İstahrî’nin el-Mesâlik ve’l-Memâlik’i veya Mesâlikü’l-Memâlik – Mısır (el-İstahrî)
Kısım: Memleketler ve Seyahatler
Kitap: el-Mesâlik ve’l-Memâlik
Müellif: Ebû İshâk İbrâhim b. Muhammed el-Fârisî el-İstahrî, el-Kerhî diye meşhûr (ö. 346/957)
Neşreden: Kültür Sarayları Genel Heyeti, Kahire
Baskı:
Sayfa sayısı: 214
[Kitabın numaralandırması matbu nüshaya uygundur]
Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
المسالك والممالك للاصطخري أو مسالك الممالك - مصر (الإصطخري)القسم: البلدان والرحلاتالكتاب: المسالك والممالكالمؤلف: أبو اسحاق إبراهيم بن محمد الفارسي الاصطخري، المعروف بالكرخي (ت ٣٤٦هـ)الناشر: الهيئة العامة لقصور الثقافة، القاهرةالطبعة:عدد الصفحات: ٢١٤[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Mesâlik ve Memâlik
المسالك والممالك
Hicrî dördüncü asrın ilk yarısında vefat eden Ebû İshak İbrahim b. Muhammed el-Fârisî el-İstahrî (el-Kerhî diye meşhur) tarafından telif edilmiş olup Dr. Muhammed Câbir Abdülâl el-Hüseynî ve Muhammed Şefik Garbal tarafından tahkik ve muracaası yapılmıştır (1381 h. / 1961 m.).
تأليف أبى اسحاق إبراهيم بن محمد الفارسى الإصطخرى (المعروق بالكرخى) المتوفى فى النصف الأول من القرن الرابع الهجرى تحقيق مراجعة الدكتور محمد جابر عبد العال الحسينى محمد شفيق غربال (١٣٨١ هـ- ١٩٦١ م)
Tanıtım
Bismillâhirrahmânirrahîm. Aziz okuyucu! (Zehâir) serisi, size her ay iki defa sunduğu leziz ve doyurucu kültür yemeğinde daima çeşitliliğe özen gösterir. Zira sizi bir edebiyat kitabından alır, bir dil kitabına; oradan tarih, felsefe, sosyoloji... derken başka bir esere götürür. İşte bu bölümde (Zehâir) size, bölgeler coğrafyasına yahut memleketler ilmine dair bir kitap takdim ediyor: Hicrî dördüncü asrın ortaları civarında vefat eden Ebû İshak İbrahim b. Muhammed el-Fârisî el-İstahrî'nin (el-Mesâlik ve'l-Memâlik) adlı eseri.
Anlaşılan o ki bu zat, gerek hayatında gerekse vefatından sonra talihsizlik yaşamıştır. Hayatına gelince, hakkında pek fazla bir şey bilinmemektedir. Hatta (el-İstahrî) nisbesi, kendisiyle çağdaş olan Şâfiî fakih Ebû Saîd el-Hasan b. Ahmed b. Yezîd'e (ö. 328) [Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, 11/634] galebe çalmıştır. Vefatından sonra ise talihsizlik, künyesi olan (Ebû İshak)'a da uğramış; Mısır Kültür Bakanlığı'nın 1961 tarihli baskısında kitabın başlık sayfasına (İbn İshak) yazılmış, kitabın muhakkiki ise kendisine (Ebü'l-Kâsım) diye künye vermiştir [Bk. mezkûr baskı, s. 9].
(el-Mesâlik ve'l-Memâlik) başlığını birden fazla coğrafyacı müellife ait birden çok kitap taşımıştır. Ebû Ca‘fer Ahmed b. el-Hâris b. el-Mübârek el-Hazzâz'ın (ö. 258) (el-Mesâlik ve'l-Memâlik)'i ve Ebü'l-Abbâs Ca‘fer b. Ahmed el-Mervezî'nin (ö. 274) (el-Mesâlik ve'l-Memâlik)'i bunlardandır. (el-Fihrist) sahibi, bu başlıkla ilk kitap telif edenin de o [Mervezî] olduğunu söyler.
Bu başlıkla eser telif edenler arasında şunlar da bulunmaktadır: Ebü'l-Abbâs Ahmed b. Muhammed b. Mervân b. et-Tayyib es-Serahsî (ö. 286), Ebû Abdullah Ahmed b. Muhammed b. Nasr el-Ceyhânî (3. asır) ve Ubeydullah b. Ahmed b. Hurdâzbih.
تعريفبسم الله الرّحمن الرّحيم عزيزى القارئ.. تحرص سلسلة (الذخائر) دائما على التنويع فى الوجبة الثقافية الهنيئة المريئة التى تقدمها لك مرتين كلّ شهر، فهى تخرج بك من كتاب فى الأدب إلى آخر فى اللغة، إلى ثالث فى التاريخ إلى رابع فى الفلسفة، إلى خامس فى الاجتماع.. وهكذا.وفى هذه الحلقة تقدّم لك (الذخائر) كتابا فى جغرافيّة الأقاليم، أو علم البلدان، هو كتاب (المسالك والممالك) لأبى إسحاق إبراهيم بن محمد الفارسى الإصطخرى المتوفّى حوالى منتصف القرن الرابع الهجرى.ويبدو أن الرجل كان سيّئ الحظ فى حياته، وبعد مماته، أما عن حياته فلم يعرف عنها الكثير، بل إن نسبة (الإصطخرى) قد غلبه عليها فقيه شافعىّ معاصر له، هو: أبو سعيد الحسن بن أحمد بن يزيد ت ٣٢٨ هـ[سير أعلام النبلاء للذهبى ١١/٦٣٤] أما بعد موته فقد حالف سوء الحظّ كنيته (أبو إسحاق) فكتبت على صفحة عنوان الكتاب فى طبعة وزارة الثقافة- مصر ١٩٦١ (ابن إسحاق) ، بينما كناه محقّق الكتاب (أبو القاسم) [انظر ص ٩ من الطبعة المشار إليها] .عنوان (المسالك والممالك) حمله أكثر من كتاب لأكثر من مؤلّف جغرافىّ. فهناك (المسالك والممالك) لأبى جعفر أحمد بن الحارث بن المبارك الخزّاز ت ٢٥٨ هـ، و (المسالك والممالك) لأبى العبّاس جعفر ابن أحمد المروزىّ ت ٢٧٤ هـ. ويقول صاحب (الفهرست) إنه أوّل من ألّف كتابا فى المسالك والممالك.وممن ألّفوا كتبا بهذا العنوان: أبو العبّاس أحمد بن محمد بن مروان ابن الطيّب السّرخسى ت ٢٨٦ هـ، ومنهم: أبو عبد الله أحمد بن محمد ابن نصر الجيهانى (ق ٣ هـ) ، ومنهم: عبيد الله بن أحمد بن خرداذ به€
H. 300 yılı vefat edenler; bunlardan biri de Ebû Zeyd Ahmed b. Sehl el-Belhî'dir (ö. 322). İstahrî ise kendisinden önce gelenlerin ardındaki tabakada yer almakta olup, bu tabakanın merkezi Hicrî dördüncü asırdır. Bu tabakanın en seçkin simaları arasında –İstahrî'nin yanı sıra– Ebü'l-Ferec Kudâme b. Ca‘fer (ö. 337) –ki şöhreti, onun ülkeler ve bölgeler coğrafyasında kayda değer çalışmaları bulunduğu gerçeğini gölgelemez–, *Mürûcü'z-Zeheb* sahibi Mes‘ûdî (ö. 346), İbn Havkal (ö. 367) ve *Ahsenü't-Tekāsîm fî Ma‘rifeti'l-Ekālîm* sahibi Mukaddesî (Şemseddin Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed, ö. 375) yer almaktadır.
Ülkeler ve bölgeler coğrafyasına dair telifâtın bu denli genişlemesi, bizi –ilk bakışta uzak görünebilecek– bir benzerlik yönüne çekmektedir: Bu kitapların konusu ile *Zehâir*'in önceki bölümünde takdim ettiğim kitabın, yani Hârizmî'nin (ö. 387) *Mefâtîhu'l-Ulûm* adlı eserinin konusu arasında; keza yine onun yanında takdim edilen Fârâbî'nin (Ebû Nasr Muhammed b. Muhammed b. Tarhan, ö. 339) *İhsâu'l-Ulûm*'u ile Ebü'l-Ferec Muhammed b. İshak en-Nedîm'in (ö. 380) *el-Fihrist*'i arasında olduğu gibi.
Her iki telif türü de tarihî ve medenî bir anlam taşır; her ikisi de bir yandan İslâm dünyasının sınırlarının genişlediğine, diğer yandan Arap-İslâm ilimlerinin bir olgunluk, ihtişam ve dallanma aşamasına ulaştığına delâlet eder. İslâm dünyasının sınırlarının genişlemesi, onun ve o dönemde bilinen dünyanın geri kalan bölgelerinin –nüfus, memleketler, yollar ve tabii özellikler bakımından– tanıtılmasını gerekli kılmıştır; ticaret ve çalışma, yahut tahsil ve araştırma, yahut da zevk ve tefekkür maksadıyla bu bölgeler arasında seyahati kolaylaştırmak üzere. Buna karşılık, Arap-İslâm ilimlerinin ihtişam ve dallanması ise bu ilimlerin istatistiğinin yapılması, ardından sınıflandırılması ve fihristinin çıkarılması çalışmalarını doğurmuştur.
İşte Arap-İslâm kültür kervanı, elverişli şartları altında, gelişme ve ufuk genişliği istikametinde hızla ilerlemekte, geriliğe sürükleyen ve kapalılığa iten her şeyden yüz çevirmekteydi.
Abdülhakim Râdî
ت ٣٠٠ هـ، ومنهم: أبو زيد أحمد بن سهل البلخى ت ٣٢٢ هـ.ويجيء الإصطخرى مؤلّفنا فى الطبقة التى تلى من تقدّم، ومركزها فى القرن الرابع الهجرى، ومن أبرز أعلامها- إلى جانب الإصطخرى- أبو الفرج قدامة بن جعفر ت ٣٣٧ هـ[وشهرته كنا قد لا تمنع من أنّ له جهودا مدوّنه فى جغرافية البلدان والأقاليم] ، والمسعودى- صاحب (مروج الذهب) ت ٣٤٦ هـ، وابن حوقل ت ٣٦٧ هـ، والمقدسى (شمس الدين أبو عبد الله محمد بن أحمد ت ٣٧٥ هـ) صاحب (أحسن التقاسيم فى معرفة الأقاليم) .اتّساع التأليف فى جغرافية البلدان والأقاليم يلفتنا إلى وجه من الشّبه، قد يبدو- لأول وهلة- بعيدا، بين موضوع هذه الكتب وموضوع الكتاب الذي قدمته (الذخائر) فى حلقتها السابقة، وهو كتاب (مفاتيح العلوم) للخوارزمى ت ٣٨٧ هـ، والذي قرن إليه عند تقديمه كتابا (إحصاء العلوم) للفارابى (أبو نصر محمد بن محمد بن طرخان ت ٣٣٩ هـ) و (الفهرست) لأبى الفرج محمد بن إسحاق النديم ت ٣٨٠.كلا الضربين من موضوعات التأليف يحمل دلالة تاريخيّة وحضاريّة، كلاهما دالّ على اتّساع رقعة العالم الإسلامى من جهة، وعلى بلوغ العلوم العربيّة الإسلامية مرحلة من النضج والازدهار والتشعّب من جهة أخرى، اتّساع رقعة العالم الإسلامى اقتضى التعريف به بل وببقيّة مناطق العالم المعروفة وقتها، سكّانا وبلادا وطرقا ومعالم طبيعيّة؛ تسهيلا للتنقل بينها، تجارة وعملا، أو دراسة وبحثا، أو متعة وتأمّلا. بينما اقتضى ازدهار العلوم الإسلامية العربيّة وتشعبها العمل على إحصائها ثم تصنيفها وفهرستها.هكذا مضى ركب الثقافة العربيّة الإسلامية، فى ظلّ ظروفه المواتية، حثيثا فى اتجاه التطوّر وسعة الأفق، عازفا عن كلّ ما يجرّ إلى التأخّر ويبعث على الانغلاق.عبد الحكيم راضى€
Bu baskının muhakkiki Prof. Dr. Muhammed Câbir Abdülâl el-Hînay'dır. Aziz okuyucu… Mazur görünüz… Zira muhakkik hoca hakkında yeterli bilgiye ulaşamadık. Pek çok arkadaş ve meslektaşımıza, kendisi hakkında yakından veya uzaktan bilgi sahibi olabileceklerini umarak soru yönelttik. Ancak elde ettiklerimiz ne bir ihtiyacı gidermeye ne de bir susuzluğu dindirmeye yaradı. Hocalarımdan birinin «1» ifadesine göre Dr. el-Hînay, meslek hayatına Kahire Üniversitesi Umumî Kütüphanesi'nde çalışarak başlamıştır. Bir dostum «2» ise beni, Mısır Darü'l-Kütüb'ü tarafından basılan Neveyrî'nin Nihâyetü'l-Ereb adlı eserinin bazı ciltlerinin onun tahkikiyle neşredildiğine dikkat çekti. Nitekim yirmi ikinci ve yirmi beşinci ciltlerde onun adını gördüm. Keza Kahire Üniversitesi Umumî Kütüphanesi kataloglarından, adıyla bağlantılı üç kitabın isimlerini tespit ettim. Bunlardan biri, bu fasikülde takdim ettiğimiz İstahrî'ye ait el-Mesâlik ve'l-Memâlik adlı eserin tahkikidir. Diğer ikisi ise bizzat kendi telifidir. Bunlardan biri, A'lâmü'l-Arab serisinde Mısır Genel Telif Müessesesi tarafından 1962 yılında yayınlanan el-Hansâ, Benî Süleym'in Şairi'dir. Diğeri ise Çağdaş Akâid ve Dinler: Büyük Dinler adıyla Mısır Genel Telif ve Neşir Heyeti tarafından 1971 yılında yayınlanmıştır. Bana gelince, kendisiyle 1979-1980 akademik yılında Ayn Şems Üniversitesi Terbiye Fakültesi'nde karşılaştım; zira ikimiz de fakültede bazı dersler vermek üzere görevlendirilmiş idik. Kitabın muhakkiki Prof. Dr. hakkında sahip olduğumuz bilgiler işte bundan ibarettir. Ez-Zehâir Serisi Tahrir Heyeti, kendisi hakkında ileride istifade edilmek üzere uygun bir biyografi yazılmasına yardımcı olacak her türlü bilgiyi memnuniyetle karşılayacaktır. Başmuharrir.
محقق هذه الطبعة الأستاذ الدكتور محمد جابر عبد العال الحينىعزيزى القارئ … معذرة.. إذ لم نستطع الحصول على معلومات كافية عن الأستاذ المحقق، وقد لجأنا إلى سؤال العديد من الأصدقاء والزملاء الذين توقعنا أن تكون لهم به معرفة من قريب أو بعيد. لكن ما حصلنا عليه لم يكن ليسد رمقا أو يروى غلة..لقد ذكر لى أحد أساتذتى «١» أن الدكتور الحينى بدأ حياته بالعمل فى المكتبة العامة لجامعة القاهرة. ونبهنى أحد الأصدقاء «٢» إلى أنه حقق بعض أجزاء كتاب (نهاية الأرب) للنويرى الذي طبعته دار الكتب المصريّة، وقد وجدت اسمه بالفعل على الجزءين الثانى والعشرين والخامس والعشرين، كما استخرجت من فهارس المكتبة العامة لجامعة القاهرة أسماء ثلاثة كتب اقترنت باسمه، أحدها بتحقيقه، وهو كتاب (المسالك والممالك) للإصطخرى الذي نقدمه فى هذه الحلقة، والآخران من تأليفه، أحدهما (الخنساء، شاعرة بنى سليم) وقد صدر فى سلسلة أعلام العرب، عن المؤسسة المصرية العامة للتأليف سنة ١٩٦٢، والآخر (فى العقائد والأديان المعاصرة، الديانات الكبرى) عن الهيئة المصرية العامة للتأليف والنشر سنة ١٩٧١. أما أنا فقد التقيت به فى العالم الجامعى ٧٩/١٩٨٠ فى كلية التربية بجامعة عين شمس، حيث كان كلانا منتدبا لإلقاء بعض المحاضرات بالكلية..ذلك كلّ ما لدينا عن الأستاذ الدكتور محقق الكتاب، وإن هيئة تحرير سلسلة الذخائر ليسعدها أن تتلقى أى معلومات عنه تفيد فى كتابة ترجمة مناسبة له يمكن الإفادة منها فى المستقبل.رئيس التحرير€
İbni Hurdâzbih’in kitabı, Ceyhânî’nin kitabı ve Ebu’l-Ferec Kudâme b. Ca‘fer’in Tezkire’si [1]. Bu kitaplar, Bağdat’ta İstahrî ile karşılaşıncaya kadar onun ilgisini çekmeye devam etti; nihayet onun kitabını alıp diğer kitaplara ihtiyaç duymaz hâle geldi. Bu dönemde ilm-i buldan tarihini inceleyen araştırmacı, bu ilmin, dehalardan sayılan iki kişi olan Ebû Zeyd el-Belhî ve Ceyhânî’nin elinde geliştiğini görür; öyle ki, onlara muhalefet etmenin gerekçelendirilmesi gereken bir durum olduğu söylenebilir. Mukaddesî, Ahsenü’t-Tekâsîm adlı kitabında onlara muhalefet etmiştir. Dicle ile Fırat arasına Bâbil adını veren Ceyhânî’ye, bu adlandırmada muhalefet ederek bu bölgeye Irak iklimi adını vermiş ve şu sözüyle bunu açıklamıştır: “Görmüyor musun, Ceyhânî bu bölgeleri anmaya başlayıp onlara Bâbil iklimi adını verdi… Hâlbuki biz İslâm topraklarını boydan boya kat ettik; halkın ‘Bu Irak iklimidir’ demekten başka bir şey söylediğini işitmedik. Çoğu insan Bâbil’in nerede olduğunu bilmez.” [2] Ayrıca Ebû Zeyd el-Belhî’ye doğu bölgesinin taksimi konusunda muhalefet etmiş ve bunu şu sözüyle açıklamıştır: “Ebû Zeyd onu Horasan, Sicistan ve Mâverâünnehir olmak üzere üç iklim kılmıştı; biz ise onu, aralarını Ceyhun’un ayırdığı iki taraflı tek bir iklim kıldık.” [2] Bu anlattıklarımızdan, bu iki öncü olan Ebû Zeyd el-Belhî ve Ceyhânî’nin ilm-i buldan öncüleri nezdinde ne kadar yüksek bir mertebeye sahip oldukları gerçeği açığa çıkmaktadır. İşte bu seçkin konum, müstensihleri erken dönemde İstahrî’nin kitabına, Ebû Zeyd el-Belhî’nin getirdiği “Süverü’l-Ekālîm” (İklimlerin Suretleri) terimini asıl kitap başlığının yanına eklemeye sevk etmiştir. Bu durum, İslâm Ansiklopedisi’ni (Dâiretu’l-Ma‘ârifi’l-İslâmiyye) karıştırmış ve İstahrî’nin kitabını Ebû Zeyd el-Belhî’ye nispet etmesine veya onun eserine dayandırmasına yol açmıştır. Oysa bu, hiçbir dayanağı veya delili olmayan bir şüphedir. İstahrî maddesinin yazarı bu iddiayı, sözünü haklı çıkaracak hiçbir kanıtla desteklemeden ortaya atmıştır. Bu iddia delille desteklenmediği için göz ardı edilmeyi hak etmektedir. Ancak şunu belirtmeden geçemeyiz: Kitabın İstahrî’ye aidiyetinin doğruluğu, bizzat kitaptan ve çağdaşlarından delillerle sabittir. Nitekim İstahrî, Fars hakkında konuşurken yazdığı bir risaleye işaret ederek şöyle der: “Risalede, okuyanın her kuranın (eyaletin) rustaklarıyla (nahiyeleriyle) birlikte yerini ve buralardaki şehirlerin konumlarını bileceği şeyleri zikrettim, inşallah.” İbn Havkal da, kendisinin Bağdat’ta İstahrî Ebû İshak el-Fârisî ile karşılaştığına ve ondan kitabını düzeltmek amacıyla aldığına şahitlik eder ve şöyle der: “Ebû İshak el-Fârisî ile karşılaştım; Hind diyarının bu tasvirini çizmiş, fakat onu karıştırmıştı. Fars’ı çizmiş ve onu güzel yapmıştı. Ben ise bu sayfadaki Azerbaycan tasvirini çizmiştim; onu beğendi. Cezire tasvirini de çok iyi buldu. Mısır için çıkardığı tasvir bozuk, Mağrib’e ait olanın çoğu ise hatalıydı. Dedi ki: ‘Doğduğun yere ve eserine baktım; senden, bu kitabımı yanıldığım yerlerde düzeltmeni istiyorum.’ Ben de onun zor olmayan kısımlarını düzelttim ve kitabı ona nispet ettim.” [3] İbn Havkal’ın sözünden, şüpheye veya tartışmaya mahal vermeyecek açıklıkla anlaşılmaktadır ki İstahrî’nin bir kitabı vardır, o da onu iddia ettiği gibi düzeltmiştir ve bu kitap İstahrî’ye nispet edilmektedir. Buna ek olarak Yâkût el-Hamevî, Mu‘cemü’l-Büldân’da nakletmektedir
كتاب ابن خرداذبه وكتاب الجيهانى وتذكرة أبى الفرج قدامة بن جعفر] «١» . ظلت هذه الكتب تستحوذ عليه حتى لقى الإصطخرى فى بغداد، فأخذ كتابه واستغنى به عن غيره من الكتب.يرى الدارس لهذه الفترة من تاريخ علم البلدان أنّ هذا العلم قد تطور على يدى رجلين يعدّان من النوابغ هما أبو زيد البلخى والجيهانى، حتى ليمكن أن يقال إن مخالفتهما أمر كان ينبغى أن يبرّر، خالفهما المقدسى فى كتابه أحسن التقاسيم، خالف الجيهانى- الذي كان يسمى ما بين دجلة والفرات بابل- فى هذه التسمية وسمّى الإقليم العراق، وبيّن ذلك فى قوله: [.. ألا ترى الجيهانى ابتدأ بذكر هذه النواحى وسماها إقليم بابل …وقد شققنا الإسلام طولا وعرضا فما سمعنا الناس يقولون إلا هذا إقليم العراق وأكثر الناس لا يعلمون أين بابل] «٢» ، وخالف أبا زيد البلخى فى تقسيم المشرق وبيّن هذا فى قوله: [وقد جعله أبو زيد ثلاثة أقاليم خراسان وسجستان وما وراء النهر وأما نحن فجعلناه واحدا ذا جانبين يفصل بينهما جيحون] «٢» ، يتضح مما سقناه حقيقة هى ما لهذين الرائدين أبى زيد البلخى والجيهانى من مكانة سامية عند رواد علم البلدان، هذه المكانة الممتازة هى التى جعلت النساخ يضعون على كتاب الاصطخرى فى هذا العصر المبكر، الاصطلاح الذي جاء به أبو زيد البلخى وهو صور الأقاليم إلى جانب عنوان الكتاب الأصلى، الأمر الذي أشكل على دائرة المعارف الإسلامية فنسبت كتاب الاصطخرى لأبى زيد البلخى أو جعلته معوّلا عليه، وهذه شبهة ليس لها سند أو دليل، وقد أطلقها كاتب مادة الاصطخرى دون أن يؤيد دعواه بأية حجة تسوّغ قوله، ولئن كانت هذه الدعوى غير مؤيدة بالبرهان، ومن ثم فهى تستحق الإهمال، لكن لا يفوتنا أن نشير إلى أن صحة نسبة الكتاب إلى الاصطخرى يقوم عليها الدليل من الكتاب نفسه ومن المعاصرين، ففى حديث الاصطخرى عن فارس يشير إلى رسالة ألّفها، قال: [وقد ذكرت فى الرسالة ما يعلم من قرأها موضع كل كورة برساتيقها ومواضع المدن بها إن شاء الله تعالى] ، ويشهد ابن حوقل أنه لقى الاصطخرى أبا اسحاق الفارسى فى بغداد وأخذ منه كتابه لتصحيحه كما زعم، قال:[ولقيت أبا اسحاق الفارسى وقد صوّر هذه الصورة لأرض الهند فحلطها وصوّر فارس فجوّدها وقد كنت صورت أذربيجان التى فى هذه الصفحة فاستحسنها والجزيرة فاستجادها وأخرج التى لمصر فاسدة وللمغرب أكثرها خطأ وقال قد نظرت فى مولدك وأثرك وأنا أسألك إصلاح كتابى هذا حيث ضللت فأصلحت منه غير مشكل وعزوته إليه] «٣» ، والواضح من قول ابن حوقل وضوحا لا يقبل الشك ولا الجدل أنّ للاصطخرى كتابا وأنه أصلحه كما زعم، وأن هذا الكتاب منسوب للأصطخرى، زد على ذلك أن ياقوت الحموى فى معجم البلدان ينقل
Bu baskının referansları: Merhûm Profesör Doktor Muhammed Şefik Garbal (1311-1381 H / 1961-1984 M). Müverrih, eğitim adamı ve Kahire'deki el-Mecmau'l-Lugavî (Dil Akademisi) üyesiydi. 1915'te Dârü'l-Muallimîn-i Âliye'den mezun oldu. 1924'te İngiltere'de yüksek lisans yaptı. Dârü'l-Muallimîn-i Âliye'de ders verdikten sonra eski Mısır Üniversitesi'nde Tarih Yardımcı Doçenti oldu ve çeşitli görevlerde yükselerek aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi dekanlığına seçildi. Millî Eğitim Bakanlığı'nda (Maârif) fennî müşavir, ardından Sosyal İşler Bakanlığı müsteşarı olarak görev yaptı. Son yıllarında vefâtına kadar Arap Birliği bünyesindeki Arap Araştırmaları Enstitüsü'nü yönetti. Basılı eserlerinden: (1) Mısır Meselesinin Başlangıcı ve Mehmed Ali'nin Ortaya Çıkışı. (2) İngiliz Müzakereleri: İşgalden 1936 Anlaşması'na. (3) Arap Milletinin İnşâsında Tarihî Faktörlerin İncelenmesi İçin Tafsîlî Bir Müfredat. (4) İslâm'ın Büyük Şahsiyetleri serisinde 'Mehmed Ali el-Kebîr'. Tercümeleri: Medîne-i Fâzıla [Baker'den tercüme]. [Kaynak: el-A'lâm (Ziriklî), 6/159]
مراجع هذه الطبعة المرحوم الأستاذ الدكتور: محمد شفيق غربال ١٣١١- ١٣٨١ هـ ١٩٨٤- ١٩٦١ م- مؤرخ من رجال التعليم، ومن أعضاء المجمع اللغوى بالقاهرة.تخرج بمدرسة دار المعلمين العليا (١٩١٥) وحصل على الماچستير فى انجلترا (١٩٢٤) .- درّس بالمعلمين العليا، ثم كان أستاذا مساعدا للتاريخ فى الجامعة المصرية القديمة، وتدرّج فى مناصبها إلى أن اختير عميدا لكلية الآداب فيها.- عمل مستشارا فنيا لوزارة التربية والتعليم (المعارف) ثم وكيلا لوزارة الشئون الاجتماعية.- تولى فى أعوامه الأخيرة إدارة معهد الدراسات العربية بجامعة الدول العربية حتى وفاته.من مؤلفاته المطبوعة:(١) بداية المسألة المصرية وظهور محمد على.(٢) المفاوضات البريطانية من الاحتلال إلى معاهدة ١٩٣٦.(٣) منهاج مفصل لدراسة العوامل التاريخية فى بناء الأمة العربية.(٤) «محمد على الكبير» فى سلسلة أعلام الإسلام.من مترجماته:المدينة الفاضلة «ترجمة عن بيكر» .[الأعلام للزركلى ٦/١٥٩]€
Zenc bölgesine kadar) o, Nil'in cennetten çıktığına dair hurafeleri reddeder. Bu durum, onun Deylem hakkındaki sözlerinde de açıkça görülür: (Evvelkilerin saçmalıklarındandır ki Dahhâk orada zincire vurulmuştur). Yemen hakkındaki sözlerinin sonunda ise şöyle der: (Oradaki ğîlânlar hakkında, anlatmaya cesaret edemeyeceğim acayip şeyler anlatılır.) İşte bu örneklerden onun, aklının kendisine yol gösterdiği şekilde hakikati arayan, çağının mevcut yöntemleri ölçüsünde hurafelerin peşinden koşmayı reddeden bir adam olduğu görülür. Ayrıca o, telifte emindir; iyilikleri ve kötülükleri, bunlar kendi kavmi olan Farslar hakkında dahi olsa zikreder. Fars hakkındaki faslında şöyle demiştir: (Farslardan bir topluluk, kendilerini mezheplerden çıkaran dinler uydurup onlara davet etmiş ve bu uğurda ortaya çıkmışlardır. Eğer onların işlerini ihmal etmek bir tür asabiyet ve taassup kapısı olmasaydı, güzellikleri zikreder, başkalarını zikretmezdik.) İstahrî'nin kitabını okuyan, onun telifteki metodunun üç temele dayandığını açıkça görür: Birincisi, müşahede ve görüşe göre tasvirdir. Bunu, onun Mâverâünnehir bölgesi, Semud diyarı ve diğerleri hakkındaki sözlerinde açıkça bulursunuz. İkincisi, gücü yettiğince doğruluğu araştırmak; bazen başkalarına muhalefet ederek, bazen de onlarla mutabık kalarak. Üçüncüsü ise haberleri işitmek ve rivayetlerinde iktisatlı davranmaktır. O bunu kitabının mukaddimesinde şöyle açıklamıştır: (Haberlerde bulunabilir ve her ülke halkından bir şeyi tahkik etmek isteyen için bu zor değildir. Bu sebeple mesafeleri, şehirleri ve zikrettiğimiz diğer şeyleri zikretmede geniş davrandık.) Bunun anlamı, onun nakilden müstağni olduğu değil, rivayette iktisada riayet ettiği ve kitabı için gerekli ve tamamlayıcı olanı, doğruluk, mantık ve tasvir açısından kendi metoduyla uyumlu gördüğü şeyleri tespit ettiğidir. Araştırmacıdan gizli değildir ki bu zat, hayatının son yıllarını bu kitabı telif ederek geçirmiştir. Bunu kitabının satır aralarında açıkça görürsünüz. Onu hicrî dördüncü asrın başlarında Arap diyarında bulursunuz. Nitekim şu sözünden anlaşılmaktadır: (Mekke'de, benden sonra oradan çıktığımda bazı valilerin çalıştırdığı bir kaynaktan getirildiğini duyduğum bir su dışında akan su yoktu; bu iş Müminlerin Emiri Muktedir zamanında tamamlandı.) Bu, onun kendi üslubunca kitabını telife hicrî dördüncü asrın başlarında başladığına ve İslam diyarlarındaki seyahatlerinin sonucu olarak dördüncü asrın ortalarına kadar eklemeler yaptığına işaret eder. Şu sözü de buna delildir: (Semerkand'da orada ikametim sırasında bir fitne çıktı; kapı yakıldı ve yazılar gitti. Kapıyı yine demirden olmak üzere, Ebu'l-Muzaffer Muhammed b. Lokman b. Nasr b. Ahmed b. Esed, o yazılar olmaksızın yeniden yaptı.) Bundan anlıyoruz ki bu zat, kitabını telife ancak olgunlaştıktan, birçok tecrübe biriktirdikten ve duyduğu haberleri eledikten sonra girişmiş ve bu eser, onu yaklaşık yarım asır uğraştıran bir çaba ve ilmin mahsulüdür. Bununla birlikte, İstahrî'nin kitabının kendisine gösterilen ilgiyi davet eden bir öneme sahip olmasına şaşmamalı; müstensihleri onu kopyalamaya ve dağıtmaya sevk eden bir önem. Ancak zatın kendi zamanında şöhretinin olmaması, onun yaygınlaşmasını engelleyen bir faktördü ve bu sebeple sınırlı kaldı.
إلى حد الزنج) ، فهو يرفض الخرافات التى تجعل النيل ينبع من الجنة، ويتضح ذلك أيضا فى حديثه عن الديلم (وفى حماقات الأولين أن الضحاك مقيد بها) ، وفى ختام حديثه عن اليمن فى قوله: (ويحكى عن الغيلان بها من الأعجوبة ما لا أستجيز حكايته) ، فمن هذه الأمثلة تراه رجلا يبحث عن الحقيقة وفق ما يهديه إليه عقله، ويرفض الجرى وراء الخرافات قدر المناهج المتاحة لعصره، وهو بعد ذلك أمين فى التأليف يذكر المحاسن والمساوئ وإن كانت فى قومه الفرس، قال فى فصله عن فارس: (وقد انتحل قوم من الفرس ديانات خرجوا بها من المذاهب فدعوا إليها وانتصبوا لها، لولا إهمال أمرهم ضرب من العصبية وباب من التحامل فنذكر المحاسن ولا نذكر غيرها) .والقارئ لكتاب الاصطخرى يلاحظ فى وضوح أن منهجه فى التأليف يقوم على أسس ثلاثة، أولاد المشاهدة والوصف وفق الرؤية، وتجد ذلك واضحا فى حديثه عن إقليم ما وراء النهر وديار ثمود وغيرهما، وثانيا تحرى الدقة جهد الطاقة مخالفا غيره تارة ومتفقا تارة أخرى، وثالثا سماع الأخبار والاقتصاد فى روايتها، ولقد بيّن ذلك فى مقدمة كتابه قائلا: (فقد يوجد فى الأخبار ولا يتعذر على من أراد تقصّى شىء من ذلك من أهل كل بلد، ولذلك تجوّزنا فى ذكر المسافات والمدن وسائر ما نذكره) ، وليس معنى هذا أنه استغنى عن النقل، وإنما معناه أنه تحرى الاقتصاد فى الرواية، وأثبت ما هو ضرورى ومكمل لكتابه، مما رآه متفقا ومنهجه فى الصحة والمنطق والتصوير.ولا يخفى على الباحث أن الرجل أنفق السنين الأخيرة من حياته مؤلفا لهذا الكتاب، وأنت ترى ذلك واضحا بين ثنايا كتابه، تراه فى بلاد العرب فى أوائل القرن الرابع، كما يتبين ذلك من قوله: (وليس بمكة ماء جار إلا شيء بلغنى بعد خروجى عنها أنه أجرى إليها من عين كان عمل فيها بعض الولاة فاستتم فى أيام المقتدر أمير المؤمنين) ، وهذا يشير- وفقا لمهجه- أنه بدأ فى تأليف كتابه فى أوائل القرن الرابع الهجرى، وأنه ظل يضيف إليه نتيجة مرحلته فى الأقطار الإسلامية حتى حوالى منتصف القرن الرابع، كما يدل على ذلك قوله: (فوقعت فتنة بسمرقند فى أيام مقامى بها وأحرق الباب وذهبت الكتابة وأعاد ذلك الباب أبو المظفر محمد بن لقمان بن نصر ابن أحمد بن أسد كما كان من حديد من غير تلك الكتابة.) ، ومن هذا ندرك أن الرجل لم يأخذ فى تأليف الكتاب إلا بعد نضجه واختزان كثير من التجارب وغربلة ما سمع من أخبار، وأنه ثمرة جهد وعلم كلفاه نصف قرن تقريبا.ومع ذلك فلا عجب أن يكون لكتاب الاصطخرى أهمية تدعو إلى الاحتفال به، أهمية تدفع النساخ أن يقوموا بنسخه وتوزيعه، ولكن عدم شهرة الرجل فى زمانه كانت عاملا يعوق رواجه، ومن ثمّ ظل محدود
Bu baskının takdim yazısını kaleme alan Prof. Dr. Abdülâl Abdülmün‘im eş-Şâmî – Kahire Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü'nden mezun oldu. Coğrafya alanında yüksek lisans (1973) ve doktora (1977) aldı. Öğretim üyesi kadrolarında ilerleyerek Kahire Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü'nde emekli öğretim üyesi oldu.
Eserlerinden bazıları:
- Coğrafi Faktörün Ümmü'l-Kurâ'nın (Mekke) İslam Öncesindeki Refahına Etkisi. İslam Araştırmaları Dergisi, yıl 2, sayı 1.
- Müslüman Coğrafyacıların Harita Çizimindeki Çabaları, Kuveyt 1981.
- Yâkût el-Hamevî'ye Göre Mısır'ın Şehirleri ve Köyleri, Kuveyt 1981.
- Araplarda Şehir Coğrafyası, Âlemü'l-Fikr, c. 9/14, Kuveyt 1978.
- el-Vatvât'ın 'Mebâhicü'l-Fikr ve Menâhicü'l-İber' Adlı Eseri (İnceleme ve Tahkik), Kuveyt 1981.
- Arap Yazmalarında Mısır'da Sulama ve Tarım Sistemleri, Üçüncü Uluslararası Araplarda Bilim Tarihi Sempozyumu, Millî Konsey, Kuveyt 1983.
- İbn Haldun'da Yerleşme Coğrafyası, Kuveyt 1988.
- Orta Çağ'da Mısır Vahalarında Yerleşme, c. 4/s. 4, 1990, Minya Edebiyat Fakültesi.
- Hicrî Sekizinci Yüzyılda Mısır'ın Şehirleri ve Köyleri – Birinci Kısım – Edebiyat ve Beşerî Bilimler Dergisi, Özel Yayınlar Serisi, c. 9, s. 1, 1991, Minya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilimsel Dergisi.
مقدم هذه الطبعة الأستاذ الدكتور عبد العال عبد المنعم الشامى- تخرج فى قسم الجغرافيا بكلية الآداب جامعة القاهرة.- حصل على الماچستير (١٩٧٣) ، والدكتوراه (١٩٧٧) فى الجغرافيا.- تدرج فى وظائف هيئة التدريس حتى أصبح استاذا متفرغا بقسم الجغرافيا بآداب القاهرة.من مؤلفاته:- أثر العامل الجغرافى فى ازدهار أم القرى قبل الإسلام.مجلة الدراسات الإسلامية، السنة الثانية، العدد الأول.- جهود الجغرافيين المسلمين فى رسم الخرائط، الكويت ١٩٨١.- مدن مصر وقراها عند ياقوت الحموى، الكويت ١٩٨١.- جغرافية المدن عند العرب، عالم الفكر، مج ٩/١٤، الكويت ١٩٧٨.- من مباهج الفكر ومناهج العبر للوطواط- دراسة وتحقيق، الكويت، ١٩٨١.- نظم الرى والزراعة فى مصر فى الكتابات العربية، الندوة العالمية الثالثة لتاريخ العلوم عند العرب، المجلس الوطنى، الكويت ١٩٨٣.- جغرافية العمران عند ابن خلدون، الكويت ١٩٨٨.- العمران فى الواحات المصرية خلال العصر الوسيط، مج ٤/ع ٤، ١٩٩٠ كلية الآداب بالمنيا.- مدن مصر وقراها فى القرن الثامن الهجرى- القسم الأول- مجلة الآداب والعلوم الإنسانية، سلسلة الإصدارات الخاصة، مج ٩ ع ١، ١٩٩١ المجلة العلمية بكلية الآداب جامعة المنيا.€
Takdim: Dr. Abdulâl eş-Şâmî kaleme almıştır. İstahrî, hicrî dördüncü asırda ortaya çıkıp gelişen Arap coğrafya ekolünün, bölgesel çalışmalar ve haritacılık sahasındaki önde gelen simalarındandır. Bu ekol, öncüleri Belhî (Ebû Zeyd Ahmed b. Sehl el-Belhî) olan, ardından İstahrî'nin takip ettiği, çağdaşı İbn Havkal ve kendisinden sonra gelen Makdisî'den müteşekkil bir grup coğrafyacının ürününde tecessüm eder. Bunlar eserlerinde, iklim (bölge) lafzına, Yunan coğrafyasındaki yedi iklim anlayışından farklı bir mana kazandırmışlardır. Bu yeni yönelimle "iklim"den maksat, tabiî sınırları kolayca belirlenebilen mekânsal bir birlik; ayrıca merkezî siyasî bir nizama tâbi idarî-siyasî bir birimdir. Çoğu zaman bu bölgesel birlikler, sosyal yönler bir yana, aynı etnik ve dilsel kökene sahiptir. Önceki taksimatlardan farklı olan bu yeni yönelim, "iklim" lafzının delâletine en yakın olanıdır; zira Yâkût el-Hamevî'nin dediğine göre, "iklim" adını, komşu olduğu araziden "miklûm" (kesilmiş/ayrılmış) olduğu için almıştır, yani kesilmiş demektir. "Kalem" kelimesi lügatte aslen kesmek anlamındadır. Kur'ân-ı Kerîm'de de: "O vakit kalemlerini atıyorlardı" [Âl-i İmrân Sûresi, 44. âyet] buyrulmuştur. İstahrî, kitabının mukaddimesinde şöyle der: "Bu kitabımda yeryüzünün iklimlerini memleketler esasına göre zikrettim; bunlardan kasdım, şehirlerinin tafsilâtıyla birlikte İslâm beldeleridir…"
تقديم بقلم د. عبد العال الشامىيعتبر الإصطخرى من أعلام المدرسة الجغرافية العربية فى مجال الدراسات الإقليمية ورسم الخرائط التى ظهرت وازدهرت فى القرن الرابع الهجرى، وتتمثل هذه المدرسة فى نتاج مجموعة من الجغرافيين بدأت برائدهم البلخى (أبو زيد أحمد بن سهل البلخى) ثم تبعه الإصطخرى، الذي عاصره ابن حوقل وجاء من بعده المقدسى.وقد اعتمد هؤلاء فى مؤلفاتهم على إكساب لفظ الإقليم دلالة مغايرة لما كانت عليه الجغرافية عند الإغريق من حيث ما يسمى بالأقاليم السبعة، وجاء هذا الاتجاه الجديد ليقصد بالإقليم كيانا مساحيّا يسهل تحديد حدوده الطبيعية، كما أنه وحدة إدارية سياسية خاضعة لنظام مركزى سياسى موحد، وكثيرا ما كانت هذه الكيانات الإقليمية ذات أصول عرقية ولغوية موحدة فضلا عن الجوانب الاجتماعية.ومثل هذا الاتجاه الجديد المغاير للتقسيمات السابقة أقرب ما يكون لمدلول لفظ الإقليم؛ لأنه كما يقول ياقوت الحموى: إنما سمى إقليما لأنه مقلوم من الأرض التى تتاخمه، أى مقطوع، والقلم فى أصل اللغة القطع وفى القرآن الكريم: إِذْ يُلْقُونَ أَقْلامَهُمْ[سورة آل عمران. الآية ٤٤] .يقول الإصطخرى فى مقدمة كتابه: «ذكرت فى كتابى هذا أقاليم الأرض على الممالك، وقصدت منها بلاد الإسلام بتفصيل مدنها …€
Yedi iklime gelince –ki yeryüzünün taksimi bu esas üzerinedir– bunu kastetmedim.” Kendi devrinde meskûn dünyanın haritasını çizerken şöyle demektedir: “İşte bu, dünyanın meskûn ve harap kısımlarını gösteren suretidir; memleketlere göre taksim edilmiştir. Yeryüzü memleketlerinin temeli dörttür: Fars memleketi, Rum memleketi, Çin memleketi ve Hind memleketi. İslâm geldiğinde her memleketten bir pay almış; böylece İslâm memleketi ortaya çıkmıştır.” Bu türden büyük ölçekli bir bölgesel taksimat, bugün Batı Avrupa, Sovyetler Birliği, Güneybatı Asya, Orta Doğu, Sahraaltı Afrika, Latin Amerika gibi büyük bölgelere dair bölgesel çalışmalarda incelediğimiz şeye oldukça benzemektedir. Ardından bu umumî memleket taksimatını, İslâm memleketinin kapsamlı ve tafsilatlı bir tetkiki takip etmiştir. Burada “iklim” lafzının manası daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır; zira İslâm vilâyetleri veya memleketleri, sınırları belirgin coğrafî bölgeler hâline gelmiş; her bölgenin, üzerine işlenebilecek görünür unsurları havi bir sureti (haritası) bulunmakta ve akabinde bölgenin coğrafyasını tafsilatlı bir şekilde açıklayan yazı gelmektedir. İşte burada bölgesel tetkik ile harita çizimi arasında şu söze uygun bir bağdaştırma görülmektedir: “Bu kitabımdaki gaye, bildiğim hiç kimsenin zikretmediği bölgeleri tasvir etmektir. Şehirlerine, dağlarına, nehirlerine, denizlerine, mesafelere ve zikredeceğim diğer hususlara gelince, bunlar haberlerde mevcuttur; her belde halkından bu hususların birini tahkik etmek isteyen için güç değildir. Bu sebeple mesafelerin, şehirlerin ve zikrettiğimiz diğer şeylerin anlatımında ihtisar yoluna gittik.” İşte İstahrî, kitabının başında bütün dünyanın bir suretini vermiş; ardından İslâm diyarlarındaki her bir bölgeye ayrı ayrı birer suret tahsis etmiştir. Bu bölgeler yirmi tanedir:
ولم أقصد الأقاليم السبعة التى عليها قسمة الأرض» . وحين رسم صورة معمور الأرض فى عصره قال: «فهذه صورة الأرض عامرها والخراب منها وهى مقسومة على الممالك. وعماد ممالك الأرض أربعة: مملكة فارس، ومملكة الروم، ومملكة الصين، ومملكة الهند. فلما جاء الإسلام أخذ من كل مملكة بنصيب. وبهذا ظهرت مملكة الإسلام» .ومثل هذا التقسيم الإقليمى الكبير هو أشبه بما ندرسه اليوم فى الدراسات الإقليمية لمناطق كبرى مثل: غرب أوروبا، الاتحاد السوفيتي، جنوب غرب آسيا، الشرق الأوسط، أفريقية جنوب الصحراء، إمريكا اللاتينية..ثم أعقب هذا التقسيم العام على الممالك بدراسة تفصيلية شاملة لمملكة الإسلام، وهنا يتضح مدلول لفظ الإقليم بصورة أوضح، حيث أصبحت ولايات أو ممالك الإسلام أقاليم جغرافية واضحة المعالم، ولكل إقليم صورة (خريطة) فيها ما يمكن توقيعه من ظاهرات ثم تأتى الكتابة كشرح مفصل لجغرافية الإقليم.وهكذا نجد هناك مزاوجة بين الدراسة الإقليمية ورسم الخريطة على نحو ما يقول: «الغرض من كتابى هذا تصوير الأقاليم التى لم يذكرها أحد علمته، أما ذكر مدنها وجبالها وأنهارها وبحارها والمسافات وسائر ما أنا ذاكره فقد يوجد فى الأخبار، ولا يتعذر على من أراد تقصى شىء من ذلك من أهل كل بلد، فلذلك تجوّزنا فى ذكر المسافات والمدن وسائر ما نذكره» .وإذا كان الإصطخرى قد قدّم لجميع الأرض صورة فى مستهل كتابه، فإنه قد أفرد بعد ذلك لكل إقليم من بلاد الإسلام صورة على حدة، وقد بلغت عشرين إقليما هى:€
1- Diyâr-ı Arab, 2- Bahr-ı Fars, 3- Mağrib, 4- Mısır, 5- Şam, 6- Bahr-i Rum, 7- Dicle ile Fırat arasında kalan el-Cezîretü'l-Fıratiyye (yani Irak'ın kuzey yarısı), 8- Irak, 9- Hûzistan (Arabistan), 10- Fars, 11- Kirman, 12- Sind ve Hind diyarları, 13- Ermeniyye ve Azerbaycan, 14- el-Cibâl, 15- Deylem, 16- Bahr-ı Hazar, 17- Fars ile Horasan arasındaki Mefâze, 18- Sicistan, 19- Horasan, 20- Mâverâünnehir (Ceyhun Nehri). Müşahede edileceği üzere, memleketlerin tertibinde Diyâr-ı Arab'ın diğerlerine takdim edilmesinde dînî mevkii itibarıyla dikkate alınmıştır. Bahr-ı Fars'ın (çağdaş anlamıyla Kızıldeniz ve Arab Körfezi kollarıyla Hint Okyanusu'nu teşkil eden bütün su kütleleri) Diyâr-ı Arab'ın ekserisini çevrelemesi hasebiyle, tasarımın tamamlanması için bu bölge Diyâr-ı Arab'ın akabinde zikredilmiştir. Ardından İslâm memleketleri en batı ucundan, yani bütün Afrika şimâli ve Endülüs, ardından Berka'ya kadar uzanan Mısır ve nihayet Şam olarak zikredilmiştir. Çalışmanın bu aşamasında Bahr-i Rum (Akdeniz) sahillerinin ekserisi, evvelki İslâm mülklerinde zikredilmiş olduğundan, müellif bu denizi bir bütün olarak tetkike geçmiştir. Ardından el-Cezîre'ye geçilmiş ve onu Irak takip etmiştir. Bu noktada İslâm beldelerinin batı kanadı tamamlanmış, sonra şark kanadına geçilmiştir. Şark kanadının tetkiki ise, onu iki enlemsel kuşağa (cenup ve şimal) ayırmak suretiyle yapılmış; cenup kuşağıyla başlanarak Irak'a civar olan memleketler, ardından daha doğuda olanlar zikredilmiş; böylece Hûzistan, Fars, Kirman, Sind ve Hind diyarları sayılmıştır.
١- ديار العرب، ٢- بحر فارس، ٣- المغرب، ٤- مصر، ٥- الشام، ٦- بحر الروم، ٧- الجزيرة الفراتية بين دجلة والفرات (أى النصف الشمالى من العراق) ، ٨- العراق، ٩- خوزستان (عربستان) ، ١٠- فارس، ١١- كرمان، ١٢- بلاد السند والهند، ١٣- أرمينية وأذربيجان، ١٤- الجبال، ١٥- الديلم، ١٦- بحر الخزر، ١٧- المفازة التى بين فارس وخراسان، ١٨- سجستان، ١٩- خراسان، ٢٠- ما وراء النهر (نهر جيحون) .ويلاحظ من حيث ترتيب الأقاليم الأخذ فى الاعتبار تقديم ديار العرب على غيرها وذلك لمكانتها الدينية، ولما كان بحر فارس بمدلول العصر (أى جملة المسطحات المائية الممثلة فى المحيط الهندى بذراعيه البحر الأحمر والخليج العربى) يحيط بمعظم ديار العرب؛ فقد ذكر تاليا لديار العرب حتى تستكمل الصورة، ثم جاء ذكر الأقاليم الإسلامية بعد ذلك من أقصى الغرب، أى كل الشمال الإفريقى والأندلسى، ثم مصر الممتده حتى برقة فالشام. وعند هذا الحد من الدراسة تكون معظم سواحل بحر الروم (البحر المتوسط) قد ذكرت فى ممالك الإسلام السابقة، ولهذا انتقل إلى دراسة هذا البحر ككل. ثم انتقل إلى الجزيرة وأعقب ذلك بالعراق- وعند هذا الحد يكون قد استوفى الجناح الغربى من بلاد الإسلام لينتقل بعد ذلك إلى الجناح الشرقى.ودراسة الجناح الشرقى جاءت على أساس تقسيمه إلى نطاقين عرضيين: جنوبى وشمالى، وقد بدأ بالنطاق الجنوبى بذكر الأقاليم المجاورة للعراق ثم ما يليها شرقا فذكر خوزستان- فارس- كرمان- بلاد السند والهند.€
Kuzey bölgesine gelince, batıda Ermeniyye ve Azerbaycan'dan başlayıp ardından dağlar (Irak ile Fars arasındaki Zagros Dağları kastedilmektedir) ve nihayet Deylem'e kadar uzanır. Burada Hazar (Kazvin) Denizi sahillerine ulaşmış olur ve daha sonra onu müstakil ve mütehid bir bölge olarak inceler. Sonra doğuda kalan İslam memleketlerine geçmeden evvel, Fars ile Horasan arasındaki Mefâze'nin, siyasî müstakil bir birlik olmasa da kendine has hususiyetleri olan bir bölge olarak değerlendirilmesi gelir. Nihayet Sicistan, Horasan ve Mâverâünnehir bölgelerini tetkik eder. Aşikârdır ki bu yirmi bölge arasında üç deniz bölgesi bulunmaktadır: Bahr-i Rûm, Bahr-i Fârs ve Bahr-i Hazar. Yani inceleme, coğrafî bakımdan belirgin bölgeler teşkil eden bu denizlerin havzalarını da içine almıştır ki bu, doğru bir bölgesel yaklaşımdır. Fars ile Horasan arasındaki Mefâze ise, etrafından farklı, mümtaz bir coğrafî bölge olarak kabul edilmiştir. Hatta İstahrî'nin dediği gibi: 'İslam ülkelerindeki mefâzelerin nüfus, köy ve şehir bakımından en az yoğunluğa sahip olanıdır. Aynı şekilde belli bir hâkimiyet altında da değildir; çünkü belirli bir bölgenin sınırları içinde yer almaz.' İşte böylece, bu müceddid bölgesel ekolün önde gelenlerinin, bu mefâzenin diğer Arap ve Berberî çöllerinden ve Kirman, Mekran ve Sind mefâzelerindekinden farklılığını tespitte sağlam bir bölgecilik metoduna sahip olduklarını görürüz. Zira bunların geneli çadır ve hasır kulübelerde meskûndur. Nihayet, önceki dört bölge hakkında zikredilenlerin ardından, geriye kalanların siyasî-idarî birimler, yani İslam vilayetleri olduğunu görürüz. Bunları ilk öncü olan Belhî (kitabı bize ulaşmamıştır), ardından İstahrî ve İbn Havkal zikretmiştir. Makdisî'ye gelince...
وأما فى النطاق الشمالى فبدأ فى الغرب بأرمينية وأذربيجان ثم الجبال (يقصد نطاق جبال زاجورس بين العراق وفارس) ثم الدّيلم. وهنا يكون قد وصل إلى سواحل بحر الخزر (قزوين) ومن ثم درسه كإقليم متكامل متحد.ثم قبل أن ينتقل إلى ما تبقى من ممالك الإسلام فى الشرق، جاءت دراسة المفازة التى بين فارس وخراسان كإقليم له مميزاته، وإن لم يكن وحدة سياسية مستقلة، وأخيرا يدرس أقاليم سجستان وخراسان وما وراء النهر.وواضح أن من بين هذه الأقاليم العشرين ثلاثة أقاليم بحرية: بحر الروم، وبحر فارس، وبحر الخزر، أى أن الدراسة شملت أحواض هذه البحار التى تمثل أقاليم جغرافية واضحة، وهو نهج إقليمى صحيح.أما المفازة بين فارس وخراسان فهى الأخرى اعتبرت إقليما جغرافيا متميزا ومختلفا عما حوله، بل كما قال الإصطخرى: من أقل مفاوز الإسلام سكانا وقرى ومدنا، كما أنها غير خاضعة لسلطان بعينه؛ لأنها ليست فى حيز إقليم بعينه. وهكذا نجد أعلام هذه المدرسة الإقليمية المجددة أصحاب منهج إقليمى سليم فى تحديد وجوه اختلاف هذه المفازة عن غيرها من بوادى العرب والبربر وما فى مفاوز كرمان ومكران والسند، فهذه عامتها مسكونة بالأخبية والأخصاص.أخيرا نجد بعد ما ذكر عن الأقاليم الأربعة السابقة أن ما تبقى هى وحدات سياسية- إدارية، أى ولايات إسلامية قد ذكرها البلخى الرائد الأول الذي لم يصلنا كتابه، ثم الإصطخرى وابن حوقل. أما المقدسى€
Zira onun, İslam diyarlarına dair bu taksimatta kendine has bir tasavvuru vardı; seleflerinden farklı düşünmesinde ise takdire şayan içtihadı ve mazaretleri bulunuyordu ki bu, Arap coğrafya fikrinin zenginleşmesine katkı sağlamaktadır. Nitekim Müller, bu ekolün önde gelenlerine ait 275 haritayı tespit etmiş; bunları, her birine dair bulduğu muhtelif yazmalardan derlemeyi başarmıştır. Coğrafî yazılarında temel olarak bölgelerin tasvirine veya şekillerin çizimine dayanan bu kimselere «Atlas-ı İslam Sahipleri» adını vermiştir. Bu harita koleksiyonu, tamamen onların icadı olan halis bir İslamî ürün olup, eşsiz bir tür ve yegâne bir dokudur; aynı zamanda İslam coğrafya düşüncesinin özgünlüğüne ve haritacılık alanında yenilik yapma kabiliyetine delil teşkil etmektedir. İstahrî'den ve bu istikamette onu takip edenlerden gelen haritaların genel hususiyetleri veya ortak vasıflarına gelince, bunlar yalnızca açıklayıcı haritalardır; aslî işlevleri mevkileri tam olarak tayin etmek değil, bilakis yeryüzünün ve denizlerinin genel heyetini, memleketlerin birbirine nisbetle konumlarını ve bu memleketlerin ihtiva ettiği, bölgenin coğrafyasını tanımak isteyenlere rehberlik edecek tabiî ve beşerî olayları beyan etmekten ibarettir. Ayrıca yolların menzil uzunluklarını ve hususiyetlerini bilmek suretiyle yolculara da fayda sağlar. Bütün bunlar devrin ve imkânlarının sınırları dâhilindedir. İbn Havkal ve Makdisî'de, bu bölgesel haritacılık ekolündeki gelişme seviyesine işaret eden kıymetli ilaveler bulacağız. İstahrî'nin, kitabında yer alan haritaları, kendisinden önce bölgeleri tasvir eden Belhî'den nakletmiş olabileceğine dair bir şüphe mevcuttur. Ancak bu mesele hicrî dördüncü asırda ortaya atılmıştır; zira bunu, Belhî'nin vefatından yarım asır sonra yaşamış olan Makdisî ve ayrıca Yâkût el-Hamevî zikretmiştir. Suçlama ise
فقد كان له تصوره الخاص فى هذه التقسيمات لديار الإسلام، وله اجتهاده المحمود ومبرراته فى أن يختلف مع سابقيه مما يمثل إثراء للفكر الجغرافى العربى.هذا وقد أحصى «ميللر» لأعلام هذه المدرسة ٢٧٥ خريطة استطاع أن يجمعها لهم من المخطوطات المختلفة التى عثر عليها لكل منهم، وأطلق على هؤلاء الذين اعتمدوا أساسا فى كتاباتهم الجغرافية على تصوير الأقاليم أو رسم الأشكال اسم «أصحاب أطلس الإسلام» ، وهذه المجموعة من الخرائط نوع فريد ونسيج وحيد جاء إنتاجا إسلاميا خالصا من ابتكار هؤلاء، ودليلا على أصالة الفكر الجغرافى الإسلامى وقدرته على التجديد فى مجال رسم الخرائط.أما عن الخصائص أو السمات العامة لخرائط الإصطخرى ومن جاء بعده فى هذا الاتجاه فهى خرائط توضيحية فقط، ليست وظيفتها الأساسية تحديد المواقع على وجه الدقة، بل مجرد بيان الهيئة العامة للأرض وبحارها وتوقيع البلاد بالنسبة لبعضها البعض وما تتضمنه من ظاهرات طبيعيّة وبشرية تفيد فى إرشاد الراغبين فى التعريف على جغرافية الإقليم، كما تنفع المسافرين على الطرق بمعرفة أطوال مراحلها وخصائصها، وكل ذلك فى حدود العصر وإمكانياته، وسوف نجد عند ابن حوقل والمقدسى إضافات قيمة تشير إلى مدى الارتقاء فى هذه المدرسة الجغرافية الإقليمية الخرائطية.وهناك شبهة أن يكون الإصطخرى قد نقل الخرائط الواردة فى كتابه عن البلخى الذي سبقه فى تصوير الأقاليم، ولكن هذه المشكلة قد أثيرت فى القرن الرابع الهجرى؛ فقد ذكرها المقدسى الذي عاش بعد نصف قرن من وفاة البلخى، وكذلك ياقوت الحموى وقد جاءت تهمة€