el-Îmânü'l-Evsat – İbnü'l-Cevzî Tab‘ı – Cibrîl (a.s.) Hadîsi Şerhi: İslâm, Îmân ve İhsân Hakkında – «el-Îmânü'l-Evsat» adıyla maruf eser – Telif: Şeyhülislâm Ahmed b. Abdilhalîm İbn Teymiyye – Tahkik ve Neşir: Dr. Alî b. Buheyt ez-Zehrânî
الإيمان الأوسط - ط ابن الجوزيشرح حديث جبريل عليه السلام في الإسلام والإيمان والإحسانالمعروف باسم كتاب «الإيمان الأوسط» تأليفشيخ الإسلام أحمد بن عبد الحليم ابن تيمية دراسة وتحقيقالدكتور علي بن بخيت الزهراني
[Bu kitabın aslı, müellifinin Ümmü'l-Kurâ Üniversitesi Şer‘î Yüksek Araştırmalar Bölümü Akîde Şubesi'ne sunduğu ilmî bir risâledir. 17/2/1420 H. tarihinde münâkaşası yapılmış ve müellif bu risâle ile İslâm Şerî‘atı Akîde Şubesi'nde pekiyi derecesiyle doktora derecesini almış, ayrıca risâlenin basılması tavsiyesiyle taltif edilmiştir.]
[أصل هَذَا الْكتاب رِسَالَة علمية تقدَّم بهَا مؤلفها إِلَى قسم الدراسات الْعليا الشَّرْعِيَّة فرع العقيدة بجامعة أم الْقرى، وتمَّت مناقشتها بتاريخ ١٧/ ٢/ ١٤٢٠ هـ، ونال الْمُؤلف بهَا دَرَجَة الدكتوراه فِي الشَّرِيعَة الإسلامية فرع العقيدة بِتَقْدِير ممتاز مَعَ التوصية بطبع الرسَالَة]
Bismillâhirrahmânirrahîm Mukaddime. Hamd, her zamanda risâletlerin kesintiye uğradığı dönemlerde ehl-i ilimden bakiyeler kılan; onları, sapanları hidâyete çağıran, kendilerine gelen eziyete sabreden, Allah'ın kitabıyla ölüleri dirilten, Allah'ın nûruyla körlere göz veren kimseler kılan Allah'a mahsustur. Nice İblîs'in katlettiğini diriltmişler, nice sapkın şaşkını hidâyete erdirmişlerdir. Onların insanlar üzerindeki eseri ne güzel, insanların onlar üzerindeki eseri ise ne çirkindir! Onlar Allah'ın kitabından aşırı gidenlerin tahrifini, bâtıla sapanların uydurmasını ve câhillerin tevilini reddederler. Salât ü selâm, âlemlere rahmet olarak gönderilene, âline, ashâbına ve kıyâmet gününe kadar onlara tâbi olanlara olsun. Emmâ ba‘d: Muhakkak ki vakitlerin sarfedildiği ve gayretlerin harcandığı en hayırlı iş, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat âlimlerinin, bilhassa onların mütekaddimlerinin, meselâ Şeyhülislâm İbn Teymiyye rahmetullahi aleyh, kitaplarına ihtimam göstermek; onların telifatı üzerinde inceleme, tahkik ve tavzih ile dikkatle durmak; büyük miraslarını ihyâ etmek için dâimî çalışmak ve onu ümmete sunmaktır ki, onunla dönüş yolunda aydınlansın. Azze ve Celle olan Allah, doktora derecesi almak için bir konu araştırması sırasında, Şeyhülislâm İbn Teymiyye'nin İslâm kütüphanesini bilindiği üzere kıymetli eserlerle zenginleştirmiş olduğu büyük kitaplarından nadir bir nüshasına rastlamayı lütfetmiştir. Yine onun faydalı telifatından bir grup ki bunlar ancak az sayıda âlime nasip olmuştur. İşte bu kitap "el-Îmânü'l-Evsat" adlı eserdir. Azze ve Celle olan Allah'a istihâre ettikten sonra, bu mühim kitabı tahkik ve tetkik etmeyi arzu ettim; tâ ki Akaid Bölümü'nden doktora derecesi alayım. Araştırmanın başlığını ise: "Şeyhülislâm İbn Teymiyye'nin 'el-Îmânü'l-Evsat' Adlı Eseri: İnceleme ve Tahkik" olarak belirledim.
بسم الله الرحمن الرحيم مقدمةالحمد لله الذي جعل في كل زمان فترة من الرسل بقايا من أهل العلم، يدعون من ضل إلى الهدى، ويصبرون منهم على الأذى، يحيون بكتاب الله الموتى، ويبصرون بنور الله أهل العمى، فكم من قتيل لإبليس قد أحيوه، وكما من ضال تائه قد هدوه، فما أحسن أثرهم على الناس، وأقبح أثر الناس عليهم، ينفون عن كتاب الله تحريف الغالين، وانتحال المبطلين، وتأويل الجاهلين.والصلاة والسلام على المبعوث رحمة للعالمين، وعلى آله وصحبه ومن تبعهم إلى يوم الدين، أما بعد: فإن خير ما صرفت فيه الأوقات، وبذلت فيه الجهود العناية بكتب العلماء المحققين من أهل السنّة والجماعة، لا سيما المتقدمين منهم، كشيخ الإسلام ابن تيمية يرحمه الله، والعكوف على مؤلفاتهم دراسة وتحقيقًا وتوضيحًا، والعمل الدؤوب لإحياء تراثهم العظيم، وتقديمه للأمة لتستنير به في طريق عودتها.وقد منّ الله عز وجل في أثناء البحث عن موضوع، لتقديمه للحصول على درجة الدكتوراه، بالعثور على نسخة نادرة لكتاب عظيم من كتب شيخ الإسلام ابن تيمية الذي أثرى المكتبة الإسلامية -كما هو معروف- بحظ وافر من المصنفات القيمة، ومجموعة من المؤلفات النافعة، والتي لم تتأت إلا لقلة قليلة من العلماء، وهذا الكتاب هو كتاب "الإيمان الأوسط"، وبعد أن استخرت الله عز وجل، رغبت في تحقيق ودراسة هذا الكتاب الهام، لنيل درجة الدكتوراه من قسم العقيدة، وجعلت عنوان البحث هو: "كتاب الإيمان الأوسط" لشيخ الإسلام ابن تيمية: دراسة وتحقيق.
Ardından çalışma esnasında gördüm ki, bu kitabın diğerlerine tercih edilen ismi “Cibril Hadisi Şerhi—İslâm, İman ve İhsan Hakkında—”(Şerhu Hadîsi Cibrîl aleyhi’s-selâm fi’l-İslâm ve’l-Îmân ve’l-İhsân) adlı eserdir. Ben de bunu meşhur “el-Îmânu’l-Evsat” (Orta İman Risâlesi) başlığıyla delillendirdim. Bunun sebebi, çalışmanın son bölümünde (mebhas) açıklanan birkaç nedendir.
Bu kitabın seçilmesine vesile olan sebepler ise iki kısımdır: Genel sebepler ve özel sebepler.
**Genel sebepler:**
**Birincisi:** Şeyhülislam İbn Teymiyye’nin (r.h.) kaleminden dökülen eserlerin kıymeti. Zira onun telifâtı, araştırmacıların nazarında her zaman odak noktası olmuş ve ilim taliplerinin en büyük arzusu olagelmiştir. Şeyhülislam’ın özellikle iman konusunda yazdıkları ise, bu eserler arasında ehemmiyet ve mevki itibarıyla zirvede yer alır.
**İkincisi:** İman mevzusunun akide konuları içindeki önemi, bu konunun vahameti ve birçok fırkanın bu bapta sapıklığa düşmesi. Bu durum, Selef-i Sâlihîn’in bu konudaki metodunu ortaya koymayı ve bu metodun temel çizgilerini belirlemeyi elzem kılmaktadır. İşte biz bu değerli eserin “Cibril Hadisi Şerhi”nin iki kapağı arasında bu metodun hazinesini bulmaktayız.
**Üçüncüsü:** İman, İslâm, ihsan, küfür, nifak, zındıklık, fâsık ve benzeri, akideyle ilgili birçok önemli terimin netleştirilmesi zarureti. Zira bu terimlerde çoğu zaman karışıklık ve yanlış anlaşılma vaki olmuştur.
**Özel sebepler:**
**Birincisi:** Müellifin (r.h.) vefatından yalnızca on beş yıl sonra, yani 743 (H.) yılında istinsah edilmiş yeni bir nüshanın bulunması.
**İkincisi:** Mecmûu’l-Fetâvâ içinde yer alan mevcut matbu nüshanın eksik olması ve sonundan noksan (mahrûm) bulunması. Nitekim Şeyh Abdurrahman b. Kâsım (r.h.) buna işaret etmiştir (1).
(1) el-Îmânu’l-Evsat (7/622), Mecmûu’l-Fetâvâ içinde.
ثم رأيت من خلال الدراسة أن اسم الكتاب الذي يترجح على غيره هو كتاب "شرح حديث جبريل عليه السلام في الإسلام والإيمان والإحسان" فاستدلته بالعنوان المشهور "الإيمان الأوسط" وذلك لأسباب عدة موضحة في المبحث الأخير من مباحث الدراسة.أما الأسباب التي دعت إلى اختيار هذا الكتاب فهي على قسمين: أسباب عامة، وأسباب خاصة. أما الأسباب العامة فهي:أولًا: نفاسة المؤلفات التي خطتها يراعة شيخ الإسلام ابن تيمية، إذ كانت وما زالت مؤلفاته محط أنظار الباحثين، ومنتهى آمال الدارسين، بالإضافة أن ما كتبه شيخ الإسلام في موضوع الإيمان خصوصًا يتصدر قمة هذه المؤلفات أهمية ومكانة.ثانيًا: أهمية موضوع الإيمان بين موضوعات العقيدة، وخطورته، وضلال كثير من الفرق في بابه، مما يجعل من الأهمية بمكان إبراز منهج السلف الصالح في هذا الموضوع، وتحديد معالم ذلك المنهج، وهو ما نجده مكنوزًا بين دفتي هذا السفر النفيس "شرح حديث جبريل".ثالثًا: ضرورة تحديد كثير من المصطلحات المهمة المتصلة بالعقيدة، كمصطلح: الإيمان، والإسلام، والإحسان، والكفر، والنفاق، والزندقة، والفاسق وغيرها، والتي كثيرًا ما وقع اللبس وسوء الفهم فيها. أما الأسباب الخاصة فهي:أولًا: العثور على نسخة جديدة نسخت بعد موت المؤلف رحمه الله بخمسة عشر عامًا فقط، أي في عام (٧٤٣ هـ).ثانيًا: أن النسخة المطبوعة الموجودة في مجموع الفتاوى نسخة ناقصة ومخرومة من نهايتها، كما أشار إلى ذلك الشيخ عبد الرحمن بن قاسم رحمه الله (١).(١) الإيمان الأوسط (٧/ ٦٢٢)، ضمن مجموع الفتاوى.
İki nüshanın karşılaştırılması neticesinde, İbn Kâsım'ın işaret ettiği yerden kitabın sonuna kadar uzanan dokuz levha tutarında büyük bir boşluk ve pek çok noksanlık bulunduğu tespit edilmiştir. Bu noksanlıkla birlikte müellifin ihsan hakkındaki sözleri tamamlanmakta ve böylece kitap bütünlüğüne kavuşmaktadır. Yazma nüshadaki her bir levha, matbu nüshanın üç sayfasına tekabül etmekte olup bu hesaba göre kitaptaki ilâve (27) matbu sayfa tutmaktadır.
Üçüncü olarak: Matbu nüsha ile yazma nüsha arasında pek çok farklılık bulunmaktadır. Zira kitabın sonundaki bu nadir ilâvenin yanı sıra, matbu nüshada bazen peş peşe dört satıra varan düşmeler (sukût) mevcuttur; ayrıca matbu nüshadaki tahrifler de cabasıdır.
Araştırma bir Giriş ile iki kısımdan oluşmaktadır:
Giriş: Konunun ehemmiyeti, seçilme sebepleri ve tahkik yöntemi ele alınmıştır.
Birinci Kısım: Çalışma (Tetkik) kısmı olup bir Temhîd ile birkaç bahisten müteşekkildir:
Temhîd: İman konusu, fırkaların bu husustaki mezhepleri ve bunlardan râcih olanın beyanı; bu kısımda imanın lügavî tarifi verilmiş, insanların bu husustaki mezhepleri zikredilmiştir.
Birinci Bahis: Müellif hakkında kısa bir çalışma. Müellife dair kısa bir hal tercümesi kaleme aldım ve burada -bildiğim kadarıyla- yeterli ilgi görmemiş yönlere, mesela ilmî ailesine ve çok sayıdaki talebelerine yoğunlaşmaya çalıştım.
İkinci Bahis: Kitap hakkında tahlilî ve tafsilâtlı bir inceleme. Bu bahis, çalışmanın en mühim bahsi olup yedi asıl mesele ile birkaç tâli meseleden oluşmaktadır.
Asıl meseleler ise şu şekilde tertip edilmiştir:
Birinci Mesele: Resûlullah (s.a.v.) döneminde insanların kısımları: Müminler, kâfirler ve münafıklar.
وبالمقارنة بين النسختين، وُجد أن هناك خرمًا كبيرًا، ونقصًا كثيرًا، يبلغ تسع لوحات من الموضع الذي أشار إليه ابن قاسم حتى نهاية الكتاب، وبهذا النقص فإن كلام المصنف عن الإحسان يكتمل، وبالتالي يكون الكتاب كاملًا.وتمثل كل لوحة من المخطوط ثلاث صفحات من المطبوع، تكون هذه الزيادة في الكتاب على هذا الحساب (٢٧) صفحة طباعية.ثالثًا: كثرة الفروق بين المطبوع والمخطوط، فبالإضافة إلى هذه الزيادة النادرة في آخر الكتاب، فإن هناك فروقًا كثيرة مختلفة، حيت يوجد سقط في المطبوع، يصل في بعض الأحيان إلى أربعة أسطر متتابعة، هذا عدا التحريفات في المطبوع.ويتكون البحث من مقدمة وقسمين:المقدمة: وفيها أهمية الموضوع، وأسباب اختياره، ومنهج التحقيق.القسم الأول: الدراسة، وتشتمل على تمهيد وعدة مباحث: التمهيد: موضوع الإيمان ومذاهب الطوائف فيه، وبيان الراجح منها، وقد تم فيه تعريف الإيمان في اللغة، وذكر مذاهب الناس فيه.المبحث الأول: دراسة موجزة عن المؤلف، وقد قمت بترجمة مختصرة للمؤلف، وحاولت التركيز فيها على جوانب لم تلق حظها من العناية -حسب علمي- ومن ذلك التركيز على أسرته العلمية، وتلامذته الكثيرين.المبحث الثاني: دراسة تحليلية وتفصيلية عن الكتاب، وهذا المبحث هو أهم مباحث الدراسة على الإطلاق، وقد جاء في سبع مسائل أصلية، وعدة مسائل فرعية.أما المسائل الأصلية فقد رتبت على النحو التالي:المسألة الأولى: أقسام الناس في عهد النبي صلى الله عليه وسلم، وهم المؤمنون والكافرون والمنافقون.
İkinci mesele: Nifakın tarifi ve bu hususta söz söylemek. Üçüncü mesele: Zâhirin ahkâmıyla bâtının ahkâmını birbirinden ayırmanın vücûbu. Dördüncü mesele: Îmân hususundaki ihtilâf. Bu mesele, kitapta yer alan meselelerin en belirginidir ve dokuz başlık halinde teşekkül etmiştir: Birincisi: Îmânda ihtilâfın aslı. İkincisi: Muhaliflerin îmâna dair şüphelerinin tespiti. Üçüncüsü: Bu şüphelerin çürütülmesi. Dördüncüsü: Îmân konusunda muhalif fırkaların görüşlerine tafsîlî reddiye. Beşincisi: Amelleri îmânın dışına çıkaran Mürcie'nin mezheplerinin tahlîlî münâkaşası. Altıncısı: Îmânda mecaz olduğunu söyleyenlere reddiye. Yedincisi: Amel cinsini terketmenin hükmü. Sekizincisi: Müellifin, Selef ile fukahânın Mürcie'si arasındaki ihtilâf karşısındaki tavrı. Dokuzuncusu: Îmândaki ihtilâfın âsârı (neticeleri) ki bunların en önemlileri: îmânın ziyâde ve noksanı ile îmânda istisnâdır. Beşinci mesele: Selef'in îmân konusundaki mezhebinin tespiti. Altıncı mesele: İslâm ile îmân arasındaki fark. Yedinci mesele: İhsân hakkında söz. Fer'î (istitrâdî) meselelere gelince, bunlar iki meseledir: Birincisi: Mütefelsife arasındaki mülhidler ile gulât-ı mutasavvıfaya dair bazı reddiyeleri ihtivâ eder. İkincisi: Müellifin, içinde İslâm ve îmân zikredilen hadîsler hakkındaki sözü ve bunların anlaşılmasını temellendirmesidir.
المسألة الثانية: تعريف النفاق والكلام عليه.المسألة الثالثة: وجوب التفريق بين أحكام الظاهر وأحكام الباطن.المسألة الرابعة: الخلاف في الإيمان، وكانت هذه المسألة أبرز المسائل الواردة في الكتاب، وقد تبلورت في تسعة موضوعات هي:أولًا: أصل الخلاف في الإيمان.ثانيًا: تقرير شبهات المخالفين في الإيمان.ثالثًا: تفنيد تلك الشبهات.رابعًا: الرد التفصيلي على آراء الفرق المخالفة في الإيمان.خامسًا: مناقشة تحليلية لمذاهب المرجئة الذين أخرجوا الأعمال من الإيمان.سادسًا: الرد على من قال بالمجاز في الإيمان.سابعًا: حكم ترك جنس الأعمال.ثامنًا: موقف المصنف من الخلاف بين السلف وبين مرجئة الفقهاء في الإيمان.تاسعًا: الآثار المترتبة على الخلاف في الإيمان، وأبرز هذه الآثار: زيادة الإيمان ونقصانه، والاستثناء في الإيمان.المسألة الخامسة: تقرير مذهب السلف في الإيمان.المسألة السادسة: الفرق بين الإسلام والإيمان.المسألة السابعة: الكلام على الإحسان.وأما المسائل الفرعية (الاستطرادية) فهي عبارة عن مسألتين:الأولى: تضمنت بعض الردود على الملاحدة من المتفلسفة وغلاة المتصوفة.الثانية: كلام المصنف عن الأحاديث التي ذكر فيها الإسلام والإيمان، وتأصيل فهمها.
Üçüncü Mebhas: Kitap ile el-Îmânü'l-Kebîr kitabı arasında mukayese. Bu mukayesenin temel hatları, iki kitaptan hangisinin daha önce telif edildiği, meselelerin takdimi ve ‘Cibril Hadisi Şerhi (el-Îmânü'l-Evsat)’ kitabının el-Îmânü'l-Kebîr kitabından ayrılan yönleri üzerinde yürütülmüş; bu mebhas, müellifin ‘el-Îmânü's-Sağīr’ adlı bir kitabı var mıdır sorusuna cevap olarak bir yanıtla sonlandırılmıştır.
Dördüncü Mebhas: Kitabın matbu ve yazma nüshaları hakkında bir inceleme.
İkinci Kısım: Kitabın Metni.
Bu yeni nüsha, Şeyh Abdurrahman b. Kāsım'ın Mecmûu Fetâvâ Şeyhülislâm adlı eserinde dayandığı matbu nüshayla birlikte, el-Mahmûdiyye Kütüphanesi nüshası esas alındığından araştırmada asıl nüsha olacaktır.
Ayrıca müellifini tespit edemediğim ‘Kitabın Muhtasarı’ mahiyetinde bir nüsha daha bulunmaktadır; ara sıra ondan da istifade ettim.
Nüshaları şu rumuzlarla gösterdim: Mahmûdiyye nüshası: ‘m’, matbu nüsha: ‘t’, muhtasar nüsha: ‘s’.
Yazma üzerindeki çalışmam ise şu şekilde olmuştur:
1. Âyetlerin kaynağını belirtmek, hadisleri aslî kaynaklarından tahric etmek ve ehl-i ilmin kavilleri ışığında hüküm vermek.
2. Matbu ile yazma nüshalar arasındaki farkları tespit etmek ve matbudaki eksiklikleri tamamlamak.
3. Bazı kelimeleri düzeltmek, kapalı bazı ibareleri çözmek.
4. Kitapta yer alan önemli meselelerin asıllarına dair kısa taliklerde bulunmak.
5. Kitapta zikri geçen gayr-ı meşhur a'lâmın biyografilerini yazmak, keza zikredilen bazı bâtıl fırkalar, nihal ve akideler hakkında bilgi vermek.
6. İlmî fihristler hazırlamak.
Netice itibarıyla, hamd ü senâ ve niyaz dolu ellerimi semâya kaldırmaktan başka elimden bir şey gelmez.
المبحث الثالث: المقارنة بين الكتاب، وبين كتاب "الإيمان الكبير"، وقد دارت معالم هذه المقارنة، حول الأسبق تأليفًا من الكتابين، وعرض المسائل فيهما، وما تميز به كتاب "شرح حديث جبريل" (الإيمان الأوسط) عن كتاب "الإيمان الكبير"، وختمت هذا المبحث بجواب على تساؤل يقول: هل هناك كتاب في الإيمان للمصنف يسمى "الإيمان الصغير"؟ .المبحث الرابع: دراسة عن نسخ الكتاب المطبوع منها والمخطوط.القسم الثاني: نص الكتاب.وستكون هذه النسخة الجديدة هي النسخة الأصلية في البحث، بالإضافة إلى نسخة المكتبة المحمودية، هذا مع النسخة المطبوعة التي اعتمد عليها الشيخ عبد الرحمن بن قاسم في مجموع فتاوى شيخ الإسلام رحمه الله.وهناك أيضًا نسخة تمثل "مختصر الكتاب" لم أتمكن من معرفة مؤلفها، استفدت منها في بعض الأحيان.وقد رمزت للنسخ بالرموز التالية: النسخة المحمودية: "م"، والنسخة المطبوع: "ط"، والنسخة المختصرة: "ص".أما عملي في المخطوط فقد كان على النحو التالي:١ - عزو الآيات، وتخريج الأحاديث من مصادرها الأصلية، والحكم عليها من خلال أقوال أهل العلم.٢ - إثبات الفروق بين المطبوع ونسخ المخطوط؛ وإكمال الناقص في المطبوع.٣ - تصحيح بعض الكلمات، وحل بعض العبارات المشكلة.٤ - التعليق الموجز على أصول المسائل المهمة الواردة في الكتاب.٥ - ترجمة الأعلام غير المشهورين الذين ورد ذكرهم في الكتاب، والتعريف ببعض الفرق والنحل والعقائد الباطلة الواردة كذلك.٦ - عمل الفهارس العلمية.وفي الختام: فلا يسعني إلا أن أرفع أكف الابتهال والحمد والشكر
Allah Azze ve Celle'ye ki beni, konusu itibarıyla mevzuların başı olan mühim bir kitaba hizmet etmeye ve eserlerini incelemek için âlimlerin yarıştığı bir müellif olan Şeyhülislam İbn Teymiyye -rahmetullahi aleyh- in mirasına hizmet etmeye muvaffak kıldı. Keza Allah Azze ve Celle'ye sevgili anne-babama dua ediyorum; onların duası -Allah Azze ve Celle'nin tevfikinden sonra- bu araştırmayı hazırlama döneminde bana en hayırlı yardımcı oldu. Allah'ın onların ömürlerini uzatmasını, onları bereketlendirmesini, kendilerine bol sıhhat, afiyet ve selâmet yazmasını, onlara iyilikte bulunmamda bana yardım etmesini ve amellerini sâlihâta hatmetmesini dilerim. Keza bu araştırmadaki şükran, takdir ve minnet; muhterem üstadım, şeyhim ve danışmanım, Prof. Dr. Ahmed b. Sa'd b. Hamdân el-Gâmidî'ye -Allah onu korusun ve himaye etsin- dir. Onun yönlendirmeleri, mülâhazaları ve tashihleri araştırmayı zenginleştirme, fayda, düzeltme ve tamamlama yönünde yönlendirmekteydi. Allah kendisine en güzel karşılığı versin, ona sıhhat ve afiyet ihsan eylesin, ilmiyle ümmete fayda versin. Şüphesiz O, Semi'dir, Karib'dir. Ayrıca, Türkiye'deki İstanbul Türk Müzesi'nden orijinal nüshayı temin etme hususunda takdire şayan gayretleri olan, zorlukları aşıp çaba göstererek bana ulaşmasını sağlayan kimseleri asla unutmam. Bu kişilerin başında büyük üstadımız Muhammed Kutub, Şeyh Emîn Sirâc ve Dr. Hamdi Arslan gelmektedir. Allah hepsine en güzel karşılığı versin. Keza, birçok kereler lütfederek araştırmada önemli bazı kaynakları bana veren ve onları temin etme zorluğunu üzerimden kaldıran üstadımız Dr. Alî b. Abbâs el-Hakemî'ye ve yardım ve nasihat elini uzatan herkese de teşekkür etmeyi ihmal etmiyorum. Ayrıca, üzerlerindeki yoğun işlere rağmen bu tezi münazara etmeyi kabul buyuran -şükranla ve inşallah ecirle karşılanan- iki muhterem şeyh ve iki kerim üstada da teşekkür ederim. Bunlar: Faziletli şeyhimiz, Ümmü'l-Kurâ Üniversitesi'nde İslâm Akîdesi Profesörü Dr. Alî b. Nüfey‘ el-Alyânî ve Faziletli Prof. Dr. Atıyye b. Atîk ez-Zehrânî, Akîde Profesörü.
إلى الله عز وجل الذي وفقني لخدمة كتاب هام، في موضوع هو رأس الموضوعات، ولمؤلف يتسابق الدارسون إلى دراسة كتبه، وخدمة تراثه، هو شيخ الإسلام ابن تيمية رحمه الله.كما أدعو الله عز وجل للوالدين الحبيبين اللذين كان دعاؤهما -بعد توفيق الله عز وجل خير معين لي في فترة إعداد هذا البحث، أن يمد الله في عمرهما، وأن يبارك فيهما، وأن يكتب لهما موفور الصحة والعافية والسلامة، وأن يعينني على برهما، وأن يختم بالصالحات أعمالهما. كما أن الشكر والتقدير والعرفان في هذا البحث، لأستاذي وشيخي ومشرفي الفاضل الأستاذ الدكتور أحمدَ بنِ سعدٍ بنِ حمدانَ الغامدي حفظه الله ورعاه، الذي كانت توجيهاته وملاحظاته واستدراكاته تقود البحث إثراءً وفائدةً وتصحيحًا وتكملًا، فجزاه الله خير الجزاء، ورزقه الله الصحة والعافية، ونفع بعلمه الأمة، إنه سميع قريب.كلما أنني لا أنسى أبدًا الذين كان لهم سعي مشكور، في الحصول على النسخة الأصلية من المتحف التركي باستانبول فى تركيا، والذين ذللوا الصعوبات، وبذلوا الجهود، حتى وصلت إليّ، وعلى رأس هؤلاء أستاذنا الكبير محمد قطب، والشيخ أمين سراج، والدكتور حمدي أرسلان، فجزى الله الجميع أفضل الجزاء.كما لا يفوتني أن أشكر أيضًا أستاذنا الدكتور علي بن عباس الحكمي الذي تقضل مشكورًا غير مرة، بإعطائي بعض المراجع الهامة في البحث، ووفر لي صعوبة الحصول عليها، ولكل من مدَّ يد المساعدة والنصح.كما أشكر لِلشيخين الفاضلين، والأستاذين الكريمين تفضلهما مشكورين -مأجورين إن شاء الله تعالى- بقبول مناقشة هذه الرسالة مع كثرة الأعمال التي يقومان بها، وهما:فضيلة شيخنا: الأستاذ الدكتور علي بن نفيع العلياني، أستاذ العقيدة الإسلامية في جامعة أم القرى.وفضيلة الأستاذ الدكتور: عطية بن عتيق الزهراني، أستاذ العقيدة
İslâmî [olan] Medîne-i Münevvere'deki İslâm Üniversitesi'nde, onun sahibine en üstün salât ve en tam selâm olsun. Ayrıca münazaraya teşrif eden herkese teşekkür ederim. Özellikle küçüklüğümden beri bana ilmi sevdiren amcam Profesör Hızran ez-Zehrânî'yi anmak isterim; Allah onu en hayırlı karşılıkla mükâfatlandırsın. Ve son olarak, araştırmacılara en kolay araştırma ve çalışma vasıtalarını kolaylaştıran o köklü üniversite, Ümmü'l-Kurâ Üniversitesi'ne teşekkür ederim; o yüce yapıyı temsilen, Kitap ve Sünnet, davet, akide, kıraatler ve medya alanlarında onlarca davetçi, âlim ve uzman yetiştiren ve halen yetiştirmeye devam eden bu mübarek fakülte, Davet ve Usûlüddîn Fakültesi'ne ve ona emanet edilen ve hizmet eden herkese. Allah'ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip eyle; bâtılı bâtıl olarak göster ve ondan kaçınmayı nasip eyle. Allah'ım! İhtilâf edilen hak hususlarda bizi izninle doğruya ilet; şüphesiz Sen dilediğini dosdoğru yola iletirsin. Allah'ım! Bize faydalı olanı öğret, öğrettiklerinle bizi faydalandır ve ilmimizi artır; şüphesiz Sen, Alîm ve Hakîm'sin. Allah'ım! Sözde ve işte ihlâs dileriz. Allah'ım! Bile bile Sana şirk koşmaktan Sana sığınırız; bilmeyerek Sana şirk koşmaktan da Sana sığınırız. Senin Rabbin, izzet sahibi Rab, onların nitelendirdikleri şeylerden münezzehtir. Selâm gönderilen peygamberlere olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
الإسلامية في الجامعة الإسلامية بالمدينة المنورة، على صاحبها أفضل الصلاة وأتم السلام.كما أشكر كل من تكرَّم بحضور المناقشة، وأخص بالذكر منهم عمي الأستاذ خضران الزهراني الذي حببني في العلم منذ الصغر، فجزاه الله خير الجزاء.والشكر أخيرًا لجامعة أم القرى -تلك الجامعة العريقة- التي يسرت للباحثين أيسر الوسائل للبحت والدراسة ممثلة في ذلك الصرح الشامخ، كلية الدعوة وأصول الدين، هذه الكلية المباركة التي خرَّجت وما زالت تخرج عشرات من الدعاة والدارسين والمتخصصين في الكتاب والسنّة والدعوة والعقيدة والقراءات والإعلام، ولكل من ائتمن عليها، وقام بخدمتها.اللهم أرنا الحق حقًا وارزقنا اتباعه، وأرنا الباطل باطلًا وارزقنا اجتنابه.اللهم اهدنا لما اختلف فيه من الحق بإذنك إنك تهدي من تشاء إلى صراط مستقيم.اللهم علمنا ما ينفعنا وانفعنا بما علمتنا وزدنا علمًا إنك أنت العليم الحكيم.اللهم إنا نسألك الإخلاص في القول والعمل.اللهم إنا نعوذ بك أن نشرك بك ونحن نعلم ونعوذ بك أن نشرك بك ونحن لا نعلم.سبحان ربك رب العزة عما يصفون، وسلام على المرسلين، والحمد لله رب العالمين.
Giriş: İman meselesi, tâife ve fırkaların bu husustaki mezhepleri ve bunlardan râcih olanın beyanı: İman meselesi, hiç şüphesiz İslam akîdesinin en önemli meselelerindendir. Yine şüphe yoktur ki ümmette vuku bulan ilk ihtilaf bu mesele üzerinde olmuştur. Bu ihtilaf, birçok fırkanın görüşlerinin şekillendiği temel bir eksen hâline gelmiş ve her bir fırka için belirgin bir alamet olmuştur. İman meselesi, insanların zulümattan nura çıkmalarına vesile olan yüce asıldır. Bu asıl ile saadete erenler şekavete düşenlerden, Allah'ın evliyâsı düşmanlarından ayırt edilir. Bu asıl sayesinde dünyada hoş bir hayata, güzel bir karşılığa ve Naîm cennetlerinde büyük bir ecre nail olunur: {Kim erkek olsun kadın olsun, mümin olarak salih amel işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatırız ve onların ecirlerini yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlandırırız} (en-Nahl 16/97). Muhaddes (sonradan ortaya çıkan) fırkaların bu mesele etrafındaki ihtilafları, Müslümanlar nezdinde bu büyük mânâların birçoğunu ifsat etmiş, çoğu zaman onu hayatla hiçbir ilgisi olmayan, bâhî (soluk) bir akli meseleye dönüştürmüşlerdir. Bu fırkalardan bazılarının, fiilen imanı hayattan ayırma çağrısında bulunmalarıyla iş daha da vahimleşmiştir; nitekim onlar amelleri imandan çıkarmakta ısrar etmişlerdir. Biz istiyoruz ki bu büyük dava, hayrü'l-kurûn (asr-ı saadet) metodu üzere çağdaş İslam davalarına rehberlik etsin ve ümmeti yeniden diriltmede dayanacağımız asıl kök olsun. İman meselesinde tâife ve fırkaların mezheplerini bilmeden önce, bu kelimenin lügatteki mânâsına kısaca göz atmak gerekir. Şöyle deriz: İman lügatte: Ezherî şöyle der: 'Lügat âlimleri ve diğerleri, imanın...'
تمهيدمسألة الإيمان، ومذاهب الطوائف فيها، وبيان الراجح منها:تعد مسألة الإيمان من أهم مسائل العقيدة الإسلامية على الإطلاق، ولا ريب أن أول خلاف وقع في الأمة كان فيها، وكان الخلاف فيها محورًا رئيسيًا تبلورت حوله آراء عدة فرق، وصار معلمًا بارزًا لكل منها.ومسألة الإيمان هي الأصل العظيم، الذي يخرج به الناس من الظلمات إلى النور، وبه يتميز السعداء من الأشقياء، وأولياء الله من أعدائه، وبه تنال الحياة الطيبة في الدنيا، والجزاء الحسن، والأجر العظيم في جنات النعيم {مَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيَاةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُمْ بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (٩٧)} [النحل: ٩٧].ولقد أفسد الخلاف فيها بين الفرق المحدثة على المسلمين كثيرًا من معانيها العظيمة، وأحالوها في كثير من الأحيان إلى مجرد قضية عقلية باهتة، لا علاقة لها بالحياة، وعظم الخطب حين نادت بعض هذه الفرق بفصلها -فعلًا- عن الحياة، وذلك يوم أصرَّت على إخراج الأعمال من الإيمان.وإننا لنريد أن تعود هذه القضية الكبرى رائدةً للقضايا الإسلامية المعاصرة، على منهج خير القرون، وأن تكون هي الأصل الأصيل الذي نعتمد عليه في بعث الأمة من جديد.وقبل معرفة مذاهب الطوائف والفرق في مسألة الإيمان، لا بد من إطلالة موجزة على معنى هذه الكلمة في اللغة فنقول: الإيمان لغة:يقول الأزهرى: "اتفق أهل العلم من اللغويين وغيرهم أن الإيمان
Mânâsı tasdiktir. Allah Teâlâ, Yûsuf’un kardeşleri hakkında hikâye ederek şöyle buyurur: {وَمَا أَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا} [Sen bize inanacak değilsin]. Tefsir âlimleri, bunun mânâsının “Sen bizi tasdik edecek değilsin” olduğunda ihtilâf etmemişlerdir (1). Cevherî, Nûn Bâbı, Elif Faslı’nda “emene” kelimesinin mânâsı hakkında şöyle der: “el-Emân ve el-emâne aynı mânâdadır. ‘E-mine’ fiilinden ‘emintü fe-enâ âmin’ denir; ‘âmene’ ise başkasına emniyet vermektir; bu da emn ve emândan gelir. el-Îmân ise tasdiktir. Allah Teâlâ el-Mü’min’dir; çünkü kullarına zulmetmeyeceği hususunda onlara güven vermiştir” (2). Râgıb el-İsfahânî şöyle der: “Âmene fiili iki vecih üzere kullanılır: Birincisi; kendisiyle müteaddi olarak ‘âmentühû’ denir, yani ona emniyet verdim. Buradan hareketle Allah’a Mü’min denilmiştir. İkincisi ise müteaddi olmayıp mânâsı ‘emn sahibi oldu’ demektir. Allah Teâlâ: {وَمَا أَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِقِينَ} [doğru söyleyenler olsak bile sen bize inanacak değilsin] buyurur. Bunun mânâsı ‘bizi tasdik edici değilsin’ şeklinde söylenmiştir. Ancak îmân, beraberinde emn bulunan tasdiktir” (3). Kâmûsü’l-Muhît sahibi şöyle der: “Âmene bihî îmânen: Onu tasdik etti. el-Îmân: Güven, boyun eğme/tezellül gösterme ve şeriatı kabul etmektir” (4). İbn Fâris ve İbn Manzûr da buna yakın ifadeler zikretmişlerdir (5). Buna göre, bu kelimenin lügatteki mânalarından birinin emn, diğerinin ise tasdik olduğunu görmekteyiz. Kādî Ebû Bekr İbnu’l-Arabî de buna işaret etmiş ve ilk mânâya (emn) delil olarak Nâbiga’nın şu sözünü getirmiştir: “Kuşların sığınanlarını koruyan, Mekke kafilelerinin Ğayl ile Sind arasında onları sıvazladığı/okşadığı kimse” (6). Şeyhülislâm İbn Teymiyye (rahmetullahi aleyh) şu görüştedir: Îmân’ın lügatteki mânâsının ikrar olduğunu söyleyenler de vardır (7).
معناه التصديق، قال تعالى حكاية عن إخوة يوسف: {وَمَا أَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا} لم يختلف أهل التفسير أن معناه: وما أنت بمصدق لنا" (١).ويقول الجوهري في باب النون، فصل الألف، عن معنى كلمة أمن: "الأمان والأمانة بمعنى، وقد أمِنْتُ فأنا آمن، وآمنت غيري، من الأمن والأمان، والإيمان: التصديق، والله تعالى المؤمن، لأنه آمن عباده من أن يظلمهم" (٢).ويقول الراغب الأصفهاني: "آمن إنما يقال على وجهين: أحدهما: متعديًا بنفسه، يقال: آمنته، أي جعلت له الأمن، ومنه قيل لله مؤمن، الثاني: غير متعدٍ، ومعناه صار ذا أمن، قال تعالى: {وَمَا أَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِقِينَ} قيل معناه: بمصدق لنا، إلا أن الإيمان هو التصديق الذي معه أمن" (٣).ويقول صاحب القاموس المحيط: "آمن به إيمانًا، صدقه، والإيمان الثقة، وإظهار الخضوع، وقبول الشريعة" (٤).وذكر ابن فارس، وابن منظور، قريبًا من هذا الكلام (٥).وعلى هذا نجد أن من معاني هذه الكلمة في اللغة الأمن، والتصديق.وإلى ذلك أشار القاضي أبو بكر بن العربي، واستدل على المعنى الأول بقول النابغة:والمؤمن العائذات الطير يمسحها. . . ركبان مكة بين الغَيل والسند (٦)ويرى شيخ الإسلام ابن تيمية رحمه الله، أن هناك من يقول: إن معنى الإيمان في اللغة هو الإقرار (٧).(١) تهذيب اللغة (١٥/ ٥١٣).(٢) الصحاح (٥/ ٢٠٧١).(٣) المفردات في غريب القرآن (٢٦).(٤) القاموس المحيط (١٥١٨).(٥) لسان العرب (١٣/ ٢١)، مجمل اللغة (١/ ١٠٢).(٦) أحكام القرآن ٢١/ ٥٠٦).(٧) الإيمان الكبير (١٠١).
Şeyhülislam, tahkikini üstlendiğimiz kitabında, îmanın «emn'den alınmıştır ki emn, tuma'nînedir; nitekim ikrar lafzı 'karra-yekirru'dan alınmış olup 'âmene-ye'minu'ya yakındır... Böylece mü'min, emnin içindedir» şeklinde olduğunu ileri sürmektedir (1). Levâmi'u'l-Envâr sahibi es-Safârînî bu üç görüşü zikretmiştir (2). Bununla birlikte bazı dil âlimleri, îmanın lügatte tasdik olduğu hususunda ittifak bulunduğunu belirtmişlerdir (3). Bazı kelâmcılar –el-Bâkıllânî gibi– bu hususta icmâ bulunduğunu iddia etmişlerdir (4). İttifak iddiası ve evleviyetle icmâ iddiası nazara açıktır; zira biz, bazı dil âlimlerinin, îman kelimesinin lügatteki anlamlarından birinin de emn olduğunu zikrettiklerini görmüş bulunuyoruz. Bununla birlikte bu meselede dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır: Şöyle ki, birçok dil âlimi –özellikle ilerleyen dönemdekiler– kelâm ilmi ve mütekellimlerin ıstılahlarından etkilenmişlerdir. Bu sebeple, akide ıstılahlarıyla ilgili lafız ve manalar hakkında söylediklerine bakarken ihtiyatlı olmak gerekir. Istılahî anlamda îmana gelince: Bu hususta farklı görüşler bulunmaktadır (5):
1- Fırka-i nâciye ve tâife-i mansûre olan Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat der ki: Îman, kavil ve ameldir. Kavil, kalbin kavli ve lisanın kavlini kapsar; amel ise kalbin ameli ve âzâların ameli kapsar. Yahut: Kalben itikad, lisanen ikrar ve âzâlarca ameldir.
2- Havâric ve Mu'tezile ise –Selef'in sözünün zâhirine uygun olarak– şöyle derler: Îman, kalben itikad, lisanen ikrar ve âzâlarca ameldir.
(1) Cibrîl Hadisi Şerhi (414).
(2) eş-Şeyh Muhammed b. Ahmed es-Safârînî'nin Levâmi'u'l-Envâri'l-Behiyye'si (1/404).
(3) Nitekim İbn Manzûr, Lisânü'l-Arab'ında (13/21) bunu zikretmiştir.
(4) Bu konuya dair reddiyenin, îman konusundaki mezheplerin tartışılması esnasında ele alınacağı gelecektir.
(5) Şu hususa dikkat çekmek isteriz ki, bu görüşlerin kaynaklarından belgelendirilmesi, kitabın metninin tahkiki sırasında yapılmıştır.
بل إن شيخ الإسلام ليذهب في الكتاب الذي نقوم بتحقيقه إلى أن الإيمان "مأخوذ من الأمن، الذي هو الطمأنينة، كما أن لفظ الإقرار مأخوذ من قر يقر، وهو قريب من آمن يأمن. . . فالمؤمن داخل في الأمن" (١).وذكر صاحب لوامع الأنوار هذه الأقوال الثلاثة (٢).على أن بعض علماء اللغة ذكر الاتفاق على أن الإيمان في اللغة هو التصديق (٣)، وادعى بعض المتكلمين -كالباقلاني- الإجماع على ذلك (٤)، ودعوى الاتفاق ومن باب أولى دعوى الإجماع محل نظر، فقد رأينا أن بعض علماء اللغة ذكروا أن من معاني كلمة الإيمان في اللغة الأمن.على أن هناك مسألة هامة ينبغي التنبيه لها في أثناء الخوض في هذه القضية، وهي أن كثيرًا من علماء اللغة -خصوصًا المتأخرين منهم- متأثرون بعلم الكلام واصطلاحات المتكلمين، ومن هنا وجب الحذر في النظر فيما يتكلمون في من ألفاظ ومعانٍ تعلق بمصطلحات العقيدة. وأما الإيمان في الاصطلاح:فقد تعددت الأقوال فيه (٥):١ - فأهل السنّة والجماعة الذين هم الفرقة الناجية والطائفة المنصورة يقولون: الإيمان قول وعمل، فالقول يشمل قول القلب وقول اللسان، والعمل يشمل عمل القلب وعمل الجوارح، أو هو: اعتقاد بالقلب، وقول باللسان، وعمل بالجوارح.٢ - والخوارج والمعتزلة يقولون كظاهر قول السلف: الإيمان اعتقاد بالقلب، وقول باللسان، وعمل بالجوارح.(١) شرح حديث جبريل (٤١٤).(٢) لوامع الأنوار البهية للشيخ محمد بن أحمد السفاريني (١/ ٤٠٤).(٣) كما ذكر ذلك ابن منظور على سبيل المثال في لسان العرب (١٣/ ٢١).(٤) سيأتي الكلام عن الرد على هذه القضية عند التعرض لمناقشة المذاهب في الإيمان.(٥) نود التنبيه إلى أن توثيق هذه الأقوال من مصادرها قد تم خلال تحقيق متن الكتاب.
Fakat onlar (bu fırkalar), büyük günah (kebîre) işleyenin îmânını bâtıl kıldığını (ihbât) ve sahibini tekfîr ederler —Hâricîler'in yaptığı gibi— yahut onu iki mertebe arasında bir mertebeye indirirler —Mu‘tezile'nin yaptığı gibi— her iki grubun da büyük günah işleyenin cehennemde ebedî kalacağı konusunda ittifak etmeleriyle birlikte. Bir de Mürcie vardır; kolları farklı olmakla birlikte amelleri îmân kavramının dışında tutma konusunda ittifak etmişlerdir. 3 – Fukahâ Mürcie'si şöyle der: Îmân, kalbin tasdîki ve dilin ikrârıdır. 4 – Kerrâmiyye şöyle der: Îmân, dilin sözüdür. 5 – Cehmiyye şöyle der: Îmân, yalnızca mârifettir. 6 – Eş‘arîler ve Mâtürîdîler şöyle der: Îmân, tasdîktir (1).
Biz, kitabın meselelerini incelerken —inşâallah— bu fırkaların görüşlerini ve delillerini ayrıntılı olarak ele alacağız. Tâ ki, Selef'in üzerinde olduğu, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'in benimsediği mezhebin hiçbir şüphe olmaksızın hak mezhep olduğu; onun dışındakilerin ise bâtıl olduğu ve bâtıllığında hiçbir kuşku bulunmadığı açıkça ortaya çıksın. Selef'in mezhebini beyân edip ortaya koyduğumuzda diğer mezheplerin çöküp yok olacağını göreceğiz. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {Bilâkis biz hakkı bâtılın üzerine atarız, onu parçalar; bir de bakarsın ki bâtıl yok olup gitmiştir. Vasfettiğiniz şeylerden dolayı vay halinize!} [Enbiyâ Sûresi, 18].
(1) el-Îmân, Ebû Ubeyd (53); el-Îmân, İbn Mende (1/331); et-Tebsîr fî Me‘âlimi‘d-Dîn, Ebû Ca‘fer et-Taberî (188/189); el-İntisâr fî’r-Redd ‘ale’l-Mu‘tezileti’l-Eşrâr, el-‘Umrânî (3/736); Şerhu’l-‘Akîdeti‘t-Tahâviyye, İbn Ebî’l-‘İzz (2/459); Şerhu’l-Usûli’l-Hamse, Kâdî Abdülcebbâr el-Mu‘tezilî (708-709); Şerhu’l-‘Akâidi’n-Nesefiyye (156); Fethu’l-Bârî (1/46); Levâmi‘u’l-Envâr (1/405).
غير أنهم يحبطون الإيمان بالكبيرة، ويكفرون صاحبها -كما فعلت الخوارج- أو ينزلونه في منزلة بين المنزلتين -كما صنعت المعتزلة- مع اتفاق الفريقين على خلود صاحبها في النار.وهناك المرجئة على اختلاف طوائفها التي اتفقت على إخراج الأعمال من مسمى الإيمان.٣ - فمرجئة الفقهاء يقولون: الإيمان تصديق بالقلب، وإقرار باللسان.٤ - والكرامية يقولون: الإيمان قول باللسان.٥ - والجهمية يقولون: الإيمان هو المعرفة فقط.٦ - والأشاعرة والماتريدية يقولون: الإيمان هو التصديق (١).وسنعرض أثناء دراسة مسائل الكتاب -إن شاء الله- لآراء هذه الفرق بالتفصيل ومآخذها، ليظهر لنا جليًا أن مذهب السلف الذي عليه أهل السنّة والجماعة هو المذهب الحق لا ريب فيه، وأن ما سواه هو الباطل الذي لا شك في بطلانه.وأننا ما إن نقوم ببيان مذهب السلف وإظهاره حتى تتهاوى المذاهب الأخرى، فإذا هي زاهقة، قال تعالى: {بَلْ نَقْذِفُ بِالْحَقِّ عَلَى الْبَاطِلِ فَيَدْمَغُهُ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ وَلَكُمُ الْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ (١٨)} [الأنبياء: ١٨].(١) الإيمان لأبي عبيد (٥٣)، الإيمان لابن منده (١/ ٣٣١)، التبصير في معالم الدين لأبي جعفر الطبري (١٨٨/ ١٨٩)، الانتصار في الرد على المعتزلة الأشرار للعمراني (٣/ ٧٣٦)، شرح العقيدة الطحاوية لابن أبي العز (٢/ ٤٥٩)، شرح الأصول الخمسة للقاضي عبد الجبار المعتزلي (٧٠٨ - ٧٠٩)، شرح العقائد النسفية (١٥٦)، فتح الباري (١/ ٤٦)، لوامع الأنوار (١/ ٤٠٥).
Birinci Bahis: Müellifin (rahimehullah) Terceme-i Hâli
Hayatlarında ve vefatlarından sonra ilim, rey ve fikir ehli tarafından hayli vefalı bir alâkaya mazhar olan âlimler azdır. Bu âlimlerin en önde geleni hiç şüphesiz Şeyhülislâm İbn Teymiyye (rahmetullahi aleyh)dir. Araştırmacı –bir tarafa okuyucu– bu zâtın telifâtını ve hakkında yazılanları kuşatmaktan neredeyse âciz kalır. Şeyhülislâm'ın hasımlarının ona tuzak kurmalarına, aleyhinde birleşmelerine, eserlerini yok etmek, da'vetini engellemek veya kısıtlamak uğrunda cansiperâne uğraşmalarına rağmen Allah Azze ve Celle ona sonrakiler arasında sâdık bir nam nasip etmiş, tuzaklarını kendi boğazlarına çevirmiştir. Kendi zamanlarında parlayan, Şeyhülislâm'a düşmanlık besleyen ve onun devrinde tedris, fetva ve kaza makamlarını işgal eden nice isim tarihin meçhullerinde kaybolup gitmiş; onun ilmi ve eserleri ise Allah Azze ve Celle'nin bu ümmete her yüz yılın başında din işini tecdid edecek birini göndereceğine şahitlik eder hâlde baki kalmıştır [el-A‘lâmü’l-‘aliyye (9)]. Eğer Şeyhülislâm İbn Teymiyye hicrî sekizinci asrın müceddidi değilse kimdir?
Terceme-i hâli uzun tutmayacağız, zira Şeyh için pek çok kişi biyografi yazmıştır [Eski âlimlerden Şeyhülislâm hakkında müstakil biyografi kaleme alanlar: Hâfız Ömer b. Ali el-Bezzâr, "el-A‘lâmü’l-‘aliyye fî menâkıbi Şeyhülislâm İbn Teymiyye"; Hâfız İbn Abdülhâdî, "el-‘Ukūdü’d-dürriyye min menâkıbi Şeyhülislâm İbn Teymiyye" –ki ikisi de talebeleridir–; Şeyh Mar‘î b. Yûsuf el-Kermî el-Hanbelî, "el-Kevâkibü’d-dürriyye fî menâkıbi'l-müctehid İbn Teymiyye" ve "eş-Şehâdetü’z-zekiyye fî senâi'l-eimme alâ İbn Teymiyye"; İbn Nâsırüddîn ed-Dımaşkî, "er-Reddü’l-vâfir". Gayr-i müstakil tercümelere gelince, Zehebî'nin "Züyûlü'l-İber" dâhil olmak üzere birçok kitabında yazdıkları misali bunlardan çoktur.]
المبحث الأول ترجمة المؤلف رحمه اللهقلة من العلماء هم الذين لقوا عناية وافرة في حياتهم، وبعد مماتِهم، من قبل أهل العلم والرأي والفكر، ولعل من أبرز هؤلاء العلماء بلا منازع شيخ الإسلام ابن تيمية رحمة الله، وإن الباحث -فضلًا عن القارئ- يكاد يعجز عن أن يحيط بمؤلفات هذا العالم وبما كتب عنه، ومع كيد أعداء شيخ الإسلام له، واجتماعهم على النيل منه، واستماتتهم في طمس آثاره، ومصادرة دعوته، أو الحجر عليها، إلا أن الله عز وجل قد جعل له لسان صدق في الآخرين، ورد كيدهم في نحورهم، وضاعت أسماء لامعة في زمانها كانت تناصب شيخ الإسلام العداء، واعتلت في زمنه مناصب التدريس والفتوى والقضاء، ضاعت في مجاهيل التاريخ، وبقي علمه وآثاره شاهدة على أن الله عز وجل يبعث لهذه الأمة على رأس كل مائة عام من يجدد لها أمر دينها، وإن لم يكن شيخ الإسلام ابن تيمية مجدد القرن الثامن الهجري، فمن يكون (١)؟ .ولن تطول بنا الترجمة، فقد ترجم للشيخ الكثيرون (٢)، ولكن يكفي(١) الأعلام العلية (٩).(٢) وممن كتب عن شيخ الإسلام من الأقدمين ترجمة مستقلة: الحافظ عمر بن علي البزار في كتابه: "الأعلام العلية في مناقب شيخ الإسلام ابن تيمية"، والحافظ ابن عبد الهادي في كتابه: (العقود الدرية من مناقب شيخ الإسلام ابن تيمية"، وهما من تلاميذه، والشيخ مرعي بن يوسف الكرمي الحنبلي في كتابيه: "الكواكب الدرية في مناقب المجتهد ابن تيمية"، و "الشهادة الزكية في ثناء الأئمة على ابن تيمية"، وابن ناصر الدين الدمشقي في كتابه "الرد الوافر"، وأما التراجم غير المستقلة فكثيرة منها، ما ترجمه الذهبي له في عدد من كتبه، منها: "ذيول العبر" =
Bunlardan biri, özetleyip tanımlayan, az sözle çok anlam ifade eden, açıklayan ve beyan edendir. Zira O'nun (Şeyhülislam'ın) hayatının büyük dönüm noktaları göz önünde apaçık ortadadır; gayret ve davetinin pek çok tafsilatı ise zihinlerde mevcuttur. Şimdi de Şeyhülislam'ın hal tercümesi şu başlıklar altında —Allah Teâlâ'nın izniyle— ele alınacaktır: Birincisi: İsmi ve Nesebi: O, Şeyhülislam Takıyyüddin Ebu'l-Abbas Ahmed b. eş-Şeyh el-Allâme Şihâbüddin Ebi'l-Mehâsin Abdülhalîm b. eş-Şeyh el-İmâm el-Allâme Şeyhülislam Mecdüddin Ebi'l-Berekât Abdüsselâm b. Abdullah b. Ebi'l-Kâsım el-Hızır b. Muhammed b. el-Hızır b. Ali b. Abdullah b. Teymiyye en-Nemîrî el-Harrânî (1), Dımaşk sakinidir. = (157), "el-Mu'cemü'l-Muhtas" (s. 25-28), "Mu'cemü'ş-Şuyûh" (1/55-57), "Düvelü'l-İslâm" (2/237), "Zeylü Târîhi'l-İslâm" (s. 324-330), "Tezkiretü'l-Huffâz" (4/228) ve O'nun (İbn Teymiyye'nin) "el-Bidâye ve'n-Nihâye"deki hal tercümesi (14/141-145). Hafız İbn Kesir (rahimehullah) —ki O, Şeyhülislam'ın talebelerindendir— yaklaşık otuz beş yıllık bir dönemi kapsayacak şekilde, Şeyhülislam'a dair pek çok haberi tarihinde muhtelif yerlerde zikretmiştir. O'nun hal tercümesi şu eserlerde de yer almaktadır: "el-Vâfî bi'l-Vefeyât" (7/15-33), "Fevâtü'l-Vefeyât" (1/74-80), "Zeylü Tabakāti'l-Hanâbile" (2/387-408), "ed-Dürerü'l-Kâmine" (1/144), "en-Nücûmü'z-Zâhire li-İbn Tağrîberdî" (9/271), "Tabakātü'l-Huffâz li's-Suyûtî" (s. 516), "Şezerâtü'z-Zeheb" (8/142-150), "el-Bedru't-Tâli‘" (1/63), "Celâü'l-Ayneyn li'l-Âlûsî" (s. 5-14). O'nun (İbn Teymiyye) hakkında muhasır (çağdaş) yazarlar pek çok eser kaleme almıştır; bunlar arasında Şeyh Ebû Zehre, Muhammed Kürd Ali, Dr. Ömer Ferruh, Dr. Muhammed Halîl Herrâs, Şeyh Ebu'l-Hasan en-Nedvî ve diğerleri zikredilebilir. Hindistan'ın Benâres şehrindeki es-Selefiyye Üniversitesi'nde, Şeyhülislam İbn Teymiyye hakkında milletlerarası bir sempozyum düzenlenmiştir (3/18 - 2/4 - 1408 h.). Bu sempozyumda, bir grup âlim ve araştırmacı tarafından O'nun (rahimehullah) hayatının temel yönlerini ele alan kırkı aşkın tebliğ sunulmuştur. (1) Harrânî nisbesi, Dicle ile Fırat arasında, Diyarbekir civarında bulunan Harrân'a nispetledir (bugün Kürdistan Türkiye'sinde). Mu'cemü'l-Büldân (2/235). Şu hususa dikkat çekmek isterim ki, müverrihlerin çoğu —hatta ekserisi— Şeyhülislam İbn Teymiyye'nin mensup olduğu kabileyi zikretmemiş; yalnızca Harrân ve Dımaşk'a nispet etmişlerdir. Bazıları ise —ki doğrusu budur— onun Arap neslinden olduğunu belirtmiş ve nisbesinde Nemîrî'yi, yani Benî
من ذلك ما أوجز وعرَّف، وقل ودل، وأبان وأوضح، فمعالم حياته الكبرى واضحة للعيان، وكثير من تفصيلات جهوده ودعوته ماثلة في الأذهان.وسيكون الحديث عن ترجمة شيخ الإسلام حسب العناوين التالية بمشيئة الله تعالى: أولًا: اسمه ونسبه:هو شيخ الإسلام تقي الدين أبو العباس أحمد بن الشيخ العلامة شهاب الدين أبي المحاسن عبد الحليم بن الشيخ الإمام العلامة شيخ الإسلام مجد الدين أبي البركات عبد السلام بن عبد الله بن أبي القاسم الخضر بن محمد بن الخضر بن علي بن عبد الله بن تيمية النميري الحراني (١)، نزيل دمشق.= (١٥٧)، و "المعجم المختص" (٢٥ - ٢٨)، و "معجم الشيوخ" (١/ ٥٥ - ٥٧)، و "دول الإسلام" (٢/ ٢٣٧)، و "ذيل تاريخ الإسلام" (٣٢٤ - ٣٣٠) وتذكرة الحفاظ (٤/ ٢٢٨)، وترجمته في البداية والنهاية (١٤/ ١٤١ - ١٤٥)، وقد أورد الحافظ ابن كثير رحمه الله أحد تلاميذه كثيرًا من أخبار شيخ الإسلام المتفرقة في تاريخه على فترة زمنية استغرقت قرابة خمسة وثلاثين عامًا، وترجمته ني: "الوافي بالوفيات" (٧/ ١٥ - ٣٣)، و"فوات الوفيات" (١/ ٧٤ - ٨٠)، وذيل طبقات الحنابلة (٢/ ٣٨٧ - ٤٠٨)، والدرر الكامنة (١/ ١٤٤)، والنجوم الزاهرة لابن تغري بردي (٩/ ٢٧١)، وطبقات الحفاظ للسيوطي (٥١٦)، وشذرات الذهب (٨/ ١٤٢ - ١٥٠)، والبدر الطالع (١/ ٦٣)، وجلاء العينين للألوسي (٥ - ١٤). وقد كتب المحاصرون عن شيخ الإسلام كثيرًا، ومنهم الشيخ أبو زهرة، ومحمد كرد علي، ود. عمر فروخ، ود. محمد خليل هراس، والشيخ أبو الحسن الندوي، وغيرهم وقد أقيمت ندرة عالمية فى الجامعة السلفية ببنارس في الهند، عن شيخ الإسلام ابن تيمية، (٣/ ١٨ - ٢/ ٤ - ١٤٠٨ هـ)، وقدم فيها أكثر من أربعين بحثًا، تناولت جوانب رئيسية من حياته رحمه الله، لمجموعة من العلماء والباحثين.(١) الحرَّاني نسبة إلى حرَّان الواقعة في ديار بكر بين دجلة والفرات (وهي اليوم في كردستان تركيا) معجم البلدان (٢/ ٢٣٥).وأود التنبيه إلى أن أكثر المؤرخين -بل جلّهم- لم يذكروا القبيلة التي ينتسب إليها شيخ الإسلام ابن تيمية؛ وإنما نسب إلى حرَّان وإلى دمشق، وقد ذكر بعضهم -وهذا هو الصحيح- أنه عربي النسب، وذكروا في نسبته النميري من قبيلة بني =