Kaderle İhticâc / Yazan: Şeyhülislâm İbn Teymiyye / Neşreden: el-Mektebü'l-İslâmî / Muhaddis Âlim Muhammed Nâsırüddîn el-Albânî'nin tahkikiyle / Dördüncü Baskı, 1404 h.
الاحتجاج بالقدرتأليف شيخ الإسلام ابن تيميةالمكتب الإسلاميتحقيق المحدث العلامةمحمد ناصر الدين الألبانيالطبعة الرابعة ١٤٠٤ هـ
Sahîh: Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebî (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Âdem ile Mûsâ tartıştı. Mûsâ dedi ki: 'Ey Âdem! Sen insanlığın babasısın; Allah seni eliyle yarattı, sana kendi ruhundan üfledi ve meleklerini sana secde ettirdi. Öyleyse niçin kendini ve neslini cennetten çıkardın?' Bunun üzerine Âdem ona dedi ki: 'Sen, Allah'ın kelâm ile konuştuğu ve sana Tevrat'ı yazdığı Mûsâ'sın. Tevrat'ta (ben yaratılmadan önce) “Rabbine isyan eden ve yolunu şaşıran Âdem ifadesini kaç yıl önce yazılmış buluyorsun? Dedi ki: 'Kırk yıl önce.' Bunun üzerine Âdem, Mûsâ'ya karşı delilini üstün getirdi.” [4]
(صحيح)عن أبى هريرة رضى الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم: قال احتج آدم وموسى فقال موسى: يا آدم أنت أبو البشر الذي خلقك الله بيده ونفخ فيك من روحه وأسجد لك ملائكته فلماذا أخرجتنا وذريتك من الجنة؟ فقال له آدم: أنت موسى الذي كلمك الله تكليما وكتب لك التوراة فبكم تجد فيها مكتوبا: (التوراة وعصى آدم ربه فغوى قبل أن أخلق؟ قال: بأربعين سنة فقال: فحج آدم موسى)[٤]
Sahih. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sizler, aranızdaki anlaşmazlıkları çözmem için bana başvuruyorsunuz. Oysa bir kısmınız delilini diğerinden daha güzel ifade edebiliyor. Ben de sizden duyduğum şekilde (zahirî delile göre) lehine hükmediyorum. Şu hâlde ben, bir kimsenin lehine din kardeşinden bir şey hükmedersem, o kimse onu almasın; çünkü ben ona ateşten bir parça kesmiş olurum.”[19]
(صحيح)عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال: إنكم تختصمون إلي ولعل بعضكم أن يكون ألحن بحجته من بعض وأقضي له على نحو ما أسمع منه فمن قضيت له من أخيه شيئا فلا يأخذه فإنما أقطع له قطعة من النار[١٩]
(Sahih) Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sana fayda veren şeye hırsla sarıl, Allah’tan yardım dile ve âcizlik gösterme. Sana bir şey isabet ederse de ‘şöyle yapsaydım şöyle olurdu’ deme, bilakis ‘Allah takdir etti, dilediğini yaptı’ de. Zira ‘keşke’ sözü şeytanın amelini açar.”[26]
(صحيح)عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: احرص على ما ينفعك واستعن بالله ولا تعجز وإن أصابك شئ فلا تقل: لو أني فعلت كان كذا وكذا ولكن قل: قدر الله وما شاء فعل فإن لو تفتح عمل الشيطان[٢٦]
(Sahih) Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ehl-i Kitap size bir şey anlattığı zaman, onları ne tasdik edin ne de yalanlayın.”[30]
(صحيح)عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال: إذا حدثكم أهل الكتاب فلا تصدقوهم ولا تكذبوهم[٣٠]
Sahîh: Nebî (s.a.v.) Gâmidiyye hakkında şöyle buyurdu: 'O, öyle bir tevbe ile tevbe etti ki, eğer bir maks sahibi o tevbe ile tevbe etmiş olsaydı, ona mağfiret olunurdu. Acaba siz, onun Allah için nefsini cömertçe feda etmesinden daha üstün bir şey buldunuz mu?[32]'
(صحيح)قال النبي صلى الله عليه وسلم في الغامدية: لقد تابت توبة لو تابها صاحب مكس لغفر له وهل وجدت أفضل من أن جادت بنفسها لله[٣٢]
Sahîh olan kudsî hadiste şöyle buyrulmuştur: «Ey kullarım! Şüphesiz Ben zulmü kendime haram kıldım ve onu aranızda da haram eyledim; öyleyse birbirinize zulmetmeyin. Ey kullarım! Sizin her biriniz, benim hidâyete erdirdiğim kimseler müstesna olmak üzere dalâlettesiniz; öyleyse benden hidâyet isteyin ki sizi hidâyete erdireyim. Ey kullarım! Sizin her biriniz, benim doyurduğum kimseler müstesna olmak üzere açsınız; öyleyse benden yiyecek isteyin ki sizi doyurayım. Ey kullarım! Sizin her biriniz, benim giydirdiğim kimseler müstesna olmak üzere çıplaksınız; öyleyse benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim. Ey kullarım! Siz gece gündüz hata işlersiniz, bense bütün günahları bağışlarım; öyleyse benden bağışlanma dileyin ki sizi bağışlayayım. Ey kullarım! Siz bana asla zarar veremezsiniz ki bana zararınız dokunsun; ve bana asla fayda veremezsiniz ki bana faydanız dokunsun. Ey kullarım! Eğer sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz, içinizdeki en takvâ sahibi tek bir kişinin kalbi üzere olsalar, bu benim mülkümde hiçbir şey artırmaz. Ey kullarım! Eğer sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz, içinizdeki en facir tek bir kişinin kalbi üzere olsalar, bu benim mülkümden hiçbir şey eksiltmez. Ey kullarım! Eğer sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz tek bir düzlükte toplansalar ve benden isteseler, ben de herkese istediğini versem, bu benim katımdakini, ancak denize batırılan bir iğnenin denizden eksilttiği miktar kadar eksiltir. Ey kullarım! Bunlar ancak sizin amellerinizdir; onları sizin için sayar, sonra da karşılığını size tastamam veririm. Kim bir hayır bulursa Allah’a hamd etsin; kim de bundan başkasını bulursa ancak kendini kınasın.»[42]
(صحيح)كما في الحديث الإلهي الصحيح يا عبادي إني حرمت الظلم على نفسي وجعلته بينكم محرما فلا تظالموا يا عبادي كلكم ضال إلا من هديته فاستهدوني أهدكم يا عبادي كلكم جائع إلا من أطعمته فاستطعموني أطعمكم يا عبادي كلكم عار إلا من كسوته فاستكسونى أكسكم يا عبادي إنكم تخطئون بالليل والنهار وأنا أغفر الذنوب جميعا فاستغفروني أغفر لكم يا عبادي إنكم لن تبلغوا ضري فتضروني ولن تبلغوا نفعي فتنفعوني يا عبادي لو أن أولكم وآخركم وإنسكم وجنكم كانوا على اتقى قلب رجل واحد منكم ما زاد ذلك في ملكي شيئا يا عبادي لو أن أولكم وآخركم وإنسكم وجنكم كانوا على أفجر قلب رجل واحد منكم ما نقص ذلك من ملكي شيئا يا عبادي لو أن أولكم وآخركم وإنسكم وجنكم قاموا في صعيد واحد فسألوني فأعطيت كل إنسان مسألته ما نقص ذلك مما عندي إلا كما ينقص المخيط إذا ادخل البحر يا عبادي إنما هي أعمالكم أحصيها لكم ثم أوفيكم إياها فمن وجد خيرا فليحمد الله ومن وجد غير ذلك فلا يلومن إلا نفسه[٤٢]
(Sahîh) Enes dedi ki: Resûlullah (s.a.v.)’e on yıl hizmet ettim. Yaptığım bir şey için “Bunu niçin yaptın?” demediği gibi, yapmadığım bir şey için de “Niçin yapmadın?” demedi. Âilesinden bir kimse beni bir hususta azarlayacak olsa: “Bırak onu, bırak onu; zira bir şey takdir edilmiş olsaydı mutlaka olurdu.” buyururdu.[43]
(صحيح)قال أنس: خدمت رسول الله صلى الله عليه وسلم عشر سنين فما قال لشيء فعلته لم فعلته؟ ولا لشيء لم أفعله لم لا فعلته؟ وكان بعض أهله إذا أعتبني على شيء يقول: دعوه دعوه فلو قضي شيء لكان[٤٣]
(Sahih) Zikrine, şükrüne ve sana güzelce ibadet etmeme yardım eyle[45].
(صحيح)أعني على ذكرك وشكرك وحسن عبادتك[٤٥]
(Sahîh, Resûlüne itaat sözü olmaksızın) Ey kalpleri çeviren, kalbimi Sana ve Resûlüne itaate çevir.[46]
(صحيح دون قوله وطاعة رسولك)ويا مصرف القلوب اصرف قلبي إلى طاعتك وطاعة رسولك[٤٦]
Hasen. Bize öyle bir haşyet ver ki, bununla seninle bizim aramızda masiyetine karşı bir engel oluştursun; bize öyle bir taat ver ki, bununla bizi cennetine ulaştırsın; bize öyle bir yakîn ver ki, bununla dünya musibetlerini bize hafifletsin.[47]
(حسن)اقسم لنا من خشيتك ما تحول به بيننا وبين معصيتك ومن طاعتك ما تبلغنا به جنتك ومن اليقين ما تهون به علينا مصائب الدنيا[٤٧]
(Sahih) Allah'ım! Benim için dinimi ıslah eyle; zira dinim, işlerimin koruyucusudur. Dünyamı ıslah eyle; zira orası geçim yerimdir. Âhiretimi ıslah eyle; zira orası dönüş yerimdir.[48]
(صحيح)اللهم أصلح لي ديني الذي هو عصمة أمري وأصلح لي دنياي التي فيها معاشي وأصلح لي آخرتي التي فيها معادي[٤٨]
(Ricâli sika fakat munkatı‘dır) Muhakkak ki Allah, o (ümmet) içinde öyle adamların kalplerini yumuşatır ki sütten daha yumuşak hâle gelirler; yine o (ümmet) içinde öyle adamların kalplerini sertleştirir ki taştan daha sert hâle gelirler. Senin misalin ey Ebû Bekir, tıpkı İbrâhim ve Îsâ'nın misali gibidir; senin misalin ey Ömer ise tıpkı Nûh ve Mûsâ'nın misali gibidir. [52]
(رجاله ثقات لكنه منقطع)إن الله يلين قلوب رجال فيه حتى تكون ألين من اللبن ويشدد قلوب رجال فيه حتى تكون أشد من الحجر. . ومثلك يا أبا بكر كمثل إبراهيم وعيسى ومثلك يا عمر كمثل نوح وموسى[٥٢]
(Sahîh) Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ben yeryüzü halkına, emrolunmadığım bir duâ ile bedduâ ettim."[59]
(صحيح)قال صلى الله عليه وسلم: إني دعوت على أهل الأرض دعوة لم أؤمر بها[٥٩]
(Sahih) Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah Teâlâ kudsî hadiste şöyle buyurur: "Kulum, nâfile ibadetlerle Bana yaklaşmaya devam eder. Nihayet onu severim. Onu sevince de, işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli ve yürüdüğü ayağı olurum. Böylece Benimle işitir, Benimle görür, Benimle tutar ve Benimle yürür. Andolsun ki Benden bir şey isterse, onu mutlaka veririm; Bana sığınırsa, onu mutlaka korurum. Yapacağım herhangi bir şey hakkında, mümin kulumun ruhunu kabz etmekteki tereddüdüm kadar tereddüt etmedim. [Çünkü] o, ölümü kerih görür; Ben de onun üzülmesini istemem. Ancak bunun için kaçınılmazdır."
[64]
(صحيح)قال صلى الله عليه وسلم في الحديث القدسي: قال الله تعالى: ولا يزال عبدي يتقرب إلي بالنوافل حتى أحبه فإذا أحببته كنت سمعه الذي يسمع به وبصره الذي يبصر به ويده التي يبطش بها ورجله التي يمشي بها فبي يسمع وبي يبصر وبي يبطش وبي يمشي ولئن سألني لأعطينه ولئن استعاذني لأعيذنه وما ترددت عن شيء أنا فاعله ترددي عن [قبض] نفس [عبدي] المؤمن يكره الموت وأكره مساءته [ولا بد له منه][٦٤]