eş-Şarîatü'n-Nebeviyyetü'l-Muhammediyye Gazetesi (Abdülhamîd b. Bâdîs)
Bölüm: Cevami
Kitap: eş-Şarîatü'n-Nebeviyyetü'l-Muhammediyye Gazetesi
Müellif: Cezayir Müslüman Âlimler Birliği tarafından, Birlik Başkanı Üstat Abdülhamîd b. Bâdîs'in gözetiminde yayımlanmaktadır.
Başyazarlar: Üstat el-Ukbi ve Üstat ez-Zâhirî.
Yayım günü: Her haftanın pazartesi günü.
Sayılar: Yedi sayı.
eş-Şâmile için hazırlayan: Ebû Yâsir el-Cezâirî [Kitap numaralandırması matbu nüshaya uygundur].
Ramisher'de yayımlanma tarihi: 1 Temmuz 2026.
جريدة «الشريعة» النبوية المحمدية (عبد الحميد بن باديس) القسم: الجوامع الكتاب: جريدة «الشريعة» النبوية المحمدية المؤلف: تصدرها «جمعية العلماء المسلمين الجزائريين» تحت إشراف رئيسها الأستاذ عبد الحميد بن باديس.يرأس تحريرها: الأستاذان العقبي والزهري.تصدر:يوم الإثنين من كل أسبوعالأعداد: سبعة.أعدها للشاملة: أبو ياسر الجزائري[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في راميشر: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Muhammedî Nebevî "eş-Şerîa" Gazetesi - Cilt 1 [Muhammedî Nebevî "eş-Şerîa" Gazetesi] "Cezayir Müslüman Âlimler Birliği"nin yayın organıdır. Birlik tarafından, başkanı Üstat Abdülhamîd b. Bâdîs gözetiminde çıkarılmaktadır. Yazı işlerini Üstat el-Ukbi ve ez-Zâhirî yönetmektedir. (Her hafta pazartesi günü yayımlanır). "Sonra da seni bu işte apaçık bir şeriat üzere kıldık; öyleyse ona uy." [Câsiye, 18] "Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir." Sayılar: (7 gazete - her gazetede 8 sayfa).İlk sayı yayımlandı: Pazartesi, 24 Rebîülevvel 1352 / 17 Temmuz 1933.Son sayı yayımlandı: Pazartesi, 7 Cemâziyelevvel 1352 / 28 Ağustos 1933.Gazetenin kapatılmasına dair hâkim kararı: 9 Ağustos 1933 tarihinde çıktı. Sayıların bulunduğu yer: Nûru'l-Hüdâ Sitesi, İslami Mağrip Portalı (Şeyh Mustafa Belğîs gözetiminde -Allah ona hayırlar versin-) www.nouralhuda.com [Dikkat edilmesi rica olunan not: Gazete sayfalarına uygundur; sütunlardaki paragraflar aynen korunmuştur (gazete tıpkıbasıma uygundur)]. [Şâmile için hazırlayan: Ebû Yâsir el-Cezâirî].
جريدة «الشريعة» النبوية المحمدية - جـ ١ـ[جريدة «الشريعة» النبوية المحمدية]ـ·•·•·•·•·•·•·•·•·•·•·•·•·•·•·•·لسان حال «جمعية العلماء المسلمين الجزائريين».تصدرها الجمعية تحت إشراف رئيسها الأستاذ عبد الحميد بن باديس.يرأس تحريرها الأستاذان العقبي والزاهري.(تصدر يوم الاثنين من كل أسبوع).{ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلَى شَرِيعَةٍ مِنَ الْأَمْرِ فَاتَّبِعْهَا}.«مَنْ رَغِبَ عَنْ سُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي».ــالأعداد: (٧ جرائد - في كل جريدة ٨ صفحات).- صدر العدد الأول: يوم الاثنين ٢٤ ربيع الأول ١٣٥٢ه الموافق لـ ١٧ جويلية ١٩٣٣م.- صدر العدد الأخير: يوم الاثنين ٠٧ شهر جمادى الأولى ١٣٥٢ه الموافق لـ ٢٨ أوت ١٩٣٣م.- صدر قرار القاضي بتعطيل الجريدة بتاريخ: ٠٩ أوت ١٩٣٣م.الأعداد موجودة في: موقع نور الهدى بوابة المغرب الإسلامي (تحت إشراف الشيخ مصطفى بلغيث -جزاه الله كل خير-) www.nouralhuda.com[ ملاحظة يرجى الانتباه لها: موافقة لصفحات الجريدة، حافظت على الفقرات كما هي في الأعمدة (فالجريدة موافقة للمصور)].[أعدها للشاملة/ أبو ياسر الجزائري].
Sayfa 2 [1. Sütun] Bugün Cezayir için bunu isteyen kimse, şeriata da eşyanın tabiatına da aykırı hareket etmektedir; zira taşların dahi kımıldadığı bir çağda Cezayir'in Fransız Cumhuriyeti bünyesinde harekete geçmesi doğaldır ve yerine getirdiği vazifelere denk haklar elde etmesi de meşrudur. Cezayir'in, kalbinde yüce bir makamı olan bir cemiyete ve nazarında büyük bir kıymeti olan bir gazeteye sahip olmasını çok mu gördünüz? Size müjdeler olsun ki Fransız Cezayir'inin dernekleri ve gazeteleri olacaktır; olacaktır ve olacaktır... Ta ki Cezayirli Müslüman, Fransa'nın diğer evlatlarından olan kardeşiyle gerçek bir eşitlik zemininde bir araya gelinceye ve bunun ilk meyvesi de herkesin arzuladığı hakiki birlik oluncaya kadar.Yoksa Fransız Cezayir'inin evlatları arasında ne vaadin ne de tehdidin ilkesinden saptıramayacağı, hiçbir yaldızın ve süsün aklını çelemeyeceği kimselerin bulunması mı sizi dehşete düşürdü? Öyleyse size müjdeler olsun ki, İslam ilkeleriyle yoğrulmuş ve Fransa'nın ilkeleriyle beslenmiş olan Cezayir; gördüğünüz gibi ve zannettiğinizin de ötesinde, Fransa'nın diğer tüm hür evlatlarıyla övündüğü gibi kendileriyle övüneceği adamlar yetiştirmiştir ve yetiştirmektedir.Ey efendiler, nasıl isterseniz öyle olun! Neyi temsil ederseniz edin size saygımız tamdır; hakkımızda ne düşünürseniz düşünün, biz yolumuzu basiretle bilmekte, çizgimizin doğruluğundan ve gayemizin yüceliğinden emin bulunmaktayız. İnsanların bize karşı muameleleri değiştikçe onlar hakkındaki kanaatlerimiz değişse bile, Fransa'ya ve onun kanunlarına olan güvenimiz asla değişmeyecektir.İlim ve fazileti yaymak, cehalet ve rezillikle mücadele etmek olan doğru çizgimizden ayrılmayacağız. Fransa ile irtibatlı Cezayir halkını eğitip kültürlendirmek, onun zihnî, ahlaki ve amelî seviyesini Fransa'nın şanına yakışır düzeye yükseltmek olan yüce gayemizden vazgeçmeyeceğiz. Fransa'nın adaletine, Fransız milletinin hürriyetine ve demokrasisine olan güvenimizi koruyacağız.Cezayir Müslüman Âlimler Birliği kuruldu; kapatılan "es-Sünne" gazetesi çıkarıldı. Bugün onun yerine "eş-Şerîatü'l-Mütahhara" gazetesini kurduk. İnşallah onun yerini tutacak ve kalplerde onun yerini alacaktır. Yardımına sığınılacak ancak Allah'tır; O bize yeter, ne güzel vekildir. [Abdülhamîd b. Bâdîs][2. Sütun] Protesto Telgrafı: "es-Sünne" gazetesi başkentte toplatılmış ve Birliğin Yönetim Kurulu orada toplantı halindeydi. Kurul, gazetenin kapatılmasını protesto etme kararı aldı ve resmi kapatma kararı tebliğ edildikten sonra bunu iletmesi için Başkanı görevlendirdi. Karar tebliğ edilince Başkan şu metni içeren bir telgrafla protestoyu iletti:İçişleri Bakanı - Paris Cezayir Müslüman Âlimler Birliği, Arapça "es-Sünne" gazetesinin kapatılmasından ötürü duyduğu son derece derin rahatsızlığı ve derin üzüntüyü bildirir; Birliğe ağır maddi ve manevi zarar veren bu kapatmaya yönelik 22 Haziran tarihli kararınızı tüm gücüyle protesto eder. Birliğin şaşkınlığı son derece büyüktür; kararınızda gerekçelerin belirtilmemiş olması nedeniyle kapatılma sebeplerini bilememesi bu şaşkınlığı daha da artırmaktadır. Birlik açıkça beyan ve ilan eder ki kapatılan bu gazete, sırf dinî konularda ve akaid ile ibadetler dairesinden dışarı çıkmayan meselelerde yazılanlardan başkasını yayımlamamıştır. Birlik bu vesileyle, ahlaki ve terbiyevi projesinin önüne türlü engeller çıkarmaktan ve fiili durumun tam bir dürüstlük ve her türlü ithamdan uzak olduklarına şahitlik ettiği üyelerinin itibarını zedelemekten başka gayesi olmayan kimi hasımlarının kurduğu tuzaklara dikkatinizi çeker. [Birlik Başkanı: Abdülhamîd b. Bâdîs]Kapatmaya Karşı Dava Açılması: Kapatma kararına karşı Birlik avukatını Danıştay (Meclis-i Devlet-i Âlî) nezdinde dava açmakla görevlendirdik.[Sayfanın Alt Kısmı] Cezayir Müslüman Âlimler Birliği'nin Genel Kurul Toplantısı Yazan: Cezayir Müslüman Âlimler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Üstat ez-Zâhirî[2. Sütun] Geçtiğimiz bu hafta sevindirici, kıvanç ve memnuniyet verici bir haftaydı. Zira bu Arap-Müslüman milletimiz, Cezayir Müslüman Âlimler Birliği'ne karşı en asil duygularını ve en şerefli hislerini sergiledi. Şehit gazete "es-Sünne" insanlara bu Birliğin genel kurul toplantısı çağrısını duyurur duyurmaz hemen icabet ettiler; [3. Sütun] uzak diyarlardan akın akın geldiler; yaya olarak, trenlerle ve arabalarla, çölün derinliklerinden, dağların zirvelerinden, Tunus sınırından Fas sınırına kadar her yerden geldiler. Toplantı tarihi pazartesi ve salı günleriydi (3-4 Rebîülevvel 1352); ancak daha pazar günü gelmeden başkent Cezayir âlimler, ileri gelenler...
_________الصفحة ٢ـــ[عمود:١]ـإن من يريد هذا بالجزائر اليوم لمخالف للشريعة والطبيعة إذ من الطبيعي أن تتحرك الجزائر ضمن الجمهورية الفرنسية في زمان تحرك ما فيه حتى الحجر، ومن الشرعي أن تنال منها الحقوق كفاء ما قامت به من الواجبات.آستكثرتم على الجزائر أن تكون لها جمعية لها منزلتها العظيمة في قلبها وجريدة لها قيمتها الكبيرة في نظرها؟ فنبشركم أنه سيكون للجزائر الفرنسية جمعيات وصحف وسيكون لها وسيكون .. حتى يقف المسلم الجزائري مع أخيه من بقية أبناء فرنسا على قدم المساواة الحقة التي يكون من أول ثمراتها الإتحاد الصحيح المنشود للجميع.أم هالكم أن يكون في أبناء الجزائر الفرنسوية من لا يزحزحه عن مبدئه وعد ولا وعيد ولا يستهويه رنين ولا زخرفة؟ فنبشركم بأن الجزائر المفطورة على مبادئ الإسلام والمتغذية بمبادئ فرنسا أنجبت وتنجب رجالا كما رأيتم وفوق ما تظنون رجالا تفتخر بهم فرنسا كما تفتخر بسائر أبنائها الأحرار.كونوا كما تشاءون أيها السادة فلكم - وأنتم تمثلون ما تمثلون - كل احترامنا، وظنوا بنا ما تشاءون فإنا على بصيرة من أمرنا ويقين من استقامة خطتنا ونبل غايتنا. ومهما تبدلت اعتقاداتنا في أناس بتبدل معاملاتهم لنا فلن تتبدل ثقتنا بفرنسا وقانونها.وعلى خطتنا المستقيمة وهي نشر العلم والفضيلة ومقاومة الجهل والرذيلة.وعلى غايتنا النبيلة وهي تثقيف الشعب الجزائري المرتبط بفرنسا ورفع مستواه العقلي والخلقي والعملي إلى ما يليق بسمعة فرنسا.وعلى ثقتنا بعدالة فرنسا وحرية الأمة الفرنسية وديموقراطيتها.- أسست جمعية العلماء المسلمين الجزائريين وأسست جريدة ((السنة)) المعطلة، وأسسنا اليوم بدلها جريدة ((الشريعة المطهرة)) وستقوم - إن شاء الله - مقامها وتحل من القلوب محلها والله المستعان وهو حسبنا ونعم الوكيل.ـ[عبد الحميد بن باديس]ـ ـ[عمود:٢]ـتلغراف الاحتجاج:وقع حجز جريدة ((السنة)) بالعاصمة والمجلس الإداري للجمعية منعقد بها فاتفق المجلس على رفع احتجاج على تعطيله وكلف الرئيس برفعه بعد اتصاله بقرار التعطيل رسميا ولما اتصل به رفع الاحتجاج ببرقية هذا نصها:وزير الداخلية - باريسإن جمعية العلماء المسلمين الجزائريين تعرب لكم عن استيائها البالغ منتهاه وعن حزنها العميق الذي سببه تعطيل جريدة ((السنة)) العربية وتحتج بكل ما لها من قوة على قراركم المؤرخ بـ ٢٢ جوان القاضي بهذا التعطيل الذي ينشأ عنه للجمعية ضرر مادي وأدبي جسيم - وإن عجب الجمعية عظيم جدا ومما يزيد في عظمه أنها تجهل أسباب التعطيل لعدم ذكرها في قراركم وإنها تعلن وتصرح أن الجريدة المعطلة لم تنشر إلا ما كتب في مواضيع دينية بحتة وفي مسائل لا تخرج عن دائرة العقائد والعبادات وتغتنم هذه الفرصة لإلفات نظركم إلى الدسائس التي يدسها لها بعض خصومها الذين لا غاية لهم سوى إنشاء شتى العراقيل في سبيل مشروعها التهذيبي الأخلاقي وتشويه سمعة أعضائها الذي يشهد الواقع بنزاهتهم التامة وبراءتهم من كل تهمة.ـ[رئيس الجمعية: عبد الحميد بن باديس]ـ رفع قضية ضد التعطيلوقد كلفنا محامي الجمعية برفع قضية لدى مجلس الدولة الأعلى ضد قرار التعطيل. _…_..._…_ـ[أسفل الصفحة]ـالإجتماع العاملجمعية العلماء المسلمين الجزائريينبقلم الأستاذ الزاهري العضو الإداري لجمعية العلماء المسلمين الجزائريين ـ[عمود:٢]ـكان هذا الأسبوع الماضي سارا يدعو إلى الغبطة والرضى، فقد أظهرت فيه أمتنا هذه الأمة العربية المسلمة أنبل العواطف، وأشرف الإحساسات نحو جمعية العلماء المسلمين الجزائريين، فلم تكد جريدة ((السنة)) الشهيدة تؤذن في الناس بالدعوة إلى الاجتماع العام لهذه الجمعية حتى استجابوا لها، وأتوها من كل فج ـ[عمود:٣]ـعميق، أتوها رجالا وعلى القطر والسيارات، من أعماق الصحراء ومن قنن الجبال، ومن حدود تونس إلى حدود المغرب الأقصى.وكان موعد الاجتماع يوم الاثنين ويوم الثلاثاء (٣ - ٤ ربيع الأول ١٣٥٢)، ولكن ما جاء يوم الأحد حتى امتلأت الجزائر العاصمة بوفود العلماء والوجهاء
Sayfa 3 [1. Sütun]...ve Birliğin faal ve destekçi üyelerinden oluşan eşrafla dolup taşmıştı. Doğrusu biz, bu faziletli şahsiyetlerin ve âlimlerin böylesine muazzam kalabalıklar halinde ve sayılması neredeyse imkânsız bu denli çok sayıda bu toplantıya katılacağını ummuyorduk.Bu Birliğin ve üyelerinin yoluna her türlü engel ve zorluk çıkarıldı, insanların bu toplantıya katılmasını önlemek için her vasıtaya başvuruldu. Bizler de onlar da türlü vaatler ve tehditler, teşvikler ve korkutmalar duyduk; her türlü baskıya maruz kaldık, her türlü bela ve eziyeti tattık. Üstelik bu ekonomik kriz insanlar üzerinde hâlâ çok ağır ve boğucuydu; mevsim hasat mevsimi olduğundan insanların işleri başlarından aşkındı; Demiryolları İdaresi de haklarımızdan birini bizden esirgeyerek bu muhterem heyetler için bilet ücretlerinde en ufak bir indirim yapmaktan dahi kaçındı... Tüm bu engellere ve daha nicelerine rağmen, bu genel kurul toplantısı bu memlekette benzeri görülmemiş muazzam bir başarı elde etti.Âlimler Birliği'nin bu genel kurul toplantısına Üstat Başkan adına çok sayıda teyit ve destek telgrafı ulaştı. Bunlardan biri Tebessa'dan gelen, iki yüz (200) tüccar ve gencin imzaladığı telgraftı. Cezayir'in dört bir yanından, meşru mazeretler ve kabul edilebilir engeller sebebiyle toplantıya katılamayan memleketin ileri gelenleri ve âlimlerinden oluşan Birlik destekçileri tarafından yüzlerce mazeret mektubu gönderildi.Üstat el-Ukbi'nin Terakki Kulübü'nde (Nâdi't-Terakkî) her pazar akşamı saat beşte verdiği haftalık konferansın vakti gelmişti. Üstat her zamanki gibi bu son pazar akşamı (2 Rebîülevvel 1352) kendisi için kurulan kürsüye oturdu; ayağa kalkıp Allah'a hamd ve senada bulundu, ardından [2. Sütun] En Yüce Peygamber Efendimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in hayatına dair veciz bir konferans verdi. Bu konuşma, üstadın bilinen tüm fesahatini ve büyüleyici beyanını bir araya getirmişti. Ondan sonra Üstat Belkâsım el-Evcânî (el-Ezherî) söz alıp güzel ve bereketli bir konuşma yaptı. Ardından gençlerin hatibi Üstat Muhammed el-Hâdî es-Senûsî (ez-Zâhirî) kalkıp sanat, edebiyat ve estetik açısından son derece mükemmel bir hitapta bulundu. Bundan sonra faziletli Üstat Şeyh Abdülhamîd b. Bâdîs kalkarak hikmet ve ilim fışkıran bir ders verdi. Terakki Kulübü; o geniş, ferah ve büyük salonuyla, odaları, geçitleri ve koridorlarıyla hıncahınç dolmuş, adeta inliyordu; taneleri sıkışıp üst üste binmiş bir narı andırıyordu. Burada şunu belirtmek gerekir ki salondakilerin tamamı bu toplantıya katılmak için uzaklardan gelen misafirlerdi; Cezayir merkezinde, civarında, Bîlide'de ve yakın yerlerde oturanlar ise yerlerini misafirlere bırakmışlardı; ne de güzel yaptılar!Pazartesi sabahı (3 Rebîülevvel 1352) Hükümet Meydanı (At Meydanı / Blâsetü'l-Avd) ve çevresindeki cadde ve sokaklar ilim ve din ehliyle, ilim ve din sevdalılarıyla dalga dalga çalkalanıyordu. En geniş ve ferah kulüp olmasına rağmen Terakki Kulübü salonları, amfileri, odaları, geçitleri ve merdivenleriyle onlara dar gelmiş, sığdıramamıştı. Bu heyetlerin yüzleri gülüyor, müjde doluydu; üzerlerindeki temiz beyaz elbiseler tertemiz ve pâk ruhlara sahip olduklarına işaret ediyordu; üzerlerinde ilim ve dinin alametleri, yüzlerinde hayır ve salahın çizgileri vardı. Bu hazır bulunanların tamamı veya kahir ekseriyeti sarıklı ve sakallı kimselerdi; içlerinde fesi olanlar pek azdı.Bu sabahın belirlenen saati geldiğinde Âlimler Birliği'nin Yönetim Kurulu üyeleri [3. Sütun] bu kulübün büyük amfisinde kendileri için kurulan kürsüye oturdular. Meclis tamam olunca Birlik Başkanı, Üstat el-Ukbi'ye izin verdi; o da Yüce Kur'an'dan ayetleri tecvid ile okuyarak oturumu açtı. Allah'ın zikriyle tüyler ürperdi, Rahman için sesler kısıldı, kalpler mutmain oldu ve gözler ibret ve öğütle yaşlarla doldu.Ardından Birlik Başkanı ayağa kalkarak hazır bulunanlara Birliğin geçen yıla ait manevi durum raporunu sundu. Birliğin bu necip milletin tam güvenini kazandığını, Allah katında bol ecir ve büyük mükafat, insanlar nezdinde ise güzel bir yad, iyi bir şöhret ve hayırla anılma elde ettiğini açıkladı.Sonra Birliğin Muhasibi Üstat el-Mîlî kalktı ve bu saatte Birliğin mali durumunu sunamayacağını, zira bazı şube başkanlarının Birlik adına topladıkları parayı henüz bu sabah kendisine teslim etmediklerini belirterek, hesapların tamamlanabilmesi için mali raporun sunumunun salı sabahına ertelenmesini talep etti.Ardından Birliğin Genel Sekreteri Üstat el-Amûdî kalktı ve bu toplantıya katılmaya niyetlenen ancak mücbir sebeplerle katılamayıp destek telgrafları ve mazeret mektupları gönderen zevatın uzun bir listesini okudu. Bu mazeret bildirenlerin sayısı oldukça kabarıktı.Daha sonra Sayın Başkan tekrar kalktı ve Birlik adına Başbakana, İçişleri Bakanına, Senato Başkanına, Millet Meclisi Başkanına, İnsan Hakları Cemiyeti Başkanına, Cezayir Genel Valisine ve Paris'teki diğer siyaset adamlarına gönderdiği protesto, şikâyet ve sitem telgrafını cemaate okudu.
_________الصفحة ٣ـــ[عمود:١]ـوالأعيان من أعضاء الجمعية العاملين والمؤيدين، وما كنا نطمع أن يحضر هذا الاجتماع كل هؤلاء الفضلاء والعلماء في جموعهم الغفيرة هذه، وفي عددهم الكثير هذا الذي لا يكاد يحصى.لقد وضعت في سبيل هذه الجمعية وأعضائها كل العراقيل والصعوبات واستعملت كل الوسائل لمنع الناس من أن يحضروا هذا الاجتماع، وسمعنا وسمعوا كل وعد ووعيد، وكل ترغيب وترهيب ولقينا كل تضييق، وذقنا كل بلاء وأذى وهذه الأزمة لا تزال خانقة شديدة على الناس، وقد أصبح هؤلاء الناس في وفرة الأشغال لأن الفصل فصل حصاد، وإدارة السكك الحديدية هي الأخرى قد منعتنا حقا من حقوقنا، وامتنعت أن تحفظ لهذه الوفود الكريمة أدنى شيء من أجرة الركوب … ومع هذه العراقيل كلها ومع عراقيل أخرى غيرها فإن هذا الاجتماع العام قد نجح نجاحا عظيما ما رأينا له من نظير في هذه البلاد.ولقد ورد على هذا الاجتماع العام لجمعية العلماء باسم الأستاذ الرئيس عدد كثير من برقيات التأييد. منها برقية وردت من تبسة أمضاها مئتان (٢٠٠) من التجار والشبان. ووردت مئات من رسائل الاعتذار أرسل بها من كل أنحاء القطر الجزائري أنصار الجمعية من أعيان البلاد وعلمائها الذين تخلفوا عن هذا الاجتماع لموانع شرعية، وأعذار مقبولة.كان موعد المحاضرة الأسبوعية التي يلقيها الأستاذ العقبي في نادي الترقي الساعة الخامسة من مساء الأحد من كل أسبوع وجلس هذا الأستاذ كالعادة على المنصة التي رفعت له مساء هذا الأحد الأخير (٢ ربيع الأول ١٣٥٢)، وقام فحمد الله وأثنى عليه، وألقى محاضرة موجزة في حياة ـ[عمود:٢]ـالنبي الأعظم سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم، ولكنها جمعت كل ما عرف به الأستاذ من الفصاحة وسحر البيان وقام بعده الأستاذ بلقاسم الأوجاني (الأزهري) فتكلم كلاما طيبا مباركا فيه، وقام خطيب الشباب الأستاذ محمد الهادي السنوسي (الزاهري) فألقى خطابا جاء غاية في الفن والأدب والجمال. وقام بعد هذا صاحب الفضيلة الأستاذ الشيخ عبد الحميد بن باديس فألقى درسا يفيض حكمة وعلما وكان نادي الترقي بردهته الواسعة الفسيحة الكبرى، وبغرفه ومعابره ومماشيه الكثيرة الأخرى قد غص بالحاضرين وأط بهم أطا، فكان كالرمانة تراصت فيها حباتها وركب بعضها بعضا. وهنا لا بد أن نشير إلى أن هؤلاء الحاضرين كانوا كلهم من الضيوف الذين جاءوا من بعيد ليحضروا هذا الاجتماع، أما الذين يسكنون الجزائر وضواحيها والبليدة وما قرب منها وما بين ذلك فإنهم قد تركوا أمكنتهم للضيوف، ونعم ما فعلوا.وفي صبيحة الاثنين (٣ ربيع الأول ١٣٥٢) كانت بطحاء الحكومة (بلاصة العود) وما حواليها من الشوارع والطرقات تموج موجا بأهل العلم والدين وبأنصار العلم والدين، قد ضاق عنهم نادي الترقي بردهاته ومدرجاته وغرفه ومعابره ومعارجه فلم يتسع لهم على أنه هو أرحب النوادي وأوسعها. وكانت وجوه هؤلاء الوفود ضاحكة مستبشرة، وكانت ملابسهم بيضاء نقية تدل على أن لهم نفوسا طاهرة زكية عليهم علائم العلم والدين، وعلى وجوههم ملامح الخير والصلاح، وكان هؤلاء الحاضرون كلهم أو جلهم من أهل العمائم واللحى، ليس فيهم إلا قليل من المتطربشين. ولما جاءت الساعة المعينة من هذا الصباح جلس أعضاء المجلس الإداري ـ[عمود:٣]ـلجمعية العلماء على المنصة التي نصبت لهم في المدرجة الكبرى من هذا النادي، ولما استوى بهم المجلس أذن الأستاذ رئيس الجمعية للأستاذ العقبي فافتتح الجلسة بتجويد آيات من القرآن العظيم، فاقشعرت الجلود لذكر الله، وخشعت الأصوات للرحمن واطمأنت القلوب، وفاضت الأعين بالدمع اتعاظا واعتبارا. وقام الأستاذ رئيس الجمعية فعرض على الحاضرين الحالة الأدبية للجمعية عن السنة الماضية، فأبان لهم أن الجمعية قد أحرزت على الثقة التامة من هذا الشعب الكريم، وأن لها عند الله الأجر الموفور والثواب الجزيل، وعند الناس الأحدوثة الحسنة، والسمعة الطيبة، والذكر الجميل، ثم قام الأستاذ الميلي أمين مالية الجمعية فقال أنه لا يستطيع أن يعرض في هذه الساعة الحالة المالية للجمعية لأن بعض رؤساء الشعب لم يدفعوا إليه ما تحصل لديهم من مال الجمعية الآن في هذا الصباح، وطلب أن يؤخر عرض الحالة المالية إلى صبيحة الثلاثاء ريثما يتمكن إتمام الحساب.وقام الأستاذ العمودي الكاتب العام (أمين السر) للجمعية فتلا قائمة طويلة بأسماء السادة الذين كانوا عزموا على حضور هذا الاجتماع، ولأسباب قاهرة تخلفوا مضطرين وأرسلوا ببرقيات التأييد ورسائل الاعتذار. وكان عدد هؤلاء المعتذرين عددا كثيرا.ثم قام الأستاذ الرئيس مرة أخرى وقرأ على الناس برقية احتجاج وتظلم وشكوى أرسلها الرئيس باسم الجمعية إلى رئيس الوزراء وإلى وزير الداخلية وإلى رئيس مجلس الشيوخ وإلى رئيس مجلس النواب وإلى رئيس جمعية حقوق الرجل وإلى سمو الوالي العام على القطر الجزائري وإلى آخرين من رجال السياسة
Sayfa 4 [1. Sütun] Paris'teki yetkililere gönderilen telgrafın metni şöyledir:Cezayir, 26 Haziran 1933 Cezayir başkentindeki Terakki Kulübü'nde yıllık genel toplantısını gerçekleştiren Cezayir Müslüman Âlimler Birliği Genel Kurulu; Fransız Cumhuriyeti'ne olan bağlılığını ve tüzüğü gereğince cumhuriyet yasaları dairesinde ıslahatçı ve ahlaki çalışmalarını sürdürme taahhüdünü yineler. Ardından, Cezayir Valiliği'nin (Préfecture) 16 Şubat 1933 tarihli genelgesinde dine ve ilkelerine aykırı olarak kendisine yönelttiği ve kendisinin tamamen berî olduğu ithamları var gücüyle protesto eder. Resmî kadroda bulunmayan âlimlerin camilerde dinî tedrisat yapmasını yasaklayan 18 Şubat 1933 tarihli kararını protesto eder. Cezayir Dinî Cemiyeti'nin feshini öngören 27 Şubat 1933 tarihli emrini protesto eder. Birliğin onurunu zedeleyen, fesih ve yasaklamalarla sırf dinî meselelere müdahale niteliği taşıyan tüm bu hususlardaki şikâyetini Fransız kamuoyuna ve büyük devlet adamlarına arz eder; Fransa'nın şefkatine sığınarak, onun yüce cumhuriyet ilkelerine güvenip iltica eder ve onun adını hürmet ve tazimle haykırır. [Birlik Adına Başkan: Abdülhamîd b. Bâdîs]Sayın Başkan, toplanan hazirundan bu telgraf hakkındaki görüşlerini belirtmelerini istedi ve telgraf oybirliğiyle kabul edildi. Oturum saat on ikide sona erdi ve öğleden sonra saat ikide yeniden başladı. Asil ve destekçi üyelerin isimlerini kaydetmek ve üyelik belgelerini vermekle görevli komisyon hazır bulunarak derhal işe koyuldu. Çalışmalar, [2. Sütun] akşam saat altıya kadar sürdü. Bu saatte Birlik Başkanı, Yüce Allah'ın: "İnsanlardan öylesi vardır ki dünya hayatına dair sözleri senin hoşuna gider..." ayetinden başlayarak "...İnsanlardan öylesi de vardır ki Allah'ın rızasını kazanmak için canını feda eder. Allah kullarına çok şefkatlidir" [Bakara, 204-207] ayetine kadar olan kısmın tefsir dersini vermeye başladı. Üstat, şairin dediği gibiydi: "Şaşarım size! Ben size harikalar getirdim... / Tozuma dahi yetişemeyenler benimle kıyaslanıyor!" Üstat el-Ukbi: "Bu faydalı ve feyizli dersten sonra kimsenin söz söylemesi yakışık almaz" dedi.Salı sabahı saat dokuzda Yönetim Kurulu üyeleri her zamanki gibi kulübün büyük amfisinde kendileri için ayrılan kürsüdeki yerlerini aldılar. Başkan, Üstat el-Ukbi'ye izin verdi; o da Kur'an-ı Kerim'den ayetleri tecvid ile okuyarak oturumu açtı. Ardından Başkan, Birliğin Muhasibi Üstat el-Mîlî'ye söz verdi. el-Mîlî kalkarak Âlimler Birliği'nin mali durumunu ayrıntılı bir şekilde sundu; görüldü ki Birlik ve mensuplarını kuşatan boğucu krize ve çetin şartlara rağmen durum somut bir ilerleme kaydetmişti. İçinde nükteler, latifeler, öğüt ve ibretler bulunan beliğ bir konuşma yaptı.Genel Sekreter Üstat el-Amûdî kalkıp meşru mazeretleri sebebiyle bu toplantıya katılamayıp mektup ve telgraflarla mazeret bildirenlerin yer aldığı bir diğer uzun listeyi okudu. Bu mazeret bildirenlerin sayısı da oldukça çoktu ve ilk oturumda isimleri okunanların sayısını aşıyordu.Sonra Başkan: "Eski Yönetim Kurulu'nun görevi şu an itibarıyla sona ermiştir" dedi ve Genel Kurul'dan kendi arasından seçim sürecini yönetecek bir komisyon seçmesini istedi. Bu komisyon şu şekilde oluştu: Şeyh Mustafa Bû'sûf başkan; Şeyh Mustafa b. Hallûş, Şeyh Muhammed el-Hâdî el-Bûabdillî, Şeyh eş-Şerîf [3. Sütun] es-Sâiğî ve Seyyid Ahmed b. Abdilmelik el-Ağvâtî kâtipler; Şeyh et-Tâhir el-Harakâtî ve Şeyh Abdurrahman İbn Bîbî üyeler. Bu komisyon belirlenen vakitte vazifesine başladı. Seçim işlemi tamamlandığında, toplam oylardan geçersiz sayılan yirmi üç oy düşüldükten sonra geçerli oyların sayısı yüz doksandı. Bu oylardan ben dört oy kaybettim, el-Mîlî iki oy kaybetti, Hayreddin altı oy, Ebü'l-Yekzân sekiz oy kaybetti; el-Amûdî, el-Halvî, İbn Hammûdî, Ali el-Hıyâr ve İbn Ziyân birer oy kaybettiler. İbn Bâdîs, el-Ukbi, el-İbrâhîmî ve et-Tebessî oybirliğiyle seçildiler ve hiç oy kaybetmediler. Eski Yönetim Kurulu, üye sayısı ve üyelerinin çoğunluğu itibarıyla eski şekliyle yeniden teşekkül etti ve durum olduğu gibi kaldı.Salı günü akşam saat altıda yeni Yönetim Kurulu kürsüdeki yerini aldı. Birlik Başkanı Üstat İbn Bâdîs ayağa kalkarak dinleyenlerin ruhunda derin izler bırakan beliğ bir konuşma yaptı. Âlimler Birliği yönetimine üçüncü kez güvenini ortaya koyan bu necip millete teşekkür etti; Birliği çevreleyen kritik şartlardan ve kapıya dayanan tehlikelerden bazılarını haziruna izah etti. Yönetim Kurulunun sabrettiğini, sebat gösterdiğini ve sabır ve tahammülde ender bir örnek teşkil edecek derecede sıkıntılara göğüs gerdiğini haber verdi. Bu kurulun, Birliği muhafaza etme ve tüzüğünü uygulama yolunda başına gelebilecek her türlü zahmet ve meşakkate tahammül etmeye hâlâ hazır olduğunu belirtti.Ardından şöyle dedi: "Sizler de ey kardeşler, bu toplantıya çağrıldığınızda Allah'ın davetçisine icabet ettiniz. Birlik sizleri her ne zaman hayra ve ihtiyaç duyduğu desteğe çağırırsa yine icabet edecek misiniz? Yönetim Kurulu'nun sizlere söz verdiği gibi, sizler de Birliği korumaya, tüzüğünü uygulamaya, hayır, terbiye ve ıslahat davetini yaymaya ve hak ile kanun dairesinde darlıkta da bollukta da onunla beraber olmaya söz veriyor musunuz?" Hepsi birden "Evet!" dediler ve ellerini uzatarak Cezayir Müslüman Âlimler Birliği ile beraber olacaklarına ve ona...
_________الصفحة ٤ـــ[عمود:١]ـفي باريس وهذا نص البرقية:الجزائر ٢٦ جوان ١٩٣٣الجمعية العمومية لجمعية العلماء المسلمين الجزائريين المنعقدة في اجتماعها السنوي العام بنادي الترقي بالعاصمة الجزائر - تكرر إعلانها بارتباطها بالجمهورية الفرنسية والتزامها للعمل التهذيبي الإصلاحي حسب قانونها الأساسي في دائرة قوانين الجمهورية.ثم تحتج بكل قواها على منشور بريفي الجزائر المؤرخ ١٦ فيفري ١٩٣٣ الذي رماها فيه بوصمات منافية لدينها ومبادئها وهي منها بريئة.وتحتج على قراره المؤرخ بـ ١٨ فيفري ١٩٣٣ القاضي بمنع العلماء غير الموظفين من القيام بالتعليم الديني في المساجد.وتحتج على أمره المؤرخ بـ ٢٧ فيفري ١٩٣٣ القاضي بحل الجمعية الدينية بالجزائر.وتقدم شكواها بهذا كله الذي هو مس لكرامة الجمعية وتدخل في أمور دينية بحتة بالحل والتحجير إلى الرأي العام الفرنسي ورجال الدولة العظام، مستثيرة عطف فرنسا ومستجيرة بمبادئها الجمهورية العالية واثقة بها، هاتفة باسمها بكل تعظيم واحترام.ـ[عن الجمعية الرئيس عبد الحميد بن باديس]ـ وطلب الأستاذ الرئيس من السادة المجتمعين أن يقولوا كلمتهم في هذه البرقية فوافقوا عليها بالإجماع، وانتهت الجلسة على الساعة الثانية عشرة، واستأنفت على الساعة الثانية مساء، وحضرت اللجنة المعهود إليها بتقييد أسماء الأعضاء العاملين والمؤيدين وبإعطائهم أوراق العضوية فباشرت عملها من فورها، واستمرت فيه ـ[عمود:٢]ـإلى الساعة السادسة مساء حينما شرع الأستاذ رئيس الجمعية يلقي درسا في تفسير قوله تعالى: {وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُعْجِبُكَ قَوْلُهُ} إلى نهاية قوله تعالى: {مَنْ يَشْرِي نَفْسَه ابْتِغَاءَ مَرْضَاتِ اللَهِ وَاللَه رَءوفٌ بِالْعِبَادِ}. فكان الأستاذ كما قال الأول:عجبا لكم آتيتكم ببدائع … ويقاس بي من لا يشق غباريوقال الأستاذ العقبي: أنه ما ينبغي لأحد أن يتكلم بعد هذا الدرس النافع المفيد.وعلى الساعة التاسعة من صباح الثلاثاء أخذ أعضاء المجلس الإداري مجالسهم كالعادة على المنصة التي نصبت لهم في المدرجة الكبرى من النادي، وأذن الرئيس للأستاذ العقبي فقرأ بالتجويد آيات من الذكر الحكيم افتتح بها الجلسة ثم أذن الرئيس للأستاذ الميلي أمين مال الجمعية فقام فعرض الحالة المالية لجمعية العلماء عرضا دقيقا فإذا هي قد تقدمت تقدما محسوسا بالنظر إلى الأزمة الخانقة وإلى الظروف الحرجة التي حاقت بالجمعية وبرجالها، وألقى خطابا بليغا فيه ملح وطرائف وفيه موعظة وذكرى. وقام الأستاذ العمودي الكاتب العام فقرأ قائمة أخرى طويلة بأسماء الذين تخلفوا عن هذا الاجتماع لأعذار مقبولة، واعتذروا عن ذلك بالرسائل والبرقيات، فكان عدد هؤلاء المعتذرين أيضا عددا كثيرا يربوا على عدد الذين تليت أسماؤهم في الجلسة الأول.ثم قال الرئيس: إن مهمة المجلس الإداري القديم قد انتهت الآن. وطلب إلى الجمعية العمومية أن تنتخب من بينها لجنة تشرف على عملية الانتخاب، فكانت هذه اللجنة هكذا: الشيخ مصطفى بوالصوف رئيسا، والشيخ مصطفى بن حلوش والشيخ محمد الهادي البوعبدلي والشيخ الشريف ـ[عمود:٣]ـالصائغي والسيد أحمد بن عبد المالك الأغواطي كتابا، والشيخ الطاهر الحركاتي والشيخ عبد الرحمان ابن بيبي عضوين. وشرعت هذه اللجنة في عملها في الوقت المسمى. ولما تمت عملية الانتخاب كانت الأصوات الصحيحة مائه وتسعين بعد ما طرح ثلاثة وعشرون صوتا من مجموع الأصوات، وخسرت أنا منها أربعة أصوات وخسر الميلي صوتين اثنين، وخسر خير الدين ستة أصوات وخسر أبو اليقظان ثمانية، وخسر كل من العمودي والحلوي وبن حمودي وعلي الخيار وبن زيان صوتا واحدا، وفاز ابن باديس والعقبي والإبراهيمي والتبسي بالإجماع ولم يخسروا من الأصوات شيئا، وتشكل المجلس الإداري القديم في عدد وأكثرية أعضائه على الشكل القديم وبقي ما كان على ما كان.وعلى الساعة السادسة من مساء يوم الثلاثاء جلس المجلس الإداري الجديد على المنصة، وقام رئيس الجمعية الأستاذ ابن باديس فخطب خطابا بليغا كان أثره في نفوس السامعين أثرا عميقا، وشكر هذه الأمة الكريمة التي وضعت ثقتها للمرة الثالثة في هيئة إدارة جمعية العلماء وشرح للحاضرين بعض ما يحف بالجمعية من الظروف الحرجة والأخطار الداهمة وأخبرهم أن المجلس الإداري قد صبر وصابر واحتمل ما احتمل حتى كان مثالا نادرا في الصبر والاحتمال وقال لهم أن هذا المجلس نفسه لا يزال مستعدا لاحتمال كل ما قد يصيبه في الاحتفاظ بالجمعية وتنفيذ قانونها الأساسي من نصب وبلاء ثم قال: وأنتم أيها الإخوان لقد استجبتم داعي الله عندما دعيتم إلى حضور هذا الاجتماع فهل أنتم مستجيبون لنا كلما دعوناكم إلى ما تدعو إليه الجمعية من خير وما تحتاج إليه من موازرة وهل تعاهد المجلس الإداري كما عاهدكم على الاحتفاظ بالجمعية وتنفيذ قانونها الأساسي ونشر دعوتها الخيرية التهذيبية الإصلاحية وأنكم تكونون معها في الشدة والرخاء في نطاق الحق والقانون، فقالوا كلهم نعم ومدوا أيديهم يعاهدون المجلس على أن يكونوا مع جمعية العلماء المسلمين الجزائريين يعاونونها على
Sayfa 5 [1. Sütun]...hidayet ve hayır üzere yardım edeceklerine dair Yönetim Kurulu ile ahitleştiler.O anki manzara son derece huşu verici, heybetli ve celalliydi. Ardından Başkan Yardımcısı Üstat Muhammed el-Beşîr el-İbrâhîmî ayağa kalkarak insanlara son derece lezzetli, doyurucu, harika ve özgün, kıymetli bir konferans verdi. Tatlı ve güzel, sakin ve vakur bir üslupla konuşarak duyguları fethetti, akılları ve gönülleri büyüledi. Üstat el-Ukbi de hazır bulunanların ısrarlı talebi üzerine söz alarak mükemmel ve son derece faydalı bir konuşma yaptı, söylenecek söz bırakmadı. Gençlerin şairi Üstat Muhammed el-Îd, takdir alkışlarıyla karşılanan etkileyici ve muazzam bir kaside okudu. Üstat Hayreddin kalkıp beliğ bir nutuk attı ve son derece güzel beyitler terennüm etti. Başkan, Fatiha Suresi'ni ve Kur'an-ı Kerim'de geçen bazı duaları okuyarak oturumu kapattı.Çarşamba günü Yönetim Kurulu, Birliğin şube başkanlarını ve heyetleri heyet heyet kabul etti; hepsiyle tanışıldı, hak tavsiye edildi ve sabır tavsiye edildi.Perşembe akşamı Terakki Kulübü, Müslüman Âlimler Birliği onuruna yüksek tabakadan seçkin şahsiyetlerin katıldığı görkemli bir ziyafet verdi. Yemek bittikten sonra Muhterem Seyyid Muhammed b. Murâbıt ayağa kalkarak kulüp adına bir konuşma yaptı ve Âlimler Birliği'ni övgü dolu sözlerle methetti. Birlik Başkanı Üstat Abdülhamîd b. Bâdîs kalkıp irticalen kıymetli bir konuşma yaptı. Ardından Birliğin Genel Sekreteri Üstat el-Amûdî önce Fransızca sonra Arapça hitap etti. Daha sonra şu üstatlar konuştular: el-İbrâhîmî, Ebû Ya'lâ ez-Zevâvî, bu satırların yazarı olan bu aciz ve zayıf kul, İbn Hammûdî, Muhammed el-Hâdî es-Senûsî (ez-Zâhirî), Muhammed el-Îd, el-Arabî et-Tebessî, Mustafa b. Hallûş ve et-Tayyib el-Ukbi. Hepsi de fesahat ve beyan meydanında zirveye ulaştılar. Ardından Birlik Başkanı, Fatiha Suresi'ni tilavet edip Kur'an-ı Kerim ayetleriyle dua ederek bu coşkulu merasimi nihayete erdirdi. Bu salih dualar merasimde gerçekleşen en güzel ve en hayranlık verici anlardı; zira biz bu tür ziyafet ve toplantıların böylesi kalıcı salih amellerle son bulduğunu bilmezdik.Tören gece yarısına doğru sona erdi ve insanlar sevinç ve mutluluk içinde ayrıldılar. Muhammed es-Saîd ez-Zâhirî[2. Sütun] Milletin "es-Sünne"nin Kapatılmasına Karşı Protestoları: Yönetime rahatsızlık ve protesto yazıları akmaya devam etmektedir ve gazetenin hacmi hepsini yayımlamaya yetmemektedir. Bu sebeple Bône (Annâbe) İslami Dinî Cemiyeti'nin Başbakan ve İçişleri Bakanına telgrafla ilettiği şu protestoyu yayımlamakla yetiniyoruz:M. Daladier, Başbakan M. Chautemps, İçişleri Bakanı Paris İslami Dinî Cemiyet adına, Cezayirli Müslüman âlimlerin yayın organı olan Arapça "es-Sünne" gazetesinin yasaklanmasını şiddetle protesto ediyorum; bu yasaklama, Kur'an kurslarının ve camilerin kilitlenmesinin ardından gelmiştir. Gereksiz olan bu tür emirler İslam dinine yönelik sayılır ve Fransız-İslam ilişkilerini zedeler. Bu emirlerden dönülmesi ve tüm dinlere eşit muamele yapılması hususunda zatıâlinize güveniyorum. Hürmetlerimin kabulünü arz ederim. Hâmidî el-Hâce BaşkanTekzip: İlim tahsil etmek üzere Ezher-i Şerîf'te ikamet eden faziletli hoca kardeşlerimizden bize aşağıdaki metin ulaşmıştır; dine ve vatana olan gayretlerine teşekkür ederek, Allah'ın onları bu iki değere destekçi ve hizmetkâr kılmasını dileyerek aynen yayımlıyoruz:"el-İhlâs gazetesinin 21. sayısında yazarının cemiyetlerine dışarıdan gelen desteklerden bahsettiği bir makale gördük. Buna pek aldırmadık; zira onların ilkesinin insanları kandırmak ve zihinleri yanıltmak olduğunu kesin olarak biliyoruz. Ancak en çok şaşırdığımız şey, onlara Ezher'den de desteklerin geldiğini okumamız oldu. Bu tamamen asılsız bir iddiadan ibaret olup hiçbir doğruluk payı bulunmadığından, kimsenin onlara aldanmaması için bunu tekzip ettiğimizi ilan ediyoruz. Evet, [3. Sütun] bir tek şahıs vardır, o şahıs da yalnızca kendini temsil etmektedir. Ezher'deki diğer Cezayirliler ve bilakis her aklıselim ve insaf sahibi kimse bu cemiyete ve dedikoduyu şiar, ihlaslı ve reşit âlimlere iftira atmayı ilke edinen gazetesine karşıdır.Bizler milletin faziletli önderlerini bir araya getiren Âlimler Birliği'ni tek bir vücut halinde destekliyoruz. Onun programını inceledik ve hedeflediği gayenin vatan evlatlarını izzetin zirvesine taşımak olduğunu anladık. Bu yüzden görüyoruz ki onun ihlaslı erleri (Allah benzerlerini çoğaltsın), makul her yolla ilimleri yaymak ve münkerleri ortadan kaldırmak için hiçbir çabayı esirgememektedir. Bu sebeple sesimizi onlarınkine katıyor ve Allah'tan onları muvaffak kılmasını, dileklerini gerçekleştirmesini niyaz ediyoruz. Bu vesileyle Birliğin ihlaslı ve pek muhterem Başkanı Üstat (Şeyh Abdülhamîd b. Bâdîs)'e ve tüm faal üyelerine -özellikle Üstat Şeyh et-Tayyib el-Ukbi ve Üstat Şeyh el-Arabî b. Belkâsım'ı zikrederek- en içten şükranlarımızı sunarız; Allah ömürlerini uzun etsin, âmin."Millet evlatlarının haberdar olması ve mezkûr gazetenin yazdığı her şeyin hakikatten yoksun ve doğru yoldan sapmış olduğunu bilmeleri için bu açıklamanın gazetenizde yayımlanmasını rica ederiz. Umulur ki bu açıklama, Âlimler Birliği'nin vatan evlatlarından destek görmediğini iddia eden Şeyh el-Hâfızî'yi susturur ve onu gazetesinde bu tür iddialar neşretmekten alıkoyar.Âlimler Birliği'nin doğruluğuna, dürüstlüğüne ve ihlasına delalet eden hususlardan biri de Mısır'daki tüm hür gazetelerin, milletin duygularını ve fikirlerini dile getiren tercümanı olduğunu bildikleri için çoğunlukla "eş-Şihâb" mecmuasından ve "es-Sünne" gazetesinden iktibaslar yapmasıdır. Ancak hamd ve şükürler olsun ki adının ifade ettiği manadan tamamen yoksun olduğunu bildiklerinden ötürü el-İhlâs gazetesinden tek bir gün dahi iktibas yaptıklarını görmedik. Allah hainlerin tuzağını asla başarıya ulaştırmaz. 27 Sefer 1352 Ezher Mağripliler Revakı Talebeleri Adına:es-Saîd b. Muhammed et-Tayyib er-Rihâbî, * el-Beşîr el-Arûsî, * Ahmed el-Medenî Muhammed, * el-Emîn el-Medenî Muhammed
_________الصفحة ٥ـــ[عمود:١]ـالهدى والخير.وهنا كان النظر خاشعا رهيبا على غاية ما يكون رهبة وجلالا.ثم قام نائب الرئيس الأستاذ محمد البشير الإبراهيمي فحاضر الناس بمحاضرة قيمه حافلة جاءت على غاية اللذة والإمتاع، وفي منتهى الروعة والإبداع، وكان يلقيها بلهجة هادئة مطمئنة فيها عذوبة وفيها جمال، فاستولى بها على المشاعر والعواطف ولعب بالعقول والألباب. وتكلم الأستاذ العقبي - بطلب وإلحاح من الحاضرين - فجاد وأفاد، ولم يدع قولا لقائل، وألقى شاعر الشباب الأستاذ محمد العيد قصيدة عامرة مؤثرة قوبلت بتصفيق الاستحسان، وقام الأستاذ خير الدين فخطب خطابا بليغا وأنشد أبياتا حسنة للغاية وختم الرئيس هذه الجلسة بتلاوة فاتحة الكتاب وبقراءة بعض الدعوات التي وردت في القرآن الكريم.وفي يوم الأربعاء استقبل المجلس الإداري رؤساء شعب الجمعية، والوفود، وفدا وفدا وتعرف إليهم جميعا وتواصوا بالحق وتواصوا بالصبر.وفي مساء يوم الخميس أقام نادي الترقي مأدبة فاخرة إكراما لجمعية العلماء المسلمين حضرتها شخصيات بارزة من الطبقات الرفيعة، ولما فرغوا من تناول الطعام قام الأخ السيد محمد بن مرابط وخطب باسم النادي فأثنى على جمعية العلماء ثناء طيبا، وقام رئيس الجمعية الأستاذ عبد الحميد بن باديس فارتجل خطابا قيما، وتلاه الأستاذ العمودي الكاتب العام للجمعية فخطب بالفرنسية ثم بالعربية ثم خطب الأساتذة: الإبراهيمي وأبو يعلى الزواوي وهذا الضعيف العاجز كاتب هذه السطور وبن حمودي ومحمد الهادي السنوسي (الزاهري) ومحمد العيد والعربي التبسي ومصطفى بن حلوش والطيب العقبي فأوفوا كلهم على الغاية في ميدان الفصاحة والبيان. ثم ختم رئيس الجمعية هذه الحفلة الشائقة بتلاوة فاتحة الكتاب ودعا بآيات من الذكر الحكيم فكانت هذه الدعوات الصالحة من أحسن وأعجب ما جرى في هذا الاحتفال، وما كنا نعلم أن مثل هذه المآدب والحفلات تختم بهذه الباقيات الصالحات.وانتهت الحفلة في نحو منتصف الليل وخرج الناس مغتبطين مسرورين.محمد السعيد الزاهري ـ[عمود٢]ـإحتجاجات الأمةعلى تعطيل ((السنة))ما تزال أجوبة الاستياء والاحتجاج تتقاطر على الإدارة ولا يتسع نطاق الجريدة لنشرها كلها. فلذا اكتفينا بنشر الاحتجاج التالي من الجمعية الدينية ببونة الموجه برقيا إلى فخامتي رئيس الوزارة ووزير الداخلية وهذا نصه:م. دلادي رئيس الوزارةم. شهرطا وزير الداخليةباريسباسم الجمعية الدينية الإسلامية فإني أرفع الاحتجاجات القوية ضد تحجير الجريدة العربية ((السنة)) التي هي لسان العلماء المسلمين الجزائريين ونشأ ذلك التحجير بعد وصد المكاتب القرآنية والمساجد.ومثل هاته الأوامر التي لا داعي لها تعتبر موجهة ضد الديانة الإسلامية ويكون من شأنها المس بالعلائق الإسلامية الفرنسوية.وإني معتمد على جنابكم لأجل الرجوع في الأوامر المذكورة ولكي تعامل جميع الأديان على حد السواء.اعتباراتي الواضحةحامدي الخوجةرئيس تكذيبجاءنا ما يلي من حضرات إخواننا الشيوخ الفضلاء المجاورين بالأزهر الشريف لطلب العلم وتحصيله ننشره بنصه شاكرين لهم غيرتهم على الدين والوطن أدامهم الله مؤيدين لهما ساعين في خدمتهما:((اطلعنا في جريدة الإخلاص عدد ٢١ على مقال يقول فيه صاحبه على التأييدات التي تأتي لجمعيتهم من الخارج فلم نعبأ بذلك لأننا نعلم علم اليقين أن مبدأها التمويه على الناس والتضليل على العقول ولكن أشد ما كانت دهشتنا عندما قرأنا فيها بأن هناك تأييدات ترد إليهم من الأزهر ولما كان هذا محض إدعاء وليس له نصيب من الصحة فإننا نعلن تكذيبه حتى لا يغتر بهم مغتر - نعم ـ[عمود٣]ـيوجد شخص واحد وهذا الشخص لا يعبر إلا عن نفسه فقط وأما بقية الجزائريين بالأزهر بل وكل عاقل منصف فإنهم ضد هذه الجمعية وضد جريدتها التي جعلت شعارها النميمة ومبدأها التوقيع بالعلماء الراشدين المخلصين.وإننا كلنا كتلة واحدة نؤيد جمعية العلماء التي جمعت أفاضل الأمة وسادتها وقد اطلعنا على برنامجها وعرفنا غرضها الذي ترمي إليه وهو النهوض بأبناء الوطن إلى ذروة المجد، لذلك نجد رجالها المخلصين (أكثر الله من أمثالهم) لا يألون جهدا في سبيل نشر المعارف وإزالة المنكرات بكل الطرق المعقولة، لهذا نضم أصواتنا إليهم ونطلب من الله أن يوفقهم ويحقق طلبتهم، ولا يفوتنا بهذه المناسبة أن نقدم خالص شكرنا إلى رئيسها المخلص الأستاذ الأبر (الشيخ عبد الحميد بن باديس) وإلى جميع أعضائها العاملين نخص منهم بالذكر (الأستاذ الشيخ الطيب العقبي، والأستاذ الشيخ العربي بن بلقاسم) أطال الله في حياتهم آمين.))الرجاء نشر هذه الكلمة في جريدتكم حتى يطلع عليها أبناء الأمة وليعلموا أن جميع ما تكتبه تلك الصحيفة عار من الحقائق، حائد عن قصد السبيل، ولعل هذه الكلمة تبهت الشيخ الحافظي الذي يدعي أن جمعية العلماء لم تلق تأييدا من أبناء الوطن.ولعلها تكون رادعا له عن نشر مثل هذه الدعاوي في جريدته - وإن مما يدل على صدق جمعية العلماء ونزاهتها وإخلاصها أن جميع الصحف الحرة في مصر كثيرا ما تنقل عن مجلة (الشهاب) وجريدة (السنة) لعلمها بأنها هي لسان الأمة الناطق عن آرائها المعبر عما في نفوسها ولكننا مع مزيد الحمد والشكر لم نرها يوما ما نقلت عن جريدة الإخلاص لعلمها بالتجرد عن معنى مسماها والله لا يهدي كيد الخائنين.٢٧ صفر ١٣٥٢عن طلبة رواق المغاربة بالأزهر:* السعيد بن محمد الطيب الرحابي، * البشير العروسي، *أحمد المدني محمد، * الأمين المدني محمد
Sayfa 6 [Sayfanın Üst Kısmı] Cezayir Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Üstat Abdülhamîd b. Bâdîs'in Genel Kurul Toplantısında Yaptığı Konuşma[1. Sütun] Hamd Allah'a mahsustur; salât ve selâm Allah'ın Resûlü'ne, ailesine, ashabına ve onun yolundan gidenlere olsun. Ammâ ba'd: Cezayir'in evlatlarına ve ciğerparelerine merhaba! Onun köklü şanının varislerine ve günlerin bağrında sancıyla olgunlaşan gelecek şanının muhafızlarına merhaba! Vatanın dört bir yanından Mezğannâ Cezayir'ine, Bulukkîn'in yadigârlarına ve büyük cumhuriyet başkentimize gelen siz kardeşlerime merhaba! İlme hizmet etmek, âlimleri desteklemek ve millette var olan, onu insani ilimleri her yönüyle edinmeye sevk eden, ilim davetine icabet edip onun sancağı altında toplanmaya teşvik eden ilmî ruhu temsil etmek üzere gelen heyetlere merhaba! Cezayir Müslüman Âlimler Birliği'nin asil ve destekçi üyelerinden oluşan heyetlerine merhaba!Sizde tecelli eden Cezayir milleti adına, Yönetim Kurulu'nda temsil edilen Cezayir Müslüman Âlimler Birliği adına ve adına konuştuğum Yönetim Kurulu adına; Birliğin davetine icabet ettiğiniz ve gözleri ve gönülleri dolduran, Birliğin milletin birliği olduğunu ve onu en doğru şekilde temsil ettiğini açıkça gösteren bu toplantıya katıldığınız için sizlere sonsuz teşekkürlerimi sunarım.[2. Sütun] Aynı şükranlarımı, katılamayıp telgraf ve mektuplarla mazeret bildiren ve isimlerini az önce Genel Sekreter kardeşimizden işittiğiniz pek çok kardeşe de sunarım.Kardeşlerim! Bu konuşmamda sizlere Birliğin geçen yıldaki durumunu ve faaliyetlerini, bugünkü durumunu ve duruşunu, Allah'ın yardımıyla gelecekte yapmayı planladığı çalışmaları arz edeceğim.Geçen yıla gelince; o iki döneme ayrılmıştı. İlk döneminde Birlik; vaaz ve irşat vazifesi için adamlarından oluşan heyetleri üç vilayetteki memleketlere göndermiş, bu heyetler vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmiş, milletten olduğu gibi hükümet ricalinden de tam bir ikram ve hürmet görmüştür. İkinci dönem ise -ki âlimlerin camilerde vaaz ve irşatta bulunmasını yasaklayan kararın çıkmasıyla başlar- Birlik ve Yönetim Kurulu üyeleri için bir çile ve meşakkat dönemi olmuştur: Zorbalık ve cüretkarlıktan asılsız ithamlara, engeller çıkarmaktan vicdanları satın almaya kadar; vaat ve teşvikten tehdit ve gözdağına kadar her şeyle karşılaştılar. Bütün bunlara rağmen Birlik ve Yönetim Kurulu üyeleri, hak davetçisi, hayır muratçısı ve bu vatanın, [3. Sütun] milletinin, hükümetinin ve tüm sakinlerinin menfaati için çalışan kimseler olduklarına olan inançlarıyla dağlar gibi sabit durdular.İşte bu yıl geride kalırken Birliğin icraatları şunlardan ibarettir: Heyetlerinin ifa ettiği vaaz ve irşatlar, kadrolarının muhtelif beldelerde yürüttüğü eğitim-öğretim faaliyetleri ve yazarlarının Birliğin gazetesi olan -ve Allah'a hamdolsun Müslümanlardan büyük bir teveccüh gören- Muhammedî Nebevî es-Sünne gazetesinde neşrettikleri yazılar. Bütün bunları Birliğin mensupları yapmıştır ve bunu yapmalarında şaşılacak bir şey yoktur; zira onlar ilim ehlidir ve ilim ehli ancak dersleri, konferansları, hutbeleri ve neşriyatıyla ilmi yayan kimselerdir.Fakat Birlik mensuplarının ortaya koyduğu ve insanlara yüce bir örnek teşkil ettiği asıl husus; bollukta olduğu gibi darlıkta da gösterdikleri dayanışma, her türlü sarsıntı ve fırtınaya rağmen inançlarındaki sebatları, genel menfaat uğruna şahsi menfaatlerini feda etmeleri ve önce Allah'a, sonra kendilerine, sonra da Fransa'nın hür evlatlarının kanlarıyla yazılan Fransız cumhuriyet ilkelerine olan tam güvenleridir. Allah'ın lütfuyla ümit edilir ki bu pratik dersin millet üzerindeki ve hayatın herhangi bir alanında onu sevk ve idareye talip olan herkes üzerindeki tesiri en beliğ, en güçlü ve en kalıcı tesir olacaktır.[Sayfanın Alt Kısmı] [1. Sütun] Gazete İdaresinden Duyurular Saygıdeğer Satıcılara ve Abonelere: Cezayir Müslüman Âlimler Birliği Muhasibi Şeyh Mübârek b. Muhammed el-Mîlî, geçen genel kurul toplantısının akabinde toplanan Birlik Yönetim Kurulu'na... Birlik gazetesinin mali hesaplarından muaf tutulmasını haklı kılan mazeretler sunmuş, Kurul da mazeretlerini kabul ederek gazeteyle ilgili tüm mali işleri Başkana devretmiştir. Bu sebeple mali ve gayrimaddi her türlü yazışma ve hesaplar şu adrese Başkana iletilmelidir: Ben Badis Abdelhamid 13, Rue A. Lambert, 13 CONSTANTINE[2. Sütun] Gazetenin hiçbir bölgede gezici temsilcisi yoktur. İdare, kendi bölgelerinde yetkilendireceği kimseleri ilan edecektir. Abonelik bedelleri ve satış gelirleri posta çeki (chèque postal) yoluyla şu şekilde gönderilmelidir: ALGER C / C 15457 Ben Badis Abdelhamid 13, Rue A. Lambert, 13 CONSTANTINE"es-Sünne" gazetesi satıcılarının, ellerindeki satış hasılatını posta çeki yoluyla göndermeleri ve satılmayıp ellerinde kalan tüm "es-Sünne" gazetesi nüshalarını geri yollamaları rica olunur; zira gazete kapatılmış olup hesabı on üçüncü sayıda sona ermiştir.[3. Sütun] Bu sözümüz Tunus, Cezayir ve Fas'taki tüm es-Sünne dağıtıcılarına yöneliktir; her birinden buna itibar etmesini ve gereğince amel etmesini rica eder, kendilerine teşekkür ederiz. Gazetesi geciken her abonenin bizi bilgilendirmesini arzu eder, adres değiştirenlerin de yeni adreslerini bize bildirmelerini rica ederiz. "eş-Şerîa" âlimlerin gazetesidir, ona abone olmak onlara destektir.
_________الصفحة ٦ـــ[أعلى الصفحة]ـخطاب رئيس جمعية العلماء المسلمين الجزائريينالأستاذ عبد الحميد بن باديس الذي ألقاه في الاجتماع العامـ[عمود:١]ـالحمد لله والصلاة والسلام على رسول الله وعلى آله وصحبه ومن والاه.أما بعد فمرحبا بأبناء الجزائر وأفلاذ كبدها، مرحبا بورثة مجدها التالد وحماة مجدها الآتي الذي تتخبط به أحشاء الأيام.مرحبا بكم أيها الإخوان الوافدون من أنحاء الوطن على جزائر مزغنا وآثار بلكين وعاصمتنا الجمهورية العظيمة - مرحبا بالوفود جاءت تخدم العلم وتؤيد العلماء وتمثل الروح العلمية السارية في الأمة الباعثة لها على اكتساب المعارف الإنسانية من جميع نواحيها والحاثة لها على تلبية دعوة العلم والانضواء تحت لوائه. مرحبا بوفود جمعية العلماء المسلمين الجزائريين من أعضائها العاملين والمؤيدين بلسان الأمة الجزائرية الممثلة فيكم وبلسان جمعية العلماء المسلمين الجزائريين الممثلة في مجلسها الإداري وبلسان مجلس الإدارة الذي أنطق باسمه أقدم لكم الشكر الوافر على إجابتكم دعوةالجمعية وحضوركم هذا الاجتماع الذي ملأ العيون والقلوب وأقام البرهان القاطع والدليل المشاهد على أن الجمعية جمعية الأمة وأنها تمثلها أصدق تمثيل. ـ[عمود٢]ـوأقدم مثل ذلك الشكر للإخوان الكثيرين الذين تخلفوا واعتذروا بالبرقيات والكتب وهم الذين سمعتم أسماءهم من الأخ الكاتب العام آنفا.أيها الإخوان،سأعرض عليكم في هذا الخطاب حالة الجمعية في السنة الماضية وأعمالها والحالة الحاضرة وموقفها فيها وما تنويه من الأعمال في المستقبل بإعانة الله.فأما السنة الماضية فقد كانت منشطرة إلى شطرين فأما شطرها الأول فقد أوفدت الجمعية من رجالها للوعظ والإرشاد وفودا لبلدان القطر في العمالات الثلاث وقامت تلك الوفود بمهمتها خير قيام، وكانت تتلقى من رجال الحكومة كما تتلقى من الأمة بكل إكرام وأما الشطر الثاني منها وهو الذي يبتدئ بصدور قرار منع العلماء من الوعظ والإرشاد بالمساجد - فقد كان شطر بلاء وعناء على الجمعية ورجال مجلس إدارتها فمن تنمر وجره إلى إلصاق تهم، إلى خلق عراقيل إلى استثمار ذمم. ومن وعد وترغيب إلى وعيد وترهيب كل هذا والجمعية ورجال مجلس إدارتها ثابتون ثبوت الجبال ثقة من أنفسهم بأنهم دعاة حق وقصاد خير وعمال ـ[عمود٣]ـلصالح هذا الوطن بأمته وحكومته وجميع ساكنيه فانسلخت هذه السنة وأعمال الجمعية هي هذه؛ ما قام به وفودها من وعظ وإرشاد - وما قام به رجالها من تعليم في عدة بلدان - وما نشره كتابها في جريدة الجمعية - جريدة السنة النبوية المحمدية التي لقيت - بحمد الله من المسلمين غاية الإقبال - هذا كله قام به رجال الجمعية ولا غرابة أن يقوموا به فهم من أهل العلم وما أهل العلم إلا الذين ينشرون العلم بدروسهم ومحاضراتهم وخطبهم ومنشوراتهم.* * *ولكن الذي قام به رجال الجمعية وضربوا به المثل الرفيع للناس هو تضامنهم في الشدة كتضامنهم في الرخاء وثباتهم على يقينهم رغم كل زعزعة وإعصار وتضحيتهم بالمصلحة الخاصة في سبيل الصالح العام وثقتهم التامة بالله ثم بأنفسهم ثم بالمبادئ الجمهورية الفرنسوية التي كتبت بدماء أبناء فرنسا الأحرار فهذا الدرس العملي مرجو من فضل الله أن يكون أثره في الأمة وكل من يتقدم لقيادتها في ناحية من نواحي الحياة أبلغ الأثر وأقواه وأبقاه. _…_..._…_ـ[أسفل الصفحة]ــ[عمود:١]ـمن إدارة الجريدةتنبيهاتإلى السادة الباعة والمشتركين إن أمين مال جمعية العلماء المسلمين الجزائريين الشيخ مبارك بن محمد الميلي قد قدم لمجلس إدارة الجمعية المنعقد إثر الاجتماع العمومي الماضي … أعذارا تسوغ إعفاءه من حسابات مالية جريدة الجمعية فقبل المجلس أعذاره وأسند جميع ما يتعلق بمالية الجريدة إلى الرئيس فجميع الخطابات المالية وغيرها والمحاسبات توجه إليه بهذا العنوان:Ben Badis Abdelhamid١٣، Rue A. Lambert، ١٣CONSTANTINE ـ[عمود٢]ـليس للجريدة نائب متجول في أي ناحية. وستعلن الإدارة عمن تعتمدهم في جهاتهم. ينبغي أن توجه قيم الاشتراك ومحصولات البيع على طريق الشيك بوسطال هكذا:ALGER C / C ١٥٤٥٧Ben Badis Abdelhamid١٣، Reu A. Lambert، ١٣CONSTANTINE مرغوب من باعة جريدة ((السنة)) أن يوجهوا المتحصل لديهم من الثمن على طريق الشيك بوسطال ويرسلوا كل النسخ الفاضلة عن البيع من جريدة ((السنة)) لأنها عطلت وحسابها انتهى في العدد الثالث عشر. ـ[عمود٣]ـكلمتنا هذه موجهة لكل مروج للسنة في تونس والجزائر والمغرب الأقصى فنرجو من كل واحد منهم أن يعتبرها ويعمل بمضمونها وله الفضل والشكر. نرغب من كل مشترك تأخرت عنه الجريدة أن يعلمنا، ونرجو من الذين يحولون عناوينهم أن يشعرونا بعنوانهم الجديد.ــ((الشريعة)) جريدة العلماء والاشتراك فيها تأييد لهم.
Sayfa 7 [1. Sütun] Kardeşlerim! Şüphesiz cemiyetiniz, insanların Allah'ın dininde ayrılığa düştükleri hususlarda onları toplayan, O'nun yolunda saptıkları konularda onlara yol gösterendir. İnsanlar onun hakikatini bildiler; ne var ki kimi kurtuldu, kimi de helak oldu. Eğer cemiyetin vaaz ve irşatta bulunmaya gücü yetiyorsa da dalaleti hak etmiş nefislerde tevfîk (muvaffakiyet) yaratmaya gücü yetmez; zira tevfik ancak Allah'tandır. Bu cemiyetiniz milletten doğmuştur ve millete aittir; onun lehine veya aleyhine olan her şey milletin lehine ve aleyhinedir.Onun emanetini yüklenenler ise Yönetim Kurulu üyesi kardeşlerinizdir. Onlar ağırlığına şahitlik ettiğim bir vazifeyi üstlenmişler ve ben onların bu vazifeyi en güzel şekilde yerine getirdiklerine şahidim. Onlar milletten, sadece kendilerini basiretle neye davet ettiklerini bilmesini ve buna basiretle uymasını beklemektedirler. Onlar milleti şüpheli şeylere değil apaçık olana, batıla değil hakka, sapıklığa değil hidayete çağırmaktadırlar. Onlar milleti Allah'ın kitabından, Resûlü'nün (s.a.v.) sünnetinden ve bu ümmetin selef-i sâlihîninin (r. anhum) hidayet rehberliğinden yükselen nurlu işaretlere davet etmektedirler; din işlerinde buna davet ederken, dünya hayatında da öncekilerle yarışmaya ve hayatın sebeplerinden payını tam olarak almaya çağırmaktadırlar ki hem diniyle hem de dünyasıyla diri olsun ve her ikisinde de saadete ersin.Cemiyetiniz; bu iki farzı ifa edenlerin azaldığı bir zamanda emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münker farizalarını ihya etmiş olmakla iftihar eder. Şüphesiz emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münker İslami faziletlerin mercii ve menbaıdır. Cemiyetimiz, bidat ve hevaların selef-i sâlihînimizin rehberliğini gölgeleyip yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığı bir zamanda onu yeniden diriltmiştir. Bu vatanda hak sözü ilk defa haykıran, tali yollardan İslam'ın apaçık caddesine dönülmesi gerektiğini ve hidayetin ancak Allah'ın kitabından, Resûlullah'ın (s.a.v.) sahih sünnetinden ve bu ümmetin selefinden (r. anhum) nakledilenlerden aranması gerektiğini ilk dile getirenler -daha cemiyet bir cemiyet olmadan evvel- bu cemiyetin adamlarıydı. Tek başlarına ve zayıf bırakıldıkları gün de fazilet onlarındı; birbirlerine el uzatıp güçlü ve dayanışma içinde oldukları gün de fazilet onlarındı. Hak çağrısını işitip icabet ettiği gün milletin de fazileti vardı; yollar çatallandığında şüpheye düşmeyip tereddüt etmediği gün de onun fazileti vardı. Geri kalanlar [2. Sütun] hak sahnesinden kaybolduğunda, o kaybolmadığı için Allah'ın müjdesi onadır!Cemiyetiniz; faydalı ilme davet eden, onu yayan ve ona destek olan, halis dine çağıran, onu açıklayan ve bu milletin ruhunda onun yerleşmesi ve yaptırım gücünün kuvvetlenmesi için çalışan ilmî ve dinî bir cemiyettir. Onun vazifesi; talim ve irşadında karşılık olarak ne bir ücret ne de bir övgü bekleyen muallim, mürşit ve samimi bir nasihatçinin vazifesidir. Yönetim Kurulu üyesi olan kardeşleriniz -ki onlar dinî ıslahat fikrinin taşıyıcıları, bunun için çalışanlar ve vakitlerini bu uğurda harcayanlardır- fedakarlıkta, hakta sebatta ve onu açıkça haykırmada gelecek nesillere örnek olmayı istediler. Nitekim örnek de oldular ve amelleriyle destan yazdılar. İşte memleketin dört bir yanındaki dersleri: O derslerden Allah'ın kitabının doğru tefsiri, Peygamberinin sözünün hakiki yorumu ve ümmetinin selef-i sâlihîninin yol göstericiliğini aydınlatan izahlar fışkırmaktadır. İşte memleketin dört bir yanındaki konferansları: Onlardan Arap belagati çağlamakta, Allah'ın yarattıklarındaki sırları tecelli etmekte, bu kâinatın hakikatleri açığa çıkmakta ve bu ümmetin derdi ile dermanı ortaya konmaktadır. İşte onlar, İslami emaneti yüklenmiş ve onu en güzel şekilde taşımakta ve eda etmektedirler; ilmî emaneti yüklenmişlerdir, zira her şey onlarda deliliyle mevcuttur ve her şey kendi kaynağından talep edilir.İşte gazetelerdeki neşriyatları: Üzerlerinde ruhlarının izi vardır; muhkem bir açıklama, susturucu bir cevap ve ikna edici bir hüccet.Şu ana kadar şartların elverdiği ve takip ettikleri üç vasıta bunlardır. Kardeşlerim! Allah'ın lütfu ve sizlerin himmetiyle bu vasıtaların her geçen gün daha da gelişip ilerlemesini niyaz ediyoruz.Kardeşlerim! Bizler aydınlık gündüzde ve mehtaplı gecede, onlardan daha az aydınlık ve parlak olmayan bir ilke uğruna, yine onlardan daha az açık ve parlak olmayan vasıtalarla çalışıyoruz. Bu yüzden muhalefet eden, hilekarlık yapan ve çekişen kimselere şaşmıyoruz; asıl kendimize ve sizlere şaşarız ki bu tür muhalefetlere ve tuzaklara değer verir, gönlümüzde bunlara yer açar veya vaktimizden bir kısmını bunlarla zayi edersek! Zira batıl ehlinin elde edeceği en küçük kazanç, hak ehlinin vaktini ziyan etmektir. Ben, [3. Sütun] bu makamda sizlere ve kendime tavsiye ediyorum ki: Hak davanız, sizi batıl ehlinin batılıyla uğraşmaktan alıkoysun. Zira hakkınız ayakta durup yerleştiğinde, batıl ehlini ve onların batılını zaten ortadan kaldırırsınız. Bizler Allah'ı ve milletin insaf sahiplerini şahit tutarız ki, hakkı beyan etme yolunda kararlılıkla yürüyoruz; ıslahatçı ve ahlaki ilkemiz tüm duyularımızı ve vakitlerimizi kuşatmıştır. Şayet zaman zaman batıl ehlinin batılı hakkında bizden bir söz sadır oluyorsa, bu ona kasten yöneldiğimizden ve onu önemsediğimizden değil, sadece yolumuza çıktığı ve hakkımızı ispat etmek onun çürütülmesine bağlı olduğu içindir.Bir yolda yürürken karşısına kaçamayacağı kayalar çıkan kişinin çaresi nedir? Zaruret, o kayaları yerinden söküp atmak için çabalamasını gerektirir; bu çabası ise yoluna devam etmekten başka bir şey değildir.Kardeşlerim! Cemiyetiniz, engeller ve yıldırıcı unsurlarla dolu iki yıllık ömrü boyunca elde ettiği bu neticelerden ötürü son derece sevinçlidir; muvaffak kıldığı ve yardım ettiği hususlar için Allah'a hamdeder. Canlandırma ve yardım hususunda sunduğu katkılardan dolayı Cezayirli Müslüman millete teşekkür ederiz. Milletin cemiyete sunduğu en büyük yardım ise cemiyetin davet ettiği hakkı idrak edip tanımasıdır. Hak yoldan sapan herkese Allah'tan hidayet dileriz. Cemiyetiniz, bir önceki yılı kapattığı gibi üçüncü yılına da sahih ilme ve halis dine davetle başlayarak yoluna devam etmektedir; bugününün dününden, yarınının da bugününden daha hayırlı olmasını ümit etmektedir.Kardeşlerim! Mübarek cemiyetiniz hakkında insanların konuşması çoğaldı; övgü ve yergiyle bu konuya dalanların sayısı arttı. Bir şey hakkında çok konuşulması, ona gösterilen ilginin sadık bir göstergesidir; ona gösterilen ilgi ise onun yüceltilip büyütüldüğünün veya en azından kendi zatında büyük ve vakıada mühim olduğunun delilidir.Bu cemiyet hakkında sözler çoğaldı ve onun hakkında konuşanların niyet ve eğilimleri farklılaştı. Böyle bir millet ve Cezayir gibi bir vatanda böylesi bir cemiyet, hakkında ihtilaf edilmeye ve farklı yönelişlere konu olmaya pek layıktır. Nitekim kurulduğu gün de onun hakkında görüşler farklılaşmıştı...
_________الصفحة ٧ـــ[عمود:١]ـأيها الإخوان، إن جمعيتكم جامعة للناس فيما تفرقوا فيه من دين الله وهادية لهم فيما ضلوا فيه من سبيله وقد عرف الناس حقيقتها ولكن نجا أقوام وهلك آخرون، وإذا كان في استطاعة الجمعية أن تعظ وترشد فليس في استطاعتها أن تخلق التوفيق في نفوس كتب لها الضلال وما التوفيق إلا من الله وإن جمعيتكم هذه من الأمة وإلى الأمة وكل ما لها أو عليها فهو للأمة وعليها. وإنما قام بحمل أمانتها إخوانكم أعضاء مجلس الإدارة فقاموا بواجب أشهد بثقله وأشهد بأنهم قاموا به خير قيام وأنهم لا يرجون من الأمة إلا أن تعرف ما يدعون إليه عن بصيرة فتتبعه عن بصيرة وإنما يدعونها إلى واضح لا إلى مشتبه، وإلى حق لا إلى باطل وإلى هدى لا إلى ضلال وإنما يدعونها إلى الأعلام الهادية من كتاب الله وسنة رسوله صلى الله عليه وآله وسلم وهدي السلف الصالح من أمته رضي الله تعالى عنهم - يدعونها إلى هذا من أمور دينها ويدعونها إلى مجاراة السابقين في الحياة وأخذ حظها موفورا من أسباب الحياة لتكون حية بدينها وحية في دنياها ولتكون سعيدة فيهما.إن جمعيتكم تفخر بأنها قامت بإحياء فريضتي الأمر بالمعروف والنهي عن المنكر في وقت قل القائمون فيه بهاتين الفريضتين، وإن الأمر بالمعروف والنهي عن المنكر هما مرجع الفضائل الإسلامية ومنبعها، وقامت بإحياء هدي سلفنا الصالح في وقت طمت فيه البدع والأهواء على ذلك الهدي حتى خيف عليه الاندثار. وإن أول من رفع صوته بكلمة الحق في هذا الوطن وبلزوم الرجوع من بنيات الطريق إلى نهج الإسلام الواضح وبوجوب التماس الهداية من كتاب الله وما صح من سنة رسوله صلى الله عليه وسلم وما أثر عن سلف هذه الأمة رضي الله عنهم هم رجال هذه الجمعية قبل أن تكون الجمعية جمعية - فلهم الفضل يوم كانوا فرادى مستضعفين ولهم الفضل يوم مدوا أيديهم إلى بعضهم فأصبحوا أقوياء متعاونين وللأمة الفضل يوم سمعت نداء الحق فاستجابت ولها الفضل حين تشابهت السبل فما شكت وما استرابت ولها البشر من الله ـ[عمود٢]ـحين غاب المخلفون عن مشهد الحق فما غابت.إن جمعيتكم جمعية علمية دينية تدعو إلى العلم النافع وتنشره وتعين عليه وتدعو إلى الدين الخالص وتبينه وتعمل لتثبيته وتقوية وازعه في نفوس هذه الأمة فوظيفتها هي وظيفة المعلم المرشد الناصح في تعليمه وإرشاده - الذي لا يبتغي من وراء عمله أجرا ولا محمدة وقد أراد إخوانكم رجال مجلس إدارة الجمعية - وهم حاملو فكرة الإصلاح الديني والعاملون لها والمنفقون لأوقاتهم في سبيلها أرادوا أن يكونوا أمثلة للأجيال المقبلة، في التضحية في الثبات على الحق في الجهر به وكما كانوا أمثلة فقد ضربوا الأمثال بأعمالهم وها هي دروسهم في جهات القطر ينبع منها التفسير الصحيح لكتاب الله والتأويل الحقيقي لكلام نبيه والشرح الكاشف لهدي السلف الصالح من أمته، وهذه محاضراتهم في جهات القطر تتدفق منها البلاغة العربية وتتجلى فيها أسرار الله في خلقه وتنكشف فيها حقائق هذا الكون ويعرض فيها داء هذه الأمة ودواؤها وها هم أولاء يحملون الأمانة الإسلامية فيحسنون حملها ويؤدونها فيحسنون تأديتها ويحملون الأمانة العلمية فكل شيء عندهم بدليله، وكل شيء يطلب من سبيله.وهذه منشوراتهم في الصحف وعليها مسحة من نفوسهم: تبيين محكم، ورد مفحم، وحجاج مقنع.هذه وسائلهم الثلاث التي سلكوها وسمحت بها الظروف إلى ساعتكم هذه، والتي نرجو لها بفضل الله وبهمتكم - أيها الإخوان - أن تزداد كل يوم رقيا وتقدما.أيها الإخوان - إننا نعمل في النهار الضاحي والليل المقمر لمبدأ لا يقل عنهما وضوحا واستنارة بوسائل لا تقل وضوحا واستنارة كذلك فلا نعجب لمن يعارض ويكائد ويماري ولكننا نعجب لأنفسنا ولكم إذا أقمنا لتلك المعارضات والمكائد وزنا أو شغلنا بها حيزا من نفوسنا أو أضعنا فيها حصة من أوقاتنا وإن أدنى ما يغنمه المبطل أن يضيع الوقت على المحق - وإنني ـ[عمود٣]ـأوصيكم ونفسي في هذا المقام بأن يكون في حقكم شاغل لكم عن باطل المبطلين فإذا قام حقكم واستوى قضيتم على المبطلين وباطلهم وإننا نشهد الله والمنصفين من الأمة على أننا ماضون في بيان الحق وأن مبدأنا الإصلاحي التهذيبي قد ملك علينا حواسنا وأوقاتنا، فإذا بدر منا في بعض الأوقات كلام على باطل المبطلين فليس ذلك عن قصد له وحفل به ولكن لأنه صادمنا وتوقف إثبات حقنا على نفيه.وما حيلة من يسلك سبيلا فتعترضه الصخور حتى لا يجد عنها محيدا - إن الضرورة تقضي عليه أن يجهد في نزعها وإماطتها ثم لا يكون جهده في ذلك إلا كتماديه في السير.أيها الإخوان إن جمعيتكم تغتبط كل الاغتباط بهذه النتائج التي حصلت عليها في خلال سنتين من عمرها مع ما تخللها من العراقيل والمثبطات وهي تحمد الله على ما وفق إليه وأعان عليه ونشكر الأمة الجزائرية المسلمة على ما بذلت من تنشيط ومساعدة وتعد أكبر مساعدة قدمتها الأمة للجمعية هي عرفانها للحق الذي تدعو إليه - ونسأل الله الهداية لكل من ضل عن الحق، وإن جمعيتكم سائرة في عملها وهي تستقبل سنتها الثالثة بما ختمت به ما قبلها من دعوة إلى العلم الصحيح والدين الخالص راجية أن يكون يومها خيرا من أمسها وغدها خيرا من يومها.أيها الإخوان -كثر حديث الناس عن جمعيتكم المباركة وكثر خوض الخائضين فيها مدحا وقدحا، وإن كثرة التحدث عن الشيء لعنوان صادق على الاهتمام به وأن الاهتمام به لآية على إكباره وإعظامه أو - في الأقل - على كبره في نفسه وعظمه في الواقع.* * *كثر الحديث عن هذه الجمعية واختلفت منازع المتكلمين فيها وإن جمعية كهذه الجمعية في أمة كهذه الأمة في وطن كالوطن الجزائري لحقيقة بالتنازع فيها واختلاف المنازع في شأنها، وقد اختلفت فيها الأنظار يوم
Sayfa 8 [1. Sütun]...kuruluşunda; bazılarının nazarında tuhaf bir şey, bazılarının nazarında şüpheli bir şey, bazılarının nazarında ise güzel ancak vakti henüz gelmemiş bir şeydi.Bunu yadırgayanlar; insanî hakikati kendi varlıklarıyla, insanlık tarihini kendi ömürleriyle ve insanî toplumun sırlarını sabah nafaka kazanmak için dağılan ve akşam bir çatı altında uyumak için toplanan karı, koca ve çocuklardan ibaret bir evle ölçen bir grup safdildir. Bunlara göre hayatta hangi nokta toplanma, bir araya gelme ve fikirleri birleştirme tezahürlerine ihtiyaç duyar ki? Dini de bu ölçüyle tartar ve değerlendirirler: Din onlara göre Müslümanlar arasında bilinen bir isimden, kılınan veya kılınmayan farz bir namazdan, günümüzde hukuki işlemler gibi işleyen bir İslam intisabından ve amelsiz kuru bir ümitle varılacağı sanılan cennet ve cehennem inancından ibarettir; öyleyse dinde "Müslüman Âlimler Birliği" diye bir şeye ne ihtiyaç vardır?Allah'ın bu cemiyete olan lütuflarındandır ki, bu safdil gruptan bir ders dinleme veya bir konferansa katılma fırsatı bulan her fert, Allah'ın lütfuyla İslam'ın hakikatini bilen ve İslam'ın kendisi için istediği makamı kavrayan toplumsal bir Müslüman haline gelir.Şüphecilere gelince; onlar Birlik'in kendi menfaatleriyle çeliştiği veya içinde menfaatlerine aykırı hususlar bulunduğu inancında birleşen muhtelif fırkalardır. Bu cemiyetin attığı ilk adım onların maksatlarını açığa çıkarmış, şüphelendikleri şeyleri gözler önüne sermiş ve onları şüpheden kesin bilgiye ulaştırmıştır. Bunun sonucunda cemiyete karşı gördüğünüz öfke ve tuzakları sergilemişlerdir. İnsaf etselerdi hak bizi bir araya getirirdi; fakat insaf azdır. Şayet bu cemiyetin destekçileri arasında bu tuzak kuran öfkelilerden ötürü canı sıkılan ve onların bu şekilde ortaya çıkışının cemiyetin yürüyüşünü aksattığını ve kemale ermesini geciktirdiğini düşünenler varsa, biz bunun tam aksini düşünüyoruz: Bu öfkeli tuzakçıların varlığı cemiyetin tamamlayıcı bir parçasıdır; öfkelinin öfkesi de razı olanın rızası gibi cemiyetin pekişmesini sağlar. Bütün bunlar, Allah'ın hakkı ortaya çıkardığı ve taraftarlarının kalplerini sebatkâr kıldığı bir müdafaa ve dengedir (tedâfü').[2. Sütun] Üçüncü zümreye gelince; bu ümmete karşı şefkat ve merhameti ziyadeleşen, onda gerileme ve çöküş etkenlerinin güçlü olduğunu gören bir zümredir. Allah bu cemiyet vesilesiyle onlara, Allah'ın lütfunun korkanların kalbine nasıl süratle ulaştığını ve merhametinin muhsinlere ne kadar yakın olduğunu göstermiştir. Böylece ümitleri kuvvetlenmiş, yakinleri perçinlenmiş ve iman ve basiretle salih amele yönelmişlerdir. Bu zümre milletin çoğunluğudur ve onları temsil eden sizlersiniz. Allah sayınızı artırsın, sizi hak üzerinde sabit kılsın ve bizi de sizlerle birlikte dini değiştirmeden ve tahrif etmeden O'na kavuşuncaya kadar hak üzere yaşatsın. Âmin yâ Rabbe'l-âlemîn. [Abdülhamîd b. Bâdîs]Sapkın Paçavraya Bir Başka Tekzip Küstah Yalancı Kimdir? Kahire'de yayımlanan İslami "el-Feth" mecmuası, 6 Rebîülevvel 1352 tarihli nüshasında "Bir Makalenin Tenkidi" başlığı altında aynen şu metni yayımlamıştır:"Faziletli Şeyh Abdullah b. İbrâhim Saîd el-Ağberî el-Yemenî Marsilya'dan bize bir makale göndererek Şeyh Saîd Seyf Ahmed ez-Zibhanî'nin Cezayir'deki 'el-Belâğ' gazetesinde yazdığı iddiaları eleştirmiştir. Zibhanî, Aleviyye tarikatı orada zuhur etmeden önce Yemen halkının İslam dininin kendilerinden talep ettiği her şeyden uzak olduğunu ve dinden tek bir mesele dahi bilmediğini, bu tarikat aralarına girince camiler inşa ettiklerini vb. iddia etmiştir... Biz ez-Zibhanî'nin el-Belâğ'daki makalesini görmedik; ancak şayet bunları söylediyse söylememesi kendisi için daha hayırlı olurdu. İlki, bu hakikate aykırıdır; ikincisi, Müslümanların dar taassupları uyandırmaya değil birlik ve beraberliğe ihtiyacı vardır. el-Feth'in yayın çizgisi bu tür tartışmaları genişletmeye elverişli olmadığından, muhterem el-Ağberî'nin makalesinden sadece bu kadarıyla iktifa ediyoruz." [3. Sütun](ez-Zâhirî): Merhume "es-Sünne" gazetesinde "el-Ğaysü'n-Nâfi'" (Faydalı Yağmur) başlıklı bir yazı neşretmiştik. Orada, aralarında Seyyid Fâri' Nu'mân er-Rabâzî ve Seyyid Seyf Ali eş-Şercebî'nin de bulunduğu bir grup muhterem Yemenlinin bizi ziyaret ettiğini ve Cezayir el-Belâğ gazetesinde Saîd Seyf ez-Zibhanî imzasıyla yayımlanan; bir İslam beldesi olarak Yemen'in onurunu zedelemeyi ve hulûl şeyhini hakkı olmayan şeylerle övmeyi amaçlayan yalan haberleri protesto ettiklerini belirtmiştik. Bu sapkın paçavra ise üzerimize saldırarak bize sövmüş, iftira atmış ve şahsıma "Müseylemetü'l-Kezzâb" adını takmıştır. Oysa aktardığımız haberin yalan olduğuna dair delil getirmesi, mesela Seyyid Fâri' Nu'mân ve Seyyid Seyf Ali'den bizim onlardan naklettiğimiz şeyi yalanlayan bir tekzip yayımlaması gerekirdi. Ne var ki sapkın paçavranın sahibi hulûl şeyhi, insanlara söverek ve Allah'ın kullarına iftira atarak zorla şöhret gasp etmek istemektedir.İşte bu, el-Feth dergisinin yayımladığı bir tekziptir. Acaba hulûl şeyhi bize sövüp iftira attığı gibi sapkın paçavrasıyla ona da sövebilecek midir? el-Feth'in sahibi, el-Belâğ'ın Yemen hakkında yazdıklarının gerçeğe aykırı olduğunu açıkça beyan etmekte ve bunun İslami birliğe zarar verdiğini ikrar ederek Zibhanî hakkında "Bu sözleri söylememesi kendisi için daha hayırlı olurdu..." demektedir. Bizim inancımız odur ki, Zibhanî'nin imzasıyla çıkmış olsa bile söylenmemesi gereken bu sözleri bizzat söyleyen kişi hulûl şeyhinin ta kendisidir.Son olarak efendilerimiz olan okuyucular hüküm versin: Küstah yalancı kimdir? Bu ez-Zâhirî mi, yoksa hulûl ve dalalet şeyhi mi?Cezayir İslam Matbaası - Kostantîne (Konstantin).Önceki kaynak metinde toplam 9 paragraf ( –
) yer almaktaydı ve tamamının çevirisi yapıldı.Sonraki paragraflar (
_________الصفحة ٨ـــ[عمود:١]ـتأسيسها فهي في نظر البعض شيء غريب، وفي نظر البعض شيء مريب، وفي نظر البعض شيء حسن ولكن أوانه غير قريب.فأما الذين استغربوها فهم طائفة من السذج يقيسون الحقيقة الإنسانية بوجودهم ويقيسون التاريخ الإنساني بأعمارهم ويقيسون أسرار الاجتماع الإنساني ببيت تجمع زوجا وزوجة وأولادا يفرقهم الصباح للكد على القوت ويجمعهم المساء للنوم تحت السقف. فأي نقطة في الحياة عند هؤلاء تحتاج إلى مظاهر الحشد والاجتماع وضم رأي لرأي، وبهذا المقياس يقيسون الدين فهو عندهم إسم متعارف بين المسلمين وصلاة مفروضة تؤدى أولا تؤدى وانتساب إلى الإسلام يجري مجرى القانونيات في زمننا هذا والاعتقاد بجنة ونار من وسائلهما الأمل ولو بلا عمل فأية نقطة في الدين نحتاج إلى شيء اسمه جمعية علماء المسلمين.ومن عجائب صنع الله لهذه الجمعية أن كل واحد من هذه الطائفة الساذجة قدر له أن يحضر درسا أو يسمع محاضرة يصبح بفضل الله مسلما اجتماعيا يعرف حقيقة الإسلام ويدرك المنزلة التي أرادها له الإسلام.وأما المرتابون فهم طوائف شتى تجمعهم صفة واحدة وهي اعتقاد أن الجمعية تعارض مصالحهم أو فيها ما يعارض مصالحهم وقد كشفت الخطوة الأولى لهذه الجمعية عن مقاصدهم وكشفت لهم عما كانوا يرتابون فيه وأخرجتهم من الارتياب إلى التحقق فكان منهم ما رأيتموه من السخط عليها والكيد لها ولو أنصفوا لجمع الحق بيننا ولكن الإنصاف قليل وإذا كان في أنصار هذه الجمعية من يضيق ذرعه بهؤلاء الكائدين الساخطين ويرى أن ظهورهم بما ظهروا به يعرقل سير الجمعية ويبطئ بها عن الوصول إلى الكمال - فإننا نرى عكس هذا الرأي - نرى أن وجود هؤلاء الساخطين الكائدين هو جزء متمم للجمعية وأن سخط الساخط عليها كرضى الراضي كلاهما تثبيت للجمعية وأن ذلك كله تدافع يظهر الله به الحق ويثبت قلوب أنصاره. ـ[عمود٢]ـوأما الطائفة الثالثة فهي طائفة قوي إشفاقها على هذه الأمة ورحمتها بها ورأت أن عوامل الانحطاط فيها قوية. وقد أراها الله من هذه الجمعية كيف يسرع لطف الله إلى قلوب الخائفين وكيف تقرب رحمته من المحسنين، فقوي رجاؤها وثبت يقينها ودخلت في العمل الصالح عن إيمان وبصيرة وهذه الطائفة هي أكثرية الأمة وهي التي تمثلونها أنتم أكثر الله عددكم وثبتكم على الحق وأحيانا وإياكم عليه حتى نلقاه غير مبدلين ولا مغيرين آمين يا رب العالمين.ـ[عبد الحميد بن باديس]ـ تكذيب آخر للورقة الضالةمن الكذاب الأشر؟؟نشرت مجلة ((الفتح)) الإسلامية التي تصدر بالقاهرة في عددها الصادر في ٦ ربيع الأول ١٣٥٢ بعنوان ((انتقاد مقالة)) كلمة هذا نصها بالحرف:((كتب إلينا حضرة الفاضل الشيخ عبد الله بن إبراهيم سعيد الأغبري اليمني مقالة من مرسيليا ينتقد فيها ما كتبه حضرة الشيخ سعيد سيف أحمد الذبحاني في جريدة البلاغ الجزائرية من أن أهل اليمن كانوا قبل ظهور الطريقة العليوية هناك بعيدين عن كل ما تطلبه منهم الديانة الإسلامية ولا يعرفون مسألة من مسائل الدين، فلما حلت هذه الطريقة بينهم بنوا المساجد الخ .. ونحن لم نطلع على مقالة الذبحاني في البلاغ وكان خيرا له أن لا يقول هذا الكلام إن كان قاله، أولا لأنه يخالف الحقيقة، وثانيا لأن المسلمين في حاجة إلى توحيد الكلمة لا إلى إيقاظ العصبيات المحدودة ونحن نكتفي من مقال الفاضل الأغبري بهذه الإشارة لأنه ليس من خطة ((الفتح)) التوسع في مثل ـ[عمود٣]ـذلك)) ا ه.((الزاهري)) لقد كنا نشرنا في جريدة ((السنة)) المرحومة كلمة عنوانها: ((الغيث النافع)) ذكرنا فيها أنه زارنا جماعة من اليمانيين الكرام منهم السيد فارع نعمان الرباضي ومنهم السيد سيف علي الشرجبي واحتجوا على ما نشرته البلاغ الجزائري بإمضاء سعيد سيف الذبحاني من الأخبار الزائفة التي يراد منها تشويه كرامة اليمن كبلد إسلامي ومدح شيخ الحلول بما ليس له بحق. فما كان من الورقة الضالة إلا أن تهجمت علينا تسبنا وتقذفنا وتسميني أنا ((مسيلمة الكذاب)) وكان من حقها أن تأتي بدليل على كذب ما رويناه كأن تنشر مثلا تكذيبا من السيدين فارع نعمان وسيف علي لما رويناه عنهما. ولكن شيخ الحلول صاحب الورقة الضالة يريد أن يغتصب الشهرة اغتصابا بسب الناس وبالافتراء على عباد الله وبعد فهذا تكذيب نشرته مجلة الفتح فهل يسبها أيضا شيخ الحلول في ورقته الضالة كما سبنا وافترى علينا؟ وصاحب الفتح يصرح بأن ما نشرته البلاغ بحق اليمن هو مخالف للحقيقة ويعترف بأنه مما يضر بالوحدة الإسلامية، و يقول عن الذبحاني ((وكان خيرا له أن لا يقول هذا الكلام .. )). والذي نعتقده هو أن الذي قال هذا الكلام الذي لا ينبغي أن يقال إنما هو شيخ الحلول نفسه، وإن كان بإمضاء الذبحاني. و أخيرا فليحكم ساداتنا القراء من هو الكذاب الأشر أهذا الزاهري أم شيخ الحلول والضلال؟؟؟.•…•...•…•...•…•...•…•...•…•...•المطبعة الجزائرية الإسلامية - بقسنطينة.•…•...•…•...•…•...•…•...•…•...•