي، حدَّثنا عِكرمةُ ابنُ عمَّار، عن يحيي بن أبي كثير، عن هِلال بن عِياض، قال:حدثني أبو سعيد، قال: سمعتُ رسولَ الله صلى الله عليه وسلم يقول: "لا يَخرُجُ الرجلانِ يَضرِبانِ الغائِطَ كاشِفَينِ عن عَورَتهِما يتحدَّثانِ، فإن الله عز وجل يَمقُتُ على ذلك"(٣).قال أبو داود: لم يُسنده إلا عِكرمةُ بنُ عمَار.(١) إسناده ضعيف لانقطاعه، الأعمش لم يسمع من أنس. وقول المصنف:" وهو ضعيف" أي: الإسناد لانقطاعه، وليس مراده تضعيفَ عبد السلام بن حرب، فإنه ثقة حافظ.(٢) زاد في هامش (أ): قال أبو عيسى الرملي: حدثناه أحمد بن الوليد، حدَّثنا عمرو بن عون، أخبرنا عبد السلام، به. قلنا: وأبو عيسى الرملي: هو إسحاق بن موسى ابن سعيد الرملي، سكن بغداد وحدث بها عن جمع، وكان عنده عن أبي داود "السنن"، وكان ورَّاقاً له، توفي سنة ٣٢٠ هـ. وثقه الدارقطني. انظر "تاريخ بغداد" ٦/ ٣٩٥.(٣) إسناده ضعيف لجهالة هلال بن عياض، ويقال: عياض بن هلال، وهو الراجح في اسمه، فقد تفرد بالرواية عنه يحيى بن أبي كثير. وفي إسناده اضطراب بيَّناه في " المسند" (١١٣١٠).وأخرجه النسائي في "الكبرى" (٣٦) و (٣٧)، وابن ماجه (٣٤٢) من طريق عكرمة بن عمار، بهذا الإسناد.وفي الباب عن أبي سعيد الخدري عند مسلم (٣٣٨)، ولفظه: "لا ينظر الرجل إلى عورة الرجل، ولا المرأة إلى عورة المرأة، ولا يفضي الرجلُ إلى الرجل في ثوب واحد، ولا تفضي المرأة إلى المرأة في الثوب الواحد".وانظر حديثُ ابن عمر الآتي بعده.
8 - İdrarını yapmakta olan bir kimsenin selâmı almasına dair bâb
16 - Bize Osman ve Ebû Bekir –ki bunlar Ebû Şeybe'nin iki oğludur– dediler ki: Bize Ömer b. Sa‘d, Süfyân’dan, o Dahhâk b. Osman’dan, o Nâfi‘den, o da İbn Ömer’den rivayet etti. İbn Ömer şöyle dedi: Bir adam, Nebî (s.a.v.) idrarını yaparken yanından geçti ve selâm verdi. Efendimiz (s.a.v.) ise selâmını almadı(1).
Ebû Dâvûd dedi ki: İbn Ömer ve başkalarından rivayet olunduğuna göre Nebî (s.a.v.) teyemmüm etmiş, ardından o adamın selâmını almıştır(2).
(1) İsnadı sahihtir. Ömer b. Sa‘d, İbn Ubeyd el-Hafrî’dir; Süfyân ise es-Sevrî’dir. Hadis, İbn Ebû Şeybe’nin el-Musannef’inde (8/623) yer almaktadır. Ayrıca Müslim (370), Tirmizî (90 ve 2917), Nesâî el-Müctebâ (37) ve İbn Mâce (353) bu isnadla Süfyân es-Sevrî yoluyla rivayet etmişlerdir.
(2) İbn Ömer hadisi, müellif (Ebû Dâvûd) tarafından 330 ve 331 numaralı hadislerde gelecektir. Ayrıca ileride 329 numarada gelecek İbn Abbas hadisine bakınız. Buhârî’nin Sahîh’inde 336 numaralı hadisin peşinden gelen bâb şöyledir: "Hazarda su bulamayan ve namazın vaktinin kaçmasından korkan kimsenin teyemmüm etmesi bâbı." Atâ da bu görüştedir. Hâfız (İbn Hacer) dedi ki: Suyun bulunamaması hükmüne, suyu kullanma imkânının olmaması da ilhak edilir.
Hâfız dedi ki: Selef âlimleri bu meselenin aslında ihtilâf etmişlerdir. Mâlik, hazarda teyemmüm eden kimseye namazı iâde etme gereği bulunmadığı görüşüne gitmiştir. İbn Battâl bunu şöyle tevcîh etmiştir: Teyemmüm ancak seferî ve hasta için namaz vaktine yetişmek üzere meşrû kılınmıştır; suya gücü yetmeyen hazarî de kıyasen bunlara ilhak edilir. Şâfiî ise bu durumun nadir olması sebebiyle iâdenin gerekli olduğunu söylemiştir. Ebû Yûsuf ve Züfer'den rivayet olunduğuna göre kişi suyu buluncaya kadar –vakit çıksa bile– namaz kılmaz. Tahâvî ise şöyle demiştir: Şehirde teyemmüm ancak üç durumda câizdir: Birincisi, abdest alması hâlinde cenâze namazının kaçmasından korkması; ikincisi, bayram namazının kaçmasından korkması; üçüncüsü, cünüp kimsenin gusül sebebiyle soğuktan korkması.
٨ - باب في الرجل يرد السلام وهو يبول١٦ - حدَّثنا عثمان وأبُو بكر ابنا أبي شيبة، قالا: حدَّثنا عمر بن سعد، عن سُفيان، عن الضحاك بن عثمان، عن نافععن ابن عمر، قال: مرَّ رجلٌ على النبيِّ صلى الله عليه وسلم وهو يبولُ، فسَلَّم عليه، فلم يَرُد عليه(١).قال أبو داود: ورُوِيَ عن ابنِ عمر وغيرِه: أنَّ النبيَّ صلى الله عليه وسلم تيمَّمَ ثمَّ ردَّ على الرجلِ السَّلام(٢).(١) إسناده صحيح. عمر بن سعد: هو ابن عبيد الحفري، وسفيان: هو الثوري. وهو في "مصنف ابن أبي شيبة" ٨/ ٦٢٣.وأخرجه مسلم (٣٧٠)، والترمذي (٩٠) و (٢٩١٧)، والنسائي في "المجتبى" (٣٧). وابن ماجه (٣٥٣) من طريق سفيان الثوري، بهذا الإسناد.(٢) سيأتي حديث ابن عمر عند المصنف برقم (٣٣٠) و (٣٣١) وانظر حديث ابن عباس الآتي برقم (٣٢٩).وفي صحيح البخاري بإثر الحديث (٣٣٦): باب التيمم في الحضر إذا لم يجد الماء وخاف فوت الصلاة وبه قال عطاء. وقال الحافظ: ويلتحق بفقده عدم القدرة عليه.قال الحافظ: واختلف السلف في أصل المسألة، فذهب مالك إلى عدم وجوب الإعادة على من تيمم في الحضر، ووجهه ابن بطال بأن التيمم إنما ورد في المسافر والمريض لإدراك وقت الصلاة فيلتحق بهما الحاضر إذا لم يقدر على الماء قياساً.وقال الشافعي: تجب عليه الإعادة لندور ذلك.وعن أبي يوسف وزفر: لا يصلي إلى أن يجد الماء ولو خرج الوقت.وقال الطحاوي: التيمم في المصر لا يجوز إلا في ثلاث: إحداها إذا خاف فوت صلاة الجنازة إن توضأ، والثانية: عند خوف فوت صلاة العيد، والثالثة عند خوف الجنب من البرد بسبب الاغتسال.
17 - Bize Muhammed b. el-Müsennâ rivâyet etti; bize Abdü'l-A'lâ, bize Saîd, Katâde'den, Hasan'dan, Hudayn b. el-Münzir Ebû Sâsân'dan, o da Muhâcir b. Kunfuz'dan rivâyet etti: (Muhâcir b. Kunfuz) Nebiyy-i Ekrem (s.a.v.)'in yanına geldi; O bevlediyordu. Ona selâm verdi, fakat Peygamber (s.a.v.) abdest alıncaya kadar selâmına karşılık vermedi. Sonra ona mazeret beyân ederek şöyle buyurdu: "Şüphesiz ben, Allah Azze ve Celle'yi ancak tahâret üzere anmayı hoş karşılamadım / uygun görmedim." Yahut "tahâret üzere" buyurdu.
9. Bölüm – Kişinin Allah Teâlâ'yı Tahâretsiz Zikretmesi Bâbı
81 - Bize Muhammed b. el-Alâ rivâyet etti; bize İbn Ebî Zâide, babasından, Hâlid b. Seleme -yani el-Fa'fâ'-'dan, o el-Behiy'den, o Urve'den, o da Âişe'den (r.anhâ) rivâyet etti. (Âişe dedi ki:) Resûlullah (s.a.v.) her hâlinde Allah'ı zikrederdi.
(1) Senedi sahihtir. Abdü'l-A'lâ, Abdü'l-A'lâ b. Abdü'l-A'lâ es-Sâmî'dir; Saîd, Saîd b. Ebî Arûbe'dir; Katâde, Katâde b. Diâme es-Sedûsî'dir; Hasan ise el-Basrî'dir.
Bu hadisi İmâm Nesâî "el-Kübrâ"sında (34), İbn Mâce ise (350) numarada Saîd b. Ebî Arûbe yoluyla bu senedle rivâyet etmişlerdir. Ayrıca "Müsned-i Ahmed" (19034) ve "Sahîh-i İbn Hibbân" (803)'da da yer almaktadır.
İbn Hibbân "Sahîh"inde bu hadisin akabinde şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.)'in "Allah'ı ancak tahâret üzere anmayı hoş karşılamadım/uygun görmedim" sözüyle, tahâret üzere zikrin faziletini kastetmiştir. Yoksa O bununla, zikrin câiz olmadığını nefyetmiş değildir.
(2) Senedi sahihtir. Abdullah el-Behiy'den birçok kişi rivâyet etmiş, İbn Sa'd onu tevsîk etmiş, Müslim "Sahîh"inde onunla ihticâc etmiştir. İbn Hibbân ise onu sikât arasında zikretmiştir. Diğer ricâli de sika kimselerdir. İbn Ebî Zâide, Yahyâ b. Zekeriyyâ'dır.
Bu hadisi ayrıca Müslim (373), Tirmizî (3681) ve İbn Mâce (302), Yahyâ b. Zekeriyyâ yoluyla bu senedle rivâyet etmişlerdir. Ayrıca "Müsned-i Ahmed" (24410) ve "Sahîh-i İbn Hibbân" (802)'da da yer almaktadır.
١٧ - حدَّثنا محمد بن المثنَّى، حدَّثنا عبد الأعلى، حدَّثنا سعيد، عن قتادةَ، عن الحسن، عن حُضَين بن المُنذر أبي ساسانعن المُهاجِر بن قُنفُذ: أنَّه أتى النبيَّ صلى الله عليه وسلم وهو يبولُ، فسلَّمَ عليه، فلم يَرُدَّ عليه حتَّى توضَّأ، ثُمَّ اعتَذَرَ إليه فقال: "إنِّي كَرِهتُ أن أذكُرَ الله عز وجل إلا على طُهرٍ" أو قال: "على طهارةٍ"(١). ٩ - باب في الرجل يذكر الله تعالى على غير طهر٨١ - حدَّثنا محمَّد بن العلاء، حدَّثنا ابن أبي زائدة، عن أبيه، عن خالد بن سلمة -يعني الفَأفاء-، عن البَهِيِّ، عن عُروةعن عائشة، قالت: كانَ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم يذكُرُ اللهُ على كُلِّ أحيانِهِ(٢).(١) إسناده صحيح. عبد الأعلى: هو ابن عبد الأعلى السامي، وسعيد: هو ابن أبي عروبة، وقتادة: هو ابن دعامة السدوسي، والحسن: هو البصري.وأخرجه النسائي في "الكبرى" (٣٤)، وابن ماجه (٣٥٠) من طريق سعيد بن أبي عروبة، بهذا الإسناد.وهو في "مسند أحمد" (١٩٠٣٤)، و "صحيح ابن حبان" (٨٠٣).قال ابن حبان في "صحيحه" بإثره: قوله صلى الله عليه وسلم "إني كرهت أن أذكر الله إلا على طهر" أراد به صلى الله عليه وسلم الفضلَ، لأن الذكر على الطهارة أفضل، لا أنه كان يكرهه لنفي جوازه.(٢) إسناده صحيح، عبد الله البهي روى عنه جمع، ووثقه ابن سعد، واحتج به مسلم في "صحيحه"، وذكره ابن حبان في الثقات. وباقي رجاله ثقات. ابن أبي زائدة: هو يحيى بن زكريا.وأخرجه مسلم (٣٧٣)، والترمذي (٣٦٨١)، وابن ماجه (٣٠٢) من طريق يحيي ابن زكريا، بهذا الإسناد.وهو في "مسند أحمد" (٢٤٤١٠)، و"صحيح ابن حبان" (٨٠٢).=