Mâlik’in Nâfi‘den, Onun da İbn Ömer’den Rivayet Ettiği Kırk Hadis
الأربعون حديثًا من رواية مالك، عن نافع، عن ابن عمر
Ebü’l-Fazl Muhammed b. Ömer b. Ömer el-Fâvî’ye okudum ve dedim ki: Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Hasen es-Süveydâî bana haber verdi; (o da dedi ki:) Ebû Abdillâh Muhammed b. Ahmed b. Hâlid el-Fârikî bizzat dinleme (semâ) yoluyla bize haber verdi; (o da dedi ki:) Ebü’l-Kāsım Abdüssamed b. Muhammed el-Harestânî semâ yoluyla, el-Müeyyed et-Tûsî ise icâzet yoluyla bize haber verdiler. İkisi birden şöyle dediler: Ebû Muhammed Abdullâh b. Sehl b. Ömer es-Sîdî bize haber verdi; birincisi (Harestânî) icâzet yoluyla, ikincisi (Tûsî) semâ yoluyla olduğunu belirtti. (O da dedi ki:) Ebû Osmân Saîd b. Muhammed b. Ahmed en-Nüceyreymî bize haber verdi; Ebû Alî Zâhir b. Ahmed es-Serahsî bize haber verdi; Ebû İshâk İbrâhîm b. Abdissemad el-Hâşimî bize haber verdi; Ebû Mus‘ab Ahmed b. Ebî Bekr ez-Zührî bize rivayet etti; Mâlik bize Nâfi‘den, o da Abdullah b. Ömer’den (radıyallahu anhümâ) rivayet etti: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: «İkindi namazını kaçıran kimse, sanki ailesi ve malı elinden alınıp yok edilmiş gibidir.»
الحديث الأول ١ - قرأت على أبي الفضل محمد بن عمر بن عمر الفاوي، قلت: أخبرني أبو العباس أحمد بن حسن السويدائي، أنا أبو عبد الله محمد بن أحمد بن خالد الفارقي سماعًا، أنا أبو القاسم عبد الصمد بن محمد الحرستاني، سماعًا، والمؤيد الطوسي إجازة، قالا: أنا أبو محمد عبد الله بن سهل بن عمر السيديّ، قَالَ الأول: إجازة، والثاني سماعًا، أنا أبو عثمان سعيد بن محمد بن أحمد النجيرمي، أنا أبو علي زاهر بن أحمد السرخسي، أنا أبو إسحاق إبراهيم بن عبد الصمد الهاشمي، ثنا أبو مصعب أحمد بن أبي بكر الزهري، ثنا مالك، عن نافع، عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما، أن رسول الله ﷺ قَالَ: «الَّذِي تَفُوتُهُ صَلَاةُ الْعَصْرِ كَأَنَّما وُتِرَ أَهْلَهُ، وَمَالَهُ» الحديث الثاني ٢ - وَبِهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ قَالَ: «لا يَتَحَرّى أَحَدُكُمْ، فَيُصَلّي عِنْدَ طُلُوعِ الشَّمْسِ
İkinci Hadis 2. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: «Hiçbiriniz namaz kılmak için özellikle güneşin doğuş ve batış vaktini gözetmesin.»
وَلَا عِنْدَ غُرُوبها» الحديث الثالث ٣ - وَبِهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ كَانَ، يَقُولُ: «إِنَّ الرّجالَ وَالنّساءَ كَانُوا يَتَوَضَّئُونَ
Üçüncü Hadis 3. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Abdullah b. Ömer şöyle diyordu: «Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında erkekler ve kadınlar tek bir kaptan abdest alırlardı.»
فِي زَمانِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ مِنْ إِناءٍ وَاحدٍ» الحديث الرابع ٤ - وَبِهِ، أَنَّ عَبْدَ الله بْنَ عُمَرَ أَذّنَ بِالصّلاةِ في
Dördüncü Hadis 4. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Abdullah b. Ömer, soğuk ve rüzgarlı bir gecede namaz için ezan okudu ve ardından: «Dikkat edin, namazı bulunduğunuz yerlerde (konaklarınızda) kılın!» dedi. Sonra da şöyle ekledi: «Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) soğuk ve yağmurlu gecelerde müezzine: ‘Dikkat edin, namazı bulunduğunuz yerlerde kılın!’ demesini emrederdi.»
لَيْلَةٍ ذَاتِ بَرْدٍ وَرِيحٍ، فَقَالَ: «ألا صَلّوا في الرّحَالِ»، ثم قَالَ: إِنّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ كَانَ يأمُرُ المؤذّنَ إِذَا كَانَتْ لَيْلَةٌ بَارِدَةٌ ذَاتُ مَطَرٍ، يَقُولُ: «أَلا صَلُّوا فِي الرِّحَالِ» الحديث الخامس ٥ - وبِه، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ قَالَ: «إِنّما مَثلُ
Beşinci Hadis 5. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: «Kur’an hafızının (Kur’an ile hemhâl olanın) misali, kösteklenip bağlanmış develerin sahibine benzer. Eğer onları sürekli gözetip kontrol ederse elinde tutar; şayet başıboş bırakırsa kaçıp giderler.»
صَاحِبِ الْقُرْآنِ، كمثلِ صَاحِبِ الإِبِلِ المُعَقَّلَةِ، إنْ عَاهَدَ عَلَيْهَا أَمْسَكَهَا، وَإِنْ أَطْلَقَهَا ذَهَبَتْ» الحديث السادس ٦ - وَبِهِ، " أَنَّ رَجُلًا سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ عَنْ صَلَاةِ اللّيْلِ، فَقَال رَسُولُ
Altıncı Hadis 6. Aynı senedle rivayet edildiğine göre bir adam Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) gece namazını sordu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: «Gece namazı ikişer ikişerdir. Biriniz sabah vaktinin girmesinden endişe ederse, kıldığı namazları tek sayıya bağlayacak tek bir rekât (vitir) kılsın.»
الله ﷺ: «صَلَاةُ اللّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى، فَإذَا خَشِيَ أحَدُكُمُ الصُّبْحَ، صَلّى رَكْعَةً واحِدةً تُوتِرُ لَهُ مَا قَدْ صَلَّى» الحديث السابع ٧ - وَبِهِ، أنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ قَالَ: «صَلَاةُ الْجَماعَةِ أَفْضَلُ مِن صَلَاةِ الفَذِّ بِسَبْعٍ
Yedinci Hadis 7. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: «Cemaat namazı, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.»
وَعِشْرِينَ دَرَجَةً» الحديث الثامن ٨ - بِهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ قَال: «إِذَا جَاءَ أَحَدُكُم الْجُمُعَةَ فَلْيَغْتَسِلْ» الحديث التاسع
Sekizinci Hadis 8. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: «Biriniz cuma namazına geleceği vakit boy abdesti (gusül) alsın.»
٩ - وَبِهِ، " أنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ رَأَى بُصَاقًا في جِدَارِ الْقِبْلَةِ فَحَكّهُ، ثُمَّ أَقْبَلَ عَلى النَّاسِ، فَقَالَ: «إِذَا
Dokuzuncu Hadis 9. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kıble duvarında bir tükürük gördü ve onu kazıdı. Sonra insanlara yönelerek şöyle buyurdu: «Biriniz namaz kılarken önüne doğru tükürmesin; çünkü kişi namaz kıldığı esnada Tebâreke ve Teâlâ olan Allah onun karşısındadır.»
كَانَ أَحَدُكُمْ يُصَلِّي، فَلَا يَبْصُقْ قِبَلَ وَجْهِهِ، فَإِنّ الله تبارك وتعالى قِبَلَ وَجْهِهِ إِذَا صَلَّى» الحديث العاشر ١٠ - وَبِهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ: «كَانَ يُصَلّي قَبْلَ الظُّهْرِ رَكْعَتَيْنِ، وَبَعْدَهَا رَكْعَتَيْنِ،
Onuncu Hadis 10. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem); öğle namazından önce iki rekât, sonrasında iki rekât, akşam namazından sonra evinde iki rekât, yatsı namazından sonra da iki rekât (sünnet) kılardı. Cuma namazından sonra ise (mescitten) ayrılıncaya kadar namaz kılmaz, evine dönünce iki rekât kılardı.
وَبَعْدَ الْمَغْرِبِ رَكْعَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ، وَبَعْدَ صَلِاةِ الْعِشَاءِ رَكْعَتَيْنِ، وَكَانَ لَا يُصَلِّي بَعْدَ الجُمَعَةِ حَتَّى يَنْصَرِفَ فَيُصَلِّيَ رَكْعَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ» الحديث الحادي عشر ١١ - بِهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ:
On Birinci Hadis 11. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem); ramazan fıtır sadakasını, Müslümanlardan hür veya köle, erkek veya kadın herkes üzerine bir sâ‘ hurma yahut bir sâ‘ arpa olarak farz kılmıştır.
«فَرضَ زَكَاةَ الْفِطْرِ مِنْ رَمَضَانَ عَلى النّاسِ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ، أَوْ صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ عَلى كُلِّ حُرٍّ أَوْ عَبْدٍ ذَكرٍ أو أُنْثَى مِنَ الْمُسْلِمِينَ» الحديث الثاني
On İkinci Hadis 12. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ramazan ayından bahsederek şöyle buyurmuştur: «Hilali görmedikçe oruç tutmayın, onu görmedikçe de bayram etmeyin (orucu bırakmayın). Eğer hava bulutlu olur da hilal size kapalı kalırsa, onun hesabını yapın (takdir edin).»
عشر ١٢ - وَبِهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ ذَكَرَ رَمَضَانَ، فَقَالَ: «لَا تَصُومُوا حَتَّى تَرَوُا الْهِلالَ، وَلَا تُفْطِرُوا حَتَّى تَرَوْهُ، فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدُرُوا لَهُ» الحديث الثالث عشر ١٣ - وَبِهِ، أَنَّ رَسُولَ
On Üçüncü Hadis 13. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) visâl orucunu (iftar yapmaksızın peş peşe günlerce oruç tutmayı) yasakladı. «Ey Allah'ın Resûlü, ama sen visâl yapıyorsun?» dediler. Şöyle buyurdu: «Ben sizin durumunuzda değilim; bana (Rabbim tarafından) yedirilir ve içirilir.»
اللَّهِ ﷺ: «نَهى عَنِ الْوِصَالِ»، قَالُوا: إِنَّكَ تُوَاصِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَالَ: «إِنّي لَسْتُ كَهَيْئَتِكُمْ، إِنّي أُطْعَمُ وَأُسْقَى» الحديث الرابع عشر ١٤ - وَبِهِ، " أَنَّ رَجُلًا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ رَأَى
On Dördüncü Hadis 14. Aynı senedle rivayet edildiğine göre Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabından bir kimse rüyasında Kadir Gecesi'nin (ramazanın) son yedi gününde olduğunu gördü. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: «Rüyalarınızın son yedi gün konusunda birbiriyle uyuştuğunu görüyorum. O halde kim onu aramak isterse, son yedi günde arasın.»
لَيْلَةَ الْقَدْرِ فِي الْمَنَامِ فِي السَّبْعِ الْأَوَاخِرِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ: «إِنِّي أَرَى رُؤْيَاكُمْ قَدْ تَوَاطَأَتْ فِي السَّبْعِ الْأَوَاخِرِ، فَمَنْ كَانَ مُتَحَرِّيَهَا فَلْيَتَحَرَّهَا فِي السَّبْعِ الْأَوَاخِرِ» الحديث الخامس عشر ١٥ - وَبِهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ