Sahîh-i Buhârî - et-Te'sîl Baskısı (Buhârî)
Kısım: Kütüb-i Sitte
Kitap: Sahîh-i Buhârî (el-Câmiu'l-Müsnedü's-Sahîhu'l-Muhtasar min Umûri Resûlillah sallallahu aleyhi ve sellem ve Sünenihî ve Eyyâmihî)
Müellif: Ebû Abdullah Muhammed b. İsmâil b. İbrâhim b. Mugīre el-Cu‘fî el-Buhârî (öl. 256 h.)
Baskı: Sultâniyye nüshası esas alınarak gözden geçirilmiş ve düzeltilmiş; rumuzlarındaki belirsizlik giderilmiştir.
Neşreden: Dâru't-Te'sîl - Kahire
Baskı: 1. Baskı, 1433 h. - 2012
Cilt Adedi: 10 (9 cilt ve fihrist)
[Kitap numaralandırması matbu nüshaya uygundur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
صحيح البخاري - ط التأصيل (البخاري)القسم: كتب السنةالكتاب: صحيح البخاري(الجامع المسند الصحيح المختصر من أمور رسول الله - صلى الله عليه وسلم - وسننه وأيامه)المؤلف: أبو عبد الله محمد بن إسماعيل بن إبراهيم بن المغيرة الجعفي البخاري (ت ٢٥٦ هـ)طبعة: مراجعة ومصححة على النسخة السلطانية، مع رفع الالتباس عن رموزهاالناشر: دار التأصيل - القاهرةالطبعة: الأولى، ١٤٣٣ هـ - ٢٠١٢ معدد الأجزاء: ١٠ (٩ والفهارس)[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Hadîs-i Nebevî Dîvânı(1): Sahîh-i Buhârî, Resûlullah (s.a.v.)'in işlerinden, sünnetlerinden ve gazvelerinden öz olarak alınmış, müsned, sahih, câmi‘ bir eserdir. İmam Ebû Abdullah Muhammed b. İsmâil b. İbrâhim b. Muğîre el-Cu‘fî el-Buhârî'ye aittir (256 hicride vefat etmiştir). Sultâniyye nüshası esas alınarak gözden geçirilmiş ve düzeltilmiş baskıdır; rumuzlarındaki belirsizlikler giderilmiştir. Merkezü'l-Buhûs ve Teknoloji'l-Ma‘lûmât, Dâru't-Te'sîl.
دِيوَان الحَدِيثِ النَّبويّ(١) صَحِيحُ البُخَارِيوَهُو: الجامِعُ المُسْنَد الصَحِيحُالمخْتَصر مِن أمُور رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم وَسُنَنِهِ وأيَّامِهِ للإمام أبي عبد الله محمد بن إسماعيل بن إبراهيم بن المغيرة الجعفي البخاريالمتوفى سنة ٢٥٦ هجرية طبعة مراجعة ومصححة على النسخة السلطانيةمع رفع الالتباس عن رموزها مَركَز البُحُوثِ وتَقْنِيَةِ المَعْلُومَاتِدَارُ التَّأْصِيل
12 — CUM'A KİTABI (1) (1) İbn Asâkir nüshasında işaretlenmiştir.
(2) Rahmân ve Rahîm Olan Allah'ın Adıyla (2) (2) "Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm" ibaresi onun yerine "Kitâbü'l-Cum'a" şeklinde vâki olmuştur; üzerine "sah" (doğru) ibâresi konulmuş; İbn Asâkir, Ebû Zerr (el-Herevî) tarikiyle el-Müstemlî ve el-Keşmîhenî nüshaları ve Ebü'l-Vakt nüshası için işaretlenmiştir.
1 — CUMA NAMAZININ FARZİYETİ BABI
Allah Teâlâ'nın şu kavli sebebiyle: "Ey iman edenler! Cum'a günü namaz için çağrı yapıldığında, hemen Allah'ı anmaya (Cum'a namazına) koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."(4) (3) İbn Asâkir nüshasında: "Cum'a günü namaz için çağrı yapıldığında, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın... sözüne kadar" şeklindedir. (4) el-Cum'a Sûresi, 9. (Bu âyetin ardından) Ebû Zerr el-Hamevî tarikiyle: "(فَاسْعَوْا) 'koşun' (فَامْضُوا) 'gidin' demektir" ibaresi yer alır.
• [886] Bize Ebü'l-Yemân (el-Hakem b. Nâfi‘) haber verdi; dedi ki: Bize Şuayb (b. Ebî Hamza) haber verdi; dedi ki: Bize Ebü'z-Zinâd (Abdullah b. Zekvân) haber verdi; ona Rebîa b. el-Hâris'in âzâdlısı Abdurrahmân b. Hürmüz el-A‘rec haber vermiş; o da Ebû Hureyre (r.a.)'den işittiğini, onun da Resûlullah (s.a.v.)'den işittiğini söylemiştir: "Biz (ümmet olarak) sonra gelenleriz, kıyâmet gününde ise önde olanlarız. Şu var ki onlara (Yahudi ve Hristiyanlara) bizden önce kitap verildi. Sonra (Cum'a günü) onlar üzerine farz kılınan gündür (5) , fakat onlar bu hususta ihtilâf ettiler. Allah da bize (doğrusunu) gösterdi. İnsanlar bu konuda bize tâbidir; Yahudiler yarın (Cumartesi), Hristiyanlar ise öbür gün (Pazar) (tâbidir)."(6) (5) Ebû Zerr el-Hamevî ve İbn Asâkir nüshasında: "Allah'ın farz kıldığı" şeklindedir. (6) İbare Ebû Zerr, el-Esîlî, İbn Asâkir ve Ebü'l-Vakt nüshalarında böyledir. (7) "Bu konuda bize tâbidir" ibaresi Ebû Zerr'in bir nüshasında "bize tâbidir" şeklindedir.
* [886] [Tuhfetü'l-Eşrâf: خ 13744]
١٢ - كِتَابُ الجُمُعَةِ (١)بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ(٢) ١ - بَابُ فَرْضِ الْجُمُعَةِلِقَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: {إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ(٣) ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ}(٤). • [٨٨٦] حدثنا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ: أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ هُرْمُزَ الْأَعْرَجَ - مَوْلَى رَبِيعَةَ بْنِ الْحَارِثِ - حَدَّثَهُ، أَنَّهُ سَمِعَ أبَا هُرَيْرَةَ رضي الله عنه، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يقُولُ: "نَحْنُ الْآخِرُونَ السَّابِقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، بَيْدَ أَنَّهُمْ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِنَا، ثُمَّ هَذَا يَوْمُهُمُ الَّذِي فُرِضَ(٥) عَلَيْهِمْ فَاخْتَلَفُوا فِيهِ فَهَدَانَا اللَّهُ، فَالنَّاسُ لَنَا فِيهِ(٦) تَبَعٌ(٧)، الْيَهُودُ غَدًا وَالنَّصَارَى بَعْدَ غَدٍ".(١) رقم عليه لابن عساكر.(٢) قوله "بسم اللَّه الرحمن الرحيم": وقع بدلًا منه: "كتاب الجمعة" وعليه صح، ورقم له لابن عساكر، ولأبي ذر عن المستملي والكشميهني، ولأبي الوقت.(٣) لابن عساكر: "إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ إلى قوله: تَعْلَمُونَ".(٤) [الجمعة: ٩]. بعده لأبي ذر عن الحموي: "فَاسْعَوا: فامْضُوا".(٥) لأبي ذر عن الحموي، ولابن عساكر: "فَرَضَ اللَّهُ".(٦) كذا لأبي ذر، والأصيلي، وابن عساكر، وأبي الوقت.(٧) قوله: "لنا فيه تبع" لأبي ذر في نسخة: "لنَا تَبَعٌ".* [٨٨٦] [التحفة: خ ١٣٧٤٤]
2 - CUMA GÜNÜ GUSLÜN FAZİLETİ BÂBI VE ÇOCUĞUN CUMA NAMAZINA KATILMASI YAHUT KADINLARIN CUMA NAMAZINA KATILMASI GEREKİR Mİ?
• [887] Bize Abdullah b. Yûsuf rivayet etti, dedi ki: Bize Mâlik, Nâfi‘den, o da Abdullah b. Ömer (r.a.)‘dan haber verdi ki, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Biriniz Cumaya geldiğinde gusül abdesti alsın.”
• [888] Bize Abdullah b. Muhammed b. Esmâ rivayet etti, dedi ki: Bize Cüveyriye, Mâlik‘ten, o Zührî‘den, o Sâlim b. Abdullah b. Ömer‘den, o İbn Ömer (r.a.)‘dan haber verdi ki, Ömer b. el-Hattâb Cuma günü hutbe îrâd ederken, muhacirlerin ilklerinden olan Nebî (s.a.v.)‘in ashâbından bir adam içeri girdi. Bunun üzerine Ömer ona şöyle seslendi: "Bu saat nedir?" Adam dedi ki: "Meşgul oldum, nihayet ezanı işitinceye kadar ailemin yanına dönemedim; abdest almaktan başka bir şey yapmadım." Ömer (r.a.) şöyle buyurdu: "(Sadece) abdest mi? Hâlbuki sen Resûlullah (s.a.v.)‘in guslü emrettiğini de bilmektesin."
• [889] Bize Abdullah b. Yûsuf rivayet etti, dedi ki: Bize Mâlik, Safvân b. Süleym‘den haber verdi...
٢ - بَابُ فَضْلِ الْغُسْلِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَهَلْ عَلَى الصَّبِيِّ شُهُودُ يَوْمِ الْجُمُعَةِ أَوْ عَلَى النِّسَاءِ؟• [٨٨٧] حدثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ: أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ(١) بْنِ عُمَرَ رضي الله عنهما، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: "إِذَا جَاءَ أَحَدُكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيَغْتَسِلْ". • [٨٨٨] حدثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَسْمَاءَ(٢)، قَالَ: أَخْبَرَنَا(٣) جُوَيْرِيَةُ(٤)، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضي الله عنهما، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ بَيْنَمَا هُوَ قَائِمٌ فِي الْخُطْبَةِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِذْ دَخَلَ(٥) رَجُلٌ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ الْأَوَّلِينَ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَنَادَاهُ عُمَرُ: أَيَّةُ سَاعَةٍ هَذِهِ؟ قَالَ: إِنِّي شُغِلْتُ فَلَمْ أَنْقَلِبْ(٦) إِلَى أَهْلِي حَتَّى سَمِعْتُ التَّأْذِينَ، فَلَمْ أَزِدْ أَنْ(٧) تَوَضَّأْتُ، فَقَالَ: وَالْوُضُوءُ(٨) أَيْضًا، وَقَدْ عَلِمْتَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَأْمُرُ بِالْغُسْلِ. • [٨٨٩] حدثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ: أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ،(١) "عبد اللَّه": ليس عند ابن عساكر.* [٨٨٧] [التحفة: خ س ٨٣٨١](٢) "ابن أسماء": ليس عند الأصيلي.(٣) لابن عساكر: "حدّثنا".(٤) لأبي ذر: "جُوَيْرِيَةُ بنُ أسماءَ".(٥) عليه صح لأبي الوقت. ولأبي ذر عن الحموي والكشميهني، ولأبي الوقت وعليه صح: "إذ جَاءَ".(٦) أنقلب: أي: أرجع. (انظر: النهاية في غريب الحديث، مادة: قلب).(٧) للأصيلي: "عَلَى أنْ".(٨) لأبي ذر عن الحموي والمستملي: "الوُضُوءُ" بغير واوٍ قبله.* [٨٨٨] [التحفة: خ م س ١٠٥١٩]
Atâ b. Yesâr yoluyla Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)’den rivayet olunduğuna göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cuma günü yıkanmak, ergenlik çağına ulaşmış herkes için vaciptir.” 3 – Cuma Günü İçin Güzel Koku Bâbı• [890] Bize Ali (1) rivayet etti; dedi ki: Bize Haremî b. Umâre (2) rivayet etti; dedi ki: Bize Şu‘be, Ebû Bekr b. el-Münkedir’den rivayet etti; dedi ki: Bana Amr b. Süleym el-Ensârî rivayet etti; dedi ki: Ebû Saîd’e şahitlik ederim ki, o şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.)’e şahitlik ederim ki, şöyle buyurdu (3): “Cuma günü yıkanmak, ergenlik çağına ulaşmış herkes için vaciptir; ayrıca misvak kullanması ve bulursa güzel koku sürünmesi de vaciptir.” Amr (3) dedi ki: Yıkanmaya gelince, onun vacip olduğuna şahitlik ederim. Misvak kullanmak ve güzel kokuya gelince, Allah en iyi bilir; acaba vacip midir, değil midir? Fakat hadiste böyledir. Ebû Abdullah (4) dedi ki: Bu (Ebû Bekr), Muhammed b. el-Münkedir’in kardeşidir ve bu Ebû Bekr’in ismi belirtilmemiştir (3). Onun (Ebû Bekr’in) rivayetini Bükeyr b. el-Eşec, Saîd b. Ebî Hilâl ve birçok kişi (3) nakletmiştir. Muhammed b. el-Münkedir’in künyesi Ebû Bekr ve Ebû Abdullah idi.* [889] [Tuhfe: خ م د س ق 4161] (1) İbn Asâkir’e göre: “Ali b. Abdullah b. Ca‘fer.” (2) Ebû Zer rivayetinde ve üzerinde “sah” (doğru) ibaresi bulunmaktadır. Ebû Zer nüshasında ve Ebû’l-Vakt rivayetinde: “Bize haber verdi.” (3) Üzerinde “sah” ibaresi. (4) “Ebû Abdullah’ın sözü … Ebû Abdullah’a kadar” ifadesi İbn Asâkir’de yoktur. Yûnînî nüshasında İbn Asâkir’e ait bir nüshanın haşiyesinde bulunmaktadır. (Bkz. el-Yûnînî.) (5) Ebû Zer rivayetinde: “رَوَى” (rivayet etti). Fethu’l-Bârî’den alınmıştır.* [890] [Tuhfe: خ م د س 4267]
عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: "غُسْلُ يَوْمِ الْجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ". ٣ - بَابُ الطِّيبِ لِلْجُمُعَةِ• [٨٩٠] حدثنا عَلِيٌّ(١)، قَالَ: حَدَّثَنَا(٢) حَرَمِيُّ بْنُ عُمَارَةَ، قَالَ: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ قَالَ: حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ سُلَيْمٍ الْأَنْصَارِيُّ قَالَ: أَشْهَدُ عَلَى أَبِي سَعِيدٍ قَالَ: أَشْهَدُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ(٣): "الْغُسْلُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ، وَأَنْ يَسْتَنَّ وَأَنْ يَمَسَّ طِيبًا إِنْ وَجَدَ".قَالَ عَمْرٌو(٣): أَمَّا الْغُسْلُ؛ فَأَشْهَدُ أَنَّهُ وَاجِبٌ، وَأَمَّا الاِسْتِنَانُ وَالطِّيبُ؛ فَاللَّهُ أَعْلَمُ، أَوَاجِبٌ هُوَ أَمْ لَا؟ وَلَكِنْ هَكَذَا فِي الْحَدِيثِ.قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ(٤): هُوَ أَخُو مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، وَلَمْ يُسَمَّ(٣) أَبُو بَكْرٍ هَذَا. رَوَاهُ(٥) عَنْهُ بُكَيْرُ بْنُ الْأَشَجِّ، وَسَعِيدُ بْنُ أَبِي هِلَالٍ، وَعِدَّةٌ(٣). وَكَانَ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ يُكْنَى بِأَبِي بَكْرٍ، وَأَبِي عَبْدِ اللَّهِ.* [٨٨٩] [التحفة: خ م د س ق ٤١٦١](١) لابن عساكر: "عليُّ بنُ عبدِ اللَّهِ بنِ جَعْفَرٍ".(٢) لأبي ذر وعليه صح. ولأبي ذر في نسخة، ولأبي الوقت: "أخبرنا".(٣) عليه صح.(٤) قوله: "قال أبو عبد اللَّه … إلى: وأبي عبد اللَّه" ليس عند ابن عساكر. وهو عند ابن عساكر في نسخة في الحاشية. اهـ. من اليونينية.(٥) لأبي ذر: "رَوَى". من الفتح.* [٨٩٠] [التحفة: خ م د س ٤٢٦٧]
4 - CUM‘A GÜNÜNÜN FAZİLETİ BÂBI
[891] Bize Abdullah b. Yûsuf tahdîs etti; dedi ki: Bize Mâlik, Ebû Bekir b. Abdurrahman'ın mevlâsı Sümmeyy'den, o Ebû Sâlih es-Semmân'dan, o da Ebû Hureyre (r.a.)'den haber verdi ki, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim cum‘a günü cünüplük guslü gibi gusledip sonra (namaza) giderse, sanki bir deve kurban etmiş gibidir. Kim ikinci saatte giderse, sanki bir sığır kurban etmiş gibidir. Kim üçüncü saatte giderse, sanki boynuzlu bir koç kurban etmiş gibidir. Kim dördüncü saatte giderse, sanki bir tavuk kurban etmiş gibidir. Kim beşinci saatte giderse, sanki bir yumurta (sadaka) vermiş gibidir. İmam (minbere) çıktı mı, melekler hazır olur ve zikri dinlerler."
5 - BÂB
[892] Bize Ebû Nu‘aym tahdîs etti; dedi ki: Bize Şeybân [ki o İbn Ebî Kesîr'dir] [2] , Yahyâ'dan, o Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den tahdîs etti ki: Ömer (r.a.) cum‘a günü hutbe verirken bir adam çıkageldi. Bunun üzerine Ömer (İbnü'l-Hattâb r.a.) [3] : "Niçin namazdan geri kalıyorsunuz?" dedi. Adam: "Ezanı duyar duymaz hemen abdest aldım, başka bir şey yapmadım" [4] dedi. Ömer (r.a.): "Peygamber (s.a.v.)'in: 'Biriniz cum‘a namazına gideceği zaman gusletsin' [5] buyurduğunu işitmediniz mi?" dedi.
[1] "Akrân" (boynuzlu): Koçlarda boynuzlu olana "akran" denir. (Bkz. Meşâriku'l-Envâr, 2/179)
[2] Ebû Zer rivâyetinde "Yahyâ b. Ebî Kesîr" olduğu ziyâde edilmiştir.
[3] Asîlî rivâyetinde "Ömer İbnü'l-Hattâb r.a." ziyâdesi vardır.
[4] Ebû Zer, Asîlî ve İbn Asâkir rivâyetlerinde "illâ en" (sadece) şeklindedir.
[5] Asîlî ve Ebû Zer rivâyetlerinde "yekûlü" (buyuruyordu) şeklindedir.
٤ - بَابُ فَضْلِ الْجُمُعَةِ• [٨٩١] حدثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ: أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ سُمَيٍّ - مَوْلَى أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: "مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ غُسْلَ الْجَنَابَةِ ثُمَّ رَاحَ فكأَنَّمَا قَرَّبَ بَدَنَةً، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّانِيَةِ فكأَنَّمَا قَرَّبَ بَقَرَةً، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّالِثَةِ فَكَأَنَّمَا قرَّبَ كَبْشًا أَقْرَنَ(١)، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الرَّابِعَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ دَجَاجَةً، وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الْخَامِسَةِ فكأَنَّمَا قَرَّبَ بَيْضَةً، فَإِذَا خَرَجَ الْإِمَامُ حَضَرَتِ الْمَلَائِكَةُ يَسْتَمِعُونَ الذِّكْرَ". ٥ - بَابٌ• [٨٩٢] حدثنا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى(٢)، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ عُمَرَ رضي الله عنه بَيْنَمَا هُوَ يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِذْ دَخَلَ رَجُلٌ فَقَالَ عُمَرُ(٣): لِمَ تَحْتَبِسُونَ عَنِ الصَّلَاةِ؟ فَقَالَ الرَّجُلُ: مَا هُوَ إِلَّا(٤) سَمِعْتُ النِّدَاءَ تَوَضَّأْتُ، فَقَالَ: أَلمْ تَسْمَعُوا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قالَ(٥): "إِذَا رَاحَ أَحَدُكُمْ إِلَى الْجُمُعَةِ فَلْيَغْتَسِلْ"؟(١) أقرن: الأقرن من الكباش: الذي له قرون. (انظر: مشارق الأنوار) (٢/ ١٧٩).* [٨٩١] [التحفة: خ م د ت س ١٢٥٦٩](٢) زاد لأبي ذر: "هو ابنُ أَبِي كَثِيرٍ".(٣) زاد للأصيلي: "ابنُ الخطَّابِ رضي الله عنه".(٤) لأبي ذر، والأصيلي، وابن عساكر: "إلَّا أنْ".(٥) للأصيلي وأبي ذر: "يَقولُ".* [٨٩٢] [التحفة: خ م د ١٠٦٦٧]
6 - CUM‘A GÜNÜ YAĞ KULLANMAK BÂBI
• [893] Bize Âdem rivâyet etti, dedi ki: Bize İbn Ebî Zi’b, Saîd el-Makbürî’den rivâyet etti, dedi ki: Babam bana, İbn Vedîa’dan (r.a.), o da Selmân-ı Fârisî’den (r.a.) rivâyet etti. Selmân şöyle dedi: Nebî (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Herhangi bir kimse Cum‘a günü gusleder, gücü yettiğince temizlenir, yağından kullanır veya evindeki güzel kokudan sürünür, sonra (evden) çıkar da iki kişinin arasını ayırmaz, ardından kendisine yazılan namazı kılar, imam konuşmaya başlayınca susarsa, bu Cum‘a ile diğer Cum‘a arasındaki (küçük) günahları bağışlanır."
• [894] Bize Ebü’l-Yemân rivâyet etti, dedi ki: Bize Şuayb, Zührî’den haber verdi. Tâvus dedi ki: İbn Abbâs’a (r.anhümâ) şöyle dedim: "Nebî’nin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu zikrediyorlar: 'Cum‘a günü gusledin, cünüp olmasanız dahi başlarınızı yıkayın ve güzel koku sürünün.'" İbn Abbâs şöyle cevap verdi: "Gusle gelince evet (doğrudur); güzel kokuya gelince ise bilmiyorum."
• [895] Bize İbrâhîm b. Mûsâ rivâyet etti, dedi ki: Bize Hişâm, Ibn Cüreyc’in kendilerine haber verdiğini bildirdi. (İbn Cüreyc) dedi ki: Bana İbrâhîm b. Meysere, Tâvus’tan, o da İbn Abbâs’tan (r.anhümâ) rivâyet etti. (Tâvus) İbn Abbâs’ın Cum‘a günü gusül hakkındaki Nebî (s.a.v.) sözünü zikrettiğini anlattı. Bunun üzerine (Tâvus) İbn Abbâs’a şöyle dedim: "Ailesinin yanında bulunuyorsa güzel koku veya yağ sürünür mü?" İbn Abbâs şöyle cevap verdi: "Bunu bilmiyorum."(1) (Hadisin üzerine) "sahih" kaydı düşülmüştür.(2) İbn Asâkir nüshasında böyledir. Ebû Zer ile Hamevî ve Müstemlî rivâyetlerinde ("min tuhur" değil) "et-tuhur" (şeklindedir). İbn Asâkir nüshasında da aynıdır.(3) İbn Asâkir nüshasında "ve yemess" şeklindedir.
* [893] [et-Tuhfe: h 4493]
* [894] [et-Tuhfe: h 5757]
* [895] [et-Tuhfe: h 5692]
٦ - بَابُ الدُّهْنِ لِلْجُمُعَةِ• [٨٩٣] حدثنا آدَمُ، قَالَ: حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، قَالَ: أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنِ ابْنِ وَدِيعَةَ(١)، عَنْ سَلْمَانَ الْفَارِسِيِّ قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم: "لَا يَغْتَسِلُ رَجُلٌ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَيَتَطَهَّرُ مَا اسْتَطَاعَ مِنْ طُهْرٍ(٢) وَيَدَّهِنُ مِنْ دُهْنِهِ أَوْ يَمَسُّ(٣) مِنْ طِيبِ بَيْتِهِ، ثُمَّ يَخْرُجُ فَلَا يُفَرِّقُ بَيْنَ اثْنَيْنِ، ثُمَّ يُصَلِّي مَا كُتِبَ لَهُ، ثُمَّ يُنْصِتُ إِذَا تَكَلَّمَ الْإِمَامُ؛ إِلَّا غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجُمُعَةِ الْأُخْرَى". • [٨٩٤] حدثنا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ: أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ طَاوُسٌ قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ: ذَكَرُوا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: "اغْتَسِلُوا يَوْمَ الْجُمُعَةِ، وَاغْسِلُوا رُؤُوسَكُمْ، وَإِنْ لَمْ تَكُونُوا جُنُبًا، وَأَصِيبُوا مِنَ الطِّيبِ"؟!.قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ: أَمَّا الْغُسْلُ فَنَعَمْ، وَأَمَّا الطِّيبُ فَلَا أَدْرِي. • [٨٩٥] حدثنا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، قَالَ: أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ أَخْبَرَهُمْ، قَالَ: أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مَيْسَرَةَ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما، أَنَّهُ ذَكَرَ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْغُسْلِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ، فَقُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ: أَيَمَسُّ طِيبًا أَوْ دُهْنًا إِنْ كَانَ عِنْدَ أَهْلِهِ؟ فَقَالَ: لَا أَعْلَمُهُ.(١) عليه صح.(٢) كذا لابن عساكر في نسخة. ولأبي ذر عن الحموي والمستملي، ولابن عساكر: "الطُّهْرِ".(٣) قوله: "أوْ يَمَسُّ" لابن عساكر: "وَيَمَسُّ".* [٨٩٣] [التحفة: خ ٤٤٩٣]* [٨٩٤] [التحفة: خ س ٥٧٥٧]* [٨٩٥] [التحفة: خ م ٥٦٩٢]
**7 - Kişinin Bulabildiği En Güzel Elbiseyi Giymesi Bâbı**
[896] Bize Abdullah b. Yûsuf rivâyet etti. Dedi ki: Bize Mâlik, Nâfi‘den; o da Abdullah b. Ömer’den haber verdi ki, Ömer b. el-Hattâb mescidin kapısında ipek karışımlı bir hulle [1] görünce: “Ey Allah’ın Resûlü! Şunu satın alıp cumâ günü ve sana gelen heyetler için giyseniz?” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bunu ancak âhirette nasibi [2] olmayan giyer.” Ardından Resûlullah’a (s.a.v.) o kumaştan hulleler geldi. O da Ömer b. el-Hattâb’a (r.a.) onlardan bir hulle verdi. Ömer: “Ey Allah’ın Resûlü! Beni bununla giydirdiniz, hâlbuki Atârid’in hullesi hakkında söylediklerinizi söylemiştiniz!” dedi. Resûlullah (s.a.v.): “Ben onu sana giyesin diye vermedim.” buyurdu. Bunun üzerine Ömer b. el-Hattâb (r.a.) o hulleyi Mekke’de bulunan müşrik bir kardeşine giydirdi.
**8 - Cumâ Günü Misvak Kullanmak Bâbı**
Ebû Saîd, Nebî’den (s.a.v.) –“misvak kullanır“ şeklinde rivâyet etmiştir.
——
[1] “Hulle”: Tekili “hulle” olup “hılel” Yemen kumaşlarıdır; ancak bir cinsten iki kat oluştuğu zaman hulle adını alır. (Bk. en-Nihâye fî Garîbi’l-Hadîs, “hll” maddesi)
[2] “Sîrâ’”: İpek karıştırılmış bir kumaş türüdür. (Bk. en-Nihâye, “syr” maddesi)
[3] “Halâk”: Pay, nasip. (Bk. en-Nihâye, “hlk” maddesi)
[896] Tuhfe: خ م د س 8335
٧ - بَابٌ يَلْبَسُ أَحْسَنَ مَا يَجِدُ• [٨٩٦] حدثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ: أَخْبَرَنَا(١) مَالِكٌ(٢)، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ رَأَى حُلَّةَ(٣) سِيَرَاءَ(٤) عِنْدَ بَابِ الْمَسْجِدِ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، لَوِ اشْتَرَيْتَ هَذِهِ فَلَبِسْتَهَا يَوْمَ الْجُمُعَةِ، وَلِلْوَفْدِ إِذَا قَدِمُوا عَلَيْكَ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: "إِنَّمَا يَلْبَسُ هَذِهِ مَنْ لَا خَلَاقَ(٥) لَهُ فِي الْآخِرَةِ"، ثُمَّ جَاءَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْهَا حُلَلٌ، فَأَعْطَى عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ رضي الله عنه مِنْهَا(٦) حُلَّةً، فَقَالَ عُمَرُ(٧): يَا رَسُولَ اللَّهِ، كَسَوْتَنِيهَا وَقَدْ قُلْتَ فِي حُلَّةِ عُطَارِدٍ(١) مَا قُلْتَ! قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: "إِنِّي لَمْ أَكْسُكَهَا لِتَلْبَسَهَا"، فَكَسَاهَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رضي الله عنه أَخًا لَهُ بِمَكَّةَ مُشْرِكًا. ٨ - بَابُ السِّوَاكِ يَوْمَ الْجُمُعَةِوَقَالَ أَبُو سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم: "يَسْتَنُّ".(١) عليه صح.(٢) "عَنْ مَالِكٍ" عليه صح؛ لأبي ذر في نسخة.(٣) كذا بغير تنوين. ولأبي ذر، والأصيلي، وأبي الوقت: "حُلَّةً" بالتنوين.حلة: الحلة واحدة الحلل، وهي برود اليمن، ولا تسمى حلة إلا أن تكون من ثوبين من جنس واحد. (انظر: النهاية في غريب الحديث، مادة: حلل).(٤) سيراء: هي نوع من البرود يخالطه حرير. (انظر: النهاية في غريب الحديث، مادة: سير).(٥) خلاق: حظ ونصيب. (انظر: النهاية في غريب الحديث، مادة: خلق).(٦) لأبي ذر: "مِنْهَا عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ رضي الله عنه".(٧) زاد للأصيلي: "ابنُ الخَطَّابِ".* [٨٩٦] [التحفة: خ م د س ٨٣٣٥]
[897] Bize Abdullah b. Yûsuf rivâyet etti, dedi ki: Bize Mâlik haber verdi, o da Ebü'z-Zinâd'dan, o da el-A'rec'ten, o da Ebû Hureyre (r.a.)'den rivâyetle ki, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ümmetime -veya insanlara(1)- meşakkat yüklemekten korkmasaydım, her namaz vaktinde misvâk kullanmalarını emrederdim." (1) Not: Ebû Zer rivâyetinde: "Yoksa insanlara meşakkat yüklemekten korkmasaydım" şeklindedir. [Tuhfe: (Buhârî, Nesâî) 13842]
[898] Bize Ebû Ma'mer rivâyet etti, dedi ki: Bize Abdülvâris tahdîs etti, dedi ki: Bize Şu'ayb b. el-Habhâb(2) tahdîs etti, dedi ki: Bize Enes (r.a.) rivâyet etti, dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Size misvâk hakkında çok söz söyledim." (2) Not: İbn Asâkir nüshasında 'İbnü'l-Habhâb' ibaresi bulunmamaktadır. [Tuhfe: (Buhârî, Nesâî) 914] (3) Not: Muhakkik işareti: 'Ve Husayn an' ibareleri arasında boşluk bırakılmış, üzerine 'sah' yazılmıştır.
[899] Bize Muhammed b. Kesîr rivâyet etti, dedi ki: Bize Süfyân haber verdi, o da Mansûr ve Husayn'dan, onlar da Ebû Vâil'den, o da Huzeyfe (r.a.)'den rivâyetle dedi ki: Nebî (s.a.v.) gece kalktığında ağzını (misvâkla) ovalardı(4). (4) Yani dişlerini ovalar ve temizlerdi. (Bkz. en-Nihâye fî Garîbi'l-Hadis, mâdde: şavs.) [Tuhfe: (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî, İbn Mâce) 3336]
9 - Bâb: Başkasının misvâkıyla misvâklanan kimse(5)
[900] Bize İsmâil rivâyet etti, dedi ki: Bana Süleyman b. Bilâl tahdîs etti, dedi ki: Hişâm b. Urve dedi ki: Bana babam (Urve b. Zübeyr) haber verdi, o da Âişe (r.anhâ)'dan rivâyetle şöyle dedi: Abdurrahmân b. Ebî Bekr (r.a.) yanında bir misvâk olduğu hâlde içeri girdi ve onunla misvâk kullanıyordu(6). Resûlullah (s.a.v.) ona baktı. Ben de ona: "Bana şu misvâkı ver(1)?" dedim. (5) Not: İbn Asâkir nüshasında: 'يَتَسَوَّكُ' (yani misvâk kullanır) şeklindedir. (6) 'Yesten': İstinân, misvâk kullanmak demektir. (Bkz. en-Nihâye fî Garîbi'l-Hadis, mâdde: senn.) (1) Not: Ebû Zer rivâyetinde: 'Yoksa insanlara meşakkat yüklemekten korkmasaydım' şeklindedir. * [897] [Tuhfe: (Buhârî, Nesâî) 13842]
• [٨٩٧] حدثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ: أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الْأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: "لَوْلَا أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي - أَوْ(١): عَلَى النَّاسِ - لَأَمَرْتُهُمْ بِالسِّوَاكِ مَعَ كُلِّ صَلَاةٍ". • [٨٩٨] حدثنا أَبُو مَعْمَرٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ: حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ الْحَبْحَابِ(٢)، حَدَّثَنَا أَنَسٌ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: "أَكْثَرْتُ عَلَيْكُمْ فِي السِّوَاكِ". • [٨٩٩] حدثنا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ: أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ وَحُصَيْنٍ، عَنْ(٣) أَبِي وَائِلٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يَشُوصُ(٤) فَاهُ. ٩ - بَابُ مَنْ تَسَوَّكَ(٥) بِسِوَاكِ غَيْرِهِ• [٩٠٠] حدثنا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلَالٍ، قَالَ: قَالَ هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ: أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ رضي الله عنها قَالَتْ: دَخَلَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ وَمَعَهُ سِوَاكٌ يَسْتَنُّ(٦) بِهِ، فَنَظَرَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَقُلْتُ لَهُ: أَعْطِنِي هَذَا(١) لأبي ذر: "أوْ لَوْلَا أنْ أشُقَّ علَى النَّاسِ".* [٨٩٧] [التحفة: خ (س) ١٣٨٤٢](٢) "ابنُ الحَبْحَابِ": ليس عند ابن عساكر.* [٨٩٨] [التحفة: خ س ٩١٤](٣) قوله: "وحصين عن" بينهما فراغ عليه صح.(٤) يشوص: يدلك أسنانه وينقيها. (انظر: النهاية في غريب الحديث، مادة: شوص).* [٨٩٩] [التحفة: خ م د س ق ٣٣٣٦](٥) لابن عساكر: "يَتَسَوَّكُ".(٦) يستن: الاستنان: استعمال السواك. (انظر: النهاية في غريب الحديث، مادة: سنن).
Misvak ey Abdurrahman! O da bana verdi, ben onu kırdım(1) sonra çiğnedim, sonra onu Resûlullah (s.a.v.)'e verdim, o da onunla misvak yaptı, hâlbuki o benim göğsüme dayanmış(2) idi.
10 - Cum'a günü fecir namazında okunacak şeyler bâbı.
[901] Bize Ebû Nuaym(4) rivâyet etti, dedi ki: Bize Süfyân, Sa'd(5) b. İbrâhîm(6)'den, o da Abdurrahmân -ki o(7) İbn Hürmüz(8)'dür- vasıtasıyla Ebû Hureyre (r.a.)'den rivâyet etti: Nebî (s.a.v.) Cum'a günü fecir(9) namazında(10) {Elif Lâm Mîm, Tenzîl} Secde(11) sûresini ve {Hel etâ ale'l-insân(12)} sûresini okurdu.
(1) üzerinde Ebû Zerr için 'sah' vardır. el-Usaylî ve İbn Asâkir nüshalarında ise 'fegadimtühû' (kırdım) şeklindedir.
(2) Kastallânî dedi: 'Bir rivayette tek sin ile 'müstenid' şeklindedir.' ve bazı nüshalarda böyledir.* [900] [et-Tuhfe: h 16945]
(3) Ebû Zerr nüshasında iki vecihle böyledir ve üzerinde 'me'an' yazılıdır.
(4) 'Ebû' lafzı üzerinde sah, 'Nuaym' lafzı üzerinde sah işareti vardır. Asıl nüshada 'Bize Muhammed b. Yûsuf rivâyet etti' şeklindedir. Tüm nüshaların kenarında: 'Bize Ebû Nuaym - üzerinde sah sah - Muhammed b. Yûsuf yerine' yazılıdır. Yûnînî nüshasında da böyledir. Bu hadis 'Secde âyetleri bâbı'nda Muhammed b. Yûsuf'tan bu senedle gelecektir.
(5) el-Usaylî nüshasında 'o İbn İbrâhîm'dir' şeklindedir.
(6) İbn Asâkir'de 'ibni İbrâhîme' ibaresi yoktur.
(7) Ebû Zerr, el-Usaylî, İbn Asâkir ve Ebü'l-Vakt nüshalarında 'hüve' lafzı düşmüştür.
(8) Ebû Zerr nüshasında 'el-A'rec' ziyâdesi vardır.
(9) Ebû Zerr ve İbn Asâkir nüshalarında 'cum'a günü fecirde' şeklindedir.
(10) İbn Asâkir'de 'fî salâti' ibaresi yoktur.
(11) 'tenzîlü's-secdete' kavli bu şekilde harekelenmiştir ve üzerinde sah sah vardır. Ebû Zerr, el-Usaylî, İbn Asâkir ve Ebü'l-Vakt nüshalarında 'es-secde' lafzı düşmüştür.
(12) el-Usaylî nüshasında 'hînen mine'd-dehr' ziyâdesi vardır.* [901] [et-Tuhfe: h m s k 13647]
السِّوَاكَ يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ، فَأَعْطَانِيهِ فَقَصَمْتُهُ(١) ثُمَّ مَضَغْتُهُ، فَأَعْطَيْتُهُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَنَّ بِهِ، وَهُوَ مُسْتَسْنِدٌ(٢) إِلَى صَدْرِي. ١٠ - بَابُ مَا يُقْرَأُ(٣) فِي صَلَاةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ• [٩٠١] حدثنا أَبُو نُعَيْمٍ(٤)، قَالَ: حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سَعْدِ(٥) بْنِ إِبْرَاهِيمَ(٦)، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، هُوَ(٧): ابْنُ هُرْمُزَ(٨)، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْجُمُعَةِ(٩) فِي صَلَاةِ(١٠) الْفَجْرِ {الم (١) تَنْزِيلُ} السَّجْدَةَ(١١)، وَ {هَلْ أَتَى عَلَى الْإِنْسَانِ(١٢)}.(١) عليه صح لأبي ذر. وللأصيلي، وابن عساكر: "فَقَضِمْتُهُ".(٢) قال القسطلاني: "وفي رواية: مستند، بسين واحدة". اهـ. وهو كذلك في بعض الأصول.* [٩٠٠] [التحفة: خ ١٦٩٤٥](٣) كذا بالوجهين لأبي ذر، وعليه: "معا".(٤) لفظ: "أبو" عليه صح، ولفظ: "نُعَيْمٍ" عليه صح. وفي الأصل: "حدثنا محمد بن يوسف". وفي هامش النسخ كلها: "حدثنا أبو نعيم - عليه صح صح - عوض: محمد بن يوسف". اهـ. كذا في اليونينية. والحديث يأتي في: "باب سجود القرآن" عن محمد بن يوسف بهذا السند. اهـ.(٥) للأصيلي: "هو ابن إبراهيم".(٦) قوله: "ابنِ إبراهِيمَ" ليس عند ابن عساكر.(٧) سقط لفظ: "هو" عند أبي ذر، والأصيلي، وابن عساكر، وأبي الوقت.(٨) زاد لأبي ذر: "الأعرج".(٩) لأبي ذر، وابن عساكر: "في الفجر يوم الجمعة".(١٠) "في صلاة": ليس عند ابن عساكر.(١١) قوله: "تنزيلُ السَّجْدَةَ" كذا ضبطه، وعليه صح صح. وسقط لفظ: "السجدة" عند أبي ذر، والأصيلي، وابن عساكر، وأبي الوقت.(١٢) زاد للأصيلي: "حين من الدهر".* [٩٠١] [التحفة: خ م س ق ١٣٦٤٧]
11 - Karyelerde ve Şehirlerde Cuma Namazı Bâbı (1)• [902] Bize Muhammed b. el-Müsemâ tahdîs etti (2), dedi ki: Bize Ebû Âmir el-Akadî tahdîs etti, dedi ki: Bize İbrâhim b. Tahmân, Ebû Cemre ed-Dubaî'den, o da İbn Abbâs (r.a.)'dan rivâyet etti ki, İbn Abbâs şöyle demiştir: "Resûlullah (s.a.v.)'in mescidinde kılınan Cumadan sonra ilk Cuma namazı, Bahreyn'de Cuvâsâ mevkiinde bulunan Abdülkays mescidinde kılınmıştır." (3)• [903] Bize Bişr b. Muhammed tahdîs etti (4), dedi ki: Bize Abdullah haber verdi (5), dedi ki: Bize Yûnus haber verdi, o Zührî'den rivâyetle dedi ki: Bize Sâlim b. Abdullah haber verdi (6) (7), o İbn Ömer (r.a.)'dan rivâyetle, Resûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu haber verdi (8): "Hepiniz çobansınız." Ve el-Leys şu ziyadeyi yaptı: Yûnus dedi ki: Ruzeyk b. Hakîm (9) (10), İbn Şihâb'a bir mektup yazarak (bana) sordu —ki o gün ben de onunla beraber Vâdi'l-Kurâ'da idim—: "Cuma namazını kıldırmamı uygun görür müsün?" Ruzeyk, içinde siyahîlerden ve başkalarından bir cemaatin bulunduğu, kendisinin çalıştırdığı bir arazide amil (işçi/idareci) idi. Ruzeyk o gün (şu görevde) idi... (dipnotlar: (1) el-Esîlî nüshasında: "ve'l-Medâin" şeklindedir. (2) Ebû Zer rivâyetinde böyledir ve üzerinde "sahih" kaydı vardır. Ebû Zer'in bir başka nüshasında ve Ebü'l-Vakt rivâyetinde: "حدّثني" şeklindedir. (3) "جُمِّعَتْ" yani Cuma namazı kılındı. (Bkz: en-Nihâye fî Garîbi'l-Hadîs, 'c-m-' maddesi.) [902] [et-Tuhfe: h d 6529] (4) İbn Asâkir nüshasında: "el-Mervezî" ziyadesi vardır. (5) Ebû Zer rivâyetinde böyledir ve üzerinde "sahih" kaydı vardır. (6) İbn Asâkir nüshasında; Ebû Zer rivâyetinde ve üzerinde "sahih" kaydı olan nüshada: "أخبرني" şeklindedir. (7) "ابن عَبْدِ اللَّهِ" ifadesi Ebû Zer, el-Esîlî, İbn Asâkir ve Ebü'l-Vakt nüshalarında yoktur. (8) Ebû Zer rivâyetinde böyledir ve üzerinde "sahih" kaydı vardır; el-Esîlî, İbn Asâkir ve Ebü'l-Vakt nüshalarında: "Resûlullah'ı işittim" şeklindedir. (9) İbn Asâkir nüshasında: "وَكَتب" şeklindedir. (10) Üzerinde "sahih" kaydı vardır.)
١١ - بَابُ الْجُمُعَةِ فِي الْقُرَى وَالْمُدُنِ (١)• [٩٠٢] حدثنا(٢) مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، قَالَ: حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ الضُّبَعِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ قَالَ: إِنَّ أَوَّلَ جُمُعَةٍ جُمِّعَتْ(٣) بَعْدَ جُمُعَةٍ فِي مَسْجِدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَسْجِدِ عَبْدِ الْقَيْسِ بِجُوَاثَى مِنَ الْبَحْرَيْنِ. • [٩٠٣] حدثنا بِشْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ(٤)، قَالَ: أَخْبَرَنَا(٥) عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ: أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ: أَخْبَرَنَا(٦) سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ(٧)، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رضي الله عنهما، أَنَّ(٨) رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: "كُلُّكُمْ رَاعٍ".وَزَادَ اللَّيْثُ: قَالَ يُونُسُ: كَتَبَ(٩) رُزَيْقُ(١٠) بْنُ(١٠) حُكَيْمٍ(١٠) إِلَى ابْنِ شِهَابٍ، وَأَنَا مَعَهُ يَوْمَئِذٍ بِوَادِي الْقُرَى: هَلْ تَرَى أَنْ أُجَمِّعَ - وَرُزَيْقٌ عَامِلٌ عَلَى أَرْضٍ يَعْمَلُهَا وَفِيهَا جَمَاعَةٌ مِنَ السُّودَانِ وَغَيْرِهِمْ، وَرُزَيْقٌ يَوْمَئِذٍ عَلَى(١) للأصيلي: "والمدائن".(٢) كذا لأبي ذر وعليه صح. ولأبي ذر في نسخة، ولأبي الوقت: "حدّثني".(٣) جمعت: صُلَّيَتْ. (انظر: النهاية في غريب الحديث، مادة: جمع).* [٩٠٢] [التحفة: خ د ٦٥٢٩](٤) زاد لابن عساكر: "المروزي".(٥) كذا لأبي ذر وعليه صح.(٦) لابن عساكر، ولأبي ذر وعليه صح: "أخبرني".(٧) "ابنُ عَبْدِ اللَّهِ": ليس عند أبي ذر، والأصيلي، وابن عساكر، وأبي الوقت.(٨) لأبي ذر وعليه صح، وللأصيلي، وابن عساكر، وأبي الوقت: "قال: سمعت رسول اللَّه".(٩) لابن عساكر: "وَكتب".(١٠) عليه صح.
Eyle(1)'ye (mektup yazdı). Bunun üzerine İbn Şihâb –ben de işitiyordum– ona cumayı (bir yerde) kıldırmasını emrettiği bir yazı yazdı ve kendisine Sâlim'in rivayet ettiğini haber verdi: Abdullah b. Ömer (r.a.) diyor(2) ki: Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle buyururken işittim: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden sorumlusunuz. İmam (devlet başkanı) çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve o da(3) sürüsünden sorumludur(4). Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının çobanıdır ve sürüsünden sorumludur." (Râvi) dedi ki: Zannımca(5) şunu da söyledi: "Erkek, babasının malının çobanıdır ve sürüsünden sorumludur(6). Hepiniz(7) çobansınız ve sürünüzden sorumlusunuz." 12. Cuma (namazına) gelmeyen kadın, çocuk ve diğerlerine gusül gerekir mi? Bâbı. İbn Ömer (r.a.) dedi ki: Gusül ancak Cuma namazı kendisine farz olana(10,11) gerekir.
(1) Eyle: Bugünkü Akabe şehridir. (Bkz. el-Me‘âlimü'l-esîre fi's-sünne ve's-sîre, s. 40)
(2) Ebû Zerr (el-Herevî) rivayetinde (el-Keşmîhenî'nin rivayetine göre) ve İbn Asâkir rivayetinde: "dedi" şeklindedir.
(3) "O da" (ve hüve) lafzı el-Usaylî, İbn Asâkir, Ebü'l-Vakt ve Ebû Zerr (el-Herevî)'nin el-Keşmîhenî'den rivayetinde düşmüştür.
(4) el-Usaylî, İbn Asâkir ve Ebü'l-Vakt rivayetinde: "ve mes'ûl" şeklindedir.
(5) Ebû Zerr (el-Herevî)'nin el-Keşmîhenî'den rivayetinde ve el-Usaylî rivayetinde: "şüphesiz dedi ki" şeklindedir.
(6) Ebû Zerr (el-Herevî) ve el-Usaylî rivayetinde: "ve hüve mes'ûl" şeklindedir.
(7) Bu şekilde olup üzerine 'sah' işareti konulmuştur. İbn Asâkir rivayetinde: "İşte hepiniz çobansınız, sürünüzden sorumlusunuz" şeklindedir. Ebû Zerr (el-Herevî)'nin bazı nüshalarında: "İşte hepiniz çobansınız ve hepiniz sorumlusunuz" şeklinde olup el-Usaylî rivayeti de böyledir; ancak o, فَ (fe) yerine وَ (vav) ile "ve küllüküm" demiştir.* [903] [Tuhfetü'l-eşrâf: خ م 6989]
(8) İbn Asâkir rivayetinde: "Ve hel" (Acaba) şeklindedir.
(9) Ebû Zerr (el-Herevî) ve Ebü'l-Vakt rivayetinde: "şehâdet etmeyen kimse" şeklindedir.
(10) Yûnînî nüshasında şu ifadenin hizasına "kendisine cuma gerekene" ibaresi: "Bazı asıllarda 'kendisine gusül gerekene' şeklinde geçmektedir" yazılmıştır.
(11) Bu şekilde Ebû Zerr (el-Herevî), el-Usaylî, İbn Asâkir ve Ebü'l-Vakt rivayetinde olup üzerine 'sah' işareti konulmuştur.
أَيْلَةَ(١)؟ فَكَتَبَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَنَا أَسْمَعُ يَأْمُرُهُ أَنْ يُجَمِّعَ يُخْبِرُهُ أَنَّ سَالِمًا حَدَّثَهُ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ يَقُولُ(٢): سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: "كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، الْإِمَامُ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالرَّجُلُ رَاعٍ فِي أَهْلِهِ وَهْوَ(٣) مَسْئُولٌ(٤) عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالْمَرْأَةُ رَاعِيَةٌ فِي بَيْتِ زَوْجِهَا وَمَسْئُولَةٌ عَنْ رَعِيَّتِهَا، وَالْخَادِمُ رَاعٍ فِي مَالِ سَيِّدِهِ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ - قَالَ: وَحَسِبْتُ أَنْ(٥) قَدْ قَالَ: وَالرَّجُلُ رَاعٍ فِي مَالِ أَبِيهِ وَمَسْئُولٌ(٦) عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَكُلُّكُمْ(٧) رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ". ١٢ - بَابٌ هَلْ(٨) عَلَى مَنْ لَمْ(٩) يَشْهَدِ الْجُمُعَةَ غُسْلٌ مِنَ النِّسَاءِ وَالصِّبْيَانِ وَغَيْرِهِمْ؟وَقَالَ ابْنُ عُمَرَ: إِنَّمَا الْغُسْلُ عَلَى مَنْ(١٠) تَجِبُ عَلَيْهِ الْجُمُعَةُ(١١).(١) أيلة: مدينة العَقَبة اليوم. (انظر: المعالم الأثيرة في السنة والسيرة) (ص ٤٠).(٢) لأبي ذر عن الكشميهني، ولابن عساكر: "قال".(٣) سقط لفظ: "وهو" عند الأصيلي، وابن عساكر، وأبي الوقت، وأبي ذر عن الكشميهني.(٤) للأصيلي، وابن عساكر، وأبي الوقت: "ومسئول".(٥) لأبي ذر عن الكشميهني، وللأصيلي: "أنه قال".(٦) لأبي ذر، والأصيلي: "وهو مسئول".(٧) كذا وعليه صح. ولابن عساكر: "فكلكم راع مسئول عن رعيته". ولأبي ذر في نسخة: "فكلكم راع وكلكم مسئول"، وكذا للأصيلي؛ لكنه قال: "وكلكم" بالواو بدل الفاء.* [٩٠٣] [التحفة: خ م ٦٩٨٩](٨) لابن عساكر: "وهل".(٩) لأبي ذر، وأبي الوقت: "من لا يشهد".(١٠) في اليونينية مكتوب في محاذاة قوله: "على من تجب عليه الجمعة": "وقع في بعض الأصول: على من يجب عليه الغسل".(١١) كذا لأبي ذر، والأصيلي، وابن عساكر، وأبي الوقت، وعليه صح.
• [904] Bize Ebü'l-Yemân rivâyet etti, dedi ki: Bize Şuayb haber verdi(1) [el-Asîlî rivâyetinde: "Bize rivâyet etti"] ez-Zührî'den, dedi ki: Bana Sâlim b. Abdillâh rivâyet etti; o, Abdullah b. Ömer (r.a.)'ı şöyle derken işitmiş: Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: "Sizden kim Cumaya gelirse gusletsin." * [904] [التحفة: خ 6848]
• [905] Bize Abdullah b. Mesleme, Mâlik'ten, o Safvân b. Süleym'den, o Atâ b. Yesâr'dan, o Ebû Saîd el-Hudrî(2) [İbn Asâkir nüshasında yoktur] (r.a.)'den rivâyet etti: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Cuma günü gusletmek, ergenlik çağına ulaşmış herkes üzerine vaciptir." * [905] [التحفة: خ م د س ق 4161]
• [906] Bize Müslim b. İbrâhîm rivâyet etti, dedi ki: Bize Vüheyb rivâyet etti(3) [Ebû Zerr rivâyetinde: "Bana rivâyet etti"], dedi ki: Bize İbn Tâvûs rivâyet etti(4) [İbn Asâkir'de: "İbn Tâvûs'tan"], o babasından, o Ebû Hureyre'den (r.a.) rivâyetle dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Biz (dünyaya gelişte) sonra gelenler, kıyamet gününde ise önde olanlarız. Onlara bizden önce kitap verildi, biz onlardan sonra kitap verildik(5) [el-Hamevî ve el-Müstemlî'den Ebû Zerr rivâyetinde: 'Bize verildi' şeklinde, he'siz]. İşte bu (Cuma) günü, haklarında ihtilafa düştükleri gündür. Allah bizi buna hidayet etti(6) [el-Asîlî'de: 'Ve bizi hidayet etti']. Binaenaleyh yarın(7) ['fegadün' şekli sahih kabul edilmiştir] Yahudilere, öbür gün de Hristiyanlara aittir." Ve (râvî) sustu. * [906] [التحفة: خ م س 13522]
• [٩٠٤] حدثنا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ: أَخْبَرَنَا(١) شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ: حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ رضي الله عنهما يَقُولُ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: "مَنْ جَاءَ مِنْكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيَغْتَسِلْ". • [٩٠٥] حدثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ(٢) رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: "غُسْلُ يَوْمِ الْجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ". • [٩٠٦] حدثنا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ: حَدَّثَنَا(٣) وُهَيْبٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا(٤) ابْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: "نَحْنُ الْآخِرُونَ السَّابِقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِنَا، وَأُوتِينَاهُ(٥) مِنْ بَعْدِهِمْ فَهَذَا الْيَوْمُ الَّذِي اخْتَلَفُوا فِيهِ فَهَدَانَا(٦) اللَّهُ، فَغَدًا(٧) لِلْيَهُودِ وَبَعْدَ غَدٍ لِلنَّصَارَى"، فَسَكَتَ.(١) للأصيلي: "حدثنا".* [٩٠٤] [التحفة: خ ٦٨٤٨](٢) ليس عند ابن عساكر.* [٩٠٥] [التحفة: خ م د س ق ٤١٦١](٣) لأبي ذر: "حدثني".(٤) لابن عساكر: "عن ابنِ طاوس".(٥) لأبي ذر عن الحموي والمستملي: "وأُوتِينَا" بغير هاء.(٦) للأصيلي: "وَهَدَانَا".(٧) "فَغَدٌ": وعليه صح.* [٩٠٦] [التحفة: خ م س ١٣٥٢٢]
• [907] Sonra şöyle buyurdu: "Her Müslümana yedi günde bir gün boy abdesti alması, o gün başını ve vücudunu yıkaması gereklidir."
* [907] [et-Tuhfe: hâ mîm sîn 13522] (1) el-Asîlî nüshasında: "Resûlullah" şeklindedir.
• [908] Bunu Ebân b. Sâlih, Mücâhid'den, o Tâvûs'tan, o Ebû Hureyre'den rivayet etmiştir. Ebû Hureyre (r.a.) dedi ki: Resûlullah(1) (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah Teâlâ'nın her Müslüman üzerinde hakkı vardır: Yedi günde bir gün boy abdesti alması."
* [908] [et-Tuhfe: hâ tâ 13534]
• [909] Bize Abdullah b. Muhammed haber verdi, bize Şebâbe haber verdi, bize Verkâ', Amr b. Dînâr'dan, o Mücâhid'den, o İbni Ömer'den, o da Nebî (s.a.v.)'den rivayet etti. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kadınların geceleyin mescidlere gitmelerine izin verin."
* [909] [et-Tuhfe: hâ mîm dâl tâ 7385] (2) İbn Asâkir nüshasında: "أخبرنا" (ahberanâ / bize haber verdi).
• [910] Bize Yûsuf b. Mûsâ haber verdi, bize Ebû Üsâme haber verdi, bize Ubeydullah b. Ömer, Nâfi'den, o İbni Ömer'den rivayet etti. İbni Ömer (r.a.) dedi ki: Ömer (r.a.)'in bir hanımı vardı, sabah ve yatsı namazlarını cemaatle mescidde kılardı. Ona: "Ömer'in bunu hoş görmediğini ve kıskandığını bildiğin halde niçin çıkıyorsun?" denildi. O da: "Peki beni menetmesine engel olan nedir?" diye sordu. (Râvî) dedi: "Onu menetmekten alıkoyan, Resûlullah (s.a.v.)'in şu sözüdür: 'Allah'ın câriyelerini (kadın kullarını) Allah'ın mescidlerinden menetmeyin.' "
* [910] [et-Tuhfe: hâ 7839] (3) Üzerinde "sah" (doğru) ibaresi vardır. (4) Ebû Zer, el-Asîlî, İbn Asâkir ve Ebü'l-Vakt nüshalarında: "فَمَا" (femâ) şeklindedir.
• [٩٠٧] ثُمَّ قَالَ: "حَقٌّ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ أَنْ يَغْتَسِلَ فِي كُلِّ سَبْعَةِ أَيَّامٍ يَوْمًا، يَغْسِلُ فِيهِ رَأْسَهُ وَجَسَدَهُ". • [٩٠٨] رَوَاهُ أَبَانُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ(١) صلى الله عليه وسلم: "لِلَّهِ تَعَالَى عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ حَقٌّ أَنْ يَغْتَسِلَ فِي كُلِّ سَبْعَةِ أَيَّامٍ يَوْمًا". • [٩٠٩] حدثنا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا وَرْقَاءُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: "ائْذَنُوا لِلنِّسَاءِ بِاللَّيْلِ إِلَى الْمَسَاجِدِ". • [٩١٠] حدثنا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا(٢) عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: كَانَتِ امْرَأَةٌ لِعُمَرَ تَشْهَدُ صَلَاةَ الصُّبْحِ وَالْعِشَاءِ فِي الْجَمَاعَةِ فِي الْمَسْجِدِ، فَقِيلَ لَهَا: لِمَ تَخْرُجِينَ وَقَدْ تَعْلَمِينَ أَنَّ عُمَرَ يَكْرَهُ ذَلِكَ(٣) وَيَغَارُ؟ قَالَتْ: وَمَا(٤) يَمْنَعُهُ أَنْ يَنْهَانِي؟ قَالَ: يَمْنَعُهُ قَوْلُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: "لَا تَمْنَعُوا إِمَاءَ اللَّهِ مَسَاجِدَ اللَّهِ".* [٩٠٧] [التحفة: خ م س ١٣٥٢٢](١) للأصيلي: "رسولُ اللَّهِ".* [٩٠٨] [التحفة: خت ١٣٥٣٤]* [٩٠٩] [التحفة: خ م د ت ٧٣٨٥](٢) لابن عساكر: "أخبرنا".(٣) عليه صح.(٤) لأبي ذر، والأصيلي، وابن عساكر، وأبي الوقت: "فَمَا".* [٩١٠] [التحفة: خ ٧٨٣٩]
13. YAĞMURDA CUMA NAMAZINA GELMEME RUHSATI BABI
[911] Bize Müsedded tahdîs etti. Dedi ki: Bize İsmâil tahdîs etti. Dedi ki: Bana Abdülhamîd es-Sâhibü'z-Ziyâdî haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. el-Hâris—Muhammed b. Sîrîn'in amcasının oğlu—tahdîs etti: İbn Abbâs (r.a.) yağmurlu bir günde müezzinine şöyle buyurdu: «"Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah" dediğin zaman "Hayye ale's-salâh" deme; "Salû fî buyûtiküm" (Evlerinizde namaz kılın) de.» Bu durum halkça yadırganır gibi olunca (İbn Abbâs): «Benden daha hayırlı olan (Resûlullah s.a.v.) böyle yaptı. Şüphesiz Cuma (namazı) kesin bir haktır (vaciptir); fakat ben sizi meşakkate sokup çamur ve kaygan zeminde yürümenizi istemedim.» buyurdu.
14. CUMA NAMAZINA NEREDEN GELİNECEĞİ VE KİME VACİP OLDUĞU BABI
Allah celle ve a‘zâ’nın: «Cuma günü namaz için nidâ olunduğu zaman…» [Cuma Suresi, 9. âyet] kavli sebebiyle.
Atâ (b. Ebî Rabâh) şöyle dedi: «Bir cuma kılınan (büyükçe) bir köyde bulunursan ve Cuma günü namaz için nida olunursa, nidayı işitsen de işitmesen de o namaza katılman üzerine haktır.»
Enes (r.a.) ise, Zâviye'de iki fersah mesafedeki köşkünde bazen Cuma kılar, bazen kılmazdı.
١٣ - بَابُ الرُّخْصَةِ إِنْ لَمْ(١) يَحْضُرِ الْجُمُعَةَ فِي الْمَطَرِ• [٩١١] حدثنا مُسَدَّدٌ، قَالَ: حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ: أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ صَاحِبُ الزِّيَادِيِّ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْحَارِثِ - ابْنُ عَمِّ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ لِمُؤَذِّنِهِ فِي يَوْمٍ مَطِيرٍ: إِذَا قُلْتَ: أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، فَلَا تَقُلْ: حَيَّ عَلَى الصَّلَاةِ، قُلْ: صَلُّوا فِي بُيُوتِكُمْ. فكَأَنَّ النَّاسَ اسْتَنْكَرُوا؛ قَالَ(٢): فَعَلَهُ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي، إِنَّ الْجُمُعَةَ عَزْمَةٌ(٣) وَإِنِّي كَرِهْتُ أَنْ أُحْرِجَكُمْ(٤) فَتَمْشُونَ(٤) فِي الطِّينِ وَالدَّحَْضِ(٥). ١٤ - بَابٌ مِنْ أَيْنَ تُؤْتَى الْجُمُعَةُ، وَعَلَى مَنْ تَجِبُ؟لِقَوْلِ اللَّهِ جَلَّ وَعَزَّ: {إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ}(٦).وَقَالَ عَطَاءٌ: إِذَا كُنْتَ فِي قَرْيَةٍ جَامِعَةٍ فَنُودِيَ(٧) بِالصَّلَاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَحَقٌّ عَلَيْكَ أَنْ تَشْهَدَهَا سَمِعْتَ النِّدَاءَ أَوْ لَمْ تَسْمَعْهُ.وَكَانَ أَنَسٌ رضي الله عنه فِي قَصْرِهِ أَحْيَانًا يُجَمِّعُ، وَأَحْيَانًا لَا يُجَمِّعُ، وَهُوَ بِالزَّاوِيَةِ عَلَى فَرْسَخَيْنِ.(١) "إِنْ لَمْ": للأصيلي: "لِمَنْ لَمْ".(٢) عليه صح. ولأبي ذر، وابن عساكر: "فقال" وعليه صح.(٣) عزمة: حق. (انظر: النهاية في غريب الحديث، مادة: عزم).(٤) عليه صح.(٥) الدحض: الزَّلَق. (انظر: مشارق الأنوار) (١/ ٢٥٤).* [٩١١] [التحفة: خ م د ق ٥٧٨٣](٦) [الجمعة: ٩]. زاد لأبي ذر، والأصيلي: "فَاسْعَوْا إلَى ذِكْرِ اللَّهِ".(٧) لأبي ذر عن الحموي والمستملي: "نُودِيَ".