es-Savâiku'l-Muhrika alâ Ehli'r-Rafd ve'd-Dalâl ve'z-Zendeka (İbn Hacer el-Heytemî)
Bölüm: Akide
Kitap: es-Savâiku'l-Muhrika alâ Ehli'r-Rafd ve'd-Dalâl ve'z-Zendeka
Müellif: Ahmed b. Muhammed b. Alî b. Hacer el-Heytemî es-Sa‘dî el-Ensârî, Şihâbüddîn Şeyhu'l-İslâm, Ebü'l-Abbâs (ö. 974/1566)
Tahkik Edenler: Abdurrahmân b. Abdillâh et-Türkî – Kâmil Muhammed el-Harrât
Yayıncı: Müessesetü'r-Risâle – Lübnân
Baskı: Birinci Baskı, 1417/1997
Cilt Sayısı: 2
[Nüsha matbu metne uygun olarak numaralandırılmıştır]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
الصواعق المحرقة على أهل الرفض والضلال والزندقة (ابن حجر الهيتمي)القسم: العقيدةالكتاب: الصواعق المحرقة على أهل الرفض والضلال والزندقةالمؤلف: أحمد بن محمد بن علي بن حجر الهيتمي السعدي الأنصاري، شهاب الدين شيخ الإسلام، أبو العباس (ت ٩٧٤هـ)المحقق: عبد الرحمن بن عبد الله التركي - كامل محمد الخراطالناشر: مؤسسة الرسالة - لبنانالطبعة: الأولى، ١٤١٧هـ - ١٩٩٧معدد الأجزاء: ٢[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
es-Savâiku'l-Muhrika
الصَّوَاعِق المحرقة
Bismillâhirrahmânirrahîm (Rabbim, kolaylaştır, ey Kerîm). Hamd, nebisi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'i yıldızlar misali sahabe ile seçkin kılan ve kendilerine bahşedilen hakikatli marifet ve ilimler sebebiyle bütün herkese onları tazim etmeyi ve üzerinde bulundukları şeyin hak olduğuna itikad etmeyi vacip kılan Allah'a mahsustur. Ve şehâdet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur, O birdir, ortağı yoktur. Öyle bir şehâdet ki bu şehâdet ile onların dizilmiş silsilesine dâhil olurum. Ve şehâdet ederim ki efendimiz Muhammed O'nun kulu ve resulüdür; O'nu gizli sırrıyla lütuflandırmıştır. Allah'ın salât ve selâmı, Dâim olan Hayy ve Kayyûm'un devamınca devamlı olarak onun üzerine, âline ve ashabına olsun. Emmâ ba‘d; muhakkak ki ben, daha önce Sıddîk'ın hilâfetinin ve Hattâb oğlu Ömer radıyallahu anhümâ'nın emirliğinin hakikatini beyan eden bir kitap telif etmem için istendim; ben de bu makama hizmette acele ederek icabet ettim. Allah'ın hamdıyla o kitap, hoş bir nümûne, şerefli bir minhâc ve yüce bir meslek oldu. Sonra, Şîa'nın, Râfızîlerin ve benzerlerinin bu günlerde Mekke-i Müşerrefe'de –ki İslâm beldelerinin en şereflisidir– çokluğu sebebiyle, Ramazan sene 950'de Mescid-i Haram'da onu okutmam için yine istendim; ben de, bazılarının ayağının en açık mesleklerden kayması hâlinde hidayet bulmaları ümidiyle buna icabet ettim. Sonra bana...
بسم الله الرحمن الرحيم(رب يسر يَا كريم)الْحَمد لله الَّذِي اخْتصَّ نبيه مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم بأصحاب كَالنُّجُومِ، وَأوجب على الكافة تعظيمهم واعتقاد حقية مَا كَانُوا عَلَيْهِ لما منحوه من حقائق المعارف والعلوم.وَأشْهد أَن لَا إِلَه إِلَّا الله وَحده لَا شريك لَهُ، شَهَادَة أندرج بهَا فِي سلكهم المنظوم، وَأشْهد أَن سيدنَا مُحَمَّدًا عَبده وَرَسُوله الَّذِي حباه بسره المكتوم، صلى الله عَلَيْهِ وعَلى آله وَأَصْحَابه صَلَاة وَسلَامًا دائمين بدوام الْحَيّ القيوم.أما بعد؛ فَإِنِّي سُئِلت قَدِيما فِي تأليف كتاب يبين حقية خلَافَة الصّديق، وإمارة ابْن الْخطاب رضي الله عنهما، فأجبت إِلَى ذَلِك مسارعة فِي خدمَة هَذَا الجناب، فجَاء بِحَمْد الله أنموذجا لطيفا، ومنهاجا شريفا، ومسلكا منيفا، ثمَّ سُئِلت قَدِيما فِي إقرائه فِي رَمَضَان سنة خمسين وَتِسْعمِائَة بِالْمَسْجِدِ الْحَرَام؛ لِكَثْرَة الشِّيعَة والرافضة وَنَحْوهمَا الْآن بِمَكَّة المشرفة، أشرف بِلَاد الْإِسْلَام، فأجبت إِلَى ذَلِك، رَجَاء لهداية بعض من زل بِهِ قدمه عَن أوضح المسالك، ثمَّ سنح لي أَن
Onda mevcut olanın kat kat fazlasını ona ilâve eder; dört halifenin hilâfetlerinin hakkaniyetini ve onların faziletlerini, ayrıca bunun öncülleri ve ardıllarıyla birlikte bu konuya yakışan diğer hususları beyan ederim. Nitekim eser, türünde kapsamlı bir kitap; sağlamlık ve tahkik kıyafetleri içinde gösterişli bir talep; bâtılı savunanların delillerini ve sapkın, şerli bid‘atçilerin boyunlarını kıran keskin bir kılıç olarak ortaya çıktı. Zira o, âlimlerin anlayacağı ve Allah‘ın âyetlerini ancak inkâr edenlerin reddedeceği akli burhanları ve açık, tetkik edilmiş naklî delilleri ihtivâ etmektedir. Onların hallerinden Allah‘a sığınırız; çirkin sözlerinden ve fiillerinden selâmet dileriz. Şüphesiz O, Cevâd, Kerîm, Raûf ve Rahîm‘dir. Eseri üç mukaddime, on bâb ve bir hâtime üzere tertip ettim.
أَزِيد عَلَيْهِ أَضْعَاف مَا فِيهِ، وَأبين حقية خلَافَة الْأَئِمَّة الْأَرْبَعَة وفضائلهم، وَمَا يتبع ذَلِك مِمَّا يَلِيق بقوادمه وخوافيه، فجَاء كتابا فِي فنه حافلا، ومطلبا فِي حلل الرصانة وَالتَّحْقِيق رافلا، ومهندا قاصما لحجج المبطلين وأعناق شرار المبتدعين الضَّالّين؛ لما اشْتَمَل عَلَيْهِ من الْبَرَاهِين الْعَقْلِيَّة والأدلة الْوَاضِحَة المنقحة النقلية، الَّتِي يَعْقِلهَا الْعَالمُونَ، وَلَا ينكرها إِلَّا الَّذين هم بآيَات الله يجحدون، نَعُوذ بِاللَّه من أَحْوَالهم، ونسأله السَّلامَة من قبائح أَقْوَالهم وأفعالهم، إِنَّه الْجواد الْكَرِيم الرؤوف الرَّحِيم.ورتبته على مُقَدمَات ثَلَاث، وَعشرَة أَبْوَاب، وخاتمة.
İşte mukaddimeler. Birinci Mukaddime: Bil ki —her ne kadar oradaki hakikatlerden âciz isem de— beni bu konuda telifte bulunmaya sevk eden sebep, Hâtib el-Bağdâdî'nin el-Câmi‘ ve diğer eserlerinde rivayet ettiği şu hadistir: 'Fiten zuhur ettiğinde —yahut 'bid‘atlar' dedi— ve ashabıma sövüldüğünde, âlim ilmini izhar etsin. Kim bunu yapmazsa, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onun üzerine olsun; Allah ondan ne bir sarf ne de bir adl kabul eder.' Yine Hâkim'in İbn Abbas radıyallahu anhümâ'dan rivayet ettiği hadis de sebeptir: Nebî (s.a.v.)...
فالمقدمات الْمُقدمَة الأولى اعْلَم أَن الْحَامِل الدَّاعِي لي على التَّأْلِيف فِي ذَلِك وَإِن كنت قاصرا عَن حقائق مَا هُنَالك مَا أخرجه الْخَطِيب الْبَغْدَادِيّ فِي الْجَامِع وَغَيره أَنه صلى الله عليه وسلم قَالَ (إِذا ظَهرت الْفِتَن أَو قَالَ الْبدع وسبت أَصْحَابِي فليظهر الْعَالم علمه فَمن لم يفعل ذَلِك فَعَلَيهِ لعنة الله وَالْمَلَائِكَة وَالنَّاس أَجْمَعِينَ لَا يقبل الله مِنْهُ صرفا وَلَا عدلا)وَمَا أخرجه الْحَاكِم عَن ابْن عَبَّاس رَضِي الله تَعَالَى عَنْهُمَا أَن النَّبِي صلى الله عَلَيْهِ وَسلم
Dedi ki: “Bid‘at ehli zuhur ettiğinde Allah, onların aleyhine hüccetini kullarından dilediğinin lisânı üzere izhâr eder.” Ebû Nu‘aym ise şöyle rivâyet eder: “Ehl-i bid‘at, yaratılmışların ve mahlûkâtın en şerlidir.” Denildi ki bunlar müterâdiftir (eş anlamlıdır); bir kısım da şöyle dedi: Birincisinden murat behâim (hayvanlar), ikincisinden ise insanlardır. Ebû Hâtim el-Huzâ‘î, cüz’ünde şöyle rivâyet eder: “Bid‘at ashâbı cehennem köpekleridir.” Er-Râfi‘î ise şöyle der: “Sünnet üzere işlenen az bir amel, bid‘at içinde yapılan çok amelden hayırlıdır.”
قَالَ (مَا ظهر أهل بِدعَة إِلَّا أظهر الله فيهم حجَّته على لِسَان من شَاءَ من خلقه)وَأخرج أَبُو نعيم أهل الْبدع شَرّ الْخلق والخليقة قيل هما مُتَرَادِفَانِ وَقيل المُرَاد بِالْأولِ الْبَهَائِم وَبِالثَّانِي النَّاسوَأخرج أَبُو حَاتِم الْخُزَاعِيّ فِي جزئه أَصْحَاب الْبدع كلاب النَّاروالرافعي عمل قَلِيل فِي سنة خير من عمل كثير فِي بِدعَة
Taberânî [şöyle rivayet eder]: "Bid'at ehli kimseye saygı gösteren, İslam'ı yıkmaya yardım etmiş olur." Beyhakî ve İbn Ebî Âsım da es-Sünne'de: "Allah, bid'at ehlinin amelini, bid'atini terk edinceye kadar kabul etmeyi reddeder." Hatîb ve Deylemî: "Bid'at ehli kimse öldüğünde, İslam'da bir gedik açılmış olur."
وَالطَّبَرَانِيّ من وقر صَاحب بِدعَة فقد أعَان على هدم الْإِسْلَاموَالْبَيْهَقِيّ وَابْن أبي عَاصِم فِي السّنة أَبى الله أَن يقبل عمل صَاحب بِدعَة حَتَّى يدع بدعتهوالخطيب والديلمي إِذا مَاتَ صَاحب بِدعَة فقد فتح فِي الْإِسْلَام فتح
Taberânî, Beyhakî ve ed-Diyâ' rivayet etmiştir: "Allah teâlâ tevbeyi her bid‘at sahibinden menetmiştir."
Taberânî rivayet etmiştir: "İslâm yayılır, sonra onun bir fetret dönemi olur. Kimin fetreti aşırılığa ve bid‘ate yönelik olursa işte onlar cehennem ehlidir."
Beyhakî rivayet etmiştir: "Allah, bid‘at sahibinden ne namaz, ne oruç, ne sadaka, ne hac, ne umre, ne cihad, ne nâfile ne de farz (bir ibadet) kabul eder. O, İslâm'dan çıkar, tıpkı kılın hamurdan çıktığı gibi."
Sana, ondan kat‘î bir bilgi olarak öğreneceğin şey tilâvet edilecektir: Râfizîler, Şiîler ve bunlardan benzerleri...
وَالطَّبَرَانِيّ وَالْبَيْهَقِيّ والضياء إِن الله احتجز التَّوْبَة عَن كل صَاحب بِدعَةوَالطَّبَرَانِيّ إِن الْإِسْلَام يشيع ثمَّ يكون لَهُ فَتْرَة فَمن كَانَت فترته إِلَى غلو وبدعة فَأُولَئِك أهل النَّاروَالْبَيْهَقِيّ لَا يقبل الله لصَاحب بِدعَة صَلَاة وَلَا صوما وَلَا صَدَقَة وَلَا حجا وَلَا عمْرَة وَلَا جهادا وَلَا صرفا وَلَا عدلا يخرج من الْإِسْلَام كَمَا تخرج الشعرة من الْعَجِين وسيتلى عَلَيْك مَا تعلم مِنْهُ علما قَطْعِيا أَن الرافضة والشيعة وَنَحْوهمَا من
Bid‘at ehlinin büyükleri, bu hadislerdeki tehdidi kapsamaktadır; zira onlar hakkında hususî hadisler de vârid olmuştur. Mahâmilî, Taberânî ve Hâkim, Uveym b. Sâide'den (r.a.) Resûlullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: “Muhakkak ki Allah beni seçti ve bana sahâbe seçti; onlardan bana vezirler, yardımcılar ve sıhrî akrabalar kıldı. Kim onlara söverse, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onun üzerine olsun. Allah kıyamet gününde ondan ne farz ne de nâfile (ibadet) kabul eder.” Hatîb el-Bağdâdî de Enes'ten (r.a.) rivayet ettiğine göre: “Muhakkak Allah beni seçti ve bana sahâbe seçti; onlardan bana sıhrî akrabalar ve yardımcılar seçti. Kim beni onlar hakkında korursa, Allah onu korur; kim onlar hakkında bana eziyet ederse, Allah ona eziyet eder.” Ukaylî ise ed-Duafâ adlı eserinde Enes'ten (r.a.) rivayet ettiğine göre: “Muhakkak Allah beni seçti ve bana sahâbe ve sıhrî akrabalar seçti. İleride onlara sövecek ve onları eksiklikle itham edecek bir topluluk gelecek. Onlarla oturmayın ve...
أكَابِر أهل الْبِدْعَة فيتناولهم هَذَا الْوَعيد الَّذِي فِي هَذِه الْأَحَادِيث على أَنه ورد فيهم أَحَادِيث بخصوصهموَأخرج الْمحَامِلِي وَالطَّبَرَانِيّ وَالْحَاكِم عَن عويم بن سَاعِدَة أَنه صلى الله عليه وسلم قَالَ (إِن الله اختارني وَاخْتَارَ لي أصحابا فَجعل لي مِنْهُم وزراء وأنصارا وأصهارا فَمن سبهم فَعَلَيهِ لعنة الله وَالْمَلَائِكَة وَالنَّاس أَجْمَعِينَ لَا يقبل الله مِنْهُ يَوْم الْقِيَامَة صرفا وَلَا عدلا)والخطيب عَن أنس إِن الله اختارني وَاخْتَارَ لي أصحابا وَاخْتَارَ لي مِنْهُم أصهارا وأنصارا فَمن حفظني فيهم حفظه الله وَمن آذَانِي فيهم آذاه اللهوَأخرج الْعقيلِيّ فِي الضُّعَفَاء عَن أنس إِن الله اختارني وَاخْتَارَ لي أصحابا وأصهارا وَسَيَأْتِي قوم يسبونهم ويتنقصونهم فَلَا تُجَالِسُوهُمْ وَلَا
Onlarla içki için, onlarla yemek yemeyin ve onlarla evlenmeyin. Begavî, Taberânî, Ebû Nuaym el-Ma'rife'de ve İbn Asâkir, İyâz el-Ensârî'den rivayet etti: "Beni ashâbım, sıhrî akrabalarım ve ensârım hakkında koruyun. Kim beni onlar hakkında korursa, Allah onu dünya ve ahirette korur. Kim beni onlar hakkında korumazsa, Allah ondan yüz çevirir. Allah'ın kendisinden yüz çevirdiği kimseyi azaba uğratması yakındır." Ebû Zer el-Herevî de benzerini Câbir, Hasan b. Ali ve İbn Ömer'den (radıyallahu anhümâ) rivayet etti. Yine Ebû Zer ile Zehebî, İbn Abbas'tan (radıyallahu anhum) merfû olarak rivayet etti: "Ahir zamanda Râfıza denilen bir kavim olacak, İslam'ı reddederler. Onları öldürün, çünkü onlar..."
تشاربوهم وَلَا تؤاكلوهم وَلَا تناكحوهموَأخرج الْبَغَوِيّ وَالطَّبَرَانِيّ وَأَبُو نعيم فِي الْمعرفَة وَابْن عَسَاكِر عَن عِيَاض الْأنْصَارِيّ احْفَظُونِي فِي أَصْحَابِي وأصهاري وأنصاري فَمن حفظني فيهم حفظه الله فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَة وَمن لم يحفظني فيهم تخلى الله مِنْهُ وَمن تخلى الله مِنْهُ يُوشك أَن يَأْخُذهُوَأخرج أَبُو ذَر الْهَرَوِيّ نَحوه عَن جَابر وَالْحسن بن عَليّ وَابْن عمر رضي الله عنهماوَأخرج هُوَ والذهبي عَن ابْن عَبَّاس رضي الله عنهم مَرْفُوعا يكون فِي آخر الزَّمَان قوم يسمون الرافضة يرفضون الْإِسْلَام فاقتلوهم فَإِنَّهُم
Müşrikler. Yine [İmam Ahmed b. Hanbel], İbrahim b. Hasan b. Hüseyin b. Ali'den, onun babasından, onun da dedesi (r.a.) vasıtasıyla şunu rivayet etmiştir: Ali b. Ebî Tâlib (kerremallahu vecheh) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ümmetimde ahir zamanda Râfıza diye anılan bir topluluk ortaya çıkacak; onlar İslâm'ı reddedecekler/terk edeceklerdir.” Dârekutnî de Ali (r.a.) vasıtasıyla Nebî (s.a.v.)'den şunu rivayet etmiştir: “Benden sonra öyle bir topluluk gelecek ki, onların bir lakabı olacak ve kendilerine Râfıza denilecek. Eğer onlara yetişirseniz onları öldürün; zira onlar müşriktirler.” [Râvi] dedi ki: “Ey Allah'ın Resûlü, onlardaki alâmet nedir?” diye sordum. Buyurdu ki: “Sende olmayan şeylerle seni överler ve selef hakkında dil uzatırlar.” Bu hadis ondan başka bir tarikten de benzer şekilde rivayet edilmiştir. Yine başka bir tarikten de aynı şekilde rivayet edilmiş olup onda şu ziyade de bulunmaktadır: “…
مشركون وَأخرج أَيْضا عَن إِبْرَاهِيم بن حسن بن حسي بن عَليّ عَن أَبِيه عَن جده رضي الله عنهم قَالَ قَالَ عَليّ بن أبي طَالب كرم الله وَجهه قَالَ رَسُول الله صلى الله عليه وسلم (يظْهر فِي أمتِي فِي آخر الزَّمَان قوم يسمون الرافضة يرفضون الْإِسْلَام)وَأخرج الدَّارَقُطْنِيّ عَن عَليّ عَن النَّبِي صلى الله عليه وسلم قَالَ (سَيَأْتِي من بعدِي قوم لَهُم نبز يُقَال لَهُم الرافضة فَإِن أدركتهم فاقتلهم فَإِنَّهُم مشركون) قَالَ قلت يَا رَسُول الله مَا الْعَلامَة فيهم قَالَ يقرظونك بِمَا لَيْسَ فِيك ويطعنون على السّلفوَأخرجه عَنهُ من طَرِيق أُخْرَى نَحوه وَكَذَلِكَ من طَرِيق أُخْرَى وَزَاد عَنهُ
Bize, Ehl-i Beyt'e muhabbet beslediklerini iddia ederler, oysa öyle değillerdir. Bunun alameti ise Ebû Bekir ve Ömer'e (r.a.) sövmeleridir. Yine başka yollarla Fâtıma ez-Zehrâ ve Ümmü Seleme'den (r.anhümâ) de buna benzer rivayetler nakledilmiştir. Müellif der ki: Bu hadisin bizce pek çok tariki vardır. Taberânî, İbn Abbas'tan rivayet etmiştir: 'Kim ashabıma söverse, onun üzerine Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti olsun.' Yine Ali'den (r.a.) rivayet edilmiştir: 'Kim peygamberlere söverse öldürülür; kim ashabıma söverse (haddi gereği) celde vurulur.' Deylemî, Enes'ten rivayet etmiştir: 'Allah, ümmetimden bir kimse hakkında hayır murat ettiğinde, onun kalbine ashabımın sevgisini ilka eder.' Tirmizî ise Abdullah b. Mugaffel'den rivayet etmiştir: 'Allah'ı gözetin, Allah'tan korkun! Ashabım hakkında (öyle durun), benim ardımdan onları hedef edinmeyin. Kim onları severse, benim sevgimle sever; kim onlara buğzederse, benim buğzumla buğzeder. Kim onlara eziyet ederse...'
ينتحلون حبنا أهل الْبَيْت وَلَيْسوا كَذَلِك وَآيَة ذَلِك أَنهم يسبون أَبَا بكر وَعمر رضي الله عنهماوَأخرج أَيْضا من طرق عَن فَاطِمَة الزهراء وَعَن أم سَلمَة رضي الله عنهما نَحوه قَالَ وَلِهَذَا الحَدِيث عندنَا طرق كَثِيرَةوروى الطَّبَرَانِيّ عَن ابْن عَبَّاس من سبّ أَصْحَابِي فَعَلَيهِ لعنة الله وَالْمَلَائِكَة وَالنَّاس أَجْمَعِينَ وَعَن عَليّ رضي الله عنه من سبّ الْأَنْبِيَاء قتل وَمن سبّ أَصْحَابِي جلدوالديلمي عَن أنس إِذا أَرَادَ الله بِرَجُل من أمتِي خيرا ألْقى حب أَصْحَابِي فِي قلبهوَالتِّرْمِذِيّ عَن عبد الله بن مُغفل الله الله فِي أَصْحَابِي لَا تتخذوهم غَرضا بعدِي فَمن احبهم فبحبي أحبهم وَمن أبْغضهُم فببغضي أبْغضهُم وَمن آذاهم
Bana eziyet eden kimse, şüphesiz Allah'a eziyet etmiş olur; Allah'a eziyet edeni ise Allah'ın yakalaması pek yakındır. Hattîb, İbn Ömer'den rivayet etti: "Ashâbıma sövenleri gördüğünüzde: 'Allah'ın lâneti en şerlinize olsun' deyiniz." İbn Adiyy, Âişe (r.anhâ)'dan rivayet etti: "Ümmetimin en şerlileri, ashâbıma karşı en cür'etkâr olanlardır." İbn Mâce, Ömer (r.a.)'den rivayet etti: "Ashâbım hakkında bana iyi muamele edin; sonra onların ardından gelenler hakkında da..." hadisi. Şîrâzî, el-Elkāb adlı eserinde Ebû Saîd'den rivayet etti: "Ashâbım hakkında bana iyi muamele edin. Kim bana onlar hakkında iyi muamele ederse, Allah onun üzerinde bir koruyucu bulundurur. Kim de bana onlar hakkında iyi muamele etmezse, Allah onu kendi hâline bırakır. Allah'ın kendi hâline bıraktığı kimseyi ise Allah'ın yakalaması pek yakındır." Hattîb, Câbir'den; Dârekutnî de el-Efrâd adlı eserinde Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet etti: "Muhakkak ki insanlar...
فقد أذاني وَمن آذَانِي فقد آذَى الله وَمن آذَى الله يُوشك أَن يَأْخُذهُوالخطيب عَن ابْن عمر إِذا رَأَيْتُمْ الَّذين يسبون أَصْحَابِي فَقولُوا لعنة الله على شركموَابْن عدي عَن عَائِشَة إِن شرار أمتِي أجرؤهم على أَصْحَابِيوَابْن مَاجَه عَن عمر احْفَظُونِي فِي أَصْحَابِي ثمَّ الَّذين يَلُونَهُمْ ٠٠٠ الحَدِيثوالشيرازي فِي الألقاب عَن أبي سعيد احْفَظُونِي فِي أَصْحَابِي فَمن حفظني فيهم كَانَ عَلَيْهِ من الله حَافظ وَمن لم يحفظني فيهم تخلى الله مِنْهُ وَمن تخلى الله مِنْهُ يُوشك أَن يَأْخُذهُوالخطيب عَن جَابر وَالدَّارَقُطْنِيّ فِي الْأَفْرَاد عَن أبي هُرَيْرَة إِن النَّاس
Hâkim, Ebû Saîd'den rivayet etti: "Onlar çoğalır, ashâbım ise azalır. Ashâbıma sövmeyin! Kim onlara söverse, Allah'ın lâneti onun üzerine olsun." Yine Hâkim, Ebû Saîd'den: "Şüphesiz sizden sonra gelen topluluklar sizin sâ'ınıza ve müdünüze ulaşamaz." İbn Asâkir, Hasan'dan mürsel olarak rivayet etti: "Ne işiniz var ashâbımla? Ashâbımı bana bırakın! Nefsim elinde olana yemin olsun ki, sizden biri Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin bir günlük amelinin benzerine ulaşamaz." Ahmed, Şeyhân (Buhârî ve Müslim), Ebû Dâvûd ve Tirmizî, Ebû Saîd'den; Müslim ve İbn Mâce ise Ebû Hureyre'den rivayet etti: "Ashâbıma sövmeyin! Nefsim elinde olana yemin olsun ki, sizden biri Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin müdüne ve hatta yarısına bile ulaşamaz." Ahmed, Ebû Dâvûd ve Tirmizî, İbn Mes'ûd'dan rivayet etti: "Ashâbıma dair bana (kötü) bir haber ulaştırmasın!"
يكثرون وأصحابي يقلون فَلَا تسبوا أَصْحَابِي فَمن سبهم فَعَلَيهِ لعنة اللهروى الْحَاكِم عَن أبي سعيد أما إِنَّه لَا يدْرك قوم بعدكم صاعكم وَلَا مدكموَأخرج ابْن عَسَاكِر عَن الْحسن مُرْسلا مَا شَأْنكُمْ وشأن أَصْحَابِي ذَروا لي أَصْحَابِي فوالذي نَفسِي بِيَدِهِ لَو أنْفق أحدكُم مثل أحد ذَهَبا مَا أدْرك مثل عمل أحدهم يَوْمًا وَاحِدًاوَأحمد والشيخان وَأَبُو دَاوُد وَالتِّرْمِذِيّ عَن أبي سعيد وَمُسلم وَابْن مَاجَه عَن أبي هُرَيْرَة لَا تسبوا أَصْحَابِي فوالذي نَفسِي بِيَدِهِ لَو أَن أحدكُم أنْفق مثل أحد ذَهَبا مَا بلغ مد أحدهم وَلَا نصيفهوَأحمد وَأَبُو دَاوُد وَالتِّرْمِذِيّ عَن ابْن مَسْعُود لَا يبلغنِي أحد عَن أَصْحَابِي
Bir şey... Zira ben, sizlere göğsüm selim olarak çıkmayı severim. Ahmed, Enes’ten rivayet etti: "Ashâbımı bana bırakın. Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki, siz Uhud Dağı kadar altın harcasanız, onların amellerine ulaşamazsınız." Dârekutnî: "Kim beni ashâbım hakkında korursa, havz üzerinde bana gelir; kim beni ashâbım hakkında korumazsa, havz üzerinde bana gelmez ve beni görmez." Taberânî ve Hâkim, Abdullah b. Büsr’den: "Tûbâ o kimseye ki beni görmüş ve bana iman etmiş olsun! Tûbâ o kimseye ki beni göreni görmüş olsun! Ve Tûbâ o kimseye ki beni göreni göreni görmüş ve bana iman etmiş olsun! Onlara Tûbâ ve güzel bir dönüş yeri!" Abd b. Humeyd, Ebû Saîd’den ve İbn Asâkir, Vâsile’den: "Tûbâ o kimseye ki...
شَيْئا فَإِنِّي أحب أَن أخرج إِلَيْكُم وَأَنا سليم الصَّدْروَأحمد عَن أنس دعوا لي أَصْحَابِي فوالذي نَفسِي بِيَدِهِ لَو أنفقتم مثل أحد ذَهَبا مَا بَلغْتُمْ أَعْمَالهموَالدَّارَقُطْنِيّ من حفظني فِي أَصْحَابِي ورد عَليّ الْحَوْض وَمن لم يحفظني فِي أَصْحَابِي لم يرد عَليّ الْحَوْض وَلم يرنيوَالطَّبَرَانِيّ وَالْحَاكِم عَن عبد الله بن بسر طُوبَى لمن رَآنِي وآمن بِي طُوبَى لمن رأى من رَآنِي وَلمن رأى من رأى من رَآنِي وآمن بِي طُوبَى لَهُم وَحسن مآب وَعبد بن حميد عَن أبي سعيد وَابْن عَسَاكِر عَن وَاثِلَة طُوبَى لمن