el-İstahrî'nin el-Mesâlik ve'l-Memâlik'i veya Mesâlikü'l-Memâlik - Leiden - Leiden. Ebû İshâk İbrâhîm b. Muhammed el-Fârisî el-İstahrî, el-Kerhî diye meşhur, dördüncü hicrî asrın meşhur coğrafyacısıdır. Fars'a bağlı İstahr'da doğmuş olup doğum tarihi bilinmemektedir. Vefatı hususunda ihtilaf edilmiş olmakla birlikte en kuvvetli rivayete göre 340 (m. 951) yılından sonra vefat etmiştir. İstahrî, Ebû Zeyd Ahmed b. Sehl el-Belhî'den (ö. 322/934) sonra İslâm dünyasında coğrafya ilminin kurucularından sayılır. Eserleri: İstahrî, «Süverü'l-Ekālîm» ve «el-Mesâlik ve'l-Memâlik» adlı iki eser bırakmıştır. Görünüşe göre önce birincisini telif etmiş, ardından onu şerh ve tafsil ederek el-Mesâlik ve'l-Memâlik ismini vermiştir. Mesâlik ve'l-Memâlik kitaplarından anlaşıldığına göre, bu coğrafya kitapları silsilesi Ebû Zeyd el-Belhî'nin eseriyle başlamış, İstahrî'nin telifiyle devam etmiş ve İbn Havkal'ın eseriyle tamamlanmıştır. Bu üç halkanın her biri belirli bir haritayla irtibatlıdır. Bu kitapların dayandığı haritalar silsilesine «İslâm Atlası» denmesi yerinde olur. Bu atlas, İslâm'da haritacılık faaliyetinin zirvesini gözler önüne sermektedir. İstahrî'nin her iki kitabı da muhteva fihristi bakımından birbirine benzemektedir; ancak el-Mesâlik ve'l-Memâlik, Süverü'l-Ekālîm'den daha şerhli ve tafsilâtlıdır.
المسالك والممالك للاصطخري أو مسالك الممالك - ليدن - ليدنأبو إسحاق إبراهيم بن محمد الفارسي الإصطخري المعروف بالكرخي جغرافي شهير في القرن الرابع الهجري. ولد في إصطخر من توابع فارس ولكن لا يعلم تاريخ ولادته وأما وفاته فقد اختلفوا فيها والأقرب أنه توفي بعد سنة ٣٤٠ هـ. يعتبر الإصطخري بعد أبي زيد أحمد بن سهيل البلخي (ت ٣٢٢ هـ) من مؤسسي علم الجغرافيا في العالم الإسلامي. آثارهخلف الإصطخري كتابين هما «صور الأقاليم» و «المسالك والممالك» . والظاهر أنه ألف الأول ثم شرحه وفصّله وسمّاه بالمسالك والممالك. يظهر من كتب المسالك والممالك أن هذه السلسلة من الكتب الجغرافية بدأت بكتاب أبي زيد البلخي واستمرت بتأليف الإصطخري وتمت بكتاب ابن حوقل. وكل واحدة من هذه الحلقات الثلاث ترتبط بخارطة معينة، وحري بهذه السلسلة من الخارطات التي ارتكزت هذه الكتب عليها أن تسمى بالأطلس الإسلامي، الأطلس الذي يعرض لنا ذورة عملية رسم الخرائط في الإسلام.كلا كتابي الإصطخري تتشابه من حيث فهرس المحتويات إلا أن كتاب المسالك والممالك أكثر شرحاً وتفصيلاً من كتاب صور الأقاليم.
Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. Allah, Efendimiz Muhammed Nebî'ye ve âline salât ve selâm eylesin. Allah'tan tevfîk ve saâdetle neticelenmeyi dileriz. Hamd, nimetleri başlatan ve hamdin sahibi olan Allah'a mahsustur. Allah, Muhammed'e ve âline salât ve selâm eylesin. Bundan sonra: Ben bu kitabımda yeryüzünün bölgelerini memleketler üzere zikrettim; bunlardan İslâm diyarlarını, şehirlerini ayrıntılı olarak ve toplanmış a'mâle (idari birimlere) dair olanın taksimiyle kastettim.
[المقدمة]الحمد لله ربّ العالمين وصلّى الله على سيّدنا محمّد النبيّ وعلى آل محمّد وسلّم ونسال الله التوفيق وخاتمة السعادة الحمد لله مبدئ النعم ووليّ الحمد وصلّى الله على محمّد وعلى آل محمّد، امّا بعد فانّى ذكرت فى كتابى هذا اقاليم الارض على الممالك وقصدت منها بلاد الاسلام بتفصيل مدنها وتقسيم ما يعود بالاعمال المجموعة
Ben, yeryüzünün taksim edildiği yedi iklimi kastetmedim; bilakis ayırdığım her bir parçayı müstakil ve resimli kılarak o iklimin mevkiini hikâye eder bir surete soktum. Ardından onu çevreleyen yerleri, etrafında bulunan meşhur şehirleri, bölgeleri, denizleri, nehirleri ve o iklimin ihtiva ettiği hususlardan bilinmesi gereken cümle şeyleri –istiksa etmeksizin– zikrettim; zira uzatma, okuyanda usanç doğurur ve bu kitabımdaki maksat, bildiğim hiç kimsenin zikretmediği bu iklimleri tasvir etmektir. Şehirlerinin, dağlarının, nehirlerinin, denizlerinin, mesafelerinin ve zikredeceğim sair şeylerin zikrine gelince, bunlar haberlerde bulunur ve her belde halkından bunları araştırmak isteyen için güç değildir. İşte bu sebeple mesafe, şehir ve diğer zikredeceklerimizde müsamaha gösterdik. Geçilmez olan Bahr-i Muhît'in kuşattığı bütün arz için bir suret yaptım; öyle ki ona bakan bir kimse, her iklimin yerini, birbirine bitişikliğini ve arzdaki miktarını bilir. Nitekim her iklimi ayrıntılı olarak gördüğünde, bu umumî suret üzerindeki mevkiini idrak eder. Lâkin bütün iklimleri cemeden bu suret, her iklimin kendine mahsus resminde hakkı olan tûl, arz, istidâre, terbi‘, teslîs ve sair şekilleri ihtivaya müsait olmadığından, her iklimin yerinin bilinmesi için mevkiinin beyanıyla iktifa ettim. Sonra İslâm beldelerinden her bir iklim için ayrı ayrı suretler çıkarıp o surette o iklimin şeklini, içinde vaki olan şehirleri ve bilinmesi gereken sair hususları –inşâallahu Teâlâ mahallinde geleceği üzere– açıkladım. İşte böylece İslâm beldelerini yirmi iklime ayırdım ve Diyâr-ı Arab ile başlayıp onu bir iklim kıldım; zira orada Kâbe ve Ümmü'l-Kurâ olan Mekke vardır ki bu iklimlerin vâsttasıdır. Ardından Diyâr-ı Arab'ın peşi sıra Bahr-ı Fâris'i zikrettim; çünkü Diyâr-ı Arab'ın ekserisini kuşatır. Sonra Mağrib'i zikrederek Mısır'a kadar varıp Mısır'ı zikrettim. Sonra Şam'ı, sonra Bahr-ı Rûm'u, sonra el-Cezîre'yi, sonra Irak'ı, sonra Hûzistan'ı, sonra Fâris'i, sonra Kirmân'ı, sonra Mansûre ile ona bitişik olan Sind, Hind ve İslâm beldelerini, sonra Azerbaycan ve ona bitişik olanları, sonra Kûr-ı Cibâl'i, sonra Deylem'i zikrettim.
اليها ولم اقصد الاقاليم السبعة الّتى عليها قسمة الارض بل جعلت كلّ قطعة افردتها مفردة مصوّرة يحكى موضع ذلك الاقليم ثمّ ذكرت ما يحيط به من الاماكن وما فى اضعافه من المدن والبقاع المشهورة والبحار والانهار وما يحتاج الى معرفته من جوامع ما يشتمل عليه ذلك الاقليم من غير ان استقصيت ذلك كراهة الاطالة الّتى تؤدّى الى ملال من قرأه ولانّ الغرض فى كتابى هذا تصوير هذه الاقاليم الّتى لم يذكرها احد علمته وامّا ذكر مدنها وجبالها وانهارها وبحارها والمسافات وسائر ما انا ذاكره فقد يوجد فى الاخبار ولا يتعدّر على من أراد تقصّى شيء من ذلك من اهل كلّ بلد فلذلك تجوّزنا فى ذكر المسافات والمدن وسائر ما نذكره، فاتّخذت لجميع الارض الّتى يشتمل عليها البحر المحيط الّذى لا يسلك صورة اذا نظر اليها ناظر علم مكان كلّ اقليم ممّا ذكرناه واتّصال بعضه ببعض ومقدار كلّ اقليم من الارض حتّى اذا رأى كلّ اقليم من ذلك مفصّلا علم موقعه من هذه الصورة ولم تتّسع هذه الصورة الّتى جمعت سائر الاقاليم لما يستحقّه كلّ اقليم فى صورته من مقدار الطول والعرض والاستدارة والتربيع والتثليث وسائر ما يكون عليه اشكال تلك الصورة فاكتفيت ببيان موقع كلّ اقليم ليعرف مكانه ثمّ افردت لكلّ اقليم من بلاد الاسلام صورة على حدة بيّنت فيها شكل ذلك الاقليم وما يقع فيه من المدن وسائر ما يحتاج الى علمه ممّا آتى على ذكره فى موضعه ان شآء الله تعالى ففصّلت بلاد الاسلام عشرين اقليما وابتدات بديار العرب فجعلتها اقليما لانّ فيها الكعبة ومكّة امّ القرى وهى واسطة هذه الاقاليم ثمّ اتبعت ديار العرب ببحر فارس لانّه يكتنف اكثر ديار العرب ثمّ ذكرت المغرب حتّى انتهيت الى مصر فذكرتها ثمّ ذكرت الشام ثمّ بحر الروم ثمّ الجزيرة ثمّ العراق ثمّ خوزستان ثمّ فارس ثمّ كرمان ثمّ المنصورة وما يتّصل بها من بلاد السند والهند والاسلام ثمّ اذربيجان وما يتّصل بها ثمّ كور الجبال ثمّ الديلم
Sonra Hazar denizi, sonra Fars ile Horasan arasındaki mefâze, sonra Sicistan ve ona muttasıl olan yerler, sonra Horasan, sonra Mâverâünnehir. İşte bu, yeryüzünün mamur ve harap yerlerinin sûretidir. Ve o, memleketler üzerine taksim edilmiştir. Yeryüzü memleketlerinin direği dörttür. En mamur, en hayırlı, siyasette en istikametli ve imarında en düzenli olanı İranşehr memleketidir; onun başkenti Bâbil iklimidir ve bu Fars memleketidir. Bu memleketin sınırı Acem zamanında ma‘lûm idi. Nitekim İslâm geldiğinde her memleketten bir pay alındı: Rum memleketinden Şam, Mısır, Mağrib ve Endülüs alındı; Hind memleketinden, Mansûre ve Mültan diyarına bitişik olan yerler ile Kâbil’e ve Tohâristan’ın yukarı tarafına kadar olan kısım alındı; Çin memleketinden ise Mâverâünnehir alındı ve bu büyük memleketler ona (İranşehr’e) ilhak edildi. Şöyle ki: Rum memleketine, Sakālibe sınırları ve onlara komşu olan Rus, Serîr, Lân ve Ermen’liler ile Hıristiyanlığa tâbi‘ olanlar dâhildir. Çin memleketine, sâir Türk diyarları ile Tibet’in bir kısmı ve onlardan putperest dinine tâbi‘ olanlar dâhildir. Hind memleketine ise Sind, Keşmir, Tibet’in bir kısmı ve onların dinine tâbi‘ olanlar dâhildir. Mağrib’deki Sudan diyarını, Bece ve Zenc’i ve onların etrafındaki ümmetleri zikretmedik; zira memleketlerin intizâmı dinler, âdâb ve hikmet iledir; imarın düzgünlüğü ise doğru siyâset iledir. Bunlar ise bu hasletlerden gāfildirler ve bunlardan hiçbirinde nasipleri yoktur.
ثمّ بحر الخزر ثمّ المفازة الّتى بين فارس وخراسان ثمّ سجستان وما يتّصل بها ثمّ خراسان ثمّ ما وراء النهر فهذه صورة الارض عامرها والخراب منها وهى مقسومة على الممالك وعماد ممالك الارض اربعة فاعمرها واكثرها خيرا واحسنها استقامة فى السياسة وتقويم العمارات فيها مملكة ايرانشهر وقصبتها اقليم بابل وهى مملكة فارس وكان حدّ هذه المملكة فى ايّام العجم معلوما فلمّا جآء الاسلام اخذت من كلّ مملكة بنصيب فأخذ من مملكة الروم الشام ومصر والمغرب والاندلس وأخذ من مملكة الهند ما اتّصل بارض المنصورة والملتان الى كابل وطرف اعلى طخارستان وأخذ من مملكة الصين ما وراء النهر وانضاف اليها هذه الممالك العظيمة، فمملكة الروم تدخل فيها حدود الصّقالبة ومن جاورهم من الرّوس والسّرير واللّان والأرمن ومن دان بالنصرانيّة ومملكة الصين تدخل فيها سائر بلدان الاتراك وبعض التّبّت ومن دان بدين اهل الاوثان منهم ومملكة الهند تدخل فيها السند وقشمير وطرف من التّبّت ومن دان بدينهم، ولم نذكر بلد السودان فى المغرب والبجة والزنج ومن فى اعراضهم من الامم لانّ انتظام الممالك بالديانات والآداب والحكم وتقويم العمارات بالسياسة المستقيمة وهؤلاء مهملون لهذه الخصال ولا حظّ لهم فى شيء من ذلك
Böylece, zikrettiğimiz veçhile sâir memleketlerden ayırt edilmekle kendi memleketlerini mümtaz kılmaya hak kazanırlar. Ancak bu meşhur memleketlere yakın olan ba‘zı siyahîler —Nübe ve Habeş gibi— dîn, riyâzet ve hüküm bakımından onlara döner ve bu memleketler halkına yaklaşırlar. Zira onlar, Rum mezhebleriyle mürtesim olan Nasrânîlerdir; İslâm'dan evvel komşuluk sebebiyle Rum memleketiyle irtibat hâlinde idiler. Çünkü Nübe toprağı Mısır toprağına muttasıldır; Habeş ise Kulzum Denizi üzerindedir. Bununla Mısır toprağı arasında altın madeni bulunan bir mafaza vardır. Ve Kulzum Denizi yoluyla Mısır ve Şâm'a ulaşırlar. İşte bu meşhur memleketlerdir. İslâm memleketi ise bu memleketlerin etrafından kendisine katılan yerlerle ziyâdeleşmiştir.
Yerin güney ve kuzey olarak taksîmine gelince: Doğuda, Çin toprağındaki Muhît Denizi'nden alan halicden, batıda Endülüs toprağındaki bu Muhît Denizi'nden alan halice kadar (bir hat alındığında), yer iki kısma ayrılmış olur. Bu taksîm hattı Çin Denizi'nden başlar, Hind beldesini ve İslâm memleketinin ortasını keser, Mısır toprağına, oradan da mağribe uzanır. Bu iki kısımdan kuzey haddinde olanların ehli beyâzdır; kuzeyde ne kadar tebâud ederlerse o kadar beyazlaşırlar — bunlar barid iklimlerdir. Bu iki kısımdan güneye taraf olanın ehli ise sevddir; güneyde ne kadar tebâud ederlerse o kadar siyahlaşırlar. Bu yerlerin en mu‘tedili, müstakîm hattın üzerinde ve ona karîb olan yerlerdir. Her iklîmi, kurbiyeti ve komşusu olduğu iklîme göre mevziî ile birlikte zikredeceğiz.
Emme İslâm memleketi: Doğusu Hind toprağı ve Fars Denizi; garbısı Rum memleketi ve ona merbut olan Ermeniler, Alanlar, Ran, Serîr, Hazarlar, Ruslar, Bulgarlar, Sakâlibe ve bir tâife Türk; şimâli Çin memleketi ve ona merbut Türk diyârları; cenûbu ise Fars Denizi'dir.
Emme Rum memleketi: Doğusu İslâm diyârı; garbısı ve cenûbu Muhît Denizi; şimâli ise Çin amel sınırlarıdır. Zira Türkler ile Rum beldesi arasında bulunan Sakâlibe ve sâir ümemi Rum beldesine dâhil ettik.
Emme Çin memleketi: Doğusu ve şimâli Muhît Denizi; cenûbu İslâm memleketi ve Hind; garbusu ise Muhît Denizi'dir — eğer (böyle) kabul edersek.
فيستحقّوا به افراد ممالكهم بما ذكرنا به سائر الممالك غير انّ بعض السودان المقاربين لهذه الممالك المعروفة يرجعون الى ديانة ورياضة وحكم ويقاربون اهل هذه الممالك مثل النوبة والحبشة فانّهم نصارى يرتسمون بمذاهب الروم وقد كانوا قبل الاسلام يتّصلون بمملكة الروم على المجاورة لانّ ارض النوبة متاخمة لارض مصر والحبشة على بحر القلزم وبينها وبين أرض مصر مفازة فيها معدن الذهب ويتّصلون بمصر والشام من طريق بحر القلزم، فهذه الممالك المعروفة وقد زادت مملكة الاسلام بما اجتمع اليها من اطراف هذه الممالك وقسمة الارض على الجنوب والشمال فاذا اخذت من المشرق من الخليج الّذى ياخذ من البحر المحيط بارض الصين الى الخليج الّذى ياخذ من هذا البحر المحيط من ارض المغرب بارض الاندلس فقد قسمت الارض قسمين وخطّ هذه القسمة ياخذ من بحر الصين حتّى يقطع بلد الهند ووسط مملكة الاسلام حتّى يمتدّ الى ارض مصر الى المغرب فما كان فى حدّ الشمال من هذين القسمين فاهله بيض وكلّما تباعدوا فى الشمال ازدادوا بياضا وهى اقاليم باردة وما كان ممّا يلى الجنوب من هذين القسمين فانّ اهله سود وكلّما تباعدوا فى الجنوب ازدادوا سوادا واعدل هذه الاماكن ما كان فى الخطّ المستقيم وما قاربه وسنذكر كلّ اقليم من ذلك بما يعرف قربه ومكانه من الاقليم الّذى يصاقبه فامّا مملكة الاسلام فانّ شرقيّها ارض الهند وبحر فارس وغربيّها مملكة الروم وما يتّصل بها من الارمن واللان والران والسرير والخزر والروس وبلغار والصقالبة وطائفة من الترك وشماليّها مملكة الصين وما اتّصل بها من بلاد الاتراك وجنوبيّها بحر فارس، وامّا مملكة الروم فانّ شرقيّها بلاد الاسلام وغربيّها وجنوبيّها البحر المحيط وشماليّها حدود عمل الصين لانّا ضممنا ما بين الاتراك وبلد الروم من الصقالبة وسائر الامم الى بلد الروم، وامّا مملكة الصين فانّ شرقيّها وشماليّها البحر المحيط وامّا جنوبيّها فمملكة الاسلام والهند وامّا غربيّها فهو البحر المحيط ان جعلنا
Yecüc ve Mecüc ile bunların ötesinde bu memleketten denize kadar olan bölgeler. Hind toprağına gelince; doğusu Fars Denizi, batısı ve güneyi İslam diyarı, kuzeyi Çin memleketidir. İşte zikrettiğimiz bu mülklerin sınırları bunlardır. Denizlere gelince; en büyükleri Fars Denizi ile Rum Denizi'dir. Bunlar karşılıklı iki körfez olup Bahr-ı Muhît'ten ayrılırlar. Uzunlukça ve genişlikçe en büyükleri Fars Denizi'dir. Fars Denizi'nin karadan eriştiği yer Çin sınırından Kulzum'a kadardır. Kulzum'dan Çin'e doğru bir hat üzere kesildiğinde mesafesi iki yüz merhale olur. Şöyle ki: Kulzum'dan Irak toprağına kara yoluyla geçtiğinde yaklaşık bir ay; Irak'tan Belh Nehri'ne yaklaşık iki ay; Belh Nehri'nden Fergana sınırındaki İslam'ın son noktasına yirmi küsur merhale; oradan Hazlaciyye toprağının tamamını aşıp Tuğuzğuz diyarına girdiğinde otuz küsur merhale; buradan da Çin diyarının sonundaki denize yaklaşık iki aydır. Kulzum'dan Çin'e deniz yoluyla gitmek isteyen kimseye gelince, bu denizdeki kıvrımların ve yolların eğriliğinin çokluğu sebebiyle mesafe uzar. Rum Denizi'ne gelince; o, Bahr-ı Muhît'ten Mağrib ile Endülüs toprağı arasındaki körfezde ayrılır ve nihayet Şam sınır bölgelerine ulaşır. Uzunluğu mesafe olarak yaklaşık yedi aydır. Burası, Fars Denizi'nden daha düzgün ve doğrudur. Zira bu körfezin ağzından çıktığında tek bir rüzgâr seni sonuna kadar götürür.
ياجوج وماجوج وما وراءهم الى البحر من هذه المملكة، وامّا ارض الهند فانّ شرقيّها بحر فارس وغربيّها وجنوبيّها بلاد الاسلام وشماليّها مملكة الصين فهذه حدود هذه الممالك الّتى ذكرناها وامّا البحار فانّ اعظمها بحر فارس وبحر الروم وهما خليجان متقابلان ياخذان من البحر المحيط واعظمهما طولا وعرضا بحر فارس والّذى ينتهى اليه بحر فارس من الارض من حدّ الصين الى القلزم فاذا قطعت من القلزم الى الصين على خطّ مستقيم كان مقداره مائتى مرحلة وذلك انّك اذا قطعت من القلزم الى ارض العراق فى البرّيّة كان نحوا من شهر ومن العراق الى نهر بلخ نحوا من شهرين ومن نهر بلخ الى آخر الاسلام فى حدّ فرغانة نيف وعشرين مرحلة ومن هناك الى ان تقطع أرض الخزلجيّة كلّها فتدخل فى عمل التّغزغز نيف وثلاثين مرحلة ومن هذا المكان الى البحر من آخر عمل الصين نحوا من شهرين، فامّا من اراد قطع هذه المسافة من القلزم الى الصين فى البحر طالت المسافة عليه لكثرة المعاطف والتواء الطرق فى هذا البحر وامّا بحر الروم فانّه ياخذ من البحر المحيط فى الخليج الّذى بين المغرب وارض الاندلس حتّى ينتهى الى الثغور الشاميّة ومقداره فى المسافة نحو من سبعة اشهر وهو احسن استقامة واستواء من بحر فارس وذلك انّك اذا اخذت من فم هذا الخليج ادّاك ريح واحدة الى آخر
Bu deniz ile -ki Fars Denizi’nin dili mesabesinde olan- Kulzum Denizi arasında ve yine Rum Denizi arasında Fermâ istikametinde dört merhaledir. Ancak Rum Denizi, Fermâ’yı aşarak suğûr (serhad boylarına) yirmi küsûr merhale daha uzanır. Mağrib mesafelerine dair ise tekrarına lüzum görmeyecek şekilde tafsilat vermiş bulunuyoruz. Şöyle ki Mısır’dan Mağrib’in nihayetine kadar yüz seksen kadar merhaledir. Böylece Mağrib’deki arzın nihayeti ile Meşrik’teki nihayeti arasında dört yüz merhale kadar bir mesafe bulunmaktadır. Arzın genişliğine (arzına) gelince: şimal haddindeki nihayetinden cenup haddindeki nihayetine kadar, Muhît Denizi sahilinden başlayarak Ye’cûc ve Me’cûc diyarına varıncaya kadar gidilir; ardından Sakâlibe’nin sırtından geçilir, Dâhili Bulgar ve Sakâlibe toprakları kat edilir ve Rum diyarından Şam’a geçilir, nihayet Şam, Mısır ve Nûbe topraklarında ortaya çıkar; sonra Sudan ve Zenc memleketleri arasındaki berriyyede (karasal alanda) uzanarak Muhît Denizi’ne varır. İşte bu hat, arzın cenubî ve şimalî tarafları arasındaki hattır. Bu hattın mesafesine dair bildiğim ise şudur: Ye’cûc tarafından Bulgar ve Sakâlibe diyarı tarafına kadar takriben kırk merhaledir; Sakâlibe topraklarından Rum diyarı içinden Şam’a kadar altmış kadar merhaledir; Şam topraklarından Mısır topraklarına kadar otuz kadar merhaledir; oradan Nûbe’nin nihayetine kadar seksen kadar merhaledir ki bu berriyyeye varıncaya kadar mecmuu iki yüz on merhale olup tamamı âmiredir (mamur ve meskûndur). Şimalde Ye’cûc ve Me’cûc ile Muhît Denizi arasında kalan sahalar ve cenupta Sudan berriyyeleri ile Muhît Denizi arasındaki sahalar ise kafr (hâlî) ve harâbtır; oralarda imaret bulunduğu bize ulaşmamıştır. Bu iki berriyyenin mesafesine dair de bir bilgim yoktur.
هذا البحر وبين بحر القلزم الّذى هو لسان بحر فارس وبين بحر الروم على سمت الفرما أربع مراحل غير انّ بحر الروم يجاوز الفرما الى الثغور بنيف وعشرين مرحلة وقد فصّلنا فى مسافات المغرب ما يغنى عن اعادته فمن مصر الى اقصى المغرب نحو من مائة وثمانين مرحلة فكان ما بين اقصى الارض من المغرب الى اقصاها من المشرق نحوا من اربع مائة مرحلة، وامّا عرضها من اقصاها فى حدّ الشمال الى اقصاها فى حدّ الجنوب فانّك تاخذ من ساحل البحر المحيط حتّى تنتهى الى ارض ياجوج وماجوج ثمّ تمرّ على ظهر الصقالبة وتقطع ارض بلغار الداخلة والصقالبة وتمضى فى بلد الروم الى الشام حتّى تخرج فى الشام وارض مصر والنوبة ثمّ تمتدّ فى برّيّة بين بلاد السودان وبلاد الزنج حتّى تنتهى الى البحر المحيط وهذا خطّ ما بين جنوبىّ الارض وشماليّها، فامّا الّذى أعلمه من مسافة هذا الخطّ فانّ من ناحية ياجوج الى ناحية بلغار وارض الصقالبة نجوا من اربعين مرحلة ومن ارض الصقالبة فى بلد الروم الى الشام نحوا من ستّين مرحلة ومن ارض الشام الى ارض مصر نحوا من ثلاثين مرحلة ومنها الى اقصى النوبة نحوا من ثمانين مرحلة حتّى تنتهى الى هذه البرّيّة فذلك مائتان وعشر مراحل كلّها عامرة، وامّا ما بين ياجوج وماجوج والبحر المحيط فى الشمال وما بين براريّ السودان والبحر المحيط فى الجنوب فقفر خراب ما بلغنا انّ فيه عمارة ولا ادرى مسافة هاتين البرّيّتين الى
Bahr-i Muhit'in sahili ne kadar uzanırsa uzansın, kuzeydeki şiddetli soğuk ve güneydeki şiddetli sıcaklık sebebiyle her iki tarafın da kat edilmesi mümkün değildir. Zira kuzeydeki soğuk, imar ve hayata mâni olurken güneydeki sıcaklık da hayat ve imarı engellemektedir. Çin ile Mağrib arasındaki bölge ise tamamen meskûndur. Yeryüzü küre şeklindedir ve Bahr-i Muhit onu bir halka gibi kuşatır. Bahr-i Rum ile Bahr-i Fars bu denizden ayrılır. Bahr-i Hazer ise bu körfezden ayrılmaz; bilakis o öyle bir denizdir ki, eğer bir yolcu Hazer kıyısından başlayıp Deylem, Taberistan, Cürcan ve Siyah Kûh üzerindeki çölden geçerek yol alırsa, içine bir nehrin döküldüğü o yere tekrar dönmedikçe hiçbir engelle karşılaşmaz. Hârizm Gölü de böyledir. Zenc diyarının geniş arazilerinde ve Rum topraklarının ötesinde, bunlardan daha küçük oldukları ve sayılarının çokluğu sebebiyle zikretmediğimiz körfezler ve denizler bulunmaktadır. Bahr-i Muhit'ten bir körfez ayrılır, nihayet Sakâlıbe ülkesinin ardına ulaşır ve Kostantiniyye üzerinden Rum diyarını keserek Bahr-i Rum'a dökülür. Rum toprağının sınırı, Bahr-i Muhit'ten itibaren Cilâlika, Efrence, Rumiye ve Atinas diyarlarını içine alarak Kostantiniyye'ye, oradan da Sakâlıbe toprağına kadar uzanır. Bu mesafenin yaklaşık iki yüz yetmiş merhale olduğu tahmin edilmektedir. Şöyle ki, kuzeydeki sınır boylarından Sakâlıbe toprağına kadar yaklaşık iki aylık mesafedir. Hâlbuki sınır boylarından en uzak Mağrib'e kadar iki yüz on merhale olduğunu belirtmiştik. Hâlis Rum toprağı ise Rumiye sınırından... sınırına kadar...
شطّ البحر المحيط كم هى وذلك انّ سلوكهما غير ممكن لفرط البرد الّذى يمنع من العمارة والحياة فى الشمال وفرط الحرّ المانع من الحياة والعمارة فى الجنوب، وامّا ما بين الصين والمغرب فمعمور كلّه، والارض كلّها مستديرة والبحر المحيط محتفّ بها كالطوق وياخذ بحر الروم وبحر فارس من هذا البحر فامّا بحر الخزر فليس ياخذ من هذا الخليج وانّما هو بحر لو اخذ السائر على ساحله من الخزر على ارض الدّيلم وطبرستان وجرجان والمفازة على سياه كوه لرجع الى مكانه الذي سار منه من غير ان يمنعه مانع الّا نهر يقع فيه، وامّا بحيرة خوارزم فكذلك وفى اعراض بلاد الزنج ومن وراء ارض الروم خلجان وبحار لم نذكرها لقصورها عن هذه البحار وكثرتها، وياخذ من البحر المحيط خليج حتّى ينتهى فى ظهر بلد الصقالبة ويقطع ارض الروم على القسطنطينيّة حتّى يقع فى بحر الروم وارض الروم حدّها من البحر المحيط على بلاد الجلالقة وأفرنجة ورومية وأثيناس الى القسطنطينيّة ثمّ الى ارض الصقالبة ويشبه ان يكون نحوا من مائتين وسبعين مرحلة وذاك انّ من حدّ الثغور فى الشمال الى ارض الصقالبة نحوا من شهرين وقد بيّنّا أنّ من الثغور الى اقصى المغرب مائتين وعشر مراحل، والروم المحض من حدّ رومية الى حدّ
Sakalibelere gelince: Rûm ülkesine dâhil ettiğimiz Efrenc, Celâlika ve diğerlerinin dilleri farklıdır; ancak din ve hükümdarlık birdir. Nitekim İslâm memleketinde de diller farklı olduğu hâlde hükümdar birdir. Çin memleketine gelince, o yaklaşık dört aylık mesafededir (üç aylık mesafede). Haliç ağzından alıp Mâverâünnehir’deki Dârü’l-İslâm’a varıncaya kadar takriben üç aylık mesafedir. Doğu sınırından alıp Tibet topraklarından geçerek batı sınırına varıncaya, Tuğuzguz, Hırkız topraklarına ve Kimek sırtından denize kadar uzanan yer ise yaklaşık dört aylık mesafedir. Çin memleketinin dilleri farklıdır. Tuğuzguz, Hırkız, Kimek, Oğuz ve Hazlaciyye’den ibaret bütün Türklerin dilleri birdir; birbirlerini anlarlar. Çin ve Tibet topraklarına gelince, onların dilleri bu dillerden farklıdır. Bütün memleket, Hamdan’da ikamet eden Çin hükümdarına nispet edilir; tıpkı Rûm memleketinin Kostantıniyye’de ikamet eden hükümdara, İslâm memleketinin Bağdat’taki Emîrü’l-müminîne, Hind memleketinin Kannevc’de ikamet eden hükümdara nispet edildiği gibi. Türk diyarları ise müstakildir. Oğuzların diyarlarının sınırları, Hazar, Kimek, Hazlaciyye toprakları, Bulgar ve İslâm diyarı arasında olup Cürcan’dan Farab ve İsbicab’a kadardır. Kimek diyarı ise kuzey yönünde Hazlaciyye’nin ötesinde olup Oğuzlar, Hırkız ve Sakalibe sırtı arasındadır. Ye’cüc, kuzey yönünde olup Sakalibe ile Kimekiyye arasını kesen bölgededir. Allah onların yerini ve diğer memleketlerini daha iyi bilir. Hırkız ise Tuğuzguz, Kimek, çevre deniz ve toprak arasındadır.
الصقالبة فامّا ما ضممنا الى بلد الروم من الافرنجة والجلالقة وغيرهم فانّ لسانهم مختلف غير انّ الدين والمملكة واحد كما انّ فى مملكة الاسلام السنة مختلفة والملك واحد وامّا مملكة الصين فانّها نحو من اربعة اشهر فى ثلاثة اشهر فاذا اخذت من فم الخليج حتّى تنتهى الى دار الاسلام ممّا وراء النهر فهو نحو من ثلاثة اشهر واذا اخذت من حدّ المشرق حتّى تقطع الى حدّ المغرب فى ارض التّبّت وتمتدّ فى ارض التغزغز وخرخيز وعلى ظهر كيماك الى البحر فهو نحو من أربعة اشهر، ولمملكة الصين السنة مختلفة فامّا الاتراك كلّها من التغزغز وخرخيز وكيماك والغزّيّة والخزلجيّة فالسنتهم واحدة يفهم بعضهم عن بعض فامّا ارض الصين والتّبّت فلهم لسان مخالف لهذه الالسنة، والمملكة كلّها منسوبة الى صاحب الصين المقيم بخمدان كما انّ مملكة الروم منسوبة الى الملك المقيم بالقسطنطينيّة ومملكة الاسلام منسوبة الى أمير المؤمنين ببغداد ومملكة الهند منسوبة الى الملك المقيم بقنّوج وديار الاتراك متميّزة فامّا الغزّيّة فانّ حدود ديارهم ما بين الخزر وكيماك وأرض الخزلجيّة وبلغار وحدود دار الاسلام ما بين جرجان الى فاراب وأسبيجاب، وامّا ديار الكيماكيّة فانّهم من وراء الخزلجيّة من ناحية الشمال وهم فيما بين الغزّيّة وخرخيز وظهر الصقالبة، وياجوج هم فى ناحية الشمال اذا قطعت ما بين الصقالبة والكيماكيّة والله اعلم بمكانهم وسائر بلادهم، وامّا خرخيز فانّهم ما بين التغزغز وكيماك والبحر المحيط وارض
Hazlaciyye (bölgesi). Tagazgaz (kavmi) ise Tibet ile Hazlaciyye toprakları, Harkîz ve Çin memleketi arasında bulunmaktadır. Çin (halkı) ise deniz ile Tagazgaz ve Tibet arasındadır. Çin'in kendisi işte bu iklimdir. Biz diğer Türk diyarlarını da krallık bakımından ona (Çin'e) nispet ediyoruz; tıpkı diğer Rûm memleketini Rûmiyye topraklarına ve Kostantiniyye'ye nispet ettiğimiz gibi; ve yine diğer İslâm memleketlerini İranşehr'e –ki Babil toprağıdır– nispet ettiğimiz gibi. Sakalibe toprakları geniş ve uzundur, yaklaşık iki aylık mesafe kadar. Dış Bulgar (şehri) ise küçük bir şehir olup çok fazla arazisi yoktur; meşhur olması ise bu memleketlerin bir limanı olmasındandır. Ruslar, Bulgar diyarı cihetinde, onunla Sakalibe arasında bir kavimdir. Türklerden bir taife kendi ülkelerinden ayrılmış ve Hazar ile Rûm arasında kalmıştır ki bunlara Peçenekler denir. Bunların bulundukları yer, kadîm zamanlardan beri kendilerine ait bir yurt değildir; sonradan (o diyara) uğrayıp üstün gelmişlerdir. Hazar ise bu insan cinsinin adıdır. Şehre gelince, o, Atıl adı verilen bir Mısır'dır (bir beldedir) ve adını Hazar Denizi'ne dökülen nehirden almıştır. Bu beldenin pek çok resânik (kasaba) veya geniş bir mülkü yoktur. Burası Hazar Denizi, Serîr, Ruslar ve Oğuzlar arasında bir ülkedir. Tibet ise Çin, Hindistan, Hazlaciyye, Tagazgaz toprakları ile Fars Denizi arasında olup bir kısmı Hint memleketinde, bir kısmı da Çin memleketindedir. Kendi başına hüküm süren bir krala sahiptirler; aslının Tübba' neslinden olduğu söylenir. Allah en iyi bilendir. Yeryüzünün güneyi Sudan diyarına gelince, Sudan ülkesinin Mağrib'in en ucunda, Muhtî Okyanusu üzerinde bulunan kısmı, etrafı kuşatılmış bir ülkedir. O ülke ile başka hiçbir memleket arasında bağlantı yoktur; ancak bir sınırı...
الخزلجيّة، وامّا التغزغز فانّهم ما بين التّبّت وارض الخزلجيّة وخرخيز ومملكة الصين، وامّا الصين فانّهم ما بين البحر والتغزغز والتّبّت والصين نفسه هو هذا الاقليم وانّما نسبنا سائر بلاد الاتراك اليها فى المملكة كما نسبنا سائر مملكة الروم الى أرض رومية والقسطنطينيّة وكما نسبنا سائر ممالك الاسلام الى ايرانشهر وهو ارض بابل وأرض الصقالبة عريضة طويلة نحو من شهرين فى مثلها، وبلغار الخارجة هى مدينة صغيرة ليس فيها اعمال كثيرة واشتهارها لانّها فرضة لهذه الممالك، والرّوس قوم بناحية بلغار فيما بينها وبين الصقالبة، وقد انقطع طائفة من الاتراك عن بلادهم فصاروا فيما بين الخزر والروم يقال لهم البجناكيّة وليس موضعهم بدار لهم على قديم الايّام وانّما انتابوها فغلبوا عليها، وأمّا الخزر فانّه اسم لهذا الجنس من الناس وامّا البلد فانّه مصر يسمّى أتل وانّما سمّى باسم النهر الّذى يجرى عليه الى بحر الخزر وليس لهذا المصر كثير رسانيق ولا سعة ملك وهو بلد بين بحر الخزر والسّرير والرّوس والغزّيّة، وأمّا التّبّت فانّها بين أرض الصين والهند وأرض الخزلجيّة والتغزغز وبحر فارس وبعضها فى مملكة الهند وبعضها فى مملكة الصين ولهم ملك قائم بنفسه يقال أنّ أصله من التبابعة والله اعلم وامّا جنوبىّ الارض من بلاد السودان فانّ بلد السودان الّذى فى اقصى المغرب على البحر المحيط بلد مكنّف ليس بينه وبين شيء من الممالك اتّصال غير انّ حدّا
Onun bir sınırı Bahr-ı Muhît’e varır; bir sınırı, kendisiyle Mağrib toprakları arasındaki çöle; bir sınırı, kendisiyle Mısır toprakları arasında vâhaların sırtı üzerindeki çöle; bir sınırı da, aşırı sıcaklık sebebiyle yerleşim bulunmadığını söylediğimiz çöle varır. Bana ulaştığına göre, onların topraklarının uzunluğu yaklaşık yedi yüz fersah olup genişliği de aynı miktardadır; ancak denizden vâhaların sırtına kadar olan kısım, eninden daha uzundur. Nûbe topraklarına gelince; onun bir sınırı Mısır topraklarına varır; bir sınırı, Sûdân topraklarıyla Mısır arasındaki bu çöle; bir sınırı, Bece topraklarına ve onunla Kulzüm arasındaki çöllere; bir sınırı da, yolculuk edilemeyen bu çöle varır. Bece topraklarına gelince; onların yurtları küçüktür ve Habeşistan ile Nûbe arasında, bu yolculuk edilemeyen çölün yanındadır. Habeşistan’a gelince; o, Kulzüm Denizi –ki Fars Denizi’dir– kıyısındadır. Onun bir sınırı Zenc diyarına varır; bir sınırı, Nûbe ile Kulzüm Denizi arasındaki çöle; bir sınırı da Bece’ye ve yolculuk edilemeyen çöle varır. Zenc topraklarına gelince; o, Sûdân topraklarından daha uzundur ve Habeşistan dışında hiçbir krallığa sınırdaş değildir; Yemen, Fars ve Kirman’ın karşısında (hizasında) olup Hind topraklarının karşısına kadar uzanır. Hind topraklarına gelince; uzunluğu, Mekrân bölgesinden Mansûre, Bedehe ve diğer Sind beldeleri topraklarında Kannevc’e varana ve oradan geçip Tibet topraklarına kadar yaklaşık dört aylık mesafedir; genişliği ise Fars Denizi’nden Kannevc topraklarına kadar yaklaşık üç aylık mesafedir. İslâm memleketine gelince; uzunluğu, Fergana sınırından başlayarak Horasan, Cibâl, Irak ve Diyâr-ı Arab’ı kesip Yemen sahillerine kadar yaklaşık beş aylık mesafedir; genişliği ise Rum diyarından başlayarak Şam, Cezîre, Irak, Fars ve Kirman’ı kesip Fars Denizi kıyısındaki Mansûre topraklarına kadar yaklaşık dört aylık mesafedir. İslâm topraklarının uzunluğunda bir sınır zikretmeyi terk ettik.
له ينتهى الى البحر المحيط وحدّا له الى برّيّة بينه وبين أرض المغرب وحدّا له الى برّيّة بينه وبين ارض مصر على ظهر الواحات وحدّا له ينتهى الى البرّيّة الّتى قلنا انّه لا يثبت فيها عمارة لشدّة الحرّ وبلغنى انّ طول ارضهم نحو من سبع مائة فرسخ فى نحوها غير انّها من البحر الى ظهر الواحات اطول من عرضها، وامّا ارض النوبة فانّ حدّا لها ينتهى الى أرض مصر وحدّا لها الى هذه البرّيّة الّتى بين أرض السودان ومصر وحدّا لها الى أرض البجة وبرارىّ بينها وبين القلزم وحدّا لها الى هذه البرّيّة الّتى لا تسلك، وأمّا أرض البجة فانّ ديارهم صغيرة وهى ما بين الحبشة والنوبة وهذه البرّيّة الّتى لا تسلك، وامّا الحبشة فانّها على بحر القلزم وهو بحر فارس فينتهى حدّ لها الى بلاد الزنج وحدّ لها الى البرّيّة الّتى بين النوبة وبحر القلزم وحدّ لها الى البجة والبرّيّة الّتى لا تسلك، وامّا أرض الزنج فانّها اطول من ارض السودان ولا تتّصل بمملكة غير الحبشة وهى بحذاء اليمن وفارس وكرمان الى أن تحاذى أرض الهند، وامّا أرض الهند فانّ طولها من عمل مكران فى أرض المنصورة والبدهة وسائر بلد السند الى ان تنتهى الى قنّوج ثمّ تجوزه الى أرض التّبّت نحو من أربعة أشهر وعرضها من بحر فارس على أرض قنّوج نحو من ثلاثة اشهر وامّا مملكة الاسلام فانّ طولها من حدّ فرغانة حتّى تقطع خراسان والجبال والعراق وديار العرب الى سواحل اليمن نحو من خمسة أشهر وعرضها من بلد الروم حتّى تقطع الشام والجزيرة والعراق وفارس وكرمان الى أرض المنصورة على شطّ بحر فارس نحو من أربعة أشهر، وانّما تركنا ان نذكر فى طول الاسلام حدّ
Mağrib, Endülüs'e kadar uzanır; zira o, elbisenin kolu gibidir. Mağrib'in ne doğusunda ne de batısında İslâm yoktur. Çünkü Mısır'ı geçip Mağrib topraklarına girdiğinde, Mağrib'in güneyi Sûdân diyârı, kuzeyi ise Bahr-i Rûm ve ardından Rûm topraklarıdır. Eğer İslâm diyârlarının boyuna uzunluğu, Firgana'dan Endülüs topraklarına kadar ölçülecek olsaydı, üç yüz on konaklık bir mesafe olurdu. Zira Firgana'nın en uç noktasından Belh Vâdîsi'ne yirmi küsur konak, Belh Vâdîsi'nden Irak'a yaklaşık altmış konak, Irak'tan Mısır'a yaklaşık elli konak olup, Mağrib mesâfelerinde de beyân ettiğimiz üzere, Mısır'dan Mağrib'in son noktasına kadar yüz seksen konaktır. Bu kitabımda İslâm diyârlarını iklim iklim tafsil etmeyi kasdettim; tâ ki her bir iklimin kendi mevkiindeki yeri ve diğer iklimlerden komşuları biline. Ne var ki, bütün iklimleri cem eden bu sûret (harita), her iklimin sûretinde hak ettiği tûl, arz, istidâre, terbi‘, teslîs ve şekillerine dâir olan ölçüyü ihâta edememektedir. Bununla birlikte, her iklim için bir mekân tâyin edip o yerle mevzii ve diğer iklimlere komşuluğu bilinir kıldık. Sonra her bir iklim için ayrı bir sûret (harita) tahsis edip o iklimin şeklini, içinde bulunan şehirleri ve bilinmesi gereken diğer hususları beyân ettik; inşâallah bunları yerinde zikredeceğiz.
Arap Diyârı
Arap diyârıyla başladım; zira kıble ondadır, Mekke-i Mükerreme ondadır; o, Ümmü'l-Kurâ ve Arap beldesi olup onların yurtlarıdır, başka hiç kimsenin iskânında ortak olmadığı diyârlardır. Onu çevreleyen deniz, Abbâdân'dan (Dicle Nehri'nin denize döküldüğü yer) başlayan Bahr-i Fârs'tır; bu deniz Bahreyn boyunca uzanır, nihâyet Umman'a ulaşır, sonra Mehre, Hadramut ve Aden sahillerine döner, akabinde Yemen sahilleri boyunca Cidde'ye varır; ardından Câr ve Medyen sahilleri boyunca uzanır.
المغرب الى الاندلس لانّها مثل الكمّ فى الثوب وليس فى شرقىّ المغرب ولا فى غربيّها اسلام لانّك اذا جاوزت مصر فى أرض المغرب كان جنوبىّ المغرب بلاد السودان وشمالىّ المغرب بحر الروم ثمّ أرض الروم ولو صلح أن يجعل طول الاسلام من فرغانة الى أرض الاندلس لكان مسيرة ثلاث مائة وعشر مراحل لانّ من اقصى فرغانة الى وادى بلخ نيفا وعشرين مرحلة ومن وادى بلخ الى العراق نحوا من ستّين مرحلة ومن العراق الى مصر نحوا من خمسين مرحلة، وقد بيّنّا فى مسافات المغرب انّ من مصر الى اقصاه مائة وثمانين مرحلة وقصدت فى كتابى هذا تفصيل بلاد الاسلام اقليما اقليما حتّى يعرف موقع كلّ اقليم من مكانه وما يجاوره من سائر الاقاليم ولم تتّسع هذه الصورة الّتى جمعت سائر الاقاليم لما يستحقّه كلّ اقليم فى صورته من مقدار الطول والعرض والاستدارة والتربيع والتثليث وما يكون عليه اشكالها غير انّا بيّنّا لكلّ اقليم مكانا يعرف به موضعه وما يجاوره من سائر الاقاليم ثمّ أفردنا لكلّ اقليم منها صورة على حدة فبيّنّا فيها شكل ذلك الاقليم وما يقع فيه من المدن وسائر ما يحتاج الى علمه ممّا ناتى على ذكره فى موضعه ان شآء اللهديار العربوابتدات بديار العرب لانّ القبلة بها ومكّة فيها وهى امّ القرى وبلد العرب وأوطانهم الّتى لم يشركهم فى سكناها غيرهم والّذى يحيط بها بحر فارس من عبّادان وهو مصبّ ماء دجلة فى البحر فيمتدّ على البحرين حتّى ينتهى الى عمان ثمّ يعطف على سواحل مهرة وحضرموت وعدن حتّى ينتهى على سواحل اليمن الى جدّة ثمّ يمتدّ على الجار ومدين حتّى
Diyâr-ı Arab'ın hududu, Ayla'ya ulaşır. Sonra bu denizden ve bu mevkiden itibaren Bahr-ı Kulzüm denilen bir dil uzanır, Târân ve Cübeylât'a, ardından Kulzüm'e ulaşarak son bulur. İşte bu, Diyâr-ı Arab'ın doğusu, güneyi ve batısından bir kısmıdır. Daha sonra Ayla'dan itibaren Diyâr-ı Arab boyunca uzanarak Lût kavminin şehrine ve müntin göle ki Zugâr gölü diye bilinir; Şerât ve Belkâ'ya varır; ki burası Filistin'in amalındandır. Ardından Ezriât, Havrân, Bathaniyye, Gûta ve Ba'lebek civarına; bunlar Şam'ın amalındandır. Tedmür ve Salamiyye'ye; bu ikisi Humus'un amalındandır. Sonra Hunâsıra ve Bâlis'e; bu ikisi Kinnesrîn'in amalındandır. Böylece Fırat'a ulaşmış oluruz. Sonra Fırat, Diyâr-ı Arab boyunca uzanarak Rakka, Karkîsîyâ, Rahbe, Dâliye, Âne, Hadîse, Hît ve Enbâr'a, nihayet Kûfe'ye ulaşır ve sularını Batâih'e döker. Sonra Diyâr-ı Arab, Kûfe civarına, Hîre'ye, Havrnak'a ve Kûfe Sevâdı'na yayılarak Vâsıt hududuna kadar uzanır; Vâsıt civarında Dicle'ye yaklaşan yerlere bir merhale mesafesinde bitişir. Sonra Basra Sevâdı ve Batâih'i boyunca uzanarak Abbâdân'a varır. İşte Diyâr-ı Arab'ı çevreleyen budur. Abbâdân'dan Ayla'ya kadar olan kısım Fârs Denizi'dir; Diyâr-ı Arab'ın yaklaşık dörtte üçünü içine alır; bu, doğu, güney ve batının bir kısmı sınırıdır. Batı sınırından Ayla'dan Bâlis'e kalan kısım ise Şâm'dandır. Bâlis'ten Abbâdân'a kadar olan kısım ise kuzey sınırıdır. Şöyle ki Bâlis'ten Enbâr'ı aşıncaya kadar olan kısım Cezîre sınırındandır; Enbâr'dan Abbâdân'a kadar olan kısım ise...
ينتهى الى أيلة ثمّ قد انتهى حينئذ حدّ ديار العرب من هذا البحر وهذا المكان من البحر لسان يعرف ببحر القلزم فينتهى الى تاران وجبيلات الى القلزم فينقطع فهذا هو شرقىّ ديار العرب وجنوبيّها وشىء من غربيّها ثمّ يمتدّ عليها من أيلة الى مدينة قوم لوط والبحيرة المنتنة الّتى تعرف ببحيرة زغر الى الشّراة والبلقاء وهى من عمل فلسطين وأذرعات وحوران والبثنيّة والغوطة ونواحى بعلبكّ وذلك من عمل دمشق وتدمر وسلمية وهما من عمل حمص ثمّ الخناصرة وبالس وهما من عمل قنّسرين وقد انتهينا الى الفرات ثمّ يمتدّ الفرات على ديار العرب حتّى ينتهى الى الرّقّة وقرقيسيا والرّحبة والدّالية وعانة والحديثة وهيت والأنبار الى الكوفة ومستفرغ مياه الفرات الى البطائح ثمّ تمتدّ ديار العرب على نواحى الكوفة والحيرة على الخورنق وعلى سواد الكوفة الى حدّ واسط فتصاقب ما قارب دجلة عند واسط مقدار مرحلة ثمّ تمتدّ على سواد البصرة وبطائحها حتّى تنتهى الى عبّادان فهذا الّذى يحيط بديار العرب، فما كان من عبّادان الى أيلة فانّه بحر فارس ويشتمل على نحو ثلاثة ارباع ديار العرب وهو الحدّ الشرقىّ والجنوبىّ وبعض الغربىّ وما بقى من حدّ الغربىّ من أيلة الى بالس فمن الشام وما كان من بالس الى عبّادان فهو الحدّ الشمالىّ فمن بالس الى ان تجاوز الانبار من حدّ الجزيرة ومن الانبار الى عبّادان من
Irak'ın sınırı, Arab topraklarına Eyle bölgesi yönünde bir sahra ile bitişir ki buna Benî İsrâil Tîhi denir. Bu bir sahra olup her ne kadar Arab diyârına muttasıl ise de onların diyârından değildir. Bilakis bu sahra, Amâlika ile Yunan diyârı ve Kıbt diyârı arasında bir sahra olup Arapların burada ne suyu ne otlağı vardır; bu sebeple onların diyârı arasında zikretmedik. Rabîa ve Mudar kabilelerinden birtakım Arab tâifeleri el-Cezîre'ye sakin olmuş, nihayet orası onlar için yurt ve otlak hâline gelmiştir. Fakat biz el-Cezîre'yi Arab diyârları arasında zikretmedik; zira onların oraya nüzûlü, orası Fars ve Rum diyârı iken, mâmur köyler ve geniş a‘mâle sâhip şehirler tevâbi‘inde vâki‘ olmuştur. Bunun üzerine Fars ve Rum'un hıfâneti altına girmişler, hattâ ba‘zıları Nasrânî olup Rum diniyle dînlenmişlerdir. Nitekim el-Cezîre toprağında Rabîa'dan Tağlib, Şam toprağında ise Yemen'den Gassân, Behrâ' ve Tenûh kabileleri böyledir. Arab diyârlarına gelince, Hicaz'dır ki o, Mekke, Medine, Yemâme ve bunların mehâlifini ihtivâ eder; Hicaz'ın Need'i dahi Bahreyn toprağına, Irak bâdiyesine, el-Cezîre bâdiyesine ve Şam bâdiyesine muttasıldır. Yemen ise Tehâme, Necdü'l-Yemen, Umman, Mehre, Hadramut, San'a ve Aden beldeleri ile Yemen'in sâir mehâlifini kapsar. İmdi Serreyn sınırından Yelmelem nâhiyesine kadar, sonra Tâif'in üzerinden Necdü'l-Yemen üzere Fars Denizi'ne doğru müşerrikan giden kısım Yemen'dendir ki bu, Arab diyârlarının takrîben sülüsânı kadardır. Serreyn sınırından Fars Denizi üzerinde Medyen civârına kadar, sonra şark sınırında el-Hacer üzerinden Cebel-i Tayy'a râci‘ olarak Yemâme'nin üzerinden Fars Denizi'ne mümtedd olan kısım Hicaz'dandır. Yemâme sınırından Medine civârına kadar, Baśra bâdiyesine râci‘ olarak Bahreyn üzerinden denize kadar imtidâd eden kısım Need'dendir. Abbâdân sınırından el-Enbâr'a kadar, Need ve Hicaz'a muvâcih olarak Esed, Tayy, Temîm ve sâir Mudar kabîleleri üzerinden olan kısım Irak bâdiyesindendir. el-Enbâr sınırından Bâlis'e kadar, Teymâ toprağı ve Hasâf sahrâsı üzerinden vâdî civârına kadar, Şam bâdiyesine muvâcih olan kısım…
حدّ العراق ويتّصل بارض العرب بناحية أيلة برّيّة تعرف بتيه بنى اسرائيل وهى برّيّة وان كانت متّصلة بديار العرب فليست من ديارهم وانّما هى برّيّة بين أرض العمالقة واليونانيّة وأرض القبط وليس للعرب بها ماء ولا مرعى فلذلك لم ندخلها فى ديارهم وقد سكن طوائف من العرب من ربيعة ومضر الجزيرة حتّى صارت لهم ديارا ومراعى فلم نذكر الجزيرة فى ديار العرب لانّ نزولهم بها وهى ديار فارس والروم فى اضعاف قرى معمورة ومدن لها اعمال عريضة فنزلوا على خفارة فارس والروم حتّى أنّ بعضهم تنصّر ودان بدين الروم مثل تغلب من ربيعة بارض الجزيرة وغسّان وبهرآء وتنوخ من اليمن بارض الشام وديار العرب هى الحجاز الّذى يشتمل على مكّة والمدينة واليمامة ومخاليفها ونجد الحجاز المتّصل بارض البحرين وبادية العراق وبادية الجزيرة وبادية الشام واليمن المشتملة على تهامة ونجد اليمن وعمان ومهرة وحضر موت وبلاد صنعآء وعدن وسائر مخاليف اليمن، فما كان من حدّ السّرّين حتّى ينتهى الى ناحية يلملم ثمّ على ظهر الطائف ممتدّا على نجد اليمن الى بحر فارس مشرّقا فمن اليمن ويكون ذلك نحو الثّلثين من ديار العرب، وما كان من حدّ السّرين على بحر فارس الى قرب مدين راجعا فى حدّ المشرق على الحجر الى جبلى طيّئ ممتدّا على ظهر اليمامة الى بحر فارس فمن الحجاز، وما كان من حدّ اليمامة الى قرب المدينة راجعا على بادية البصرة حتّى تمتدّ على البحرين الى البحر فمن نجد، وما كان من حدّ عبّادان الى الانبار مواجها لنجد والحجاز على أسد وطيّئ وتميم وسائر قبائل مضر فمن بادية العراق، وما كان من حدّ الانبار الى بالس مواجها لبادية الشام على ارض تيمآء وبرّيّة خساف الى قرب وادى
Kurâ ve Hacer (beldeleri), Arap Yarımadası’nın (Cezîre) bâdiyesindendir. Bâlis’ten Ayla’ya kadar olup Hicaz’a yönelik, Fars Denizi üzerinden Medyen tarafına, Tebük arazisinin karşısında uzanan ve Tayy diyarına ulaşan kısım ise Şam bâdiyesindendir. Bununla birlikte, bu diyarları taksim eden âlimlerden, Medîne’nin Necid’den olduğunu (yakınlığı sebebiyle) ve Mekke’nin de Tihâme-i Yemen’den olduğunu (yakınlığı sebebiyle) iddia edenler vardır. Ben de Allah’ın meşieti ve inayetiyle, ilminin ulaştığı kadarıyla bu diyarların şehirlerini, şehirlerin ihtiva ettiği bilinmesi gereken şeyleri, Arap diyarlarının meşhurlarını, dağlarını, kumullarını ve oralarda kat edilen mesafelerin toplamını zikredeceğim. Araplar diyarında gemi taşıyan bir nehir veya deniz bilmiyoruz. Zira Zugar diye bilinen pis kokulu göl, bâdiyeye bitişik olsa da ondan değildir. Yemen arazisinde, Sebe’ diyarında bulunan su toplama yeri ise, önünde bir sed inşa edilmiş bir su akış yeriydi; orada biriken çok suları köylerde ve tarlalarda kullanırlardı. Nihayet Allah onlara Şam’a kadar birbirine bitişik köy mamureleri kılmış iken kâfir oldular; Allah azze ve celle o suya bir âfet musallat etti, artık su tutmaz oldu. Bu, Allah Teâlâ’nın: “Onlarla içinde bereket kıldığımız kasabalar arasında…” âyetinden, “…ve onları paramparça ettik” âyetine kadar olan sözüdür. İşte o su, bugünümüze kadar boşa çıkmıştır. Çaylara, pınarlara, su dolaplarına ve kuyulara gelince, bunlar çoktur. Arap diyarlarının şehirlerinden Mekke-i Mükerreme ile başlıyoruz. O, dağ geçitleri arasında bir şehirdir. Mekke’nin uzunluğu, Ma‘lât’tan Mesfele’ye kadar yaklaşık iki mildir; bu güneyden kuzeye doğrudur. Ciyâd’ın aşağısından Ku‘aykı‘ân’ın sırtına kadar ise bunun yaklaşık üçte ikisi kadardır. Binaları taştandır. Mescid-i Haram hemen hemen ortasındadır. Kâbe ise mescidin ortasındadır. Kâbe’nin kapısı yerden yaklaşık bir adam boyu yüksekliktedir ve tek kanatlıdır. Beyt’in zemini kapıyla birlikte yerden yüksektir ve kapı karşısındadır.
القرى والحجر فمن بادية الجزيرة، وما كان من بالس الى أيلة مواجها للحجاز على بحر فارس الى ناحية مدين معارضا لارض تبوك حتّى يتّصل بديار طيّئ فمن بادية الشام على أنّ من العلماء بتقسيم هذه الديار من زعم انّ المدينة من نجد لقربها منها وانّ مكّة من تهامة اليمن لقربها منها وأنا بمشئة الله وعونه ساذكر ما انتهى اليه علمى من مدنها وما تشتمل عليه المدن ممّا يحتاج الى علمه والمشاهير من ديار العرب بها وجبالها ورمالها وجوامع من المسافات المسلوكة بها، ولا نعلم بارض العرب نهرا ولا بحرا يحمل سفينة لانّ البحيرة المنتنة الّتى تعرف بزغر وان كانت مصاقبة للبادية فليست منها ومجمع الماء الّذى بارض اليمن فى ديار سبأ انّما كان موضع مسيل ماء بنى فى وجهه سدّ فكان يجتمع فيه مياه كثيرة يستعملونها فى القرى والمزارع حتّى كفروا بعد ان كان الله جعل لهم عمارات قرى متّصلة الى الشام فسلّط الله عز وجل على ذلك الماء آفة فكان لا يمسك ماء وهو قوله تعالى وَجَعَلْنا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ الْقُرَى الَّتِي بارَكْنا فِيهاالى قوله وَمَزَّقْناهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍفبطل ذلك الماء الى يومنا هذا، وامّا الجداول والعيون والسوانى والآبار فانّها كثيرة ونبتدئ من مدن ديار العرب بمكّة شرّفها الله وهى مدينة فيما بين شعاب الجبال وطول مكّة من المعلاة الى المسفلة نحو ميلين وهو من حدّ الجنوب الى الشمال ومن اسفل جياد الى ظهر قعيقعان نحو الثّلثين من هذا وأبنيتها حجارة والمسجد فى نحو الوسط منها والكعبة فى وسط المسجد وباب الكعبة مرتفع عن الارض نحو قامة وهو مصراع واحد وأرض البيت مرتفعة عن الارض مع الباب والباب بحذاء