Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Müellifin Mukaddimesi. Hamd, âlemlerin Rabbi, göklerin ve yerin Kayyûmu olan Allah'a mahsustur. O, bütün mahlûkatın tedbir edicisidir. Mükellefleri hidayete erdirmek ve kesin delillerle apaçık burhanlarla dinin şeriatlarını beyan etmek üzere peygamberlerini (sallallâhü aleyhim ve sellem) gönderendir.
بسم الله الرحمن الرحيم مقدمة المؤلفالحمد لله رب العالمين قيوم السموات والأرضين. مدبر الخلائق أجمعين. باعث الرسل - صلواته وسلامه عليهم- إلى المكلفين لهدايتهم وبيان شرائع الدين بالدلائل القطعية، وواضحات البراهين.
O'na bütün nimetleri sebebiyle hamd eder, lütuf ve kereminden ziyadesini dilerim. Yine şehâdet ederim ki el-Vâhid, el-Kahhâr, el-Kerîm, el-Gaffâr olan Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki efendimiz Muhammed (s.a.v.) O'nun kulu, resulü, habîbi ve halîlidir; mahlûkatın en fazîletlisidir. Kur'ân-ı Azîz ile –ki senelerin birbirini takip etmesine rağmen devam eden bir mucizedir– ve istirşâd edenler için nurlu sünnetlerle mükerrem kılınmış; Cevâmiu'l-Kelim ile ve dînin semâhatiyle mümtaz kılınmıştır. Allah'ın salât ve selâmı O'nun üzerine, diğer bütün nebî ve resullerin üzerine, her birinin âli ve sâlih kulların tümünün üzerine olsun.
أحمده على جميع نعمه. وأسأله المزيد من فضله وكرمه.وأشهد أن لا إله إلا الله الواحد القهار. الكريم الغفار وأشهد أن سيدنا محمداً عبده ورسوله وحبيبه وخليله أفضل المخلوقين، المكرم بالقرآن العزيز المعجزة المستمرة على تعاقب السنين، وبالسنن المستنيرة للمسترشدين المخصوص بجوامع الكلم وسماحة الدين صلوات الله وسلامه عليه وعلى سائر النبيين والمرسلين وآل كل وسائر الصالحين.
Amma ba'd: Biz, Ali b. Ebî Tâlib, Abdullah b. Mes‘ûd, Muâz b. Cebel, Ebü'd-Derdâ, İbn Ömer, İbn Abbâs, Enes b. Mâlik, Ebû Hureyre ve Ebû Saîd el-Hudrî'den (Allah teâlâ hepsinden râzı olsun) pek çok tarikten ve çeşitli rivayetlerle rivayet ettik ki Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ümmetim için dininin emrine dair kırk hadis ezberleyen...”
أما بعد: فقد روينا عن علي بن أبي طالب، وعبد الله بن مسعود، ومعاذ بن جبل، وأبي الدرداء، وابن عمر، وابن عباس، وأنس بن مالك، وأبي هريرة، وأبي سعيد الخدري رضي الله تعالى عنهم من طرق كثيرات بروايات متنوعات: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "من حفظ على أمتي أربعين حديثاً من أمر دينها
Allah, onu kıyamet gününde fakihler ve âlimler zümresinde diriltsin." Bir rivayette: "Allah onu fakih ve âlim olarak diriltsin." Ebü'd-Derdâ rivayetinde: "Kıyamet gününde onun için şefaatçi ve şahit olurum." İbn Mes'ûd rivayetinde ise: Ona "Cennetin dilediğin kapısından gir" denilir. İbn Ömer rivayetinde: "Âlimler zümresinde yazılır ve şehitler zümresinde haşrolunur." Hâfızlar, tarikleri çok olsa da bu hadisin zayıf olduğunda ittifak etmişlerdir.
بعثه الله يوم القيامة في زمرة الفقهاء والعلماء" وفي رواية: "بعثه الله فقيها عالما".وفي رواية أبي الدرداء: "وكنت له يوم القيامة شافعا وشهيدا". وفي رواية ابن مسعود: قيل له: "ادخل من أي أبوب الجنة شئت" وفي رواية ابن عمر "كُتِب في زمرة العلماء وحشر في زمرة الشهداء". واتفق الحفاظ على أنه حديث ضعيف وإن كثرت طرقه.
Ulema (Allah Teâlâ onlardan razı olsun) bu babda sayılamayacak kadar eser telif etmişlerdir. Bildiğime göre bu babda ilk telif eden: Abdullah b. el-Mübârek, sonra Muhammed b. Eslem et-Tûsî –ki o âlim-i Rabbânîdir–, sonra Hasan b. Süfyân en-Nesâî ve Ebû Bekr.
وقد صنّف العلماء رضي الله تعالى عنهم في هذا الباب ما لا يُحصى من المصنّفات. فأول من علمته صنف فيه: عبد الله بن المبارك، ثم محمد بن أسلم الطوسي العالم الرباني، ثم الحسن بن سفيان النسائي، وأبو بكر
Âcurrî, Ebû Bekr b. İbrâhîm el-İsfahânî, ed-Dârekutnî, el-Hâkim,
الآجري، وأبو بكر بن إبراهيم الأصفهاني، والدارقطني، والحاكم،
Ve Ebû Nuaym, Ebû Abdurrahmân es-Sülemî, Ebû Saîd el-Mâlînî, Ebû Osmân es-Sâbûnî ve Abdullah b.
وأبو نعيم، وأبو عبد الرحمن السلميّ، وأبو سعيد الماليني، وأبو عثمان الصابوني، وعبد الله بن
Muhammed el-Ensârî, Ebû Bekir el-Beyhakî ve önceki ve sonraki devirlerden sayısız âlim (bu yola gitmiştir). Ben de Allah Teâlâ'ya istihâre ederek, bu büyük imamlar ve İslam'ın hâfızlarına uymak üzere kırk hadis derlemeye giriştim. Âlimler, zayıf hadisle amel etmenin câiz olduğu üzerinde ittifak etmişlerdir.
محمد الأنصاري. وأبو بكر البيهقي، وخلائق لا يحصون من المتقدمين والمتأخرين، وقد استخرت الله تعالى في جمع أربعين حديثاً اقتداء بهؤلاء الأئمة الأعلام وحفاظ الإسلام. وقد اتفق العلماء على جواز العمل بالحديث الضعيف
Amellerin faziletleri hakkında. Bununla birlikte benim dayanağım bu hadis değil, bilakis Resûlullah (s.a.v.)'in sahih hadislerdeki şu sözüdür: "Şâhid olanınız, gâib olana tebliğ etsin." Ve yine O'nun (s.a.v.) şu sözü: "Allah, sözümü işiten, onu belleyen ve işittiği gibi tebliğ eden kişinin yüzünü ak etsin." Sonra âlimlerden kimi usûl-i dinde kırk hadis derlemiş, kimi fürûda, kimi cihadda, kimi zühdde, kimi âdâbda, kimi hutbelerde.
في فضائل الأعمال.ومع هذا فليس اعتمادي على هذا الحديث، بل على قوله صلى الله عليه وسلم في الأحاديث الصحيحة: "ليبلغ الشاهد منكم الغائب" وقوله صلى الله عليه وسلم: "نضر الله امرأً سمع مقالتي فوعاها فأدّاها كما سمعها".ثم من العلماء من جمع الأربعين في أصول الدين، وبعضهم في الفروع، وبعضهم في الجهاد، وبعضهم في الزهد، وبعضهم في الآداب، وبعضهم في الخطب،
Ve bunların hepsi, kendilerini kasdedenlerden Allah'ın razı olduğu salih bir mukâssadır. Ben, bütün bunlardan daha ehemmiyetli olan kırk hadis mecmuasını gördüm. O, bütün bunları ihtiva eden kırk hadistir. Her bir hadis, dinin kaidelerinden büyük bir kaidedir. Âlimler onu, İslâm'ın üzerinde döndüğü temel, yahut İslâm'ın yarısı veya üçte biri ya da buna benzer şekilde vasfetmişlerdir. Sonra ben bu kırk hadisin sahih olmasını taahhüd ettim ve ekserisi Sahîh-i Buhârî ile Sahîh-i Müslim'de bulunmaktadır.
وكلها مقاصة صالحة رضي الله تعالى عن قاصديها.قد رأيت جمع أربعين أهم من هذا كله، وهي أربعون حديثاً مشتملة على جميع ذلك، وكل حديث منها قاعدة عظيمة من قواعد الدين قد وصفه العلماء بأن مدار الإسلام عليه، أو هو نصف الإسلام أو ثلثه أو نحو ذلك.ثم ألتزم في هذه الأربعين أن تكون صحيحة، ومعظمها في صحيحي البخاري ومسلم،
Bunları, isnadları hazfedilmiş olarak zikredeceğim ki ezberlenmesi kolaylaşsın ve Allah teâlânın izniyle onlardan istifade yaygınlaşsın. Ardından, lafızlarının kapalı yönlerini zabta dair bir bâb ekleyeceğim. Âhireti arzu eden herkesin bu hadisleri bilmesi gerekir; zira onlar mühim meseleleri ihtiva etmekte ve bütün taatlere dikkat çekmektedir. Bunu tedebbür eden kimse için bu açıktır. Dayanağım Allah'tır; işimi O'na havale eder, O'na sığınırım. Hamd ve nimet O'na mahsustur; tevfik ve ismet ancak O'nun yardımıyladır.
وأذكرها محذوفة الأسانيد، ليسهل حفظها، ويعم الانتفاع بها إن شاء الله تعالى، ثم أُتبعها بباب في ضبط خفي ألفاظها. وينبغي لكل راغب في الآخرة أن يعرف هذه الأحاديث، لما اشتملت عليه من المهمات، واحتوت عليه من التنبيه على جميع الطاعات وذلك ظاهر لمن تدبّره، وعلى الله اعتمادي، وإليه تفويضي واستنادي وله الحمد والنعمة، وبه التوفيق والعصمة.
Birinci Hadis: Mü’minlerin Emîri Ebû Hafs Ömer b. el-Hattâb (r.a.)’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim: ‘Şüphesiz ki ameller niyetlere bağlıdır ve herkes için niyet ettiğinin karşılığı vardır. Kimin hicreti Allah’a ve Resûlü’ne ise, onun hicreti Allah’a ve Resûlü’nedir; kimin hicreti elde edeceği bir dünyalık veya nikâhlayacağı bir kadın için ise, onun hicreti, kendisi için hicret ettiği şeyedir.’” Bunu iki hadis imamı rivayet etmiştir.
الحديث الأول«عن أمير المؤمنين أبي حفص عمر بن الخطاب رضي الله تعالى عنه قال: سمعت رسول الله صلى الله تعالى عليه وعلى آله وسلم يقول: إنما الأعمال بالنيات، وإنما لكل امرئ ما نوى، فمن كانت هجرته إلى الله ورسوله فهجرته إلى الله ورسوله، ومن كانت هجرته لدنيا يصيبها أو امرأة ينكحها فهجرته إلى ما هاجر إليه» .رواه إماما المحدثين:
Ebû Abdullah Muhammed b. İsmâil b. İbrahim b. el-Muğîre b. Berdizbeh el-Buhârî ile Ebü'l-Huseyn Müslim b. Haccâc b. Müslim el-Kuşeyrî en-Nîsâbûrî'nin Sahîh'leri: ki bu iki eser, tasnif edilen kitapların en sahihidir.
أبو عبد الله محمد ابن إسماعيل بن إبراهيم بن المغيرة بن بردزبه البخاري، وأبو الحسين مسلم ابن الحجاج بن مسلم القشيري النيسابوري: في صحيحيهما اللذين هما أصح الكتب المصنفة.
İkinci hadis: Ömer (r.a.)’den rivayet edildiğine göre yine şöyle buyurmuştur: Bir gün Resûlullah (s.a.v.)’in yanında otururken birden karşımıza son derece beyaz elbiseli, saçları simsiyah bir adam çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyordu ve onu içimizden hiç kimse tanımıyordu. Nihayet Peygamber (s.a.v.)’in yanına oturdu, dizlerini onun dizlerine yasladı, ellerini (kendi) uyluklarının üzerine koydu ve şöyle dedi: “Yâ Muhammed! Bana İslâm’dan haber ver.”
الحديث الثاني«عن عمر رضي الله تعالى عنه أيضاً قال: بينما نحن جلوس عند رسول الله صلى الله عليه وآله وسلم ذات يوم إذ طلع علينا رجل شديد بياض الثياب شديد سواد الشعر لا يرى عليه أثر السفر ولا يعرفه منا أحد، حتى جلس إلى النبي صلى الله عليه وآله وسلم فأسند ركبتيه إلى ركبتيه ووضع كفيه على فخذيه وقال: يا محمد أخبرني عن الإسلام،
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "İslâm; Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve Beytullah'ı haccetmendir; eğer yoluna güç yetirebilirsen." (Gelen zât) "Doğru söyledin" dedi. Biz de onun hem sorup hem de tasdik etmesine hayret ettik. (Sonra) dedi ki: "Bana îmândan haber ver." (Resûlullah s.a.v.) buyurdu: "Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe ve kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir." (O zât yine) "Doğru söyledin" dedi. (Ardından) "Bana ihsândan haber ver" dedi. (Resûlullah s.a.v.) buyurdu: "Allah'a, O'nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da O seni görüyor."
فقال رسول الله صلى الله عليه وآله وسلم: الإسلام أن تشهد أن لا إله إلا الله وأن محمداً رسول الله، وتقيم الصلاة، وتؤتي الزكاة، وتصوم رمضان، وتحج البيت إن استطعت إليه سبيلاً قال: صدقت، فعجبنا له يسأله ويصدقه.قال: فأخبرني عن الإيمان، قال أن تؤمن بالله وملائكته وكتبه ورسله واليوم الآخر، وتؤمن بالقدر خيره وشره، قال: صدقت، قال: فأخبرني عن الإحسان، قال أن تعبد الله كأنك تراه، فإن لم تكن تراه فإنه يراك،