en-Nübüvvât, İbn Teymiyye; Bölüm: Akaid; Kitap: en-Nübüvvât; Müellif: Takiyyüddîn Ebü'l-Abbâs Ahmed b. Abdilhalîm b. Abdisselâm b. Abdillâh b. Ebi'l-Kâsım b. Muhammed İbn Teymiyye el-Harrânî el-Hanbelî ed-Dımaşkî (ö. 728/1328); Muhakkik: Abdülazîz b. Sâlih et-Tuveyyân; Neşriyat: Advâu's-Selef, Riyad, Suudi Arabistan Krallığı; Tab‘: Birinci Baskı, 1420/2000; Cilt Sayısı: 2; [Kitap numaralandırması basılı nüshaya uygundur]; Ramisher'de yayın tarihi: 1 Temmuz 2026.
النبوات لابن تيمية (ابن تيمية)القسم: العقيدةالكتاب: النبواتالمؤلف: تقي الدين أبو العباس أحمد بن عبد الحليم بن عبد السلام بن عبد الله بن أبي القاسم بن محمد ابن تيمية الحراني الحنبلي الدمشقي (ت ٧٢٨هـ)المحقق: عبد العزيز بن صالح الطويانالناشر: أضواء السلف، الرياض، المملكة العربية السعوديةالطبعة: الأولى، ١٤٢٠هـ/٢٠٠٠معدد الأجزاء: ٢[ترقيم الكتاب موافق للمطبوع]تاريخ النشر في Ramisher: ١ يوليو ٢٠٢٦.
Cilt I
Mukaddime…
Mukaddime
Muhakkak ki hamd Allah'a mahsustur. O'na hamd eder, O'ndan yardım dileriz. O'ndan hidayet diler, O'ndan mağfiret talep ederiz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse, onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa, ona hidayet verecek yoktur. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Ve yine şehadet ederim ki Muhammed (s.a.v.) O'nun kulu ve elçisidir.
{يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ} [Âl-i İmrân, 102]
{يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيراً وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالْأَرْحَامَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيباً} [Nisâ, 1]
{يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيداً * يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزاً عَظِيماً} [Ahzâb, 70-71]
Emme ba‘d:
Şüphesiz ki sözün en doğrusu Allah'ın Kitabı'dır. Rehberliğin en güzeli Muhammed (s.a.v.)'in rehberliğidir. İşlerin en kötüsü sonradan ihdas edilenlerdir (muhdesâttır). Her muhdes (sonradan ortaya çıkarılan şey) bid‘attır. Her bid‘at dalâlettir ve her dalâlet ateştedir.¹
¹ Bu hutbe, 'Hutbetü'l-Hâce' diye adlandırılır ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'den rivayet edilmiştir. Her bir ihtiyacın öncesinde (bu hutbenin okunması) meşrudur. Onu İmam Müslim Sahîh-i Müslim'inde (1/336, 2/592-593), İmam Ahmed Müsned'inde (3/310, 371), Nesâî Sünen'inde (3/118, Kitâbu Salâti'l-Îdeyn, Bâbu Keyfe'l-Hutbe) ve İbn Mâce Sünen-i İbn Mâce'sinde (1/609, Kitâbu'n-Nikâh, Bâbu Hıtbeti'n-Nikâh) tahriç etmişlerdir. Ayrıca el-Elbânî'nin Silsiletu'l-Ehâdîsi's-Sahîha'sına (1/3) bakınız. Şeyh Muhammed Nâsırüddîn el-Albânî, bu hutbede yer alan hadisleri bir araya getirdiği bir risâle kaleme almış ve ona 'Hutbetü'l-Hâce elletî Kâne'n-Nebiyyu Sallallahu Aleyhi ve Sellem Yuallimuhâ Ashâbehû' adını vermiştir.
المجلد الأولمقدمة…مقدّمةإنّ الحمد لله، نحمده ونستعينه، ونستهديه ونستغفره، ونعوذ بالله من شرور أنفسنا، وسيّئات أعمالنا، من يهده الله فلا مضلّ له، ومن يُضلل فلا هادي له، وأشهد أن لا إله إلا الله وحده لا شريك له، وأشهد أنّ محمّداً عبده ورسوله.{يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ} [آل عمران، ١٠٢] .{يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيراً وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالْأَرْحَامَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيباً} [النساء، ١] .{يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيداً * يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزاً عَظِيماً} [الأحزاب،٧٠-٧١] .أمّا بعد:فإنّ أصدق الحديث كتاب الله، وأحسن الهدي هديُ محمد صلى الله عليه وسلم، وشرّ الأمور محدثاتها، وكلّ محدثة بدعة، وكلّ بدعة ضلالة، وكلّ ضلالة في النار١.١ هذه الخطبة تسمى خطبة الحاجة، وهي مأثورة عن النبي صلى الله عليه وسلم، وهي تُشرع بين يدي كلّ حاجة. وقد أخرجها الإمام مسلم في صحيحه ١/٣٣٦، ٢/٥٩٢-٥٩٣، والإمام أحمد في مسنده ٣/٣١٠، ٣٧١. والنسائي في سننه ٣/١١٨، كتاب صلاة العيدين، باب كيف الخطبة. وابن ماجه في سننه ١/٦٠٩، كتاب النكاح، باب خطبة النكاح. وانظر سلسلة الأحاديث الصحيحة للألباني ١/٣. وقد أفردها الشيخ محمد ناصر الدين الألباني برسالة جمع الأحاديث الواردة فيها، وسماها خطبة الحاجة التي كان النبي صلى الله عليه وسلم يُعلّمها أصحابه.
Bundan sonra, şu muhakkak ki Allah Teâlâ kullarını boş yere yaratmamış ve onları başıboş bırakmamıştır. Bilakis onlara, kendisi ile kulları arasında bir vasıta olarak peygamberler ve resuller göndermiştir ki bunlar, kullarına O'nun emir ve yasaklarını tebliğ ederler ve onlara hidayet yolunu dalâletten ayırt edip gösterirler. Ne yücedir O'nun şu kavli: “Sizi boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” [el-Mü’minûn, 115]; “İnsan, başıboş bırakılacağını mı sanır?” [el-Kıyâme, 36]. Resullerin gönderilmesi ise O'nun -Celle ve ‘Alâ- bir lütfu ve mü’min kullarına ihsan buyurduğu bir nimetidir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Andolsun, Allah mü’minlere, içlerinden kendilerine bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur ki o, onlara âyetlerini okur, onları arındırır, onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Oysa onlar daha önce apaçık bir dalâlet içinde idiler.” [Âl-i İmrân, 164]. Resullerin gönderilmesinde, Allah Tebâreke ve Teâlâ’nın Âdemoğullarına bir uyarısı da vardır; ta ki resullerden sonra onların Allah’a karşı bir hüccetleri olmasın. Zira O, onlara resuller göndermek suretiyle hüccetini ikame etmiştir; öyle ki onlar bundan sonra: “Bize müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi” diyemesinler. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak resuller gönderdik ki, resullerden sonra insanların Allah’a karşı bir hüccetleri olmasın.” [en-Nisâ, 165]. Zira O’nun sünneti (kanunu) şudur: Bir kimseye hüccet ikame edilmedikçe onu azaba uğratmaz. Resullerin -salât ve selâm onlara olsun- gönderilmesi de hüccetin ikamesidir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Biz, bir resul göndermedikçe azap edici değiliz.” [el-İsrâ, 15]. Nübüvvet konusu, akidenin en büyük bablarındandır. Zira Allah Tebâreke ve Teâlâ’nın resullerine iman, imanın altı rüknünden biridir. Bu sebeple kulun, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, resullerine, âhiret gününe, hayır ve şerriyle kadere iman etmedikçe imanı sahih olmaz.
ثم أما بعد: فإن الله تعالى لم يخلق عباده عَبَثاً، ولم يتركهم سُدى، بل أرسل إليهم أنبياءه ورسله واسطةً بينه وبينهم يُبلّغونهم أوامره ونواهيه، ويُبيِّنون لهم طريق الهدى من الضلال.فتبارك القائل: {أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثاً وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لا تُرْجَعُونَ} [المؤمنون، ١١٥] ، {أَيَحْسَبُ الْأِنْسَانُ أَنْ يُتْرَكَ سُدىً} [القيامة، ٣٦] .وبعثة الرسل فضلٌ منه - جلّ وعلا - ومنّة يمتنّ بها على عباده المؤمنين.قال تعالى: {لَقَدْ مَنَّ اللَّهُ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولاً مِنْ أَنْفُسِهِمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفِي ضَلالٍ مُبِينٍ} [آل عمران، ١٦٤] .وفي بعثة الرسل إنذارٌ منه تبارك وتعالى لبني آدم، كي لا تكون لهم حجّة على الله بعد الرسل، فيُقيم عليهم الحجة بإرسال المرسلين، ولا يقولوا بعدها: ما جاءنا مبشّرون ولا منذرون.قال تعالى: {رُسُلاً مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللَّهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِ} [النساء، ١٦٥] .إذ من سُنّته تعالى أن لا يُعذّب أحداً حتى يُقيم عليه الحجة، وفي إرسال المرسلين - عليهم الصلاة والسلام - إقامة للحجة.قال تعالى: {وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّى نَبْعَثَ رَسُولاً} [الإسراء، ١٥] .وموضوع النبوات من أعظم أبواب العقيدة؛ إذ الإيمان برسل الله تبارك وتعالى أحدُ أركان الإيمان الستة، فلا يصحّ إيمان العبد حتى يؤمن بالله، وملائكته، وكتبه، ورسله، واليوم الآخر، والقدر خيره وشرّه.
Nübüvvet, Allah’ın sevdiklerini ve buğzettiklerini, emir ve yasaklarını, O’na yaklaştıran ve rahmetinden uzaklaştıran şeyleri bilmenin yoludur. Bu sebeple hikmeti –celle ve alâ– kulları irşad etmek, hakkı açıklamak, şeriatı ve dini, her iki dünyada saadeti garantileyen hususları beyan etmek üzere enbiyâ ve rusül göndermeyi gerektirmiştir. Allah bana, yüksek lisans aşamasında –bi-iznillah– faydalı bir risâle seçme muvaffakiyetini lütfetti. Bu risâlede, asrımızda Ehl-i Sünnet’in önde gelen âlimlerinden olup bu ümmetin selefinin akidesini tespit eden, kendilerine Allah rahmet eylesin, yani Şeyh Muhammed el-Emin eş-Şenqîtî’nin –Allah rahmet eylesin– çabalarını inceledim. Bu risâle, elhamdülillah, üzerimde mübarek bir tesir bıraktı; zira beni selef âlimlerinin kitaplarına ulaştırdı ve onlarla hoş, mübarek bir zaman geçirdim ve okumalarında eşsiz bir lezzet buldum.
Bu büyük âlimlerin kitapları arasında kendileriyle en çok bağ kurduğum kişi, hicrî yedinci asrın sonları ile sekizinci asrın başlarında Allah teâlâ ve tekaddes hazretlerinin dinini ihya ettiği Şeyhülislâm İbn Teymiyye –Allah rahmet eylesin–dir. Allah onu Müslümanlara bir lütuf olarak vermiş, onu seyyidü’l-mürselîn’in yolunu takip edenlere bir yardımcı, muhaliflere karşı bir diken, bu dine bir destek kılmıştır; O, aşırıların tahrifini, batıl ehlinin yalan isnatlarını ve cahillerin tevilini dinden uzaklaştırmaktadır. Nitekim seyyidü’l-enbiyâ ve’l-mürselîn (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bu ilmi her neslin (halefin) adil kimseleri taşır; onlar, aşırıların tahrifini, batıl ehlinin yalan isnatlarını ve cahillerin tevilini ondan uzaklaştırır.”¹
¹ Bu hadisi Taberîzî, “Mişkâtü’l-Mesâbîh”te (nr. 248) zikretmiştir. Rivayette İbrâhim b. Abdirrahmân el-Uzrî’den: “Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘Bu ilmi her neslin (halefin) adil kimseleri taşır; onlar, aşırıların tahrifini, batıl ehlinin yalan isnatlarını ve cahillerin tevilini ondan uzaklaştırır.’” Bunu Beyhakî rivayet etmiştir. Şeyh el-Albânî bu hadis hakkında mürsel olduğunu belirtmiştir; çünkü bu İbrâhim b. Abdirrahmân el-Uzrî, Zehebî’nin dediği gibi, az rivayet eden bir tâbiîdir ve ondan rivayet eden Muâz b. Rifâa da güvenilir bir ravi değildir. Ancak hadis, bir grup sahâbîden muttasıl olarak da rivayet edilmiş olup Hâfız el-Alâî, “Bugyetü’l-Mültemis”te (s. 3-4) bazı tariklerini sahih kabul etmiştir. Hatîb el-Bağdâdî, “Şerefu Ashâbi’l-Hadîs”te (2/35) Mühennâ b. Yahyâ’dan rivayet etmiştir: “Ahmed’i –yani İbn Hanbel’i– Muâz b. Rifâa’nın bu İbrâhim’den rivayeti hakkında sorguladım ve Ahmed’e: ‘Bu, uydurma bir söz gibi geliyor?’ dedim. O da: ‘Hayır, sahihtir.’ dedi. Ben: ‘Sen bunu kimden işittin?’ dedim. ‘Birden fazla kimseden.’ dedi. ‘Kimler?’ dedim. ‘Bunu bana Miskîn rivayet etti, ancak o Muâz b. Rifâa, Kâsım b. Abdirrahmân’dan rivayet ediyor.’ dedi. Ahmed: ‘Muâz b. Rifâa’da bir beis yoktur.’ dedi.” Mişkâtü’l-Mesâbîh, 1/82-83’e bakınız. Zehebî, el-Uzrî hakkında “el-Mîzân”da: “Onu zaif olarak bilmiyorum, ‘Bu ilmi her neslin adil kimseleri taşır’ hadisini mürsel olarak rivayet etmiştir.” demiştir. Tahrici ileride s. 675-676’da gelecektir.
والنبوة هي الطريق لمعرفة محابّ الله ومساخطه، وأوامره ونواهيه، وما يُقرّب إليه، وما يُبعد عن رحمته.لذلك اقتضت حكمته - جلّ وعلا - أن يُرسل أنبياءه ورسله لإرشاد الخلق، وتوضيح الحقّ، وبيان الشريعة والدين، وما يضمن السعادة في الدارَيْن.وقد منّ الله عليّ إذ وفقني في مرحلة الماجستير لاختيار رسالة نافعة - بإذن الله - درستُ فيها جهود عَلَمٍ من أعلام أهل السنة في عصرنا في تقرير عقيدة سلف هذه الأمة رحمهم الله ألا وهو الشيخ العلامة محمد الأمين الشنقيطي - رحمة الله عليه.وقد كانت هذه الرسالة ذات أثرٍ مبارك عليّ - بحمد الله؛ إذ وصلتني بكتب أعلام السلف، فعشت معها وقتاً طيباً مباركاً، ووجدت في قراءتها لذّة ما بعدها لذّة.ومن أشهر من ارتبطت صلتي بهم من كتب هؤلاء الأعلام: شيخ الإسلام ابن تيمية رحمه الله، الذي جدّد الله تبارك وتعالى به الدين في أواخر القرن السابع، وأوائل القرن الثامن الهجري.وقد منّ الله به على المسلمين، وجعله عوناً لمن اتبع منهج سيّد المرسلين، وشوكة في حلوق المخالفين، ونُصرة لهذا الدين، ينفي عنه تحريف الغالين، وانتحال المبطلين، وتأويل الجاهلين؛ كما قال سيّد الأنبياء والمرسلين صلى الله عليه وسلم: "يحمل هذا العلم من كلّ خلف عدوله، ينفون عنه تحريف الغالين، وانتحال المبطلين، وتأويل الجاهلين"١.١ أورده التبريزي في "مشكاة المصابيح": (رقم ٢٤٨) وفيه: عن إبراهيم بن عبد الرحمن العذري قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "يحمل هذا العلم من كل خلف عدوله، ينفون عنه تحريف الغالين وانتحال المبطلين وتأويل الجاهلين". رواه البيهقي.وقد علق الشيخ الألباني على هذا الحديث بأنه مرسل؛ لأن إبراهيم بن عبد الرحمن العذري هذا تابعي مقلّ كما قال الذهبي، راويه عنه معاذ بن رفاعة ليس بعمدة. لكن الحديث قد روي موصولاً من طريق جماعة من الصحابة، وصحح بعض طرقه الحافظ العلائي في "بغية الملتمس" (٣-٤) . وروى الخطيب في "شرف أصحاب الحديث" (٣٥/٢) عن مهنا بن يحيى قال: سألت أحمد - يعني ابن حنبل- عن حديث معاذ بن رفاعة عن إبراهيم هذا، فقلت لأحمد: كأنه كلام موضوع؟ فقال: لا، هو صحيح. فقلتُ له: ممن سمعته أنت؟ قال: من غير واحد. قلت: من هم؟ قال: حدثني به مسكين، إلا أنه يقول: معاذ، عن القاسم بن عبد الرحمن. قال أحمد: معاذ بن رفاعة لا بأس به … انظر مشكاة المصابيح ١/٨٢-٨٣.وقال الذهبي عن العذري في "الميزان": ما علمته واهياً، أرسل حديث: "يحمل هذا العلم من كلّ خلفٍ عدوله".. وسيأتي تخريجه ص (٦٧٥-٦٧٦) .
Resûlullah (s.a.v.) ayrıca şöyle buyurmuştur: "Ümmetimden bir taife, hak üzere galip olmaya devam edecek; onları yalnız bırakanlar kendilerine zarar veremeyecek, nihayet Allah'ın emri gelinceye kadar onlar bu hal üzere olacaklardır."[1] Bu hadisi İmam Müslim, 'Sahih'inde (3/1523, Kitâbü'l-İmâre, 'لا تزال طائفة...' Bâbı) tahriç etmiştir. Hiç şüphe yoktur ki, 'âlimlerin âlimi' ve Şeyhülislam (rahimehullah) işte bu mansur taifedendir. Zira o, emanet-i ilmiyeyi yüklenmiş, onu tam bir sadakat ve ihlas ile tebliğ etmiş; diliyle, kalemiyle ve eliyle cihad etmiştir. Hakkı söylemesi ve halkın hidayetine olan hırsı sebebiyle eziyet görmüş; akidesinden dolayı imtihan edilmiş; daraltılmış ve memleketinden sürgün edilmiştir. Bütün bunlara rağmen aldırış etmezdi, Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmazdı. Nihayet Allah Teâlâ onu mahpus olarak vefat ettirdi; ne batılın sultanından korkmuş ne de batılına karşı sebatında bir usanç göstermişti. Onun dönemi geçti, hasımları Rablerine gitti, ona tuzak kuranlar öldüler. Fakat ilmi ölmedi, nuru sönmedi; bilakis, dosdoğru yolun yolcularına yol aydınlatan bir meşale olarak kaldı: Peygamberlerin, sıddîkların, şehitlerin ve salihlerin yolu. İşte onlar ne güzel arkadaştır!
وقال صلى الله عليه وسلم أيضاً: "لا تزال طائفة من أمتي ظاهرين على الحقّ لا يضرّهم من خذلهم حتى يأتي أمر الله وهم كذلك"١.ولا شكّ أنّ علم الأعلام، وشيخ الإسلام رحمه الله من هذه الطائفة المنصورة؛ فقد حمل أمانة العلم، وبلّغها بكلّ صدقٍ وإخلاص، وجاهد بلسانه وقلمه ويده، وأُوذي بسبب صدعه بالحقّ وحرصه على هداية الخلق، وامتحن بسبب عقيدته، وضُيِّق عليه ونُفي من بلدته، وهو رغم ذلك كلّه غير مبالٍ، لا يخاف في الله لومة لائم، حتى توفّاه الله - تعالى - معتَقَلاً، لم يخش من سلطان الباطل أو يُظهر من جَلَده على باطله مَلَلاً. وقد ذهب عصره ومضى إلى الربّ خصومه، ومات من كانوا يكيدون به، لكن لم يمت علمه ولم ينطفئ نوره بل بقي شعلةً تُنير الطريق لسالكي الطريق المستقيم؛ طريق الأنبياء والصديقين والشهداء والصالحين، وحسن أولئك رفيقاً.١ أخرجه الإمام مسلم في "صحيحه" ٣/١٥٢٣، كتاب الإمارة، باب قوله صلى الله عليه وسلم: "لا تزال طائفة..".
Şeyhülislâm'ın [İbn Teymiyye] şöhreti ufukları kuşatmış, Allah kitaplarına kabul vermiş, insanlar da onun duru pınarından kana kana içmişlerdir. O kitaplardan biri de, konusunda yazılmış en değerli eserlerden sayılan "en-Nübüvvât" kitabıdır. Müellifi (Allah ona rahmet eylesin) bu eserde nübüvvet mefhumunu, mûcizeyi, kerameti beyan etmiş; bunlar arasındaki farkı ve bunların sihirbazların, kâhinlerin, nübüvvet ve velâyet iddiasında bulunanların ve şeytânî haller sahibi benzerlerinin harikulade fiillerinden farkını zikretmiştir. Müellif (Allah ona rahmet eylesin) nübüvvet konusunu iki kısımda ele almıştır: Birinci kısımda, Ehl-i Sünnet'in nübüvvetler konusundaki metodunu, onların sözlerini serdederek vermiştir. İkinci kısımda ise nübüvvet konusunda muhalefet edenlere —inkârcılar, bid‘at ehli ve dalâlet fırkaları— reddiye yöneltmiş; bunu, onların Resûlullah (s.a.v.)'in usûlüne muhalif olarak temellendirdikleri akli asıllarını zikrederek yapmıştır. O, kazmasıyla o asılları yıkmış, onlar da Allah'ın kuvveti ve yardımıyla sahipleriyle birlikte çöküp gitmiştir. "en-Nübüvvât" kitabı, kendi babında nadirdir; hatta mübalağa etmiş olmayayım denirse, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'in bu kitabın şâkilesinde ve tarzında bir kitabı yoktur. Bu sebeple onun tahkik edilmesi, ona ihtimam gösterilmesi ve en güzel sûrette ortaya konulması ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Bu kitap birçok defa basılmış olmakla birlikte, kendisine ve onu hazırlayan müellifine yakışır tam bir ihtimam görmemiş; bu sebeple lafızları tashih edilmemiş, metinleri belgelenmemiş, kapalı yerleri tefsir edilmemiş, müşkül olanı şerh olunmamıştır. İşte bu yüzden ben işe ciddiyetle sarıldım, tahkikinde gayret gösterdim ve Rahmân olan Allah'tan yardım dileyerek kitaba hizmet etmeyi hedefledim. O, benim güvendiğimdir, yardım ancak O'ndandır ve yalnız O'na tevekkül ederim.
وقد طبّقت شهرة شيخ الإسلام الآفاق، ووضع الله لكتبه القبول، ونهل الناس من معينها الرقراق.ومن تلكم الكتب: كتاب ((النبوات)) الذي يعتبر من أفضل ما كُتب في موضوعه، فقد بيَّن فيه مؤلفه رحمه الله مفهوم النبوة، والمعجزة، والكرامة، وذكر الفرق بينها، وبين خوارق السحرة والكهان ومدّعي النبوة والولاية وأشباههم من أصحاب الأحوال الشيطانية.وقد عرض رحمه الله موضوع النبوة في شقّين:أورد في الأول منهما: منهج أهل السنة في النبوات، من خلال عرض أقوالهم.وردّ في الثاني منهما: على المخالفين في النبوة؛ من المنكرين، وأهل البدع، والفرق الضالّة، وذلك من خلال ذكر أصول دينهم العقلية التي أصلوها مخالفة لأصول الرسول صلى الله عليه وسلم.. وقد هدم تلك الأصول بمعوله، فانهارت بأصحابها بقوة الله وحوله.وكتاب ((النبوات)) نادرٌ في بابه، بل لست مبالغاً إن قلت: لا يوجد لأهل السنة والجماعة كتابٌ على شاكلته ومنواله.لذلك تظهر الحاجة إلى تحقيقه، والعناية به، وإبرازه في أحسن صورة.وقد طبع هذا الكتاب طبعات عدّة، إلا أنه لم يلق من العناية التامة ما يليق به وبمؤلفه الذي أعدّه؛ فلم تُصحّح ألفاظه، أو تُوثّق نصوصه، أو يُفسّر غامضه، أو يُشرح مشكله.لذلك شمّرت عن ساعد الجدّ، وبذلت في تحقيقه الجهد، وتوخّيتُ خدمة الكتاب مستعيناً بالرحمن، الذي هو ثقتي، وبه المستعان، وعليه التكلان.
Ve neticede: Allah Teâlâ'ya hamd eder, hayrın tamamını O'na isnad ederim. Zira fazl, nimet ve güzel senâ O'nadır. Beni muvaffak kıldığı için O'na hamd eder, bu kitabın tahkikini tamamlamada kolaylık ve teshil buyurduğu için şükrederim. O'nun yardımı olmasaydı, onu bu suretle ortaya çıkaramazdım; O'nun lutfu olmasaydı sarf ettiğim gayreti gösteremezdim. Hamd ilk ve son olarak O'nadır; şükür zâhîren ve bâtınen O'nadır. Bana onun hizmetinde, tahkikinde, tashih ve tevsikinde yardım buyurdu; nihayet bu şekilde neşrolundu. İşte bu, en-Nubuvvât kitabıdır ve bu da onun tahkikidir. Şayet isabet edip doğru söylemişsem bu Allah'tandır; hamd ve minnet O'nadır. Eğer kusur edip hata işlemişsem bu nefsimdendir. Özrüm, gücüm ve takatim nisbetinde gayret göstermiş olmamdır. Her ne vakit bir yerde doğrudan ayrılmış isem, şüphesiz ki Allah'ın ecrinin bana ulaşmayacağından ümidimi kesmem. O, vicdanları bilen, gizli sırlara vâkıf olandır. Sübhânehû, zelleleri mağfiret buyurur, taksîr ve sehvi afv eder. Muhakkak ki O cevvâd ve kerîmdir; kullarına raûf ve rahîmdir. Ben Allah'tan mağfiret diler, her günah ve hatadan O'na tevbe ederim. Allah, Nebîmiz Muhammed'e, âline ve sahabesine salât, selâm ve bereket ihsan buyursun.
وفي الختام: أحمد الله - تعالى - وأُثني عليه الخير كلّه، فله الفضل والنعمة والثناء الجميل الحسن، أحمده على توفيقه، وأشكره على تسهيله وتيسيره في إتمام تحقيق هذا الكتاب، فلولا إعانته لي لما استطعتُ إخراجه في هذه الصورة، ولولا تفضّله عليّ لما استطعت بذل ما بذلتُه من جهد، فله الحمد أولاً وآخراً، وله الشكر ظاهراً وباطناً، أعانني على خدمته وتحقيقه، وتصحيحه وتوثيقه، حتى خرج في صورته هذه.فهذا هو كتاب ((النبوات)) وهذا تحقيقي له، فإن وفقت وأصبتُ فمن الله وله الحمد والمنّة، وإن قصّرتُ أو أخطأتُ فذلك من نفسي، وعذري أني قد بذلت الوسع والطاقة.ولئن فارقني الصواب في موضع، فإني لأرجو أن لا يفوتني الأجر من الله المطّلع على الضمائر، العالم بالسرائر، وهو سبحانه يغفر الزلّة، ويتجاوز عن التقصير والهفوة، إنّه جواد كريم، وهو بعباده رؤوف رحيم.وإني لأستغفر الله وأتوب إليه من كلّ ذنبٍ وخطيئة.وصلّى الله وسلّم وبارك على نبيِّنا محمّد وعلى آله وصحبه.
Bu kitabı seçme sebeplerim: Önceki sayfaların satır aralarında beni Şeyhülislâm'ın ((en-Nübüvvât)) kitabına sımsıkı sarılmaya sevk eden pek çok saik ileri sürülmüştür. Şüphesiz bunlar, bu mühim eserin tahkiki için teşvik edici unsurlardır. İşte ben bu teşvik ve saikleri, başka saiklerle birlikte şu maddeler halinde özetliyorum:
1- Şüphesiz ((en-Nübüvvât)) kitabı, nübüvvetin hakikatini karara bağlayan, onun kavramını selef-i sâlihînimizin (Allah onlara rahmet eylesin) metoduna göre açıklayan ve muhaliflere reddiye veren kitaplardandır. Bu yönüyle Şeyhülislâm'ın (Allah ona rahmet eylesin) selef-i sâlihîn akîdesini karara bağlayan ve muhaliflerine reddiye veren diğer kitapları gibidir. O, vazgeçilmez önemli selefî kitaplardandır.
2- Müellifinin (Allah ona rahmet eylesin) selefin büyük âlimlerinden olması; ilimde öncülük, dinin usûl ve fürûunda derinlik sahibi olduğu kabul edilmiş bir âlim olması; onun doğruluk makamına sahip olması, hakkı savunmada cihad, sabır ve sebat göstermesi.
3- Bu kitapta kapalı ifadelerin, zor kelimelerin ve anlaşılması güç çetrefilli konuların çokluğu; dolayısıyla kitabın ifadelerini açıklama ve kelimelerini şerh etme hizmetine ihtiyaç duyması. Bunu bizzat bu imamın kitaplarıyla ilgilenen bazı ilim talebelerinden gözlemledim; zira onlar bu kitaptan istifade etmekte güçlük çektiklerini, diğer kitaplarında ise böyle bir durum olmadığını ifade ettiler.
أسباب اختياري لهذا الكتابتقدمت في ثنايا الصفحات السابقة دوافع كثيرة حدت بي إلى التشبّث بكتاب شيخ الإسلام ((النبوات)) ، ولا شكّ أنّها حوافز على تحقيق هذا الكتاب الجليل.وها أنا ذا أُجمل هذه الحوافز والدوافع، مع دوافع أُخرى في النقاط التالية:١- إنّ كتاب ((النبوات)) من الكتب التي تُقرّر حقيقة النبوة، وتُبيِّن مفهومها وفق منهج سلفنا الصالح رحمهم الله وتردّ على المخالفين - شأنه في ذلك شأن كتب شيخ الإسلام رحمه الله الأخرى التي تُقرّر عقيدة السلف الصالح، وتردّ على من خالفهم، فهو من الكتب السلفية المهمة التي لا يُستغنى عنها.٢- كون مؤلفه رحمه الله من كبار علماء السلف المشهود لهم بالسبق، والرسوخ في العلم في أصول الدين وفروعه، وله قدم صدق، وجهاد وصبر ومصابرة في نصرة الحقّ.٣- كثرة العبارات الغامضة، والألفاظ الصعبة، والموضوعات الشائكة التي يصعب فهمها في هذا الكتاب، فهو بحاجة إلى خدمة لتوضيح عباراته وشرح ألفاظه.وهذا قد لمستُه بنفسي من بعض طلبة العلم المهتمِّين بكتب هذا الإمام، إذ صرّحوا أنهم يجدون صعوبة في الاستفادة منه، بخلاف كتبه الأخرى.
4- Selef-i Sâlihîn (Allah onlara rahmet eylesin) metoduna göre nübüvvet, bunları ispat yolları ve muhaliflere reddiye konularında yazılmış kitapların azlığı. Bu sebeple bu büyük kitabın güzel bir şekilde yayımlanması, büyük bir boşluğu doldurmakta ve İslâm kütüphanesine zenginlik katmaktadır. Zira içerisinde müminlerin yolunun beyanı ve sapkınların yollarından sakındırma bulunmaktadır. Gerçekten nübüvvet, mucizeler ve kerametler konusunda yazılmış kitaplar ve risaleler okudum; bunların çoğunda muhaliflerin kitaplarından nakiller olduğunu gördüm; nakledici bunları benimsemiş ve Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'in sözleri olduğunu zannetmiştir. Bu da ancak bu kitapların yaygınlığı, çokluğu ve müelliflerinin meşhur olması sebebiyledir. Bununla birlikte Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat metodu üzere yazılmış kitaplar azdır. İşte Şeyhülislam (Allah rahmet eylesin)'in bu kitabı, bu tür sözlere reddiye yapmakta, onlardan sakındırmakta, sahipleriyle tartışmakta ve bu sözlerin Resûlullah (s.a.v.)'in dinine muhalif esaslar üzerine bina edildiğini açıklamaktadır. 5- Şeyhülislam (Allah Teâlâ rahmet eylesin)'in reddiye yaptığı kimselerin sözleri, hâlâ aramızda yuvalanmış durumdadır ve onları sevenler ile benimseyenler hâlâ bu ateşi körüklemekte ve alevini canlı tutmaya çalışmaktadır. Şüphesiz ki bu kitabın güzel bir şekilde yayımlanması, bu ateşi söndürmeye, kıvılcımını bastırmaya veya yayılmasını durdurmaya yardımcı olacaktır. Allah'tan dilerim ki bu kitaba yaptığım hizmeti, O'nun huzuruna çıktığım gün bana bir azık kılsın; müellifini bağışlasın ve onun akıbetini ve varacağı yeri güzel eylesin.
٤- ندرة الكتب المؤلفة في النبوات، وطرق إثباتها، والردّ على المخالفين، على منهج السلف الصالح - رحمهم الله تعالى.لذا فإنّ إخراج هذا الكتاب العظيم في صورة طيبة يسدّ ثغرة كبيرة، ويُثري المكتبة الإسلامية، لما فيه من بيان سبيل المؤمنين، وتحذيرٍ من طرق الضالّين.ولقد قرأت كتباً، ورسائل أُلّفت حول موضوع النبوات، والمعجزات، والكرامات، فوجدتُ أكثر ما فيها نقولات من كتب المخالفين، سلّم الناقل منها بها، وظنّها من أقوال أهل السنة والجماعة. وما ذلك إلاّ لانتشارها، وكثرتها، وشهرة مؤلفيها. مع ندرة الكتب المؤلفة على منهج أهل السنة والجماعة.وكتاب شيخ الإسلام رحمه الله هذا - يردّ على أمثال هذه الأقوال، ويُحذّر منها، ويُناقش أصحابها، ويُبيِّن أنّ هذه الأقوال بُنيت على أصول تُخالف دين الرسول صلى الله عليه وسلم.٥- إنّ أقوال من ردّ عليهم شيخ الإسلام -رحمه الله تعالى- لا زالت تعشعش بين أظهرنا، ولا زال محبّوها ومعتنقوها يعملون على إذكاء نارها، وإبقاء سعيرها.ولا ريب أنّ إخراج هذا الكتاب في صورة طيبة يُساعد على إطفاء هذه النّار وإخماد جذوتها، أو وقف انتشارها.واللهً أسأل أن يجعل خدمتي له ذُخراً يوم ألقاه، وأن يغفر لمؤلفه، ويُحسن عاقبته ومثواه.
Bu kitap üzerinde çalışmaya, yardımına sığınarak —ki O, yardımcıların en hayırlısıdır— Allah Teâlâ’dan istiâne ile başladım. Çalışmayı iki kısma ayırdım:
Birinci Kısım: İnceleme (Dirâse).
Bu kısımda üç bahis (mebhas) bulunmaktadır:
Birinci Bahis: Kitabın konusunu incelemeye giriş ve bu konuda telif edilen eserler.
Bu bahiste sekiz talep (matlab) yer almaktadır:
Birinci Talep: Nübüvvetin hakikati.
İkinci Talep: Resulleri göndermedeki hikmet.
Üçüncü Talep: Resullerin vazifeleri.
Dördüncü Talep: İnsanların nübüvvet hakkındaki sözleri.
Beşinci Talep: Peygamberlere iman, imanın erkânındandır.
Altıncı Talep: İslâm, bütün peygamberlerin dinidir.
Yedinci Talep: Mûcizeler.
Sekizinci Talep: Nübüvvetler hakkında telif edilen eserler.
İkinci Bahis: Müellifin tanıtımı.
Bu bahiste iki talep bulunmaktadır:
Birinci Talep: Müellifin şahsî hayatı.
الخطة التي سرت عليهاشرعتُ بالعمل في هذا الكتاب مستعيناً بالله تعالى - وهو خير معين - وقد قسمتُ العمل إلى قسمين:القسم الأول: الدراسة.وفيه ثلاثة مباحث:?المبحث الأول: مدخل لدراسة موضوع الكتاب، وما أُلِّف فيه.وفيه ثمانية مطالب:المطلب الأول: حقيقة النبوّة.المطلب الثاني: الحكمة من بعث الرسل.المطلب الثالث: وظائف الرسل.المطلب الرابع: أقوال الناس في النبوّة.المطلب الخامس: الإيمان بالأنبياء ركن من أركان الإيمان.المطلب السادس: الإسلام دين جميع الأنبياء.المطلب السابع: المعجزات.المطلب الثامن: ما أُلِّف في النبوات.المبحث الثاني: التعريف بالمؤلّف.وفيه مطلبان:المطلب الأول: حياة المؤلف الشخصية.
Bu bölümde dört mesele vardır: Birinci mesele: İsmi ve nesebi. İkinci mesele: Doğumu, yetişmesi ve ailesi. Üçüncü mesele: Hılkiyye sıfatları. Dördüncü mesele: Hulkiyye sıfatları. İkinci matlab: Müellifin ilmî hayatı. Bu matlabda yedi mesele vardır: Birinci mesele: İlmî neş'eti. İkinci mesele: En önde gelen hocaları. Üçüncü mesele: En meşhur talebeleri. Dördüncü mesele: En meşhur telifleri. Beşinci mesele: Şeyh'in akîde sahasında telife olan ihtimâmı. Altıncı mesele: Şeyhülislâm'a (rahmetullahi aleyh) vefatından sonra kitaplarının şöhret ve intişarını bekleyen âlimler. Yedinci mesele: Şeyhülislâm'ın son günleri ve vefatı. Üçüncü mebhas: Kitabın tetkiki. Bu mebhasta iki matlab vardır: Birinci matlab: Kitabın tanıtımı. Bu matlabda dört mesele vardır: Birinci mesele: Kitabın isminin tahkiki, müellifine nisbetinin tevsiki ve telif tarihi.
وفيه أربع مسائل:المسألة الأولى: اسمه ونسبه.المسألة الثانية: ولادته، ونشأته، وأسرته.المسألة الثالثة: صفاته الخَلقيّة.المسألة الرابعة: صفاته الخُلُقيّة.المطلب الثاني: حياة المؤلف العلمية.وفيه سبع مسائل:المسألة الأولى: نشأته العلمية.المسألة الثانية: أبرز شيوخه.المسألة الثالثة: أشهر تلاميذه.المسألة الرابعة: أشهر مؤلفاته.المسألة الخامسة: اهتمام الشيخ بالتأليف في جانب العقيدة.المسألة السادسة: علماء توقعوا الذيوع والانتشار لكتب شيخ الإسلام رحمه الله بعد موته.المسألة السابعة: الأيام الأخيرة لشيخ الإسلام، ووفاته.المبحث الثالث: دراسة الكتاب.وفيه مطلبان:المطلب الأول: التعريف بالكتاب.وفيه أربع مسائل:المسألة الأولى: تحقيق اسم الكتاب، وتوثيق نسبته إلى مؤلفه، وتاريخ تأليفه.
İkinci mesele: Kitabın telif sebebi. Bu başlık altında Bâkıllânî'nin muhtasar bir hal tercümesi ve "el-Beyân" isimli eserinin tarifi yer almaktadır. Üçüncü mesele: Şeyhülislam'ın (rahmetullahi aleyh) kitabındaki minhacı. Dördüncü mesele: Müellifin kitabında istifade ettiği kaynaklar. İkinci matlab: Yazma nüshanın tarifi, vasfı ve kitap üzerindeki çalışmam. İkinci kısım: Kitabın metninin tahkiki. Ardından fihristler.
المسألة الثانية: سبب تأليف الكتاب. وفيه ترجمة موجزة للباقلاني، وتعريف بكتابه "البيان".المسألة الثالثة: منهج شيخ الإسلام رحمه الله في كتابه.المسألة الرابعة: مصادر المؤلف في كتابه.المطلب الثاني: التعريف بالمخطوط، ووصفه، وعملي في الكتاب.القسم الثاني: تحقيق نصّ الكتاب.ثمّ الفهارس.
Şükür ve Takdir Sözü. Allah Sübhânehû ve Teâlâ’ya tevfikinden dolayı hamd eder, bu işi tamamlamada bana yardım etmesinden ötürü O’na şükrederim. O’na, sevdiği ve razı olduğu, celâlinin azameti ve ulu saltanatına yakışır biçimde bol, hoş ve mübarek bir hamd olsun. Resûlullah (s.a.v.)’in “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmiş olmaz”[1] hadisinden hareketle, İslâm Üniversitesi’ne, müdürü Sayın Prof. Dr. Sâlih b. Abdillâh el-‘Abbûd şahsında, en içten şükran ve takdirlerimi sunarım. Ayrıca Davet ve Usûlüddîn Fakültesi yöneticilerine ve Akaid Bölüm Başkanı Faziletli Şeyh Prof. Dr. Sâlih b. Sa‘d es-Suhaymî’ye, ilme ve talebelerine gösterdikleri ihtimamdan dolayı şükür ve sena eder; Yüce ve Kudretli Allah’tan kendilerini en güzel mükâfatla ödüllendirmesini ve hayırlı karşılıklar vermesini niyaz ederim. Keza bana, on yıl boyunca yüksek lisans ve doktora tezlerimde danışmanlık yapan, beni himayesine alan, ilgi gösteren, iyi bir öğretmen, rehber ve terbiye edici olan; bana güzel davranan, benimle ilgilenen, sabreden, değerli yönlendirmeleriyle beni şereflendiren, kıymetli notlarıyla cömert davranan ve bu kitabın bu haliyle ortaya çıkmasında en büyük etkiye sahip olan muhterem hocam ve üstadım Faziletli Prof. Dr. Ahmed b. Atiyye b. Alî el-Gâmidî’ye en derin saygı, hürmet, bol sena, şükür ve büyük muhabbet ve minnetlerimi sunmak borcumdur. Hayy ve Kayyûm olan Allah’tan, kendisini, bir öğretmeni mükâfatlandırdığı en güzel şekilde mükâfatlandırmasını niyaz ederim.[2]
[1] Bu hadisi İmam Ahmed, el-Müsned’de (2/295, 302) rivayet etmiş; Elbânî, es-Silsiletu’s-Sahîha’da (1/158) sahihlemiştir.
[2] Aynı kaynak.
كلمة شكر وتقديرأحمد الله سبحانه وتعالى على توفيقه، وأشكره على إعانته على إتمام هذا العمل، فله الحمد حمداً كثيراً طيّباً مباركاً فيه كما يُحبّ ويرضى، وكما ينبغي لجلال وجهه وعظيم سلطانه.وانطلاقاً من قول الرسول صلى الله عليه وسلم: "لا يشكر الله من لا يشكر الناس"١، فإني أتقدم بالشكر الجزيل، والعرفان الجميل إلى الجامعة الإسلامية، ممثلة بمديرها معالي الدكتور صالح بن عبد الله العبود.كما أتقدم بالشكر والثناء إلى القائمين على كلية الدعوة وأصول الدين، وإلى رئيس قسم العقيدة فضيلة الشيخ الدكتور صالح بن سعد السحيمي، على ما أبدوه من عناية بالعلم وطلابه، سائلاً الله العليّ القدير أن يُثيبهم أحسن الإثابة، ويجزيهم خير الجزاء.كما أنه من الواجب عليّ أن أتقدّم بفائق التقدير والاحترام، ووافر الثناء والشكر، وعظيم المودّة والامتنان إلى فضيلة شيخي وأستاذي، فضيلة الأستاذ الدكتور أحمد بن عطية بن علي الغامدي الذي أحاطني برعايته، وأولاني اهتمامه طيلة عشر سنوات أشرف عليّ خلالها في رسالَتَي الماجستير والدكتوراه، كان فيها نعم المعلم والموجّه والمؤدّب؛ أحسن معاملتي، واهتمّ بي، وصبر عليّ، وأتحفني بتوجيهاته، وجاد عليّ بملاحظاته القيّمة التي كان لها أكبر الأثر في إظهار هذا الكتاب بمظهره الذي هو عليه. فأسأل الله الحيّ القيوم أن يجزيه أفضل ما جزى معلماً عن١ أخرجه الإمام أحمد في المسند ٢/٢٩٥، ٣٠٢. وصححه الألباني في السلسلة الصحيحة ١/١٥٨.
talebelerini de—benim adıma kendisini dâreynde hüsn-i sevaba mazhar kılmasını ve bunu hasenatına ilâve eylemesini niyaz ederim. Muhakkak ki O, Cevâd ve Kerîm'dir.
Keza bana nasihat veya müşâverede bulunan herkese teşekkür eder; Allah'tan onlara hüsn-i ceza vermesini niyaz ederim.
Nihayetinde, Yüce ve Kudret sahibi Allah'tan, Şeyhülislâm İbn Teymiyye'nin sürekli tekrarladığı şu duasının bizi de kuşatmasını dilerim: "Yüce Allah'tan bizi dosdoğru yola iletmesini dileriz. O yol, kendilerine nimet verilen nebîlerin, sıddîkların, şehidlerin ve sâlihlerin yoludur. Onlar, O'na hiçbir şirk koşmadan ibadet eden, resullerinin gönderildiği şeylere ve getirdikleri âyetlere iman eden kimselerdir. O, hakkı bâtıldan, hidayeti dalâletten, gayyı rüşdden ayırmış; Allah'ın dostları olan müttakîlerin yolunu da, Allah'ın düşmanları olan dalâlettekilerin ve gazaba uğrayanların yolunu da ayırmıştır. Kişi, resullerin haber verdiklerini tasdik edenlerden, emrettiklerine itaat edenlerden olsun. Güç ve kuvvet ancak Allah iledir."
Yine rahmetullahi aleyh şöyle buyururdu: "Allah'ım, bize yardım et, aleyhimize yardım etme; bize mühlet ver, aleyhimize tuzak kurma; bizi hidayete erdir ve hidayeti bize kolaylaştır. Allah'ım, bizi sana şükredenlerden, seni zikredenlerden, sana yönelip inleyenlerden, sana huşu duyanlardan, sana rağbet edenlerden, senden korkanlardan, sana itaat edenlerden kıl. Rabbimiz, tövbelerimizi kabul et, günahlarımızı temizle, delillerimizi sağlamlaştır, kalplerimize hidayet ver, göğüslerimizdeki kini sök at."
Yine rahmetullahi aleyh şöyle buyururdu: "Yüce Allah'tan bizi O'na tâbî olanlardan, O'na iman edenlerden kılmasını; bizi sünneti üzere yaşatmasını ve onun üzere canımızı almasını niyaz ederiz; bizi ondan ayırmasın."
¹ Bkz. el-Cevâbu's-Sahîh 2/335; Mecmû‘u'l-Fetâvâ 19/279.
² en-Nübüvvât, s. 541.
³ el-A‘lâmü'l-‘Aliyye (el-Bezzâr), s. 39-40. el-Bezzâr: "Duasının çoğu buydu" demiştir.
تلاميذه، وأن يُثيبه عني حسن الثواب في الدارين، ويجعل ذلك في ميزان حسناته، إنه جواد كريم.كما أشكر جميع من أسدى إليّ نصحاً، أو مشورة، راجياً من الله أن يجزيهم الجزاء الحسن.وفي الختام: أرجو من الله العليّ القدير أن يعمّنا بدعوة شيخ الإسلام رحمه الله والتي كان يُكرّرها دائماً١، وهي قوله: "فنسأل الله العظيم أن يهدينا إلى صراط مستقيم، صراط الذين أنعم عليهم من النبيّين والصديقين والشهداء والصالحين الذين عبدوه وحده لا شريك له، وآمنوا بما أرسل به رسله، وبما جاءوا به من الآيات، وفرق بين الحق والباطل، والهدى والضلال، والغيّ والرشاد، وطريق أولياء الله المتقين وأعداء الله الضالّين والمغضوب عليهم، فكان ممّن صدّق الرسل فيما أخبروا به، وأطاعهم فيما أمروا به، ولا حول ولا قوة إلا بالله"٢.وكان يقول رحمه الله: "اللهم انصرنا ولا تنصر علينا، وامكر لنا ولا تمكر بنا، واهدنا ويسِّر الهدى لنا، اللهم اجعلنا لك شاكرين، لك ذاكرين، لك أوّاهين، لك مخبتين، إليك راغبين، إليك راهبين، لك مطاويع. ربنا تقبل توباتنا، واغسل حوباتنا، وثبت حججنا، واهد قلوبنا، واسلل سخيمة صدورنا"٣.كما يقول رحمه الله: "فنسأل الله العظيم أن يجعلنا من المتبعين له، المؤمنين به، وأن يحيينا على سنته، ويتوفانا عليها، لا يفرق بيننا وبينها،١ انظر: الجواب الصحيح ٢/٣٣٥. ومجموع الفتاوى ١٩/٢٧٩.٢ النبوات ص ٥٤١.٣ الأعلام العلية للبزار ص ٣٩-٤٠. وقال البزار: "كان غالب دعائه".
O, duaları işiten ve kendisine ümit bağlanandır. O, bize yeter ve ne güzel vekildir. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Allah, efendimiz Muhammed’e, âline ve tertemiz, pâk sahabelerine salât ve selâm eylesin.” 1.1 Mecmû‘u’l-Fetâvâ 19/105.
إنه سميع الدعاء، وأهل الرجاء، وهو حسبنا ونعم الوكيل، والحمد لله رب العالمين، وصلى الله وسلم على سيدنا محمد وآله وأصحابه الطيبين الطاهرين"١.١ مجموع الفتاوى ١٩/١٠٥.