Sünen-i İbn Mâce - thk. Abdülbâkî (İbn Mâce)
Bölüm: Sünnet Kitapları
Kitap: Sünen-i İbn Mâce
Müellif: İbn Mâce Ebû Abdillâh Muhammed b. Yezîd el-Kazvînî; Mâce, babası Yezîd'in adıdır (ö. 273 h.)
Tahkîk: Muhammed Fuâd Abdülbâkî [ö. 1388 h.]
Yayınevi: Dâru İhyâi'l-Kütübi'l-Arabiyye - Faysal Îsâ el-Bâbî el-Halebî
Cilt sayısı: 2 (müteselsil numaralandırma)
[Kitabın numaralandırması matbu nüshaya uygundur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
سنن ابن ماجه - ت عبد الباقي (ابن ماجه)القسم: كتب السنةالكتاب: سنن ابن ماجهالمؤلف: ابن ماجة أبو عبد الله محمد بن يزيد القزويني، وماجة اسم أبيه يزيد (ت ٢٧٣ هـ)تحقيق: محمد فؤاد عبد الباقي [ت ١٣٨٨ هـ]الناشر: دار إحياء الكتب العربية - فيصل عيسى البابي الحلبيعدد الأجزاء: ٢ (متسلسلة الترقيم)[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Kitabın îmân, sahâbenin fezâili ve ilim bahisleriyle açılışı
[افتتاح الكتاب في الإيمان وفضائل الصحابة والعلم]
1 - Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivâyet etti. Dedi ki: Bize Şerîk, el-A‘meş'ten; o, Ebû Sâlih'ten; o da Ebû Hureyre'den (r.a.) rivâyetle dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Size emrettiğim şeyi alın (yapın); sizi nehyettiğim şeyden de kaçının.» Sahih
١ - حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ: حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنِ الْأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «مَا أَمَرْتُكُمْ بِهِ فَخُذُوهُ، وَمَا نَهَيْتُكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا» صحيح
3 - Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti, dedi ki: Bize Ebû Muâviye ve Vekî‘, el-A‘meş’ten, o da Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Hureyre’den rivâyet etti, dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Kim bana itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur; kim bana isyan ederse, Allah'a isyan etmiş olur.» Bu hadis, müellifin tek başına rivâyet ettiği hadislerdendir. Sahîhtir.
٣ - حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، عَنِ الْأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «مَنْ أَطَاعَنِي فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ، وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْ عَصَى اللَّهَ» هذا الحديث مما انفرد به المصنف. صحيح
7 - Bize Hişâm b. Ammâr rivâyet etti: Bize Yahyâ b. Hamza rivâyet etti: Bize Ebû Alkame Nasr b. Alkame rivâyet etti: Umeyr b. el-Esved ile Kesîr b. Mürre el-Hadramî, Ebû Hureyre (r.a.)'den rivâyet ettiler ki Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Ümmetimden bir topluluk, Allah'ın emri üzerinde kıyâm etmeye devam edecek; onlara muhalefet edenler onlara zarar veremeyecektir.» Bu hadis hasen-sahîhtir.
٧ - حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو عَلْقَمَةَ نَصْرُ بْنُ عَلْقَمَةَ، عَنْ عُمَيْرِ بْنِ الْأَسْوَدِ، وَكَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: قَالَ: «لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ أُمَّتِي قَوَّامَةً عَلَى أَمْرِ اللَّهِ، لَا يَضُرُّهَا مَنْ خَالَفَهَا» حسن صحيح
11 - Bize Ebû Saîd Abdullah b. Saîd tahdîs etti, dedi ki: Bize Ebû Hâlid el-Ahmer tahdîs etti, dedi ki: Mücâlid'i, eş-Şa'bî'den, o da Câbir b. Abdillah (r.a.)'tan rivâyet ederken işittim, dedi ki: Nebiyy-i Muhterem (s.a.v.)'in huzurunda idik. Bir çizgi çizdi; sağına iki, soluna da iki çizgi çizdi. Sonra elini ortadaki çizginin üzerine koyarak buyurdu: «İşte bu Allah'ın yoludur.» Ardından şu âyeti okudu: «Ve şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Öyleyse ona uyun; sizi O'nun yolundan ayırıp parçalayacak başka yollara uymayın» (En'âm, 6/153). Bu hadis sahihtir.
١١ - حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الْأَحْمَرُ، قَالَ: سَمِعْتُ مُجَالِدًا يَذْكُرُ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَخَطَّ خَطًّا، وَخَطَّ خَطَّيْنِ عَنْ يَمِينِهِ، وَخَطَّ خَطَّيْنِ عَنْ يَسَارِهِ، ثُمَّ وَضَعَ يَدَهُ فِي الْخَطِّ الْأَوْسَطِ، فَقَالَ: «هَذَا سَبِيلُ اللَّهِ» ثُمَّ تَلَا هَذِهِ الْآيَةَ: {وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلَا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبِيلِهِ} [الأنعام: ١٥٣] " صحيح
14 - Bize Ebû Mervân Muhammed b. Osman el-Osmânî rivâyet etti: Bize İbrahim b. Sa‘d b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf, babası (Sa‘d b. İbrahim) vasıtasıyla, Kāsım b. Muhammed'den, o da Âişe'den (r.anhâ) rivâyet ettiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Her kim şu işimizde (emrimizde) ondan olmayan bir şey ortaya çıkarırsa (ihdâs ederse) o (sonradan eklenen şey) reddolunmuştur (merduddur).» [Şerh: (Emrimizde) yani işimizde, şânımızda, durumumuzda. 'Emr' burada 'umûr' (işler) mânâsındadır. Veya 'bize emrettiğimiz şeyde' anlamında olup çoğulu 'evâmir'dir. 'O reddolunmuştur' yani merduddur, kabul edilmez.] Sahîh.
١٤ - حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ قَالَ: حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ» [ش (في أمرنا) أي في شأننا. فالأمر واحد الأمور. أو في ما أمرنا به فالأمر واحد الأوامر. (فهو رد) أي مردود] . صحيح
16 - Bize Muhammed b. Yahyâ en-Neysâbûrî rivâyet etti, dedi ki: Bize Abdürrezzâk rivâyet etti, dedi ki: Bize Ma‘mer haber verdi, ez-Zührî'den, o Sâlim'den, o İbn Ömer'den rivâyetle, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah'ın cariyelerinin mescidlerde namaz kılmalarına engel olmayın.” Bunun üzerine (İbn Ömer'in) bir oğlu dedi ki: “Biz onları engelliyoruz.” Bunun üzerine (İbn Ömer) çok şiddetli bir şekilde öfkelendi ve dedi ki: “Sana Resûlullah (s.a.v.)'den hadis rivâyet ediyorum, sen ise ‘Biz onları engelliyoruz’ mu diyorsun?!” [İmâullah: yani kadınlar]. Sahihtir.
١٦ - حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى النَّيْسَابُورِيُّ قَالَ: حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ قَالَ: أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «لَا تَمْنَعُوا إِمَاءَ اللَّهِ أَنْ يُصَلِّينَ فِي الْمَسْجِدِ» فَقَالَ ابْنٌ لَهُ: إِنَّا لَنَمْنَعُهُنَّ، فَقَالَ: فَغَضِبَ غَضَبًا شَدِيدًا، وَقَالَ: أُحَدِّثُكَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وتقولُ: إِنَّا لَنَمْنَعُهُنَّ؟ [ش (إماء الله) أي النساء] . صحيح
19 - Bize Ebû Bekr b. Hallâd el-Bâhilî rivâyet etti. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd, İbn Aclân’dan rivâyet etti. (İbn Aclân) dedi ki: Bize Avn b. Abdullah, Abdullah b. Mes‘ûd (r.a.)’dan haber verdi. (Abdullah b. Mes‘ûd) dedi ki: “Size Resûlullah (s.a.v.)’den bir hadis rivâyet ettiğimde, Resûlullah (s.a.v.) hakkında O’nun en rahat/hoş, en doğru yolu gösterici ve en takvalı olduğu zannında bulunun.” [Şerh: (أهناه، وأهداه، وأتقاه) ‘اهنأ’ aslında hemzelidir; ‘هَنَأَ الطعام’den türetilmiş bir tafdîl ismi olup yemek boğazdan rahat geçtiğinde veya zahmetsiz geldiğinde ve ardından bir belâ getirmediğinde kullanılır. Ancak bu kelimenin hemzesi, söz uyumu (izdivâc) ve müşâkele sebebiyle elif’e dönüştürülmüştür. ‘أتْقَى’ ise ‘ittikâ’dan gelen şâzz bir tafdîl ismidir; çünkü kıyas, tafdîl isminin mücerred sülâsîden yapılmasını gerektirir; burada ise ‘ت’ harfinin aslî olduğu vehmiyle yapılmıştır.] Zayıf, munkatı‘.
١٩ - حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ الْخَلَّادِ الْبَاهِلِيُّ قَالَ: حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ عَجْلَانَ قَالَ: أَنْبَأَنَا عَوْنُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ: «إِذَا حَدَّثْتُكُمْ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَظُنُّوا بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، الَّذِي هُوَ أَهْنَاهُ، وَأَهْدَاهُ، وَأَتْقَاهُ» [ش (أهناه وأهداه وأتقاه) " اهنأ " في الأصل بالهمزة اسم تفصيل من هنأ الطعام إذا ساغ أو جاء بلا تعب ولم يعقبه بلاء لكن قلبت همزته ألفا للازدواج والمشاكلة. وأتقى اسم تفضيل من الاتقاء على الشذوذ لأن القياس بناء اسم التفضيل من الثلاثي المجرد وهو مبني على توهم أن التاء حرف أصلي] . ضعيف منقطع
22 - Bize Muhammed b. Abbâd b. Âdem haber verdi: Babam, Şu'be'den, Şu'be Muhammed b. Amr'dan, o Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den rivayet etti. Yine bize Hennâd b. es-Serrî haber verdi: Abde b. Süleyman, Muhammed b. Amr'dan, o Ebû Seleme'den rivayetle Ebû Hureyre'nin bir adama şöyle dediğini bildirdi: "Ey kardeşimin oğlu! Sana Resûlullah (s.a.v.)'dan bir hadis rivayet ettiğimde, ona karşı misal getirme." [Şârih: (Bir adama) ifadesiyle kastedilen İbn Abbas'tır (r.a.). Ebû Hureyre (r.a.) 'ateşin dokunduğu şeyden dolayı abdest' hadisini rivayet edince, İbn Abbas (r.a.) ona: 'Sıcak sudan (hamîm) abdest alalım mı?' yani bu hadisin gereğince, bir kimse sıcak suyla abdest aldığında soğuk suyla tekrar abdest alması gerekir mi, diye sordu. Bunun üzerine Ebû Hureyre (r.a.), hadisin bu tür nazarî itirazlarla karşılanamayacağını belirtti. Zira maksat, 'ateşin dokunduğu şeyi yemek' abdesti gerektirir, 'dokunmak' değildir.] Hasendir. Tam hali 485 numarada gelecektir.
٢٢ - حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادِ بْنِ آدَمَ قَالَ: حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، ح وَحَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ قَالَ: حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ قَالَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ لِرَجُلٍ: يَا ابْنَ أَخِي، «إِذَا حَدَّثْتُكَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدِيثًا، فَلَا تَضْرِبْ لَهُ الْأَمْثَالَ» [ش (قال لرجل) هو ابن عباس. حين روى عنه الوضوء مما مسته النار فقال له ابن عباس أنتوضأ من الحميم أي الماء الحار. أي ينبغي على مقتضى هذا الحديث أن الإنسان إذا توضأ بالماء الحار أن يتوضأ ثانية بالماء البارد. فرد عليه أبو هريرة بأن الحديث لا يعارض بمثل هذه المعارضات المدفوعة بالنظر. فإن المراد أن " أكل " ما مسته النار يوجب الوضوء لا " مسه "] . حسن، ويأتي بأتم ٤٨٥
Ebü'l-Hasan dedi ki: Bize Yahyâ b. Abdullah el-Kerâbîsî tahdîs etti (rivayet etti); dedi ki: Bize Alî b. el-Ca'd, Şu'be'den, o da Amr b. Murre'den olmak üzere, Alî (r.a.) hadisinin benzerini rivayet etti. Bu rivayet hasendir ve 20 numaralı hadisin tekrarıdır.
قَالَ: أَبُو الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْكَرَابِيسِيُّ قَالَ: حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْجَعْدِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، مِثْلَ حَدِيثِ عَلِيٍّ رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ حسن، وهو مكرر رقم ٢٠
27 - Bize el-Abbas b. Abdilazîm el-Anberî rivâyet etti. Dedi ki: Bize Abdurrezzak rivâyet etti. Dedi ki: Bize Ma‘mer haber verdi; İbn Tavus'tan, o da babasından. Babası dedi ki: İbn Abbas'ı (r.a.) şöyle derken işittim: "Biz hadisi ezberlerdik. Hadis, Resûlullah'tan (s.a.v.) ezberlenirdi. Fakat siz zor ve kolay (bütün binekleri) binip (aşırılığa ve ihmale) gittiğinizde, işte o zaman ne uzaktır!" [Şerh: (İnnâ künnâ nahfezu'l-hadîs) yani onu insanlardan alır, doğruluklarına güvenerek ezberlerdik. (Ve'l-hadîsü yuhfezu) yani ona ihtimam gösterilmesi gerektiği anlamındadır. (Rekibtümü's-sa‘be ve'z-zelûle) ifadesi nakilde aşırılık ve ihmali kinaye yoluyla anlatır; öyle ki artık onların nakline güven kalmaz. (Feheyhât) yani onlardan alma ve onlara güvenerek ezberleme işi artık çok uzaktır.] Sahih.
٢٧ - حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ قَالَ: حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ قَالَ: أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ: سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ: «إِنّا كُنَّا نَحْفَظُ الْحَدِيثَ، وَالْحَدِيثُ يُحْفَظُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَأَمَّا إِذَا رَكِبْتُمُ الصَّعْبَ وَالذَّلُولَ، فَهَيْهَاتَ» [ش (إنا كنا نحفظ الحديث) أي نأخذه عن الناس ونحفظه اعتمادا على صدقهم. (والحديث يحفظ) أي هو حقيق أن يعتنى به. (ركبتم الصعب والذلول) كناية عن الإفراط والتفريط في النقل بحيث ما بقي الاعتماد على نقلهم. (فهيهات) أي بعد أخذهم والحفظ اعتمادا عليهم] . صحيح
30 - Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, Süveyd b. Saîd, Abdullah b. Âmir b. Zürâre ve İsmâil b. Mûsâ rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Şerîk, Simâk'tan, o da Abdurrahmân b. Abdullah b. Mes'ûd'dan, o da babası Abdullah b. Mes'ûd (r.a.)'den rivâyet etti. Dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Kim benim üzerime kasten yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın.» [ش (مُتَعَمِّدًا) yani bir maksatla benim üzerime yalan söylemeyi kastetmek; hata veya unutma ile vâki olmamıştır. (فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ) yani cehennemden kendine bir mesken edinsin. 'تبوأ الدار' evi mesken edindi demektir. Denildi ki bu, emir lafzıyla bir duadır; Allah onu oraya yerleştirsin manasındadır. Bir kısım âlimler ise emir lafzıyla haber kastedilmiştir, manası o cehennemi hak etmiştir dediler. İbnü's-Salâh dedi ki: 'Men kezebe aleyye' hadisi mütevatirdir. Zira onu nakleden sahabe pek çoktur. Altmış iki olduğu söylenir; bunlardan on tanesi aşere-i mübeşşeredir. Hatta bu hadis dışında aşere-i mübeşşerenin tamamının rivâyet ettiği başka bir hadis bilinmediği söylenir. Sahih
٣٠ - حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى، قَالُوا: حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «مَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا، فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ» [ش (متعمدا) أي قاصدا الكذب علي لغرض من الأغراض. لا أنه وقع فيه خطأ أو سهوا. (فليتبوأ مقعده من النار) أي فليتخذ منزله منها. يقال تبوأ الدار إذا اتخذها سكنا. قيل إنه دعاء بلفظ الأمر أي بوأه الله ذلك. وقيل خبر بلفظ الأمر ومعناه قد استوجب ذلكقال ابن الصلاح حديث " من كذب علي " متواتر. فان ناقله من الصحابة جم غفير. قيل اثنان وستون منهم العشرة المبشرة. وقيل لا يعرف حديث اجتمع عليه العشرة إلا هذا. صحيح
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti; dedi ki: Bize Yahyâ b. Ya‘lâ et-Teymî, Muhammed b. İshâk’tan, o Ma‘bed b. Ka‘b’dan, o Ebû Katâde’den rivayet etti; şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.)’i şu minber üzerinde şöyle buyururken işittim: «Benden çokça hadis rivayet etmekten sakının! Kim benim adıma bir şey söylerse, ya hakkı/gerçeği (hak) veya doğruyu (sıdk) söylesin. Kim benim söylemediğim bir şeyi bana isnad ederek uydurursa, ateşteki yerine hazırlansın.» [‘veya’ kelimesi râvinin şüphesini göstermektedir] Hasen.
٣٥ - حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالَ: حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى التَّيْمِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مَعْبَدِ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ عَلَى هَذَا الْمِنْبَرِ: «إِيَّاكُمْ وَكَثْرَةَ الْحَدِيثِ عَنِّي، فَمَنْ قَالَ عَلَيَّ، فَلْيَقُلْ حَقًّا أَوْ صِدْقًا، وَمَنْ تَقَوَّلَ عَلَيَّ مَا لَمْ أَقُلْ، فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ» [ش (حقا أو صدقا) كلمة " أو " للشك] . حسن
39 - Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti: Bize Vekî‘ rivâyet etti. (H) Bize Muhammed b. Beşşâr da rivâyet etti: Bize Muhammed b. Ca‘fer rivâyet etti. İkisi dediler ki: Bize Şu‘be, Hakem’den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ’dan, o da Semüre b. Cündeb’den, o da Nebî (s.a.v.)’den rivâyet etti: «Kim benim hakkımda yalan olduğunu bildiği bir hadis rivâyet ederse, işte o iki yalancıdan biridir.» (Sahih)
٣٩ - حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالَ: حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَا: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «مَنْ حَدَّثَ عَنِّي حَدِيثًا وَهُوَ يَرَى أَنَّهُ كَذِبٌ، فَهُوَ أَحَدُ الْكَاذِبَيْنِ» صحيح