İmam Ahmed b. Hanbel'in Mesâili – Oğlu Ebü'l-Fadl Sâlih Rivayeti
Bölüm: Hanbelî Fıkhı
Eser: İmam Ahmed b. Hanbel'in Mesâili – Oğlu Ebü'l-Fadl Sâlih Rivayeti (203 h – 266 h)
Tahkik, İnceleme ve Talik: Dr. Fazlurrahman Dîn Muhammed
Yayıncı: ed-Dâru'l-İlmiyye – Delhi, Hindistan
Baskı: Birinci Baskı, 1408 h = 1988 m
Cilt Sayısı: 3
[Eserin numaralandırması matbu nüshaya uygundur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
مسائل الإمام أحمد رواية ابنه أبي الفضل صالح (أحمد بن حنبل)القسم: الفقه الحنبليالكتاب: مسائل الإمام أحمد بن حنبل - رواية ابن أبي الفضل صالح (٢٠٣ هـ - ٢٦٦ هـ)تحقيق ودراسة وتعليق: د. فضل الرحمن دين محمدالناشر: الدار العلمية - دلهي، الهندالطبعة: الأولى، ١٤٠٨ هـ = ١٩٨٨ معدد الأجزاء: ٣[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Zekâtın bir beldeden başka bir beldeye nakli hükmü 520 - Babama sordum: Zekât bir beldeden başka bir beldeye çıkarılır mı? 'Hayır' dedi. 521 - Kendisine: 'Peki ya seyyah ise?' denildi. Dedi ki: 'En çok ikamet ettiği yere ve malının çoğunun nerede olduğuna bakar; zekâtını orada verir, sonra'
حكم نقل الزَّكَاة من بلد إِلَى بلد ٥٢٠ - سَأَلت أبي تخرج الزَّكَاة من بلد إِلَى بلد قَالَ لَا٥٢١ - قيل لَهُ فَإِذا كَانَ يَدُور قَالَ ينظر أَكثر مقَامه وَأكْثر مَاله أَيْن هُوَ يُزَكِّيه ثمَّ
522 — Temettu‘ haccı yapan kimse ne zaman oruç tutmakla mükellef olur? Kendisine (bu hususu) sordum: «Temettu‘ haccı yapan kimse ne zaman oruç tutmakla mükellef olur?» diye. Şöyle cevap verdi: «(Yapacağı) hac kesintiye uğramaktan korkarsa oruç tutar.» 523 — Başkası adına hac yapan bir adam hakkında kendisine soruldu: (Adam) kendisine verilen (hac) akçelerini alıp da yanında annesini veya hanımlarından birini (hacca) çıkarıp götürse (bu caiz midir?) (Şöyle) cevap verdi: «Haccedilen kişinin malından, hac esnasında başkasına nafaka verilmez (harcanmaz).»
مَتى يجب الصَّوْم على الْمُتَمَتّع ٥٢٢ - وَسَأَلته عَن الْمُتَمَتّع مَتى يجب عَلَيْهِ الصَّوْم قَالَ إِذا خَافَ أَن يقطع بِهِ صَامَالْحَاج عَن الْغَيْر لَا ينْفق من مَال المحجوج عَنهُ على غَيره فِي الْحَج ٥٢٣ - وَسُئِلَ عَن رجل أَخذ دَرَاهِم يحجّ بهَا فَأخْرج مَعَه أمه أَو بعض نِسَائِهِ
524 - Şöyle dedi: Eğer kadına kendi malından nafaka veriyorsa bunda bir beis yoktur. Kendisine: O kadına hizmet etmesi, onu indirip bindirmesi caiz midir? denildi. O da: Evet, ümit ederim ki bu husus onlara daraltılmaz, dedi.
525 - Boğulanlar ve benzerlerinin mirası. Babama, ölü olarak bulunan bir ev halkı hakkında sordum. O şöyle dedi: Ben, birbirlerine mirasçı olurlar kanaatindeyim. Aynı şekilde boğulanlar da böyledir.
قَالَ إِذا كَانَ ينْفق عَلَيْهَا من عِنْده فَلَا بَأْس بِهِ٥٢٤ - قيل لَهُ فيخدمها وينزلها ويصعدها يجوز لَهُ ذَلِك قَالَ نعم أَرْجُو أَن لَا يضيق هَذَا عَلَيْهِمِيرَاث الغرقى وَنَحْوهم ٥٢٥ - سَأَلت أبي عَن أهل بَيت وجدوا موتى قَالَ أذهب إِلَى يُورث بعض من بعض وَكَذَلِكَ الغرقى أَيْضا
Cuma Namazından Önce ve Sonra Kaç Rekat Kılınır?
526 - Babama, Cuma namazından sonra kaç rekat kılınacağını sordum. Dedi ki: "Altı rekat."
527 - Dedim ki: "Ezan'dan önce?" Buyurdu ki: "Fazla sayıda." [Bir rivayete göre] İbn Ömer (r.a.), Cuma günü namazı uzatırdı.
كم يصلى قبل الْجُمُعَة وَبعدهَا ٥٢٦ - سَأَلت أبي كم يصلى بعد الْجُمُعَة قَالَ سِتّ رَكْعَات٥٢٧ - قلت قبل الْأَذَان قَالَ كثير وَكَانَ ابْن عمر يُطِيل الصَّلَاة يَوْم الْجُمُعَة
Cenaze namazının kabir üzerine kılınma süresi: 528 - Babam dedi ki: 'Kabir üzerine bir aya kadar namaz kılınır mı? Tevekkül iddiasıyla ameli terk etmek bid‘attır.' 529 - Babam -ben şahit iken- çalışmayan ve 'Biz mütevekkiliz' diyen bir topluluk hakkında soruldu. Buyurdu: 'Bunlar bid‘at çıkaranlardır. Öğretmek sormaktan daha sevimlidir.' 530 - Bir adam ona: 'Öğretmek mi size daha sevimli, yoksa sormak mı?' dedi. Buyurdu: 'Öğretmek bana sormaktan daha sevimlidir.'
مُدَّة صَلَاة الْجِنَازَة على الْقَبْر ٥٢٨ - قَالَ أبي يصلى على الْقَبْر إِلَى شهربِدعَة ترك الْعَمَل بزعم التَّوَكُّل ٥٢٩ - سَأَلَ أبي وَأَنا شَاهد عَن قوم لَا يعْملُونَ وَيَقُولُونَ نَحن متوكلون قَالَ هَؤُلَاءِ مبتدعةالتَّعْلِيم أحب من الْمَسْأَلَة ٥٣٠ - قَالَ لَهُ إِنْسَان التَّعْلِيم أحب إِلَيْك أَو الْمَسْأَلَة قَالَ التَّعْلِيم أحب إِلَيّ من الْمَسْأَلَة
Öpme abdesti bozar mı? 531 - Ona, öpen bir adam hakkında sordum. (O) dedi ki: Şehvet için ise abdest gerekir; şehvet için değilse abdest gerekmez. Ve şehvet için değilse hiçbir şey gerekmez.
Cünübün yemesi veya içmesi 532 - Ona, cünübün yemesi veya içmesi hakkında sordum. (O) dedi ki: Bu, uykudan daha kolaydır; uyku ise abdest almayı gerektirir.
هَل الْقبْلَة تنقض الْوضُوء ٥٣١ - وَسَأَلته عَن الرجل يقبل فَقَالَ إِذا كَانَ لشَهْوَة عَلَيْهِ الْوضُوء وَإِذا لم يكن لشَهْوَة فَلَيْسَ عَلَيْهِ الْوضُوء وَإِذا لم يكن لشَهْوَة فَلَيْسَ عَلَيْهِ شَيْءالْجنب يَأْكُل أَو يشرب ٥٣٢ - وَسَأَلته عَن الْجنب يَأْكُل أَو يشرب قَالَ هُوَ أسهل من النّوم وَالنَّوْم يتَوَضَّأ
Abdest, tekrar cima etmek isteyen kimse içindir. 533 - Kendisine, cariyeleri olup hepsine birden yaklaşan adam hakkında sordum. Şöyle buyurdu: Tekrar etmek istediğinde abdest alır. 534 - Dedim ki: 'Hür kadınlar için de böyle midir?' 'Evet' buyurdu.
الْوضُوء لمن أَرَادَ معاودة الْوَطْء ٥٣٣ - وَسَأَلته عَن الرجل تكون لَهُ الْجَوَارِي يأتيهن أجمع قَالَ إِذا أَرَادَ أَن يعود يتَوَضَّأ٥٣٤ - قلت أَو كَذَا الْحَرَائِر قَالَ نعم
Cünüp, suyun sıcağını soğuğundan ayırt etmek için elini suya sokar. 535 – Kendisine su konulan bir cünüp hakkında sordum; o da sıcağını soğuğundan ayırt etmek için elini soktu. Dedi ki: “Eğer (soktuğu) bir parmak ise, umarım ki onda bir beis yoktur.” 536 – Dedim ki: “Peki ya elin tamamı?” Ve sanki bunu kerih gördü.
الْجنب يدْخل يَده فِي المَاء ينظر حره من برده ٥٣٥ - وَسَأَلته عَن جنب وضع لَهُ مَاء فَأدْخل يَده ينظر حره من برده قَالَ إِن كَانَ أصْبع أَرْجُو أَن لَا يكون بِهِ بَأْس٥٣٦ - قلت فاليد أجمع فَكَأَنَّهُ كرهه
537 - Babama, binek üzerinde ezan okuyan adam hakkında sordum. Dedi ki: Ümit ederim; nitekim İbn Ömer (r.a.) binek üzerinde ezan okurdu.
الآذان رَاكِبًا ٥٣٧ - وَسَأَلت أبي عَن الرجل يُؤذن وَهُوَ رَاكب قَالَ أَرْجُو قد كَانَ ابْن عمر يُؤذن وَهُوَ رَاكب
Tahâret: Cünüp ve hayız gören kadının artık suyu. 538 – Babama cünüp ve hayızlı kadının artık suyunu sordum. Şöyle buyurdu: “Su yalnız (onlardan biri) tarafından kullanılmışsa bu hoşuma gitmez; fakat ikisi birlikte kullanmışlarsa bunda bir beis yoktur.”
الطَّهَارَة من فضل الْجنب وَالْحَائِض ٥٣٨ - سَأَلت أبي عَن فضل الْجنب وَالْحَائِض فَقَالَ إِذا خلت بِهِ فَلَا يُعجبنِي وَلَكِن إِذا كَانَا جَمِيعًا فَلَا بَأْس بِهِ
Sebah arazide namaz kılmak ve ondan teyemmüm etmek. 539 - Babam'a, sebah arazide namaz kılmak ve ondan teyemmüm etmek hakkında sordum. Dedi ki: Namaza gelince, caizdir. Teyemmüme gelince, bu bana hoş gelmez; zira ondan ellerinde bir şey kalmaz ki, o araziden başka bir yere çıksın. Dedi ki: En temiz saîd, işlenmiş (ekin) toprağıdır.
Fucurdan (zina) doğan çocuğu ikrar etmek. 540 - Babam'a, bir adamın hastalığında hanımının hizmetçisinden veya zinadan doğan bir çocuğu ikrar etmesi hakkında sordum. Dedi ki: Bu, onun için lâzım gelmez; zira Nebî (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Çocuk yatağa (nikâh sahibine) aittir; zina edene ise mahrumiyet vardır."
الصَّلَاة فِي السباخ وَالتَّيَمُّم مِنْهَا ٥٣٩ - وَسَأَلت أبي عَن الصَّلَاة فِي السباخ وَالتَّيَمُّم مِنْهَا قَالَ أما الصَّلَاة فَجَائِز وَأما التَّيَمُّم فَلَا يُعجبنِي لانه لَا يثبت فِي يَدَيْهِ مِنْهُ شَيْء يخرج مِنْهَا إِلَى غَيرهَا قَالَ وَأطيب الصَّعِيد أَرض الْحَرْثالْإِقْرَار بِولد من فجور ٥٤٠ - وَسَأَلت أبي عَن رجل أقرّ بِولد فِي مَرضه من خَادِم امْرَأَته أَو بِولد من فجور قَالَ لَا يلْزمه لقَوْل النَّبِي صلى الله عليه وسلم الْوَلَد للْفراش وللعاهر الْحجر
Kadının iddet esnasında kocasının vefat ettiği evden çıkması: 541 - Dedim: Bir kadın cahillik ederek kocasının vefat ettiği evden bir hafta sonra çıkmış ve geri dönmemiş. (Hüküm nedir?) Buyurdu ki: Bunu yapması uygun olmazdı. Zira Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz Fürey'a'ya: 'İçinde musîbete uğradığın evde, kitabın eceli (iddet müddeti) sona erinceye kadar kal.' buyurmuştur.
خُرُوج الْمَرْأَة فِي الْعدة من الْمنزل الَّذِي مَاتَ فِيهِ زَوجهَا ٥٤١ - قلت امْرَأَة جهلت وَخرجت من منزل زَوجهَا الَّذِي مَاتَ فِيهِ بعد جُمُعَة وَلم تعد إِلَيْهِ قَالَ لم يكن يَنْبَغِي لَهَا أَن تفعل لقَوْل النَّبِي صلى الله عليه وسلم لفريعة امكثي فِي الْبَيْت الَّذِي أصبت فِيهِ حَتَّى يبلغ الْكتاب أَجله
Meyyidin kurutulduğu elbise içinde namaz kılmanın hükmü. 542 - Dedim: Meyyidin içinde kurutulduğu elbise, onun içinde namaz kılınır mı? Dedi: Eser yoksa ümit ederim. Ve Hasan'dan rivayet olunduğuna göre o, bunda bir beis görmezmiş. Meyyidin mugtesel üzerinde kefenlenmesi. 543 - Dedim: Meyyit mugtesel üzerinde kefenlenir mi? Dedi: Kuru ise ümit ederim.
حكم الصَّلَاة فِي الثَّوْب الَّذِي ينشف فِيهِ الْمَيِّت ٥٤٢ - قلت الثَّوْب الَّذِي ينشف فِيهِ الْمَيِّت يصلى فِيهِ قَالَ أَرْجُو إِن لم يكن أثر وَقد رُوِيَ عَن الْحسن أَنه لم يكن يرى بِهِ بَأْساتكفين الْمَيِّت على المغتسل ٥٤٣ - قلت يُكفن الْمَيِّت على المغتسل قَالَ إِذا كَانَ جافا فأرجو
Yemin kefâretlerinde küçüklerin doyurulması. 544 - Dedim ki: Yemin kefâretlerinde küçükler doyurulur mu? Dedi ki: Büyüklerin doyurulması bana daha hoş gelir. Eğer o, yemek yediren kimselerdense, bu konuda en az söylenen on miskine her bir miskin için bir müd vermektir. Eğer bir vasiyetten ise, bir müdden fazla verilmez. Bir kimse yemininin kefâretini ödüyorken yarım sâ‘ buğday vermek isterse verir; veya bir sâ‘ hurma veya bir sâ‘ arpa verir. Müd, sâ‘ın dörtte biridir; sâ‘ ise buğday itibarıyla beş ratl ve üçte bir ratldır. Neft tâhirdir. 545 - Dedim ki: Elbiseye neft isabet eder.
إطْعَام الصغار من كَفَّارَات الْيَمين ٥٤٤ - قلت يطعم الصغار فِي كَفَّارَات الْيَمين قَالَ الْكِبَار أعجب إِلَيّ فَإِن كَانَ مِمَّن يطعم الطَّعَام فَأَقل مَا قيل فِيهِ عشرَة مَسَاكِين مد لكل مِسْكين إِن كَانَ من وَصِيَّة فَلَا يزدادون على مد مد وَإِن كَانَ رجل يكفر عَن يَمِينه فشاء أَن يُعْطي نصف صَاع بر أعْطى أَو صَاع تمر أَو صَاع شعير وَالْمدّ ربع الصَّاع والصاع خَمْسَة أَرْطَال وَثلث بِالْبرِّالنفط طَاهِر ٥٤٥ - قلت الثَّوْب يُصِيبهُ النفط