Umdetü'l-Ahkâm, hayru'l-enâm olan (s.a.v.)'in kelâmından [derlenmiştir].
Telif:
İmamü'l-Hâfız Takıyyüddîn, Ebû Muhammed Abdülganî el-Makdisî el-Cummâ‘îlî el-Hanbelî
541 yılında doğmuş, 600 yılının Rebîülevvel ayının 22'sinde vefat etmiştir.
Allah ona ve mü'minlere rahmet ve mağfiret buyursun.
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلمعُمدةُ الأَحكامِمن كلامِ خيرِ الأَنامِعليهالصلاةُ والسلامُتأليفالإمام الحافظ تقي الدين، أبي محمدعبد الغني المقْدِسِيِّ الجُماعيليِّ الحنبليِّولد في سنة ٥٤١ هـ وتوفي في٢٢ من شهر ربيع الأول سنة ٦٠٠ هـرحمه الله وغفر له وللمؤمنين
Umdetü'l-Ahkâm min Kelâmi Hayri'l-Enâm (s.a.v.) - Mukaddime - Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdülillâh ve's-salâtü ve's-selâmü alâ Resûlillâh. Emmâ ba‘d: İmâm Hâfız Takıyyüddîn Ebû Muhammed Abdülganî el-Makdisî el-Cummâilî el-Hanbelî'nin (rahimehullah) Umdetü'l-Ahkâm adlı eseri, ahkâm hadisleri sahasında telif edilmiş en değerli kitaplardan sayılır. Müellif, hadislerini Buhârî ve Müslim imamlarının Sahîh-i Buhârî ve Sahîh-i Müslim'de ittifak ettikleri rivayetlerden seçmiş; pek azında yalnızca birinin infirâd ettiği hadislere yer vermiştir. Eseri, Resûlullah (s.a.v.)'in bir kısım hadislerini muhtasar olarak tertip etme talebinde bulunan bazı ilim taliplerinin isteğine icâbetle kaleme almış; burada iyi iş görmüş ve faydalı olmuştur. Hadisleri dört yüz küsur adedi geçmediği için talebenin ezberlemesini ve tetkikini kolaylaştırmıştır. Kitap şerh edilmiş olup tedris edenlerin elinde yaygındır. Unvanı, müsemmasına mutabık bir isimdir; zira o, ehl-i hadis ve ehl-i eser yöntemiyle İslâm fıkhını tahsil etmek isteyen herkes için bir umdedir. Bu kimseler sahih delil nereye dönerse onunla birlikte dönerler; tâ ki kalpleri, Allah'a, Nebîsi (s.a.v.)'in diliyle şer‘ kıldığı üzere ibadet ettiklerine dair mutmain olsun. Bu esere hizmet maksadıyla, garîb lafızlarını kısaca şerh ettim; metnin yanında, kitabı ezberlemeye ve tetkike azmetmiş olana yardımcı olsun diye. Umarım ki, ihlâslı bir kalpten, gıyaben edilen müstecâb bir duaya nâil olurum; bu dua, günahlarımın mağfireti ve zellelerimin affı içindir ki kabrimde ve Rabbime kavuşacağım kıyâmet gününde bana fayda versin. Her kim bir hata bulursa onu bana bildirmesini dilerim; düzeltmek için. Kendisine teşekkür ve takdirlerimi sunarım. Duamızın sonu: Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'adır. Âdil b. Hasen Nasr - Deyr el-Belah / Gazze / Filistin - Telefaks: 2535022
عمدة الأحكام من كلام خير الأنام صلى الله عليه وسلممقدمةبسم الله الرحمن الرحيم الحمد لله والصلاة والسلام على رسول الله وبعد: يعتبر كتاب عمدة الأحكام للإِمام الحافظ تقي الدين، أبي محمد عبد الغني المقْدِسِيِّ الجُماعيليِّ الحنبليِّ من أَجود الكتب التي صنفت في أحاديث الأحكام، حيث انتقى المؤلف أحاديثه مما اتفق عليه الإِمامانِ البخاريُّ ومسلم في صحيحيهما إلا في القليل منها ممن انفرد به أحدهما، وأَلفه استجابة لطلب بعض طلبة العلم في اختصار جملة من أحاديث رسول الله صلى الله عليه وسلم، وقد أجاد فيه وأفاد، وسهَّل على طلبة العلم حفظه ودراسته حيث إِن أَحاديثه لاتزيد على أَربعمائة حديث ونيِّفٍ، والكتاب مشروح ومتداول بين أيدي الدارسين، وعنوانه اسم مطابق لمسماه فهو عمدة لكل من يرغب في دراسة الفقه الإسلامي على طريقة أهل الحديث والأَثر، الذين يدورون مع الدليل الصحيح أينما دارَ لتطمئن بذلك قلوبهم بأَنهم يعبدون الله بما شرع على لسان نبيه صلى الله عليه وسلم. وإِسهاماً في خدمة الكتاب قمت بشرح غريبه بشكل مختصر ليكون بجانب المتن معيناً لمن عقد العزم على حفظه ودراسته، عسى أَن أَحظى بدعوة مستجابة بظهر الغيب من قلبٍ مخلص بمغفرةِ ذنوبى والعفو عن زلاتي تنفعني في قبري ويوم القيامة عند لقاء ربي، وأَرجو من كل من يجد خطأً أَن يخبرني به لتصحيحه وله مني الشكر والتقدير. وآخر دعوانا أَنِ الحمد لله رب العالمينعادل بن حسن نصاردير البلح/ غزة / فلسطينتلفاكس/ ٢٥٣٥٠٢٢
Müellifin Mukaddimesi
Bismillâhirrahmânirrahîm. Şeyh, hâfız, Takıyyüddîn, Ebû Muhammed Abdülganî b. Abdilvâhid b. Alî b. Sürûr el-Makdisî —Allah Teâlâ kendisine rahmet eylesin— dedi: Hamd, Melik, Cebbâr, Vâhid, Kahhâr olan Allah'a mahsustur. Yine şehâdet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur, O tektir, ortağı yoktur; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir; Azîz ve Gaffâr'dır. Ve şehâdet ederim ki Muhammed (s.a.v.) O'nun kulu, seçilmiş ve tercih edilmiş Rasûlüdür. Allah'ın salât ve selâmı onun, âlinin ve hayırlı sahâbesinin üzerine olsun.
Emmâ ba'd: Şöyle ki, bazı kardeşlerim benden, Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm el-Buhârî ile Müslim b. Haccâc b. Müslim el-Kuşeyrî ⦗s. 30⦘ en-Nîsâbûrî'nin —iki imamın— ittifak ettiği ahkâm hadislerinden bir mecmuayı ihtisar etmemi talep ettiler. Ben de bu eserden faydalanılmasını umarak taleplerine icabet ettim. Allah'tan niyaz ederim ki; bizi, bu kitabı yazanı, işiteni, okuyanı, ezberleyeni veya ona göz atanı bundan faydalandırsın; onu sırf kendi yüce vechinin rızasına hâlis kılsın ve nezdinde firdevs cennetlerinde kurtuluşa vesile eylesin. Zira O (Allah) bize yeter; O ne güzel vekîldir.
مقدمة المؤلفبسم الله الرحمن الرحيم قال الشيخ الحافظ، تقي الدين، أبو محمد عبد الغني بن عبد الواحد بن على بن سرور المقدسي - رحمه الله تعالى -: الحمد لله الملك الجبار، الواحد القهار. وأشهد أن لاإله إلاالله وحده لاشريك له، رب السموات والأرض ومابينهما العزيز الغفار، وأشهد أن محمداً عبده ورسوله المصطفى المختار. صلى الله عليه وعلى آله وصحبه الأخيار. أما بعد: فإن بعض إخواني سألني اختصار جملة في أحاديث الأحكام، مما اتفق عليه الإمامان: أبو عبد الله محمد بن إسماعيل بن إبراهيم البخاري، ومسلم بن الحجاج بن مسلم القُشَيريُّ ⦗ص: ٣٠⦘ النيسابوري. فأجبته إلى سؤاله رجاء المنفعة به. وأسأل الله أن ينفعنا به، ومن كتبه أوسمعه أَوقرأَه أَو حفظه أو نظر فيه، وأن يجعله خالصاً لوجهه الكريم، موجباً للفوز لديه في جنات النعيم. فإنه حسبنا ونعم الوكيل.
Tahâret Kitabı
كتابُ الطَّهَارَةِ
4 - Ebû Hureyre (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz abdest aldığında burnuna su çeksin, sonra onu dışarı atsın. Kim isticmar yaparsa vitr (tek sayıda) yapsın. Sizden biriniz uykusundan uyandığında, ellerini üç defa yıkamadan onları su kabına sokmasın; çünkü sizden biriniz elinin gece nerede gezindiğini bilemez.” Müslim'in bir rivayetinde: “Burnu ile (burun deliklerine) su istinşak yapsın” buyurulmuştur. Bir başka rivayette: “Kim abdest alırsa istinşak yapsın” şeklindedir.
(Li-yentir): Suyu buruna çektikten sonra dışarı atmayı ifade eder; bu istinşaktır. (İsticmar): İdrar ve dışkıyı silmek için taş kullanmaktır. (Felyevtir): Yani isticmarını vitr (tek sayı) üzere, üç, beş veya daha fazla olarak sonlandırsın. (Felyestenşik): İstinşak, suyu buruna çekip ardından dışarı atma işlemidir.
٤ - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قال: ((إذَا تَوَضَّأَ أَحَدُكُمْ فَلْيَجْعَلْ فِي أَنْفِهِ مَاءً ، ثُمَّ لِيَنْتَثِرْ ، وَمَنْ اسْتَجْمَرَ فَلْيُوتِرْ ، وَإِذَا اسْتَيْقَظَ أَحَدُكُمْ مِنْ نَوْمِهِ فَلْيَغْسِلْ يَدَيْهِ قَبْلَ أَنْ يُدْخِلَهُمَا فِي الإِنَاءِ ثَلاثاً، فَإِنَّ أَحَدَكُمْ لا يَدْرِي أَيْنَ بَاتَتْ يَدُهُ)) . وَفِي لَفْظٍ لِمُسْلِمٍ: ((فَلْيَسْتَنْشِقْ بِمِنْخَرَيْهِ مِنَ الْمَاءِ)) وَفِي لَفْظٍ: ((مَنْ تَوَضَّأَ فَلْيَسْتَنْشِقْ)) . لِينْثِرْ: يعني يُخرجُ الماءَ منْ أَنفِهِ، بعدَ إِدخاله فيهِ، وهو الاستنشاقُ. استجمرَ: استعملَ الحجارةَ في مسحِ البولِ والغائطِ. فلْيوتِرْ: أَيْ لِيُنْهِ استجمارَه على وِترٍ، ثلاثٍ أَوخمسٍ أَوأَكثرَ. فَلْيَستنشقْ: الاستنشاقُ هو إِدخالُ الماء في الأَنفِ ثمَّ نثْرُهُ خارِجَهُ.
6 - Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayetle: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sizden birinizin kabından köpek su içerse, kabı yedi kere yıkasın.” Müslim'in rivayetinde: “İlki toprakla olsun.” 7 - Yine Müslim'de Abdullah b. Mugaffel hadisinde: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Köpek kaba dilini sokarak su içerse, kabı yedi kere yıkayın, sekizincisinde toprakla ovalayın (yani toprağa bulayın).” [ولَغَ: Dilinin ucuyla içmek; عَفِّرُوهُ: Toprağa bulamak/sürmek demektir.]
٦ - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله عنه، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: ((إذَا شَرِبَ الْكَلْبُ فِي إنَاءِ أَحَدِكُمْ فَلْيَغْسِلْهُ سَبْعاً)) .وَلِمُسْلِمٍ: ((أُولاهُنَّ بِالتُّرَابِ)) . ٧ - وَلَهُ فِي حَدِيثِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ: ((إذَا وَلَغَ الْكَلْبُ فِي الإِناءِ فَاغْسِلُوهُ سَبْعاً وَعَفِّرُوهُ الثَّامِنَةَ بِالتُّرَابِ)) .ولَغَ: شَرِبَ بطَرَفِ لسانِهِعَفِّروهُ: التعفيرُ: التمريغُ في العَفْرِ وهو الترابُ.
Humrân —ki Osman b. Affân (r.a.)’ın âzatlısıdır— rivayet ediyor: Osman’ı (r.a.) abdest suyu istetirken gördüm. Kabından ellerine su döktü ve onları üç kere yıkadı. Sonra sağ elini [abdest] suyuna soktu, ağzını çalkaladı, burnuna su çekti ve sümkürdü. Ardından yüzünü üç kere, dirseklere kadar kollarını üç kere yıkadı. Başını mesh etti, sonra iki ayağını da üçer kere yıkadı. Akabinde şöyle dedi: ‘Ben, Nebî’yi (s.a.v.) işte bu abdestim gibi abdest alırken gördüm.’ Ve buyurdu ki: ‘Kim benim bu abdestim gibi abdest alır, sonra kalkıp iki rek‘at namaz kılar da o esnada nefsiyle konuşmazsa, geçmiş günahları bağışlanır.’ [Burada geçen] “bi-vudû’in”: “vudû’” kelimesi vâv’ın fethasıyla okunduğunda kendisiyle abdest alınan suyu, zamme ile okunduğunda ise abdest alma fiilini ifade eder.
٨ - عَنْ حُمْرَانَ مَوْلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ رضي الله عنهما: ((أَنَّهُ رَأَى عُثْمَانَ دَعَا بِوَضُوءٍ ، فَأَفْرَغَ عَلَى يَدَيْهِ مِنْ إنَائِهِ ، فَغَسَلَهُمَا ثَلاثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ أَدْخَلَ يَمِينَهُ فِي الْوَضُوءِ ، ثُمَّ تَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ وَاسْتَنْثَرَ، ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاثاً ، وَيَدَيْهِ إلَى الْمِرْفَقَيْنِ ثَلاثًا ، ثُمَّ مَسَحَ بِرَأْسِهِ ، ثُمَّ غَسَلَ كِلْتَا رِجْلَيْهِ ثَلاثًا ، ثُمَّ قَالَ: رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَوَضَّأُ نَحْوَ وُضُوئِي هَذَا، وَقَالَ: ((مَنْ تَوَضَّأَ نَحْوَ وُضُوئِي هَذَا ، ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ ، لا يُحَدِّثُ فِيهِمَا نَفْسَهُ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ))بِوَضوءٍ: الوَضوءُ بفتحِ الواوِ، معناه الماءُ الذي يتوضأُ بِهِ، وبضمِّها، فعلُ الوُضوءِ.
10 - Âişe (r.anhâ) şöyle buyurdu: “Resûlullah (s.a.v.)’ın ayakkabısını giymede, saçlarını taramada, temizlikte ve bütün işlerinde sağ tarafını kullanmak hoşuna giderdi.” “يعجبه التيمن” ifadesi, sağ eli kullanmak ve şerefli, temiz, hoş olan her işte sağdan başlamak anlamına gelir. “تنعله”: Ayakkabı (na‘l) giymek demektir. “ترجله”: Saçlarını tarakla taramaktır. “طهوره” (طاء harfi ötreli olarak): Abdesti ve guslü kapsar. “وفي شأنه كله”: Hoş ve şerefli işlerde (sağdan başlamak) anlamındadır.
١٠ - عَنْ عَائِشَةَ رضي الله عنها قَالَتْ: ((كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْجِبُهُ التَّيَمُّنُ فِي تَنَعُّلِهِ ، وَتَرَجُّلِهِ ، وَطُهُورِهِ ، وَفِي شَأْنِهِ كُلِّهِ)) .يعجبُهُ التَّيَمُنُ: استعمالُ اليدِ اليمينِ، والبَدْءُ باليمينَ في كلِّ ماهو شريفٌ وطاهرٌ وطيبٌ.تنعُّله: لبْسُ النعلِ وهو الحِذاءُ.ترجلِهِ: تسريحُ شعرِهِ بالمِشطِ.طُهُورِهِ: بضم الطاء: يشملُ الوُضوءَ والغسلَ.وفي شأْنِهِ كلِهِ: في الأُمورِ الشريفةِ المُسْتَطابَةِ.
Helâya Girme ve Tahâretlenme Bâbı
بابُ دخولِ الخلاءِ والاستطابةِ
Abdullah b. Ömer b. el-Hattâb (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Bir gün Hafsa’nın evinin damına çıktım; Resûlullah (s.a.v.)'in hacetini giderdiğini gördüm. Şam tarafına yönelmiş, Kâbe’ye ise arkasını dönmüştü.” Bir rivayette “Beytü’l-Makdis’e yönelmiş olarak” ibaresi de yer almaktadır. "Rakîtü” yukarı çıktım demektir.
١٥ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رضي الله عنهما قَالَ: ((رَقِيْتُ يَوْماً عَلَى بَيْتِ حَفْصَةَ ، فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْضِي حَاجَتَهُ مُسْتَقْبِلَ الشَّامَ ، مُسْتَدْبِرَ الْكَعْبَةَ)) . وَفِي رِوَايَةٍ ((مُسْتَقْبِلاً بَيْتَ الْمَقْدِسِ)) .رَقِيتُ: صعدتُ.
18 - Abdullah b. Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî (s.a.v.) iki kabrin yanından geçti ve şöyle buyurdu: "Şüphesiz bu ikisi azap görmektedirler. Üstelik büyük bir şeyden dolayı azap görmüyorlar. Birincisi, idrarından korunmak için bir örtü edinmezdi. Diğeri ise nemîme (koğuculuk) yapardı." Bunun üzerine yaş bir hurma dalı aldı, onu ikiye böldü ve her kabre bir parça dikti. Sahâbe: "Ey Allah'ın Resûlü, bunu niçin yaptın?" dediler. O: "Umulur ki, bunlar kuruyuncaya kadar onlardan azap hafifletilir." buyurdu. (لايستتر من البول: Yani idrarından korunmak için bir örtü edinmezdi. النميمة: Nemîme, başkalarının sözünü bozgunculuk ve zarar vermek amacıyla taşımaktır.)
١٨ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما قَالَ: مَرَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِقَبْرَيْنِ ، فَقَالَ: ((إنَّهُمَا لَيُعَذَّبَانِ ، وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرٍ أَمَّا أَحَدُهُمَا: فَكَانَ لا يَسْتَتِرُ مِنْ الْبَوْلِ ، وَأَمَّا الآخَرُ: فَكَانَ يَمْشِي بِالنَّمِيمَةِ فَأَخَذَ جَرِيدَةً رَطْبَةً ، فَشَقَّهَا نِصْفَيْنِ ، فَغَرَزَ فِي كُلِّ قَبْرٍ وَاحِدَةً، فَقَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ ، لِمَ فَعَلْتَ هَذَا؟ قَالَ: لَعَلَّهُ يُخَفَّفُ عَنْهُمَا مَا لَمْ يَيْبَسَا)) .لايستترُ منَ البولِ: لايجعلُ سترةً تقيهِ منْ بولِهِ.النَّميمةُ: نقلُ كلامِ الغيرِ على وجهِ الإِفسادِ والإِضرارِ.
20 - Huzeyfe b. el-Yemân (r.a.) şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) geceleyin kalktığında misvak ile ağzını ovuştururdu. Yâşûsu fâh: dişlerini ovalar ve temizler.
٢٠ - عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ رضي الله عنهما قَالَ: ((كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إذَا قَامَ مِنْ اللَّيْلِ يَشُوصُ فَاهُ بِالسِّوَاكِ)) .يشوصُ فاه: يَدْلُكُ أَسنانَهُ ويُنَقِّيها.
22 - Ebû Mûsâ el-Eş'arî (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: "Nebiyy-i Ekrem (s.a.v.)'e geldim; yaş bir misvak ile misvak kullanıyordu." Râvî dedi ki: "Misvağın ucu dili üzerinde idi ve 'uğ, uğ' diyerek —misvak ağzında olduğu hâlde— sanki kusacakmış gibi davranıyordu." [يتهوَّع: yani kusmak anlamına gelir.]
٢٢ - عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ رضي الله عنه قَالَ: ((أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَسْتَاكُ بِسِوَاكٍ رَطْبٍ ، قَالَ: وَطَرَفُ السِّوَاكِ عَلَى لِسَانِهِ ، وَهُوَ يَقُولُ: أُعْ ، أُعْ ، وَالسِّوَاكُ فِي فِيهِ ، كَأَنَّهُ يَتَهَوَّعُ)) .يتهوَّعُ: يتقيأُ.
Mezî ve gayri hakkında bab.
بابٌ في المذيِ وغيرِهِ
28 - Ümmü'l-mü'minîn Hz. Âişe (r.anhâ)'dan rivayet edildiğine göre, Nebiyy-i Ekrem (s.a.v.)'e bir erkek çocuk getirilmişti. Çocuk, O'nun elbisesi üzerine idrar yaptı. Bunun üzerine Nebiyy-i Ekrem (s.a.v.) su istedi ve idrarın izini su ile takip etti (üzerinden geçirdi). Müslim'in rivayetine göre ise, O (s.a.v.) idrarın izini su ile takip etti ve onu yıkamadı.
٢٨ - وَعَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ رضي الله عنها ((أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِصَبِيٍّ ، فَبَالَ عَلَى ثَوْبِهِ ، فَدَعَا بِمَاءٍ ، فَأَتْبَعَهُ إيَّاهُ)) وَلِمُسْلِمٍ: ((فَأَتْبَعَهُ بَوْلَهُ ، وَلَمْ يَغْسِلْهُ)) .