Kelim (kelimeler): isim, fiil ve isim de fiil de olmayıp bir mana için gelen harftir.
فالكَلِم: اسمٌ، وفِعْلٌ، وحَرْفٌ جاء لمعنّى ليس باسم ولا فعل.
İsim: racül (adam), feres (at) ve hâit (duvar) gibidir.
فالاسمُ: رجلٌ، وفرسٌ، وحائط. وأما الفعل
Fiile gelince, o isimlerin hadeslerinin (olay/eylem anlamlarının) lafzından alınmış örneklerdir; geçmişe, olacak olup henüz vaki olmayana ve vaki olup kesilmemiş olana göre bina edilmiştir (kalıba dökülmüştür).
فأمثلة أُخذتْ من لفظ أحداث الأسماء، وبُنيتْ لما مضى، ولما يكون ولم يقع، وما هو كائن لم ينَقطع. فأما بناء ما مضى فذَهَبَ وسَمِعِ ومِكُث وحُمِدَ. وأما
Geçmişin binasına gelince: zehebe, semi'a, mekuse ve humide gibidir. Henüz vaki olmayanın binasına gelince, o senin emir kipinde: izheb, uktül, idrib demendir; haber kipinde ise: yaktulü, yezhebü, yadribü, yuktalü, yudrabü demendir. Kesilmeyip devam eden ve haber verdiğinde var olan şeyin binası da böyledir.
بناء ما لم يقع فإنّه قولك آمِرًا: اذهَب واقتُلْ واضرِبْ، ومخبرًا: يَقْتُلُ ويَذهَبُ ويَضرِبُ ويُقْتَلُ ويُضرَبُ. وكذلك بناء ما لم يَنقطع وهو كائن إذا أخبرتَ. فهذه الأمثلة التي أُخذت من لفظ أحداث الأسماء، ولها أبنية
İşte bunlar isimlerin hadeslerinin lafzından alınmış örneklerdir; bunların, Allah dilerse açıklanacak olan birçok binası (kalıbı) vardır.
كثيرة ستبيَّن إن شاء الله. والأحداث نحو الضَّرْبِ والحمد والقتل. وأما ما جاء لمعنّى وليس باسم ولا
Hadesler ise darb (vurma), hamd (övme) ve katl (öldürme) gibidir.
فعلٍ فنحو: ثُمَّ، وسَوْف، وواو القسم ولام الإضافة،
Bir mana için gelip isim de fiil de olmayana gelince, o sümme, sevfe, kasem vâvı ve izafet lâmı gibi şeylerdir.
ونحوها. هذا وهي تجري على ثمانية مجارٍ: على النصب والجرَّ والرفع والجزم،
Bu, Arapçada kelimelerin sonlarının cereyan ettiği yollar (mecaraları) babıdır
والفتح والضمّ والكسر والوقف. وهذه المجارى الثمانيةُ يَجمعهنّ
Bunlar sekiz mecra üzere cereyan eder: nasb, cer, ref', cezm, fetha, damme, kesre ve vakf üzere.
في اللفظ أربعةُ أضرب: فالنصبُ والفتح في اللفظ ضربٌ واحد، والجرّ
Bu sekiz mecra, lafızda dört zümrede toplanır: nasb ile fetha lafızda bir zümredir, cer ile kesre lafızda bir zümredir; ref' ile damme de böyledir, cezm ile vakf da böyledir.
والكسر فيه ضرب واحد، وكذلك الرفع والضمّ، والجزم والوقف. وإنّما ذكرتُ لك ثمانية مجار لأفُرقَ بين ما يدخله ضربٌ من هذه الأربعة
Sana sekiz mecra zikretmemin sebebi, bu dördün her birinin, amilin o harfte meydana getirdiği şeye göre girdiği yer ile -ki bunların hiçbiri, o harften zâil olmayan bir şey değildir- bunu meydana getiren amillerden dolayı olmaksızın harfin üzerine bina edildiği ve kendisinden zâil olmayan bina arasını ayırt etmek içindir; bu amillerin her birinin harfte bir lafız çeşidi vardır, işte o harf, i'rab harfidir.
لما يُحِدثُ فيه العامل - وليس شيء منها إلا وهو يزول عنه - وبين ما يُبْنَى عليه الحرفُ بناءً لا يزول عنه لغير شيء أحدثَ ذلك فيه من العوامل، التي لكلّ منها ضربٌ من اللفظ في الحرف، وذلك الحرفُ حرف الإعراب. فالرفع والجر والنصب والجزم لحروفِ الإعراب. وحروفُ الإعراب للأسماء المتمكّنة، وللأفعال
Ref', cer, nasb ve cezm i'rab harfleri içindir. İ'rab harfleri de mütemekkin (i'rab kabul eden) isimler ile başlarında dört ziyade (fâ ilâveleri): hemze, tâ, yâ ve nûn bulunan fâil isimlerine benzeyen muzâri fiiller içindir. Bu da senin: ef'alü ene, tef'alü ente veya hiye, yef'alü hüve, nef'alü nahnü demendir.
المضارِعة لأسماء الفاعلين التي في أوائلها الزوائدُ الأربع: الهمزة، والتاء، والياء، والنون. وذلك قولك: أفْعَلُ أنا، وتَفعل أنتَ أو هي، ويَفعل هو، ونَفعل نحن. والنصب في الأسماء: رأيت زيدًا، والجرّ: مررت بزيد، والرفع:
İsimlerde nasb: raeytü Zeyden (Zeyd'i gördüm) demendir; cer: merertü bi-Zeydin (Zeyd'e uğradım) demendir; ref': hâzâ Zeydün (bu Zeyd'dir) demendir. İsimlerde cezm yoktur; çünkü isimler tam temekküne (i'rab kabiliyetine) sahiptir ve tenvin onlara ilişir; tenvin gittiğinde ise isimde onun gitmesiyle hareke(nin) gitmesini birleştirmezler.
هذا زيدٌ. وليس في الأسماء جزم، لتمكنها وللحاق التنوين، فإذا ذهب التنوين لم يَجمعوا على الاسم ذهابَه وذهاب الحركة. والنصب في المضارع من الأفعال: لن يَفعلَ، والرفع: سيَفعل، والجزم: لم يفعلْ. وليس في الأفعال المضارعة جرٌّ كما أنّه ليس في الأسماء
Muzâri fiillerde nasb: len yef'ale, ref': seyef'alü, cezm: lem yef'al demendir. Muzâri fiillerde cer yoktur, tıpkı isimlerde cezm olmadığı gibi; çünkü mecrur, muzâfun ileyhe dahil olup tenvinin yerini tutar, bu fiillerde ise böyle bir şey yoktur. Bunların fâil isimlerine benzemesi ise şuradandır: sen "inne Abdallahi le-yef'alü" dersin, bu da senin "le-fâilün" sözüne uyar, sanki maksadın bakımından "inne Zeyden le-fâilün" demiş gibi olursun. Bu lâm, isme ilişip fe'ale'ye ilişmediği gibi buna da ilişir. Yine "se-yef'alü zâlike" ve "sevfe yef'alü zâlike" dersin; elif ve lâmın marifelik için isimlere ilişmesi gibi, bir mana için bu iki harf de ona ilişir.
جزم؛ لأن لمجرور داخلٌ في المضاف إليه معاقبٌ للتنوين، وليس ذلك في هذه الأفعال. وإنما ضارعتْ أسماء الفاعلينَ أنَّك تقول: إن عبد الله لَيَفعلُ، فيوافِقُ قولَك: لفاعل، حتَّى كأنّك قلت: إن زيدًا لفاعلٌ فيما تُريد من المعنى. وتلحقه هذه اللام كما لحقت الاسمَ، ولا تلحق فَعَل اللامُ. وتقول سيفعلُ ذلك وسوفَ يفعل ذلك فُتلحِقهُا هذين الحرفين لمعنى كما تَلحق الألف واللام الأسماء للمعرفة. ويبّن لك أنَّها ليست بأسماءٍ أنّك لو وضعتَها مواضعَ الأسماء لم يجزْ ذلك. ألاَ ترى
Bunların isim olmadığını sana şu gösterir: eğer onları isimlerin yerine koysan bu caiz olmaz. Görmez misin ki "inne yadribe ye'tînâ" ve buna benzer şeyleri söylesen bu (düzgün) bir söz olmaz! Ancak mana bakımından bir araya gelmelerinden dolayı fâile benzemiştir. Bunu da yerinde göreceksin.
أنّك لو قلت إنَّ يَضْرِبَ يأتينا وأشباه هذا لم يكن كلامًا؟! إلاّ أنّها ضارعت الفاعل لاجتماعهما في المعنى. وسترى ذلك أيضًا في موضعه. ولدخول اللام قال الله جلّ ثناؤه: «وإن ربك ليحكم بينهم» أي لحاكمٌ. ولِمَا