Tevrat ve İncil'i Tahrif Edenlerin Utancı (Sâlih el-Ca‘ferî)
Kısım: Akâid
Kitap: Tevrat ve İncil'i Tahrif Edenlerin Utancı
Müellif: Sâlih b. el-Hüseyin el-Ca‘ferî, Ebü'l-Bekâ el-Hâşimî (ö. 668/1270)
Muhakkik: Mahmûd Abdurrahmân Kadah
Nâşir: Mektebetü'l-‘Ubeykân, Riyad, Suudi Arabistan Krallığı
Tab‘ı: Birinci Baskı, 1419/1998
Cilt Adedi: 2
[Eser metni matbu nüshaya uygundur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
تخجيل من حرف التوراة والإنجيل (صالح الجعفري)القسم: العقيدةالكتاب: تخجيل من حرف التوراة والإنجيلالمؤلف: صالح بن الحسين الجعفري أبو البقاء الهاشمي (ت ٦٦٨هـ)المحقق: محمود عبد الرحمن قدحالناشر: مكتبة العبيكان، الرياض، المملكة العربية السعوديةالطبعة: الأولى، ١٤١٩هـ/١٩٩٨معدد الأجزاء: ٢[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Birinci Cilt… Mukaddime… Tevrat ve İncil’i Tahrif Edenlerin Utancı. Tahkik ve Tetkik: Dr. Mahmûd Abdurrahmân Kadeh. Mukaddime: Şüphesiz hamd Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım diler, O’ndan mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur; kimi de saptırırsa ona hidayet verecek yoktur. Şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve elçisidir, peygamberlerinin ve elçilerinin sonuncusudur. Mûsâ Allah’ın kelîmi ve elçisidir. Îsâ Allah’ın kulu ve elçisi, Meryem’e ilkā ettiği kelimesi ve O’ndan bir ruhtur. Cennet haktır, cehennem haktır. Emmâ ba‘d: Şüphesiz Kur’an-ı Kerîm, tevhide daveti, İslâm’ın hakikatlerini ve şeriatını beyanının yanı sıra, nüzûl vaktinde yaygın bulunan farklı dinlerin söylemlerini, milel ve nihal görüşlerini de arz etmiştir. Allâh Teâlâ şöyle buyurur: “Muhakkak ki iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecûsîler ve müşrikler; Allâh kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allâh her şeye şâhiddir.” [Sûre-i Hac, âyet: 17] Yine Allâh Teâlâ şöyle buyurur: “Dediler ki: ‘Hayat ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helâk eder.’” [Sûre-i Câsiye, âyet: 24] Kur’an-ı Kerîm, sapkın dinleri ve bâtıl akideleri tartışmış, onların bâtıl ve fâsid olduğunu ispatlamış, her iftirayı çürütmüş, her iddiayı reddetmiş ve bütün peygamberlerin dini olan sahih dini açıklamıştır. Nebî (s.a.v.)’e ve Müslümanlara İslâm davetini tebliğ etmeyi emretmiştir.
المجلد الأولمقدمة…تخجيل مَن حرَّف التّوراة والإِنجيلدراسة وتحقيق: د/ محمُود عبد الرّحمن قدحالمُقَدِّمةإنّ الحمد لله نحمده ونستعينه ونستغفره، ونعوذ بالله من شرور أنفسنا ومن سيّئات أعمالنا، من يهده الله فلا مضلّ له، ومن يضلل فلا هادي له، وأشهد أن لا إله إلاّ الله وحده لا شريك له، وأنّ محمّداً عبده ورسوله١، وخاتم أنبيائه ورسله، وأنّ موسى كليم الله ورسوله، وأنّ عيسى عبد الله ورسوله وكلمته ألقاها إلى مريم وروح منه، والجنة حقّ والنار حقّ٢.أما بعد:فإنّ القرآن الكريم - بجانب دعوته إلى التوحيد وبيان حقائق الإسلام وشريعته - قد عرض مقولات الأديان وآراء الملل والنحل المختلفة التي كانت منتشرة وقت التنزيل. قال تعالى: {إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا والَّذِينَ هَادُوا والصَّابِئِينَ والنَّصَارَى والمَجُوسَ والَّذِينَ أَشْرَكُوا إِنَّ اللهَ يَفْصُلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ القِيَامَة إِنَّ اللهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيْدٌ} . [سورة الحجّ، الآية: ١٧] .وقال تعالى: {وَقَالُوا مَا هِيَ إِلَاّ حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا يُهْلِكُنَا إِلَاّ الدَّهْرُ} . [سورة الجاثية، الآية: ٢٤] .وقد ناقش القرآن الكريم الأديان المنحرفة والعقائد الباطلة، وبرهن على بطلانها وفسادها، ودحض كلّ فرية وردّ كلّ مزعم، وأبان عن الدّين الصحيح الذي هو دين الأنبياء جميعاً، وأمر النّبيّ صلى الله عليه وسلم والمسلمين بتبليغ الدعوة الإسلامية
Hasımlarla mücadele [edilmesi de bu prensibe dâhildir]. Nitekim Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur: “(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et; onlarla (tartışma ve mücadele gerektiğinde) en güzel bir tarzda mücadele et…” (en-Nahl, 125). Bu sebeple Resûlullah (s.a.v.)’in hayatı, İslâm daveti uğrunda, farklı millet ve dinlerden kâfirlerle hüccet ve burhanla mücadele ederek; hüccet ve burhan ortaya çıktıktan sonra da kılıç ve mızrakla cihad ederek geçmiştir. Aynı şekilde ondan (s.a.v.) sonra sahâbesi (r.anhum) de bu yolu takip etmiştir. Nitekim sahâbeden bir kısmı, başta Yahudilik ve Hıristiyanlık olmak üzere dinler hakkında geniş ve derin bir bilgiye sahipti. Abdullah b. Abbâs, Abdullah b. Amr b. el-Âs ile Ehl-i Kitap müntesiplerinden Abdullah b. Selâm, Temîm ed-Dârî, Selmân el-Fârisî ve diğerleri (r.anhum) bunlardandır. Aynı şekilde tâbiîn ve tebe-i tâbiînden de Mâlik b. Dînâr, Ka‘b el-Ahbâr, Vehb b. Münebbih, Abdülmelik b. Abdülazîz b. Cüreyc ve diğerleri (r.anhum) bu alanda bilgi sahibiydiler [1]. Müslüman âlimlerin tasnif ve telif faaliyetleri canlanınca, dinler ilmini müstakil kitaplar ve eserler halinde ele almışlardır. Bunlardan biri de İmam Muhammed b. İdrîs eş-Şâfi‘î (ö. 204/819)’dir. Onun da bu konuda bir eseri bulunmaktadır. [Dipnot 1: Mâlik b. Dînâr (ö. 131/748) şöyle derdi: “Zebur’u okudum.” Ayrıca: “Tevrat’ta şöyle yazılıdır…” diyerek Tevrat ve Zebur’dan alıntılar yapardı. (Bkz: Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ, II, 376-377). Dipnot 2: Sahâbe, tâbiîn ve tebe-i tâbiînin Yahudi ve Hıristiyanlardan naklettikleri rivayetler için İbn Cerîr et-Taberî’nin tefsir ve tarih kitaplarına bakılabilir.]
ومجادلة الخصوم. فقال الله عزوجل: {ادْعُ إِلَى سَبِيْلِ رَبِّكَ بِالحِكْمَةِ وَالمَوْعِظَةِ الحَسَنَةِ وَجَادِلُوهُمْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ … } . [سورة النحل، الآية: ١٢٥] .لذلك كانت حياته صلى الله عليه وسلم جهاداً في سبيل الدعوة الإسلامية بالحجّة والبرهان في مجادلة الكفار على اختلاف الملل والأديان، ثم بالسيف والسنان بعد ظهور الحجّة والبرهان، وكذلك كان أصحابه رضي الله عنهم من بعده صلى الله عليه وسلم، فقد كان بعض الصحابة على اطِّلاع واسع وعميق على الأديان، وبخاصة اليهودية والنصرانية، كعبد الله بن عباس، وعبد الله بن عمرو بن العاص، ومسلمة أهل الكتاب مثل عبد الله بن سلام وتميم الداري وسلمان الفارسي وغيرهم رضي الله عنهم.وكذلك كان بعض التابعين وأتباعهم كمالك١ بن دينار، وكعب الأحبار، ووهب بن منبة، وعبد الملك بن عبد العزيز بن جريج، وغيرهم رضي الله عنهم ٢.وحينما نشطت حركة التأليف والكتابة عند العلماء المسلمين، أفردوا العلم الأديان كتباً ومؤلّفاتٍ خاصة به، ومن ذلك:الإمام محمّد بن إدريس الشافعي (توفي سنة ٢٠٤هـ) له كتاب في١ توفي سنة ١٣١هـ، وكان يقول: قرأت الزبور، ويقول: مكتوب في التوراة: … ثم يسوق مقتبسات توراتية وزبورية. (ر: حلية الأولياء ٢/٣٧٦، ٣٧٧، لأبي نعيم) .٢ ر: روايات الصحابة والتابعين وتابعيهم عن اليهود والنصارى في كتب التفاسير والتواريخ كتفسير ابن جرير الطبري وتاريخه.
(Nübüvvetin Tashîhi ve Berâhime'ye Reddiye) 1, ve diğeri de (Ehl-i Ehvâya Reddiye) 2. Ali b. Rabben et-Taberî -Hıristiyan iken Müslüman olmuştur- (247 yılında vefat etmiştir). Eserleri: (Nassârânın Çeşitlerine Reddiye) 3 ve (Nebî (s.a.v.)'in nübüvvetini ispat hususunda Din ve Devlet) 4. İmâm Ebü'l-Hasan el-Eş‘arî Ali b. İsmâil (344 yılında vefat etmiştir). Onun Nassârâ'nın mezhepleri hakkında bir kitabı ve yine Nassârâ hakkında kelâmı ihtiva eden başka bir eseri vardır.5. Allâme İbn Hazm ez-Zâhirî (456 yılında vefat etmiştir). Eseri: (el-Fasl fi'l-Milel ve'l-Ehvâ ve'n-Nihal). Muhammed b. Abdülkerîm eş-Şehristânî (548 yılında vefat etmiştir). Eseri: (el-Milel ve'n-Nihal). Müfessir Muhammed b. Ömer er-Râzî (606 yılında vefat etmiştir). Eseri: (İtikâdâtu Fırakı'l-Müslimîn ve'l-Müşrikîn). İmâm İbn Teymiyye (728 yılında vefat etmiştir). Eseri: (el-Cevâbu's-Sahîh li-men Beddele Dîne'l-Mesîh). Bunların yanı sıra, bu güne kadar devam edegelen dinler ilmi alanındaki bu mübarek silsileye katkıda bulunan pek çok başka âlim de vardır. Bu âlimlerin gayretleri, dinler ilminin temellerini atmış olan Kur'an-ı Kerîm'in doğrudan tesiri altında gerçekleşmiştir. Böylece âlimlerimiz, bu ilmi müstakil olarak tedvin etmede öncülük üstünlüğüne ermişlerdir.1
1 Bu, Berâhime'nin, çoğu dinde bilindiği üzere nübüvveti ve risâleti inkâr ettiğine delâlet eder. Ancak muhterem danışmanımın bana bildirdiğine göre Berâhime, nübüvvet ve risâleti inkâr etmemekte, fakat onları (avatara) akidesi şeklinde tahrif etmişlerdir ki bu, Rabbin şeriatı tebliğ için insan suretinde yeryüzüne inmesi demektir. (Bkz: Fûsûl fî Edyâni'l-Hind, s. 107, Prof. Dr. Muhammed Ziyâurrahmân el-A‘zamî).
2 Bunu Abdülkâhir el-Bağdâdî, Usûlü'd-Dîn adlı eserinde (s. 308) zikretmiştir.
3 Pederler Halîfe ve Koçek tarafından Beyrut'ta 1959 yılında, tahkiksiz olarak neşredilmiştir.
4 Tahkîk ve neşri: Üstad Âdil Nüveyhiz.
5 Bunu İbn Asâkir, Tebyînü Kezibi'l-Müfterî adlı eserinde (s. 129, 130, 135) zikretmiştir.
(تصحيح النّبوّة والرّدّ على البراهمة) ١، وآخر في (الردّ على أهل الأهواء) ٢.عليّ بن ربن الطبري - كان نصرانياً فأسلم - (توفي سنة ٢٤٧هـ) له (الرّدّ على أصناف النصارى) ٣ و (الدين والدولة في إثبات بنوة النبي صلى الله عليه وسلم ٤.والإمام أبو الحسن الأشعري عليّ بن إسماعيل (توفي سنة ٣٤٤هـ) له كتاب في مذاهب النصارى، وآخر في الكلام على النصارى٥. والعلاّمة ابن حزم الظاهري (توفي سنة ٤٥٦هـ) له (الفصل في الملل والأهواء والنحل) .ومحمّد بن عبد الكريم الشهرستاني (توفي سنة ٥٤٨هـ) له (الملل والنحل) .والمفسر محمّد بن عمر الرازي (توفي سنة ٦٠٦هـ) له (اعتقادات فرق المسلمين والمشركين) .والإمام ابن تيمية (توفي ٧٢٨هـ) له (الجواب الصحيح لمن بدّل دين المسيح) ، وغيرهم من العلماء الكثيرين الذين أسهموا في هذه السلسلة المباركة في علم الأديان التي استمرت إلى يومنا هذا.ولقد كانت جهود هؤلاء العلماء بتأثير مباشر من القرآن الكريم الذي وضع أسس علم الأديان، فكان لعلمائنا بذلك فضل السبق في تدوين هذا العلم مستقلاً١ يدلّ ذلك على أنّ البراهمة ينكرون النبوة والرسالة كما هو معروف عند معظم الأديان، وقد أفادني فضيلة المشرف بأن البراهمة لا ينكرون النبوة والرسالة وإنما حرفوها إلى عقيدة (الأفتار) وهي نزول الربّ إلى الأرض في صورة البشر لتبليغ الشريعة. (ر: فصول في أديان الهند ص ١٠٧، تأليف أ. د/ محمّد ضياء الرحمن الأعظمي) .٢ ذكر ذلك عبد القاهر البغدادي في أصول الدين ص ٣٠٨.٣ نشرة الأبوان خليفة وكوتشك في بيروت سنة ١٩٥٩م، بدون تحقيق.٤ حققه ونشره الأستاذ عادل نويهض.٥ ذكره ابن عساكر في تبيين كذب المفتري، ص ١٢٩، ١٣٠، ١٣٥.
Diğer ilimlerden müstakil olarak; her bir dînin aslî kaynaklarına istinâd ederek, efsâne ve şâyiâttan uzak, sâlim bir metodun vaz‘ı; hakkı izhâr ve bâtılı izâle etmeyi hedefleyen yapıcı tenkid sahasında bu ilme büyük katkıda bulunan âlimler arasında, Kādî ve fakîh Ebü’l-Bekā Sâlih b. Hüseyin el-Ca‘ferî el-Hâşimî (668/1270) de yer almaktadır. Kendisi bu ilmin mütehassıslarından sayılır; nitekim hâl tercümesine ve birtakım ilmî eserlerine vâkıf oldum. Bunlar: *Tecîlü Men Harrafe’t-Tevrâte ve’l-İncîl*, *el-Beyânü’l-Vâzıhu’l-Meşhûd min Fedâihi’n-Nasârâ ve’l-Yehûd* ve *er-Reddü ale’n-Nasârâ*’dır.
İşte bu sebeple, doktora derecesi (âlemî âlî şehâdetnâme) için takdim ettiğim tez konusu olarak *Tecîlü Men Harrafe’t-Tevrâte ve’l-İncîl* adlı eserin tahkik ve tetkikini seçtim. Zira bu kitap, Yahudi ve Hristiyanlara reddiye muhtevası bakımından büyük ehemmiyeti hâizdir; ayrıca diğer iki eserinin aslı mesâbesindedir. Bunun yanında pek çok şer‘î hadîs-i şerîf ihtivâ etmekte olup –inşallah– tetkiki sırasında görülecek daha birçok hususiyeti de hâizdir.
Bahsi geçenlere ilâveten bu mevzûyu seçmemin pek çok sebebi vardır; en mühimleri:
1. Cenâb-ı Hakk’ın: “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde mücadele et.” (en-Nahl 16/125) kavliyle amel etmek; bâtıl akîdeleri ve hatalı telakkîleri ifşâ ederek, perdesini yırtıp fesâd ve tenâkuzlarını ortaya koyarak, Kur’ânî metodu tatbik etmek. Bu ise, Resûlullah (s.a.v.)’in: “Müşriklerle mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihad edin” buyurduğu cihad nev‘indendir. (Hadîsi Enes b. Mâlik [r.a.] rivâyet etmiş; İmam Ahmed [3/100], Ebû Dâvûd [3/10], Nesâî [6/7] ve Hâkim [2/81] tahric etmiş; Hâkim sahîh olduğunu belirtmiş, Zehebî de ona muvâfakat etmiştir.)
مستقلاً عن العلوم الأخرى، وفي وضع المنهج السليم له بالاعتماد على المصادر الأصلية لكلّ ديانةٍ بعيداً عن الأساطير والشائعات، وفي النقد البنَّاء الهادف لإظهار الحقّ وإزهاق الباطل.ومن هؤلاء العلماء الذين أسهموا بحظٍّ وافرٍ في هذا العلم القاضي الفقيه أبو البقاء صالح بن الحسين الجعفري الهاشمي المتوفى سنة ٦٦٨هـ، الذي يعتبر من المتخصصين في هذا العلم، وذلك بحسب ما وقفت على ترجمته وبعض آثاره العلمية وهي: كتاب (تخجيل مَنْ حرَّف التوراة والإنجيل) و (البيان الواضح المشهود من فضائح النصارى واليهود) و (الرّد على النصارى) .لذلك كان اختياري دارسة وتحقيق كتابه (تخجيل مَنْ حرَّف التوراة والإنجيل) ليكون موضوع رسالتي المقدَّمة لنيل الشهادة العالمية العالية (درجة الدّكتوراه) ، نظراً لأهمية الكتاب في موضوعه الذي يتضمن الرّدّ على اليهود والنصارى، ولأنّه بمثابة الأصل لكتابيه الآخرين، ولاشتماله على الكثير من الأحاديث النبوية الشريفة، ولعدّة مميّزات أخرى سنتبيّنها - إن شاء الله تعالى - من خلال دراسته. إضافة على ما سبق فإن اختياري لهذا الموضوع له أسباب عديدة من أهمّها:١- العمل بقوله تعالى: {ادْعُ إِلَى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالحِكْمَةِ وَالمَوْعِظَةِ الحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ} ، وتطبيق المنهج القرآني في المبادرة بالهجوم على العقائد الباطلة والمفاهيم الخاطئة بهتك أستارها وبيان فسادها وتناقضها، وذلك من أنواع الجهاد الذي قال عنه النّبيّ صلى الله عليه وسلم: " جاهدوا المشركين بأموالكم وأنفسكم وألسنتكم"١.١ رواه أنس بن مالك رضي الله عنه وأخرجه الإمام أحمد (٣/١٠٠) ، وأبو داود (٣/١٠) ، والنسائي (٦/٧) ، والحاكم (٢/٨١) ، وصحّحه، ووافقه الذهبي.
2- Şüphesiz dinleri, fırkaları tetkik etmek ve bunların sırlarını bilmek pek çok fayda ihtiva eder. Bunlardan bazıları şunlardır: Dâînin, Allah'ın tevfiki ve yardımından sonra, davetinde muvaffak olmasını temin etmesidir. Zira dâînin, davet olunanın dinini bilmesi, onu etkilemede ve bâtıl akidelerin tortularından kurtarmada kendisine ziyadesiyle yardımcı olur. Bu da hakkın kabulüne daha vesile olur. Yine bu faydalardan biri, şerri bilip ondan sakınma babından, Yahudilerin, Hıristiyanların ve diğerlerinin sapıklık sebeplerine vakıf olmaktır. Bir diğer fayda, dinimize olan imanımızın artması ve Yaratıcımız Azze ve Celle'ye hamd ve şükretmemizdir. Zira karanlık sayesinde nûrun kıymetini, bâtıl sayesinde de hakkın kıymetini biliriz. Ayrıca bu faydalardan biri de, bâtıl dinlerin hakikatini bilmek suretiyle, ehl-i ilhad ve ehl-i bid'atın sözlerinden onların sözlerine benzeyenlerin bâtıl olduğunun anlaşılmasıdır.
3- Şüphesiz bu dünyada Müslüman âlimlerimizin mirasını ortaya koymak, bu mirasın asaletini ve İslâmî hüviyetini, Kitap ve Sünnet'ten istimdad ettiğini teyid etmektedir. Keza tahrif edilmiş Tevrat ve İncillere yönelik tenkid hareketinde Yahudi ve Hıristiyan hahamları ile onların son dönem mütefekkirleri üzerinde İslâm mirasının tesirini de teyid etmektedir. Bu mevzuyu –mütevâzı gayretim ve kâsır ilim nisbetim dâhilinde– hakkıyla araştırmak ve araştırmacının elde etmeyi umduğu faydayı celbetmek için, çalışmamı kitabın tetkiki ve tahkiki bakımından şu iki kısma ayırdım:
Birinci Kısım: Müellif ve Eserinin Tetkiki. Bu da iki babı ihtiva etmektedir:
Birinci Bab: Müellifin Tanıtımı. Bunun altında iki fasıl yer almaktadır: (Birinci Fasıl: Müellifin Yaşadığı Asır, İkinci Fasıl: Müellifin Hayatı).
٢- إنّ في دراسة الأديان والفرق ومعرفة أسرارها فوائد عديدة منها:أنّها تمكن الدَّاعية من النجاح في دعوته - بعد توفيق الله وعونه - حيث إن معرفة الداعية بدين المدعو يساعدهكثيراً في التأثير فيه وتخليصه من رواسب العقائد الباطلة، فيكون ذلك أدعى لقبول الحقّ.ومنها: الوقوف على أسباب انحراف اليهود والنصارى وغيرهم، من باب معرفة الشرّ لتوقيه.ومنها: زيادة الإيمان بديننا، والحمد الشكر لخالقنا عزوجل، فمن الظلام نعرف قيمة النور ومن الباطل نعرف قيمةالحقّ.ومنها: أنّ بمعرفة حقيقة الأديان الباطلة يعرف بطلان ما يشبه أقوالهم من أقوال أهل الإلحاد والبدع.٣- إنّ في إبراز تراث علمائنا المسلمين في هذا العالم تأكيداً لأصالته وهويته الإسلامية واستمداده من الكتب والسنة، وتأكيداً لتأثير التراث الإسلامي في حركة النقد للتوراة والأناجيل المحرفة عند أحبار اليهود والنصارى ومفكِّريهم المتأخرين.ولإعطاء هذا الموضوع حقّه من البحث - حسب جهدي المتواضع وعلمي القاصر - وجلباً للفائدة التي يتوخاها الباحث قسمت عملي في دراسة الكتاب وتحقيقه إلى قسمين كالآتي:القسم الأوّل: دراسة المؤلّف وكتابه، ويشتمل على بابين هما:الباب الأوّل: التعريف بالمؤلِّف، ويندرج تحته فصلان: (الأوّل: عصر المؤلِّف، والثاني: حياة المؤلّف) .
İkinci Bâb: Kitabın tanıtımı ve tahkîk metodunun beyanı. Bu bâbın altında iki fasıl bulunmaktadır: (Birinci Fasıl: Kitabın tanıtımı; İkinci Fasıl: Yazma nüshanın tanıtımı ve tahkîk metodunun beyanı). İkinci Kısım: Tahkîk edilmiş metnin kendisi olup on bâbı ihtiva etmektedir. Ardından bir hâtime kaleme aldım; burada araştırmada karşılaştığım en belirgin güçlükleri, ulaştığım en önemli neticeleri ve kanaat getirdiğim tavsiyeleri zikrettim. Ayrıca araştırmaya muhtelif fihristler ekledim ki okuyucunun faydalanması kolaylaşsın. Bu mukaddimenin sonunda ise, zâhir ve bâtın tüm nimetlerinden ötürü celâl ve azamet sahibi Allah’u Azze ve Celle’ye O’na yaraşır biçimde hamd eder ve şükrederim. O’nu anmak, O’na şükretmek ve O’na güzelce ibadet edebilmek için yardımını dilerim. Tebâreke ve Teâlâ olan O’dur. Daha sonra muhterem anne ve babama, güzel terbiyeleri ve yönlendirmeleri sebebiyle teşekkür ve minnetlerimi arz ederim. Allah onları dünya ve âhirette en güzel karşılıkla mükâfatlandırsın ve ecirlerini bol bol versin. Ardından bu araştırmayı tamamlamamda ve ortaya çıkarmamda bana yardımcı olan herkese teşekkür ederim. Özellikle bu araştırmaya danışmanlık yapan, ilminden ve ahlâkından istifade ettiğim muhterem hocam Faziletli Prof. Dr. Muhammed Ziyâurrahman el-A‘zamî’yi anmak isterim. Allah ondan razı olsun ve dünya ile âhirette en güzel karşılığı versin. Ayrıca, ortaöğrenimden itibaren himayesinde yetiştiğim Medîne-i Münevvere’deki İslâm Üniversitesi’ne şükran ve minnetlerimi kaydederim. Allah bu üniversiteyi muhafaza buyursun, İslâm’a ve Müslümanlara hizmet için daim kılsın ve onu yönetenlerle sorumluların adımlarını doğrultsun. Duamızın sonu ise; hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed (s.a.v.)’e, âline, sahâbesine ve kıyamet gününe kadar onlara ihsan ile tâbi olanlara olsun. Muhakkik: Mahmûd b. Abdurrahmân Kadeh
الباب الثاني: التعريف بالكتاب وبيان منهج التحقيق، وتحته فصلان: (الأوّل: التعريف بالكتاب، والثاني: التعريف بالمخطوطة وبيان منهج التحقيق) .القسم الثّاني: نص الكتاب المحقَّق، ويشتمل على عشرة أبواب.ثم وضعت خاتمة ذكرت فيها أبرز الصعوبات التي واجهتها في البحث وأهمّ النتائج والتوصيات التي ارتأيتها، وقمت بوضع فهارس متنوعة للبحث ليسهل على القارئ الاستفادة منه.وفي ختام هذه المقدِّمة فإني أحمد الله عزوجل وأشكره كما ينبغي لجلال وجهه وعظيم سلطانه عزوجل على نعمه الظاهرة والباطنة، وأسأله العون على ذكره وشكره وحسن عبادته تبارك وتعالى. ثم أتوجه بالشكر والامتنان للوالدين الكريمين على حسن تربيتهما وتوجيههما، فجزاهما الله خير الجزاء وأجزل مثوبتهما في الدنيا والآخرة.ثم أشكر كلّ من أعانني في إتمام هذا البحث وإخراجه، وأخصّ بالذكر أستاذي فضيلة الأستاذ الدكتور محمّد ضياء الرحمن الأعظمي الذي أشرف على هذا البحث فأفادني من علمه وأخلاقه فجزاه الله عني خير الجزاء في الدنيا والآخرة.كما أسجل عظيم شكري وامتناني للجامعة الإسلاميّة بالمدينة المنوّرة التي نشأت في رعايتها منذ المرحلة الثانوية، حفظها الله وأدامها لخدمة الإسلام والمسلمين وسدد خطى القائمين عليها والمسؤولين فيها.وآخر دعوانا أنِ الحمد لله ربّ العالمين، والصلاة والسلام على خاتم الأنبياء والمرسلين وعلى آله وصحبه والتابعين لهم بإحسان إلى يوم الدّين.المحقِّق: محمود بن عبد الرحمن قدح
Birinci Kısım: Birinci Bölüm: Müellifin Tanıtımı
Birinci Fasıl: Müellifin Yaşadığı Asır
İnsanın içinde yaşadığı asır, onun hayatında ve şahsiyetinin teşekkülünde bariz bir role sahiptir. Bu sebeple, bir şahsiyeti veya onun eserlerini inceleyen araştırmacının, o asırda hâkim olan siyasî, ilmî ve içtimaî yönleri -hiç olmazsa özet olarak- yazması, söz konusu şahsiyetin kendi asrının hâdiselerinden ne ölçüde etkilendiğini ve onları ne ölçüde etkilediğini tespit edebilmesi için gereklidir.
Müellif Kādî İmam Sâlih b. Hüseyin el-Ca‘ferî, hicrî altıncı asrın sonu ile yedinci asrın ortaları arasındaki dönemde yaşamıştır.
Siyasî Durum:
Altıncı asır ve yedinci asrın ortaları, Abbâsî hilâfetinin zayıfladığı, küçük devletçiklere bölündüğü ve ondan bağımsız krallıkların ortaya çıktığı ikinci Abbâsî döneminin safhalarındandır. Abbâsî halifesinin elinde yalnızca Bağdat ve civarı üzerinde ismî bir otorite kalmıştı. Fiilî iktidar ise İran, Maşrık ve Mâverâünnehir'de Selçukluların; Hindistan ve Horasan'da Gaznelilerin; 567 yılına kadar Mısır'da Fâtımîlerin, ardından hâkimiyetlerini Şam topraklarına kadar yayan Eyyûbîlerin; Endülüs ve Mağrib'de Muvahhidlerin; ve Süleyhîlerin...
القسم الأول: الباب الأول: التعريف بالمؤلفالفصل الأول: عصر المؤلف…الفصل الأوّل: عصر المؤلِّفإنّ العصر الذي يعيشه الإنسان له دور بارز في حياته وتكوين شخصيته لذلك كان على الباحث الذي يدرس شخصية من الشّخصيات أو أثراً من آثارها أن يكتب - ولو على وجه الإيجاز - عن النواحي السياسية والعلمية والاجتماعية السائدة في ذلك العصر، ليقف على مدى تأثير وتأثر تلك الشخصية بأحداث عصرها.وقد عاش المؤلِّف القاضي الإمام صالح بن الحسين الجعفري في الفترة ما بين نهاية القرن السادس ومنتصف القرن السابع الهجريين.الحالة السياسية:كان القرن السادس ومنتصف القرن السابع الهجري من فترات العصر العباسي الثاني الذي ضعفت فيه الخلافة العباسية وتفككت إلى دويلات صغيرة، وظهرت ممالك مستقلة عنها، ولم يكن للخليفة العباسي إلاّ السلطة الاسمية على بغداد وما جاورها. أما السلطة الفعلية فكان للسلاجقة في بلاد فارس والمشرق وما رواء النهر، وللغزنويّين في بلاد الهند وخراسان، وللفاطميّين في مصر حتّى سنة ٥٦٧هـ، ثم انتقلت إلى الأيوبيّين الذين بسطوا سلطانهم إلى بلاد الشام، والموحدّين في الأندلس والمغرب، والصليحيّين في
O dönemde genel manzara; emniyetin bozulması, istikrarsızlık, fitnelerin, ihtilallerin ve karışıklıkların yaygınlaşması, iktidar üzerinde çekişen ve ona tamah eden emîrler ile melikler arasındaki iç savaşların çoğalması şeklindeydi. Bu durum, Müslümanların dış savaşlarla yüzleşme gücünü zayıflatmıştı. Bunların en belirginleri, Avrupa devletlerinin İslâm dünyasına karşı başlattığı Haçlı Seferleri ve 656 (H.) yılında Abbâsî Hilâfeti’ni ortadan kaldırıp başkenti Bağdat’ı tahrip eden Moğol-Tatar istilâsıydı. Mısır’da da durum bundan farklı değildi. Nitekim müellif, hayatının başlangıcını, 569 (H.) yılında Melik Nâsır Salâhaddîn el-Eyyûbî tarafından kurulan genç Eyyûbî Devleti’nin himayesinde geçirdi. Ardından oğulları devleti miras aldı; nihayet Eyyûbî Devleti sona erip yıldızı 648 (H.) yılında söndü. O sırada müellifin yaşı (57) idi. Daha sonra hayatının geri kalan kısmını Bahrî Memlükler Devleti’nin gölgesinde geçirdi. Müellifin çağdaşı olduğu sultanlar ve melikler ise şunlardır:
1) Sultan Melik Nâsır Salâhaddîn el-Eyyûbî (v. 589 H.).
2) Sultan Melik Azîz Osman b. Sultan Salâhaddîn (v. 595 H.).
3) Sultan Melik Mansûr Muhammed b. Sultan Melik Azîz Osman (Melik Âdil tarafından 596 H. yılında tahttan indirilmiştir).
4) Sultan Melik Âdil Ebû Bekir b. Eyyûb (Sultan Salâhaddîn’in kardeşi, v. 615 H.).
5) Sultan Melik Kâmil Muhammed b. el-Âdil es-Sağīr Ebû Bekir (v. 635 H.).
[1] Bkz: ed-Devletü’l-Abbâsiyye, s. 430; Mahmûd el-Hudarî, Târîhu’l-İslâm, 4/232-631; Dr. Hasan İbrahim.
[2] Bunlar, Arâk melikleridir [yani Eyyûbîler’in kumandanlarıdır].
اليمن١.وكانت الصورة العامة في ذلك العصر اضطراب الأمن وعدم الاستقرار وانتشار الفتن والثورات والقلاقل وكثرة الحروب الداخلية بين الأمراء والملوك المتنازعين على السلطة والطامعين فيها، مما أدّى إلى ضعف قوّة المسلمين في مواجهة الحروب الخارجية ومن أبرزها الحروب الصليبية التي كانت تشنها دول أروبا على العالم الإسلامي، والغزو المغولي التتري الذي أدّى إلى القضاء على الخلافة العباسية وتدمير عاصمتها بغداد سنة ٦٥٦هـ.ولم يكن الحال مختلفاً عن ذلك في مصر، حيث عاش المؤلِّف بداية حياته في كنف الدولة الأيوبية الفتية التي أسسها الملك الناصر صلاح الدين الأيوبي سنة ٥٦٩هـ، وورثها من بعده أبناؤه إلى أن انتهت الدولة الأيوبية وأفل نجمها سنة ٦٤٨هـ، وكان عمر المؤلِّف حينئذٍ (٥٧) ، عاماً، ثم عاش بعد ذلك بقية عمره في ظلّ دولة المماليك البحرية٢.أما السلاطين والملوك الذين عاصرهم المؤلِّف فهم:١- السلطان الملك الناصر صلاح الدّين الأيوبي ت سنة: ٥٨٩هـ.٢- السلطان الملك العزيز عثمان بن السلطان صلاح الدين ت سنة: ٥٩٥هـ.٣- السلطان الملك المنصور محمّد بن السلطان الملك العزيز عثمان، وقد خلعه الملك العادل سنة ٥٩٦هـ.٤- السلطان الملك العادل أبو بكر بن أيوب، أخو السلطان صلاح الدين ت ٦١٥هـ.٥- السلطان الملك الكامل محمّد بن العادل الصغير أبو بكر ت ٦٣٥هـ.١ ر: الدولة العباسية ص ٤٣٠، محمود الخضري، تاريخ الإسلام ٦٣١/ ٤_٢٣٢، د. حسن إبراهيم.٢ هم الملوك الأراك.
6- Sultân el-Melik el-Âdil es-Sağîr Ebû Bekr b. el-Kâmil Muhammed; emîrler onu 637 yılında tahttan indirmiştir.
7- Sultân el-Melik es-Sâlih Necmüddîn Eyyûb b. el-Kâmil Muhammed (ö. 647).
8- Sultân el-Melik el-Muazzam Turânşâh b. el-Melik es-Sâlih Necmüddîn Eyyûb; Memlükler onu 648 yılında öldürmüştür. Onun ölümüyle Mısır diyarında Eyyûbî devleti sona ermiş ve iktidar Türk Memlük devletine geçmiştir.
9- Ondan sonra saltanatı, el-Melik es-Sâlih Necmüddîn Eyyûb’un hanımı Melike Şeceretü’d-Dürr üstlenmiş; Emîr İzzeddîn Aybak et-Türkmânî ile evlenmiş ve saltanatı ona devretmiştir. Melike’nin saltanat süresi seksen gün olmuştur.
10- Sultân el-Melik el-Muizz Aybak et-Türkmânî (ö. 655).
11- Sultân el-Melik el-Mansûr Nûrüddîn Alî b. el-Melik el-Muizz Aybak; saltanatı üstlendiğinde yaşı on beş idi, bir rivayete göre on. Emîr Seyfüddevle Kutuz onu 657 yılında tahttan indirmiştir.
12- Sultân el-Melik el-Muzaffer Seyfüddîn Kutuz el-Muizzî; Emîr Baybars onu 658 yılında öldürmüş ve yönetimi ele geçirmiştir.
13- Sultân el-Melik ez-Zâhir Baybars el-Bundukdârî el-Alâî (ö. 676, Şam). Onun döneminde müellif (Allah rahmet eylesin) 668 yılında vefat etmiştir.
Bu hızlı sunumdan, bu dönemde Mısır’da yönetimi üstlenenlerin çokluğu görülmektedir. Bunun sebebi, onlardan bir kısmının ya öldürülmesi ya da yönetimden indirilmesidir; bu ise ya yönetimdeki kötü idarelerinden, ya kötü siyasetlerinden ya da iktidara göz dikenlerin hırsından kaynaklanmıştır.
[1] Bkz: İbn Dokmak, el-Cevherü’s-Semîn fî Siyeri’l-Hulefâi ve’l-Mülûki ve’s-Selâtîn, s. 220-283; Makrîzî, Hıtat, 3/84-93.
٦- السلطان الملك العادل الصغير أبو بكر بن الكامل محمّد، وقد خلعه الأمراء سنة ٦٣٧هـ.٧- السلطان الملك الصالح نجم الدين أيوب بن الكامل محمّد ت ٦٤٧هـ.٨- السلطان الملك المعظم توران شاه بن الملك الصالح نجم الدين أيوب، وقد قتله المماليك سنة ٦٤٨هـ. وبموته انتهت الدولة الأيوبية من ديار مصر وانتقلت إلى دولة المماليك الأتراك.٩- وتولت السلطنة من بعده الملكة شجرة الدر زوجة الملك الصالح نجم الدين أيوب وتزوجت الأمير عزّ الدين أيبك التركاني ونزلت له عن السلطنة وكانت مدة سلطنتها ثمانين يوماً.١٠- السلطان الملك المعزّ أيبك التركاني ت سنة: ٦٥٥هـ.١١- السلطان الملك المنصور نور الدين عليّ بن الملك المعزّ أيبك، تولى السلطنة وعمره خمس عشرة سنة، وقيل: عشر، وقد خلعه الأمير سيف الدولة قطز سنة ٦٥٧هـ.١٢- السلطان الملك المظفر سيف الدين قطز المعزي، وقد قتله الأمير بيبرس سنة ٦٥٨هـ، واستولى على الحكم.١٣- السلطان الملك الظاهر بيبرس البندقداري العلائي ت سنة: ٦٧٦هـ بدمشق١ وفي عهده توفي المؤلِّف رحمه الله سنة ٦٦٨هـ.ويلاحظ من خلال هذا العرض السريع كثرة من تولوا حكم مصر في هذه الفترة، ويرجع ذلك إلى أن منهم من قتل أو خلع من الحكم، إما لسوء تدبيره في الحكم، أو سوء سيرته، أو لطمع الطامعين في السلطة.١ ر: الجوهر الثمين في سير الخلفاء والملوك والسلاطين، ص ٢٢٠-٢٨٣، لابن دقماق، خطط المقريزي ٣/٨٤-٩٣.
Evvelâ: Eyyûbî hükümdarları, ardından Memlükler tarafından, Frenk (Avrupalı) Hıristiyanların İslâm dünyasına yönelik istilâlarına karşı yürütülen İslâm cihadı. Bu, Hicrî V. asrın sonlarından itibaren başlayıp askerî açıdan[1] Hicrî VII. asrın sonlarında sona eren Haçlı Seferleri denilen silsile kapsamındadır. Bu Haçlı Seferlerinin itici gücü, Hıristiyanlığın İslâm dünyasına beslediği kindir; ardından İslâm ülkelerinin zenginliklerini istilâ ve yağmalamaya yönelik hırs ve tamah, buna kılıf olarak da Hıristiyanlığa yardım ve Beytülmakdis’i geri alma iddiası gelmektedir. Müslümanlar bu dönemde beşinci, altıncı ve yedinci Haçlı seferlerine karşı şiddetli muharebelere giriştiler. Beşinci Haçlı seferi Hicrî 615 yılında olmuştu; Haçlılar[2] Mısır’daki Dimyat şehrine hücum edip onu muhasara altına aldılar. O sırada Eyyûbî Devleti’nin sultanı, Dimyat’ın muhasarası esnasında ölen Melikül-Âdil Ebû Bekir idi. Bunun üzerine devletin işleri karıştı ve Haçlılar Hicrî 616’da Dimyat’ı işgal etmeyi başardılar; ardından oradan Kahire’yi fethetmek üzere harekete geçtiler. Melikül-Âdil’in oğlu Melikül-Kâmil, babasının vefatından sonra saltanatı devralmıştı; genel seferberlik ilan etti ve kardeşleri Şam hâkimi Melik İsa ile Halep hâkimi Melik Eşref’ten yardım istedi. Onlar da ordularıyla hizmetine geldiler. Bir araya gelince Dimyat’a yürüdüler ve Hicrî 618’de Mansûre’de Haçlılarla kesin bir muharebeye giriştiler; neticede zafer Müslümanların, hezimet kâfirlerin oldu ve onlar teslim oldular[1] [1] Fikrî açıdan ise, Haçlı Seferleri Batılı fikrî istilâ, misyonerlik ve oryantalizm faaliyetleriyle; medya, fikir ve ekonomi gibi çeşitli silahlarıyla günümüze kadar devam etmektedir. [2] (Bu sefer) Kudüs kralı (Akka Hıristiyan Krallığı) Hanabrin, Avusturya kralı VI. Leopold ve Macaristan kralı II. András’ın liderliğinde idi; II. András Dimyat muhasarasından önce ülkesine dönmüştü.
وأما عن أبرز الأحداث التي حصلت في الفترة التي عاشها المؤلِّف فهي كالآتي:أوّلاً:- الجهاد الإسلامي الذي قاده ملوك الأيوبيّين ثم المماليك ضدّ غزوات الفرنجة (الأوربيّين) النصارى على العالم الإسلامي ضمن سلسلة ما يسمى بالحروب الصليبية التي بدأت منذ نهاية القرن الخامس الهجري وانتهت عسكرياً١ في نهاية القرن السابع الهجري، وقد كان الدافع لهذه الحروب الصليبية هو الحقد النصراني على العالم الإسلامي ثم الطمع والجشع في غزو ونهب ثروات البلاد الإسلامية واتّخاذ دعوى نصرة النصرانية واسترجاع بيت المقدس ستاراً لذلك، ولقد خاض المسلمون في هذه الفترة معارك ضارية ضدّ ثلاث حملات صليبية هي الحملة الخامسة والسادسة والسابعة.- أما الحملة الصليبية الخامسة فقد كانت في سنة ٦١٥هـ، وقام الصليبيّون٢ بمهاجمة ومحاصرة مدينة دمياط بمصر، وكان سلطان الدولة الأيوبية إذ ذاك الملك العادل أبو بكر الذي مات أثناء حصار دمياط، فاضطربت أمور الدولة واستطاع الصليبيّون احتلال دمياط سنة ٦١٦هـ، ثم الانطلاق منها لغزو القاهرة، وكان الملك الكامل ابن الملك العادل قد تولى السلطنة بعد وفاة أبيه، ونادى بالنفير العام، واستنجد بأخويه الملك عيسى صاحب دمشق، والملك الأشرف صاحب حلب فحضرا بجيوشهما لخدمته، لما اجتمعوا ساروا إلى دمياط والتقوا مع الصليبيّين في المنصورة سنة ٦١٨هـ في معركة فاصلة كان النصر للمسلمين والهزيمة للكافرين واستسلامهم١ أما فكرياً، فلا تزال الحروب الصليبية مستمرة إلى يومنا هذا متمثلة في الغزو الفكري الغربي وحملات التنصير والاستشراق بأسلحتها المتنوعة الإعلامية والفكرية والاقتصادية.٢ بقيادة ملك بيت المقدس (مملكة عكا النصرانية) حنابرين، وملك النمسا ليوبولد السادس، وملك المجر أندريه الثاني الذي رجع إلى بلاده قبل حصار دمياط.
Mısır'dan zelîl bir halde çıkışları; işte bu sefer, menfur bir bozgun ve ağır bir hezimetle sona erdi[1]. Altıncı Haçlı seferine gelince, o da el-Melik el-Âdil'in oğlu el-Kâmil döneminde gerçekleşmişti. Kumandanı, Alman İmparatoru II. Frederick idi. O, 626 (1229) yılında savaş filosuyla Akkâ'ya varmış, Frederick – o sırada kardeşi Dımaşk hâkimi el-Melik Îsâ ile arasındaki ihtilaf sebebiyle Şam'da bulunan – el-Melik el-Kâmil ile, Müslümanların Selâhaddîn'in geri aldığı toprakları Hıristiyanlara iade etmesi konusunda müzakerelerde bulundu. Nihayet İmparator Frederick ile el-Melik el-Kâmil arasında, sadece Kudüs'ün (Beytülmakdis) iade edilmesi, bununla birlikte İslam'ın mukaddes mekânlarının Müslümanlara bırakılması ve ülkenin geri kalan kısmının Müslümanların elinde kalması üzerine bir uzlaşı sağlandı[2]. Ne zaman ki el-Melik es-Sâlih Eyyûb, 637 (1240) yılında el-Melik el-Kâmil'den Mısır'daki saltanatı ele geçirdi, işte o zaman Şam'daki diğer Eyyûbîlerle, özellikle de Frenklerle ittifak kuran ve Taberiye ile Sayda gibi bazı bölgeleri onlara – kendisine karşı savaşında yardım etmeleri karşılığında – terk eden amcası el-Melik es-Sâlih İsmâil ile arasında düşmanlık baş gösterdi. Bunun üzerine Mısır hâkimi el-Melik es-Sâlih Eyyûb'ün önünde, 642 (1244) yılında Frenklerle ittifak yapan Şam ordusuyla savaşmak üzere Fırat ötesindeki Harzem kabilelerinden yardım istemekten başka çare kalmadı. İki taraf arasında şiddetli muharebeler cereyan etti; el-Melik es-Sâlih Eyyûb, 642 (1244) yılında bütün düşmanlarına karşı zafer kazandı ve Kudüs'ü yeniden İslam hâkimiyetine soktu[3].
[1] Bkz. Beda'i'u'z-Zuhûr fî Vekâyi'‘i’d-Duhûr, I/258-263, Ebü'l-Berekât Muhammed b. Ahmed b. İyas; el-Cevherü's-Semîn, s. 235; Vefeyâtü'l-A‘yân, IV/172, İbn Hallikân.
[2] Bkz. el-Cevherü's-Semîn, s. 235; el-Bidâye ve'n-Nihâye, XIII/123-124; el-Hurûbü's-Salîbiyye fi'l-Meşriki ve'l-Mağrib, s. 113-116, Muhammed el-Arûsî.
[3] Bkz. en-Nücûmü'z-Zâhire, VI/321-324, İbn Tağrîberdî; el-Bidâye ve'n-Nihâye, XIII/164-165.
وخروجهم من مصر صاغرين، وهكذا انتهت هذه الحملة بهزيمة منكرة وفشل ذريع١.وأما الحملة الصليبيّة السادسة فقد كانت أيضاً في عهد الكامل ابن الملك العادل، وكان قائدها الإمبراطور الألماني فريدريك الثاني الذي وصل بأسطوله الحربي إلى عكا سنة ٦٢٦هـ، وفاوض فريدريك الملك الكامل - الذي كان آنذاك بالشام لخلاف بينه وبين أخيه الملك عيسى صاحب دمشق - على أن يرد المسلمون إلى النصارى ما كان صلاح الدين قد استرجعه منهم، فوقعت المصالحة بين الإمبراطور فريدريك والملك الكامل على أن يردوا لهم بيت المقدس وحده دون الأماكن المقدسة الإسلامية وأن تبقى بقية البلاد بأيدي المسلمين٢.وعندما استولى الملك الصالح أيوب من الملك الكامل على السلطنة في مصر سنة ٦٣٧هـ، كانت له عداوة مع بقية بني أيوب بالشام خاصة عمه الملك الصالح إسماعيل الذي تحالف مع الصّليبيّين وتنازل لهم عن بعض البقاع منها طبرية وصيدا لمساعدته في حربه ضدّ الملك الصالح أيوب فلم يكن أمام الملك الصالح أيوب (صاحب مصر) إلا الاستعانة بالقبائل الخوارزمية من وراء الفرات سنة ٦٤٢هـ لمحاربة عسكر الشام المتحالف مع الفرنجة، وجرت معارك شديدة بين الفريقين انتصر فيها الملك الصالح أيوب على أعدائه جميعاً سنة ٦٤٢هـ، وأعاد بيت المقدس إلى السيادة الإسلامية٣.١ ر: بدائع الزهور في وقائع الدهور ١/٢٥٨-٢٦٣، لأبي البركات محمّد بن أحمد بن إياس، الجوهر الثمين ص ٢٣٥، وفيات الأعيان ٤/١٧٢، لابن خلكان.٢ ر: الجوهر الثمين ص ٢٣٥، البداية والنهاية ١٣/١٢٣، ١٢٤، الحروب الصليبية في المشرق والمغرب ص ١١٣-١١٦، لمحمّد العروسي.٣ ر: النجوم الزاهرة٦/٣٢١-٣٢٤،لابن تغري بردي، البداية والنهاية١٣/١٦٤-١٦٥.
Kudüs'ün Hristiyanlardan geri alınması, Fransa Kralı IX. Louis'nin[1] 647 (1249-1250) yılında mukaddes bölgeler üzerinde hâkimiyet sahibi olan Mısır topraklarına karşı düzenlediği Yedinci Haçlı Seferi'nin sebebi oldu. Savaş gemileri Dimyat şehrini işgal etti. Bu haber Melik es-Sâlih Eyyûb'a ulaştığında, Mısır ve Kahire'de genel seferberlik çağrısı yapılmasını emretti ve ordusuyla Kahire'ye doğru ilerleyen Haçlıları durdurmak için yola çıktı. Savaş ve çarpışmalar sırasında Melik es-Sâlih vefat etti. Ancak eşi Şecerüddür durumu kurtardı; ölümünü bazı kumandanlar dışında gizledi ve veliaht Melik Turanşah b. Eyyûb gelip 648 (1250-1251) yılında iktidarı devralana kadar onlarla birlikte işleri düzenledi. Turanşah, Haçlılara karşı orduları kesin ve şiddetli bir savaşa yöneltti. Bu savaşta Müslümanlar galip geldi, Haçlılar ise ağır bir yenilgiye uğradı. Komutanları Kral IX. Louis esir düştü; büyük bir fidye ödeyerek kurtuldu ve mağlup bir halde ülkesine döndü.[2] Böylece İslam Doğusuna yapılan son Haçlı seferi olarak kabul edilen bu sefer sona erdi.
Memlûk Devleti sultanlarının cihatlarına gelince, Melik ez-Zâhir Baybars Mısır'da sultan olduğunda Haçlılara saldırmaya, Kayseriye[3], Arsûf, Safed[4], Yafa, eş-Şakîf[5], Antakya ve diğer şehirleri ve kaleleri savaşarak ya da anlaşarak onlardan kurtarmaya başladı. Zâhir Baybars 676 (1277-1278) yılında vefat ettiğinde, Haçlı beylikleri ancak bölgede sıkışıp kalmıştı.
[1] el-Cevheru's-Semîn'de: İfrensîs, en-Nücûm'da: Rîdâ Frans.
[2] Bkz. el-Cevheru's-Semîn, s. 244-248; en-Nücûmü'z-Zâhire, VI/362-368; el-Bidâye ve'n-Nihâye, XIII/178; el-Hurûbü's-Salîbiyye, s. 117-122 (el-Arûsî).
[3] Bkz. el-Cevheru's-Semîn, s. 277-292 (İbn Dukmâk); el-Hurûbü's-Salîbiyye, s. 131 (el-Arûsî).
[4] Filistin'de Yafa ve Hayfa arasında bir şehir. (Bkz. el-Müncid fi'l-A'lâm, s. 560).
[5] Filistin'de Safed şehrinde bir kale. (Aynı kaynak, s. 427).
كان استرجاع بيت المقدس من النصارى سبباً في قيام الحملة الصليبية السابعة التي قادها ملك فرنسا لويس التاسع١ سنة ٦٤٧هـ، ضدّ البلاد المصرية - التي كانت لها السيادة على الأماكن المقدسة - وقامت أساطيله الحربية باحتلال مدينة دمياط، ولما وصلت الأخبار بذلك إلى الملك الصالح أيوب أمر بإشهار النداء في مصر والقاهرة بالنفير عاماً، وخرج الملك الصالح بجيشه لصدّ زحف الصليبيين المتّجهين نحو القاهرة وأثناء الحرب ونشوب المعارك توفي الملك الصالح إلاّ أنّ زوجته شجرة الدر أنقذت الموقف وأخفت موته إلاّ عن بعض خاصة القواد وقامت معهم بتدبير الأمور إلى حين وصول ولي العهد الملك توران شاه بن أيوب وتوليه السلطة سنة ٦٤٨هـ، وقيادة الجيوش ضدّ الصليبيين في معركة فاصلة قاسية كنت الغلبة فيها للمسلمين والهزيمة المنكرة للصليبيين، وأسرّ فيها قائدهم الملك لويس التاسع الذي افتدى نفسه بمبلغ كبير وعاد إلى بلاده مدحوراً٢، وبذلك انتهت هذه الحملة التي تعتبر آخر الحملات الصليبية على الشرق الإسلامي.أما عن جهاد ملوك دولة الممالك، فإن الملك الظاهر بيبرس لما تولى السلطنة في مصر أخذ يهاجم الصليبيّن ويحرر منهم الحصون والمدن كقيسارية٣، وأرسوف صفد٤، ويافا والشقيف٥، وأنطاكية وغيرها عنوة أو مصالحة، وما إن توفي الظاهر بيبرس سنة ٦٧٦هـ، حتى انحصرت الإمارات الصليبية في منطقة١ في الجوهر الثمين: إفرنسيس، وفي النجوم: ريدا فرنس.٢ ر: الجوهر الثمين ص ٢٤٤-٢٤٨، النجوم الزاهرة ٦/٣٦٢-٣٦٨، البداية والنهاية ١٣/١٧٨، الحروب الصّليبيّة ص ١١٧-١٢٢ للعروسي.٣ ر: الجوهر الثمين ص ٢٧٧-٢٩٢، لابن دقماق، الحروب الصّليبيّة ص ١٣١، للعروسي.٤ مدينة بفلسطين بين يافا وحيفا. (ر: المنجد في الأعلام ص ٥٦٠) .٥ قلعة بمدينة صفد بفلسطين. (المرجع السّابق، ص: ٤٢٧) .
Akka ve Trablus'u aşmayan küçük bir sahil yerleşimi.1
İkincisi: Bu zaman diliminde yaşanan acı hadiselerin en belirginlerinden biri, İslâm dünyasına yönelik Moğol istilâsıdır. Bu istilâ, Abbâsî hilâfetini ortadan kaldırmış, başkenti Bağdat'ı 656/1258 yılında yerle bir etmiştir. Moğol-Tatarlar, Şam bölgesini ve diğer İslâm beldelerini ele geçirmiş; tarihte eşi benzeri görülmemiş bir şekilde yeryüzünde öldürme, yakma, yıkma ve fesat çıkarmışlardır. Havl ve kuvvet ancak Aliyyü'l-Azîm olan Allah'a aittir.
Üçüncüsü: Tatarlar, Şam'ı ele geçirdikten sonra Mısır'ı istilâya karar verdiklerinde, Memlük emirleri 657/1259 yılında Melik Muzaffer Kutuz'u işbaşına getirme hususunda ittifak ettiler. Kutuz, Tatarlarla karşılaşmak üzere hazırlıklara girişti; Kahire'de ve diğer bölgelerde umumî seferberlik ilân ederek herkesi cihada ve Tatarlarla savaşmaya çağırdı. Nihayet Tatarlar, 658/1260 yılında Aynicâlût Savaşı'nda (Beyan denilen bir mevkide)3 ağır bir mağlûbiyete uğradılar. Böylece Moğolların yenilmez olduğu yolundaki yaygın batıl inanç sona erdi ve İslâm beldelerinin onlardan kurtuluşu başladı. En nihayet hamd Allah'a mahsustur.
Dördüncüsü: Abbâsî hilâfetinin, Bağdat'ta yıkılıp kesintiye uğramasının ardından Melik Zâhir Baybars tarafından 659/1261 yılında Mısır'da yeniden ihdas edilmesi ve Müstansir-Billâh Ahmed b. ez-Zâhir'in hilâfete getirilmesi.1 [Şerh: Lübnan'ın güneyinde, Nabatiye kazasına bağlı bir kale.] [Kaynak: a.g.e., s. 37.] 2 [Şerh: Filistin topraklarında, Baysan ile Nablus arasında, Dârin'in doğusunda bir belde. Bkz: Mu'cemü'l-Büldân, Yâkût el-Hamevî, c. 3, s. 76.] 3 [Şerh: Şimali Gûr'da, Ürdün'de bir şehir. Bkz: Mu'cemü'l-Büldân, c. 3, s. 60.] 4 [Şerh: Bkz: el-Cevherü's-Semîn, s. 264-269; es-Sülûk, c. 1, s. 431; el-Hıtat, c. 2, s. 238 (Makrîzî); en-Nücûmü'z-Zâhire, c. 7, s. 79-82.]
ساحلية صغيرة لا تعدو عكا وطرابلس١.ثانياً:ومن أبرز الأحداث المؤلمة في هذه الفترة الزمنية الغزو المغولي على العالم الإسلامي الذي قضى على الخلافة العباسية ودمر عاصمتها بغداد سنة ٦٥٦هـ، واستولى المغول التتار على بلاد الشام وغيرها من بلاد المسلمين وعاثوا في الأرض قتلاً وحرقاً ودماراً وفساداً مما لا مثيل له في التاريخ، ولا حول ولا قوّة إلاّ بالله العلي العظيم.ثالثاً:حينما عزم التتار على غزو مصر بعد استيلائهم على الشام، اتّفق الأمراء المماليك على تولية الملك المظفر قطز سنة ٦٥٧هـ، الذي أعد العدة لملاقاة التتار وأعلن النفير العام في القاهرة وسائر الأقاليم بالخروج إلى الجهاد ومقاتلة التتار الذين انهزموا شرّ هزيمة في معركة عين جالوت٢ بيان٣ سنة ٦٥٨هـ٤، وكانت نهاية الخرافة السائدة بأن المغول لا ينهزمون، وبداية تحرير البلاد الإسلامية منهم. ولله الحمد.رابعاً:إعادة الخلافة العباسية في مصر على يد الملك ظاهر بيبرس سنة ٦٥٩هـ، بعد هدمها وانقطاعها في بغداد، وتولية المستنثر بالله أحمد بن الإمام الظاهر١ قلعة بالقرب من قضاء النبطية بجنوب لبنان. (المرجع السّابق، ص: ٣٧) .٢ بليدة شرق دارين بين بيسان ونابلس من أعمال فلسطين. (ر: معجم البلدان / ٧٦، ياقوت الحموي) .٣ مدينة بالأردن بالغور الشمالي. (ر: معجم البلدان ٣/٦٠) .٤ ر: الجوهر الثمين ص ٢٦٤-٢٦٩، السلوك ١/٤٣١، الخطط ٢/٢٣٨، للمقريزي النجوم الزاهرة ٧/٧٩-٨٢.
Allah'a yemin olsun ki, Muhammed (s.a.v.)'in hilafeti olan Abbâsî hilâfeti ve onun Kahire'deki biatı[1]. İşte bunlar, müellifin dönemindeki en önemli ve en belirgin olaylardır; kısaca. Şimdi bizi ilgilendiren, müellifin bu olaylardaki rolü ve bu olayların onu ne ölçüde etkilediğidir. Müellif (rahimehullah) hakkında kaynaklar[2], onun bu olaylarda belirgin bir rol oynadığını zikretmemiş; ancak müellif Sâlih b. el-Hüseyin el-Ca‘ferî’nin bir süre Kûs[3] şehrinde kadılık ve başka bir dönemde de valilik yaptığını kaydetmişlerdir. Ben bundan yola çıkarak şu sonuca vardım ki müellif, Haçlı savaşları ve benzeri dönemlerde - devlette üstlendiği önemli görevler ve sahip olduğu içtimai, ilmî ve liderlik konumu sayesinde - halkı cihada, düşmanı püskürtmek üzere sefere çıkmaya, namus ve vatanı korumaya teşvik etmek; sadakaya özendirmek ve orduların hazırlanması için para toplamak gibi ilmî bir rol üstlenmiş, özellikle el-Melikü’l-Kâmil, el-Melikü’s-Sâlih ve el-Melikü’l-Muzaffer Kutuz Mısır’da genel seferberlik ilan ettiği zaman. Müellifin kılıç ve mızrakla cihadının yanı sıra, kalem, dil, delil ve burhan ile Haçlılara ve onların yardımcıları olan Yahudilere karşı da cihadı vardı; dinlerinin bozukluğunu ve içinde bulundukları bâtıl ile hüsranı ortaya koymakta idi. Müellifin Yahudi ve Hıristiyanlara reddiye olarak kaleme aldığı kitaplarından tespit edebildiğimiz bu yönü şu eserlerinde ortaya çıkmaktadır: (Tahcîl men harrefe’t-Tevrât ve’l-İncîl), (er-Red ‘ale’n-Nasârâ) ve (el-Beyânü’l-vâdihu’l-meşhûd min fedâihi’n-Nasârâ ve’l-Yehûd).
[1] Bk. el-Cevherü’s-semîn, s. 179-185; el-Bidâye ve’n-nihâye, 13/231-232.
[2] Bu kaynaklar ileride zikredilecektir. (bk.)
[3] Kûs: Mısır’da, Nil’in doğu kıyısında (Kinâ vilâyeti) bir şehir olup Kahire’ye yaklaşık 800 km uzaklıkta, Saîd bölgesinin güneyindedir. Hicrî yedinci asırda (M. 14. yy.) Saîd’in birinci, Mısır’ın ise ikinci büyük şehri hâline gelmiş; büyük ve görkemli bir şehir olup halkı geniş servet sahibiydi. Aden’den gelen tüccarların uğrak yeri idi ve güney memleketlerine yakınlığı sebebiyle son derece sıcaktı. (Bk. Yâkut el-Hamevî, Mu‘cemü’l-büldân, 4/413; el-Müncid fi’l-a‘lâm, s. 558; el-Mevsû‘atü’l-müyessera, 1407).
بالله محمّد الخلافة العباسية ومبايعته بالقاهرة١.تلك كانت أهمّ الأحداث وأبرزها في عصر المؤلِّف باختصار، ويهمنا الآن معرفة دور المؤلِّف فيها، وما مدى تأثيرها فيه؟لم تذكر المصادر٢ التي ترجمت للمؤلّف رحمه الله دوراً بارزاً له في تلك الأحداث، إلاّ أنّها ذكرت أنّ المؤلِّف صالح بن الحسين الجعفري كان قاضياً في مدينة قوص٣ مدة وواليا عليها مدة أخرى، وقد استنجت من ذلك أنّ المؤلِّف كان له دور علمي أثناء الحروب الصليبية وغيرها - بحكم ما تولاه من الوظائف المهمّة في الدولة ومكانته الاجتماعية والعلمية والقيادية - في حثّ الناس على الجهاد والخروج لصدّ الغزاة وحماية الأعراض والبلاد، وترغيب الناس في الصدقة، وجمع الأموال لإعداد الجيوش، خاصة حينما أعلن الملك الكامل والملك الصالح والملك المظفر قطز النفير العام في مصر.وبجانب جهاد المؤلِّف بالسيف والسنان كان له أيضاً جهاد القلم واللسان والحجّة والبرهان ضدّ الصليبيّين وأعوانهم من اليهود، وبيان فساد دينهم وما هم عليه من الباطل والخذلان.ويظهر لنا هذا الجانب بحسب ما وقفت عليه من كتبه في الرّدّ على اليهود والنصارى ومنها: (تخجيل من حرَّف التوراة والإنجيل) و (الرّدّ على النصارى) ، و (البيان الواضح المشهود من فضائح النصارى واليهود) .١ ر: الجوهر الثمين ص ١٧٩-١٨٥، البداية والنهاية ١٣/٢٣١-٢٣٢.٢ سيأتي ذكر هذه المصادر. (ر:) .٣ قوص: مدينة في مصر على ضفة النيل الشرقية (محافظة قنا) ، تبعد عن القاهرة (٨٠٠كم) تقريباً في جنوب الصعيد، أصبحت في القرن السابع الهجري (القرن ١٤م) أولى مدن الصعيد وثانية المدن المصرية، فكانت مدينة كبيرة عظيمة وأهلها أرباب ثروة واسعة وهي محط التجار القادمين من عدن، وهي شديدة الحر لقربها من البلاد الجنوبية. (ر: معجم البلدان ٤/٤١٣، لياقوت الحموي، المنجد في الأعلام ص ٥٥٨، الموسوعة الميسرة ١٤٠٧) .