el-Müstedrek ale's-Sahîhayn - Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye Tab'ı
Kısım: Sünnet Kitapları
Kitap: el-Müstedrek ale's-Sahîhayn
Müellif: Ebû Abdillâh Muhammed b. Abdillâh el-Hâkim en-Nîsâbûrî
İhtiva ettiği ilaveler: Zehebî'nin et-Telhîs ve el-Mîzân'ı, Irakî'nin Emâlî'si, Münâvî'nin Feyzu'l-Kadîr'i ve diğerleri.
Tahkik ve neşir: Mustafa Abdulkadir Ata
Neşriyat: Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye – Beyrut
Tab'ı: Birinci baskı, 1411-1990
Cilt sayısı: 4
[Kitap numaralandırması matbu nüshaya uygundur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
المستدرك على الصحيحين - ط العلمية (أبو عبد الله الحاكم)القسم: كتب السنةالكتاب: المستدرك على الصحيحينالمؤلف: أبو عبد الله محمد بن عبد الله الحاكم النيسابوريمع تضمينات: الذهبي في التلخيص والميزان والعراقي في أماليه والمناوي في فيض القدير وغيرهمدراسة وتحقيق: مصطفى عبد القادر عطاالناشر: دار الكتب العلمية - بيروتالطبعة: الأولى، ١٤١١ - ١٩٩٠عدد الأجزاء: ٤[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Müstedrek ale's-Sahîhayn - (Thk.) el-‘İlmiyye - Cilt 1
MÜELLİFİN MUKADDİMESİ
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. O’ndan yardım dileriz. Benim tevfîkim ancak Allah’tandır. Allah, efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât ve selâm eylesin.
Bize el-Hâkim Ebû Abdillâh Muhammed b. Abdillâh b. Muhammed el-Hâfız, Muharrem ayının yedinci günü, üç yüz yetmiş üç senesinde Pazartesi günü imlâ yoluyla haber verdi:
Hamd, Azîz ve Kahhâr olan, Samed ve Cebbâr olan, esrârı bilen Allah’a mahsustur. O, beşeriyetin efendisi Muhammed b. Abdillâh’ı nübüvveti ve risâletiyle seçkin kılmış ve bütün yaratılmışlarına O’na muhalefet etmeyi yasaklamıştır. Şöyle buyurmuştur (O, söz söyleyenlerin en yücesidir): “Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapmadıkça ve sonra verdiğin hükümden ötürü içlerinde bir sıkıntı duymayıp tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (en-Nisâ, 65) âyetine kadar. Allah’ın salâtları O’nun ve bütün âlinin üzerine olsun.
Emmâ ba‘d:
Şüphesiz Allah Teâlâ (zikri yücedir) bu ümmete, Nebîsi’nin (s.a.v.) asrında yaratılmışlarının en hayırlıları olan O’nun sohbetiyle şereflendirme lütfunda bulunmuştur. Bunlar, seçkin, hayırlı ve takvâ sahibi sahâbelerdir. Ona şiddette ve rahatlıkta tâbi olmuşlar; nihayet Allah Teâlâ’nın emriyle ümmeti için şer‘î kıldığı şeyleri O’ndan ezberleyip bellemislerdir. Sonra bunları kendilerine tâbi olanlara nakletmişler; sonra aynı şekilde asırdan asra bu asrımıza kadar ulaştırmışlardır. İşte bu, adâlet sahibinin adâlet sahibinden nakliyle bize intikal eden bu isnadlardır. Bu, Allah’ın bu ümmete diğer ümmetlerden ayrı olarak bahşettiği bir kerâmetidir.
Sonra Allah Teâlâ her asır için, haber râvilerini ve eser nakledenleri tezkiye edip böylece yalanı Cebbâr Melek’in vahyinden uzaklaştırsınlar diye, dînin âlimlerinden ve Müslümanların imamlarından bir topluluğu hazırlamıştır. İşte bu imamlardan ikisi: Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâil el-Cu‘fî ve Ebü’l-Hüseyn Müslim b. Haccâc el-Kuşeyrî’dir (Allâh ikisinden de râzı olsun). Bunlar, sahih haberler hakkında iki tertipli kitap telif etmişlerdir ki şöhretleri beldelere yayılmıştır. Bununla birlikte ikisinden hiçbiri, kendi tahric ettiklerinden başka sahih hadis bulunmadığını iddia etmemiştir.
Yine bu asrımızda, bid‘at ehlinden bir grup türemiştir ki eser râvilerini eleştirmekte ve “Sizin nezdinizde sahih olan hadislerin tamamı on bin hadise ulaşmaz. Toplanmış olan ve bin cüz ile daha az veya daha çok miktarı ihtivâ eden bu isnadların hepsi zayıf ve sahih değildir.” demektedirler. Hakikaten bu şehirde ve başka yerlerde ilim ehlinden ileri gelen bir topluluk benden, Muhammed b. İsmâil ile Müslim b. Haccâc’ın mislini delil olarak kullandıkları isnadlarla rivayet edilen hadisleri ihtivâ eden bir kitap telif etmemi istediler. Zira illetsiz (kusursuz) olanı tahric etmeye imkân yoktur; çünkü o ikisi (Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun) bunu kendileri için iddia etmemişlerdir. Nitekim onların asrındaki ve sonraki âlimlerden bir topluluk, onların tahric ettiği bazı hadisleri tahric etmişlerdir ki bu hadisler illetlidir. Ben, “el-Medhal ile’s-Sahîh” adlı eserimde onları savunmak için, bu sanatın ehlince beğenilen bir şekilde gayret sarfettim. Şimdi ise râvileri sika olan, Şeyhayn’ın (r. anhümâ) veya birinin mislini delil olarak kullandığı hadisleri tahric etmek için Allah’tan yardım diliyorum. Bu, İslâm âlimlerinin fakihlerinin tamamına göre sahihin şartıdır: Sikaların isnad ve metinlerdeki ziyadeleri makbuldür. Allah, niyet ettiğim şeyde yardımcımdır. O bana yeter, O ne güzel vekildir.
İşte giriş kısmına dâhil olan hadislerden:
المستدرك على الصحيحين - ط العلمية - جـ ١مُقَدِّمَةُ الْمُصَنِّفِبِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، وَبِهِ نَسْتَعِينُ وَمَا تَوْفِيقِي إِلَّا بِاللَّهِ وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَاِبهِ وَسَلَّمَ، أَنْبَأَنَا الْحَاكِمُ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدٍ الْحَافِظُ إِمْلَاءً فِي يَوْمِ الْإِثْنَيْنِ السَّابِعِ مِنَ الْمُحَرَّمِ سَنَةَ ثَلَاثٍ وَسَبْعِينَ وَثَلَاثِمِائَةٍ: الْحَمْدُ لِلَّهِ الْعَزِيزِ الْقَهَّارِ، الصَّمَدِ الْجَبَّارِ، الْعَالِمِ بِالْأَسْرَارِ، الَّذِي اصْطَفَى سَيِّدَ الْبَشَرِ مُحَمَّدَ بْنَ عْبِد اللَّهِ بِنُبَوَّتِهِ وَرِسَالَتِهِ، وَحَذَّرَ جَمِيعَ خَلْقِهِ مُخَالَفتَهُ، فَقَالَ عَزَّ مِنْ قَائِلٍ: {فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا فِي أَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا} [النساء: ٦٥] الْآيَةَ، وَصَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَيْهِ وَآلِهِ أَجْمَعِينَ. أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى ذِكْرُهُ أَنْعَمَ عَلَى هَذِهِ الْأُمَّةِ بِاصْطِفَائِهِ بِصُحْبَةِ نَبِيِّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَعَلى آلِهِ أَخْيَارِ خَلْقِهِ فِي عَصْرِهِ، وُهُمُ الصِّحَابِةُ النُّجَبَاءُ، الْبَرَرَةُ الْأَتْقِيَاءُ، لَزِمُوهُ فِي الشِّدَّةِ وَالرَّخَاءِ، حَتَّى حَفِظُوا عَنْهُ مَا شَرَّعَ لَأُمَّتِهِ بَأَمْرِ اللَّهِ تَعَالَى ذِكْرُهُ، ثُمَّ نَقَلُوهُ إِلَى أَتْبَاعِهِمْ، ثُمَّ كَذَلِكَ عَصْرًا بَعْدَ عَصْرٍ إِلَى عَصْرِنَا هَذَا، وَهُوَ هَذِهِ الْأَسَانِيدُ الْمَنْقُولَةُ إِلَيْنَا بِنَقْلِ الْعَدْلِ عَنِ الْعَدْلِ، وَهِيَ كَرَامَةٌ مِنَ اللَّهِ لِهَذِهِ الْأُمَّةِ خَصَّهُمْ بِهَا دُونَ سَائِرِ الْأُمَمِ، ثُمَّ قَيَّضَ اللَّهُ لِكُلِّ عَصْرٍ جَمَاعَةً مِنْ عُلَمَاءِ الدِّينِ، وَأَئِمَّةِ الْمُسِلِمِينَ، يُزَكُّونَ رُوَاةَ الْأَخْبَارِ وَنَقَلَةَ الْآثَارِ لِيَذُبُّوا بِهِ الْكَذِبَ عَنْ وَحْيِ المْلَكِ ِالْجَبَّارِ، فَمِنْ هَؤُلَاءِ الْأَئِمَّةِ: أَبُو عَبْدِ اللِّهِ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الْجُعْفِيُّ، وَأَبُو الْحُسَيْنِ مُسْلِمُ بْنُ الْحَجَّاجِ الْقُشَيْرِيُّ رضي الله عنهما، صَنَّفَا فِي صَحِيحِ الْأَخْبَارِ كِتَابَيْنِ مُهَذَّبَيْنِ انْتَشَرَ ذِكْرُهُمَا فِي الْأَقْطَارِ، وَلَمْ يَحْكُمَا وَلَا وَاحِدٌ مِنْهُمَا أَنَّهُ لَمْ يَصِحَّ مِنَ الْحَدِيثَ غَيْرُ مَا أَخْرَجَهُ، وَقَدْ نَبَغَ فِي عَصْرِنَا هَذَا جَمَاعَةٌ مِنَّ الْمُبْتَدِعَةِ يَشْمَتُونَ بِرُوَاةِ الْآثَارِ، بِأَنَّ جَمِيعَ مَا يَصِحُّ عِنْدَكُمْ مِنَ الْحَدِيثَ لَا يَبْلُغُ عَشْرَةَ َآلَافِ حَدِيثٍ، وَهَذِهِ الْأَسَاَنيِدُ الْمَجْمُوعَةُ الْمُشْتَمِلَةُ عَلَى أَلْفِ جُزْءٍ أَوْ أَقَلَّ أَوْ أَكْثَرَ مِنْهُ كُلُّهَا سَقِيمَةٌ غَيْرُ صَحِيحَةٍ، وَقَدْ سَأَلَنَيِ جَمَاعَةٌ مِنْ أَعْيَانِ أَهْلِ الْعِلْمِ بِهَذِهِ الْمَدِينَةِ وَغَيْرِهَا أَنْ أَجْمَعَ كِتَابًا يَشْتَمِلُ عَلَى الْأَحاَديِثِ الْمَرْوِيَّةِ بِأَسَانِيدَ يَحْتَجُّ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، وَمُسْلِمُ بْنُ الْحَجَّاجِ بِمِثْلِهَا، إِذْ لَا سَبِيلَ إِلَى إِخْرَاجِ مَا لَا عِلَّةَ لَهُ، فَإِنَّهُمَا رَحِمَهُمَا اللَّهُ لَمْ يَدَّعِيَا ذَلِكَ لِأَنُفِسِهِمَا، وَقَدْ خَرَّجَ جَمَاعَةٌ مِنْ عُلَمَاءِ عَصْرِهِمَا وَمَنْ بَعْدَهُمَا عَلَيْهِمَا أَحَادِيثَ قَدْ أَخْرَجَاهَا، وَهِيَ مَعْلُولَةٌ، وَقَدْ جَهِدْتُ فِي الذَّبِّ عَنْهُمَا فِي «الْمَدْخَلِ إِلَى الصَّحِيحِ» بِمَا رَضِيَهُ أَهْلُ الصَّنْعَةِ، وَأَنَا أَسْتَعِينُ اللَّهَ عَلَى إِخْرَاجِ أَحَادِيثَ رُوَاتُهَا ثِقَاتٌ، قَدِ احْتَجَّ بِمِثْلِهَا الشَّيْخَانِ رضي الله عنهما أَوْ أَحَدُهُمَا، وَهَذَا شَرْطُ الصَّحِيحِ عِنْدَ كَافَّةِ فُقَهَاءِ أَهْلِ الْإِسْلَامِ أَنَّ الزِّيَادَةَ فِي الْأَساَنِيدِ وَالْمُتُونِ مِنَ الثِّقَاتِ مَقْبُولَةٌ، وَاللَّهُ الْمُعِينُ عَلَى مَا قَصَدْتُهُ، وَهُوَ حَسْبِي وَنِعْمَ الْوَكِيلُ. فَمِنَ الْأَحَادِيثِ الَّتِي مَدْخَلُهَا:
Kitabü'l-Büyû‘
كِتَابُ الْبُيُوعِ
2132 - Bize Ebü'n-Nadr Muhammed b. Muhammed b. Yûsuf el-Fakîh haber verdi; bize Osman b. Saîd ed-Dârimî rivâyet etti; bize Ebu'l-Velîd et-Tayâlisî ve Yahyâ b. Bükeyr rivâyet etti; ikisi dediler ki: Bize Leys b. Sa'd rivâyet etti. Yine bize Ebû Saîd Ahmed b. Ya'kub es-Sakafî ve Ebû Saîd Amr b. Muhammed b. Mansûr haber verdi; ikisi dediler ki: Bize Osman b. Hafs es-Sedûsî rivâyet etti; bize Âsım b. Alî rivâyet etti; bize Leys b. Sa'd rivâyet etti; o da Bükeyr b. Abdullah b. el-Eşec'ten; o da Dahhâk b. Abdullah b. Hâlid b. Hizâm'dan; o da dedesi Hâlid b. Hizâm'dan rivâyet etti ki, Hakîm b. Hizâm Hayber günü iki atla akın yapmış, atları telef olmuş. Bunun üzerine Resûlullah'a (s.a.v.) gelerek: «Ey Allah'ın Resûlü! Atlarım telef oldu» demiş. Resûlullah (s.a.v.) ona (bir miktar) vermiş, sonra (Hakîm) daha istemiş, o da arttırmış. Sonra yine istemiş. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş: «Ey Hakîm! Şüphesiz bu mal yeşil ve tatlıdır. Kim insanlardan isterse (ona) verirler. Ondan isteyen de yiyen gibidir; ama doymaz.» Bu hadis sahihü'l-isnaddır. Buhârî ve Müslim onu tahriç etmemiştir.
٢١٣٢ - أَخْبَرَنَا أَبُو النَّضْرِ مُحَمَّدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ يُوسُفَ الْفَقِيهُ، ثنا عُثْمَانُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، ثنا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ، وَيَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَا: ثنا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، وَأَخْبَرَنَا أَبُو سَعِيدٍ أَحْمَدُ بْنُ يَعْقُوبَ الثَّقَفِيُّ، وَأَبُو سَعِيدٍ عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ مَنْصُورٍ قَالَا: ثنا عُثْمَانُ بْنُ حَفْصٍ السَّدُوسِيُّ، ثنا عَاصِمُ بْنُ عَلِيٍّ، ثنا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْأَشَجِّ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَالِدِ بْنِ حِزَامٍ، عَنْ جَدِّهِ خَالِدِ بْنِ حِزَامٍ، أَنَّ حَكِيمَ بْنَ حِزَامٍ، أَغَارَ بِفَرَسَيْنِ يَوْمَ خَيْبَرَ فَأُصِيبَا فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَقَالَ: أُصِيبَ فَرَسَايَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَأَعْطَاهُ، ثُمَّ اسْتَزَادَهُ فَزَادَهُ، ثُمَّ اسْتَزَادَهُ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «يَا حَكِيمُ، إِنَّ هَذَا الْمَالَ خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ، وَمَنْ سَأَلَ النَّاسَ أَعْطُوهُ، وَالسَّائِلُ مِنْهَا كَالْآكِلِ وَلَا يَشْبَعُ» هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحُ الْإِسْنَادِ وَلَمْ يُخَرِّجَاهُ "٢١٣٢ - صحيح
2135 - Bize Ahmed b. Ca‘fer el-Katî‘î haber verdi; bize Abdullah b. Ahmed b. Hanbel tahdîs etti; bana babam (Ahmed b. Hanbel) tahdîs etti; bize Muhammed b. Bekr, İbn Cüreyc‘den, o Ebü’z-Zübeyr‘den, o Câbir‘den (radıyallahu anh) rivayet etti. Câbir dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: «Şüphesiz sizden biriniz, rızkını tamamlamadıkça ölmeyecektir. Öyleyse rızkı (elde etmekte) acele etmeyin. Ey insanlar! Allah’tan sakının ve talepte güzel davranın; helal olanı alın, haram olanı bırakın.» Ayrıca bu hadisin İbn Mes‘ûd‘dan (radıyallahu anh) lafız ziyadeleriyle bir şâhidi daha vardır. 2135 - Müslim’in şartı üzere.
٢١٣٥ - أَخْبَرَنَاهُ أَحْمَدُ بْنُ جَعْفَرٍ الْقَطِيعِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «إِنَّ أَحَدَكُمْ لَنْ يَمُوتَ حَتَّى يَسْتَكْمِلَ رِزْقَهُ، فَلَا تَسْتَبْطِئُوا الرِّزْقَ، وَاتَّقُوا اللَّهَ أَيُّهَا النَّاسُ، وَأَجْمِلُوا فِي الطَّلَبِ، خُذُوا مَا حَلَّ وَدَعُوا مَا حُرِّمَ» وَأَيْضًا لَهُ شَاهِدٌ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ بِزِيَادَاتِ أَلْفَاظٍ ٢١٣٥ - على شرط مسلم
2139 - Bize Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah es-Saffâr haber verdi; dedi ki: Bize Ahmed b. Muhammed b. Îsâ rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Huzeyfe ve Muhammed b. Kesîr rivayet ettiler; ikisi dedi ki: Bize Süfyân es-Sevrî, Mansûr'dan rivayet etti. Yine bize Ebû Bekr b. İshak ve Ebû Muhammed b. Mûsâ haber verdiler; ikisi dedi ki: Bize Muhammed b. Eyyûb haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ b. el-Mugîre es-Sa‘dî haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Ebû Vâil'den, o da Kays b. Ebî Garaze el-Gifârî'den rivayet etti. Kays şöyle dedi: Biz Medine'de vesak (deve yükü) satar ve satın alırdık. Kendimize simsar (komisyoncu) derdik ve insanlar da bize öyle derdi. Derken bir gün Resûlullah (s.a.v.) yanımıza çıktı ve bize kendimizin ve insanların verdiği isimden daha hayırlı bir isim verdi. Şöyle buyurdu: "Ey tüccarlar topluluğu! Şüphesiz sizin alışverişinize boş sözler ve yeminler karışmaktadır. Öyleyse onu sadaka ile karıştırın."
٢١٣٩ - فَأَخْبَرَنَاهُ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الصَّفَّارُ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عِيسَى، حَدَّثَنَا أَبُو حُذَيْفَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَا: ثنا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَأَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، وَأَبُو مُحَمَّدِ بْنُ مُوسَى قَالَا: أَنْبَأَ مُحَمَّدُ بْنُ أَيُّوبَ، أَنْبَأَ يَحْيَى بْنُ الْمُغِيرَةِ السَّعْدِيُّ، أَنْبَأَ جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي غَرَزَةَ الْغِفَارِيِّ، قَالَ: كُنَّا فِي الْمَدِينَةِ نَبِيعُ الْأَوْسَاقَ وَنَبْتَاعُهَا، وَكُنَّا نُسَمِّي أَنْفُسَنَا السَّمَاسِرَةَ، وَيُسَمِّينَا النَّاسُ فَخَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ، فَسَمَّانَا بِاسْمٍ هُوَ خَيْرٌ مِنَ الَّذِي سَمَّيْنَا أَنْفُسَنَا وَسَمَّانَا النَّاسُ، فَقَالَ: «يَا مَعْشَرَ التُّجَّارِ، إِنَّهُ يَشْهَدُ بَيْعَكُمُ اللَّغْوُ وَالْحَلِفُ فَشُوبُوهُ بِصَدَقَةٍ»
2141 – Bize Ebû Abdullah es-Saffâr haber verdi, dedi ki: Bize Ahmed b. Muhammed b. Îsâ tahdîs etti, dedi ki: Bize Ebû Huzeyfe tahdîs etti, dedi ki: Bize Süfyân tahdîs etti. (Bir diğer tarikle) Bize Ebû Bekir b. İshâk haber verdi, dedi ki: Bize Ebü’l-Müsennâ ahbâr etti, dedi ki: Bize Müsedded tahdîs etti, dedi ki: Bize Yahyâ tahdîs etti, dedi ki: Bize Süfyân, Habîb b. Ebî Sâbit’ten tahdîs etti. (Yine) Bize Abdurrahmân b. el-Hasan el-Kâdî haber verdi, dedi ki: Bize İbrâhîm b. el-Hüseyin tahdîs etti, dedi ki: Bize Âdem b. Ebî İyâs tahdîs etti, dedi ki: Bize Şu‘be tahdîs etti. (Yine) Bize Ahmed b. Ca‘fer el-Katî‘î haber verdi, dedi ki: Bize Abdullah b. Ahmed b. Hanbel tahdîs etti, dedi ki: Bana babam (Ahmed b. Hanbel) tahdîs etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Ca‘fer, Şu‘be’den, o da Habîb b. Ebî Sâbit’ten, o da Ebû Vâil’den, o da Kays b. Ebî Ğaraza’dan rivayet etti. Kays dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) yanımıza geldi; o sırada Medine’de köle satıyorduk ve kendimize (aracılar olarak) simsar diyorduk. O bize, kendimize verdiğimiz isimden daha güzel bir isim verdi ve şöyle buyurdu: “Ey tüccarlar topluluğu! Bu alışveriş, yanında lağv (boş söz) ve yeminlerin bulunduğu bir satıştır; öyleyse onu sadaka ile karıştırın.” Bu, Süfyân es-Sevrî’nin hadisinin lafzıdır.
٢١٤١ - فَأَخْبَرَنَا أَبُو عَبْدِ اللَّهِ الصَّفَّارُ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عِيسَى، حَدَّثَنَا أَبُو حُذَيْفَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، أَنْبَأَ أَبُو الْمُثَنَّى، ثنا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، وَأَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْحَسَنِ الْقَاضِي، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحُسَيْنِ، حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، وَأَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ جَعْفَرٍ الْقَطِيعِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي غَرَزَةَ، قَالَ: جَاءَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ نَبِيعُ الرَّقِيقَ بِالْمَدِينَةِ وَكُنَّا نُسَمَّيَ السَّمَاسِرَةَ، فَسَمَّانَا بِأَحْسَنَ مِمَّا سَمَّيْنَا بِهِ أَنْفُسَنَا، فَقَالَ: «يَا مَعْشَرَ التُّجَّارِ، إِنَّ هَذَا الْبَيْعَ يَحْضُرُهُ اللَّغْوُ وَالْأَيْمَانُ فَشُوبُوهُ بِالصَّدَقَةِ» هَذَا لَفْظُ حَدِيثِ الثَّوْرِيِّ "
2144 - Bize Ebû Bekr b. İshak el-Fakîh tahdis etti, Muhammed b. Şâzân el-Cevherî haber verdi, Mu'allâ b. Mansûr haber verdi, İsmâil b. Zekeriyyâ haber verdi ki, Abdullah b. Osman b. Huseym onlara tahdis etti; İsmâil b. Ubeyd b. Rifâ'a b. Râfi' ez-Zürakî'den, o babasından, o dedesinden rivayetle: Dedesi, Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte Medine'deki musallaya çıktı; insanları alışveriş yaparken buldu. Resûlullah (s.a.v.) buyurdu: "Ey tüccarlar topluluğu!" Onlar da icabet edip gözlerini ve boyunlarını Resûlullah (s.a.v.)'e kaldırdılar. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Muhakkak ki tüccarlar kıyamet gününde fâcirler olarak diriltilirler; ancak (Allah'tan) korkup sakınan, iyilik yapan ve doğru sözlü olanlar müstesnadır." Bu hadisin isnadı sahihtir; (Buhârî ve Müslim) onu tahric etmemişlerdir. 2144 - Sahih.
٢١٤٤ - حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ الْفَقِيهُ، أَنْبَأَ مُحَمَّدُ بْنُ شَاذَانَ الْجَوْهَرِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَ إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّا، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، حَدَّثَهُمْ عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ الزُّرَقِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّهُ خَرَجَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْمُصَلَّى بِالْمَدِينَةِ، فَوَجَدَ النَّاسَ يَتَبَايَعُونَ، فَقَالَ: «يَا مَعْشَرَ التُّجَّارِ» فَاسْتَجَابُوا لَهُ، وَرَفَعُوا أَبْصَارَهُمْ وَأَعْنَاقَهُمْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَقَالَ: «إِنَّ التُّجَّارَ يُبْعَثُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فُجَّارًا إِلَّا مَنِ اتَّقَى وَبَرَّ وَصَدَقَ» هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحُ الْإِسْنَادِ وَلَمْ يُخَرِّجَاهُ "٢١٤٤ - صحيح
2147 - Bize Hasan b. Ya‘kûb el-‘Adl haber verdi; bize Yahyâ b. Ebî Tâlib tahdîs etti; bize Vehb b. Cerîr b. Hâzim tahdîs etti. Yine bize Ebû Bekr b. İshâk el-Fakîh ve Ebû Bekr b. Ca‘fer el-Katî‘î haber verdi. Ebû Bekr b. İshâk dedi ki: Bize Abdullah b. Ahmed b. Hanbel bildirdi; bana babam (Ahmed b. Hanbel) tahdîs etti; bize Vehb b. Cerîr tahdîs etti; bize babam (Cerîr b. Hâzim) tahdîs etti ve dedi ki: Yûnus b. Ubeyd’i işittim, Hasan’dan (el-Basrî) tahdîs ediyordu; o da Amr b. Tağlib’den rivayet etti. Amr b. Tağlib dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Şüphesiz kıyamet alâmetlerinden biri, malın bollaşması, cehâletin çoğalması, fitnelerin ortaya çıkması ve ticâretin yaygınlaşmasıdır.” Bu, senedi sahih bir hadistir. (Buhârî ve Müslim) onu tahric etmemişlerdir. Senedi, onların şartına göre sahihtir; ancak Amr b. Tağlib’in Hasan’dan başka râvisi yoktur. “2147 - Buhârî ve Müslim’in şartı üzere.”
٢١٤٧ - أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ يَعْقُوبَ الْعَدْلُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي طَالِبٍ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرِ بْنِ حَازِمٍ، وَأَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ الْفَقِيهُ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ جَعْفَرٍ الْقَطِيعِيُّ قَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ: أَنْبَأَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ: سَمِعْتُ يُونُسَ بْنَ عُبَيْدٍ، يُحَدِّثُ عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ تَغْلِبٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «إِنَّ مِنْ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ أَنْ يَفِيضَ الْمَالُ، وَيَكْثُرَ الْجَهْلُ، وَتَظْهَرَ الْفِتَنُ، وَتَفْشُوَ التِّجَارَةُ» هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحُ الْإِسْنَادِ وَلَمْ يُخَرِّجَاهُ وَإِسْنَادُهُ عَلَى شَرْطِهِمَا صَحِيحٌ إِلَّا أَنَّ عَمْرَو بْنَ تَغْلِبَ لَيْسَ لَهُ رَاوٍ غَيْرُ الْحَسَنِ "٢١٤٧ - على شرط البخاري ومسلم
2150 - Bize Ebû Abdillâh Muhammed b. Ya‘kūb el-Hâfız haber verdi; bize Yahyâ b. Muhammed b. Yahyâ tahdis etti; bize Müsedded tahdis etti; bize Yezîd b. Zürey‘ tahdis etti; bize Hâlid el-Hazzâ‘ tahdis etti; Ebû Ma‘şer‘den, İbrahim‘den, Alkame‘den, Abdullah b. Mes‘ûd (r.a.)‘dan rivayetle dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Yanıma sizden akıl ve anlayış sahipleri yakın dursun, sonra onlara yakın olanlar, sonra onlara yakın olanlar. İhtilaf etmeyin ki kalpleriniz ihtilafa düşmesin. Çarşı-pazar karışıklıklarından da sakının." Bu hadis, Şeyhayn'ın (Buhârî ve Müslim) şartına göre sahihtir; Buhârî onu tahric etmemiştir. 2150 - Buhârî onu tahric etmemiştir; oysa Buhârî ve Müslim'in şartına uygundur.
٢١٥٠ - أَخْبَرَنَا أَبُو عَبْدِ اللَّهِ مُحَمَّدُ بْنُ يَعْقُوبَ الْحَافِظُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ أَبِي مَعْشَرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: «لِيَلِيَنِي مِنْكُمْ أُولُو الْأَحْلَامِ وَالنُّهَى، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، وَلَا تَخْتَلِفُوا فَتَخْتَلِفَ قُلُوبُكُمْ، وَإِيَّاكُمْ وَهَيْشَاتِ الْأَسْوَاقِ» هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ عَلَى شَرْطِ الشَّيْخَيْنِ وَلَمْ يُخَرِّجْهُ الْبُخَارِيُّ "٢١٥٠ - لم يخرجه البخاري وهو على شرط البخاري ومسلم
2154 - Böylece Ebü'n-Nadr el-Fakih ile Ebü'l-Hasan el-Anberî bize haber verdiler. Dediler ki: Bize Osman b. Saîd ed-Dârimî rivayet etti. Bize Saîd b. Ebî Meryem rivayet etti. Bize Muhammed b. Ca‘fer haber verdi. Bana Alâ, babası vasıtasıyla Ebû Hureyre'den (r.a.) haber verdi. Ebû Hureyre (r.a.) dedi ki: Nebiyy-i Muhterem (s.a.v.) çarşıya geldi ve istiflenmiş bir buğday yığını gördü. Elini onun içine soktu ve bir ıslaklık buldu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Dikkat edin, bizi aldatan bizden değildir." 2154 - Zehebî, et-Telhîs'te bu rivayet hakkında susmuştur.
٢١٥٤ - فَأَخْبَرَنَاهُ أَبُو النَّضْرِ الْفَقِيهُ، وَأَبُو الْحَسَنِ الْعَنْبَرِيُّ، قَالَا: ثنا عُثْمَانُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَنْبَأَ مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنِي الْعَلَاءُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: جَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى السُّوقِ فَرَأَى حِنْطَةً مُصَبَّرَةً فَأَدْخَلَ يَدَهُ فِيهَا، فَوَجَدَ بَلَلًا، فَقَالَ: «أَلَا مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا» ٢١٥٤ - سكت عنه الذهبي في التلخيص
2156 - Bize Ebü'l-Abbâs Muhammed b. Ya‘kūb rivayet etti. Bize el-Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî rivayet etti. Bize Ebü'l-Cevvâb el-Ahvas b. Cevvâb rivayet etti. Bize Ammâr b. Rüzeyk rivayet etti. Bize Abdullah b. Îsâ, Umeyr b. Saîd'den, o da amcasından naklen rivayet etti. (Amcası) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) Bakî‘ mezarlığına çıktı, çuvallar içinde satılan bir yiyecek gördü. Elini içine sokup hoşlanmadığı bir şey çıkarınca şöyle buyurdu: «Bizi aldatan bizden değildir.» Bu hadis sahihtir. Umeyr b. Saîd'in amcası el-Hâris b. Süveyd en-Nehaî'dir. 2156 - Sahih
٢١٥٦ - حَدَّثَنَا أَبُو الْعَبَّاسِ مُحَمَّدُ بْنُ يَعْقُوبَ، ثنا الْعَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو الْجَوَّابِ الْأَحْوَصُ بْنُ جَوَّابٍ، حَدَّثَنَا عَمَّارُ بْنُ رُزَيْقٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عِيسَى، عَنْ عُمَيْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمِّهِ، قَالَ: خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْبَقِيعِ فَرَأَى طَعَامًا يُبَاعُ فِي غَرَائِرَ، فَأَدْخَلَ يَدَهُ فَأَخْرَجَ شَيْئًا كَرِهَهُ فَقَالَ: «مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا» هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ «وَعَمُّ عُمَيْرِ بْنِ سَعِيدٍ هُوَ الْحَارِثُ بْنُ سُوَيْدٍ النَّخَعِيُّ» ٢١٥٦ - صحيح
2160 - Bize Ebû Bekir b. İshâk rivâyet etti, bize Muhammed b. Ahmed b. Nadr haber verdi, bize Muâviye b. Amr rivâyet etti, bize Mes‘ûdî, Vâil b. Dâvûd'dan, o da Ubâye b. Râfi‘ b. Hadîc'ten, o da babasından naklen rivâyet etti. Dedi ki: «Yâ Resûlallah, hangi kazanç en temizdir?» diye soruldu. Buyurdu: «Kişinin el emeği kazancı ve her mebrur satış.» Bu, Vâil b. Dâvûd hakkında üçüncü bir ihtilaftır. Ancak Şeyhayn [Buhârî ve Müslim] Mes‘ûdî'den rivâyet etmemişlerdir; onun mertebesi sıdktır. 2160 - Zehebî, Telhîs'te sükût etmiştir.
٢١٦٠ - حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، أَنْبَأَ مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ النَّضْرِ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، أَنْبَأَ الْمَسْعُودِيُّ، عَنْ وَائِلِ بْنِ دَاوُدَ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، عَنْ أَبِيهِ قَالَ: قِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَيُّ الْكَسْبِ أَطْيَبُ؟ قَالَ: «كَسْبُ الرَّجُلِ بِيَدِهِ، وَكُلُّ بَيْعٍ مَبْرُورٍ» وَهَذَا خِلَافٌ ثَالِثٌ عَلَى وَائِلِ بْنِ دَاوُدَ إِلَّا أَنَّ الشَّيْخَيْنِ لَمْ يُخَرِّجَا عَنِ الْمَسْعُودِيِّ وَمَحَلُّهُ الصِّدْقِ "٢١٦٠ - سكت عنه الذهبي في التلخيص
2163 - Bize Küfe'de Ebû Ca‘fer Muhammed b. Alî eş-Şeybânî haber verdi; bize Ahmed b. Hâzim b. Ebî Azra rivayet etti; bize Ca‘fer b. Avn, Abdurrahmân b. Yezîd'den, o Câbir'den, o Kâsım b. Yezîd'den, o da Ebû Ümâme'den rivayet etti. Ebû Ümâme dedi ki: «Resûlullah (s.a.v.) yiyecek maddelerinin ihtikâr edilmesini yasakladı.» Müslim, Muhammed b. İshâk'ın —Muhammed b. Amr b. Atâ'dan, onun Saîd b. el-Müseyyib'den, onun da Ma‘mer b. Abdillâh b. Nadle'den— rivayet ettiği hadisi tahric etmiştir ki Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «İhtikârı ancak günahkâr kimse yapar.» İşte bu hadis, kendisinden iki tâbiînin rivayet etmediği bir sahâbî hadisinin sahih olmayacağı görüşünün aksine delil getirilen örneklerdendir. Zira bu Ma‘mer'in, Saîd b. el-Müseyyib'den başka râvisi yoktur. Kâsım'ın Ebû Ümâme'den rivayeti ise bu lafızla değildir. Yiyecek maddelerinin ihtikârından ve darlık zamanında Müslümanlara yardımda bulunmaktan geri durmaktan sakındıran haberler varid olmuştur ki bunların burada zikredilmesi kaçınılmazdır; tıpkı Müslümanların o vakitte ona yönelmesi gibi. Bunlardan biri: 2163 - Zehebî, Telhîs'te bu hadis hakkında sükût etmiştir.
٢١٦٣ - أَخْبَرَنَا أَبُو جَعْفَرٍ مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيٍّ الشَّيْبَانِيُّ بِالْكُوفَةِ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَازِمِ بْنِ أَبِي عَزْرَةَ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، قَالَ: «نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُحْتَكَرَ الطَّعَامُ» قَدْ أَخْرَجَ مُسْلِمٌ حَدِيثَ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ، عَنْ مَعْمَرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نَضْلَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «لَا يَحْتَكِرُ إِلَّا خَاطِئٌ» وَهَذَا الْحَدِيثُ أَحَدُ مَا يُنْقَضُ عَلَيْهِ أَنْ لَا يَصِحَّ حَدِيثُ صَحَابِيٍّ لَا يَرْوِي عَنْهُ تَابِعِيَّانِ، فَإِنَّ مَعْمَرًا هَذَا لَيْسَ لَهُ رَاوٍ غَيْرُ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ، وَأَمَّا حَدِيثُ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ فَلَيْسَ بِذَلِكَ اللَّفْظِ، وَقَدْ رُوِيَ فِي الزَّجْرِ، عَنِ احْتِكَارِ الطَّعَامِ وَالتَّقَاعُدِ عَنْ مُوَاسَاةِ الْمُسْلِمِينَ فِي الضِّيقِ الْأَخْبَارُ لَابُدَّ مِنْ ذِكْرِهَا فِي هَذَا الْمَوْضِعِ كَمَا دَفَعَ الْمُسْلِمُونَ إِلَيْهِ فِي الْوَقْتِ فَمِنْهَا ٢١٦٣ - سكت عنه الذهبي في التلخيص
2166 - Bize Mekke'de Abdülazîz b. Abdülazîz ed-Debbâs haber verdi; bize Muhammed b. Alî b. Zeyd es-Sâiğ tahdîs etti; bize Abdülazîz b. Yahyâ tahdîs etti; bize Süleymân b. Bilâl, Alkame b. Ebî Alkame'den; o annesinden; o da Âişe (r.anhâ)'dan rivayet etti ki, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Yanı başındaki komşusu açken, tok olarak geceleyen kimse (kâmil) mü'min değildir.» Bunlardandır:
٢١٦٦ - مَا أَخْبَرَنَاهُ عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ الدَّبَّاسُ، بِمَكَّةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ الصَّائِغُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلَالٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ أَبِي عَلْقَمَةَ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: «لَيْسَ بِالْمُؤْمِنِ الَّذِي يَبِيتُ شَبْعَانًا وَجَارُهُ جَائِعٌ إِلَى جَنْبِهِ» وَمِنْهَا: